Aralık,2013 Güncel Biyoloji Dergisi CANLILAR DEPREMİ ÖNCEDEN SEZİNLEYEBİLİR Mİ? 1 ARALIK DÜNYA AIDS GÜNÜ
TEŞEKKÜRLER Yükseköğrenim eğitmini aldığımız ve bizlere biyoloji konusunda temel bilgileri aktaran saygıdeğer hocalarımızdan başlayarak yetşmemizde emeği geçen bütün hocalarımıza te- şekkürü bir borç biliriz. Huzurlu bir çalışma ortamı sağlayan ve her zaman des- teğini esirgemeyen Fen Fakültesi Dekanlığına, Biyoloji Bölüm Başkanı sayın Prof. Dr. Yılmaz ÇAMLITEPE’ye ve Bölüm Başkan yardımcıları sayın Doç.Dr.Murat YURTCAN ve sayın Doç.Dr.Özlem Çetn ERDOĞAN’a teşekkür ederiz. Bizi kapsül adlı duvar gazetesi hakkında çalışmaya teş- vik eden sayın Uzm.Dr. Volkan AKSOY’a, yine halen yürütmek- te olduğumuz kapsül plus dergisi ve duvar gazetesi hakkında desteğini bizden esirgemeyen sayın Doç.Dr. Fulya Dilek GÖ- KALP MURANLI’ya teşekkür ederiz. Eserde bulunan yazıların taslaklarını inceleyen ve de- ğerli eleştrileriyle katkılar sağlayan sayın Doç.Dr.Ayşegül ÇER- KEZKAYABEKİR, Doç.Dr. Kadri KIRAN,Araş.Gör.Dr. Utku GÜ- NER, Araş.Gör.Dr.Mithat AYDOĞDU, Araş.Gör.Dr. Ebru DİKER, Araş. Gör. Dr. Gazel Burcu GÜLTEKİN’e şükran borçluyuz. Derginin yayınlanmasında ve basılmasında emeği ge- çen sayın Doç.Dr.Hayat ARDA’ya ve Fizik Bölümü öğretm üye- si sayın Doç.Dr.Şaban AKTAŞ’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Özellikle yazdıkları yazılarla kapsül plus dergisinin ve duvar gazetesinin oluşmasında, hazırlanmasında, gelişmesin- de katkıda bulunan tüm hocalarımıza ve öğrenci arkadaşları- mıza, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz. KAPSUL PLUS AİLESİ
Değerli Kapsul Plus okuyucuları Merhaba; Şuan bu yazımızı okuyor ve dergiyi açmak için DANIŞMAN hazırlanıyorsanız çok doğru bir şey yapıyor olduğunuzu DOÇ.DR.Fulya Dilek GÖKALP söylemek isteriz .Bilim dünyasının yeni gelişmelerine MURANLI açılmaya hazır olun… [email protected] Her anımızda, her başladığımız yeni bir günde hayatmıza bir şey daha katmış olarak başlarız çünkü GENEL YAYIN YÖNETMENİ bugün dünden çok farklı bir zaman dilimidir ve artk Mete Arslan KONAK dönüp baktklarımız yerinde olmayabilir .İşte bilimde bu kadar hızlı ilerler aslında her an yeni bir gelişme [email protected] silsilesi ve merak uyandırıcı konular… Kimimiz takip edebilir bu gelişmeleri kimisi sadece Kapsül Plus okur. Sizin için bu dergiyi hazırlamaktan ve her ay yeni, gün- GENEL YAYIN KOORDİNATÖRLERİ cel bilgiler ışığında haberleri sizlere ulaştrmaktan her Tayfun GÖZLER geçen gün daha çok zevk alıyoruz. [email protected] Derginin içeriğinden bahsetmek gerekirse; Vücudumu- zun içinde olup bitenler, hücrelerimiz, içimizde ölüm Emine Ceyda SÖZÜER kalım savaşı vermekte, bu konuyu sizler için ‘Her Hücre [email protected] Ölümü Tadacaktr’ adlı yazımızda inceledik. Doğada da farklı yaratlmış, yarısı bir diğer tarafndan çok farklı canlılar mevcut haberdar olmayanlar için ‘Bilateral Ji- EDİTÖRLER nandiromorf’ yazımızda yeterli bilgi bulunmakta. Türki- ye ‘de bir eşi daha bulunmayan endemik bitki türleri, Aslıhan DİKMEN bir klasik olan canlılar dünyası köşemizde bir bitki ve [email protected] bir hayvan bilgilendirmesi ve bu sayımızın belirli günler köşesinde 1 Aralık AIDS Günü hakkında bilgilendirme yazısı ve bilimsel yönden içeriği hakkında bilgi sahibi Özge BİÇEROĞLU olabilirsiniz. [email protected] Keyife okumanız dileğiyle… KAPSUL PLUS AİLESİ
SAYI 16 HER HÜCRE ÖLÜMÜ TADACAKTIR Apoptozis, vücuta ihtyaç duyulmayan ve anormalleşmiş hücre- lerden kurtulma yoludur. Hücreler apoptozis sırasında birçok uyaranln ölüme giderler ancak bu ölüm programlı, kontrollü ve düzenli bir şekilde gerçekleşir. Hücre kendi ölümü sırasında aktf rol alır ve ölümünün her aşamasına katkıda bulunur. Bu nedenle apoptozis, hücrenin intharı (cell suicide) olarak da bilinir. SAYFA 6 BİLATERAL JİNANDİROMORFLAR Kuşkanatlı kelebek (Lepidoptera: Papilionidae): Dişi mi? Yoksa erkek mi? Mitolojide isimleri bolca geçer; insan başlı at gövdeli sentorlar, yılan saçlı medusa, yarı insan yarı boğa minotor ve diğerleri… Günümüzde farklı hay- van grupları arasında tam olarak bu tarz bir karmaşa olmasa bile, bir ergin bireyde farklı iki cinsiyet karakterlerinin bir arada var olduğu eşeysel mo- zayik örnekleri doğada karşımıza çıkabiliyor. SAYFA 8 HIV-AIDS HIV/AIDS hastalığının ilk defa 1981 yıllında Amerika Birleşik Devletle- ri’nde ve Hait’den gelen göçmenlerde tanımlandığı ve hastalığa “AIDS” (Acquired Immuno Defciency Syndrome) Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu Virüsü adı verildiği belirtlmektedir (UNAIDS). SAYFA 12 Kapsul Plus 4 ARALIK , 2013
SAYI 16 TÜRKİYE’DE BULUNAN ENDEMİK TÜRLER Fritllaria whitallii Toros dağlarına has, güzel çiçekli bir bitki. Ülkemizde geoftlerini yurt dışında ilk tanıtan ve ihracatnı da yapan, bu türü ilk toplayan İngiliz E. Whital’in adı verilmiş. SAYFA 16 BAOBAB AĞACI Yaz sıcaklığının çok yüksek olduğu yerlerde yok olmadan yaşabilmesi- nin sırrı ise ağaçların uzun ve kalın gövdesi adete bir su deposu görevi görüyor olmasıdır. Bu yüzden ağaç dışarıdan kuru gibi görünse de asla kurumuyor ve yangına karşı dirençli oluyor. SAYFA 18 ZEHİRLİ OK KURBAĞASI Dünyanın en zehirli hayvanlarıdır. Bir insan onlara dokunduğunda felç olabilir. Kendisini takip eden mavi halkalı ahtapotun zehri Asiya- nürden 10.000 kat daha güçlü olmasına karşın, Zehirli ok kurbağasını yakalayamamıştr. SAYFA 20 Kapsul Plus 5 ARALIK, 2013
KAPSUL PLUS Sayfa 6 HER HÜCRE ÖLÜMÜ TADACAKTIR Tüm canlılar gibi hücreler de doğarlar, belirli bir süre yaşar ve ölürler. Yaşam süresi hücre tpine göre de- ğişmekle birlikte, kaza ve travma sonucu oluşan nekrozis dışında meydana gelen tüm hücre ölümleri apoptozis (programlı hücre ölümü) ile gerçekleşir. Apoptozis, vücuta ihtyaç duyulmayan ve anormalleşmiş hücrelerden kurtulma yoludur. Hücreler apop- tozis sırasında birçok uyaranla ölüme giderler ancak bu ölüm programlı, kontrollü ve düzenli bir şekilde gerçekle- şir. Hücre kendi ölümü sırasında aktf rol alır ve ölümünün her aşamasına katkıda bulunur. Bu nedenle apoptozis, hücrenin intharı (cell suicide) olarak da bilinir. Dokulardaki hücre sayısının sabit tutulması apoptozis ile gerçekleşir. Özellikle embriyonik gelişme sırasın- da hücre ölümünün önemli bir yeri vardır. Erişkin organizmalarda da bu süreç devam eder. Çünkü hücre çoğalması ile hücre ölümleri dengede kalmak zorundadır. Eğer böyle bir denge olmasaydı, dokular hücre çoğalmasıyla sürek- li büyümek zorunda kalırlardı. Apoptozis, organizma için tehlike arz eden hücrelerin tümüyle ortadan kaldırılmasını sağlayarak önemli bir savunma da oluşturur. Virüs ile infekte olmuş hücreler çoğunlukla apoptozis ile eş anlamlı kullanılan hücre intharı yoluna giderek, yeni virüslerin oluşumunu ve oluşmuş olanların da başka hücrelere sıçramasını önleyen bir mekanizma olarak organizmaya fayda sağlar. Tabi bu her virüs için geçerli değildir. Bazı virüsler apoptozis tehlike- sine karşı yöntemler geliştrmişlerdir. Epstein-Barr virüsü bir apoptozis inhibitörü olan Bc1-2’ye benzer moleküller üretmektedir. Uzmanlar virüslerin üretkleri bu ant-apoptotk moleküllerle ilgili çalışmalar yapmaktadır. Bu ör- nekteki virüs çalışmalar sonuçlanana kadar kendini garantye almıştr ama şimdi vereceğim örnekteki virüs bu kadar şanslı değildir. Popillama virüsü güçlü bir apoptozis indükleyicisi olan p53’ü inaktfeştrerek apoptozdan kaçma yönünde mekanizmalar geliştrmiştr. Bu nedenle de vücudun immün sistemi tarafndan tespit edilme ve ortadan kaldırılma problemi ile karşılaşır. İmmün sistemindeki sitotoksik T lenfositleri, virüs ile enfekte olmuş hücreleri, apoptozise sürekleyerek öldürür. Yani, bir anlamda yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş olurlar. Sito- toksik T lenfositleri, FasL salgılayarak enfekte hücrelerde apoptozisi indükleyebilirler ama bu mekanizmayla sağlık- lı komşu hücrelerde apoptozisin başlama ihtmali vardır. Hepatt virüslerinin göreceli olarak daha az sayıda hücre enfekte etmelerine rağmen, çok sayıda hücre hasarına neden olmaları da bu şekilde açıklanır. Gelişim esnasında %50 oranında fazladan oluşmuş nöronlardan an- cak kendi hedef hücreleriyle doğru bağlant yapanların yaşamına devam et- mesi, yapamayanların ise ortadan kaldırılması apoptozis mekanizması saye- sinde gerçekleşir. Yine, insan embriyosunun erken embriyonik basamakların- da görülen parmaklar arasındaki zarsı yapı, apoptozis ile ortadan kaldırılır. Böylece parmaklarımızın perdeli yapıda olması önlenir (Şekil 1). Apoptozis için sinyal alındıktan sonra hücrede birçok biyokimyasal ve morfolojik değişim gözlenir. Hücrenin kromatni ve sitoplazması yoğunlaşır. Hücre iskelet dağılır. Çekirdek zarı yer yer erir. Hücre küçülmeye ve kondanse olmaya başlar. Hüc- resel giyotnler olarak nam salan kaspaz (caspases) proteinlerinin salınımıyla bir çok substrat kesilir ve hücrenin sindirim enzimleri harekete geçirilir. Hücre apoptotk cisimcikler olarak adlandırılan küçük parçalara bölünür. Apoptotk cisimciklerin yüzeylerinde yeni sinyal molekülleri ortaya çıkar ve bu uyarı ile yakınlarındaki hücreler tarafndan fagosite edilerek ortadan kaldırılırlar (Şekil Sekil 1: İnsan embriyosunda, erken 2). embriyonik basamaklarda görülen par- maklar arasındaki zarsı yapı ve bunun
Güncel Biyoloji Dergisi Sayfa 7 Fizyolojik bir hücre ölüm şekli olan, sağlık ve hastalıkta görülen apoptozis, fzyolojik bir hücre ölüm şekli olmayan nekrozis ile karıştrılmaktadır. APOPTOZİS Hücre kendi ölüm sürecinde aktf rol oynar ve ölümünün her basamağında görev alır. Hücreler nekrozisin tam tersine küçülür. Çevre hücreler zarar görmezler ve ölen hücrelerden etki- lenmezler. Kromatn, nukleus zarı çevresinde toplanarak yoğunlaşır. NEKROZİS Hücre kontrolsüz bir biçimde ölüme gider, parçalanır ve enfamasyon görülür. Hücreye aşırı miktarda sıvı girer, hücre şişer ve patlayarak ölür. Patlayan hücrenin içerdikleri komşu hücrelere de zarar verir. Kromatn görünümü normal hücre ile aynı görünümdedir. Genel olarak apoptozis ve apoptozis’in nekrozis ile farkları hususunda naçizane bilgiler vermeye çalıştm. Kaleme dökerken keyif aldım sizlerin de aynı keyif alması dileğiyle . . . KAYNAKLAR 1 ) Lüleyap Ü. Moleküler Genetğin Esasları. Nobel Yayıncılık: Ankara 2008 2) Yıldırım A. Bardakçı F. Karataş M. Tanyolaç B. Moleküler Biyoloji. Nobel Yayıncılık: ANKARA 2010 3) tr.wikipedia.org/wiki/Apoptozis ZAFER ŞAKACI 4) htp://www.youtube.com/watch?v=7WRkY8q_F3k (Burdan da apoptozis ve nekrozis farkını animas- [email protected] yon olarak izleyebilrsiniz)
KAPSUL PLUS Sayfa 8 Doğanın nadir yüzü: Yarı erkek yarı dişi hayvanlar; Bilateral jinandromorflar (Gynandromorphs) Kuşkanatlı kelebek (Lepidoptera: Papilionidae): Dişi mi? Yoksa erkek mi? Mitolojide isimleri bolca geçer; insan başlı at gövdeli sentorlar, yılan saçlı medusa, yarı insan yarı boğa minotor ve diğerleri… Günümüzde farklı hay- van grupları arasında tam olarak bu tarz bir karmaşa olmasa bile, bir ergin bireyde farklı iki cinsiyet karakterlerinin bir arada var olduğu eşeysel mo- zayik örnekleri doğada karşımıza çıkabiliyor. Doğal bir anomali olan “Gynandromorph” un Latnce kelime kökeni; yarı dişi “gyn-“ ve yarı erkek anla- mına gelen “andro-“ dan gelir… 1: Papilio glaucus; 2: Hypolimnas bolina; 3: Ornithoptera croesus (sol taraf ; ♂, sağ taraf ♂) 4: Anthocaris cradamines (sol taraf ♂, sağ taraf ♂) Bu durum nadir olmasına rağmen yalnızca kelebeklerde görülmez. Tüm dünyada böceklerde, kuşlarda ve kabuklularda görüle- bilmektedir. İnsanlarda gözlemlenmemiştr ve saydığımız bu diğer gruplarda da farklı şekillerde gerçekleşmektedir. Yarı erkek yarı dişi olan kardinal kuşu (Brian Peer) Yarı erkek yarı dişi karakterler gösteren bir tavuk (DOI: 10.1038/nature08852)
Güncel Biyoloji Dergisi Sayfa 9 Atlantk ıstakozu (Department of Fisheries and Oceans, Canada) ve Amerikan ıstakozu (A. R. Palmer, Bonne Bay Marine Sta- ton) Böceklerde bu mekanizma oldukça anlaşılmış durumdadır. Örneğin XX kromozomuna sahip bir sinek, dişi olacaktr. Bununla birlikte, Y kromozomunu kaybeden bir embriyo ergin bir erkek görüntüsünde gelişir fakat kısır olur. Bilateral jinand- romorfarın, iki spermin bir yumurtaya girişiyle oluştuğu düşünülmektedir. Bu spermlerin biri yumurtanın nükleusuyla birle- şerek dişi böceği oluşturur. Diğer sperm ise aynı yumurta içerisinde ikinci bir kromozom set olmadan gelişir. Donald R. Davis’in 1994 yılında yayımladığı makalesinde Harmaclona tephrantha (Meyrick) güvesinde görülen bila- teral jinandromorfzme dayalı morfoloji incelenmiştr. Buna göre, güvenin türüne dair hem dişi hem de erkek eşeysel karak- terlerin (kanat, abdomen ve genital yapıların) vücudunun sağ ve sol yarısı boyunca bölündüğünü ve her iki eşeyden de özel- likler taşıdığı görülmüştür. Bu makaleden alınmış, bilateral jinandromorfzm görülen güvenin genital yapısını gösteren bu diyagram doğanın şaşırtcı yüzünü bir kez daha göstermektedir. Dişi olan sol taraf, erkek olan da sağ tarafır. Bu olayın diğer hayvanlarda, mesela kuşlarda, nasıl olabileceğine dair çeşitli teoriler bulunmaktadır. Kimi hipo- tezde, bilateral jinandromorfarın, gelişimin erken safasın- da iki ayrı embriyonun kaynaşması ile oluşan kimeralar (chimeras) olduğu ortaya atlmıştr ki bu durum temel olarak tek bir embriyonun ikiye ayrılarak oluşturduğu tek yumurta ikizlerine zıt bir durumdur. Diğer bir hipotezde ise, jinandro- morfzmin kuşlarda eşey kromozomlarının döllenmeden sonraki ilk hücre bölünmesinde ayrılamamasıyla oluştuğu- dur. Bir diğeri de, yumurtanın kendi oluşumundaki hatadan dolayı meydana geldiğidir. Şöyle ki, yumurtanın tek kromo- zoma sahip olması gerekirken, bu durumda kazayla her bir cinsiyeten iki kromozomu taşır. Eğer bu şekildeki bir yumur- ta iki sperm tarafndan döllenirse, oluşan embriyo biraz ZZ biraz da ZW hücreleri içerir (kuşların dişileri ZW, erkekleri ZZ kromozomlarını içerir).
KAPSUL PLUS Sayfa 10 Jinandromorfzm her zaman mükemmel görünmez. Asıl olarak bu anomalinin farklı tpleri bulunmaktadır. En yaygın olanlardan biri yukarı da da fotoğrafarla örneklendirdiğimiz üzere bilateral jinandromorfzmdir. Burada organizma vücudun ortasına yayılmış bir halde ½ erkek ve ½ dişi oranlarıyla bir eşeysel farklılık göstermektedir. Kimi jinandromorfarda ¾ bir cinsiyeten ve ¼ diğerinden olacak şekilde bir dağılım vardır. Kompleks jinandromorfar ise erkek ve dişi karakterler bakımın- dan vücuta bölge bölge değişen, karışım halinde bir patern bulundurur ve mozaik jinandromorf olarak adlandırılır. Bu karı- şımdaki farklılık bölünme sırasında hücrelerin belirlediği paternden kaynaklanır. Patern olayını insan ve böcekler açısından temel kavramlar olarak karşılaştracak olursak; insanlarda hücre bölünmesi belirsiz (indeterminate) bir şekilde olur, yani geli- şim yolu tüm hücreler için esnektr. Mesela insanda hücre bölünmesinin başlangıç safalarında ilk hücrelerden biri yok oldu- ğunda bunun gelişim üzerinde bir etkisi olmaz. Diğer bir yandan, böceklerde zigotan sonraki her hücre bölünmesi tamamen belirli (determinate) olur ki bunun anlamı da her bir hücrenin ne olacağının kararı her hücre bölünmesi sırasında belirlenir. Mesela zigotan sonraki ilk bölünme sağ ve sol kısımları belirler; ikinci bölünme ön ve arka kısımları; üçüncü bölün- me de alt ve üst kısımları belirler ve eğer üçüncü bölünmeden sonra böceğin bir hücresinde zarar meydana gelirse vücut kısımlarında -örneğin abdomenin bir parçasında- eksiklik olabilir. Jinandromorf bireylerde de bu olay eşey kromozomlarında meydana geldiğinde değişik mozaik örnekleri karşımıza çıkar. Bu durum Lepidoptera (kelebekler ve güveler) takımında şu şekilde açıklanabilir. Lepidoptera’da cinsiyet WZ/ZZ (dişi/erkek) sistemine göre belirle- nir. İnsanlarda XX dişi ve XY erkek bireyleri oluştururken kelebeklerde bu du- rum tam ters olarak heterogametk eşey kromozomuna sahip bireyler dişi olur. Z’nin sayısı cinsiyet belirleyen önemli faktördür. Mesela bir birey eksik W’ye sahip olsa bile tek Z eşey kromozumu ile dişi olabilir ve bir ya da birden fazla Z içerirse de erkek olur. Hücre mitotk olarak bölündüğünde aynı olan DNA kop- yaları, oluşan yavru hücrelere aktarılır. Zaman zaman ise ayrılmama olayı (non- disjuncton) olduğunda, yani duplike olmuş kromozomlar birbirinden doğru bir şekilde ayrılmadığında, bir yavru hücrenin kromozomu eksik olur. ZZ kromozo- muna sahip bir erkekte bir Z kromozomunda ayrılamama durumu olduğunda ise jinandromorfzm gerçekleşir. Bu durumda, duplike olmuş Z kromozomları- Heteropteryx dilatata nimf. Yeşil bölge er- nın doğru şekilde ayrılmasında başarısızlık olur ve yavru hücrelerin biri tek bir kek, kahverengi bölge dişi karakteri. Z’ye sahip olurken (dişi) diğeri üç Z taşır (erkek). Burada, tüm dişi hücrelerin (Wikipedia) yavruları dişi, tüm erkek hücrelerin de erkek olacaktr. Bunun bir sonucu olarak da bireyin bir kısmı erkek, diğer kısmı ise dişi özellikleri taşıyacaktr. Sonuçta, fotoğ- rafarda gördüğümüz vücudun iki yarısı arasındaki bu mükemmel ayrıma ad verilen bilateral jinandromorfzm oluşur. Diğer bir durum olarak, eğer ki Z kromozomundaki ayrılmama olayı daha sonraki bir bölünme safasında olursa, kelebek ufak bir bölümünde bir cinsiyet, kalan kısmında da karşı cinsiyet taşıyacaktr. Ayrıca, ayrılmama gelişim sırasında defa- larca gerçekleşebilir ve mozaik olarak bilinen parçalı bir etki oluşturabilir. Ayrılmama, jinandromorfzmi oluşturan bir hücredeki Z kromozomu kaybına tek neden değildir. İlk hücre bölünmeleri sırasında oluşabilecek diğer genetk olaylar da aynı etkiyi yaratabilir.
Güncel Biyoloji Dergisi Sayfa 11 mozaik jinandro- morf örnekleri (Marc Perlman, 2004) ¼ jinandromorf örneği (htp://www.insectcompany.com/ main/oddites.shtml) Kaynaklar: A Bilateral Gynandromorphic Harmaclona tephrantha From Indonesia (Lepidoptera: Tineidae). Donald R. Davis, Tropical Lepidoptera, 5(2):, 117-122 (1994) (erişim: htp://www.troplep.org/TLR/5-2/pdf014.pdf) SEDA EMEL TEK htp://www.ratonalskeptcism.org/biology/bilateral-gynandromorphs-t38299.html htp://www.ifscience.com/plants-and-animals/bilateral-gynandromorphs-animals-are-quite-literally-half-male- and-half-female Biyolog htp://staf.jccc.net/PDECELL/lkosmiski/gynandomorphism.doc [email protected] htp://www.daltonstate.edu/galeps/Gynandromorphs.htm htps://blog.hmns.org/tag/gynandromorph/ htp://en.wikipedia.org/wiki/Gynandromorph
KAPSUL PLUS Sayfa 12 HIV VE AIDS Kazanılmış immün yetmezliği sendromu (AIDS), insan immün yetmezlik virüsü (HIV) ile meydana gelen enfeksiyonun en son aşamasıdır. T lenfositlerine (spesifk beyaz kan hücreleri) saldıran ve bunları yok eden HIV, AIDS’e neden olur. HIV, retrovirüs ailesinde yer alan bir RNA virüsüdür. HIV1 ve HIV2 olmak üzere bilinen iki tpi bulunmaktadır. Tip1 ve Tip2 suşlarının birçok karakterinin benzer olmasına rağmen serolojik ve moleküler yapılarının birbirinden farklı olduğu sap- tanmıştr. HIV, bir hücreyi enfekte etğinde, bu hücrenin genetk materyali ile birleşir ve uzun seneler boyunca hiçbir etki gösterme- den pasif kalabilmektedir. Kişi enfekte olduğunun farkında olmayabilir. Virüsün alınmasından klinik tablonun yani hastalık durumunun ortaya çıkmasına kadar geçen süre en az 2 yıl ya da 10 yıldan uzun da sürebilir. HIV/AIDS hastalığının ilk defa 1981 yıllında Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Hait’den gelen göçmenlerde tanımlan- dığı ve hastalığa “AIDS” (Acquired Immuno Defciency Syndrome) Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu Virüsü adı veril- diği belirtlmektedir (UNAIDS). AIDS, Birleşmiş Milletler, HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2011 yılı raporuna göre dünyada 2011 yılında bir gün- de 7000’den fazla kişinin HIV ile enfekte olduğu, 2011 yılı içinde 2,5 milyon kişinin HIV’e yakalandığı tahmin edilmektedir. Ayrıca 2011 yılı raporuna göre dünyada 34 milyon kişinin HIV taşıyıcısı olduğu ve 2011 yılı içinde 1,7 milyon kişinin AIDS nedeni ile öldüğü tahmin edilmektedir. Çin’de yapılan bir araştrmaya göre 2011 yılında 28 bin kişi AIDS’ten hayatnı kay- betmiş ve 48 bin kişiye de HIV virüsü bulaştğı bildirilmektedir. Ülkemizde de HIV/AIDS hastalığı konusunda göreceli bir artş olduğu görülmektedir. Sağlık Bakanlığına 2010 yılı Haziran ayı itbari ile toplam 4.177 HIV(+) kişi bildirimi yapılmış olup vakaların %70’ini erkekler oluşturduğu ve enfeksiyon- dan en çok 25-39 yaş arası bireylerin etkilendiği belirtlmektedir. T.C Sağlık Bakanlığı Aralık 2011 verilerine göre; ülkemizde 5224 HIV/AIDS hastasının olduğu ve bunların 921’inin AIDS basamağına ulaşdığı, 4303 kişinin ise HIV(+) olduğu belirtlmek- tedir. Geniş çaplı araştrmalar, HIV virüsünün yalnızca üç yolla bulaşt- ğını ortaya koymuştur : Cinsel ilişki ya da suni (yapay) döllenme, Enfekte kan ya da kan ürünlerinin transfüzyonu, organ ya da doku transplantasyonları (nakilleri) Perinatal yol ile anneden bebeğe bulaşma Sağlık birimlerinde çalışanlar da içinde ‘HIV’ bulunduran vücut sıvılarıyla açık yaralar, tahriş olmuş deri üzerinden temasla bulaşabi- lir. Bunlar sonucunda sağlık çalışanlarında mesleksel olarak kazanıl- mış HIV enfeksiyonlarıyla sonuçlanmaktadır. Peki “HIV” Hangi Durumlarda Bulaşmaz Biliyor Muyuz? Aynı ortamı paylaşma ve soluma, El sıkışma, sağlam deriye dokunma, okşama, kucaklama, sosyal öpüşme, Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı, Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon, Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam, Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak gibi durumlar HIV’in bulaşmasına neden olmaz.
Search
Read the Text Version
- 1 - 26
Pages: