TIP VE NASYONAL SOSYALİZM Werner F. Kümmel 1933 yılına kadar bir hukuk devleti ve bir kültür milleti (Kulturnation) olan Almanya, daha sonra çok kısa bir süre içinde, hekimlerin ciddi destekleriyle ilk defa devasa ölçüde bir ‘Biyo-Politika’nın uygulandığı acımasız bir diktatörlük rejimine dönüşmüştür. O zamana kadar tasavvur dahi edilemeyen ‘Biyo-Diktatörlük’ün, modern ve son derece uygar bir ül- kede gelişmiş olması ‘Tıp ve Nasyonal Sosyalizm’ konusunun sadece Almanya için değil, aynı zamanda tüm dünya için de bir ders olmasını gerekli kılmaktadır. Hem tıp tarihi hem de tıp etiği açısından bu kadar önemli olaylar ülkemizdeki farklı alan- larda eğitim ve araştırmalarda ya hiç yer almamakta ya da gerektiği kadar önemsenme- mektedir. İşte bu konudaki önemli boşluğu doldurmak amacıyla Beşikçizade Tıp ve İnsani Bilimler Merkezi (BETİM) bu alanın dünyada en saygın uzmanlarından Prof. Dr. Werner Friedrich Kümmel’in kaleminden çıkmış bu telif eseri Dr. Süreyya İlkılıç’ın tercümesiyle ilk defa Türkçe olarak okuyucuların ilgisine sunmaktadır. hayatsağlık 51
Aromaterapi ve Koku: Etki Farmakolojik mi Psikolojik mi? Betül Şekerci Koku duyusu, dış dünyanın algılanması torinal kortekstir. Koku uyarısı bu yapılardan ve içsel bir temsile dönüşmesine aracılık orbitofrontal korteks, hipotalamus, hipokam- eden önemli duyu sistemlerinden biridir. Koku püs gibi çeşitli beyin bölgelerine ulaşır. Amig- duyusunun limbik sistemle yakın ilişkisi bu du- dalanın kokuya karşı duygusal ve motivasyonel yunun emosyonel ve kognitif süreçlerdeki et- yanıtta; entorinal korteks ve hipokampüsün kinliğine dikkat çekmektedir. Bitkilerden elde koku-hafıza ilişkisinde; orbitofrontal korteksin edilen uçucu yağların kullanıldığı aromaterapi de kokuların ayrımında rol oynadığı düşünül- yöntemi de, koku duyusunun bu etkinliğin- mektedir.1,2 den faydalanarak tedavi sağlamayı amaçlar. Bu makalenin amacı kokunun hafıza ve asosiyatif İnhalasyon aromaterapisi, koku duyusunun öğrenme ile ilişkisini dikkate alarak inhalasyon limbik sistemle direkt bağlantıları sayesinde aromaterapisinin etkinliğini sorgulamaktır. kokunun emosyon, motivasyon ve davranışları düzenleyebileceği ve tedavi amacıyla kullanıla- Dış dünyada kokuyu oluşturan kimyasal bileceği düşüncesini temel almaktadır. Klinik uçucu maddeler, içsel temsilimizde hoşlanma aromaterapide bitkilerden elde edilen uçucu ya da tiksinme hissine nasıl dönüşür? Eski bir yağların inhalasyonla uyku bozuklukları, ank- duysal sistem olarak değerlendirilen koku du- siyete, stres, depresyon tedavisi gibi çeşitli kul- yusunun santral organizasyonu diğer duysal lanımları mevcuttur. Modern tıp, aromaterapi sistemlere nazaran daha az aydınlatılmıştır. yöntemini geleneksel ve tamamlayıcı tıp baş- Kimyasal uçucu maddeler burun boşluğuna çe- lığı altında değerlendirmektedir. Aromaterapi kildiğinde koku reseptörlerine bağlanarak duy- klinik kullanımlarına ilişkin (dozaj, terapotik sal nöronu uyarır. Böylece kimyasal uyarı, sinir etki vb) bilgide ciddi boşluk olması, mevcut li- sisteminde temsil edilen elektriksel bir uyarıya teratürdeki istatiksel gücün problemli olması, dönüştürülmüş olur. Bu uyarı olfaktör bulbus kullanılan araçların genellikle öznel anketler üzerinden sadece iki sinapsla birçok limbik ya- olması açısından eleştirilmektedir. En sık yapı- pıyı içeren olfaktör kortekse ulaşır. Bu yapılar lan eleştiri ise, aromaterapinin çoğu kanıtının anterior olfaktör çekirdek, priform korteks, iyi dizayn edilmiş randomize, kontrollü ça- olfaktör tüberkül, amigdalanın bir kısmı ve en- lışmaların aksine kalitatif ve kantitatif açıdan 52 hayatsağlık
yetersizlikleri bulunan sistematize edilmemiş karşılaşan birisi bu kokudan hoşlanmaz. Koku- vaka çalışmalarına dayanmasıdır.3 Literatürde nun algılanması sürecinde emosyonun kritik az sayıda var olan randomize kontrollü çalış- rolüne iki çalışmanın karşılaştırılmasıyla dikkat maların meta analizleri de aromaterapinin et- çekilmiştir. 1960’ların ortasında Amerika’da ve kilerini tutarsız, kanıt kalitelerini de çok düşük 1970’lerde İngiltere’de yapılan çalışmalarda çe- olarak değerlendirmektedir.4,5 Mevcut literatür şitli kokuların katılımcılara neler hissettirdiğini gözden geçirildiğinde aromaterapiyle ilgili kli- puanlamaları istenmiştir. Metil salisilat (kekik nik araştırmaların yetersiz olduğu ve modern üzümü) kokusu İngiltere’de en hoş olmayan tıp açısından kabul edilecek kanıt düzeyine koku olarak değerlendirilirken, Amerika’da en ulaşamadığı sonucu çıkarabilir. Önümüzde- yüksek beğeni puanını almıştır. Bu zıtlık, metil ki yıllarda aromaterapiyi araştıran daha geniş salisilatın İngiltere’de II. Dünya savaşı sırasında çaplı randomize klinik çalışmalar vadedilen et- sıklıkla kullanılan analjezik bir ilaçla, Ameri- kilerinin kanıtlanmasını sağlayabilir. Bununla ka’da naneli bir şekerleme kokusuyla ilişkilen- birlikte literatürdeki çelişkiler ve yetersizlikler dirilmiş olmasıyla açıklanmıştır.8,9 Farklı bir mevcut yaklaşımın sorgulanacak yönlerine de çalışma diş kliniklerindeki çeşitli ağrılı resto- işaret ediyor olabilir. ratif işlemlerde kullanılan öjenol kokusunun dental işlemlere karşı korkulu deneyimleri olan Herz, bir makelesinde6 aromaterapinin ol- ve olmayan hastalardaki etkisini araştırmış- faktör sistem üzerinden duygudurum, fizyoloji tır. Dental işlemlere korkusu olan grup, öjenol ve davranışa etkilerini tartışmıştır. Bu makaleye kokusuna otonom korku yanıtları üretmiş ve göre kokuların psikolojik ve fizyolojik etkileri ölçeklerde kontrol grubuna göre daha nega- farmakolojik ve psikolojik olarak 2 farklı hi- tif değerlendirmelerde bulunmuştur. Bunun- poteze dayanmaktadır. Farmakolojik hipoteze la birlikte iki gruba da kontrol amaçlı vanilin göre koku direkt kimyasal yapısı aracılığıyla (hoş bir koku) ve propiyonik asit (hoş olmayan otonom, merkezi veya endokrin sinir sistemi bir koku) koklatıldığında etkileri arasında fark üzerinde etki gösterir. Uçucu bir maddenin far- gözlenmemiştir.10 Başka bir çalışmada otuz ka- makolojik olarak etki gösterebilmesi için nazal dına 15 dakikalık bilgisayar oyunu oynadıkları veya akciğer mukozası üzerinden kan akımına girmesi ya da beyinde olfaktör sinir ve limbik sistemi uyarması gerekir. Psikolojik hipoteze göre ise, kokulara yanıt duygusal deneyimler- le ilişkili olarak öğrenilir. Kokunun uyardığı amigdala, hipokampüs, orbitofrontal korteks yapıları, öğrenme, hafıza, emosyon, asosiyatif öğrenme süreçlerinde önemli rol oynamak- tadır. Herz’in bu konuda kanaati kokularla oluşan emosyonel, davranışsal değişikliklerde kokunun kimyasal yapısının ikincil bir rol oy- nadığı, psikolojik hipotezin daha açıklayıcı bir model olduğu yönündedir.6,7 Kokunun psikolojik hipotezle açıklaması- nın temelinde emosyonel asosiyatif öğrenme ve koku hafızası vardır. Asosiyatif öğrenme bir olayın ya da maddenin başka bir deneyimle ilişkilendirildiği süreçtir. Buna göre kokunun hedonik algısı (hoşlanma, beğenme gibi) ve kokuyla ilişkili davranışlar bu kokuyla ilk kar- şılaşıldığındaki duygusal içerikle ilişkili olarak öğrenilir. Hoş olmayan bir şekilde ilk kez gülle hayatsağlık 53
süre boyunca alışık olmadıkları hoş bir koku nu, ayrıca orijinal yer ve zaman bilgisini daha odaya verilmiştir. Oyun başta belli bir miktar çok geri çağırdığını göstermektedir. Bununla paraları olan katılımcıların sürekli para kaybe- birlikte görsel ve sözel uyarıların tetiklediği anı- derek oyunu kaybetmelerine programlanmıştır lar daha çok genç yetişkinlik dönemine (10-30 ve bununla kişilerin morallerin bozulması, can- yaş), kokunun uyardığı anılar çocukluk döne- larının sıkılması hedeflenmiştir. 20 dakikalık mine (0-10 yaş) ait bulunmakta ve kokuların bir dinlenme sonrası katılımcılar aynı kokulu, daha eski anıları çağırabildiği belirtilmektedir. farklı kokulu veya kokusuz üç odaya alınmış Avantajlarının yanında kokuların anıları istem- ve kadınlardan çeşitli zorluklardaki yapbozları siz şekilde hafızadan geri çağırması kişileri ha- yapmaları istenmiştir. Yapbozu aynı koku al- tırlamak istemediği anlara götürüp travmatize tında çözen gruptaki katılımcılar diğer iki grup- de edebilir.7,11,12,13 takilere göre daha az süre yapboz yapma eyle- mini sürdürebilmiştir. Araştırmacılara göre ka- Sonuç olarak kokuların algılanması sürecin- tılımcılar bilgisayar oynarken oluşan can sıkıcı de asosiyatif öğrenmenin ve koku hafızasının ruh halleriyle kokuyu ilişkilendirdikleri için, bu önemli işlevleri vardır. İlk kez karşılaşılan bir koku katılımcıların yapboz yapma motivasyon- kokunun algılanmasında uçucu kimyasalların larını bozmuştur.9 fizyolojik sistemde oluşturduğu etki kadar, ki- şinin bulunduğu çevresel ve duygusal durumla Koku hafızası iki farklı kognitif süreçten kurduğu ilişkinin de etkisi vardır. Kokuya kar- oluşur. Birincisi kişinin o kokunun ne olduğu- şı oluşturulmuş bu deneyimin emosyon yükü nu hatırlaması ikincisi ise kokunun kendisiy- fazlaysa koku her koklandığında, fizyolojik bir le ilgili çeşitli anılarını (otobiyografik hafıza) duysal sürecin yanında koku hafızasının da uyarmasıdır. Marcel Proust, ıhlamur çayına devreye girdiği bir hatırlama süreci yaşanabilir. batırdığı kekin kokusunun ona eski anılarını Psikolojik hipotez dikkate alınırsa, mevcut in- hatırlattığını fark etmiştir. Bu olaya atfen koku- halasyon aromaterapi literatürü, uçucu yağların larla bir anının tetiklenmesi \"Proust Fenomeni\" limbik sistemdeki etkisine vurgu yaparak psiko- olarak da anılır. Koku hafızası ile ilgili yapılan lojik etkilerini öne çıkarmakta fakat bunu sadece çalışmalar kokular tarafından tetiklenen oto- farmakolojik hipotez üzerinden açıklamaya ça- biyografik hafızanın diğer modaliteler (görsel, lışmaktadır. Psikolojik hipotezin dikkat çektiği, işitsel gibi) aracılığıyla çağrılan olaylarla karşı- koku uygulanması sonucu kişinin öğrenme süre- laştırıldığında daha pozitif ve duygusal olduğu- cini pekiştirmesi ve koku hafızasının görmezden 54 hayatsağlık
gelinmesi gibi durumlar bu çalışmalar için bir of Aromatherapy for Depressive Symptoms: A eksiklik olarak değerlendirilebilir mi? Örneğin Systematic Review. Evidence-Based Complemen- iki kişi düşünelim melisa kokusunu koklamak tary and Alternative Medicine, 2017; https://doi. birisine ailesiyle geçirdiği mutlu bir hafta sonu org/10.1155/2017/5869315 pikniğini, diğerine ise kokunun takılı olduğu 6. Herz RS. Aromatherapy facts and fictions: A aracıyla yaptığı trafik kazasını hatırlatıyor. Aro- scientific analysis of olfactory effects on mood, materapinin depresyondaki etkisini araştıran bir physiology and behavior. International Journal of çalışmada bu iki bireye melisa uçucu yağı kokla- Neuroscience 2009; 119(2), 263–290. https://doi. tıldığında, kokunun hatırlattığı bu anılar ve ko- org/10.1080/00207450802333953 kuyla ilişkilendirilmiş emosyonlar uçucu yağın 7. Herz RS. The role of odor-evoked memory in psy- beklenen etkisinde farklılık oluşturmaz mı? Yani chological and physiological health. Brain Sciences kokuların psikolojik etkileri farmakolojik etkile- 2016; 6(3). https://doi.org/10.3390/brainsci6030022 rine göre daha baskınsa, farklı koku hafızalarına 8. Herz RS. Odor-associative learning and emotion: sahip bireylerin uçucu yağın kokusuna karşı aynı Effects on perception and behavior. Chemical Sen- fizyolojik yanıtları oluşturması beklenebilir mi? ses 2005; 30 SUPPL.(suppl 1), 250–251. https://doi. Koku hafızası ve kokuyla pekiştirilmiş, öğrenil- org/10.1093/chemse/bjh209 miş davranışları da dikkate alacak yeni çalışma- 9. Herz RS, Schankler C, Beland S. Olfaction, emotion lar bu sorulara ışık tutabilir. and associative learning: Effects on motivated beha- vior. Motivation and Emotion (2004); 28(4), 363– Kaynakça 383. https://doi.org/10.1007/s11031-004-2389-x 1. Kandel ER, Schwartz JH, Jessell, TM, Siegelbaum 10. Robin O, Alaoui-Ismaili O, Dittmar A, Vernet-Ma- ury E. Basic emotions evoked by eugenol odor SA, Hudspeth AJ. Principles of Neural Science, differ according to the dental experience. A neuro- Fifth Edition 2014; Neurology (Vol. 3). https://doi. vegetative analysis. Chemical Senses 1999; 24(3), org/10.1036/0838577016 327–335. https://doi.org/10.1093/chemse/24.3.327 2. Purves D, Augustine GJ, Fitzpatrick D, Hall WC, 11. Daniels JK, Vermetten E. Odor-induced recall of Lamantia AS, Mcnamara JO, Willians SM. Neuros- emotional memories in PTSD–Review and new cience. Sunderland 2004; (Vol. 3). https://doi. paradigm for research. Experimental Neurology org/978-0878937257 2016; Elsevier B.V. https://doi.org/10.1016/j.exp- 3. Thomas DV. Aromatherapy: Mythical, Magical, neurol.2016.08.001 or Medicinal? Holistic Nursing 2002; Practice, 12. Herz RS, Eliassen J, Beland S, Souza T. Neuroima- 16(5):8-16. ging evidence for the emotional potency of odor-e- 4. Forrester LT, Maayan N, Orrell M, Spector AE, Bu- voked memory. Neuropsychologia 2004; 42(3), chan LD, Soares-Weiser K. Aromatherapy for de- 371–378. https://doi.org/10.1016/j.neuropsycho- mentia. Cochrane Database of Systematic Reviews, logia.2003.08.009 2014; (2), 2–4. https://doi.org/10.1002/14651858. 13. Larsson M, Willander J. Autobiographical odor CD003150.pub2 memory. Annals of the New York Academy of 5. Sanchez-Vidana DI, Ngai SPC, He W, Chow Sciences 2009; 1170(c), 318–323. https://doi.or- JKW, Lau BWM, Tsang, HWH. The Effectiveness g/10.1111/j.1749-6632.2009.03934.x hayatsağlık 55
Kitap Değerlendirmesi Alternatif Tıp Tarihi Thomas Sandoz, Dost Kitabevi, Çev. Çağrı Eroğlu, Ankara, 2010 Özlem Bildik Şanlı İsviçreli psikolog ve epistemolog Thomas mek amacıyla çalışmasını sadece üç coğrafi ku- Sandoz tarafından Histoires Parallèles de la tupla -Fransa, Almanya ve ABD- sınırlandırdı- Médecine adıyla 2005 yılında Fransızca olarak ğını ve ortak öğretiye zarar vermesi endişesiyle kaleme alınan kitapta, dünyada ve Türkiye’de Hint, Çin ve egzotik tıp gibi farklı sistemlere ait her zaman popülerliğini koruyan ve hakkında yaklaşımlarla ilgilenmediğini belirtiyor. rahatlıkla kalem oynatılan, toplumdaki birçok kişinin kendini yetkin gördüğü konulardan biri Farklı tedavi yöntemlerinin farklı başlıklar olan \"alternatif tedavi yöntemleri\"ne odaklanı- altında tasnif edildiği kitapta altı bölüm yer alı- lıyor. yor: bitkiler, özler ve kokular; rejimler, diyetler ve kürler; reçeteler, ilaçlar ve şuruplar; banyo- Kitap boyunca kullanılan \"alternatif teda- lar, çabalar ve hijyen; masajlar, el işlemleri ve viler\" ifadesiyle, aslında bugün anladığımız bedenin duruş biçimleri; enerjiler, dalgalar ve anlamda geleneksel ve tamamlayıcı yöntemler makineler. kastediliyor. Her ne kadar ülkemizde son yıllar- da modern tıbbi uygulamaların dışındaki yön- \"Bitkiler, özler ve kokular\" başlıklı ilk bö- temler için \"alternatif\" ifadesinin kullanımın- lümde, alternatif yöntemlerin geliştirilmesinin dan özenle kaçınılıyor olsa da, buradaki kul- veya görünür hale gelmesinin en önemli fak- lanım şekliyle alternatif tıp zaman zaman ana törünün bilimsel tıbbın karşısında duranların yolla (modern tıp) birleşen ama çoğunlukla da çabaları olduğuna dikkat çekiliyor. Homeo- ayrı seyreden tali yolları ifade etmesi açısından patinin kurucusu Samuel Hahnemann’ın 19. işlevsel bir görev görüyor. yüzyıl başlarında bilimsel tıbbı kötüleyen tek kişi olmadığı; bu yıllarda Almanya, İngiltere ve Sandoz kitabında, tarih boyunca ortaya ABD gibi ülkelerde başka isimlerin de bilimsel konmuş alternatif tedavi yöntemlerinin, uy- tıbba karşı çıktığı; fakat bunlardan hiçbirinin, gulamalarının ve bunlara katkıda bulunmuş dönemlerinin tıp anlayışını değiştirecek kadar öncülerin izini sürüyor. Yazar, özü yakalayabil- akılcı bir düşünce geliştirememiş olduğuna de- 56 hayatsağlık
ğiniliyor. Ayrıca bu dönemde bilimsel tıbbın öğütler içeren öğretisi her şeyin aşırısının za- gereksiz veya tehlikeli olduğu düşüncesinin rarlı ve sağlığı tehdit eden en büyük tehlike- şekillenmeye başladığına, zalimce bulunan ve nin de zevk arayışı olduğunu söylüyor. Bu gibi etkinliğinin ispatlanamadığı düşünülen bilim- öneriler yanında özellikle dindar bazı öncülerin sel tıbba karşı yükselen seslerin her geçen gün sağlığın korunması ve arınma amacıyla özel arttığına ve 19. yüzyıl başlarında, halk sağlığını hayatı hedef alan daha sert önerileri olduğu da tehdit eden ateşli bulaşıcı hastalıkların tedavi- görülüyor. 1900-1914 yılları arasında yaşanan sine kan çekme gibi geleneksel tedavi yöntem- gıda reformu hareketlerinin temsilcileri arasın- lerinin de eklendiğine burada dikkat çekiliyor. da örneğin Kellogg ve Fletcher gibi isimler de yer alıyor. Kellogg’un bilimsel kuramına göre Bu bölümde yer verilen bir diğer konu, dok- hastalık, bağırsakta kalan protein artıklarının torların insana yarardan çok zarar verdiklerini otointoksikasyonu sonucu oluşur. Kellogg’a ve kendilerini üstün gördüklerini öne süren göre bağırsak problemleriyle kültürel yozlaşma bilimsel tıp karşıtlarının \"kendi kendini tedavi\" arasında tarihsel bir bağ vardır ve toplumsal yi savunmaları ve buna karşılık olarak, saygıyı ve ahlaki arınma sindirim sistemi temizliğiyle hak ettiklerine inanan bilimsel tıp doktorları- mümkündür. Fletcher ise otointoksikasyona nın \"kendi kendine tedavi\" anlayışını eleştire- karşı lokmaları çok çiğnemeyi önerirken bunun rek bunu kırmaya çalışmalarıdır. Bu bölümde ekonomik üretkenliği arttıracağını vurgular. alternatif yöntem savunucularının iddialı söy- lemlerine yönelik bilimsel tıbbın o yıllarda ce- Bu bölümde son olarak, gıdaların ”canlı gü- vap üretememesinin de etkisiyle, bilimsel tıbbın neş enerjisi” oranlarına göre üç kategoriye ay- katı söylemlerine karşı duruş niteliğindeki yak- rılması, katı diyete ek olarak doğal jimnastiğin laşımların kabullenildiğine vurgu yapılıyor. önerilmesi, vitaminlerin diyetteki yeri, sağlıklı yaşlanmak için oruç önerisi gibi başlıklara da Burada, Samuel Thomson gibi fitoterapi sa- yer veriliyor. vunucularına yer veren yazar, her on yıllık sü- reçte bir fitoterapi erbabının ortaya çıktığının \"Reçeteler, ilaçlar ve şuruplar\" başlık- altını çiziyor. lı üçüncü bölümde, Avrupa’da ortaya çıkmış ve yüzyıllarca içinde etkinliğini korumuş bir \"Rejimler, diyetler ve kürler\" başlıklı ikinci alternatif tedavi yöntemi olan homeopati üze- bölümde, beslenme öğütlerinin alternatif teda- rinde duruluyor. Bir doktor olan Samuel Hah- vilerin tarihindeki merkezî niteliğine dikkat çe- nemann’ın hastalarına gerçek anlamda yardım kiliyor. Tarihte uygulanmış bazı rejimlerin, basit edemediği düşüncesinin doğurduğu yetersizlik yeme alışkanlıkları olmalarının ötesinde sağlığı duygusuyla mesleği bırakması ve bundan son- korumada ve tedavideki önemleri vurgulanıyor: ra kendi sistemini oluşturmak için hangi yol- 1870’te Paris’te yaşanan kıtlık sonrasında bes- lardan geçtiğine yer veriliyor. Bu öğretiye tıp lenme ile tıp arasındaki ilişkinin önemsenmesi çevreleri tarafından başta sıcak bakılmasa da ve kimyanın gelişmesiyle birlikte de yemeklerin özellikle tıbbın çaresiz kaldığı zamanlarda, has- içeriğinin analiz edilmesi mümkün olmuş ve tayı tehlikeye atacak bağırsak boşaltma ve kan böylece gıdaların içerikleri ve birbirileriyle ilişki- çekme gibi radikal yöntemlere kıyasla home- leri dikkate alınmaya başlanmıştır. opatinin ılımlı yapısı zamanla, onu, üzerinde düşünmeye değer hale getiriyor ve etkisi kısa Beslenmenin yalnızca beden sağlığıyla değil sürede, doğduğu Germen topraklarının ötesine tinsel yaşamla da ilişkilendirilmesine ve örne- geçiyor. Bölümün devamında, Hahnemann’ın ğin katı vejetaryenizm gibi diyetlerin dini kay- ölümünden sonra öğretinin kimler tarafından naklara dayandırılmaya çalışılmasına dikkat temsil edildiğine; bu yayılım ve gelişim sürecin- çekiliyor. Sağlığın korunmasında yalnızca gıda de yaşanan başarı ve başarısızlıklara, ilerleme ve rejimleri değil, bedeni koruyacak ve arındıra- gerilemelere yer veriliyor. cak diğer yöntemlere ve savunucularına da bu bölümde yer veriliyor. Örneğin, Presbiteryen \"Banyolar, çabalar ve hijyen\" başlıklı dör- bir vaizin beslenme, temiz hava, banyo, fizik- düncü bölümün ana konusu, hastalık döne- sel aktivite, cinsellik ve beden bakımına ilişkin hayatsağlık 57
minde bedenin kendi kendini tedavi sürecini bunların birbirinden farklarına değiniliyor. Bu başlatmak amacıyla onu güçlendirecek ve di- bölümde, dans, armonik jimnastik, doğacı ha- renci arttıracak araçları doğada aramak anlamı- reket gibi yeni bedensel ifade yollarının keşfe- na gelen, doğal öğelere (su, güneş, hava, çamur dilmesini katı toplum biçiminin ortadan kalk- vb.) bağlı çeşitli terapi yöntemlerinin genel adı masıyla açılan özgürlük alanı ile ilişkilendiren olan naturoterapiler. Yeni bir yöntem olmayıp yazar, antik felsefelerin yeniden keşfedildiği bu atalardan kalan tedavi sanatının devamı niteli- dönemden sonra artık amacın sadece iyi hisset- ğindeki bu uygulamaların çoğunlukla bilimsel mek değil, aynı zamanda insanın kendi kendini tıpla uyum içinde olmalarına dikkat çekiliyor. iyileştirmesi, bedensel ve ruhsal hastalıklardan Bu bölümdeki kavramlardan biri olarak, geç- korunabilmesi olduğunu vurguluyor. mişte etkileri iyi bilinen bazı drogları reçetele- me, kan çekme ve hacamat şişesi kullanma gibi \"Enerjiler, dalgalar ve makineler\" başlık- kimilerince radikal görülen tedavi yollarından lı son bölümün konusu ise, tarihte tüm kül- kaçınmak anlamındaki ”tedavide nihilizm”, iyi- türlerde sağlığın ve hastalığın açıklanmasında leşmedeki temel rolü doğaya bırakma anlayışını kullanılan ve farklı isimlerle adlandırılan temel merkeze alıyor. Bu bölümde, genel olarak hid- doğal güç yani \"enerji\". Güncel enerji tedavileri roterapi, hijyen terapisi, güneş terapisi, fitotera- açısından, insan bedeni, sürekli etkileşim ha- pi, çamur banyosu gibi yöntemler ve bunların lindeki elektromanyetik alanlardan oluşan bir uygulayıcıları hakkındaki tarihsel bilgilere yer ağ olarak görülür. Buna göre hastalıklar enerji veriliyor. alanlarındaki düzensizliklerden doğar. Gök ci- simlerinin çekim güçlerinin sinirsel akışkanlığı \"Masajlar, el işlemleri ve bedenin duruş etkileyerek hastalıklar yaratacağına inanan ve biçimleri\" başlıklı beşinci bölümde, çok çeşitli tedavi için mıknatıs öneren Mesmer; elektriksel yöntemlerle gerçekleştirilen ”elle yapılan iyileş- psikolojinin öncüsü rahip J. Boove Dods; has- tirmeler” ele alınıyor. Bunlardan hem osteopati taların beyinden beyine enerji aktarımı yoluyla ve kiropraktik örneklerinde olduğu gibi uzun iyileşebileceğine inanan Quimby bu bölümde uğraşlar sonucu kabul görmüş olanlar, hem ref- sözü edilen öncü uygulayıcılardan bazıları. Ya- leksoloji gibi kabul görme aşamasında olanlar, zara göre, bilimsel tıp uzmanları üzerinde öfke hem de bazı Batılı enerji terapileri gibi pratiği yaratan bu yeni dinsel-felsefi tedavi biçimleri, ancak halk arasında sürdürülen yöntemlere yer iyileşmelerin çoğu psikolojik etkiyle veya doğa- veriliyor. Vücudun belli bölgelerinin uyarıl- nın iyileştirici gücüyle açıklanabilir olsa da kı- ması ve organlara basınç uygulanması yoluyla rıkları veya kanseri iyileştirme iddiasında olan- iyileşmenin gerçekleşeceği inancına dayanarak lar sebebiyle 19. yüzyılın sonunda sadece dü- geliştirilmiş birçok yöntem ve uygulayıcıları bu şünceyle tedavi edilmeye çalışılmış zehirlenme bölümde ele alınıyor. Aerobik, jimnastik, kine- ve enfeksiyon vakaları gibi birçok vaka baş gös- sioterapi, lenfatik drenaj, bölgeler terapisi ve çe- terir. Nitekim bu bölümde yer alan başlıklardan şitli masaj teknikleri gibi yöntemler bunlardan biri de 19. yüzyılda İncil ile tıp arasında köprü bazıları. Bu yöntemlerin çoğunda dokunmanın kurma çabalarına ve şifacı peygamberlerle olan analjezik gücüne ve bağışıklık sistemine olan et- mücadelelere ayrılıyor. Duayla iyileştirme, şifalı kisine vurgu yapılıyor; hatta zaman zaman ma- dokunuş, kutup terapisi gibi yöntemler burada sajların bir uyanış felsefesiyle ilişkilendirildiği sözü edilenlerden bazıları. Son olarak, 19. yüz- gösteriliyor. 19. yüzyılın sonlarında bilimsel yıl tıbbında etkili olmuş elektroterapiler ve 20. tıbba karşı toplumsal bir hareket olarak adlan- yüzyılın önemli buluşlarından radyasyonun dırılan osteopatinin ortaya çıkış ve yükseliş sü- tıbbi amaçlarla kullanımı yine bu bölümde yer reçleri bu bölümde özel olarak geniş bir yer bu- verilen diğer konular. luyor. Osteopati kapsamındaki vücudun farklı bölgelerine yönelik çeşitli teknikler ve bunları Böylece her birinin içeriğine kısaca değini- uygulayanlar zikrediliyor. Osteopati ile kirop- len bu altı bölümde, yazarın tercih ettiği anlatım raktik arasındaki bulanık sınırlar, çekişmeler ve biçimine uygun olarak, tedaviler konusundaki arayışların, çabaların, başarı ve başarısızlıkların 58 hayatsağlık
kısa tarihi anlatılıyor. Bunu yaparken, yazarın, Kitabın konu edindiği birkaç yüzyıl çerçeve- olan biteni sözünü ettiğimiz sosyal ve kültürel sinde dikkati çeken bir diğer unsur da alternatif tarih içinde görmeye ve göstermeye, bir anlam- yöntemlerin, özellikle tıbbın çaresiz kaldığı za- da organikliği sağlamaya çalıştığı hissediliyor. manlarda parlaması. Örneğin 1832 yılında yaşa- Tedaviler konusundaki bu arayışlar, çabalar ve nan Asya kolerası salgını, başta Hahnemann’ın takip edilen yollara bakıldığında gerek yazarın homeopati doktrini olmak üzere birçok alter- işaret etmesiyle gerekse buna gerek kalmaksızın natif tedavinin tüm dünyada tanınmasına bü- birçok unsur dikkat çekiyor. Alternatif yöntem- yük katkıda bulunur. Bu durum, okul tıbbına lerin parladığı çaresizlik dönemlerinin benzer- mensup doktorların güçsüzlükleriyle yüz yüze liği ve şifacıları bu arayışlara iten nedenler gibi gelmelerine ve pek çok gelenekçi doktorun böy- unsurlar bunlara örnek verilebilir. le durumlarda olağan tedavilerin etkisiz kaldı- ğını kabul etmesine neden olur. (s. 79) Yazara göre, alternatif tıp tarihinde oto- biyografik öykülerin belirleyiciliği özellikle Sandoz, ilacın ve tedavinin etkisi üzerinde önemlidir, alternatif yöntemlerin öncülerinin kültürel duyarlılıkların her anlamda rol oyna- büyük bir kısmı, tedavisi olanaksız kabul edi- dığı tıp alanında evrensel bir tarih olmadığını len hastalıkları yenmiş kişilerden oluşur. Bu iddia ediyor ve kitabında yalnızca üç coğrafi öncülerde büyük bir iyileştirme hevesi vardır noktayı incelemesinin amacının özü yakalaya- ve mümkün olduğunca yakınlarına yardım bilmek olduğunu vurguluyor. İlaveten, güncel etmek ve onları iyileştirmek isterler. Ayrıca koşullara ve yönelimlere bağlı olarak değişen okul tıbbına mensup olmayan bu şifacıların bu hareketli alanın tarihini eksiksiz olarak yaz- hepsi geleceğin kendilerine minnet duyacağı- manın mümkün olmadığını; son üç yüzyılın na inanırlar. Örneğin, helyoterapiyi(güneş te- sağlığa ilişkin görünümünü değiştirerek ekol rapisi) savunan Arnold Rickli’nin zatülcenbe oluşturmuş başlıca kişilerin, belirgin olayların yakalanarak övdüğü tedavisini kendi üstünde ve tartışmalı görüşlerin üzerinde durmak ge- denemesi ve başarılı olması hem kendisinin rektiğini belirtiyor. Alternatif yaklaşımların, bir hem de müşterilerinin tedaviye olan inancını bütün olarak (kökenleri, etkilendikleri toplum- pekiştirir. (s. 139) Benzer şekilde tüberküloza sal koşullar vb) ele alınması, yani bu sistemlerin yakalandıktan sonra tıp tarafından ölüme terk tıbbi bilimler yönünden incelendiklerinde orta- edilen Benedict Lust, hidroterapi ile sağlığına ya çıkan özelliklerinin değil; her birinin düşün- kavuşunca yaşamını hidroterapiye adamaya me biçiminin, bağlı olduğu sosyo-ekonomik karar verir. (s. 143) koşulların, uygulayıcısını yönlendiren etkenle- rin ve tezini kanıtlama biçiminin değerlendiril- Ele alınan alternatif yöntemlerin birçoğun- mesi gerektiğinin altını çiziyor. da inançların bir motivasyon olduğu görülür. İlhamını ilahi bir kaynaktan almaya örnek Sözü edilen bu alternatif yöntemler, bir kıs- olarak, İncil’de yer alan bir söz, ürin terapisi- mı, tarihi çok gerilere götürülebilen, yüzyıllar nin öncülerinden olan John W. Armstrong’un hatta binyıllardır kadim medeniyetlerce uygu- dikkatini çeker: \"Kendi kuyundan çıkan suları, landığı bilinen yöntemler; bir kısmı da daha kendi sarnıcının sularını iç.\" Bu sözü tüber- yeni tarihlerde ortaya çıkmış olan gerek yeni külozun tedavisi için yorumlayan Armstrong, yöntemler gerekse eski yöntemlerin birer gün- ürin kürünü kendi üzerinde dener ve \"mucize\" cel yorumu niteliğindeki eklektik denebilecek gerçekleşir. Armstrong’un bu kürle yirmi yılda yöntemler olarak geniş bir yelpaze oluşturuyor. kırk bin hastayı iyileştirdiği aktarılır. (s. 108) Öyle ki yazar, \"Dünya üzerinde yeni hiçbir şey yok. Teknik olanaklar, düşüncelerden ve umut- Buna benzer çoğu örnek -tıp tarihinin her lardan çok daha hızlı gelişiyor. Hippokratçılık döneminde rastlanabileceği gibi- tıbbi uygula- ve onun doğaya duyduğu inanç, gıda rejimleri, maların, özellikle de çaresi olmayan hastalıklar- haplar, iğneler, gelişmiş aletler biçimini alarak da başvurulan yöntemlerin dini kaynaklardan yeryüzündeki egemenliğini devam ettiriyor\" bir şekilde –mantıksal ve nedensel bir temeli (s. 15) diyerek, kitabındaki tarihsel anlatının olsun ya da olmasın- esinlendiğini gösterir. hayatsağlık 59
bize fark ettirmesini amaçladığı üzere, hakiki sapkın sonuçları ve hatta dolandırıcılıkları be- manada \"yeni\" niteliğine sahip neredeyse hiç raberinde getirdiğini ve hatta çoğunlukla en iyi bir yöntemin bulunmadığını; yalnızca bazı kav- niyetlerin bile en saçma isteklerle kesişebildi- ramların ve yöntemlerin isim ve biçimler değiş- ğini söylüyor. Denebilir ki yazar, yadsınan bu tirerek yeni baştan önümüze gelmekte olduğu alternatif tedavi yöntemlerinin, aslında sağlığın iddiasında. sosyal tarihi içinde nasıl da bütünüyle yer aldı- ğının görünür kılınması arzusunda: \"Ne kadar Sandoz, kabaca bir bakışla modern tıbba tartışmalı olurlarsa olsunlar bu yaklaşımlar, alternatif olarak görülen çok sayıdaki sağlıklı zaman zaman akışını bile değiştirdikleri sağlık yaşama yaklaşımının, aslında tıbbi bilimlerin bilimlerinin kültürel tarihine aittirler. Tarihsel gelişimi sürecinde zamana direnmiş olan az bir bakış açısı, kabul göreni şiddetle reddedilen- sayıdaki yasa ve uygulamanın farklı biçimler den ayıran sınırların sürekli yer değiştirdiğini alarak oluşturduğu bir çeşitlilik görünümü ol- hatırlatır. Alternatif yaklaşımlar düşüncesi bile duğunu düşünüyor. Ona göre, aykırı yaklaşım- ancak egemen olan görüş ile karşılaştırıldığında ların başarısı, çoğu zaman hileli yaşam öykü- anlam kazanır.\" (s. 12) lerinden, yanıltmacalardan ve aklı bulandıran diğer unsurlardan oluşan \"tedavi efsanelerinin\" Sandoz’a göre, tüm diğer alternatif yakla- inandırıcılığına bağlı. \"Hafta hatta gün geçmi- şımlar gibi \"alternatif\" iddiasında olan tıbba yor ki sağlık piyasası içinde kendilerini yumu- da bir başlangıç çizgisi çizmek için egemen şak, doğal, tamamlayıcı, paralel olarak tanım- bir tıp görüşünün ortaya çıkmasını beklemek layan yeni alternatif tedavi yaklaşımları ortaya gerekecektir. Bu bağlamda yazar, Ortaçağ bo- çıkmıyor olsun.\"(s. 11) diyen Sandoz, bu tedavi yunca kullanılan yöntemlerin ve kuramların yaklaşımlarının ortak arzularının adlarını tıp sağlık bilimleri uygulayıcıları arasında ayrılı- tarihine büyük harflerle yazdırmak olduğu gö- ğa neden olmadığını ve bu durumun modern rüşünde. Yazara göre, modern tıbbı tedavi açı- tıbbın kendini ayrıcalıklı ilan ettiği tarihlere sından zenginleştirme umuduyla hareket eden kadar sürdüğünü söylüyor. Bu açıdan alterna- bu tedavi yaklaşımları, kendilerini birer yenilik tif tıbbın tarihinin, modern eczanın ve tıbbın olarak sunma çabasındalar ve tedavi alanında örgütlenip uzmanlık alanları yaratmalarıyla \"devrim\" yapma amacındaki bu sabırsız tutum başladığını belirten Sandoz’a göre, zamanla sı- kendine tıp tarihi içinde değil ancak \"pazarlama nırları belirleyen ölçütler yasalaştıkça alterna- piyasası\" içinde yer bulabiliyor. tif tedavi yolları da somutlaşır, gözle görülür hale gelir. Yazar, bir yandan alternatif tedavi yakla- şımlarını bu gibi açılardan sorgularken diğer Gelenekçi olanla olmayan arasındaki bu yandan da bunların modern tıp tarafından kopukluğun 19. yüzyıl ortasında, deneysel bi- toptan reddedilip görmezden gelinmesiyle limlerin doktorluk sanatını etki altına almala- oluşan kamplaşma zeminini ve \"Academie\"- rıyla beraber arttığını ve böylece ampiristlerle nin ayrılıkçı yöntemler karşısında sergilediği diğerleri arasında derin bir uçurum oluştuğu- soğuk duruşu eleştirir bir tutumu benimsiyor. nu belirten yazara göre, hastalıkların anatomik Tıp dünyasının, her zaman yararlı buluşları, ve lokal bir yaklaşımla değerlendirilmeye baş- insanlığa hizmet edenleri ve sorgulanamaz ke- lamalarını takiben diğer tedavi yöntemlerinin sin devrimleri hatırlatmaktan hoşlandığına ve doğa bilimleri ile gelen bu değişime ayak uy- bunun, hiçbir uygulamanın kolay benimsen- dur(a)madıkları gerekçesiyle dolandırıcılıkla ya mediğini unutmak anlamına geldiğini söyleyen da Ortaçağ’dan kalmış olmakla suçlanır. Sandoz bir anlamda tıp tarihine yönelik yapılan kaba okuma biçimini/bakışı eleştiriyor. Sandoz, Kitabın amacının alternatif yöntemlerin ni- bilimsel tıp tarafından yarış dışı bırakılan bu- teliğini değerlendirmek değil; bu alana ilişkin luşların, gerçekte kültürel, bilimsel ve yasal bir tarihsel olayların bir bütünü oluşturmak üzere bütüne sıkı sıkıya bağlı olduğunu; her bilimsel bir araya getirilmesi olduğunun özellikle vur- buluşun kasıtlı veya kasıtsız olarak çarpıtılmış gulanması gerekiyor. Alternatif tedavi yöntem- lerinin tarihiyle ilgili verilere kolayca ulaşmayı 60 hayatsağlık
sağlayacak çok sayıda kaynak kitap olmadığı kitabın herkesçe okunabilir bir anlatıma sahip düşünüldüğünde bu kitap en azından birkaç ül- olduğunu söylemek mümkün. Herhangi bir kenin son üç yüzyıla ait tarihsel verileriyle, bir konunun tarihine ilişkin veriler bugünü anlam- fikir edinmeyi sağlayabilecek örnek bir niteliğe landırmada şüphesiz kolaylık sağlayan enstrü- sahip. Bununla birlikte her ne kadar kitabın manlar. Kabaca bir bakışla günümüzdeki gele- bibliyografyası tutarlı ve metin içinde isimler ve neksel ve tamamlayıcı tıbbi uygulamalara olan tarihler açıkça veriliyor olsa da, bu kadar yoğun ilginin ve bu uygulamaların görünürlüğünün veri içeriğine sahip bir kitapta kaynağa yönelik arttığı rahatlıkla söylenebilir. Özellikle Dünya merakı gidermeyi sağlayacak metin içi atıfların Sağlık Örgütü tarafından bu alanda yaklaşık bulunmayışı, kitabın bir araştırma kaynağı ola- son otuz yılda yapılan düzenlemelerle birlikte, rak kullanılmasını zorlaştırıyor. yukarıdan itibaren ‘alternatif’ olarak anılan bu yöntemlerin modern tıp tarafından tanınırlığı- Alternatif tedavi yöntemlerinin varlığına nın arttığını söylemek mümkün. yönelik inkarda ve övgüde genelde aşırıya gi- dildiği kanısındaki yazarın benimsediği yakla- Yapılan ve yapılacak çalışmalarla birlikte şımın herhangi bir tarafın yanında durmayıp bu tanışıklığın bir uzlaşıya dönüşüp dönüşe- olabildiğince objektif kalma amacında olduğu- meyeceğini anlamak yeterince uzun bir zamanı nu söylemek mümkün. Yazar bu şüpheci duru- gerektiriyor. Bu gelecek zamana yönelik bir ön- şuyla, modern tıp dışındaki yöntemleri kolaycı görü olarak yazarın değerlendirmesi ise şöyle: bir dille bir kenara bırakıvermekten kaçınan bir \"Gelenekçi olanla olmayan arasındaki çok yön- tavır sergiliyor. Günümüzde dünya ve Türkiye lü ilişkiler içlerinde karşılıklı pek çok kıskançlık tıp gündeminde önemli bir başlık olan gelenek- barındırırlar. Bugün alternatif yöntemlere ve sel ve tamamlayıcı yöntemlere ilişkin sağlıklı uygulayıcılarına gösterilen benzersiz hoşgörü bir algı geliştirilebilmesi açısından, bu tavır ol- oyununun kurallarının her an değiştiği unutul- dukça önem kazanıyor. mamalıdır. Dün kabul edilmez olan, gelecekte ne olacağı belirsiz bile olsa bugün hoş görüle- Sosyal ve kültürel tarihin önemine sık sık bilir.\" (s. 13) vurgu yapan yazar, bu vurgusunu tüm anlatım sürecinde canlı tutmaya çalışıyor. Bu sayede hayatsağlık 61
söyleşi Prof. Dr. Abdurrahim Koçyiğit ile “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” üzerine... Söyleşi: Özlem Bildik Şanlı, Muhammed Yunus Bektay Prof. Dr. Abdurrahim Koçyiğit 1963 yılında Konya’da doğdu. Lisans eğitimini Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1987 yılında; İhtisasını Tıbbi Biyokimya alanında Konya Selçuk Üniversitesinde 1994 yılında tamamladı. 2012 yılına kadar Harran Üni- versitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalın- da öğretim üyesi olarak çalıştı. Halen Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesinde Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalında Başkanı olarak görev yapan Koçyiğit, aynı za- manda Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi-Gele- neksel ve Tamamlayıcı Tıp İleri Araştırmalar ve Uygula- malar Merkezi (GETAMER) koordinatörü olarak görev yapmaktadır. 62 hayatsağlık
söyleşi Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ifadesinden ne anla- Ülkemizde geleneksel tıp uygulamalarının yükselişi malıyız? Neden bu ifade tercih ediliyor? dünyadaki yükselişten çok daha geç başladı. Dünya çapın- da, tabiri caizse atı alan Üsküdar’ı geçti. Bugün geleneksel Bunun yanında \"alternatif tıp\" teriminin de kul- tıbbın kullanımının Japonya’da %60, Almanya’da %65, Çin’de %50 ve Amerika’da %60 oranlarında olduğundan lanıldığını görüyoruz. Örneğin, Dünya Sağlık Örgü- bahsediliyor. İşin aslına baktığımızda, geleneksel tıbbın zaten var olduğunu, modern tıbbın ise onun üzerine inşa tü’nün tanımlamasına göre akupunktur Türkiye için edildiğini görüyoruz. Dünya bu yaklaşımı aslında hiç terk etmedi. Bir dönem modern tıbbın her şeye çare olacağı alternatif bir yöntem iken, Çin için bir geleneksel tıp düşünüldü ve geleneksel tıp bilhassa Türkiye’de yok sa- yıldı. Ancak ilerleyen süreçte modern tıbbın her şeye çare yöntemi sayılıyor. olmadığı görüldü. İnsanlar geleneksel tıbba bu gibi sebep- Doğrusu bu konuda hala bir kavram karmaşası oldu- lerle yöneliyor. ğunu söyleyebiliriz. Bahsi geçen yöntemler alternatif tıp Geleneksel tıpla ilgili Türkiye’de ne oldu da bu dü- başlığı altında ele alındığı gibi, tamamlayıcı tıp başlığı altında da ele alınıyor. Bana sorarsanız, tıbbın alternati- zenlemeler yapıldı? fi olmaz. Türkiye, \"geleneksel ve tamamlayıcı tıp\" kavra- Kadim bir tıp geleneğimiz olmasına rağmen bundan mını kabul etti. Bu kavramın, modern tıp dışında kalan yöntemleri yüzde yüz karşıladığı belki halen söylenemez. zaman içerisinde uzaklaştık. Ülkemizde geleneksel tıbba Ben “modern tıbba entegre etmek” şeklinde ifade etmeyi karşı ciddi bir ön yargının bulunduğunu biliyoruz. Ziya daha uygun buluyorum. Geleneksel tıbbı, ne kocakarı ila- Özel gibi insanlar ortaya çıktığında akademik camia ta- cı diyerek reddetme ne de kutsama taraftarıyım. İhtiyaç rafından eleştirildiler ve bu nedenle Amerika’da araştır- halinde geleneksel tıbbın metotlarını da kullanabilmeliyiz malarına devam ettiler. Halbuki böyle iddiaları koşulsuz diye düşünüyorum. Yeter ki kullanmayı bilelim. Gelenek- reddetmek yerine adam akıllı araştırmış olsaydık şu anda sel tıbbın, tedavi edici uygulamalar olarak kullanılabilme- geleneksel tıp alanında bulunduğumuz konumdan çok si için bilimsel yöntemlerle araştırılıp günahıyla sevabıyla daha ileride olabilirdik. Dolayısıyla geleneksel tıbba sahip ortaya konulması gerektiği kanaatindeyim. çıkması gereken hekimlerimiz bunu yapmadıkları için o boşluk birileri tarafından dolduruluyor. Geleneksel tıbbın temelinde koruyucu hekimlik man- tığı yatar. Geleneksel tıp, hastalanmamak için size ne Sağlık Bakanlığı 2014’te yönetmelik (Geleneksel ve Ta- yapmanız gerektiğini söyler. Bütüncül yaklaşıp işe di- mamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği) çıkarttı ve Ge- yetten başlar ve önce hastalıktan korunmayı göz önünde leneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkan- bulundurur. Bu bağlamda Hipokrat, “yiyecekler ilacınız, ilacınız yiyecekler olsun” der. Çevresel faktörler birçok hastalıkta etmen olarak kabul edilir, söz konusu faktörle- rin başında da diyet gelir. Geleneksel tıbbın tavsiyelerine uyulduğunda, yani bütüncül bir yaklaşımla hastalıklara yaklaşıldığında, hastalıkların görülme oranı azalacaktır. Örneğin diyabet, kalp damar hastalıkları gibi birçok kro- nik hastalığın komplikasyonlarını barındırır. Geleneksel tıp asıl burada işe yarar. Fitoterapi, kupa tedavisi ve sülük tedavisi aslında sağlam insanın hastalanmamak için kul- lanacağı yöntemlerdir. Yiyeceğinize içeceğinize dikkat et- meniz ya da fonksiyonel gıda almanız modern tıbba engel değildir. Modern tıp asıl hastalandığımızda devreye girer. Cerrahi endikasyonu olan akut apandisiti, bitkiyle tedavi edeceğim derseniz yanlış yapmış olursunuz. Geleneksel tıp uygulamalarının özellikle son yıllar- da yükselişe geçmiş olmasını neye bağlıyorsunuz? Ge- nelde dünyadaki, özelde ise Türkiye’deki yükselişini nasıl değerlendirirsiniz? hayatsağlık 63
söyleşi lığını kurdu. Bu işin dünyada hekim olmayanlar tarafın- 8-10 çeşidi geçmeyen ve sadece geleneksel olarak kullanıl- dan belli eğitimlerle yapılması mümkünken, Türkiye’de dığı ispat edilmiş, yan etkisi olmayan, az çok dozunun ve sadece hekim ve diş hekimleri tarafından yapılmasına izin endikasyonunun belli olduğu hastalıklar için ruhsatlandı- verildi. Ama kaç hekim var bu işi yapabilecek yetkinlikte? rılan çok az sayıdaki tıbbi bitkilerdir. Bununla birlikte sertifikasyon devreye girdi. Ama bu ye- terli değil. Sertifika alınsa da, ne reçete edilecek? Türkiye’de fitoterapist sayısı giderek artıyor. Her sene en az 100 kişi sertifika alıyor. Fakat fitoterapistlerin reçete Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları denildi- edebilecekleri herhangi bir yerli fitoterapötik yok. Fitote- rapist ya ithal ürün ya da majistral reçete etmek zorunda. ğinde akıllara ilk olarak bitkiler ve bitkisel ürünler ge- Elbette doktor farmakopelere girmiş her bitkiyi yazabilir ama majistral ilaçla nereye kadar gidebilirsiniz? Kullan- liyor. Bunların herkesçe erişilebilir ve uygulanabilir ol- dığınız bitkiler ne kadar standart? Örneğin kekik reçete ediyorsunuz ama bu kekik etkili olan bir kekik türü mü, ması, muhtemel istismarı da beraberinde getiriyor. Ka- standardize edilmiş mi, toksik madde içeriyor mu? Bütün bunlar cevabı verilmemiş sorular olarak kalıyor. baca ifade edecek olursak zayıflama kürlerinden kanser Şu anda yurdumuz piyasasındaki bitkilerin çoğu tedavisine kadar geniş bir kullanım yelpazesi görüyoruz. Çin’den geliyor. Özellikle Çin’den gelen bitkisel kökenli ilaçlarda yapılan toksisite analizlerinde ciddi düzeyde ar- Yönetmelikle birlikte bu alanlarda çeşitli düzenlemeler senik ve kurşun gibi ağır metaller tespit edilmiştir. Ayrıca standardize edemediğiniz bir şeye doz da belirleyemezsi- yapılmaya çalışılıyor. Bu çerçevede, sizce Türkiye’de niz. Bunlar gıda takviyesi bile olsa standardize edilmeden piyasaya sürülmesi ve hekim tarafından reçete edilmesi özellikle fitoterapi açısından sorun alanları neler? sorunlu görünüyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatı olmayan bir ürünün, ec- Ruhsat almak için ciddi para ve zaman harcamanız zanede satılması doğru değil. Aktarlarda satılıyor ancak gerekir. Ancak ürün patentlenemez ise o harcadığınız pa- hiçbir şekilde denetim yok. Geçen yıl Sağlık Bakanlığının radan hiçbir şey kazanamazsınız. Bugün patentli bir ilacı ruhsatlandırmayla ilgili bir toplantısı oldu. Orada tartış- üretmek ortalama 8-10 sene sürüyor. Bu üretimin mali- ma konusu buydu: “Tarım Bakanlığından ruhsatlı ürün- yetinin 1,5-2 milyar dolar olduğundan bahsediliyor. Üre- ler ne olacak?” Eczacıların bir kısmı Tarım Bakanlığından ticiler yaptıkları masrafın karşılığında kar etmek isterler. ruhsatlı tüm ilaçların Sağlık Bakanlığından geçirilmesini Bu kadar zamanı ve parayı patentsiz bir ürün için kimse istiyor. Fakat Tarım Bakanlığından nasıl ruhsat alındığı harcamaz. Şu anda geleneksel tıp için en büyük handikap malum. Sadece başvuranın beyanına dayanarak ruhsat üretilen bir ekstraktın ruhsatı alınsa dahi patentinin alı- veriliyor. Doza, endikasyona, toksik etkiye, biyoyararlanı- namıyor oluşudur. Bunun bir yolu olmalı ki ilaç firmaları ma bakılmıyor; içerik analizi yapılmıyor. Bu halde Sağlık yatırım yapsın, laboratuvar kursun. Bakanlığından nasıl ruhsat alabilirsiniz? Peki bu ilaçlar Sağlık Bakanlığının geri ödeme siste- Ruhsatlandırma süreçlerinin buna uygun hale geti- mine nasıl dahil edilecek? rilmesi bir seçenek olabilir mi? Geri ödeme sistemine hepsini değil ama bir kısmını Uygun hale getirilebilse zaten Sağlık Bakanlığı verecek alacaklar. Şu an Sağlık Bakanlığından ruhsatlı 8 ürün var. ruhsatı, ama buna kimse yanaşmıyor. Ürün sahibi diyor Sayı zamanla artacaktır fakat 50 ürüne ulaşılsa dahi bu- ki ”bu süreçleri benim yerime Sağlık Bakanlığı yürütü- nun yeterli olduğunu söyleyemeyiz. versin, ben hiçbir şey yapmayayım ama sen bana ruhsat ver.” Sağlık Bakanlığı zaten ruhsat vermem demiyor ki, Ayrıca bu ruhsatlar araştırmalar sonucunda verilmi- “belli şartları sağlarsanız veririm” diyor. Kimyasal bir ilaç yor. Bazı firmalar hiç araştırma yapmadıklarını, çeşitli için hangi şartlar isteniyorsa gıda takviyeleri için de aynı belgeler, mecmualar, röportajlar aracılığıyla elde ettikleri şartların sağlanması isteniyor. O da ürün sahiplerine biraz verilere göre bu ürünlerin sadece halk arasında kullanıldı- ağır ve zor geliyor. ğını ve yan etkisini görmediklerini beyan ediyorlar. Dola- yısıyla bu veriler de yeterli değil. İlaç ruhsatlandırma hakkında 2002’de çıkan yönetme- liğe göre (Veteriner, İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Ruhsat Yönetmeliği), Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de belli bir süredir kullanılmakta olan ve herhangi bir yan et- kisinin bulunmadığı gösterilen bitkilere araştırma yapma- dan doğrudan ruhsat verilebilir. Bunlar çörek otu, kabak çekirdeği, sarımsak, nar çekirdeği, papatya gibi toplamda 64 hayatsağlık
söyleşi Türkiye olarak biz endemik bitki türü açısından Av- Bir ölçüde sağlar. Burada bizim en büyük problemi- rupa’dan çok daha zengin olduğumuzu söyleyerek övü- miz hekimlerin aldığı yetersiz eğitimdir. Çünkü bu 200- nüyoruz, her konuşmamızda bunu vurguluyoruz. Avru- 300 saatlik dersle olacak şey değil. Örneğin Çin’deki tıp pa’daki endemik bitki türü sayısı 2500 iken, bizde 3500. eğitiminde 3. sınıfa kadar herkes temel tıp eğitimi alıyor, Fakat araştırıp laboratuvar çalışmalarıyla meşhur ettiği- 4. sınıftan itibaren ise geleneksel ve modern tıp diye bir miz kaç tane bitkimiz var? Dünyaya baktığımızda ciddi ayrıma gidiliyor. Sonuçta her iki yönelimde de temel tıp şekilde araştırma yapıldığını görüyoruz. Ginkgo biloba, eğitimi alınmış oluyor. Türkiye’de tıp eğitiminde ise bir Panax ginseng, Reishi mantarı gibi bir bitkimiz var mı? saat bile geleneksel tıp veya fitoterapi dersi verilmiyor. Bu yönden de çok zayıfız. Tıp okuyan birine ”fitoterapi nedir” diye sorsanız bir kıs- mı adını dahi bilmeyecektir. Böyle bir öğrencinin tıptan Düşünebiliyor musunuz, Tarım Bakanlığından onay- mezun olunca kısa bir kursla geleneksel tedavi uzmanı lı 3500 bitki varken, Sağlık Bakanlığından onaylı olan sa- olması çok yetersiz ve yanlış bir yaklaşımdır. Öğrenci- dece 15-20 adet. Geri ödeme uygulamasının başlamasıyla nin önce geleneksel tıp, geleneksel tıptaki yöntemler, bu birlikte, Tarım Bakanlığından onaylı olanların hepsi Sağlık yöntemlerin faydaları ve zararları gibi temel tıbbi bilgileri Bakanlığına geçmek isteyecek. Ama geçemeyecekler. Bu lisansta aldıktan sonra geleneksel tıp uygulamalarının uz- ürünlerin Sağlık Bakanlığından ruhsatlandırılabilmesi için, manlığını alabilmesi gerekir. Türkiye’de şu an geleneksel şartlar belki biraz daha hafifletilecek ama yine de az çok bir tıp uzmanlığı diye bir uzmanlaşma yok. 300 saat fitoterapi araştırma istenecek. Biyoyararlanım, farmakokinetik, far- dersi almakla fitoterapi uzmanı olunmaz, böyle eğitimler makodinami, toksisite, doz, endikasyon belirlenecek. sonucu verilen sertifikalarda fitoterapist yazar. Ancak çoğu hekim tabelasına fitoterapi uzmanı yazıyor. Bu doğ- 2014 yılında yürürlüğe giren “Geleneksel ve Tamam- ru değil çünkü uzmanlık en az 4-5 seneyi gerektiriyor. layıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”nin istismarların Ve asıl merak uyandıran şu: Bu eğitimler uygulama- önüne geçerek bu alanı düzenlediğini veya uzun vadede da nasıl karşılık bulacak? Geleneksel tıp uygulamaları adına alınan dersin ve düzenleyebileceğini düşünüyor musunuz? Bahsettiği- sertifikanın bir başlangıç olduğunu ve kesinlikle yeterli niz gibi fitoterapi eğitimleri veriliyor ve benzeri başka olmadığını düşünüyorum. Bu tarz eğitimlerle ancak işin gelişmeler yaşanıyor. Modern tıbbın geleneksel tıpla entegrasyonu mümkünse, bu çabalar entegrasyonu sağ- layacak mı sizce? hayatsağlık 65
söyleşi alfabesi öğretiliyor. Daha sonra belki zaman içinde, ki- ilaçların yanında bitkisel ürünleri, homeopati preperatla- şisel gayretlerle belli bir seviyeye gelinebilir. Özellikle rını, aromaterapi ürünlerini görüyorsunuz. Almanya gibi fitoterapinin çok zor bir alan olduğunu düşünüyorum. kontrollerin çok ciddi olduğu bir ülkede bunların satılma- Eğer bitkilere ilaç dersek bunların çok kompleks ilaçlar sı ancak kanıta dayandırılması ile mümkün olabilir. olduğunu kabul etmemiz gerekir. Çünkü bir kimyasal ilaç 1-2 etken maddeden oluşuyorken balda 200, zerde- Anadolu arı ürünleri yönünden çok zengin bir coğraf- çal ve arı zehrinde en az 30 etken madde var. Bu etken ya, bizdeki çeşitlilik hiçbir yerde yok, çam, kestane, çiçek maddelerin boşuna oraya konmadığını, birinin yaptığı işi balı, çörek otu balı... Bu ballardan çok kıymetli olanlar diğerinin tamamladığını düşünüyorum. Şöyle bir örnek var. Örneğin ülkemizde, dünya çapında bilinen manuka vereyim: Romatizma hastası bir kişi, aynı zamanda mide balından 2-3 kat daha etkili olduğunu gördüğüm ballar ülseri var. Ne yaparsınız? Romatizması için bir antienfla- var. Maalesef teknolojik imkansızlıklar yüzünden detaylı matuvar yazmanız lazım. Fakat mide ülseri olduğu için araştıramıyoruz. İmkanlar tanınır, altyapı oluşturulursa bu ilaçlar kontrendikedir, midesini kanatır, birini tamir hem araştırma açısından hem de geleneksel bitkisel tıb- ederken diğerini yıkarsınız. Fakat bitkiler biraz daha bi ürünlerin üretimi açısından çok yol kat edeceğimizi farklı: bir zerdeçal ya da kudret narı vererek hem roma- düşünüyorum. Fakat bu hususta en kötü vaziyette olan tizmasını hem de midesini tedavi edebilirsiniz. Çünkü ülkelerden biri de Türkiye. Ülkemizde çok sınırlı sayıda hem antienflamatuvar hem de yara iyileştirici özelliği var. araştırma yapılıyor. Araştırmacılar uygulama olmadan, İçinden bir etken maddeyi izole ettiğin zaman o madde gerek model oluşturulamaması gerekse hasta üzerinde kimyasal oluyor artık. Örneğin asetilsalisilik asit ilk defa etkinliğin görülememesi gibi sebeplerden dolayı araştır- söğüt kabuğundan izole edilmiş ancak günümüzde söğüt ma yapamıyor. Araştırma ve uygulama tıp için iki kanat kabuğundan izole edilmiyor, kimyasal yolla sentez edili- gibidir. Birisi olmadan uçabilmek çok zordur. Bu yüz- yor. Ne fark var o zaman? Neticede kimyasal olarak aynı den araştırmacıların hevesinin yanında, geleneksel tıp fakat bitkiyi ekstrakt olarak aldığınızda 30 tane etken uygulamalarını yapanların da araştırmaya heveslenmesi maddeyi alıyorsunuz. lazım. Hem uygulamaların yapılması hem de yapılan uy- gulamaları kullanarak araştırmaların devam ettirilmesi Yeter ki dozunu ve endikasyonunu bilin. Örneğin, gerekiyor. Maalesef uygulamayı yapanların birçoğunun fitokimyasal antioksidanların 3 farklı etki göstereceğini araştırma konusunda istekleri yeterli değil. Bu uygulama- düşünüyorum. Örneğin bir fitokimyasal antioksidan olan ları senelerdir yapan insanlar var, ama ne yazık ki, konu kürküminle insanı kanserden koruyabilir, kanser yapabi- hakkında yerli ya da yabancı yayın ve araştırma sayıları lir ya da kişide oluşmuş kanseri tedavi edebilirsiniz. Yani yeterli değil. Dolayısıyla yaptıkları uygulamaları kanıta kürküminin fizyolojik, toksik ve terapötik etkisi var. Fi- dayandıramıyorlar. tokimyasal olmayan ama çok güçlü bir antioksidan olan başka bir maddeyi ele alalım: melatonin. Melatonin kan- Geleneksel tıp uygulamaları ile alakalı pek çok kitap ser hücresini % 140’a kadar çoğaltıyor ama yüksek dozda yazılmış olması da ayrı bir sorun kümesidir. Her isteyen kanserli hücreyi beslediğinden bu oran düşüyor. Dolayı- oturup düşüncesini kitaplarda yazabilir. Ama kitaplar- sıyla hangi amaç için hangi dozun verileceği önemli bir da hakemli kontrol mekanizması yok. Bir bilginin kabul sorun olarak duruyor. edilebilmesi için önemli olan, alanın uzmanı tarafından onaylanmasıdır. Kitap yazıp piyasada satabilirsiniz, ama Dünyada yapılan bilimsel çalışmalar gerek niteliksel bu kitaplarda yazılan her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. gerekse niceliksel açıdan ne düzeyde? Sizce bu alandaki Türkiye’de yaklaşık yirmi tane geleneksel tıp araştırma bilimsel araştırmalar açısından Türkiye dünyanın ne- merkezi kuruldu. 1. Uluslararası Geleneksel ve Tamam- layıcı Tıp Kongresi düzenleniyor. Katılımcı kontenjanı resinde yer alıyor? şimdiden dolmuş. Fakat bu kadar ilginin olduğu yerde Dünyada yapılan çalışmalarda ciddi bir artış var. Özel- araştırma yapan merkezimiz yok denecek kadar az. Ör- neğin Yeditepe ve Erciyes Üniversitesi’nde araştırmalar likle Çin, Japonya, Almanya inanılmaz derecede araştırma yapılıyor ama yine de ülkemiz için bu son derece yetersiz. ve yayın yapıyor. Bu çalışmalar zamanla ürün ve tedavi protokolü olarak uygulamaya geçiriliyor. Bugün Alman- ya’da bir eczaneye girdiğinizde raflarda, konvansiyonel 66 hayatsağlık
söyleşi Bizim merkezimiz söz konusu yetersizliği az da olsa or- ğin hacamat, akupunktur ve diğer yöntemlerle ilgili bi- tadan kaldırmak amacıyla YÖK onaylı bir araştırma mer- kezi olarak kuruldu. Şu sıralar İstanbul Kalkınma Ajansına limsel çalışmalar yapılabilir mi? ikinci proje başvurusunu da yaptık. Bu projeyle birlikte Geleneksel tıp uygulamalarının kanıta dayalı hale ge- araştırma merkezimizin şartlarını biraz daha iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Sağlık Bakanlığı’ndan onay almak isteyen bir tirilmesi modern tıbbın yapamayacağı bir şey değil. Hele kurum, firma veya akademisyen varsa bunun için altyapıyı hacamat çok kolay araştırılabilecek alanlardan biri. Yaş hazırlamaya çalışıyoruz. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. hacamatlarda sırttan alınan kan ile venöz kan karşılaştırı- labilir. Örneğin, hacamat ile ilgili bir çalışmada ağır metal Söyleşiye, akıllara ilk olarak bitkisel ürünlerin kul- analizi yapılmış. Venöz kan ile sırttan alınan kandaki ağır metal miktarlarını değerlendirmişler. Hacamat ile topla- lanımı geliyor, diyerek fitoterapiyle başladık. Bitkisel nan kanda ağır metal seviyesi 10 kat daha yüksek çıkmış. Bu en nihayetinde kanıta dayalı bir veridir. Hacamattan ürünlerle ilgili çalışmalar yapılması gerektiğinin altını ciddi fayda gören insanlar var. Bilimsel olarak açıklanma- sı en kolay olan yöntemlerden birinin hacamat olduğunu önemle çizdiniz. Ancak, geleneksel ve tamamlayıcı tıp söyleyebiliriz. uygulamaları içinde çok çeşitli yöntemler var. Türkiye Literatüre baktığınızda hacamatla ilgili en fazla 70-80 yayın bulabilirsiniz ki bu oldukça düşük bir sayıdır. Çün- özelinde bakarsak, yönetmelikte 15 farklı uygulama yer kü hacamat uygulamasını yapanlar çoğunlukla hekim ya da akademisyen olmayan kişiler. Araştırma yapmasını alıyor. bilmiyorlar. Etik kurul onayı almanın zor olmasından ve plasebo gibi etkilerin varlığından dolayı da araştırma yap- Konvansiyonel/modern tıp açısından değerlendi- mak kolay değil. Araştırma için akademik bir yaklaşıma sahip olmak ve tüm dünyayı taramak gerek. Bunu yapacak rildiğinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamala- kaç kişi var? Kaç akademisyen hacamatı kabul ediyor? Ka- muoyu yoklaması yapılsa akademisyenlerin %90’ı haca- rındaki en belirgin sorun alanı bilginin/yöntemlerin matı tamamen reddeder. Bir akademisyen kabul etmediği kanıta dayalı olmaması. Birçok geleneksel yöntem ve uygulama hakkında bilimsel yayınlar mevcut olsa da olgu düzeyinde kalması, meta-analiz çalışmalarının bulunmaması gibi nedenlerle bu yayınların bilimselliği zayıf addediliyor. Sizce bu yöntemlerin kanıta dayalı tıp uygulamaları içerisinde yer almasını sağlamak mümkün mü? Örne- hayatsağlık 67
söyleşi bir alanda araştırma yapmaz. Dolayısıyla şu an araştırma dır. Bir yöntemin etkinliğini yalnızca “bence iyi” demekle yapmadan, “ben yaptım oldu, hastam iyi hissediyor” zih- ortaya koyamazsınız. Mutlaka etkinliğinin ve doğruluğu- niyetiyle gidiliyor. Bu bir plasebo etki mi yoksa fizyolojik nun kanıta dayandırılması gerekmektedir. ve kimyasal bir etki mi, bilinmiyor. Kanıta dayandırılması mümkün olmayan uygula- Örneğin, sülük 200 kadar enzim salgılar, tutunmak için kullandığı yaklaşık 300 tane mikro diş var. Bu dişleri maların tedavide kullanılıp kullanılmaması bir soru ile tutunduktan sonra 15 dakika boyunca insan kanına en- zim pompalar. Söz konusu enzimler insan metabolizması işareti. Bu durumda kanıtlayamadığımızı tamamen için son derece faydalı ve bunlardan çok pahalıya satılan preparatlar hazırlanır. Avrupa, ABD sülük enzimlerinden çöpe mi atalım ya da bundan bir fayda görülüyor ise preparatlar yapmaya başladılar. Bunlar bilimsel araştır- ması rahatlıkla ve kolaylıkla yapılabilecek uygulamalardır. kullanmayı deneyelim mi? Tedavi konusunda bütüncül bir yaklaşıma sahip ol- Son dönemde popüler olan ozon terapi. Kendi araş- tırmalarımızda çok rahat hücre kültüründe model oluş- malıyız. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlığı fiziksel ve turabildik. Hücreyi ozona maruz bıraktık ve çok ilgi çe- ruhsal iyilik hali olarak tanımlar. Modern tıp ise ruhu ön kici sonuçlar aldık. Hücreye uygulanan ozon hücrelerin planda tutmadan insana biyolojik bir makine gibi bakar ölmesine sebep oluyor. Hücrelerde doğrudan DNA hasarı ve kişideki marazların sadece kimyasallar ile düzeltileceği yapıyor. Bu sebepten dolayı ben ozon terapiye son dere- paradigması üzerine yoğunlaşmıştır. Fakat Çin tıbbı gibi ce mesafeli duruyorum. Çünkü ozon bir oksidandır. Yani birçok geleneksel tıp sisteminin temelinde bütüncül yak- insana oksidan vererek ne kadar tedavi edebilirsiniz? laşım vardır. Sadece maddeyi iyileştirmekle insanı iyileş- tiremezsiniz. Sağlıklı olabilmek için ruhen de kendinizi iyi Öte yandan bilimsel çalışma sisteminin oturtulması hissetmeniz gerekir. Bu sebeple sağlığı bütüncül bir yakla- zor olan akupunktur ve biyorezonans gibi uygulamalarda şım içerisinde değerlendirmek lazım. Biz modern tıp ola- yeterince araştırma yapılamamaktadır. Deneysel model rak DSÖ’nün ruhen ve fiziken iyilik hali şeklindeki sağlık oluşturmanın zor olması ve uzun süreli çalışmaya ihtiyaç tanımının neresindeyiz? duyulması araştırma yapmayı zorlaştırıyor. Türkiye’de şu an pek çok merkezde biyorezonans uygulaması yapılıyor. Geleneksel tıp uygulamalarının hemen hepsinde kli- Bu kadar yaygın kullanılan bir yöntem olmasına rağmen nik çalışma yapılabilir. Örneğin dua ile yapılan çalışma- Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetme- lar var. Dua ile siğilin geçmesini araştıran bir çalışmada liğinde belirtilen yöntemlerin içerisinde biyorezonans immün parametrelere bakılmış. Dua okumanın bağışıklık mevcut değil. Bunun nedeni literatürde biyorezonansla sistemini güçlendirdiği biyokimyasal olarak tespit edil- ilgili yeterince çalışma olmaması. Bir uygulamanın yö- miş. Bu örnekte olduğu gibi hemen hemen tüm gelenek- netmeliğe girebilmesi için literatüre ve kanıta ihtiyaç var- sel tıp uygulamaları için klinik çalışmalar da yapılabilir. Ancak araştırmacılar, model oluşturmakta zorlanıyorlar. Bu durum da çalışmaların kalitesini ve güvenilirliğini ze- deliyor. Halihazırda klinik çalışmalar için model oluştu- rulamaması, oluşturulamayacağı anlamına gelmez. Klinikte deneysel modeller oluşturmakta diğer bir en- gel ise etik onay alabilmek. Model oluşturulurken kullanı- lan yöntemlerin ya da kimyasalların hastaya zarar verme- yeceğinden emin değilseniz, etik kuruldan onay alamaz ve araştırma yapamazsınız. Geleneksel tıp uygulayıcıları ge- nellikle akademi dışından kişilerdir ve onların onay alabi- leceği herhangi bir etik kurulları yoktur. Etik kurul onayı almayan hiçbir çalışma da dünya çapında kabul görmez. Modern tıp geleneksel tıbba entegre edilmeli anlayışı benim için çok yeni değil. Bilimsel kuruluşlar fitoterapi yöntemlerini mercek altına almalıdır. Bitkisel tedaviler, kontrollü bir şekilde, konusunda uzman kişiler tarafın- dan yapıldığında çok büyük başarılar elde edilebilir. DSÖ 68 hayatsağlık
söyleşi iyi kurgulanarak araştırılmış tedavilere onay vermektedir. çalışmalar var. Gerek eczacılık, gerek diş hekimliği, gerek Geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini bilimsel bir diyetisyenlik bölümleri ile ortak projelerimiz ve yayınları- çerçeveye oturtan ve bu konuda uzmanlar yetiştiren ku- mız var. Merkezimizde bir taraftan geleneksel tıp uygula- rumlar, modern tıp ile geleneksel tıbbın entegrasyonu ile maları yapılırken, bir taraftan da klinik öncesi araştırma- ciddi bir şekilde ilgilenmektedirler. Bitkilerden elde edi- lar yapmaya devam ediyoruz. Ben inanıyorum ki birkaç len etken maddeler, ekstraktlar ya da türevleri, üniversite- sene içerisinde şimdikinden kat kat daha fazla iş yapmak lerde, bilimsel enstitülerde ve modern tıbbın uygulandığı zorunda kalacağız. Ciddi bir talep olacağını öngörüyoruz. yerlerde kanıta dayalı bir sistematik ile araştırılmalıdır. Çünkü Sağlık Bakanlığı bu işe önem verdikçe yolunu aç- Geleneksel tedaviler peşinen ne kabul edilmelidir ne de tıkça, araştırmaya da ister istemez özellikle ruhsat almak reddedilmelidir. için ilgi artacak. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Geleneksel ve Ta- Ekibimizde 11 farklı grup var: Biyorezonans derneği, KASAV (Kadın Sağlıkçılar Vakfı), akupunktur uzmanı, mamlayıcı Tıp İleri Araştırmalar Merkezi’nin (GETA- fitoterapi uzmanı, eczacı, radyolog, biyokimya uzmanı ve beyin cerrahisi uzmanı var. YÖK’ten onaylı bağımsız bir MER) bu alandaki amacı ve iddiası nedir? Burada daha merkeziz. Ek binamızda hizmet veriyoruz. Uygulamaların yapılması, için münhasır klinikler oluşturduk. Araştırma çok hangi uygulamalara / araştırmalara odaklanılıyor? laboratuvarlarımızın teknik altyapısını ve kapasitesini GETAMER’in iki kuruluş gayesi var. Birincisi araştır- arttırdık ve gerekli eğitimleri almış insan kaynağına sahi- biz. İstanbul’un merkezindeyiz, hinterlandımız ve ulaşım ma, ikincisi uygulama. Zaten adı üzerinde, İleri Araştır- alanımız oldukça geniş. GETAMER olarak yaptığımız işte malar ve Uygulama Merkezi. Başlangıçta araştırmayı he- her zaman daha iyi olabileceğimizi savunuyoruz. defliyoruz. Eş zamanlı olarak uygulamanın da yapılması lazım ki, uygulama ile alınan sonuçları değerlendirebile- Bize vakit ayırarak düşüncelerinizi paylaştığınız lim. için teşekkür ederiz. Bir araştırmacı olarak ben ve ekibim şu anda zaten Ben de teşekkür ederim. klinik öncesi çalışmaları yapıyoruz. Gerek hücre kültürü çalışmaları gerek deneysel hayvan çalışmalarına son hız- la devam ediyoruz. Klinikler ile birlikte yaptığımız ortak hayatsağlık 69
www.mihrimah.com 0216 341 7090
Search