Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore eskyz istasyon, duvar (1)

eskyz istasyon, duvar (1)

Published by Eskyz Dergi, 2022-06-20 15:38:49

Description: eskyz istasyon, duvar (1)

Search

Read the Text Version

ESKYZ “İSTASYON” (B)Sevgili dinleyenler, ESKYZ İstasyon’un ilk yayınından herkese selamlar. Bizler Ege Üniversitesi psikoloji bölümü 2. Sınıf öğrencileri arasından bir araya gelmiş altı kişilik bir ekibiz. Bendeniz programın moderatörü Barkın Arslan. Bu programda her hafta ekibimizden iki kişi ile 30 dakika sizlerle birlikte olacağız. Bugün Zeynep ve Başakla birlikte “duvar” temasını işleyeceğiz. Öncelikle ikinize de merhaba demek istiyorum. -Merhaba Barkın. (B)Evet Zeynep bizlere ESKYZ’den bahseder misin? (Z) Elbette Barkın seninde bildiğin gibi Eskyz olarak biz fikir-sanat birlikteliği oluşturmuş bir ekibiz. Bizi bir araya getiren olgu evrenden esinlendiklerimizle bir şeyler oluşturma çabası. Eskyz oluşumuz da bu sebepten aslında bir iz yaratmak istiyoruz. Buranın da bu izi sese dönüştürdüğümüz bir mecra olmasını umuyorum. (B)Teşekkürler, Başak bu konuda sen ne düşünüyorsun? (Başak) ESKYZ benim için çok güzel bir sürpriz oldu aslında. Zeynep’le beraber tiyatroya gitmeyi çok seviyoruz, yine bir oyun izlemek için buluştuğumuz bir günde konu yazmaya, yazdıklarımıza geldi. Zeynep bana arkadaşlarımız arasından sanata ilgi duyan pek çok kişi olabileceğini, eğer bir araya gelebilirsek ortaya çok güzel işler çıkacağını tahmin ettiğini söyledi. O an çok heyecanlandım. Benimle aynı heyecanı paylaşan altı kişi olduk bir anda. Her sanatçının eser üretme sürecinde tıkandığı bir yer vardır, biz altı kişi bir araya gelerek bu tıkanmaya bir çare bulmuş olduk. Kendimizi eskisinden çok daha üretken hissediyoruz. Bir arada olmak, birlikte bir şeyleri başarmak duygusu hepimize motivasyon veriyor. -Tıkanıklık ve üretkenlikten bahsettin. Gerçekten de bu oluşumdan bahsettiğimiz ilk zamanlarda hepimizin önünde bir duvar vardı. Bir engeldi bizim için. Hepimiz duvarın ardına geçmek istiyor fakat bunun için kendimizde motivasyon bulamıyorduk. Bu sebepten dolayı kendimize bir kelime/ konsept belirleyerek üretkenliğimizi arttırmayı hedefledik ve seçilebilecek en uygun kelime duvar oldu. Şimdi de sizlerle ilk paylaşımımızı yapmaktan ötürü çok sevinçliyiz. - Yavaştan ilk konumuza geçiş yapalım istersiniz. -Aslında bu soruyu sadece Zeynep ve Başak’a değil, tüm dinleyenlere yöneltmek istiyorum. Duvar insanın ve insanlığın vazgeçilmezi değil midir? Şöyle bir düşündüğünüzde; ilk gözünüzü açtığınız zaman veya yaşamın ilerleyen vakitlerinde, dört duvar arasında buluyorsunuz kendinizi. Biraz daha geriye gidelim, vahşi yaşamın sözünü geçirdiği ilk çağları hatırlayalım. İnsanların mağaralara sığınmaları ile hayatta kalıyorlar. Onları vahşi yaşamdan ayıran mağara duvarları ve sonrasında duvarlarına çizdikleri resimler/ figürler ile duvar; iletişimin ve çağlar boyu bir aktarımın aracı olmaya başlıyor. İnsanlığın geçmişi ve geleceğine köprü oluyor. Tarihe ışık tutan duvarımız Berlin’e seyahat ediyor ve zamanla tarih oluyor... Peki sizlerin zihninde duvarın yeri neresi? (Başak) Duvar denilince kendimi direkt olarak Rönesans zamanlarında buluyorum. Sanki duvar kavramı, esas anlamına o zamanlarda kavuşmuş. Rönesans ile sanatın baş aktörüne dönüşmüş duvar. Sokaklar bir sahne ve bu sahnede yükselen binaların mimarisinde bulmuş kendini. İsimsizlerin uğrak noktası olmuş, üzerine yazılmış kimsesiz şiirler ile bazen bir şaire

ilham vermiş “Han Duvarları” ismini almış. Dalıp gitmiş bakışların kurbanı olmuştur duvar. Anlamlandıramazdı kimi zaman, bir insanın gözleri saatlerce neden üzerinde gezinir dururdu? Zamanın akışında durağan bir nesneydi oysa. Ona bakarken ne düşünürdü insan, acaba ne hayaller kurardı? Çoğu zaman bilemezdi ama merak ederdi; acaba bir hikâyeye konu mu olacaktı yoksa boşuna geçen bir zamanın isimsiz bir tanığı mıydı? - Peki sen Zeynep? (Z) Mümkünse duvarın zihnimdeki yerini bir şiirle ifade etmek istiyorum. ŞİİR (şiirden sonra 5-10 saniye arka plandaki müziğin sesi arttırılır ve dinleyiciye sakinlik verilir) - Zeynep, sormak istiyorum kim bu duvarın ardındaki? (Z) Kişiden kişiye, kişide de durumdan duruma değişen birisi bence hatta bazen kendisi. Sence kim Başak? (Başak)….... Sence kim Barkın? -Benim için duvarın ardında bir kimse bulunmuyor. Duvarın ardını aramadan, tahmin etmeden veya düşlemeden yaşamak önemli benim için. Somut bir kavramdan daha çok soyut bir kavram duvarın ardı benim zihnimde. (Başak)Didem Madak’ın “Ne bileyim Füsun. Şimdi aramıza duvar örsen, Yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım.” dediği gibi. Somut bir kavram şiirde soyutlaşarak ne kadar güzel bir anlam kazanmış. -Şimdi biraz tarihin tozlu sayfalarından sıyrılıp sokağa inmek istiyorum. Her bir sokakta ayrı hikayelerle karşılaşıyorum. Duvar ağaca ismini kazımak istemeyen doğaseverlerin tercihi oluvermiş, her köşede bir anı olarak kalmış. Acaba hala birlikte mi adını kazıyan o çiftler? O duvarın yanından geçerken ne hissederler? Derin bir iç mi çekerler, yoksa tatlı bir tebessüm ile yola devam mı ederler? Tabii sadece çiftler duvarlara imzasını bırakmamış. Çeşit çeşit boyalarla resimlerini çizenler ki grafiti sanatçılarının en uğrak yeri olduğunu söyleyebiliriz sokaklar ve duvarların. Gri bir sokağın neşesini yerine getiriyorlar sanki. Şimdilerde ise sanata düşman kimseler tarafından sabote ediliyor. -Sanata hiç saygı kalmamış... (Z)Gerçekten de öyle. Karşısında durulsa da sanat, bir şekilde sarmaşıklar gibi yolunu insan zihninde bulacaktır. Şiir bu konuda daha özgür bir kullanım alanı sunuyor mesela. Şiirler sabote edilemiyor. Önce anlamak lazım geliyor. Anlayanın da sabote edeceğini sanmıyorum zaten. -Az önce Zeynep’in yazmış olduğu şiiri dinlemiştik, Başak sen de bir şiir okumak ister misin? (Başak) Çok isterim. Okuyacağım şiir Onat Kutlar’dan, “Cezayir Ağacı”: ŞİİR

-Teşekkür ederiz Başak. Mağara duvarları, kerpiç duvarlar, tuğla veya beton duvarlar derken insanlar ile birlikte yaşadı ve yaşlandı duvar. Gözünü dünyaya açan bir bebeğe de tanık oldu, son nefesini vermiş olan kimselere de... Bu günlerde insan kurduğu yeni dünyaya yani sosyal medyaya da götürdü duvarı, ayrılamadı kendisinden. Sosyal medyada duvar kavramı ile başka bir boyutta can verdi. Zamanın şahitlik ettiği bu ilişki bir gün bitecek mi bilmem ama son bir soru sormak isterim: insanlar mı duvarı şekillendirdi yoksa duvarlar ile insanlar mı şekillendi? Bunun cevabını merak ediyorum, yoksa bu soruya verilebilecek bir cevap var mı bilemiyorum. (Başak) Duvarlar bu zamana kadar insanın sığınağı oldu, hala da olmaya devam ediyor. Sadece inşa ettiğimiz duvarlardan bahsetmiyorum, yeri geldiğinde bir mağaranın iç cephesi, yeri geldiğinde ise bir ağaç kovuğundan yukarı yükselen gövde; duvar işlevi gördü. Geçmiş zamanlarda belki de daha çok somut olarak algıladığımız duvar kavramının giderek karşımıza daha soyut olarak çıktığını görüyoruz. İnternetin, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle insan ilişkileri bambaşka bir boyuta ulaştı, ilişki kurduğumuz insan sayısı arttıkça inşa ettiğimiz duvar sayısı da bir o kadar arttı. Örneğin online ortamdan konuştuğumuz bir kişiyi tek tuşla engelleyerek onunla aramıza anında soyut bir duvar çekebiliyoruz. Artık araya duvar koymak çok kolay, sanırım zor olan duvar inşa etmemizi gerektirmeyecek insanlarla ilişkiler kurabilmek. -Peki ya sen Zeynep, kim kimi şekillendiriyor sence? (Z) Bence her şey gibi duvarların inşası da insan ile başladı. Bir tehlike görüp arkasına sığındılar. İnsanlar birbirinde de gördü tehlikeyi. Canları yandıkça tuğlalar ördüler aralarında. Kendilerini korudular kendilerince. Sonrasında milim milim örülen tuğlalar insanların arasında yıkılması çok zor duvarlar olarak belirdi. Bu aşamadan sonra ise duvarlar insanları şekillendirmeye başladı. Duvarları kendilerinin ördüğü gerçeğini unutmaya başladılar. Kendilerinden önce var olduğuna inanıp onlara göre hareket ettiler. Duvarların yıkılabileceği fikri ise kiminin aklına bile gelmedi kimisi ise kendinde bu gücü göremedi. Ama birilerinin bir yerlerde duvarlarını yok etmek için çabaladığından eminim. Umuyorum şimdi bizi dinleyenler de kendi duvarlarıyla yüzleşme cesareti gösterebilir bir gün.


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook