de eğitim alabilmek, meslek sahibi olabilmek ve Hem yapılan araştırmalarda hem de uyuşturucu sosyal statü anlamında toplumda dışlanmadan madde kullanan gençlerle yapılan görüşmeler- kabul görebilmek temel bir beklentiye ve aşılma- de rahatlıkla fark edilmektedir ki, uyuşturucu sı gereken en köklü sorun alanına denk gelmek- madde bağımlısı gençlerin hemen hepsi sigara tedir. Bu anlamda özellikle ailelerinden yeterin- kullanmaktadır. Sigara kullanımına ilave olarak ce elde edemedikleri ‘sosyal sermaye’leri, kent gençler arasında alkol kullanımı da yaygındır. Fa- merkezinde gençlerin kendilerini farklı biçim ve kat alkol kullanımının uyuşturucu madde kulla- tarzlarda ifade etmelerine zemin hazırlamaktadır. nım sıklığıyla karşılaştırıldığında görece daha az tercih edildiği anlaşılmaktadır. Bunun iki temel Gençlerin özellikle aileleri ile sürdürdükleri nedeni uyuşturucu bağımlısı gençler tarafından kapalı sosyal ilişkiler ağı, toplumda yer edine- şu şekilde dile getirilmektedir; birincisi ‘alkol bilmek ve kendini ifade edebilmek adına akran kullanmak ve kafayı bulmak için 20-30 lira lazım dayanışmasına başvurulmasını doğurmaktadır. abi, bir hapla 10 liraya kafanı yaşayabilirsin’ diyen Uyuşturucu madde kullanan gençler açısından bir gencin anlatımında ortaya çıkmaktadır. Bu yaşanan ‘sorun ve acıların’ aynı veya benzer ol- sebeple gençler açısından alkol kullanımının özel ması, doğal bir akran-arkadaş yakınlaşmasını günlerde, mesela asker eğlenceleri ya da doğum beraberinde getirmektedir. Bu durum bir süre günü partileri gibi zamanlarda tercih edildiğine sonra gençler arasında her şeyin paylaşıldığı ve tanık olunmaktadır. İkinci neden ise ‘abi birayı her anlamda birbirlerine güvendikleri bir süreci alıp nerde içeyim, öyle elimi kolumu sallaya salla- doğurmaktadır. ya, yani riskli iş anlayacağın, atarsın hapını yaşar- sın kafanı’ cümleleriyle ifade olunan bir durum- Özellikle madde kullanan gençlerin eğitim dur. Bu anlamda özellikle İstanbul’da hala aktif süreçlerinden hızla uzaklaşmaları, bu gençlerin göç alan ilçelerin sakinleri için birtakım toplum- hizmet sektörlerinin en alt birimlerinde (konfek- sal ve ahlaki kurallar ‘sokak’ta hala geçerli kabul siyon atölyesi, tezgahtarlık, komilik, ofis boy’luk edilmekte ve bu durum madde bağımlısı gençler vb.) çalışmalarına ve mesleki formasyondan uzak üzerinde bir toplumsal kontrol yaratmaktadır. bir biçimde çalışma hayatına adapte olmalarına neden olmaktadır. Bu durumda madde bağımlı- Maddi imkânların yetersizliği durumunda sı gençler için süregelen toplumsal ‘eksiklikler’e gençler genellikle uçucu madde kullanımına bir de çalışma koşullarının zorluğu ve sıradanlığı yönelmektedir. Bali, tiner, benzin, çakmak gazı, eklendiğinde çok daha karmaşık sorunlar ortaya hindistancevizi çekirdeği, şurup ve farklı ağrı ke- çıkmaktadır. siciler, gençler tarafından maddi yoksunluk du- rumlarında tercih edilen maddelere dönüşebil- Bu sebeplerden dolayı gençler yaşadıkları mektedir. Fakat gençlerin neredeyse tamamının psikolojik ve fizyolojik yoksunluk ve yoksulluk ortak olarak kullandığı ve ‘ottur, günahı yoktur’ halinin üstesinden gelebilmek adına bir biçimde deyişiyle de meşrulaştırılan esrar, tüm zamanla- madde kullanımına yönelmekte, anlık kurtuluşla- rın en sık kullanılan maddesine dönüşmektedir. rı madde kullanarak aşma yolunu tercih etmek- tedirler. Özellikle madde kullanan gençler arasında sıkça tercih edilen bir diğer madde türü ise uyuş- Gençler Hangi Maddeleri Kullanıyorlar? turucu haplardır (ekstazi). Gençler arasında en Gençlerin madde kullanım alışkanlıklarına risksiz madde olarak kabul edilen haplar, ‘taşıma- dair bir çırpıda cevap verebilmek zor gözük- sı ve saklanmasının kolay oluşu’, ‘kullanımının ra- mektedir. Nitekim gençler için madde kullanımı hat oluşu’ ve ‘ulaşımı en basit madde olması’ gibi zamana, zemine ve maddi duruma göre değişik- nedenlerle tercih edilmektedir. likler arz edebilmekte; belirgin farklılıklar göste- rebilmektedir. Fakat 4-5 yıldır uyuşturucu madde kullanan Hemen belirtilmelidir ki, özellikle uyuştu- gençler arasında en yaygın kullanımı ‘bonzai’ rucu madde bağımlısı gençler arasında ilk ve en denen ve 400’e yakın farklı kimyasalın birleşimi temel bağımlılık alanı tütün-sigara bağımlılığıdır. hayatsağlık 51
sonucunda üretilen bir madde almıştır. Türkiye tavsiye etmektedirler. belki de ilk kez bu denli tehlikeli ve çok kolay Uyuşturucu Madde Bağımlısı Gençler Ne yaygınlık kazanan bir uyuşturucu madde ile karşı karşıyadır. Bonzai, eroin tarzında kronik bağım- İster? lılık yapan, özellikle kullanıcılarında fizyolojik Uyuşturucu madde kullanan gençler ile ya- olarak önemli ve geri dönülemez hasarlara yol açan ve gençler arasında çok hızlı yaygınlık ka- pılan görüşmelerde gençler en çok iki kurumun zanan tehlike bir maddedir. Özellikle sigaranın düzelmesinin, kendileri ve arkadan gelenler için ucuna yerleştirilerek kullanılan bonzai, gençlerin kalıcı bir değişimi sağlayacağını düşünmekte- daha önce kullandıkları hiç bir maddeye benze- dirler: aile ve okul. Özellikle gençler açısından memektedir. Nitekim Türkiye’de eroin bağımlı- aile ve ebeveyn ilişkilerinin yeniden gözden ge- lığından günümüzde dahi yaygın olarak bahset- çirilmesinin kendileri için ne denli bir değişime mek güç sayılabilirken; bonzai kullanımı ile bu zemin hazırlayacağını büyük bir beklenti ile dile durum bir geçiş süreci ve maddesi olarak yaygın- getirmeleri önemlidir. Aynı beklenti okulda hem laştırılmakta; pek çok genç için içinden çıkılması meslek öğretmenleri hem de rehberlik servisi açı- oldukça güç bir durumla yüzleşmek kaçınılmaz sından dile getirilmekte ve benzeri bir değişimin kendileri için büyük anlamlar ifade edeceğine olmaktadır. Nitekim gençler arasında pek yaygın değinmektedirler. Fakat bu sürecin, gençlerin ta- olmayan koreks (seyreltilmiş eroin) kullanımı, lep ettiği kadar kolay olmayacağı hem bizzat yine farklı bir yol olarak bonzai bağımlılığı ile (özel- gençler tarafından hem de bağımlı gençlerle çalı- likle madde satıcıları tarafından) gençlerin hızla şan uzmanlar tarafından hemen dile getirilmek- uyuşturucu bağımlısı olmalarına yol açmaktadır. tedir. Bu noktada iki önemli teklifi belirterek, Bu anlamda belki de gençler tarafından dile geti- bu yazının da konusu olan ‘Danışman Abi/Abla’ rildiği şekliyle, bağımlı gençler arasında ilk defa modeli teklifimizi tanımlayabiliriz. Gençlerin ai- bir maddenin kullanımına karşı ciddi bir öfke lelerinin pek çoğu göç ile büyük kente gelmiş ve ve duyarlılık hali de söz konusudur. Yani bonzai hâlihazırda önemli sosyo-kültürel uyum sorun- kullanan gençler, bu maddeyle hiç tanışmak is- ları yaşamaya devam etmektedirler. Bu anlamda tenmeyeceğini, fakat buna rağmen kolaylıkla da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca 2014 yı- kurtulamadıklarını belirterek; madde bağımlısı lında uygulamasını planlanan “aile danışmanlığı” olanların özellikle bonzai’ye yaklaşmamalarını çalışmasının, öncelikle İstanbul’da hâlihazırda aktif göç alan ilçelerde ve mahallelerde hayata geçirilmesinin gerekliliğidir. Nitekim bahsedilen bölgelerde yaşayan ailelerin çoğunluğu, pek çok farklı psiko-sosyal sorunla hayatına devam etme- ye çalışan bireylerden oluşmaktadır. Bu anlamda verilecek ‘aile danışmanlığı’ desteği, gençleri he- nüz madde ile tanışmadan çok daha güvenli ve samimi bir aile atmosferinde yaşamalarına olanak tanıyacaktır. En azından yaşanagelen birtakım kronik sorunlara, daha büyük sorunlar eklenme- den önleyici bir yaklaşım geliştirilebilecektir. Bir diğer önemli sorun olarak dile getirilen okul konusunda ise bir kaç boyutlu bir sürecin işletilmesi zorunlu gözükmektedir. Öncelikle hâ- lihazırda göç ilçesi ya da mahallesi olarak anılan bölgelerde görev alacak öğretmen kadrosunun, göç ailesi ve genci üzerine bir eğitime ve bilgilen- dirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Özellikle 52 hayatsağlık
madde bağımlısı gençlerin pek çoğunda karşılaşı- lecektir. Bahsi geçen gençlere gönüllü olarak bir lan temel psikolojik yoksunluk hallerine karşı öğ- eğitim ve sosyalleşme desteği sunacak üniversite retmenlerin yeterli bilinç düzeyine sahip olma- öğrencileri ise İstanbul’da halihazırda üniversite ları, olası çatışma alanlarını en aza indirecektir. okumakta olan gençler arasından belirlenecektir. Ayrıca bağımlı gençlerin nasıl tanınacağı, hangi Bu anlamda “Danışma Abi/Abla” projesinin he- yönleri ile öne çıkacakları, madde kullanımının deflerini şu şekilde sıralayabiliriz: ne gibi yansımaları olabileceğine dair de bir bi- 1. Üniversite okuyan gençlerle lise eğitiminde linçlenme faaliyeti, gençlerle okul ortamında çok daha sağlıklı bir zeminin oluşmasına zemin hazır- ciddi sorunlar yaşayan gençleri bir gönüllü layabilecektir. ‘eğitim koç’luğu ilişkisi üzerinden buluştura- bilmek. Danışman Abi/Abla Modeli Üzerine 2. Bir eğitim yılı boyunca (9 ay) sürecek olan bu Bu proje bir kaç noktada ciddi önem taşı- gönüllü birliktelik sürecinde, her hafta birebir maktadır. Öncelikli olarak literatürde karşılığını eşleşmiş olan ikili grubun (öğrenci ve “Abi/ ‘apaçi gençlik’ olarak bulan ve bir şekilde hem Abla”) öncelikli olarak okul dersleri nokta- maddi hem de manevi açıdan pek çok yoksunluk sında bir paylaşım içerisinde olabilmelerini ve yoksulluk durumları ile hayatına devam eden sağlamak. gençler açısından, kendi ‘sorunlu’ dünyalarının 3. İstanbul’da bir şekilde eğitim olanaklarından dışında alternatif hayat biçimlerinin de var olabi- yeteri kadar istifade edemeyen liseli gençlerin, leceğini gösterebilmek adına oldukça önemlidir. yine İstanbul’da üniversite okuyan gönüllülerle Ayrıca eğitim süreçlerinden bir şekilde uzak- girmiş oldukları ‘sosyalleşme’ ilişkileri üzerin- laşan gençlerin İstanbul örneğinde çoğu zaman den farklı bir eğitim hayatının sürdürülebilece- sorunlu bir hayatın içerisine girme potansiyelle- ğine dair kanaatlerini pekiştirebilmek. rinin oldukça yüksek bir orana karşılık gelmesi; 4. Sınıf tekrarı yapan gencin sene sonuna gelin- eğitim süreçlerinden uzaklaşmaları sonucunda diğinde eğitim süreçlerinde ve ders başarıla- oluşabilecek muhtemel sorun alanlarından genç- rında gözle görülür bir artışın sağlanması ve lerin uzak kalmasına imkân tanıyacaktır. bir üst sınıfa geçebilmesi Lise eğitiminde sorun yaşayan gençlerin, 5. Gençlerin okul ve öğretmenleri ile girmiş ol- alacakları eğitim desteği ile okul başarılarının dukları eğitim ilişkilerinde daha nitelikli ve artması ve daha sonrasında üniversite eğitimine kaliteli bir sürecin oluşmasını mümkün kıla- devam etme kapasitelerinin arttırılması yalnızca bilmek; olası sorunları en aza indirebilmek. eğitim alan gençlerin bireysel faydasını sağlama- 6. Sınıf tekrarı yapan gençlerin bir kısmında gö- yacak, ayrıca maddi anlamda sorun yaşayan ailesi rülen olumsuz davranış biçimlerinde -suça için de bir sosyal umuda dönüşecektir. ve şiddete bulaşma, madde kullanımına yö- Projenin amacı farklı bireysel ve sosyal se- nelme, internet kafe bağımlılığı ya da aile içi beplerden dolayı lise eğitimini yarıda bırakmak uyum problemleri- de gözle görülür bir deği- zorunda kalan 15-18 yaş arası gençlerin eğitim şimin sağlanması. süreçlerinde sürekliliği sağlayabilmektir. Bu çer- Danışman Abi/Abla modellemesi ile gençler çevede, gençlerin özellikle lise döneminde eğitim bir yandan eğitimlerine devam edebilecekler, di- süreçlerinden kopmaları dolayısıyla ortaya çıkan; ğer taraftan madde kullanım alışkanlığının önüne niteliksiz işgücü haline dönüşme, uyuşturucu ve geçebilecek çok farklı sosyo-kültürel aktiviteler madde kullanımına yönelme, amaçsız bir şekilde ile irade eğitimlerini sağlamlaştıracaklardır. Bu şiddet eylemlerine bulaşma, ‘sokak gençliği’ ola- sayede “Danışman Abi/Abla”sı genç için, pek çok rak anılmalarının önüne geçilmeye çalışacaktır. farklı sorununu da paylaşılabildiği bir mentora Proje kapsamında İstanbul’da göç ile anılan dönüşecek, bu sayede gençler açısından çok daha ilçelerden birinde lise eğitimine devam eden sağlıklı bir sosyal sağaltım yapılabilmesinin önü genç kız ve erkekler örneklem olarak kabul edi- açılacaktır. hayatsağlık 53
John Zerzan ve Gelecekteki İlkel Altay Ünaltay Modern toplumun dertleri olan tüketim sani doğa ile bizi oluşturan tabiat anadan bir sap- çılgınlığı, çevre tahribatı, yalnızlık, aile madır. Tamamen yok edilmelidir. Uygarlığın az ve sosyal çevrenin parçalanması, kronik işsizlik, ya da çok bir kısmını işler halde bırakmak ya da yoksulluk, evsizlik sorunlarına bakıldığında ki- başka tabirle geçmişteki şu ya da bu uygarlık aşa- milerine göre insanlığın en kötü zamanlarına var- masına geri dönmek yetersiz kalacak, insanoğlu dığımız söylenebilir. bir müddet sonra eksik kalanı da tekrar icat ede- rek bugünkü modern hayatımıza geri dönecektir. Geleneksel toplumların ahengi ve insan haya- O halde uygarlığı tamamen yıkalım ve taş devri- tının bu toplumdaki anlamlı varlığı ile bugünün ne geri dönelim. modern hayatının anlamsızlığını ve yıkıcılığını kıyaslayarak geçmişe dönme çağrısı yapan birçok John Zerzan 1944’te Oregon’da küçük bir ka- filozof, tarikat, siyasi-felsefi akım ortaya çıkmışsa sabada doğdu. Stanford Üniversitesi’nde siyaset da hiçbirisi bu konuda Amerikalı düşünür John bilimi ve San Francisco Üniversitesi’nde tarih Zerzan kadar ileri gitmedi: John Zerzan’ın dü- bölümünü bitirdi. Üniversite öğrenciliği yılların- şüncesi basittir. İnsan uygarlığı şu ya da bu aşa- da gösterilere katıldı ve Vietnam Savaşı karşıtlı- mada olsun tümüyle bir yanlış ve bu uygarlık in- ğı nedeniyle hapis yattı. Daha sonra akademik çevreleri terk edip kamyon şoförü ve marangoz olarak çalışmaya başladı. Sendikal hareketlerde yer aldı. Kendi anlatımıyla, ‘o global mücadele günleri’ yenilgiye sonuçlanınca yavaş yavaş 60’lı yıllardaki yükselişin sınırlarını fark etti. Sisteme yönelik eleştiriler yeterince derin değildi. 70’li yıllarda sanayileşme ve teknolojinin kökenleri ve doğası üzerine tarih çalışmaları yaptı. Bulgu- larına göre uygarlık tamamıyla insan doğasına bir yabancılaşmaydı. Halen ABD’nin Eugene kentinde yaşayan 54 hayatsağlık
Zerzan uygarlığı sorgulayan çalışmalarının yanı Uzun bir bilim adamları kuşağının araştırma- sıra yerel anarşist hareket içinde de aktif görev ları boyunca uygarlık ve ilerleme insan doğasının yapıyor ve Anarchy adlı Amerikan dergisinde ya- zorunlu bir bileşeni ve nihai sonucu sayılmış- zıyor. sa da son zamanlarda Richard Lee ve Marshall Sahlins gibi antropologların araştırmalarıyla bu Zerzan’ın ifadesiyle, tekno-sermaye tarafın- ‘ideolojik görüş’ tamamen tersyüz edilmiştir. Uy- dan yaratılan ve her şeyi silip süpüren mega-ma- garlaşma ve tarım öncesi avcı-toplayıcı dönemin kinanın kökeni; bizzat uygarlığın kendisine, işbö- doğayla bir uyum, duygusal bilgelik, cinsel eşitlik lümü ve evcilleştirme mantığından doğan ilerle- ve sağlığın hüküm sürdüğü bir dönem olduğunu me saplantısına dayanmaktadır. Böyle bir temele yeni yeni öğreniyoruz. ‘evet insan doğamız böy- sahip olan ‘sembolik’ (soyut) kültürün kendinde leydi, ta ki krallar, rahipler ve patronlar tarafından ‘ilerleme virüsü’ bulunmaktadır. Sonuçta gelinen köleleştirilinceye kadar’ der Zerzan. nokta, bitki ve hayvan nesillerinin hızla tüken- mesi, ozon delikleri, küresel ısınma, yağmur or- Bugüne dek toplayıcı-avcı ve doğayla uyumlu manlarının tahribi, çevresel zehirlenme, kazanç bir hayata yönelik en yaygın açıklama insan türü- ve tüketim çılgınlığıdır. nün henüz yeterince evrimleşmediği için ancak bu kadarını yapabildiği idi. Oysa John Fowlett ve Sanayileşmiş Batılı ülkelerde bunalımın Thomas Wynn gibi araştırmacılar bu insanların sonuçları her 10 yılda bir ikiye katlanmakta. bizimkine denk bir zekâ sahibi olduklarını bulgu- ABD’de gençlik intiharları son 30 yılda 3 katı- ladılar; böylece ‘cehalet’ ve ‘azgelişmişlik’ tezleri na çıkmış, sosyal-siyasal katılım hızla baş aşağı de sarsıldı. Ceddimiz uzun asırlar boyunca do- gitmiştir. Yalnızlık, anlamsızlık, huzursuzluk ğaya yabancılaşma, zor ve tahakküm bilmeksizin artmakta, çarpıcı cinayet hikâyeleri olağan hale yaşadı. gelmekte ve bu olgular artık eskiden şiddetin pek görülmediği toplumlarda da ortaya çıkmaktadır. Birçok araştırmacı şimdi ilk insan topluluk- Postmodernizmin derin sinikliği (şüpheciliği) larını biraraya getiren şeyin ‘yiyecek paylaşımı’ her yanı sarmakta, toplumsal kurumlar göster- olduğunu söylemektedir -bugün tekrar kaybol- melik bir sadakatten fazla işe yaramamaktadır. Bu toplumsal acılar listesi kolaylıkla uzatılabilir. Bireysel düzlemde, ruhsal sıkıntılar tarihin hiçbir döneminde bu kadar yoğun olmadı, yep- yeni psiko -sosyal histerik sendromlar, geleceğe ilişkin her tür umutlarını zaten kaybetmiş kala- balıklar üzerine veba gibi çökmekte; yoğun bu- nalım, kronik yorgunluk sendromu, beslenme bozuklukları, panik nedeniyle aşırı saldırganlık buna eşlik etmektedir. Toplumsal alanın çökü- şüyle birlikte yaygın bir içe kapanma ortaya çık- makta, bu da bunalımı artırmaktadır. Bu içe ka- panmanın bazı sonuçları egzotik tarikatlar, kök- tendincilik ve tüketim çılgınlığıdır. İnsanlık, uygarlık belasına düşmeden önce binlerce kuşak boyu hiyerarşi ve tahakküm olma- dan yaşamıştır ve bugün bu konuda giderek daha çok bilgiye sahip olmaktayız. Zerzan, tarafların tüm güçlerini ortaya sürecekleri muazzam ve ni- hai bir hesap gününün gelmesini beklemekte ve buna inanmaktadır. hayatsağlık 55
maya başlamış bir temel toplumsal örf yani. Ya da 10.000’ler). Tarımla birlikte artan gıda üretimi ve ‘uygarlık’ olarak vasıflanan hiyerarşi ve iktidarın bunun üzerinde yükselen uzmanlaşma ve işbölü- ‘yiyecek paylaşımını bozma’ üzerine oturduğu mü sınıflı toplumları ve ilk çevresel yıkımları do- dahi söylenebilir. ğurdu. Rahipler, krallar, ağır iş ve kölelik ile savaş tarım devriminin doğrudan sonuçları oldu. İki milyon yıldan daha eski ilkel alet kalıntı- ları üzerinde yapılan araştırmalar belirgin bir ‘sağ Tarımın ortaya çıkışı, avcı-toplayıcı toplumla- el’ kullanımına, bu da beyinde değişik bölüm- rın zengin çeşitte besin rejimini hızla birkaç çeşit lerin ‘ihtisaslaşmasına’ işaret etmektedir. Bu ise ürüne kısıtladı; bunun sonucu beden ve iskelette modern insan beyninin bir anatomik özelliğidir. gelişim gerilikleri, diş çürümesi ve muhtemelen İnsan fosillerindeki beyin büyüklüğü farklılıkları ömürde bir kısalmayı getirdi. sık sık gündeme getirilse de ‘homo sapiens’ten bir önceki ‘homo neandertal’in bizden büyük bir Sınıflı toplumlar ve devletlerin ortaya çıkışı beyne sahip olduğu bilinmektedir. Kaldı ki son sayılar ve alfabe olmadan düşünülemez şüphesiz. araştırmalar, eski antropolog kuşaklarınca ortaya Ve tüm bunlar ‘düzen’ ve düzene uyma kaygısı ile konmuş bu ayrımların sanıldığı kadar kesin ol- birlikte itaat, tekrarlanan biteviye işler ve çok ça- madığını da ortaya çıkardı. lışmayı getirdi. Oysa avcı toplayıcı toplumlarda insanların çok boş zamanı vardı ve birlikte eğle- Eşya kalıntıları da bu ‘gelişmiş zeka’ya işaret nirlerdi. etmekte idi: 1,7 milyon yıllık Olduvai ‘alet çan- tası’ ( içinde 6 çeşit alet vardı ) ve 1 milyon yıllık Tüm insan kültürlerinde geçmişteki bir ‘altın mükemmel Aşölyen ‘el baltası’ gibi. Ateşin kul- çağ’dan bahsedilir; bu tesadüfi bir şey değildir. lanımı ise 2 milyon yıl geri gider. ‘Mağara resim Tarım devrimiyle birlikte zengin ve tatminkar bir sanatının’ yükselişi sembolik bir kültürün yükse- günlük hayat tecrübesi ve eğlenecek boş zamanın lişine işaret eder. Burada ‘resim’ ya da ‘sembol’ün yerini biteviye ve çok çalışma, zahmet, sıkıntı ve ‘şey’in yerini aldığını, onula özdeş kabul edildiği- acılar aldı. ni görüyoruz. Bu ‘sembol’ bir resim, şekil ya da heykelcik olabildiği gibi bir ‘ses’ de olabilirdi.. Afrika’nın avcı toplayıcı Mbuti pigmelerini Böylece dil doğdu. Dilin doğuşu ise duygula- araştıran antropolog Kevin Duffy der ki: “topra- rın gemlenmesi ve hiyerarşinin kurulabilmesini ğın, barınmanın ve yiyeceklerin bedava olduğu, mümkün kıldı. liderlerin, patronların, politikanın, örgütlü su- çun, vergilerin ve kanunların olmadığı bir hayat Dil ve kültür aracılığıyla yapılan ‘öz evcilleş- tarzı düşleyin. Buna, zengin ve yoksul insanların tirme’ akabinde çevrenin, hayvanların ve bitkile- olmadığı, mutluluğun maddi varlıkların birikimi rin evcilleştirilmesini getirdi; tarım doğdu (M.Ö. anlamına gelmediği, her şeyin paylaşıldığı bir toplumun üyesi olmanın faydasını da ekleyin’. Mbutiler ne herhangi bir hayvanı evcilleştirmiş ne de ekin ekmişlerdir. San Buşmanlarının et- raflarındaki çiftçi topluluklardan çok daha az çalıştıkları gözlenmiştir. Bu az çalışmalı, çok boş zamanlı ve bol eğlenceli hayat birçok araştırmacı- nın ilgisini çekmiştir. Araştırmacı Leon Festinger der ki: ‘hala avcı ve toplayıcı olarak yaşayan kimi topluluklar ücra bölgelere sürülmüş olmalarına rağmen yine de çok iyi yaşıyorlar’. Toplayıcıların beslenme rejimleri genel iti- bariyle çiftçilerinkinden çok daha iyidir. Açlığa nadir rastlanır, genel sağlık düzeyi iyi, kronik has- talıklar azdır. Lauren van der Post San insanının coşkun kahkahasına şaşırmıştır: ‘uygar insanda 56 hayatsağlık
asla duymayacağınız, ta mideden gelen bir kah- toplum ve kültürden yüz çevirmiştir. Onlar bu kaha !’ kadar çok sayıda evsiz insan varken neden birçok evin boş durduğunu anlamamakta; mülkiyet ya- Tayland’ın batısındaki Andaman yerlileri li- saları onlar için bir anlama gelmemekte ve boş ev dersizdir, ama aralarında şiddet ve hakka saldırı işgalleri yapmaktadır. Yine onlar yiyeceğin istif da yoktur. Yaraları şaşırtıcı hızla iyileşir, görme ve edilip ticari meta olarak satılmasını anlamsız bul- işitme duyuları çok keskindir. Avrupalıların böl- makta ve aç olanın bulduğu yiyeceği almasında geye girişinden sonra bu özelliklerinde gerileme bir beis görmemektedir. Bu yiyecekler bir çöp- olsa da hala sıtmaya karşı doğal bağışıklık, do- lükten de bir süpermarketten de alınabilir, ikisi ğum çatlakları ve yaşlılık kırışıklarını engelleyen de aynı şeydir. deri esnekliği ve inanılmaz sağlam dişler. 10 -15 yaşında çocuklar dişleriyle çivileri kırarlar. Kendi aralarında eşitlikçi ve paylaşımcı ce- maatler (komün) oluşturmakta ve anlamsız bir Araştırmacı DeVries dejeneratif hastalıklar ve tüketim ve eşitsizlik düzeninin bekçisi gördük- zihni özürlerin yokluğu ile kolay ve ağrısız do- leri polisle şiddetle mücadele etmektedirler. G8 ğum gibi yüksek sağlık düzeyine işaret eden bir- ve benzeri ticari tekellerin küresel toplantılarına çok gözlem yapar. Darwin, Güney Amerika’nın karşı gösteriler tertiplemekte, bu gösterilerde güney ucunda dondurucu soğukta yaşayan yarı çevreyi kırıp dökmekte bir sakınca görmemek- çıplak yerlilerden bahseder. Levi Strauss Ameri- tedirler, çünkü sessiz sedasız gösteriler insan- kalı bir yerli kabilenin gün ışığında Venüs gezege- ların dikkatini çekmemekte onları düşünmeye nini gözleyebildiğini hayretle fark etmiştir. Sirius ve uyanmaya itmemektedir. Onlara göre eşyaya B’yi önemli bir yıldız olarak değerlendiren kuzey karşı uygulanan fiil şiddet değildir; şiddet insana Afrikalı Dogonlar her nasılsa güçlü teleskoplarla karşı uygulanandır ve gerek karşılarındaki polis, gözlenebilen bu gökcisminin varlığından haber- gerekse de onun arkasındaki eşitsiz toplum her dardılar. türlü şekliyle insana şiddet uygulamakta; düzen şiddet üzerinde yükselmektedir. Araştırmacı Laureen van der Post, Kalaha- ri’de San Buşmanları ile tabiat arasındaki ilişkiyi ‘Uygarlık’ içine girdiği bu ümitsizlik, an- incelerken şöyle diyordu: ‘neredeyse mistik de- lamsızlık ve tüketim deliliğinden bir çıkış yolu necek bir doğal deneyime sahipler. Bir fil, aslan, bulmadıkça genç kuşakların bu ‘avcı – toplayıcı’ antilop, tavşan, kertenkele, fare, peygamberdeve- aşiretleri (komünleri) varlığını devam ettirecek, si böceği, Baobab ağacı, sarı ibikli kobra yılanı ya her modern toplumun gündelik hayatında yerini da nergis zambağı olmanın ne demek olduğunu alacaktır. biliyor, anlıyorlar.’ Evet tarım öncesi toplumlarla ilgili tesbitler daha da uzayıp gidiyor, ama biz yer darlığından burada bitiriyoruz. ‘Uygarlığımızın’ giderek ümit vermekten çık- tığı, insanlık önündeki felaketler ve korkularla dolu bir gelecek beklentisinin uygarca çözümler ihtimalini her geçen gün yok ettiği bugünkü Ba- tı’da eşitsiz kapitalist toplum, amaçsız tüketim, süreğen işsizlik, yalnızlaşma, otoriter iktidarlar, uyuşturucu, polis şiddeti ve anlamsızlıkla karşı karşıya olan genç kuşakların modern uygarlıktan yüz çevirip John Zerzan ve benzeri düşünürlerin fikrine sıcak bakmasına şaşırmamalı. Bugün bizim toplumumuzda yeni yeni başla- makta ve yaygın olmamakla birlikte Batı toplum- larında çoktan bıkmış bir gençlik kuşağı modern hayatsağlık 57
söyleşi Robert M. Veatch ile ‘Biyoetik Üzerine’ Söyleşi: Merve Özdemir Robert M. Veatch Georgetown Üniversitesi felsefe bölümü nın ilk biyoetik merkezi Hasting Center’da profesörü ve aynı üniversite bünyesinde uzun süre araştırmacı olarak kalmış, 1981- yer alan Kennedy Etik Enstitüsü’nde tıp 82 yılları arasında ise Tıp ve Biyomedikal etiği profesörüdür. Aynı zamanda George- Araştırmalarda Etik Problemlerin Araş- town Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kadın tırılması için Başkan’ın Komisyonu’na Hastalıkları ve Doğum ve Halk ve Aile (President’s Commission) danışmanlık Tıbbı bölümlerinde de misafir profesör yapmıştır. 1988’den itibaren Washington olarak görev yapmaktadır. Veatch, yüksek Yerel Nakil Topluluğu (Washington Regi- lisans ve doktorasını Harvard Üniversitesi onal Transplant Community)’nun yönetim Din ve Toplum (Tıp Etiği) bölümünde ta- kurulu üyesi ve yine aynı topluluğun tıbbi mamlamış olup aynı zamanda California danışma komitesi üyesi olup halen pek çok Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji bö- kurumun etik komitesinde de yer almakta- lümünden yüksek lisans derecesine sahiptir. dır. Farklı üniversitelerden aldığı fahri dok- Temel araştırma konuları nakil etiği, ölüm, tor unvanlarının yanı sıra biyoetik alanın- tedavide rıza ve insan deneklerdir. Dünya- da birçok ödüle de layık görülmüştür. 58 hayatsağlık
söyleşisöyleşi Öncelikle kıymetli zamanınızdan ayırarak söyleşi memesi veya izni olmadıkça kişilerin denek olarak kullanıl- yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. maması gerektiğine inanıyorum. Efendim, ilk sorum biyoetik kavramı hakkında olacak. Son zamanlarda oldukça popüler olan sizin de çalışma Elbette ki bu ilkeler eleştirilemez değildir. Ancak ben alanınız “biyoetik” nedir ve “tıp etiği” kavramından far- bu ilkelerin “ilke olarak” evrensel olduğunu düşünüyorum. kı var mıdır? İnterdisipliner çalışmayı gerektiren biyoe- Fakat farklı kültür veya bölgelerde uygulanırken ya da bir tik alanı hangi bilim dalları ile ilişkilidir? kural haline dönüşürken uygulama farklılıkları olması, ilke- lerin yerelleşmesi gerekebilir. Kültürel anlayışlar böyle ise, Biyoetik, tıp ve diğer sağlık bilimlerinin uygulamalı hastanın otonomisi kadar aile bireylerinin otonomisini de etiğidir ve etik bilim dalının bir koludur. Biyoetik veya tıp dikkate alan düzenlemeler ve pratikler geliştirilebilir. etiği kavramları birbiri yerine kullanılıyor. Aslında biyoetik “canlı etiği” demekken, tıp etiği sadece insan ile sınırlıdır. Biyoetik alanındaki diğer çalışmalarınızın yanı sıra Dolayısıyla biyoetik, genetiği değiştirilmiş organizmalar, temel araştırma alanınızın daha ziyade organ nakilleri, hayvanlar üzerinde deneyler gibi konuların etiğini de içine ölüm kavramı ve yaşamın sonu konularına odaklandı- alması itibarıyla tıp etiğinden daha geniş kapsamlıdır. Fakat ğını biliyoruz. Bu sebeple bu hususlardaki bazı görüşle- ben, bazı hekimlerin iddia ettiği gibi, tıp etiğinin yalnızca rinizi öğrenmek isteriz. Size göre organ nakli ve bağışı tıp camiasının işi olduğu görüşüne muhalefet olsun diye konularında karşılaşılan en ciddi etik sorun nedir ve bu “tıp etiği” kavramını da özellikle kullanmayı tercih ediyo- soruna çözüm öneriniz var mı? rum. Biyoetiğin hukuk, felsefe, teoloji, tıp gibi bilimlerden istifade etmesi kaçınılmazdır. En büyük problemler organların tedariki ve dağıtılma- sı ile ilgili. Organ bulunamadığı için binlerce insan ölürken Malum olduğu üzere Tom L. Beauchamp ve James F. veya organ listesinde beklerken diğer yandan milyonlarca Childress tarafından kaleme alınan Principles of Bioethi- organ, hayat kurtarabileceği ve buna ihtiyacı olan insanların cs (Biyoetiğin İlkeleri) adlı eserde zarar vermeme, ya- sağlığını daha iyi hale getirebileceği yerde çürüyor. Organ- rarlılık, özerklik (otonomi) ve adalet olmak üzere dört ların daha kolay ve hızlı tedariki için bizim toplumumuzu temel ilkeden bahsedilmiş ve bu eserden sonra biyoetik karakterize eden bireycilikten uzak bir model benimsen- alanında ilgili prensipler ciddi anlamda benimsenmiş- mesi gerekir. Diğer bir mesele olan organların dağıtımı hu- tir. Sizce bu dört ilke evrensel veya sorgulanmaz mıdır? susunda ise toplumsal fayda ve adalete dayalı farklı ilkeler Mesela Türkiye özelinde özerklik kavramını düşünecek benimsenmiş olabilir. Fakat ben, hem eşit dağıtım hem de olursak, bizim kültürümüzde Batı’daki gibi ferdiyetçi- verimliliği dikkate alıyorum. Hastanın yaşı, nakil geçmişi lik söz konusu değildir ve bireyin kararlarında aile veya gibi hususların değerlendirilerek dağıtım önceliğinin belir- toplumun etkisi büyüktür. Yani her kültürde bu dört lemesini öneriyor ve bölgelere öncelik verilerek değil, ulusal ilke geçerli olmalı mıdır veya size göre biyoetik alanının düzeyde dağıtımı benimsiyorum. temel prensipleri neler olmalıdır? “Varsayılan rıza” modeli yetersiz organ sorununu Sonuca dayalı ilkelerden olan hekimin hastası için iyi olanı gerçekleştirmesi anlamındaki yararlılık (beneficence) ve zarar vermekten kaçınma (nonmaleficence) prensiplerini aynen kabul ediyorum. Deontolojik yani ödev temeline da- yalı biyoetik ilkelere ise özerklik ve adaletin yanı sıra “kişi- lere saygı, sadakat, dürüstlük, öldürmekten kaçınma, zararı telafi ve minnettarlık” ilkelerini eklememiz mümkündür. İlkeler arasında çelişki meydana geldiğinde ise deontolojik ilkelere öncelik vermemiz gerekir. Mesela hastanın yararına dahi olsa öldürmek her şartta yanlıştır bana göre. Aynı şekil- de, hastaya zarar verse bile onun özerkliğine saygı duymak gerektiğine ve onamı alınmaksızın hastaya müdahale edil- hayatsağlık 59
söyleşi çözebilir mi sizce? Bu modeli etik buluyor musunuz se bizim ülkemizde, çok büyük miktarlar söz konusu edil- veya size göre organ tedarikinde hangi model benim- meksizin bazı eyaletlerde kısıtlı nakdi ödeme denemeleri senmelidir? yaparak teşviklerin sonucuna göre ne yapacağımıza karar verebiliriz. İran’da uygulanan bu sistemin o kültürde organ Varsayılan rıza modelinde kişilere sorulması halinde iti- bağışını arttırdığı ve özellikle böbrek bekleme listelerini kal- raz edebilecekleri düşünülerek rızaları hiç sorulmamaktadır. dırdığı bir gerçek. En azından bunu örnek olarak gördük. Bu yüzden ben, varsayılan rıza modeline kesin bir şekilde Fakat bu sistemde devletin yanı sıra alıcı da ödeme yapıyor. karşıyım. Bu modelin organ tedarikini artıracağını düşünü- Özellikle fakir alıcıların çok olduğu gelişmemiş ülkeler için yorum. Ancak şu da bir gerçek ki, dünyanın pek çok yerin- sorunlu bir uygulama olabilir. Organların satılması, fakir in- de vatandaşlara sorulduğunda insanların neredeyse yarısı sanları organlarını vererek karşılığında ücret almaya itmekte organ bağışına ret cevabı verecektir. Bu sebeple kanaatimce ve özellikle üçüncü dünya ülkeleri organ pazarı haline gel- varsayılan rıza modeli, üstü kapalı şekilde organ almaya da- mektedir. Gerçi İran uygulamayı ulusal düzeyde tutmakta- yalı bir modeldir. Benim tercihime göre, tüm vatandaşları dır. Fakat bu sistemde ücretin tamamının devlet tarafından aynı veri tabanında toplayan bir ulusal arşiv dairesi olmalı, karşılanması daha iyi olurdu. Bir de “ödüllendirilmiş bağış” vatandaşın gelir vergisi beyannamesine bir bağış sorusu ek- adlandırmasını bir örtmece olarak görüyorum ve kabul et- lenmeli ve yetişkin olan herkes bu soruyu cevaplamalı. Milli miyorum. Bunun yerine açıkça organ için para ödendiğini söylemek bana daha doğru geliyor. gelir idaresi ise bu cevapları UNOS’a (United Network for Organ Sharing) göndermeli. Bu ulusal veri tabanı her yıl ye- Kadavradan elde edilene oranla daha kaliteli olduğu nilenmeli ve kişilerin bağış kararındaki değişiklikler sisteme ifade edilen canlı vericiden organ nakline dair herhangi yansımalı. bir tereddüdünüz var mı? Organ nakli karşılığında ücret alınmasını etik bu- Aile içinde veya çok yakın arkadaşlar arasında olduğu luyor musunuz? Devlet aracılığıyla da olsa, bir şekilde için parasal ilişkilerin söz konusu olmadığı canlı vericiden taraflardan para alınıp verilmesinin söz konusu olduğu organ alımında etik bir sorun yok. Verici açısından risk ta- İran’daki bağış sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? şımayan ve çok ağır olmayan bir ameliyat söz konusu ve bu artık çok sıradan bir şekilde gerçekleştiriliyor. Canlı verici- Elbette ki en iyisi maddi konuların gündeme getiril- den organ bağışının artması önemli. meden fedakarlık temelli bağış yapılması. Öncesinde ben, adaletsizliğe yol açacağı düşüncesiyle katı bir şekilde piyasa Size göre organ naklinin alternatifleri nelerdir? Hay- mekanizmasına karşıydım. Ancak şimdi görüyoruz ki bin- vandan nakil veya suni organlar, insandan insana organ lerce insan organ alamadığı için hayatını kaybediyor. Or- naklinin alternatifi olabilir mi? gan bağışı tüm çabalara rağmen istenilen düzeye gelemedi. Bunun için yeterince beklediğimizi düşünüyorum. Öyley- Genel olarak başka bir türden nakil (xenograft) deneme- lerine sıcak baktığımı söylemeliyim. Fakat şimdiye kadarki denemeler kısıtlı. Ayrıca hayvanların donör olarak kullanıl- ması durumunda hayvandan insana virüs geçmesi, hayvan haklarının ihlali, bazı sosyal veya psikolojik sıkıntılar gibi problemler de doğabilir. Diğer yandan Yahudilik, İslam gibi dinler için insan yapısına en uygun hayvanlardan olan do- muzdan organ alınması sorun olabilecektir. Yakın zamanda bazı Yahudi din adamları, tek alternatifin bu olması duru- munda bu hayvandan organ alınmasını caiz kabul ettiler. İslam bu konuda ne düşünür bilemiyorum. Efendim son olarak, beyin ölümü kavramı ve beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ alınması hakkın- daki fikirlerinizi de kısaca alıp söyleşimizi sonlandıra- lım. 60 hayatsağlık
söyleşisöyleşi Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki ölüm kavramı son bını gerekli görürken daha yeni ve liberal bir görüş olan “üst otuz yıldır net değil ve bu konuda tıp camiasında ciddi tar- beyin fonksiyonlarına dayalı ölüm” tanımını savunanlar da tışmalar var. Son zamanlara kadar kalp ve akciğer fonksiyon- vardır. Benim de benimsediğim bu son tanıma göre, bilinç- ları yani dolaşım ve solunum geri dönüşsüz şekilde durunca lilik gibi işlevleri kontrol eden üst beyin fonksiyonlarının kişinin öldüğü söyleniyordu. Bunu kardiyak temele dayalı geri dönüşsüz biçimde kaybolması kişiyi ölü ilan etmek için ölüm olarak adlandırabiliriz ki bu bana göre ve artık pek çok yeterli olmakta ve kişi, canlı insanın sahip olduğu tam ahlaki kişiye göre kabul edilebilir bir ölüm tanımı değildir. Daha konumdan daha düşük bir ahlaki konuma geçmektedir. Bu sonra beyin işlevlerinin geri dönüşümsüz biçimde yok ol- yüzden üst beyin fonksiyonlarına dayalı ölüm gerçekleşti- masıyla ölümün gerçekleştiği anlaşıldı ve yeni bir ölüm ta- ğinde, hayati organlar da dahil olmak üzere, bu kişiden or- nımı daha oluştu. Mesleki dilde buna “beyin ölümü” dense gan alınması kabul edilebilir hale gelmektedir. Ancak benim de ben beyin ölümü kavramını doğru bulmuyorum. Çünkü şahsi görüşüm bu şekilde olsa da bu görüşümü asla dayat- bu kavram ölenin sadece beyin olduğu imajı veriyor, hal- mıyor ve devletin bireylere çeşitli ama makul ölüm tanım- buki ölen bir bütün olarak insandır. Beyin ölümü yerine, ları arasından seçim şansı tanıması gerektiğine inanıyorum. “beyin kriterlerine göre ölüm” denmesini daha doğru bu- Yani buna göre, dileyen kardiyak veya tüm beyin ölümü luyorum. Fakat burada da başka bir soru gündeme geliyor. tanımlarından birini tercih edebilmeli ve kendisi hakkında Ölü kabul edilmek için beyin fonksiyonlarının tamamının bu tanıma göre karar verilmesini isteyebilmelidir. Teşekkür mı yok olması gerekir, yoksa bir kısmının kaybı yeterli mi- ederim. dir? Kimileri bunun için “tüm beyin ölümü”nü yani beyin fonksiyonlarının tamamının geri dönüşsüz bir biçimde kay- Vakit ayırıp sorularımı cevapladığınız için asıl ben teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim. hayatsağlık 61
Search