KARDELENOcak - Şubat - Mart ’2021 ÇYDD GAZİOSMANPAŞA ŞUBESİ RESMİ YAYINI Virgina Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” Kitabı ve Cinsiyet Eşitsizligi Konusu Ceren Demir Murat Çamcı • Elif Şahin • Deniz Bozkaya • Efe Polat • Ahra Beliz Sadıkoğlu Ceren Demir • Zilan Gökçe • Mustafa Altay • Şevvalnur Şahin
İÇİNDEKİLER KARDELEN Sözde Eğitim Özde Doğal Seçilim ‘3 ÇYDD GAZİOSMANPAŞA ŞUBESİ YAYINI Elif Şahin İmtiyaz Sahibi ÇYDD Gaziosmanpaşa Şubesi Sezon Iki ‘5 Yönetim Kurulu Deniz Bozkaya Yayın Sorumlusu Başöğretmen Liderliğinde Eğitim ‘6 Özge ÇAMCI Seferberliği Grafik Tasarım Efe Polat Taşkın Demirel 10 Kasım Büyük Yasımız ‘8 Editör Murat Çamcı Ahra Beliz Sadıkoğlu Adres Şiir ‘9 ÇYDD Gaziosmanpaşa Şubesi Utku Ersoy Çağdaş Etkinlik Merkezi Mustafa Altay Sarıgöl Mah., Laleli Cad. Haydi Karekök Alalım ‘10 No.30, Aydın Pasajı Dr.Murat Çamcı Gaziosmanpaşa / İstanbul Penceremden Insanlar ‘12 Telefon 0 212 616 00 76 Zilan Gökçe 0 554 457 88 66 Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” E-Posta Kitabı ve Cinsiyet Eşitsizliği Konusu ‘16 [email protected] Ceren Demir Dikkat, Marx Istanbul’da ‘23 Elif Şahin Yeni Bir Kitap: Ferfecir ‘41 Şevvalnur Şahin
Kardelen SÖZDE EĞİTİM ÖZDE DOĞAL SEÇİLİM Elif ŞAHİN “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yok- beceremediler. Peki neden diye soralım sun bırakılamaz.” Cümlesi tanıdık geldi ve düşünelim şimdi. Çünkü yeterli alt yapı mi? yoktu ve olası bir uzaktan eğitim sürecine hazır değildik, bunu ön görebilmek için Bu cümleyi çoğumuz derslerde, televiz- çalışma yapılmamış ve bu yüzden yetersiz yonda hep duyuyoruz çünkü bu anaya- kalmıştık. Hatta bu yüzden YÖK “İnterneti, sasının bir maddesi. Anayasada açıkça bilgisayarı olmayan okulunu dondurabi- yazan bu maddeyi ne kadar uyguluyoruz lir.” Gibi bir açıklama yapmıştı. E pes artık! peki? Hadi biraz hem düşünelim hem Sorunun değil çözümün parçası olalım di- yorumlayalım… yen Türkan Saylan’ın kemikleri sızladı, YÖK bunu yanlış anlayıp sorunun parçası olma- Covid-19 süreciyle beraber Mart ayın- yı daha kolay görmüş belli ki. İnternet için dan beri evlerdeyiz ve Ekim’e kadar bü- erişim için Milli Eğitim Bakanlığı sadece tün üniversiteler Ekim’den sonra da çoğu Eba’da kullanılmak üzere internet aktarı- üniversiteler olmak üzere uzaktan eğitim mı yaptı ama neredeyse hiçbir okul Eba’yı sürecine girmiştik. Bu uzaktan eğitim sü- kullanmadı ve haliyle bu internet yetersiz reci bize eğitimin aslında ne kadar yeter- ve gereksiz duruma geldi. Yükseköğretim siz olduğunu ve eğitimde fırsat eşitliğinin Kurumları bununla ilgili zaten hiçbir çalış- olmadığını gösterdi. İlk başta ilköğretim ma yapmadı. Hepsini geçtim, öğrencinin ve ortaöğretim grubu için Eba TV olayını yeterlilik düzeyini belirlemek için sınav ol- çıkardılar ama verim alınamadı, üniver- malıydı ama bu sınav nasıl olacaktı? Tabii siteler kendi sistemlerini denediler ama ki bu konuda da tökezledik çünkü ya öğ- 3
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği retmenlerimiz ya da yöneticiler uğraşmak dersten %70 devam zorunluluğum var ve istemedi ve alakasız sorulardan ya da zor eşitlikten bahsetmesine rağmen sınav için ödevlerden sorumlu olduk. Belki dersle kısaca bilgisayarı olmayan öğrencinin sı- alakası olmayan öğrenciler de bu dönem- navı sağlıklı bir şekilde gerçekleştire- meyeceğini söylüyor. Tutarsızlık diz boyu… den faydalandı ve Devletin sorumlu olduğu şeyleri çalışan ile çalışmayanı yine ayıramadık. bu süreçte STK’lar yapmaya çalıştı. Yaz tatiline kadar bir süre öyle ya da böy- Bilgisayar desteği için birçok der- le atlattık. Bizim sormamız gereken bazı nek çalışmalar yaptı. Bunlardan sorular var ama cevabını alabileceğimiz biri de Çağdaş Yaşamı Destekleme vasıfta kurum ya da kişiler yok. Derneği idi. Adım Adım İyilik Bilgisayarı olmayan öğrenciler ne Kampanyası başlığı altında lise ve yapacak? Bilgisayarı olup evde 2+ üniversite öğrencisi birçok arkada- okuyan kardeşi olan ne yapacak? İnternet erişimi olmayan öğrenci şımızın bilgisayar ve tablet deste- ne yapacak? Devamsızlıklar konu- ğini karşılamak için gönüllü birçok sunda çalışma ortamı derse aktif koşucu bağış topladı. Bu süreçte beledi- katılıma uygun olmayan öğrenci yeler de devlet gibi eksik kaldı maalesef. ne yapacak? Uzaktan eğitimdeki Konu başlığım neden “SÖZDE EĞİTİM, sistemde sınavların düzey belir- ÖZDE DOĞAL SEÇİLİM” biliyor musunuz? lemeleri ne kadar güvenilir? Ben Çünkü sözde eğitim diyoruz ama işin öğretmenlik okuyorum ve Türk Eğitim Sistemi dersi alıyorum ve özünde imkanı olma- derste eğitimde eşitlikten, eğer eşit değilse devletin bu ortamı yaratması yan doğal seçilimle zaten o eleniyor o ka- gerektiğinden bahsediyor. Devamsızlığın tegoride yer alamıyor. Elbet bir gün fırsat bu süreçte olmaması gerektiğini anlatı- eşitliğini yakalayacağız, umarım o zaman yor hoca ve genel resme baktığımızda o da hızlı koşup kaçırmayız. (!) 4
Kardelen SEZON İKİ Deniz BOZKAYA Türkiye’de üniversite diploması olanların işsizlik oranı lise mezunlarından daha Uyandım, yine yeniden. En başa geri yüksek yani eğitim seviyesi yükseldikçe dönmüşüz. Ne acı. Yaptım sabah kahve- işsizlik de artıyor. Anlayacağın biraz mo- mi.Dışarıda kasım yağmurları. Bu havaya tivasyon eksikliğim var ama halledece- Guns N’ Roses-November Rain iyi gider. ğim. Spor konusunda da bu sene yine Açtım perdelerimi, camımı. Toprağın, İstanbul Maratonuna katılamadım. Ama yalnızlığın ve hüznün kokusu vurdu bur- sana söz, her sene olduğu gibi, seneye numa. İçime çektim doya doya. Gözlerim katılacağım. Uzun zamandır güzel bir doldu biraz. Pehh ben de hüzünlenme- şarkı çalamadım, daha doğrusu yeni no- ye yer arıyorum… Oturdum bir filme talar öğrenmek için hiç çaba sarf etme- başladım sarmadı, başucu kitabımı dim. Şimdi sana içimi açınca anla- aldım elime iki sayfadan sonra dım da ben naptım? Neden devam edemedim, sanırım bu kötülüğü kendime ya- o kitap yalnızca kendimi Bir pıyorum? Depremler, tatmin etmek için başu- şiir okudum buram seller, savaşlar, felaket- cumda duruyor, bir şiir buram hürriyet ler, hastalıklar ve daha okudum buram buram nicelerinin olduğu bu hürriyet işlenmişti, onu işlenmişti, onu da dünyada neden ken- da bıraktım, üzgünüm bıraktım, üzgünüm dimi geliştirip yenile- Nazım abi. Öyle dur- meye eriniyorum? Yolun Nazım abi... dum. Hiçbir şey yapma- sonu geldiğinde hepimiz dan. Sanırım ihtiyacım olan yaşadık ve öldük diyeceğiz tek şey durmakmış, öylece, yalın fakat ilkinden o kadar emin de- ayak… Sonra sonra dilim açıldı, uzundur ğilim. Bir şeyler yapmam gerektiğini sohbet etmiyordum kendimle.Canım tekrar anladım. Hiçbir olumsuzluk beni kendim ne çok özledim seni, her fırsatta benliğimden edemez. Ne var yani pan- sana gelmeyi, sana sığınmayı, seni bes- demideysek ? Ona uygun seçerim ben lemeyi, yaşanan her şeye rağmen seni de yollarımı. Ülkede yokuş mu bitti ben sevmeyi ve seni kucaklamayı. Sanırım koşmak istedikçe? Bütün uzuvlarım iş- içimdeki hüznün nedeni sana geleme- levsiz hale gelene kadar kendime ve memdi. Sana verdiğim sözleri yerine çevremde gözleri ilim aşkıyla parlayan getirememiş olmaktan yüzüm olmadı. bütün kız çocuklarına bir şey katmam Evet, hala Bir Baba Hamlet’i izlemeye gerekiyor.Ben öğretmenlerimden böyle gidemedim, kavuk teslimini de izleye- öğrendim. Teşekkürler canım kendim. medim ama pandemi yoksa biliyorsun Sayende benim kim olduğunu tekrar beni… Eğitim mi? Şey kendim; işte sı- gördüm. Şimdi gidiyorum. Nereye mi? nava hazırlanıyorum ya, yani daha doğ- “Oldum “ diyene kadar öğrenip yenilen- rusu hazırlanmaya çalışıyorum. Bugün meye. Sevgilerle, bir tanecik kendime… 5
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği BAŞÖĞRETMEN LİDERLİĞİNDE EĞİTİM SEFERBERLİĞİ Efe POLAT T ürkiye’deki eğitimin eşitsizliği ve ler yapılıyor halkımızın çağdaşlaşması kalitesizliği hepimizin bildiği bir amaçlanıyordu. Eğitimin çağdaşlaşması gerçektir. Her yıl farklı çalışmalarla için, modern ve ulusal bir eğitim sistem- eğitimin daha verimli ve daha ulaşılabil- inin inşası amaçlanmıştı. Bu bağlamda ir olması sağlanmaya çalışılmaktadır. 1926 yılında medreseler kapatılmış he- Yapılan çalışmaların ne kadar yeterli ve ne men ardından 1 Kasım 1928 de Latin har- kadar işlevsel olduğu siz değerli okurların fleri kabul edilerek Başöğretmen Mustafa takdiridir. Kemal Atatürk tarafından halkımıza tanıtılmıştır. Halkımızın okuma – yazma Şimdi sizlere yıkılmış bir imparatorluğun öğrenebilmesi için seferberlik başlatılmış ardından kurulan yepyeni bir cumhuriye- ve Millet mektepleri açılmış bir yıl içinde tin yeşerdiği topraklarda eğitim eşitsizliği- 3304 ayrı derslikte 64.302 kişi okuma– ni ortadan kaldırmak, en azından herkesi yazma öğrenmiştir. Okuma – yazma öğ- okur yazar yapmak için gerçekleştirilen renen vatandaşlara ayrıca yazma bilg- eğitim devrimlerini kalemim yettiğince isi, basit matematik ve dilbilgisi dersleri anlatmak istiyorum. de okutulurdu. Temel eğitimlerden son- ra vatandaşlara Hesap ve Ölçüler, Yurt Cumhuriyet kurulmuş gerek sosyal ha- Bilgisi ve Sağlık Bilgisi dersleri de ilaveten yatta gerekse ekonomik alanda devrim- okutulurdu. 6
Kardelen Öğrenim 1 Kasım’da başlar; haftada üç tahta, siyah mat muşamba gibi ihtiyaçları gün en az altı saat ders yapılırdı; derslere yanlarında götürmekteydi. devam zorunluluğu vardı. Dörder aylık iki program uygulanmaktaydı. Bunun dışında Köy Yatı Dershaneleri Millet mekteplerinde her eğitim dönemi- açılarak, okulu olmayan köylerdeki çocuk- nin sonunda sınav uygulanır, kazanan- lar için il ve ilçe merkezlerinde açılan, gid- lara bitirme belge- si verilirdi. Başarılı erlerinin bir kısmı olamayanlar ikin- ci bir kursa devam Millet Mekteplerince ederdi. Sınavlarda ilk üçe girenlere karşılanan dershan- Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in elerdi. Amaç, bu imzasını taşıyan bir- er Anayasa ile halk yayınlarından ücretsiz dershanelerde oku- yararlanma hakkı hediye edilirdi. ma-yazma öğrenen Millet Mektepleri yerine dışarıda veya evde özel ders alanların millet mek- çocukların köyler- teplerinin sınavına girerek belge almaları zorunluydu. ine döndüklerinde Millet mekteplerinde 50.690 öğretmen diğer çocuklara görev yapmıştı. Resmi veya özel Türk okullarının öğretmenleri, yabancı ve azın- okuma-yazma lık okullarının Türkçe, tarih, coğrafya öğretmenleri, Millet Mektepleri’nin öğre- öğretmesiydi. tim kadrosunu oluşturuyordu. Gerekli görüldüğünde orta dereceli okul öğretmen- Halk Okuma Odaları”, halka okuma yaz- leri öğretmenlik veya müfettişlik ile görev- mayı sevdirmek, unutmamalarını sağla- lendirildi. Yüksekokul öğretmenlerine özel mak ve pratik bilgiler almalarına yardımcı izin aldıkları takdirde Millet Mekteplerinde olmak üzere 1930’dan itibaren açılmış öğretmenlik yapma imkânı verildi. Gerekli dershanelerdi. 1933 yılında sayısı 778’e hallerde öğretmen olmayan aydın kişilere ulaşan bu odalar Millet Mekteplerinin bir de bir yeterlilik kurulu tarafından “Millet yan kuruluşu olarak kabul edilirler. Mektebi Öğretmeni” unvanı ve belge- si verildi. Seyyar Millet Mekteplerinde Kurslara katılanların okuryazarlıklarını ve “seyyar öğretmenler” görevlendirildi. Bu bilgilenmelerini sürdürmek öğrendiklerini öğretmenler görevlendirildikleri yerlere unutmamalarını ve pekiştirmelerini sağla- kitap, kâğıt, kalem, tebeşir, portatif kara mak için “Halk Mecmuası” adlı haftalık dergi ücretsiz yayınlandı. Her vatandaşın, yaşları kaç olursa olsun okur-yazar olması, eğitime ulaşabilmesi ve faydalanabilmesi amaçlanmıştır. Şimdi sizlerin huzurunda bir kez daha bu mücadelede görev alan başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk ol- mak üzere bütün eğitim neferlerine teşek- kür ederim. Hayat boyu eğitimle kalmanız dileğiyle. 7
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği .. .. 10 KASIM BUYUK YASIMIZ Ahra Beliz SADIKOĞLU dim gençliktedir !” sözünü gençler yaşatmıştı ve sonsuza kadar yaşatacaktır. Atatürk bize T ürkiye büyük bir yasla uyanmıştı o bu güzel ülkeyi bırakmış olup, Türk halkına sabah . Tam dokuzu beş geçe saatler hem kadın-erkek eşitliği anlamında hem de durmuştu. Bu haber bütün Türkiye dinsel anlamda bağımsızlık ve eşitlik imkan- hatta bütün dünyaya yayılmıştı. 10 Kasım ları sağlamıştır. Laiklik ilkesiyle din ile devlet günü etrafı çok büyük bir yas sarmıştı çünkü işlerini ayırmıştır. İnsanların düşüncelerine bu güzel ülkenin kurucusu Gazi Mustafa kolay bir şekilde ifade edebilmelerine imkan Kemal Atatürk gözlerini kapamıştı. sağlamıştır. Ülkede özgür,çağdaş ,çalışkan ruhların yetişmesini amaçlamıştır. N. Ulvi Bu acı kaybımızın olduğu gün ülkemizde oldu- Akgün’ün şiirinde belirttiği gibi “Sokakta gezi- ğu gibi diğer ülkelerde de matem ilan edilm- yorsak hür, İyi bak dört yana, Atatürk’ün aklı işti. Yabancı gazeteler manşetlerinde Mustafa görünür. Arı Türkçe konuşuyorsak, Türkçe Kemal’den övgüyle söz etmişlerdi. Paris Soir düşünüyorsak bugün, her işimizde O’nun gazetesi Fransa dışişleri başkanının şu sö- gücü. Büyük öğretmeni Türk’ün.”. zlerine yer vermişti : ”Kahramanlığı ve dehası ile ülkesinin bağımsızlığını ve kalkınmasını Atatürk ilke ve inkılaplarından ayrılmadığımız sağlayan Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ölümü sürece ilelebet Türkiye Cumhuriyeti devam ,takdire şayan bir ülke olan Türkiye için çok edecektir. Gençler bir ülkenin geleceğidir büyük bir kayıptır”. Le Fardo gazetesi ve diğer biz ürettikçe,çalıştıkça gelişeceğiz. Okuyup birçok gazete bu yas gününde manşetlerinde öğrenmenin sonu olmaz. Mustafa Kemal’in şu üzüntüyle bahsetmişti. Atatürk Türk milleti sözünü “En hakiki mürşit ilimdir,fendir” asla için önemli olduğu kadar diğer ülkeler için de unutmayalım. Her zaman kendimizi geliştire- çok önemli bir liderdir. biliriz. Sonsuz teşekkürler Ata’mıza bize bu olanakları sağladığı için sen hep bizim kalbi- Bu saatten sonra her şey bitmiş değildi Türk mizdesin iyi ki varsın Ata’m. halkı onun yolundan ilerlemeye devam ede- cekti. Kendisinin de dediği gibi “Bütün ümi- 8
Kardelen Şiir Mustafa Altay Yine hareler bastı, On Kasım geldi. Bir kara gündü seni kaybettiğimiz gün Sıkıntılarım, ızdırabım arttı yine Adına 10 Kasım dendi Atam seni hiç görmedim Bir tarihi Türk milletine Ama hep seninle yaşadım Yeniden armağan edendi Büyük Türk Atatürk. Sen gidemezsin hakkın yok buna Resimlerin her yerde, gözlerimde Bizi terk edemezsin Belki kuruyan yapraklar, solan çiçekler, Büstlerin, heykellerin dimdik Göçmen kuşlar gider, mevsimler döner, Heybetli ve kararlı, gözlerimde Ama sen gidemezsin Korkmuyorum Atam Çünkü bir ulusun içindesin Dahili ve harici bedbahtan Türk milletinin kalbindesin Önderim sensin yoluma ışık tutan Bu ulus yaşadıkça, eserinle, Cumhuriyetinle Gerekirse fedadır damarımdaki asil kan Sen içimizde yaşayacaksın Sen rahat uyu kabrinde MUSTAFA KEMAL’LER ölmez Bir ölürüz On Kasımda Bin doğarız yolunda 9
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği HAYDİ KAREKÖK ALALIM Dr. Murat ÇAMCI Bir tam sayının karekökünün yaklaşık değerini sadece bir toplama ve bir bölme işlemi ile bu- labileceğinizi biliyor muydunuz? Elbette yöntem yaklaşık bir sonuç veriyor; ancak bu kadar az işlemle yaklaşık da olsa bir sonuç bulmak hiç de fena sayılmaz. Gayet basit olan bu yöntemi bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki 120’nin karekökünün yaklaşık değerini bulmak istiyoruz. Yapacağımız işlem: Kısaca açıklarsak: Karekökü istenen sayı olan 120 ile ona en yakın tam kare sayı olan 121’i topluyoruz. Bulduğumuz toplamı, tam kare sayının (yani 121’in) karekökünün iki katına bölüyoruz. Bu kadar! Peki, bulduğumuz bu sonuç iyi bir yaklaşım mı? Yani kaç basamağı doğru? Bunu anlamak için karekök 120’nin gerçek sonucu ile bulduğumuz değeri karşılaştıralım Gördüğümüz gibi virgülden sonraki üç basamağı tutturmuşuz ki bu çok iyi bir tahmin sayılır. Ancak, her zaman böyle olmuyor. Örneğin 132’nin karekökünü alalım. Gerçek değer ile karşılaştıralım: Görüldüğü gibi bu kez virgülden sonra ilk basamakta hata çıktı. Ancak yine de bulduğumuz değer, gerçek değere oldukça yakın. 10
Kardelen Peki, bu yöntemle bulduğumuz değerin ne zaman iyi ne zaman kötü bir yaklaşım olduğunu söyleyebilir miyiz? Çünkü, hata payı bilinmeyen bir yaklaşım çok da kullanışlı sayılmaz. Biraz inceledikten sonra şunu görüyoruz ki karekökü alınan sayı bir tam kareye ne kadar yakınsa, yöntem o kadar iyi sonuç veriyor. Dikkat ederseniz yukarıdaki örnekte 120 sayısı bir tam kare olan 121’e çok yakın. Gelgelelim 132 sayısı aralarında bulunduğu iki tam karenin ikis- ine de (121 ve 144) uzak, bu yüzden de daha kötü bir sonuç veriyor. Bunu aşağıdaki görselle daha iyi anlayabiliriz. Yukarda anlattığımız yöntemi bir de formül olarak yazalım. y sayısı x’e en yakın tam kareyi göstermek üzere: ifadesi x’in karekökünün yaklaşık değerini verir. x sayısı y’ye ne kadar yakınsa, yöntem o kadar iyi sonuç verir.w 11
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği PENCEREMDEN İNSANLAR Zilan Gökçe Erken başlar bizim mahallenin telaşı. herkesi uykusundan feragat etmek zorun- Bir bir açılır evlerin lambaları. Biraz da bırakır. Daha sonra alarmlar acı acı okul dikkatli bakarsanız hepsinin bir uyum çocukları için çalar. Ses kesilince ışık yan- içinde olduğunu fark edersiniz. Öncelik maz hemen. O alarmlar ertelenir de erte- beyaz yakalıların. Malum İstanbul trafiği lenir. Daha sonra odaya anne veya baba- 12
Kardelen nın gözleri yarı açık bir şekilde girmesiyle dünya. uyanmaktan başka çare kalmaz. Yaklaşık bir on dakika halı desenleriyle hipnoti- Çöp kamyonu yerini okul servislerine bıra- ze olsalar da rota banyoya çevrilmiştir. Ev kıyor. Bir bir gelen çocuk yutan bu gizemli halkının ayaklanmasına bir sebep olan is- arabalar tüm sokakları geziyor. Alınamayan teksizliğin dışavurumu ayak sürme, parke- uykular için mükemmel bir fırsat. Çocuklar lerde belirli bir ritim oluşturur. da kaçırmadı tabi. Önceden belirledikleri koltuklarına kendilerini attıkları gibi daldı- Baykuşlar malum işini yapmadan Zarife lar uykuya. teyze uyanır, koyar sütünü ocağa, oku- la gidecek torunu için. Mutfak masasına Bakkal Mithat erkenci bugün. Toptancıdan oturmuş kaynamasını beklerken, gözleri mallar gelecek olmalı. İki hafta önce bel ağır ağır kapanıp o tatlı uykuya dalmasa, fıtığı olduğunu öğrenince bir daha cesa- taşmadan kapatacak altını. Yetişemese de ret edemedi o kepenkleri kaldırmaya. İşi sütün ocağın üstünde beyaz beyaz yollar iki tıkla halledip teknolojinin gözünü sevdi. çizmesine, uykucu Efe’yi uyandırdıktan Sadece bir düğmeye basması yeterliydi. sonra kararan bu yolların üzerinden kulla- Büyük bir adımdı onun için. Hatta veresiye nılmaktan ahı gitmiş vahının da bir yerler- işini de kaldırmayı düşünmedi değil. Ama de olduğu sarı beziyle geçecekti. yapamazdı. Deftere yazdırılanlar belinini biraz bükmüş olsa da yirmi yıldır bu ma- Şimdi anadan doğma olduğuna bakmayın hallede esnaflık yapıyor. Herkesin huyu- sokakların. Birazdan sancı başlar. nu suyunu bilir. Ağızlardan çıkan ‘deftere yazıver bu sefer’ cümlesinin yüzlere yan- Çöp kamyonunun mahalleye girmesiyle sıyan mahcupluğu altında ne kadar eğilse Zarife teyze elinde poşetle kapıda beliri- az gelecek. Kimse görmeden sildi aklın- yor. Görevlilere engel olmama düşünce- dan. Kasabın etini koyunun canına verdi… siyle kaldırıyor o koca poşeti çelimsiz kol- larıyla, atıveriyor öğütücünün içine. Ezilen Ekmekler alındı. Kahvaltılar yapıldı. Çatal- çöplerden yayılan keskin koku istemsizce bıçak çay kaşığı sesleri, kızartılmış biber elini burnuna götürtüyor. Bir kez daha içi patates kokusu aldı sokağı. Sırada annele- gidiyor çalışanlara. Saatlerce tek tek her rin dert yanma adı altında günlük senfonisi mahalleyi gezip poşetleri üçer dörder kuv- vardı. Temizlik. Arkasında bir harita bırak- vetlice kavrayan kendi kokusunu unutmuş mak istermiş gibi çıkartılan sıra sıra ço- bu adamlar, turuncudan kahverengiye rapları, dağınık kıyafetleri toplarken oda- çalmış tulumlarıyla oradan oraya koşturu- lardan saydırıverirler. Hizmetçi değillerdi yor. Zarife teyze gibi düşünceli insanlar da ya. Alıştılar iyice arkalarını toplayan birisi- var, çöpünü sırf iki üç kat aşağı inmekten nin olmasına. Bir gün yapmayacaklardı da üşendiği için balkondan atmaya çalışan- görecektiler. lar da. Yere düştükten sonra etrafa dağılan çöpleri teker teker toplarken gıkı çıkmayan Evleri havalandırmak lazımdı. Camlar açıl- görevlinin suskunluğu hatırına dönüyor bu dı. Kızartma kokuları yerini deterjan koku- 13
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği larına bıraktı. Gözlerinizi kapatırsanız adeta yorum. Teyzem bu sefer çok uzun konuştu. bir lavanta tarlasındaymışsınız gibi hisse- Başladı mı zaten bana akıl vermeye, sustu- derdiniz. Gözlerimi kapadım. Bir anda ge- rana helal olsun. len ‘goooolll’ sesiyle indim şehre. Tabi ki annelerin temizlik yaparken ayağımın al- İkinci katta oturduğumuz için eve aç be tında dolaşma dediği tüm çocuklar topla- aç gelip önüne koyduğum bozulmaya yüz rını alarak tüm mahalleyi dolaştılar. O cam tutmuş ama abimin bunu söylemeye yü- senin bu cam benim, daha yeni taktırmış- zünün tutmamış olduğu üç günlük kuru tık derken bizim sokağa kadar gelmişler fasulyeye yumulurken onun kulağını be- aşağı mahallenin afacan çocukları. nim de ağzımı dolduracak kadar dediko- du toplayabileceğim geniş bir görüş açı- Bugün günlerden Perşembe. Mahallenin sına sahibim. Mahalleli bana ‘Cam Güzeli pazar günü. Çekildiği zaman insanları deli Selma’ der. Hiçbir zaman yirmi birinci yüz- edecek ses çıkaran ve karşılaştığı her en- yıl evde kalmış kız klasiği olarak gündüz gele takılıp takla atan pazar arabalarını kuşağı programları eşliğinde yemek yapıp alan giriyor hengâmenin içine. Bakmayın örgü örmeyi ya da işleri biraz daha ilerle- şimdi arabaların boşluğuna. Dönüşte tip kocaya varamamasının sebebini fazla herkes cepleri kadar dolduracak içlerini. kilolarına bağlayıp bir tayt bir atletle yeni Bazılarınınki dolup taşmışken bazıları iki öğrendiği jimnastik hareketlerini oturmak- üç poşetle yetinmeye çalışır. tan kartlaşmış vücutlarında deneyip işi halletmeye çalışan kızlardan olmadığım Ocaklar şimdi akşam yemekleri için yana- için sabahtan akşama kadar camda insan- cak. Önlükler giyilip tencereler koyulacak. ları gözlemlemek gibi bir uğraş edindim Bir eksik ya da bir fazla. Suların fokurda- kendime. ma sesini duyabiliyorum. Annelerin evlilik çağına gelmiş kız çocuklarına ‘altını kıs da Dumanı tüten çayımdan bir yudum alıyo- karıştırıver çorbayı’ deyişlerini de. Kepçeler rum. İlk yudumda ağzım yansa da sonra- ilk aynı yönde dönse de sonrasında sürpriz dan alışıyorum. Havanın aydınlık-karanlık bir hareketle ters yöne çevrilip bozuluyor olmasına göre açık ya da koyu koyarım o girdap. İstemsizce mutlu oluyor insan. çayımı. Kararmaya yakın olduğu için demli Belki de kontrolün bizde olması hoşumu- koydum. za gidiyor. Telefonumun çalmasıyla ben de kurtulu- Bakkal Mithat yine terzi Bekir amcayla tav- yorum bu girdaptan. la atıyor. Her zaman kaybetmesine rağmen vazgeçmiyor bu sevdadan. Bir umut tavla- ... yı Bekir amcanın koltuk altına sıkıştıracağı günü bekliyor. O günü görmeden ölürsem Huylu huyundan vazgeçmez sözüne bağlı gözüm açık gider valla. kalarak geçiyorum yine penceremin başı- na. Tabii yanıma gözlerimden kara, bahtım- Üst kattaki Makbule teyzenin sepeti sar- dan açık demli bir çay almayı da unutmu- kıtıp bir kutu süt istemesiyle bölünüyor 14
Kardelen oyunları. Yumurta kırmayı bile bilmeyen kı- Biraz da yukarılara doğru bakıyorum. zına gelen görücülere sundurup ‘Kendi kı- Bakmaz olaydım. Balkonda Nurgül teyze zım diye söylemiyorum on parmağında on çamaşır asıyor. Göz göze geldik. İşte şimdi marifet. Hayri beyle bayılırız onun yaptığı yandın Selma diyorum kendi kendime. Bir sütlü Nuriye’ye. Pastaneci Necla bile bizim de konuşmaya başladı mı dememe kal- kızdan almıştır tarifini’ diyeceği tatlı için ol- madan açıyor o şom ağzını. malı. Mithat amca bir koşu raftan sütü alı- yor ve sepete koyuyor. Mahcup bir tavır- - Kızım sen hiç iş yapmaz mısın? Yedi yir- la ‘deftere yazarsın’ diyen Makbule teyze mi dört camdasın. Nerden buluyorsun bu ipi çekmeye başlıyor. Sepet yavaş yavaş kadar zamanı? Hem söyle sen bana baka- önümden geçiyor ve gözden kayboluyor. yım abin birazdan gelir; yemek yaptın mı? Bir haftadır dikkatimi çeken bozuk kaldırım Yoksa yine dünden kalanları mı ısıtacak- taşına bakıyorum. Yine düzeltmemişler. sın? Ayy senin gibi bir kız düşman başına! Kimse de demiyor, biri görmez takılır dü- - Allah’ım! Sayıyla mı veriyorsun bana bun- şer diye. Dememe kalmadan altı yedi yaş- ları. Teyzeciğim sen laf yetiştirmekten baş- larında bir kız çocuğu koşarken ayağı ta- ka bir şey bilmez misin? Fazla konuşma da kılıyor, tökezleyip düşüyor. Nasıl olduğunu git bir daha yıka şunları. Valla o altın gün- anlamadan ağlamaya başlıyor ciyak ciyak. lerinde kırk yılda bir temizlik yapıyor diye Ağlayışından tanıyorum tuhafiyecinin kızı yerden yere vurup çekiştirdiğin eltinin ça- Nazlı bu. Anası kılıklı. Bir gün babaannem maşırları daha beyaz. Hadi hadi kapa kapı- için aldığım şişi değiştirmek için gittim. Vay yı rüzgâr çarpmasın. anam sen bunu bizden almadın, biz böyle şiş satmıyoruz. Vay anam kimi kandırmaya Söylene söylene gitti bizim boşboğaz. Ben çalışıyormuşum. Mahalleyi ayağa kaldır- de rahat bir nefes aldım. Elimi çeneme, dı da tek bir kelime etmedim. Daha ken- dirseğimi de camın pervazına dayayıp iz- di malını tanımayan birine laf anlatmak ne lemeye devam ettim etrafı. kadar doğru olurdu ki. Şişi bırakıp çıktım. Mahalle işten dönen insanlarla hareketle- Mahallenin kedisi Mırnav yine nasibini al- niyor. Beyaz gömlekli, kravatlı adamların mış kasaptan. O kadar yemiş ki yürümekte yüzünden okunuyor yorgunlukları. Adımlar zorlanıyor. Böyle olmayacağını o da anla- kısa ama sık. Hepsi bir an önce eve gidip mış olacak ki yayıldı kasabın önündeki ‘Hoş yorgunluğu bir çırpıda alma garantili kol- Geldiniz’ yazılı paspasın üzerine. Gelen tuklara atmak istiyor kendini. Sokağın ba- geçen bakıp bakıp gülüyor. Ne yani şura- şından abim beliriyor. Sinirli ve gergin yü- da azıcık keyif yapamayacak mıyız? Onlar rüyüşünden anlıyorum. Yine maaşını eksik bakadursun, Mırnav patilerini düşünceli vermiş patron. Hâlbuki atölyeyi abim sırtlı- bir şekilde yalamaya başladı. O son ciğe- yor. Adaleti yok ki şu çivisi çıkmış dünyanın. ri yemeyecektim diye düşünüyor olmalı. Apartmana giriyor ve telaşlı telaşlı zili çalı- Malum mart ayına şunun şurasında birkaç yor. Ben de bıraktığım gibi bulmak ümidiy- gün kaldı. Şu boğazından çekeceği var. le pencereme ve insanlara veda ediyorum. 15
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği VIRGINIA WOOLF’UN “KENDİNE AİT BİR ODA” KİTABI VE CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ KONUSU Ceren DEMIR Tarihin en güçlü zihinlerinden biri Virginia Woolf (1882-1941) K adın özgürlüğünün son derece sahnede de bu duruma atıf yapıldığını kısıldığı zorlu bir dönemde düşünüyorum. Tek fark, Virginia Woolf yaşamış olsa da kendini geleceğe gerçekten de Ouse Nehri’ne cebini aktarmasına engel olmalarına izin ver- taşlarla doldurup atlayarak intihar etti. meyen bir direnişi vardı. Ancak çok yor- uldu. Erken ve acı vefatlar, çocukluk ”İstersen kütüphaneleri kapat ama be- travmaları ve sık sık tekrarlayan depre- nim zihnimin özgürlüğünün üstüne syonlar yüzünden aramızdan erkenden kapatabileceğin ne bir kapı, ne bir kilit, ayrılmaya karar verdi. ne de bir sürgü var.” Gone Girl filmindeki başarılı bir kadın yazarın, filmde intihar planını yaptığı -Eğer kurmaca bir metin yazmak istiy- 16
Kardelen orsa, bir kadının parası ve kendine ait bir Biz de o zaman burada kendi başımıza odası olmalıydı. iyi sayılabilecek bir akşam yemeğinde keklik eti yiyebilir, bir şişe şarap içebilir ve -Güzel bir yemek yemeden iyi düşüne- gayet yerinde olan bir özgüvenle bizlere bilen, sevebilen ya da iyi bir uyku çeke- cömertçe bahşedilen mesleklerden bir- bilen kimseyi tanımadım. inin sığınağında hoş ve onurlu bir hayat geçirme beklentisi içine girebilirdik. –Anonim, muhtemelen Kadındır.. Bir yerleri keşfediyor ya da bir şeyler Aramızdan ayrılmadan evvel kadınların yazıyor olabilirdik; dünyanın saygın yer- güçlü sesi olmayı başardı. Birbirinden lerinde avare avare dolanıp dururduk; güzel eserler bıraktı bizlere. Kendine örneğin Parthenon’nun basamaklarına Ait Bir Oda eseri ise ona yöneltilen oturur ve hayallere dalardık ya da saat ”Kadınlardan neden Shakespeare gibi onda ofise gider, saat dört buçuk oldu bir deha çıkmıyor?” sorusunun cevabını mu biraz şiir yazmak için rahatça evi- ele almak için yazdığı bir eser. mize dönerdik..” Ben de kitaptaki bazı bölümleri sizlerle paylaşarak, onun düşüncelerinin yayıl- Virginia Woolf Viktorya Döneminde masına katkı sağlamak isterim. Çok se- kadınların okula gönderilmemesi se- vdiğim yazar Woolf’un bu soruya cev- bebiyle erkek kardeşleri gibi okuyama- abını daha doğrusu açıklamalarını epey mıştı. Özgürlüğün dayanılmaz arzusuy- merak ettiğim için kitabını aldım.. la yazılmış bu metin ne kadar sıcak bir hayaldi onun için.. Handan Ünlü Haktanır çevirisiyle Ancak daha sonra Mrs. Seton için yukarı- okuduğum kitabın tamamı çok etkileyi- da ele aldığı ”keşke” açıklamasını şöyle ci idi benim için. Ancak kısaltarak akt- devam ettiriyor: aracağım sizlere. Elbette kitabın tama- mını okumanızı öneriyorum.. ”Bunu sormanın bir faydası yok. Çünkü her şeyden önce onların da para kazan- KENDİNE AİT BİR ODA ması mümkün değildi. ”Keşke Mrs. Seton’un annesi, onun an- İkincisi bu mümkün olsaydı bile yasa- nesi ve onun da annesi, para kazanma lar onlara kazandıkları paranın sahibi denen o büyük sanatı öğrenmiş ve para olma hakkını bile çok görüyordu. Mrs. babalarının ve onların büyük babalarının Seton’un olsa olsa ancak son kırk sekiz yapmış olduğu gibi hemcinslerinin kul- yılda birkaç kuruşu olabilirdi. lanımına tahsis edilecek vakıfların kurul- ması, yeni kürsülerin açılması, ödüller- Ondan önceki yüzyıllarda, kazandığı in ve bursların verilmesi için bırakmış her para kocasının malı sayılacaktı. Bir olsalardı. cinsin refahını ve güvenliğini, diğer cin- 17
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği sin ise yoksulluğunu ve güvensizliğini olduğu bir dönemde, sürekli kadınlar düşündüm.” hakkında kadınların kim ve ne olduğu- na dair yazıp çizen erkekleri ve onların Bir başka bölümde kadınların neden eserlerini böyle (kısaltılmış hali ile) ele Shakespeare gibi ünlenmediğini ve on- almıştı Virginia Woolf. ların eğitimi hakkındaki söylenenleri ele almaya devam ediyor: Hatta yerel gazetelerden de bahsetmiş. British Museum yakınlarındaki bir resto- ”Oxbridge’e yapılan o ziyaretin yanı randa eline geçen bir gazeteyi incele- sıra, öğle ve akşam yemekleri benim dikten sonra ise (yine kısaltılmış haliyle) zihnimde yığınla sorunun oluşmasına şöyle diyor: neden olmuştu. Örneğin neden şarabı erkekler içiyordu da, kadınlar suya talim ”Bu gezegene şöyle bir uğrayıp giden ediyordu? uzaylının bile bu gazeteyi eline alıp İngiltere’de ataerkil yönetimin hüküm Cinsiyetlerden biri neden öyle refah sürdüğünü fark etmemesi mümkün içindeyken, diğeri yoksulluk çekiyordu? olamaz. Yoksulluğun kurmaca edebiyat üzerine ne gibi etkisi vardı? Sanat eserleri yarat- Aklı başında hiç kimse bu profesörün abilmek için ne gibi koşulları yerine ge- ne kadar baskın olduğunu sezmeden tirmek gerekiyordu? edemezdi. Erk, para, nufüs ona aitti. Gazetenin sahibi de, yazı işleri müdürü … de, Dışişleri Bakanı da, Yargıç da.. Kadınlar eğitilebilir miydi, eğitilemez Kriket oyuncusuydu, yarış atları ve yat- miydi? ları vardı, şirketi vardı, kendisinin yönet- tiği yardım kuruluşları ve üniversitelere Napolyon onlarda öyle bir yetenek ol- milyonlar hibe etti. O film yıldızını ha- madığını düşünüyordu. Bilge kabul vada asılı bırakan oydu. Suçluyu beraat edilen kişilerin bazıları onların sığ ol- ettirecek veya mahkum ettirecek oydu. duğunu düşünür, bazıları ise derin bir Yine asılmak ya da özgür kalmak onun bilince sahip olduklarını.. kararıydı. Goethe ise onları yüceltmiştir. Mussolini Havanın puslu olması hariç her şeyin hakir görmüştür. Nereye baktıysam, kontrolü elinin altındaydı. Buna rağmen erkeklerin kadınları düşündüğünü yine de öfkeliydi. gördüm, ne var ki hepsinin görüşleri farklıydı.” Bu profesör kadınların erkeklere göre ikinci sınıf olduğunu abartılı şekilde vur- Sadece erkeklerin konuşma hakkının gulamakta ısrar ederken, aslında on- 18
Kardelen ların nasıl olduğuyla değil; muhtemelen gerekir. kendi üstünlüğüyle ilgileniyordu. Bu da erkekler için kadınların eleştirileri Ateşli şekilde aşırıya kaçan vurguy- karşısında ne kadar huzursuz olduklarını la korumak istediği şey belki buydu. göstermektedir. Çünkü kadın gerçeği Çünkü kendi üstünlüğü onun için bir söylemeye başladığı anda, aynaya mücevherdi” yansıyan o insan figürü suyu çekilmiş gibi büzüşecek ve hayata uyum sağla- Ve bir bölümde onu şaşırtan bir çıkıştan ma gücü azalacaktır. bahsediyor: Kahvaltısını yaparken veya akşam ye- ”Geçenlerde dünyanın en insancıl ve en meğini yerken kendini olduğundan iki mütevazi erkeği bildiğim Z’nin, Rebecca misli büyüklükte görmeden, insanları West’in kitabını eline alıp bir bölüm yargılamaya, yasalar koymaya devam okuduktan sonra, etmesi nasıl mümkün olabilir? -Feministin Daniskası bu kadın diye Aynadaki o görüntüyü erkeğin elinden haykırması karşısında duyduğum aldığınızda, kokainden yoksun bırakılan şaşkınlığı açıklayabilir miydi? bir uyuşturucu bağımlısı gibi ölüp git- mesi işten bile değildir. Karşı cins hakkında övgüsel olmasa da muhtemelen doğru bir beyanda bulun- Ekmeğimi ufalayıp kahvemi karıştırırken duğu için neden feministin daniskası ol- bunları düşünüyordum.” duğunu anlayamamıştım. Parasızlığın ve kendine ait bir yaşam Beni hayretlere düşüren bu haykırış, sa- alanı olmamasının kadınların sanatsal dece incinmiş bir egonun çığlığı değil- yönünü çürüten faktörlerden olduğu- di. Z’nin özgüveninin verdiği güce karşı nu düşünen Woolf, bu durumu da şöyle gelinmesine bir protestoydu.. açıklıyor: ” Daha önceleri gazetelerden ufak tefek Kadınlar yüzyıllar boyu, erkeği olduğun- işler dilenerek geçimimi sağlıyordum. dan iki misli büyük göstermek için Zarflara adres basarak, yaşlı kadınlara tılsımlı ve doyum olmayan bir güce sa- kitap okuyarak, yapay çiçekler yap- hip aynalar görevini gördü. arak, anaokulundaki çocuklara alfabeyi öğreterek birkaç sterlin kazandığım Napolyon ve Mussolini’nin kadınları olmuştu. bu kadar ısrarcı şekilde aşağı görmel- erinin sebebi de budur. Çünkü kendi 1918 yılından önce kadınlara uygun egolarının şişmeye devam edebilmesi görülen işler bunlardan ibaretti. Bu için, kadınların aşağı düzeyde olmaları işlerle kazanılan o parayla geçinmenin 19
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği zorluğunu anlatmanın bir yararı olmaz. ip dünyaya açılmışlardır. Geriye kalan Ama bana ızdırap veren şey, o günler- hiçbir şey yoktur. Her şey yok olmuştur.” in içime saldığı korku ve karamsarlık zehridir. … Her şeyden önce, hep yapmak iste- ”Ebeveynleri tarafından seçilen kişiyle mediğim işleri köle gibi yapmak zorun- evlenmeyi reddeden kız evlatların bir da kalmıştım. Üstelik de bunları, millete odaya kitlenip maruz kaldığı işkenceler, yağ çekerek yapmak gerekiyordu. Aksi toplumdaki insanları kesinlikle dehşete takdirde bedeli riske edemeyeceğim düşürmezdi. Evlilik kişisel bir beğeni kadar büyük olurdu. değil, para hırsı sorunu idi. Koca seçil- dikten sonra, kadının efendisi ve sahibi Bir de kullanılmadığı takdirde ölüm oluyordu.” anlamına gelecek yazma yeteneğimin yitirilmesi ve onunla beraber benliğim Virginia Woolf, Shakespeare eser- ve ruhumun yok olma düşüncesi vardı lerindeki kadınların da, kadınları eserleri ki, zihnimin içinde bir illete dönüşmüştü. için yol gösteren bir ışık gibi kullanan şairlerin tasvir ettiği kadınların da ”kişi- … lik ve karakterden yoksun” olmadığını vurguluyor. Onların ellerinde para ve güç vardı ama bunun bedeli olarak göğüs kafeslerinin (Bu örnek, kadınları kişilik ve karakter- içinde sonsuza dek onların karaciğer- den yoksun insan türü olarak tanım- ini yırtıp koparacak ve akciğerlerini layan ve kodlamak isteyenlere cevap çekiştirip didikleyecek bir akbaba vardı. olarak veriliyor.) Bu akbaba, onların mülkiyet Ancak kurmaca edebiyattaki kadın, içgüdüsüydü. gerçek hayatta sağa-sola savrularak hır- palanıyor ve ortaya karma bir yaratık Ve her daim başkalarının mallarına göz çıkıyor diye ekliyor. Bu yaratık, hayal ale- koyma, sınırlarını geçip bayrak asma- minde çok büyük bir öneme sahip ama larına, zehirli gazlar üretmelerine, sa- pratikte sinek kadar ağırlık verilmiyor. dece kendilerinin değil çocuklarının da hayatını gözden çıkarmalarına yol açan ”Elizabeth Döneminde kadınların sahip olma hırsının ta kendisiydi.. neden şiir yazmadıklarını sorgulayıp duruyordum. Ve konu evliliğe geliyor: Ama onlara ne tür eğitim verildiğin- ”Tüm yemekler pişirilmiş, tabak çanak den, kendilerine ait odalarının olup ol- yıkanmış, çocuklar okula gönderil- madığından, kaçının yirmilerinden önce 20
Kardelen anne olduğundan emin değildim. Çok iyi bilindiği gibi tavşan avlayan, bel- ki de geyik vuran ele avuca sığmaz bir Gördüğüm kadarıyla paraları yoktu.. oğlandı ve yapması gerekenlerden çok daha önce, kendisine normalden çok On beş yaşında baş göz ediliyorlardı. daha kısa bir sürede çocuk doğuran, komşu çevrelerden bir kadınla evlen- Bu durumda içlerinden birinin oturup mek zorunda kalmıştı. Shakespeare oyunlarından birini yazması çok tuhaf olurdu. Bu haylazlık, onun şansını denemek için Londra’ya gitmesiyle sonuçlandı. Yaşlı bir piskopos, hiçbir kadının Tiyatrodan hoşlandığı anlaşılıyor; bu işe geçmişte de, şimdi de, gelecekte de, sahne kapısında at tutmakla başladı. Shakespeare dehasına sahip olamay- Kısa sürede tiyatroda iş bulup başarılı acağını ileri sürüp gazetelere yazılar bir oyuncu oldu ve dünyanın merkez- göndermişti..” inde yaşamaya başladı; artık herkesle karşılaşıyor, herkesi tanıyor, sanatını Bu kısım Kültür Mafyası sitesinden tahtaların üzerinde uyguluyor, zekasını (kısaltılarak) alıntıdır. sokaklarda kullanıyordu ve kraliçenin sarayına giriş hakkını bile elde etti. Virginia Woolf kitabında, böyle bir zih- niyetin hükmünde kadınların sanatsal Bu arada, olağanüstü yetenekli kız yönünün kısıtlanışını ”Shakespeare’in kardeşinin evde kaldığını varsayalım. Kız Kardeşi” temalı kurgusal bir hikaye ile anlatıyor: O da aynı ölçüde maceracı, aynı ölçüde ”Bir kadının Shakespeare’in çağın- yaratıcıydı ve dünyayı tanımak için yanıp da Shakespeare’in oyunlarını yazmış tutuşuyordu. Ama okula gönderilmedi. olabilmesi her yönüyle ve tümüyle Horace ve Virgil okumak bir yana gram- olanaksızdı. Gerçek verilere ulaş- er ve mantık gibi bir olanağı dahi yoktu. mak olağanüstü güç olduğundan, Shakespeare’in Judith adında son Arada bir eline bir kitap, belki de erkek derece yetenekli bir kız kardeşi olmuş kardeşininkilerden birini alıp birkaç say- olsaydı neler olurdu diye şöyle bir tah- fa okuyordu. min yürütmeye çalışayım. Tam o anda annesi ya da babası içeriye Shakespeare büyük olasılıkla liseye git- girip çorapları yamamasını ya da pişen miş, Latince –Ovid, Virgil ve Horace- ve türlüye bakmasını ve kitap kâğıtla oy- gramer ile mantık üzerine bilgi edin- alanmamasını söylüyordu. mişti, çünkü annesine yüklü bir miras kalmıştı. Sert ama şefkatle konuşurlardı, çünkü bir kadın için yaşam koşullarının ne den- 21
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği li zorlu olduğunu bilen ve kızlarını seven değildi. Akşam yemeği için bir tavernaya dürüst insanlardı –hatta büyük olasılıkla gidip gece yarısı sokaklarda dolaşabilir Judith babasının gözbebeğiydi. Belki de miydi? Ne var ki yazarlık dehası kıza rahat bir elma ambarında gizlice birkaç satır vermiyor, erkeklerle kadınların yaşam- karalamış ama yazdıklarını özenle sakla- larını ve huylarını inceleyerek açlığını mak ya da yakmak durumunda kalmıştı. doyurmak için yanıp tutuşuyordu. Ne var ki, daha yirmisine varma- Sonunda –yüzü inanılmaz biçimde dan tanıdık bir yün tüccarıyla arasın- Shakespeare’e benziyordu; aynı çe- da söz kesildi. Evlilikten nefret ettiği- lik mavisi gözlere, aynı kavisli kaşlara ni haykırdığı için babası tarafından sahipti- en sonunda oyuncu menajer dövüldü. Sonra babası onu azarlamak- Nick Green, ona acıdı hatta öyle acıdı tan vazgeçti. Bunun yerine kendini in- ki; Judith bu beyefendiden hamile citmemesi, bu evlilik meselesinde onu kaldığını öğrendi ve böylece –bir kadın utandırmaması için kızına yalvardı. Ona bedeninde kıstırılıp kalmış bir şair bir dizi boncuk ya da güzel bir etek vere- ruhunun şiddetini ve ateşini kim ölçe- ceğini söyledi; gözlerinde yaşlar birik- bilir? – bir kış gecesi canına kıydı ve mişti. Judith ona nasıl karşı koyabilirdi? şimdi otobüslerin durduğu bir kavşakta Babasının kalbini nasıl kırabilirdi? gömülü yatıyor.” Ancak yeteneğinin gücü onu buna Virginia Woolf, tek kitabı Uğultulu zorluyordu. Eşyalarını küçük bir çıkına Tepeler olan ve 29 yaşında vefat eden koyup bir yaz akşamı iple pencereden Yazar Emily Jane Brontë hakkında da aşağıya indi ve Londra’nın yolunu tuttu. bahsediyor kitabında.. Biraz da Judith Henüz on yedisinde değildi. Çalılıklarda temasının gerçeğini de aksettirmek ötüşen kuşların sesi kulağa onun sesi amacıyla belki de.. kadar hoş gelmezdi. Erkek kardeşinin- ki gibi bir yeteneğe, sözcüklerin uyumu Ondan bahsederken, Tanrı vergisi ye- konusunda son derece canlı bir imge- teneğinin ızdırabına dayanamayıp kaf- leme sahipti. Yine kardeşi gibi tiyatrodan ayı üşüten tarlalarda delice hareketler hoşlanıyordu. yapan izlerini hayal ettiğini belirtiyor. İmkansızlıkları yırtıp göklere yüksel- Sahne kapısına dikilip oynamak iste- en dehasına nail olabildiğimiz Virginia diğini söyledi. Adamlar gülüp onunla Woolf’un kitapta geçmişten günümüze alay ettiler. Şişman, ağzı bozuk bir adam süregelen bu problemler için çok daha olan tiyatro müdürü kaba bir kahkaha fazla çarpıcı açıklamaları var. Ben biraz savurdu ve hiçbir kadın tiyatro oyuncu- kısaltarak sizinle paylaşmak istedim. su olamaz dedi. Belki kalan kısımları da bir başka yazıda ele alabiliriz.. Sanatında eğitim görmesi mümkün 22
Kardelen DİKKAT, MARX İSTANBUL’DA! Elif ŞAHİN B u haftaki yazımıza güzel bir tiyatro başlı başına bir yazı ister. Çok kısa bahse- oyunu ile başlayalım. Hepimizin az deyim kendisinden… Semih Hoca Dokuz çok bazen doğru bazen de yanlış Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları bölü- olarak bildiği gibi Karl Marx dünyanın ta- münde öğretim üyesi ve aynı zamanda rihine önemli ölçüde yön vermiş ve sos- onu yönetmenliğini yaptığı, uyarlamasını yolojik açıdan çok şey katmıştır. Marx üstlendiği birçok tiyatro oyunundan da hakkında gerçekte ne biliyoruz? Ne ka- tanıyoruz. Ben ise onunla ilk sohbeti 2017 darından eminiz? Neyi nasıl biliyoruz? Bu Urla Toprak Sahne Tiyatro Festivali’nde oyun da aslında tam olarak onu anlatıyor. gerçekleştirdim. Dediğim gibi anlatmak zor. Onu okumalı, onun uyarlamalarını, Önce bu oyunun yaratıcılarını, senaryo- yönettiklerini izlemeli, onu anlamalıyız. laştıranı ve oynayan oyuncuyu tanıyalım… Oyunumuzun güzide oyuncusu ise Hamit Oyununu uyarlayan Semih Çelenk hak- Demir… Hamit Hoca senelerini tiyatroya kında çok yazı yazmak isterdim ama ken- vermiş, bu mutfakta yetişmiş desem az disinin başarıları bir hayli çok olduğundan bile söylemiş olurum. Kendisinin hangi 23
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği oyunu olursa olsun hayranlıkla izledim yerine aynı isimli İstanbul Beyoğlu’nda bir ve bir sonrasını hep heyecanla bekledim. mekana gönderilir. Marx’ın vakti yoktur ve Götürdüğüm arkadaşlarım tarafından en kısa zamanda kendini ifade etmesi ve da “Elif neden daha önce götürmedin?” yanlışları düzeltmesi gerekir. Yer İstanbul memnuniyetini barındıran si- olunca önüne çeşitli engeller çıkar. temler işittim. Onu da 2017 Engeller çıksa da Marx kendini tanıtmaya Urla Toprak Sahne’de görmüş- kararlıdır. Oyunda Marx’ın neler yaptığını tüm ve Sokak Tiyatrosu dersini keyifli bir biçimde izliyoruz. Önüne çıkan ondan almıştım. O zamandan engellere kimi zaman gülüyor kimi zaman beri de peşini bırakmadım za- da aslında ne kadar hayatımızın içinden ol- ten. Semih Hoca ile dostlukla- duğunu görüyoruz. Tiyatro her açıdan bizi rı da epeydir olduğu için midir geliştiren bir sanat zaten ama bir de ko- bilmem birlikte oldukları işler nusu toplumsal olunca izlemesi bir hayli kusursuzlaşıyor. zevkli oluyor ve düşündürüyor. Oyun kısa- ca anlatmak gerekirse sade ama anlamlı dekordan oluşan, ışığıyla boğmayan, tek kişilik oyun olmasına rağmen o tek kişinin sahneyi fazlasıyla doldurduğu bir oyun. Ben dilim döndüğünce, kalemim yetti- ğince anlattım fazlası için sizin izlemeniz Gel gelelim oyunumuza… sizin tanımanız gerekir ��� ��� 28.11.2020’de tek- İzlerken gerçekten tip itibarıy- rar seyirciyle buluşuyor, sakın kaçırmayın! la da Karl Marx’ı anımsadığımız bu oyun Oyundan bahsedip oyunun o anlamlı sö- hem düşündürüyor hem güldürüyor. Yani zünden bahsetmezsek olmaz; aslında Marx’ın ölümünden sonra çıkan “Çıbanlarınız varmış gibi davranın. Rahatsız söylemleri, konuşulan sözleri mizahi şe- oluyorsanız, oturmayın, ayağa kalkın…” kilde suratımıza çarpıyor. Marx hakkında- ki yanlış anlaşılmaları düzeltmek için bir süre dünyaya dönmek ister ama Londra 24
ATATÜRK’ÜN ÖLDÜĞÜ GÜN GAZETELER
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 26
Kardelen 27
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 28
Kardelen 29
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 30
Kardelen 31
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 32
Kardelen 33
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 34
Kardelen 35
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 36
Kardelen “Türk Milleti! En büyük Türk Atatürk’ün öldü! Onun sonsuzluğa kavuşan büyük ruhu karşısında, aziz emaneti olan Cumhuri- yete ebedi bekçi olacağına bir defa daha and iç! Atamız öldü. Yaşasın Cumhuriyet!” Ulusal basından Haber Gazetesi “Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin! Türk milleti sen sağ ol!” Ulusal basından Ulus Gazetesi “Babamızı kaybettik! Büyük şefimiz Atatürk dün sabah hayata gözlerini yumdu!” Ulusal basından Tan Gazetesi “Sen ölmezsin Atatürk! Senin ölümün bu millette şeref duy- gusunun, hürriyet sevgisinin, şeref ve hürriyet kahramanları aşkının ölümü demektir.” “Yeryüzünde halkın, ordunun ve gençliğin son dakika misafiri kaldığın bu günlerde, bütün canlılardan daha fazla yaşadığın belli idi. Sen asıl şimdi sensin. Büyüklüğünden de büyüksün.” Ulusal basından Dünya Gazetesi “Türk Milleti! Kurtarıcını ve en büyük evladını kaybettin. Sen sağ ol! Mukaddes vazifen, Onun eserini yaşatmak ve devam ettirmektir.” 37
ATATÜRK’ÜN ÖLDÜĞÜ GÜN YABANCI BASIN
Kardelen Alman Basını letine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı “Atatürk Türkiye’yi tek düşman kal- Atatürk’tür.” maksızın bırakmıştır. Bu, zamanımızın Fransız Basınından La Libre Belgique hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.” “Atatürk’ün yaptıkları insanoğlunun Atatürk Türkiye’yi tek düşman kal- kolay kolay yapabileceği şeylerden maksızın bırakmıştır. Bu, zamanımızın değildir. O, büsbütün başka bir insandı.” hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.” Mısır Basınından El-Mısri “Türk halkı, kurtarıcısını ve babasını kaybetti.” Avusturya Basınından Neue Freie Presse “Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mu- “İslam dünyasının büyük insan ye- cizesidir.” tiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Danimarka Basınından National Tidence Atatürk’ü hatırlamalı ve utanmalıdır- lar.” “Türkiye’nin uluslararası ünü, prestij ve İran Basınından Tahran otoritesi durmaksızın yükselmiştir. Mil- Atatürk’ün ölümü dolayısı ile Kraliyet Sarayı Şehinşâhi ve hükûmet bir ay resmî yas ilân etmiştir. 39
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği “Biz Çinliler, hepimiz bu mateme işti- Romanya Basınından rak ediyoruz. Zira büyük bir milletin, “Onun ölümü, dünya için de derinliği çok sevilen büyük Ata’sının ölümü yalnız ölçülmez bir kayıptır.” Türkiye için değil, aynı zamanda bizim Sovyet Basınından kıtamızda ve bütün dünyada büyük bir boşluk bırakmaktadır.” “Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Çin Basını Mustafa Kemal’i mutlaka kıskanırdı.” Çin basınından Tchang Yang Yee Pan “Halk yas tutuyor. Askeri kahraman Atatürk devleşen bir devlet yarattı.” “Şaşırtıcı ve çekici bir kişi. Asker olarak ABD Basınından The New York Times büyük, fakat devlet adamı olarak daha büyük.” “Atatürk’ün ölümü ile Yakın Doğu’nun Japon basınından The Japan Times gelişmesine birinci derecede etken olan son derece kuvvetli bir şahsiyet kay- “Vatanını muhakkak bir parçalanmak- bolmuştur.” tan kurtararak gemisini güvenilir bir İtalyan Basınından La Tribuna limana götürdükten sonra milletinden bir taht istemedi. O, kelimenin bütün “İngiltere önce, cesur ve asil bir anlamıyla bir insan, eşsiz bir dahi, kah- düşman, sonra da sadık bir dost olarak raman bir asker ve siyaset adamı idi.” tanıdığı büyük adamı selamlamaktadır.” Birleşik Krallık Basınından Sunday Times “Milletimiz, en büyük Türk’ün karşısında “Hayatını milletinin mutluluğuna adadı, kederli bir saygı ile eğilmektedir.” bu uğurda genç yaşta hayata gözlerini kapadı.” 40 Suriye basınından Elifba
Kardelen YENİ BİR KİTAP FERFECİR Merhaba, ben Şevvalnur Şahin. 17 yaşın- dayım, İstanbul’da yaşıyorum. Lise 3. Sınıf öğrencisiyim. Yıllar önce hayallerimi gerçekleştirmek istediğimi söyleyip, zorlu bir yola adım attım. Çok uzun bir yoldu benim için, hatta ve hatta bazen yolum bile yoktu. Ama isteyince her şeyin üstesinden geleceğime inandım. 4 yıl önce, yazmaya başladım. Yazdım, çizdim, sildim sonra tekrar yazdım... hiçbir zaman bırakmadım yazmayı. Ve o hayalini kurduğum kitabım sonunda çıktı. Kitabımda çocuk yaşta gelin olan Arsen’in her ne olursa olsun dimdik ayakta kalmasını dile getirdim. Şiddete maruz kalan milyon- larca insanın dili olmak için bu kitabı yazdım. Çocuk yaşta gelin edilmemesini, şiddete ses- siz kalmamayı, “kocamdır yapar, babamdır bildiği var evlendirir.” Dememesi gerektiğini yazdım. Yazmaya devam edeceğim...her- kesin görmek istemediği o yüz ifadelerini yazacağım, duymak istemedikleri o ses olacağım. Kitabımı yazarken, insanların anlayacağı şekilde yazmayı istedim hep. Hayır demeyi, dimdik ayakta durmayı öğrenmeyi anlattım...yine anlatacağım. Hiçbir zaman da durmayacağım. Bu yolun sonunda hayallerimi başarırken, insanlara da ses olacağım. Umarım sizde okur, beğenir benim düşüncelerimi, hissettiklerimi anlayabil- irsiniz. Herkese, her şey için teşekkür ederim... 41
ÇYDD GAZİOSMANPAŞA ŞUBESİ “Çağdaş Türkiye’nin Gelecek Güvencesi”
Search
Read the Text Version
- 1 - 42
Pages: