Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore pkf-global-temmuz-eylul

pkf-global-temmuz-eylul

Published by demo, 2022-03-16 08:34:51

Description: -

Search

Read the Text Version

Temmuz - Eylül 2021 3. S AY I



w w w. p k f i s t a n b u l . c o m ContentsİÇİNDEKİLER Dr. Abdülkadir ŞAHİN 2 Bağımsız Denetimin Kurumsal Yönetime Etkisi 8 10 Erim Nehir KARGACI 12 Yeni Nesil CFO Profili - Neler Değişecek ? 16 Mertcan ASDEMİR 24 Excel - Dost Mu, Düşman Mı? 26 30 Zeki KIRBAŞOĞLU 38 Vergilemede İşlemin Gerçek Mahiyeti 44 Ramazan BİÇER Uygulama Örnekleri Işığında Çok Taraflı Vergi Anlaşmasının (MLI) 1 Türk Şirketlerine ve Yatırımcılarına Etkilerinin İncelenmesi Servet KABA İş Hukukunda Covid-19 Aşısı Ve Olası Sonuçları Mehmet ERCİYAS Türk Hukukunda İş Güvencesi Kavramı; Kapsam ve Koşulları Levent ALPAĞUT Vergi Yargısı Kararları Işığında Haksız Çıkma Zammı Barış ÖZKURT Sermaye Piyasasında Halka Arz Av. Sedat SAFRAN “Biz Ayrılamayız” Enflasyon-Faiz İlişkisi

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m BAĞIMSIZ DENETİMİN KURUMSAL YÖNETİME ETKİSİ Giriş Dr. Günümüzde yatırımcıların haklarının korunması aslen kamusal bir görevdir. Kurum- Abdülkadir ŞAHİN sal yönetim ilkeleri bu kamusal görevin yerine getirilmesinde son derece önemli bir fonksiyon üstlenmektedir. Kurucu Ortak Bu makalede gerek iç denetimin gerekse de bağımsız denetimin, kurumsal yöne- tim ilkelerinin yerine getirilmesine yapa- cağı olumlu katkı ve bu konuda farkında- lığın sağlanması için yapılması gerekenler ortaya konulmaya çalışılmıştır. 1.Kurumsal Yönetim 1.1. Kurumsal Yönetim Kavramı Kurumsal yönetim birçok şekilde tanım- lanmış olmakla birlikte en çok kullanılan tanım şöyledir; kurumsal yönetim piyasa ekonomisinde şirket hissedarları, şirket yöneticileri ve şirkete yatırım yapan diğer hak sahibi ve çıkar grupları arasındaki ilişkileri şekillendiren kurallar bütünüdür. Birçok kurum tarafından yapılan tanımla- rın yanı sıra modern yaklaşımla en özet şekliyle kurumsal yönetimini “iyi yönetim” olarak tanımlamak mümkündür. Kurumsal yönetimin en özet tanımıyla Yukarıda yapılan tanımların yanı sıra iyi yönetişim başarısı; adillik, şeffaflık, kurumsal yönetim İngilizce “corporate hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkele- governance” kavramının çevirisi olarak rinin tam anlamıyla yerine getirilebil- karşımıza çıkmaktadır. Governance mesine bağlıdır. Bağımsız denetim, kelimesi ise kontrol, yönetim, denetim yöneticilerin işletmenin faaliyetine anlamlarını içermektedir. Dolayısı ile yönelik iddialarını test ederek çıkar kelimenin özü itibari ile kurumsal yöne- gruplarına makul seviyede güvencede tim, denetim ve kontrolü de içeren bir bilgi sunmasının yanı sıra kurumsal kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. yönetim ilkelerine yapacağı olumlu katkı ile de iyi yönetişim üzerinde de Kurumsal yönetim, şirketlerin şeffaflık, önemli bir etkinliğe sahip bulunmakta- hesap verebilirlik, adillik ve sorumluluk dır. ilkeleri etrafında yeniden yapılanmalarını gerektiren ve en genel anlamıyla, kurum- ları yönlendiren ve yönetimin performan- sını iyileştirerek daha iyi yönetişim sağla- yan bir sistemdir.

1.2. Kurumsal Yönetimin • Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık, Temel İlkeleri • Yönetim kurulunun sorumlulukları Kurumsal yönetim teorisi ve kurumsal Hissedarların Hakları: Kurumsal yönetim yönetimle ilgili düzenlemeler dört hissedarların haklarını korumalıdır. Hisse- temel ilke üzerine odaklanmaktadır; darlar şirkette meydana gelen önemli adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve değişiklere neden olacak kararlara katıl- sorumluluk. Kurumsal yönetimin söz mak ve bu konularda yeterli şekilde bilgi konusu dört temel ilkesi, şirket perfor- sahibi olma hakkına sahiptirler. mansının ölçülmesi ve geliştirilmesi amaçlarının gerçekleştirilmesi amacıy- Hissedarlara Eşit Muamele Yapılması: Bu la birbirleriyle ilişkilendirilmektedir. ilke yerli yabancı yatırımcı ayrımı olmak- Ayrıca, kurumsal yönetimin yerine geti- sızın kurumsal yönetimde eşit muamele- rilmesi ile pay sahiplerine değer yaratı- de bulunmasını istemektedir. Kurumsal lacağı ve toplumsal değerlere de Yönetim, azınlık ve yabancı hissedarlar saygılı olunacağı beklenmektedir. da dahil olmak üzere, bütün hissedarlara OECD tarafından hazırlanan kurumsal eşit muamele yapılmasını sağlamalıdır. yönetim ilkeleri dört temel ilke üzerine Hissedarlar, haklarının ihlali karsısında inşa edilmiştir. etkili telafi veya tazminat elde etme fırsa- tına sahip olmalıdırlar. 1.3. OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri Kurumsal Yönetimde Doğrudan Çıkar Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Sahiplerinin Rolü: Kurumsal yönetim, (OECD) 1998 yılında 29 üye ülkenin temsilcilerinin katılımı ile birlikte Avrupa Birliği Komisyonu, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Ulusla- rarası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlement-BIS)den kurumsal yönetim ilkelerine ilişkin bir çalışma grubu oluşturmuştur. Yapılan çalışmaların akabinde kurumsal yöne- tim alanında uluslararası kabul görmüş ilk ilkeler seti OECD tarafından 1999 yılında yayımlanmış ve 2004 de revize edilmiştir. Söz konusu ilkeler yayımlan- dığı tarihten itibaren hem OECD üyesi ülkelerde hem de üye olmayan diğer ülkelerde karar alıcılar, yatırımcılar, şirketler ve diğer paydaşlar açısından uluslararası bir referans kaynağı olarak kullanılmıştır. OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri beş ana baslıkta toplanır: • Hissedarların hakları, • Hissedarlara eşit muamele yapılması, • Kurumsal yönetimde doğrudan çıkar sahiplerinin rolü, 3

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m doğrudan çıkar sahiplerinin haklarını yasaların belirt- tiği şekilde tanımalı, servet ve is alanlarının yaratılma- sı ve güçlü şirketlerin ayakta kalması için, şirket ve paydaşlarının aktif işbirliği teşvik edilmelidir Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık: Kurumsal yönetim, şirketle ilgili bütün önemli bilgilerin (şirketin mali durumu, performansı, mülkiyet yapısı ve yönetimi gibi) istenilen zamanda ve doğru olarak kamuoyuna açıklanmasını gerektirmektedir. Yönetim Kurulunun Sorumlulukları: Kurumsal yöne- 3. Bilgiyi sağlayanların eğilimleri. tim, şirketin stratejik rehberliğini, yönetim kurulunun ve yöneticilerin etkin izlenmesini ve denetimini, Bilgi riskini oluşturan koşullar, denetimin bağımsız yönetim kurulunun şirkete ve hissedarlara hesap denetçi tarafından yapılmasının nedenleri olarak sayı- vermesini sağlamalıdır. Yönetim kurulu kararlarının labilirler. Bu koşullar şunlardır: farklı hissedar gruplarını değişik şekilde etkileyebile- ceği durumlarda, yönetim kurulu üyeleri bütün 1-Çıkar çatışması; hissedarlara adil davranmalıdırlar. 2-Muhasebe sisteminin karmaşıklığı; 3-Bilgilerin alınacak kararlarla ilgili olması ve Tüm kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsallaşma 4-Diğer nedenlerdir. arasında çift taraflı bir fayda ilişkisinin olduğu görül- mektedir. Bağımsız denetimi gerektiren etmenler ise; 2. Denetimin Kurumsal Yönetime Katkısı 1-Finansal tablo kullanıcılarının doğru, daha iyi ve yararlı bilgi için güvence ihtiyacı 2.1. Bağımsız Denetiminin Gerekliliği 2-Standart dış yaklaşım ve yorum farklılıkları Denetim, iktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili savların 3-Uygulamada yapılan hatalar önceden tahmin edilmiş ölçütlere uygunluk seviye- 4-Kuralların uygulama ile bağdaşmaması; sini saptamak ve neticeleri ilgililere duyurmak mak- 5-Yeteri özen ve titizliğin gösterilmemesi sadıyla taraf olmadan kanıt toplayan ve bu kanıtları 6-Suistimaller ve yolsuzluklar, değerleyerek makul güvence sağlayan sistematik 7-Risklerin tespiti bir sürecin ifadesidir. İşletmelerde yapılan finansal tablo denetimi, hem işletme hem de ekonomi ve 2.2. Bağımsız Denetimin Kurumsal Yönetime Katkı- kamu düzeni açısından faydalar sağlamaktadır. sı Yönetim finansal tablolar aracılığı ile finansal tablo Onaylanan finansal tablo makul seviyede güvenilir, kullanıcılarına beş temel iddiada bulunmaktadır. Ve şeffaf ve doğru olduğu ölçüde işletme yöneticisine bu yolla sorumluluğunu yerine getirdiği iddia eder. Bu sağlıklı ve doğru karar verme imkanı sunmaktadır. iddialar: Şöyle ki, 1. Gerçekleşme: Kaydedilen işlemler ve olaylar işlet- Toplumu oluşturan kişi ve kuruluşlar işletmelerle mede meydana gelmiştir. ilgili karar alabilmek için güvenilir bilgiye ihtiyaç 2. Tamlık: Meydana gelen tüm işlemler ve olaylar duyarlar. İşletmelerden elde edilen bilgilerin güveni- kayıtlara yansımıştır. lir olmama riski vardır. Bunun nedenleri şunlardır 1-Muhasebe bilgilerinin çokluğu ve karmaşıklığı; 2-İlgililerin çoğunluğunun işletmeden uzak olması ve

3. Doğruluk: Kaydedilen işlem v olay- rinde yapacağı olumlu etki kurumsal larla ilgili miktarlar ve diğer veriler yönetimin amacını ulaşmasına da katkı uygun şekilde kaydedilmiştir ve doğru- sağlamaktadır. dur Bağımsız denetim şeffaf, standart ve 4. Dönemsellik: İşlem ve olaylar muha- anlaşılabilir bilginin sağlanmasında ve sebe dönemi içinde doğru bir şekilde doğru karar verme sürecinde önemli bir kaydedilmiştir enstrümandır. Bu nedenle de daha iyi 5. Sınıflandırma: İşlemler ve olaylar yönetimin, başka bir tanımla kurumsal uygun hesaplarda raporlanmıştır. yönetimin en önemli kaynağı olan doğru finansal bilgilerin makul seviye- Bağımsız denetim, yönetimin yukarıda de güvenceyle sunulması gerekir. belirtilen iddialarını bağımsız denetim Ancak bağımsız denetimin kurumsal standartları çerçevesinde değerlendi- yönetime gerçek anlamda katkısı rerek doğrulunu araştırır ve finansal yeterli kalitede ve bağımsızlık ilkeleri tablo kullanıcılarına makul güvence ölçüsünde yapılması ile sağlanabilir. sağlayarak kurumsal yönetime katkıda bulunur. Böylelikle bağımsız denetim Aksi halde bağımsız denetim kötü kurumsal yönetimin dört temel ilkesi yönetim ve yolsuzlukların aracı haline olan adillik, şeffaflık, hesap verilebilirlik de gelebilecektir. ve sorumluk ilkelerinin yerine getiril- Hatalı sunulmuş finansal bilgi, bilgi mesinde de önemli bir rol oynamakta- kullanıcılarının yanlış kararlar almasına dır. neden olabileceği için, bazı kesimler haksız ve kasıtlı menfaat elde edecek Bağımsız denetimden geçerek doğru- ve kurumsal yönetimin adillik ilkesine luğu makul seviyede güvenceye aykırı davranılmış olacaktır. İşletmele- dayandırılan finansal tablolar kullanıcı- rinde çeşitli taraflar arasında çıkar çatış- ların ihtiyaçlarına da uygun hale maları yaşanması muhtemeldir. Bunu gelmektedir. Böylece şirketler ekono- mik olarak kaynakların doğru yerlerde kullanılmasını sağlayarak kamusal bir görevi de yerine getirmektedirler. Bu görevin doğru şekilde yerine getirilme- si ile kıt kaynaklar etkin ve verimli şekil- de kullanılacaktır. Bağımsız dış dene- timden geçen bir şirkette tüm ortakla- rın ve özellikle yönetimde yer almayan ortakların hakları daha iyi korunmuş olur. Bağımsız denetim yönetiminin kasıtlı olarak ya da hata ile bazı olayla- rın ve olguların üzerini örtmesine imkan tanımaz. Bağımsız dış denetime tabi işletmelerin finansal yapıları da daha sağlam olmaktadır. Kurumsal yönetim anlayışının yerleşmesine de katkı sağ- lamaktadır. Bağımsız denetim; şeffaflık, hesap veri- lebilirlik, güvenilir bilgi sağlanması üze- 5

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m en aza indirmek noktasında bağımsız denetimin Faaliyetlerin bir kısmı mevzuata uygun olmayabilece- tarafsızlığına güvenilmelidir. ğinden kurumsal yönetimin sorumluluk ilkesine aykırı Finansal ve finansal olmayan bilgiler, zamanında, davranılmış olacaktır. Bağımsız denetim sonucu doğru, eksiksiz, anlaşılabilir, yorumlanabilir şekilde ortaya çıkacak olumsuz durum, girişimcinin arzulaya- sunulmayabileceğinden kurumsal yönetimin şeffaflık cağı bir durum olmayacağından ve kendisinin bütün ilkesine aykırı davranılmış olacaktır. Bilgiler ilgili taraf- mevzuatı takip edemeyeceğinden dolayı merkeziyet- lar ile şeffaf bir şekilde paylaşılmadığında, işletmede- çi bir yönetimden uzaklaşarak yetki devrine yanaşma- ki nispi payı küçük pay sahiplerinin yönetimdeki etki- sı ve hatta işletmedeki yönetim organizasyon şeması- lerinin azalması söz konusu olabilir. Bağımsız dene- nın daha net bir şekilde oluşmasına vesile olacaktır. tim, işletme ile ilgili tarafların, finansal bilgilere rahat- lıkla ve güvenilir bir şekilde ulaşmasını sağlayacaktır. 2.3. İç Denetimin Kurumsal Yönetime Katkısı İşletmenin yönetim kurulunun, finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu gecikmek- İç denetim, bir kurumun faaliyetlerini geliştirmek ve sizin denetçiye verme yükümlülüğü vardır. onlara değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyetidir. İç Etkin bir hesap verme süreci, işletme faaliyetlerinin denetim, kurumun risk yönetim, kontrol ve yönetişim çıkar gruplarına raporlanmasını gerektirmektedir. süreçlerinin etkililiğini değerlendirmek ve geliştirmek Yapılan yanlış uygulamalar neticesinde pay sahipleri- amacına yönelik sistemli ve disiplinli bir yaklaşım geti- ne hesap vermek zorlaşacağından kurumsal yöneti- rerek kurumun amaçlarına ulaşmasına yardımcı olur. min hesap verilebilirlik ilkesine aykırı davranılmış (Türkiye İç Denetim Enstitüsü-TİDE) olacaktır. Girişimcinin diğer pay sahiplerine hesap verecek olması, yani yanlış uygulamaların bağımsız Geleneksel sistemde iç denetim faaliyetleri, iç kontrol denetim tarafından ortaya çıkarılacağını bilmesi, faaliyetleri ile hata ve hilelerin ortaya çıkarılması ama- girişimciyi keyfi uygulamalardan uzak tutacaktır. cını taşımaktadır. Ancak günümüzde iç denetim siste- mi risklerin ortaya çıkartılarak hata ve hileye sebebiyet verebilecek alanların düzenlenmesi, iyileştirilmesi ve paydaşlara makul seviyede güvence veren bir sistem olduğu göz ardı edilmemelidir. İç denetim kendinden beklenen fonksiyonu yerine getirmek suretiyle kurumsal yönetimin tam da hedeflediği adillik, şeffaf- lık, hesap verilebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin de gerçekleşmesine direk katkı sağlamaktadır. Sonuç 1840’lı yıllara kadar ki süreçte bağımsız denetim sadece hile denetimi amaçlı olarak hissedarlara hesapların detaylı incelenmesi şekliyle hesap vermek amacıyla ilerlemişken, 1990’lardan bugüne globalle- şen dünya şartlarına uyum sağlayacak şekilde hisse- darlar, kredi kurumları, yatırımcılar, müşteriler, tedarik- çiler, çalışanlar ve toplumun geneline hesap verme yükümlüğüne hizmet etmeye başlamıştır. Bu şekilde bilanço denetiminin dışına çıkarak finansal tabloların güvenilirliği yanı sıra kurumsal yönetimin sağlanması ve korunmasına yardımcı olmak gibi çok yönlü bir hal almıştır.

Bağımsız denetim kurumsal yönetimin KAYNAKÇA özünü oluşturan şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin ACAR,Durmuş- AKTÜRK,Ahmet- COŞKUN, Ahmet “Gönüllüden Zorunlu hayata geçmesinde çok önemli bir role Bağımsız Denetime Geçişin Aile İşletmelerinde Kurumsal Yönetime Etkileri”, sahiptir. Bağımsız denetimin teşvik edil- Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Sayı 34 – Aralık 2012 mesi ve yaygınlaştırılması için bütün paydaşlar üzerinde gerekli farkındalığın ALADAĞ Merve, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve İç Denetim Sisteminin yaratılması gerekir. Bunun için başta Rolü”, Yüksek Lisans Tezi, Danışman : Dr. Abdülkadir Şahin, Bursa 2020. meslek örgütleri, işveren kuruluşları ve eğitim kurumları olmak üzere düzenle- DEMİREL, Demokaan, “Hesap Verebilirlikte Denetimin Yeni Rolü”, Atatürk yici kuruluşlara büyük görevler düş- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2013 17 (2): 361-378 mektedir. ERDOĞAN, Murat, “Muhasebe, Denetim Ve Bağımsız Denetimin Gerekliliği”, Doğuş Üniversitesi Dergisi, 2002, (5), 51-63 ERDOĞAN, Şaban “Kurumsal Yönetim İlkeleri Işığında Şeffaflık ve Türkiye Uygulaması” Afyon Kocatepe Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi,2009 ESENDEMİR, Ebru “ Finansal Bilginin Güvenilirliği İle İlgili Bağımsız Denetimin Amacı Ve Bağımsız Denetim Süreci İle İlgili Son Gelişmeler”, Journal of Yasar University 2011 23(6) 3890-3903 Unutulmamalıdır ki denetimin yukarıda GÜÇLÜ, Hakan, “Kurumsal Yönetim Uyum Derecelendirmesi” Marmara sayılan bir çok faydası yanı sıra güvenilir, Üniversitesi Doktora Tezi, 2010 şeffaf, adil ve dolayısı ile kurumsal olabilmenin temel bir fonksiyonudur GÜROL, Burcu- TÜYSÜZOĞLU, Tayfun, “Türkiye’de Kamu Yararını bağımsız denetim. İlgilendiren Kuruluşlar Nezdinde Bağımsız Denetim Yapan Denetim Kuruluşlarının Şeffaflık Raporları Üzerinde Bir İnceleme” Muhasebe ve Denetime Bakış Dergisi, 2016 HİKMET, Nazım, IX. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, III. Uluslara- rası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Paralel Oturum IV Son söz: unutulmamalıdır ki: SAĞLAR, Jale- TUAN, Koray “İşletmelerde İç Denetim Fonksiyonunun Bağımsız Dış Denetim Maliyeti Üzerindeki Etkileri, Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 18, Sayı 1, 2009, s.343–358 Güven, Denetime Mani Değildir! Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) web sayfası: https://www.tide.org.tr YÜCEL, Elif- ERTAN, Yasemin- SARAÇ, Mehlika, “Kurumsal Yönetim Endeksinde Yer Alma ve Denetim Süresi İlişkisi: Konsolide Finansal Tablo Düzenleme Yükümlülüğü Olmayan Borsa İstanbul İşletmeleri Uygulaması”, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi, Cilt/Vol:42, Sayı/No:2, 2013 7

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m YENİ NESİL CFO PROFİLİ – NELER DEĞİŞECEK? Erim Nehir KARGACI Günümüzde herkesin farkında olduğu şekliyle biliyoruz ki dijitalleşme ve dijital dönüşüm hayatımızın her yerinde. Şirketler henüz bu “Dijitalleşme” kavramına tam Finansal Danışmanlık olarak alışamamışken bir de üzerine “Agile” kavramı geldi , “Sprint” ‘ler , “OKR”’ler ve Bölümü Ortak daha nice kavramlar hayatımıza girdi “Agility” ile birlikte. “Agile” kelimesi Türkçe’mize “Çevik” dijitalleştirdikleri iş süreçleriyle ve diğer olarak çevrildi ve Şirketler hemen tüm departmanların hayatını kolaylaştır- “Çevik” projeler üretmeye, “Task Force” dıkları ölçüde “Başarılı” olarak tanımlan- adı verilen çeşitli proje gruplarıyla, bir maya başladılar. an önce hem çalışanlarını hem de iç süreçlerini dönüştürmeye çalıştılar, bu Geleneksel Şirketlerde bile durum böy- konuda çalışmalar takip ettiğim kada- leyken, “Start-Up” tabir ettiğimiz girişim- rıyla hummalı şekilde birçok orta ve lerin CFO’lardan beklediklerini tahmin büyük ölçekli şirkette devam ediyor. edebilirsiniz. Tüm resme hakim ve içerde CFO’dan çok bir COO gibi yani bir “Ope- Peki bütün bu dönüşümler esnasında rasyonlardan sorumlu üst yönetici” gibi “Finans” departmanının ve “CFO” ların hareket eden CFO’lar, tam anlamıyla yani bir şirkette Finans departmanında- “Start-Up”’ların ihtiyacı olan profil olmaya ki en yetkili çalışanların adaptasyonu başladı. ne derece oldu ? Ya da geleneksel anlayışa sahip CFO’lar için finans Yine hem start-up larda hem de gele- departmanlarını dönüştürmek kolay neksel şirketlerde yeni dönemde daha oldu mu? çok ortaya çıkacak diğer bir ihtiyaç ise, “İnisiyatif alan CFO” modeli olacak. Tüm bu dönüşüm ve değişimler sonra- CFO’lar görevleri itibari ile zaten alışıla- sı başarılı şekilde hem kendini dönüş- geldik konularda inisiyatif alıyorlardı, yani türen hem de Şirketini – yalnızca bilançolar, gelir tabloları, karlılıklar, yöne- Finans departmanını değil- yeni dünya tim raporlamaları vs. gibi konular zaten düzenine adapte etmeyi başarmış CFO CFO’ların kontrolünden geçer, CFO’lar ‘lar yeni nesil CFO’lar olarak adlandırıla- direkte ederdi. bilir. “Yeni Nesil” kavramını yalnızca basit bir yaş hesabı ile yapmamak Yeni dönemde ise bu karlılıkları, gelir gerekir kanaatindeyim çünkü “Genç” tablolarını kontrol edip direkte ederken, olmak ya da “Yeni Nesil” olmak yaştan Şirketin tüm mekanizmalarının daha çok zihniyet ve bakış açısı ile ölçülebilir. doğru çalışması için emek sarf eden, Bu bağlamda düşündüğümüzde “Yeni daha hızlı çözümler geliştiren ve konu Nesil” CFO’lar, değişime ve bu “Çevik” sayılara geldiğinde direksiyonun başına döneme hızlıca ayak uydurabilen geçen değil, o sayıları etkileyen süreçler- CFO’lardır diyebiliriz. deki tıkanıklıkları çözen CFO’lar fark yara- tacak. Öte yandan Şirketlerin yönetim kurulla- rında ya da genel müdür seviyesinde YENİ NESİL CFO PROFİLİ – CFO’lardan beklentiler de değişmeye NELER DEĞİŞECEK? başladı. Eskiden Şirketin finansalların- dan sorumlu olan ve yönetim kurulu Yeni nesil CFO’lar için “Verimlilik” ve sunumlarında yıllık gelir tablosu ve “Zaman Yönetimi” kavramlarının da çok bilanço sunumu yapan CFO’lar artık önemli olduğunun altını çizmemiz gere- daha çok çözdükleri problemlerle, kir. Artık sonuca giderken herşeyin %100

doğru olmasını bekleyen ve ufak tefek Bu kadar özellik ardından bir maddeyi detaylara takılıp ortaya “Kusursuz” bir daha saymazsak olmaz, o da tabi ki “İleti- resim çıkarmaya çalışan CFO’lardan şim” yeteneği. Aslında sadece yeni çok, Şirketi birkaç adım ileriye götüre- dönem için değil, tüm dönemlerde bilecek hareketliliği hemen sağlayabi- CFO’lar için iletişim yeteneği olmazsa lecek, öncelikleri doğru belirleyen ve olmaz bir yetenekti. Hem tüm iş ortakla- herşey %100 olmadan %70 - %80 rıyla hem de kendi ekiplerinde sürdürü- tamamlanmışken bile hayata geçiren lebilir bir çalışma ortamı yaratmak ve CFO’lar, “Agile” sayılıyor. başarılı olmak için iyi bir “İletişimci” ve iyi bir “Müzakereci” olmaları gerekiyordu. Peki %70 - % 80 tamamlanan projeler Ama günümüzde ve yeni normallere hayata geçtiğinde sorun çıkarmıyor alışırken, uzaktan yapılan toplantılar, yeni mu? Bu sorunun cevabı da aslında yine işe girişlerde bile hiç ofise gitmeden işe “Agile” ya da “Çevik” CFO’lar için çok başlayan çalışanlar ve onların işe alışma- önemli değil, işleri sürekli takip ettikleri larını sağlamak, uzaktan yapılan perfor- için sorun görseler bile, sorun çıkan mans görüşmeleri vs. gibi konular yeni noktada, gerektiği şekliyle müdahale- yeni karşımıza çıkmaya başladı. de bulunup sorunu çözebiliyorlar. Uzaktan çalışmanın zor şartlarını yönet- Eski dönemde CFO’lar birer “Regülas- menin yanında daha da önemli olan bir yon Üstadı”, ya da birer “ Finansman başka iletişim konusu CFO’lar için kritik Üstadı” gibi görülürken yeni dönemde olan diğer departmanların üst yöneticile- asıl ihtiyaç “Odak Kaybetmemek” ve “ ri ile iletişimi başarılı şekilde sürdürmek Hız” olduğu için, ortaya bir gereklilik olmalı. daha çıkıyor, o da yine olmazsa olmaz olan işi “Delege” etme yeteneği. Yani Ancak yeni dönemde bunu yalnızca her bir yasal mevzuattaki her bir mad- finansal konular için örnek olarak bütçe deyi ezbere bilmeseler de ya da örne- döneminde departman bütçesini ğin tüm banka mevzuatını bilmeseler sormak için değil, depodaki bir proble- de, bu konuları “Kontrol” edecek kadar min nasıl çözüleceğine de katkıda bulu- bilgi sahibi olup, deneyimleriyle nup gerekirse bilgi sahibi olmasa bile süzgeçlerinden geçirecek kadar aşina danışman önerebilen, fikren bir katkıda oldukları ve doğru kararı verebildikleri bulunabilen, pazarlama tarafında bile durumda, sayfalarca mevzuatı ezber- örneğin bir marka araştırmasında karşı lemeden sadece günceli takip ederek tarafı tatmin edebilecek bir katkıda işi alt uzmanlarına ve danışmanlarına bulunma ve tabi bunlar için gerekli bilgi (müşavirlerine) bırakmayı daha uygun birikimine sahip olmak için kendini sürek- görüyorlar. li geliştiren CFO’lar yeni dönemin aranan finans üst düzey yöneticileri olacak. Yeni dönem CFO’lar, işi doğru kişiye doğru zamanda delege ederek , yani işi Özetle yeni dönem CFO’lar sadece teorik doğru kişiye teslim ederek hem olarak değil pratikte de “Çevik” olmalı, çalışanlarına karşı onlara güvendiği hatta belki bunu harf harf şu şekilde de izlenimini verebiliyor, hem de kendileri ayırabiliriz; “Çalışkan”, “Enerjik”, ”Verimli”, işlerin içinde çok fazla “Boğulmadan”, “İletişimci”, “Konsantre”. asıl “Odak Nokta” ‘ya göre Şirket ne durumda, her şey yolunda gidiyor mu, stratejik planlar ile Şirketin yönü hala aynı mı kontrol edebiliyorlar. 9

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m EXCEL - DOST MU, DÜŞMAN MI? Mertcan ASDEMİR Dünyada 750 Milyon kişinin kullandığı tahmin edilen Excel, Microsoft’un amiral gemilerinden. Çok doğal... Çünkü esnek, çok fonksiyonel ve basit. Daha da güzeli Danışmanlık Bölümü herşeyi yapabileceğiniz ucuz bir platform. Ortak Excel’de yapabilecekleriniz hayal da çok çok yaygın. Şirketlerin karlılık gücünüzle sınırlı. Çalışanların maillerin- raporları, üretim verim takipleri, stok den sonraki en büyük iş takip aracı. değer artış ya da azalışları, pivot tablolar, Teklif hazırlama formumuz, üretim grafikler havada uçuşuyor. takip formumuz, bütçemiz, maliyetimiz her şeyimiz… • Planlama-Çizelgeleme... İş planları, proje planları, üretim planları... Hepsi Neredeyse her iş programının bir Excelde. Excel’e gönder ya da Excel’den al fonk- siyonu var. Yazılım danışmanlarına ya • Şimdi bir kısmınız “Onlar da ne ki, ben da IT departmanına ihtiyaç duymadan excelde bir program yaptım” diye başla- kendi raporlarınızı üretebileceğiniz en yan cümleler geçiriyor aklından. Evet hızlı ve ekonomik platform. Excel birçok amatör programın da altyapısı konfor alanımız. Stockholm sendromu- excel. muz. Excel mükemmel ve bir o kadar da müthiş bir araç. Diyorum ya sınırı yok yapabileceklerinizin. İşin en güzel yanı da Excel’i bu amaçlarla Müthiş, Türkçe’de en yanlış kullanılan nasıl kullanacağınıza dair binlerce yazı ve kelimelerden birisi. Türk Dil Kurumu video bulabilirsiniz. Ben ise sizlere Excel’i Sözlüğü’nde açıklaması şu şekilde neden kullanmamanız gerektiğini anlata- verilmiş: cağım. Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli Çok rahatsız eden, dayanılmaz Excel’i neden kullanmamalıyız? Peki Excel neden müthiş? Kullanıcı hatasına ya da manipülasyonu- na açık bir yazılım, yetkisi olan herkes veri Bu soruya cevap verebilmek için ilk ya da formülleri bozabilir, değiştirebilir. önce şirketlerde hangi amaçlarla kulla- Veri güvenliği yok. Yetkilendirme ve şifre- nıldığına bakmamız lazım. Excel hangi leme yetenekleri oldukça temel düzey- amaçlarla kullanılıyor? de. • Veri girişi ve takibi amcacıyla kulla- Varsayımlar ve formüller denetlenebilir nımı çok yaygın. Sipariş takip exceli, değil. Sıkı bir denetim sürecinde tek tek üretim takip exceli, müşteri ziyaretleri tüm formüllerin izini sürmeniz gerekir. exceli... Gerisini siz getirin Excelin Log tutma kabiliyeti yok. Ne • Excel, hesaplama aracı olarak en kadar Google Sheets ve 365 sürümünde çok kullanılan yazılım. Hesap makine- tarihçesine gitme şansınız olsa da bu sinden bile daha kolay kullanımı. Birçok yeterli bir log kaydı değil. şirket exceli ya birincil maliyet hesapla- ma aracı olarak kullanıyor ya da kont- Tabloları ya da formülleri ilk oluşturana rol aracı olarak. Pirimleri excel haricinde bağımlı bir yazılım. Aynı hesaplamayı hesap eden kaç şirket vardır ki? onlarca farklı yöntemle yapabilirsiniz, karmaşık excel yazılımlarında bu çok • Excelin raporlama amaçlı kullanımı daha büyük bir problem oluyor.

Büyük verilerin işlenmesinde yetersiz Excel’i ne amaçla kullanabiliriz: ve yavaş bir yazılım. İnanın çok büyük veriler kullanarak Excelde analiz • Kontrollü bir şekilde olmak kaydıyla yapmak istemezsiniz. ana yazılımımız için veri oluşturma ve aktarım işlerinde elimizi kuvvetlendirir ve Bulut çözüm olarak kullanılsa dahi hızlandırır, bilgiye erişmek zor. Erişsek güncelli- ğinden de emin olamıyoruz. Ne diyo- • Nispeten küçük veri setleri ile bir ruz: sefere mahsus ya da ayda yılda bir yapı- Ortağa yükledim. lacak analiz, karşılaştırma, doğrulama, Maliyet analiz son! raporlama çalışmalarında Yok pardon bu en son… • Sisteminize entegre etmek istediğiniz Onlarca Excel dosyası içinden ihtiyaç hesaplamaların ve raporların ön model- duyduğunuz dosyayı ardından doğru lemesinde kullanabileceğiniz en iyi yazı- versiyonu sonrada veriyi bulmanız lımdır Excel. gerekli. Ortağa da yazık, size de yazık. • Çözüm için doğru yazılım bulunama- Dosya kaybolabilir, silinebilir, bozulabi- dığı ya da asıl yazılıma bütçe ayrılamadı- lir, bir versiyon geçişinde tüm tabloyu ğı durumlarda en iyi alternatif excel yeniden yapmak zorunda kalabilirsiniz. olacaktır. Raporlama için, ya veritabanınızı excele Bunlara benzer, rutin süreçlerimizin açacaksınız, ya birisi her seferinde veri parçası olmayan işlerin yapılması için çekip içine yükleyecek, her seferinde İsviçre çakısı gibidir excel. Testere bir dünya kontrol, bir dünya tantana. yokken odun da keser, tornavida yokken vida da sıkar. Hadi bunları geçtim, daha da önemlisi Excel şirketlerde doğru dijitalleşmenin Ancak siz yine de odunu yatay kesecek- önündeki en büyük engellerinden seniz testere, dikine yaracaksanız balta birisi. kullanın. İsviçre çakınız küçük işler için Nasıl yani? Excel de dijital değil mi? cebinizde dursun. Evet dijital ama SUVler gibi her şeyi yapabilirsiniz ama hiçbirini tam yapa- Hızlanmak için doğru araçlarla çalışın. mazsınız. Doğru çözümleri araştırma Verilerin içinde kaybolmayın. Bilime ihtiyacı duymazsınız. Mevcut araçları- güvenin, doğayı sevin. Sağlıcakla kalın. nızdan dahi tam anlamıyla faydalana- mazsınız Excel varken. İşini Excel’de hallettiğini sanan birisi aslında ERP, BPM ya da CRM yazılımında olması gereken verileri ya mükerrer işliyor ya da işlemiyordur. Raporlama aşamasına gelindiğinde de excel ile oradaki verile- ri birleştirmekle uğraşırsınız. Kısacası Excel ağrı kesicidir, gerçek ihtiyaçlarınızı görmenizi engeller. Çok mu haksızlık ettim? O zaman gele- lim eski dost düşman olmaz kısmına: 11

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m VERGİLEMEDE İŞLEMİN GERCEK MAHİYETİ Zeki KIRBAŞOĞLU 1- GİRİŞ Vergi tanım olarak; Kamu hizmetlerini karşılamak üzere, devletin yada bağlı kamu kuruluşla- Yeminli Mali Müşavirlik rının, yine kamu gücüne dayanarak, kanun yoluyla gerçek veya tüzel kişilerden alınan para- Bölümü Ortak lardır. Anasayanın 73 . maddesine göre “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” Kelime anlamı olarak İspat, bir şeyin veya olayın doğruluğunu kanıtlamak anlamında kullanılmaktadır. Belge yada kanıt göstererek bir şeyin gerçek durumunu ortaya çıkarmak anlamında kullanılır. Vergiyi doğuran olay, devletin vergi alacağı- nın doğması için, verginin konusu ile mükelle- fi arasında, kanunun aradığı şartların ve ilişki- nin oluşmasını ifade etmektedir. 2.2) Vergi Usul Kanununda İspat; Vergi Usul Kanunu 3.Maddesi B bendi şöyle- dir. B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin mua- melelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir. (1) Böyle olmakla beraber kimi zaman vergi Vergi hukukumuzda VUK 3/B İle düzenlenen mükellefleri vergi ödevlerini yerine getir- ispat kavramı hem mükellefler için hem de mekte isteksiz olabilmekte bu dürtüyle idare için çok önemli bir ilkeyi düzenlemekte- bazen vergi kaçırma, bazen de vergiden dir. Özetle; kaçınma fiillerine yönelebilmektedir. Çoğu 1- Vergilemede işlemin gerçek mahiyetinin zaman da bu eylemleri yapan vergi mükel- esas olduğu lefleri bu fiilleriniz çeşitli yöntemlerle gizle- 2- Yemin hariç her türlü delille gerçek mahi- me, değiştirme, başka bir şekle sokma yetin ispat edilebileceği, yani delil serbestliği eylemleri yapmaktadırlar. Ancak unutulan 3- Olayla ilgili bulmayan kişiler hariç şahitle yada ihmal edilen konu vergilemede dahi ispat müessesinin işleyeceği işlemin gerçek mahiyetinin esas olduğu- 4- Ekonomik hayatın olağan akışına uymayan dur. bir durumun iddia edilmesi halinde bu duru- 2- VERGİLEMEDE İSPAT mun ispatının, iddia edene ait olduğu belirtil- 2.1) Kavramlar mektedir.

Buna göre vergi idaresi için soyut, varsa- Bazı durumlarda mükellefler; gerçek bir yımlara dayanan, herhangi bir belge yada işleme dayanmayan bir belgeyi yada işlemi kanıta dayanmayan bir işlemle vergiyi defter yada beyannamelerine dahil etmekte- doğuran olay gerçekleşmeyeceği gibi, dirler. Sahte yada muhteviyatı itibariyle yanıl- mükellef için de kendi beyanına dayanak tıcı belge kavramıyla vergi hukukumuzda yer olan işlemlerin gerçekliğinin ispata açık bulan bu işlemle mükellefler ya olmayan bir olması gerektiğini ortaya koyar. işlem üzerinden belge üretmekte (yani Herhangi bir vergisel işlem veya olayla ilgili tamamen sahte) yada düzenlenen belgedeki olarak ispat edilmesi gereken bir durum muhatap, miktar yada tutar yönüyle gerçeği ortaya çıktığında öncelikli olarak bunun yansıtmayan bir belgenin kayıtlara dahil kimin tarafından ispat edileceğinin bilinme- edilmesi gibi işlemler yapabilmektedir. si gereklidir. Yani “ispat yükü” kimin üzerin- Her işin kendi olağan akışı içinde yürüyen dedir. İspat yükü, belli bir olay ya da işlemin süreçler vardır. Yukarıda bahsettiğimiz fiillerle gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kayda alınan belgeler bilinmelidir ki bu iddiada bulunan tarafa düşen usuli bir olağan akış içerisinde kendini çok bariz belli yüktür (külfettir). Üzerine ispat yükü düşen etmektedirler. için bu durum bir zorunluluk (mükellefiyet) Basit örnekler verecek olursak; çalışanlarına değildir. Eğer kişi üzerinde ispat yükü düşü- düzenli olarak tabldotla yemek sağlayan bir yor ve ispat etmiyorsa cezalandırılmaz firmanın, ayrıca aylık yüklü yemek faturalarını sadece ispat etmemeden doğan hukuki kayda alması olağan akışa aykırı olduğu sonuçlara katlanır. hemen anlaşılabilecek ve birkaç ispat aracı 2.3) Vergi Mükellefi yönünden İspat ile gerçek mahiyeti ortaya çıkarılabilecektir. Vergi idaresi yönünden ispat araçları saklı Başka bir örnekle; toplam inşaat alanı statik tutulmak kaydıyla, konuyu mükellef proje ile belli olan bir inşaat için statik proje- yönünden değerlendirmeye çalışacağız. nin üzerinde teknik ve ekonomik icaplarla Giriş bölümünde de belirtildiği gibi mükel- izah edilemeyecek bir oranda demir, hazır leflerde vergi kaçırma ya da vergiden beton vb gibi sarf malzemelerinin maliyet kaçınma eğilimleri olabilmektedir. İhmal olarak gösterilmesi ilk vergi incelemesinde edilen konu vergilemede işlemin gerçek sorun olarak mükellefin karşısına çıkabile- mahiyetinin esas olduğudur. Yani gerçek cektir. bir işlemi yansıtmayan kayıt, muamele Yine başka bir örnekle; bir pantolon veya veya durum her hangi bir vergi inceleme- gömleğin kaç m kumaştan çıktığı belli sinde mükellef için sıkıntılı bir sürecin olduğu halde, çıkan mamul sayısıyla uyumlu başlamasına yol açabilecektir. olmayan kumaş girişleri gerçek mahiyeti yönünden sıkıntılı olduğu çok bariz olduğu için mükellefi sıkıntıya sokabilecek bir durum olarak görülmektedir. Veya depolama kapasitesi 1000 ton olan bir işletmenin, 2000 ton dönem sonu emtia (başkaca bir izahı yoksa) göstermesi yine işletmenin kayıt dışı işlemlerinin ispatı yönün- den gerçek mahiyete uymadığından tenkit edilebilecektir. Ya da onlarca işçi ile yapılabilecek bir iş için çalışan işçinin az yada olmaması gerçek mahiyetle örtüşmemekte ve kolayca mükel- lef yönünden sıkıntılı bir durum ortaya çıkara- bilmektedir. Veya; bugünkü iletişim koşullarında hangi semtte, benzer gayrimenkul fiyatlarına kolayca ulaşılabildiği bir durumda, satış tutarlarını gerçek bedelinin altında göster- mek de ispat yükü açısından mükellefe korkular yaşatabilecektir. 13

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m İspat yukarıda verdiğimiz örneklerde mükel- (satıcının veya adına hareket edenlerin lefin aleyhine olabileceği gibi, mükellefler adı-soyadı) (tüzel kişilerde unvanı) ile yaptıkları işlemlerin gerçekliğini de yine vergi banka hesap numarası ve vergi kimlik incelemelerinde ya da karşılaştıkları diğer numarası doğru olarak yazdırılmak olaylarda sunacakları belgeler ile ispat kaydıyla) ödemeyi tevsik eden delil olarak edebilirler. ileri sürülebilir. Bahsettiğimiz gibi Vergi Usul Kanununun 3/B b) Taşıma, yükleme, boşaltma, depolama, maddesine göre; vergilendirmede vergiyi ambalajlama ve benzeri işlemlerin yapıldı- doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelele- ğına yönelik belgeler, sigorta belgesi, rin gerçek mahiyeti esas olup, vergiyi doğu- vergi, resim, harç, pay, fon gibi ödemeler ran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin yapılmışsa bu ödemelere ait belgeler gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü işlemin gerçekliğinin tevsikinde delil delille ispatlanması mümkündür. olarak kullanılabilir.” Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebli- Tebliğde de belirtildiği gibi işlemin ği'nin 5. bölümünde, işlemlerin gerçekliğini gerçekliği başta ödeme belgeleri olmak ispat hakkında bilgilere yer verilmiştir. İdare üzere, nakliyeye ilişkin belgeler, depola- tarafından sahte veya yanıltıcı olduğu yönün- ma, ambalajlamaya ilişkin belgeler, sigor- de bulgular bulunan bir belgenin gerçek bir ta poliçesi ve satın almaya ilişkin ödenen işleme dayandığı ve dayandığı işlemi mahi- vergi, resim ve harçların hepsi işlemin yet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığı gerçek mahiyetini mükellef lehine ortaya işlemin tarafları, ilgilileri (iade talep edenler) koymaya sağlayan belgelerdir. veya mükellefler tarafından 213 sayılı Kanu- Bu belgelerin sınırlayıcı olmadığı, delil nun 3’üncü maddesindeki delil serbestisi serbestisi kapsamında her türlü delille kapsamında iddia ve ispat olunabilir. işlemin doğruluğunun ispat edilebileceği Bahse konu Tebliğe göre, sınırlandırıcı olma- tebliğde de özellikle vurgulanmıştır. (2) mak kaydıyla belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispatta aşağıdaki deliller kulla- 2.4) Peçeleme; nılabilir: Mükelleflerin vergi kaçırma/kaçınma yolu “a) İşlem bedelinin ödendiğinin belgelendi- olarak kullandığı yöntemlerden biri de rilmesi. peçelemedir. Ödeme, iade talebinde bulunan mükellef Kavram olarak peçeleme; vergi yükümlü- tarafından ödemeyi tevsik eden belge aslı lerinin özel hukuktaki sözleşme serbestîsi- veya noter onaylı örneği ile tevsik edilebilir. ni kullanarak vergi kanunlarını dolanmala- Ödemenin 5411 sayılı Bankalar Kanunu rıdır. hükümlerine göre faaliyette bulunan banka- lar vasıtasıyla veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun1 785 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında düzenlenen çekler ile de tevsiki mümkündür. Ayrıca internet bankacılığı yoluyla yapılan ödemelerde, banka dekontu yerine ilgili banka şubesi tarafından onaylı internet çıktıları ya da mükellefler tarafından ödeme yapılan bankalardan alınan onaylı hesap ekstreleri ödemenin tevsikinde kullanılabilir. Ödeme, kredi kartı (iade talebinde bulunan kişi veya kuruma ait), tapu devri, kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla (ön ödeme avansı şeklinde kamu kurum ve kuruluşlarının veznesine ödeme gibi) yapılmak suretiyle de tevsik edilebilir. Ödemenin PTT yoluyla yapıldığı durumlarda, ödeme sırasında düzenlenecek belge,

Başka bir ifade ile vergiden kaçınmak ama- 3- SONUÇ: cıyla, olağan şartlarda vergiye tabi olan Vergi hukukumuzda vergiyi doğuran olayın işlemi, vergiye tabi olmayan kalıp içinde tespiti bakımından işlemin gerçek mahiyeti- yapmaktır. Yani; mükellefler aslında amaç- nin esas olduğu VUK 3/B maddesinde belir- ları belli olduğu halde, o amaca yürüyen lenmiştir. İspat aracı olarak gerek vergi idaresi yolun vergi maliyetinden kaçınmak nede- gerekse mükellefler için süre geldikleri iddia- niyle başka bir kanuni yol ile vergi maliye- ları için serbest delil sistemi benimsenmiştir, tinden kurtulma yolunu tercih etmeleridir. ve yemin hariç her türlü delille işlemin Peçelemede de işlemin gerçek mahiyeti gerçek mahiyetinin ispat edilebileceği öngö- gizlenmektedir. rülmüştür. Peçeleme sözleşmelerinde, sözleşmenin Çalışmamızda mükellefler yönünden vergi tarafları kanunun sözüne uygun davranıyor beyannamelerine dayanak teşkil eden başta gibi görünseler de, kanunun özüne aykırı kanuni defterler olarak olmak üzere tüm davranmaktadırlar. Taraflar, herhangi bir belgelerin gerçeğe uygun olmasının önemi- vergisel yükümlülüğün altına girmemek ne ve mükellefler yönünden ispat araçlarının için, hukukun izin verdiği ama herhangi bir neler olabileceği yönünde değerlendirme vergisel yükümlülüğün olmadığı başka bir yapılmıştır. alanda işlem yaparlar. Bir örnekle açıklamak gerekirse: Baba KAYNAKÇA “A”nın bir konutu, oğul “B”nin iki konutu vardır, amca “C”nin konutu yoktur. Hayatın 1) 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu normal seyri çerçevesinde iki tane konutu 2) KDV Uygulama Genel Tebliği bulunan oğul “B” bir tanesini amcasına 3)Ali Erol, Vergi Hukukunda Ekonomik Yaklaşım İlkesinin Önemi, Uygulamalı vererek konut sorunu çözülecek ve oğul Sosyal Bilimler Dergisi 2019 Yıl, Cilt 3 Sayı 1, Sayfa 57-64 vergi yükümlüsü olacaktır. Ancak; vergi yükümlülüğü doğmasını istemeyen taraf- lar; Gelir Vergisi Kanunu’nun 73’üncü mad- desinin ikinci fıkrasında emsal kira bedeli- nin uygulanmayacağı hallerden faydalana- rak vergiyi doğuran olayın meydana gelmesini engellemeye çalışır. Şöyle ki; mezkur maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre, “Binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi halinde emsal kira bedeli uygu- lanmaz”. Örnekte, baba “A” kendi oturduğu evi kardeşi “C”ye verdiğinde ve oğul “B” iki konuttan birini konutsuz kalan babasının oturması için verdiğinde herhangi bir vergi yükümlülüğü doğmayacaktır. Bu örnekte vergi idare ve yargısı fiili durum ile ekono- mik gerçeklik arasındaki farkı tespit edip durumu peçeleme olarak nitelendirmeli ve vergiyi doğuran olayın meydana geldiğine hükmetmelidir.(3) Peçeleme işlemi özel hukuktaki muvazaa işleminin vergi hukukundaki uygulanma şeklidir. Muvazaa ise, tarafların üçüncü şahısları kandırmak amacıyla, kendilerinin gerçek iradelerini yansıtmayan, hüküm ve netice meydana getirmeyen anlaşmalardır. Peçeleme işlemi başka bir ifade ile kanuna karşı hiledir. Bilinmelidir ki, peçeleme işleminde de işlemin gerçek mahiyeti her türlü delille ortaya çıkarılabilecek ve mükellefler kaçındıkları vergi ile yüzleşebi- leceklerdir. 15

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m Uygulama Örnekleri Işığında Çok Taraflı Vergi Anlaşmasının (MLI) Türk Şirketlerine ve Yatırımcılarına Etkilerinin İncelenmesi Ramazan BİÇER BEPS Yaratan Durumları Engellemek İçin Vergi Anlaşması Temelli Önlemleri Uygula- maya Yönelik Çok Taraflı Anlaşma (“Multilateral Convention to Implement Tax Treaty Related Measures to Prevent BEPS”, Bundan böyle “MLI veya Anlaşma” olarak anıla- caktır), Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 68 ülke tarafından 7 Haziran 2017 tarihin- de Paris'te imzalanmıştır. Bugün itibariy- Maddeler) 11. Maddeler) le anlaşmayı imzalayan ülke sayısı 94’tür • İşyeri Statüsünden Kaçınmanın Önlen- ve yakın zamanda sayının 100’ün üzeri- mesi (12, 13, 14 ve 15. Maddeler) ne çıkacağı öngörülmektedir. • Uyuşmazlık Çözümünün Geliştirilmesi (16 ve 17. Maddeler) Söz konusu anlaşmanın ilgili ülke açısın- dan yürürlüğe girebilmesi için ise anlaş- Ayrıca belirtmek gerekirse, çalışmada manın iç mevzuata göre bir kanunla yukarıda sayılan maddeler açısından onaylanması da gerekmektedir. Bu kap- sadece çok uluslu Türk şirket gruplarını samda, MLI’nın Türkiye’de yürürlüğe ve yatırımcılarını yakından ilgilendiren girebilmesi için taslak bir kanun hazırla- konulara ilişkin örnek uygulamalara yer narak 3 Haziran 2020 tarihinde TBMM’ne verilmiştir. sunulmuştur. Kanunlaşma süreci henüz tamamlanmamış olmakla birlikte Mecli- 1. Hibrit Uyumsuzlukların (Hybrid se sevk edilen kanun tasarısının yakın Mismatches) Önlenmesi zamanda onaylanması beklenmektedir. MLI’nın 3. Maddesi vergi anlaşmalarında açık olarak düzenlenmemiş olan mali Anlaşmanın onaylanması ile birlikte açıdan şeffaf kuruluşları ele almaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu çok sayıda vergi Anlaşmanın 4. Maddesi ise gerçek kişiler anlaşması tadil edileceği için, anlaşma- dışındaki kuruluşların çifte mukimliği ile nın çok uluslu Türk şirketlerine ve bun- ilgili olup, çifte mukimliğin belli ölçütler ların uluslararası yapılarına ciddi etkileri gözetilerek karşılıklı anlaşma yoluyla olacaktır. Bu da bazı durumlarda çözülmesini düzenlemektedir. MLI’nın mevcut yapıların ya sonlandırılması ya “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Yön- da yeniden yapılandırılması ihtiyacını temlerinin Uygulanması” başlıklı 5. Mad- ortaya çıkaracaktır. desi de çifte vergilendirmeyi önleme yöntemleri bakımından kapsama giren Bu makalede MLI’nın çok uluslu Türk vergi anlaşmalarındaki mevcut hükümleri şirketleri ve yatırımcılarının sahip olduk- modifiye etmeyi amaçlamaktadır. ları uluslararası yapılara etkileri uygula- ma örnekleri ile birlikte ele alınmakta ve Önem dereceleri dikkate alındığında anlaşmanın önemli maddelerinin ne aşağıda öncelikle MLI’nın 3. Maddesi, şekilde uygulanacağı üzerinde durul- ardından da 5. Maddesinin Türk yatırımcı- maktadır. lar ve çok uluslu Türk şirket gruplarının uluslararası yapılarına etkileri uygulama Bu kapsamda, MLI’nın aşağıdaki mad- örnekleri yardımı ile incelenecektir. delerinin uygulaması örnekler yoluyla sırayla ele alınacaktır. 1.1. Şeffaf Kuruluşlar ve Uygulama Örneği • Hibrit Uyumsuzlukların Önlenmesi (3, Türkiye, MLI’nın 3. Maddesinde yer alan 4. ve 5. Maddeler) şeffaf kurumlar (transparent entities) baş- • Vergi Anlaşmalarının Kötüye Kullanı- lığı altındaki hükümlere herhangi bir mının Önlenmesi (6, 7, 8, 9, 10 ve 11. rezerv veya bildirimde bulunmamıştır. Bu,

Türkiye’nin vergi anlaşma imzaladığı uygulanmamaktadır. Lihtenştayn kanun- ülkeler tarafından rezerv konulmadığı larına göre de vakıf şeffaf bir kuruluş sürece MLI’nın 3. Maddesinin mevcut kabul edildiği için herhangi bir şekilde anlaşmalar için uygulanacağı anlamına vergilendirilmemektedir. gelmektedir. Konuyu daha net ortaya koyabilmek için maddenin uygulama- Bay (A), Lihtenştayn’daki vakıftan zaman sını bir örnek ile açıklayalım. zaman ödeme almaktadır. Yapılan ödeme vakfın niteliği nedeniyle kâr payı Türkiye’de mukim gerçek şahıs Bay (A), dağıtımı kabul edilmemektedir ve Lihtenştayn yasalarına göre bir vakıf Lihtenştayn vakfı trust benzeri bir yapı (Lichtenstein foundation) kurmuştur. olması nedeniyle Türk kanunlarında Vakfın kuruluş senedine göre, Bay (A) düzenlenen kurumlardan herhangi vakfın hem kurucusu (settlor) hem de birinin kapsamına da girmemektedir. faydalanan tarafı (beneficiary) olarak Dolayısıyla, kontrol edilen kurum kazancı kaydedilmiştir. Bu vakıf daha sonra gibi yasal düzenlemelerin de dışında Malta’da bir holding şirketi kurmuş ve kalmaktadır. bu şirket de farklı ülkelerde bulunan operasyon ve yatırım şirketlerine iştirak MLI’nın 3. Maddesi, Lihtenştayn’daki etmiştir. Söz konusu yapı aşağıdaki vakfın Bay (A)’ya yaptığı ödemelerin şekildeki görüldüğü gibidir. Türkiye’de vergilendirilmesini mümkün kılacaktır. İç mevzuata baktığımızda, Gerçek Şahıs gerçek kişi Bay (A) açısından bu tür bir (Türkiye) gelirin yurt dışı temettü geliri olarak kabul edileceğini düşünmek fazlası ile Foundation mümkündür. (Lihtenştayn) Dolayısıyla, MLI’nın yürürlüğe girmesi ile 100% birlikte bu tür yapıların vergiye uyumsuz bir hale geleceği açıktır. O nedenle, bu Holding Şirketi şekilde kurulu olan yapılar için yeniden (Malta) yapılandırmaya gidilmesini veya MLI’ya uygun yeni yapılara geçilmesini tavsiye 100% 100% 100% ederim. Üretici Şirket Satış Şirketi Yatırım Şirketi (Almanya) (Rusya) (İsviçre) Böyle bir yapıda, Almanya ve Rusya’da- ki operasyon şirketleri ile İsviçre’deki yatırım şirketi ticari faaliyetleri nedeniy- le bulundukları ülkede kurumlar vergisi ödemekte, vergi sonrası karlarını da Malta’daki holding şirkete dağıtmakta- dırlar. Söz konusu kazançlar Malta’da yürürlükte olan vergi kanunlarına göre uluslararası iştirak kazançları istisnası (participation exemption) kapsamında kurumlar vergisine tabi değildir. Daha sonra, Malta’daki holding şirketi iştiraklerinden gelen karları Lihtenş- tayn’daki vakfa dağıtmaktadır ve bu dağıtıma da Malta’da herhangi bir vergi 17

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m 1.2. Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Uygulama mahsup yöntemini uygulayacaktır. Buna göre, Hollan- Örneği da, Belçika, İsveç gibi 22 ülke ile yapılan çifte vergilen- MLI’nın 5’inci Maddesi, vergi anlaşmalarının çifte dirmeyi önleme anlaşmalarında geçerli olan “İstisna vergilendirmeyi önleme maddeleri ile ilgili düzen- Yöntemi” (Genelde Anlaşmaların 23. Maddesinde lemeler içermektedir. düzenlenmektedir.) yerine “Mahsup Yöntemi” kullanı- Bu kapsamda MLI taraf ülkelere 3 farklı seçenek lacaktır. sunmaktadır: MLI’nın 5. Maddesinin uygulamasını Türk çok uluslu • A Seçeneği: Gelirin elde edildiği devlet (kaynak gruplarının sıklıkla kullandığı Hollanda holding yapısı- ülke) tarafından vergiden istisna edilmesi veya nı ve Türkiye-Hollanda Vergi Anlaşmasını dikkate uygulanacak vergi oranının sınırlandığı durumlarda alarak aşağıdaki örnek ile açıklayalım. mukim devletin (ikamet ülkesi) Anlaşmanın istisna hükümlerini uygulamaması ABC Şirketi Yurtdışı iştirak kazançları • B Seçeneği: Ödemenin yapıldığı devlette indirim (Türkiye) istinası uygulanmayabilir konusu yapılan temettü gelirleri ile ilgili olarak mukim devlet tarafında istisna yönteminin uygu- %100 Kar dağıtımında %0 stopaj lanmaması • C Seçeneği: Çifte vergilendirmenin önlenmesi NL BV Uluslararası iştirak kazançları amacıyla vergi anlaşmalarında mahsup yönteminin (Hollanda) istinası geçerli uygulanması (Mahsup Yöntemi) %100 Kar dağıtım stopajı (Ülkeye ve vergi anlaşmasına Bu konu ile ilgili en önemli husus şudur ki; MLI’nın göre değişmektedir.) 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre çifte vergilen- dirmeyi önleme maddesinin asimetrik uygulama- OPCO %20 kurumlar vergisi sından dolayı taraf devletlerden biri herhangi bir ödenmektedir. opsiyonu seçtiğinde, diğer taraf devletin farklı bir seçeneği seçmiş olması veya hiçbirini seçmemiş Türkiye’de mukim (ABC) Şirketi, Hollanda’da bir olması seçim yapan tarafların seçtikleri maddeyi holding şirketi kurmuş ve uluslararası yatırımlarını bu kendi mukimlerine uygulamasına (çekincelere şirket üzerinden yapmıştır. Mevcut uygulamada, ope- ilişkin hükümler hariç) engel değildir. rasyon şirketleri tarafından öncelikle Hollanda’daki holdinge kar dağıtılmaktadır ve bu kar da Hollanda iç 3 Haziran 2020 tarihinde TBMM’ye sunulan kanun mevzuatına göre uluslararası iştirak kazançları istisna- tasarısına göre, Türkiye MLI’nın 5. Maddesi açısın- sı (participation exemption) kapsamında Hollanda’da dan “Mahsup Yöntemi”ni içeren “C Seçeneği”ni kurumlar vergisine tabi değildir. kabul etmektedir. Tasarının yasalaşması durumda, Aynı şekilde, yine Hollanda iç mevzuatına göre diğer ülkeler C Seçeneğini seçmese dahi Türkiye Hollandalı holding şirketi tarafından Türkiye’deki ana -rezerv koyan ülkeler hariç- anlaşmaya taraf olan şirketi (ABC) Şirketine kar dağıtımında herhangi bir ülkelerin vergi anlaşmalarında bundan sonra temettü vergisi (withholding tax) de uygulanmamak- tadır. Bu kazanç ise, Türkiye’deki (ABC) Şirketi tarafından Türkiye-Hollanda Vergi Anlaşmasının 23. Maddesine göre yurt dışı iştirak kazancı olarak kurumun vergi matrahına dahil edilmemekte ve vergiye tabi olma- maktadır. Ancak, MLI’nın 5. Maddesinin yürürlüğe girmesi ile bu durum tamamen değişecektir. Buna göre, Türkiye-Hollanda Vergi Anlaşmasının 23. Maddesi yerine MLI’nın 5. Maddesi uygulanacak ve Hollanda’daki holding şirketi tarafından (ABC) Şirketi- ne dağıtılan kar payları kurum kazancına dahil edile- rek vergilendirilecektir.

Bu noktada böyle bir durumda Kurum- Kurumlar Vergisi Kanununun 5. Maddesi- lar Vergisi Kanununun 5. Maddesinin nin 1-b fıkrasında düzenlenen yurt dışı 1-b Fıkrasında düzenlenen “Yurt dışı iştirak kazançları istisnasına ilişkin şart İştirak Kazançları İstisnası”nın uygulanıp karşılanmış olacak ve Hollanda gibi ülke- uygulanamayacağı sorusu akla lerdeki mevcut yapıların sürdürülmesi gelmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu- mümkün olacaktır. nun 5. Maddesinin 1-b Fıkrasında düzenlenen yurt dışı iştirak kazançları Aksi takdirde, bir çok Türk şirket grubunun istisnasına ilişkin şartlardan birisi “iştirak Hollanda gibi ülkelerdeki holding yapıları kazancının (kâr payı dağıtımına kaynak olumsuz sonuçlar yaratabilecektir. Bu da olan kazançlar üzerinden ödenen işin özünde Türk şirket grupları için ulusla- vergiler de dahil olmak üzere) iştirak rarası şirket yapılandırmasını bir yerde edilen kurumun faaliyette bulunduğu zorunlu hale getirebilecektir. O nedenle ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 de çözüm yollarının şimdiden araştırılma- oranında gelir ve kurumlar vergisi ben- ya başlanılması ilk tavsiye edebileceğim zeri toplam vergi yükü taşıması” şeklin- konu olarak karşımızda durmaktadır. deki şarttır. Yukarıdaki örneğe bakıldığında Hollan- da’daki holding şirket tarafından Türki- ye’de mukim (ABC) Şirketine yapılan kar dağıtımı üzerinde Hollanda’da herhangi bir vergi yükü bulunmadığı görülmek- tedir. Bu durumda vergi yükünün nasıl hesaplanacağı sorusu gündeme gelmektedir. 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde “Yurt dışı iştirak kazançlarına ilişkin vergi yükü- nün hesabında, fiili yükün dikkate alınması gerekmektedir.” şeklinde bir açıklama bulunmaktadır. Ancak, fiili yükün hesaplanmasına ilişkin Teb- liğ’deki örneklerde burada yer verilen örnek olaya benzer bir duruma yer verilmemiştir. Konuyla ilgili kamuya açık herhangi bir özelge bulunmamakla birlikte, İdarenin özellikle “kontrol edilen kurum kazancı” ile ilgili verdiği özelgelerde gelir üzerin- deki vergi yükü hesaplanırken tüm ülkelerde ödenen vergilerin toplamının değil, sadece iştirakin/kurumun bulun- duğu ülkede ödenen vergi yükünün dikkate alındığı görülmektedir. Burada da benzer bir yaklaşımın İdare tarafın- dan takip edilmesi olasılık dahilindedir. O nedenle, bu tip durumlarda vergi yükünün ne şekilde hesaplanacağı sorusunun Türk Vergi İdaresi tarafından netleştirilmesi yerinde olacaktır. Dolayısıyla, İdarenin vergi yükü hesap- lamasına operasyon ülkelerinde ödenen vergiler de dahil edilirse, 19

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m 2. Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Uygulama Eğer Rusya, Hollanda üzerinden Rusya’ya iştirak Örneği edilmesinin arkasındaki esas nedenin Hollan- MLI’nın 3. Bölümü, vergi anlaşmalarının kötüye da-Rusya arasındaki ÇVÖA’nın daha avantajlı stopaj kullanımına ilişkin konuları düzenlemektedir. Bu oranlarından yararlanmak olduğu sonucuna ulaşır bölümdeki 6 ve 7. Maddeler taraf ülkeler için mini- ise “Esas Amacın Tespitine Yönelik Testi (Principal mum standartları oluşturmaktadır ve anlaşmaya Purpose Test)” devreye sokabilecektir. Buna göre, taraf olan tüm ülkeler tarafından kabul edilmek Rusya Hollanda ile arasındaki vergi anlaşmasında zorundadırlar. Geriye kalan 8, 9, 10 ve 11. Maddeler geçerli olan %5 stopaj oranı yerine Türkiye ile ise, taraf ülkeler açısından tercihe bağlı olarak kabul arasındaki anlaşmaya göre hareket ederek Rus edilebilecek maddeleri ifade etmektedirler. Şirketi tarafından yapılacak kar dağıtımlarında %10 Türkiye, MLI’nın anlaşmaların kötüye kullanılması- stopaj oranını uygulama yoluna gidebilecektir. nın önlenmesi başlıklı 7. Maddesine yönelik olarak minimum standartlar arasında bulunan üç alternatif Özellikle belirtmek gerekirse, Rusya’nın böyle bir kural içerisinden “Esas Amacın Tespitine Yönelik uygulamaya gidebilmesi için ise söz konusu testi Test (Principal Purpose Test) hükmünü vergi anlaş- objektif bir şekilde uygulaması gerekecektir. Buna malarına dahil edeceğini beyan etmiştir ve buna göre, sadece vergi oranı düşük anlaşmaya sahip TBMM’ye sunulan kanun tasarısında da yer vermiş- ülke üzerinden yatırım yapılması testin geçildiğini tir. iddia etmek için yeterli olmayacaktır. Türk Şirketleri- nin de bu tür durumlarda eleştiri ile karşılaşmama- Vergi anlaşmalarının kötüye kullanımının önlenme- ları için özellikle karın aradaki bir şirkete (intermedi- si konusunu yine bir örnekle açıklayabiliriz. ary) dağıtıldığı durumlarda Hollanda gibi ülkelerde- ki ekonomik varlık düzeylerini (substance) gözden %0 Stopaj Türk Şirketi %10 Stopaj geçirmeleri yerinde olacaktır. %5 Stopaj %100 Bunun yanında, çok uluslu Türk şirket gruplarına Hollanda Şirketi “Esas Amacın Tespitine Yönelik Test (Principal %100 Purpose Test)”i mevcut uluslararası yapılara uygu- lamalarını ve durum analizi yapmalarını ayrıca tavsi- Rus Şirketi ye ederim. Türk Şirketi, yurt dışı yatırımlarını yönetmek ve iştirakte bulunmak için Hollanda’da bir şirket kurmuştur. Bu kapsamda, Rusya’daki yatırımlar için Hollandalı Şirket de kendisine bağlı Rusya’da bir iştirak kurmuştur. Temettü dağıtımında Rusya-Hollanda arasındaki Vergi Anlaşmasının 10. Maddesine göre Rusya tara- fından %5 stopaj vergisi uygulanmaktadır. Buna karşın, eğer Türk Şirket Rusya’daki şirkete doğrudan iştirak etmiş olsaydı, bu durumda Türkiye-Rusya arasındaki Vergi Anlaşmasının 10. Maddesine göre Rusya tarafından %10 stopaj vergisi uygulanacaktı.

3. İş yeri Statüsünden Kaçınmanın Bu olayda, Türk Şirketi diğer ülkedeki Önlenmesi alıcılara doğrudan mal satışında bulun- MLI, iş yeri statüsünden kaçınma strateji- maktadır. Mallara ilişkin siparişler ilgili leriyle mücadele etmeyi amaçlayan ve ülkedeki alıcılar tarafından Türk şirketi- dördüncü bölümünde düzenlenen dört ne ait web sitesi üzerinden verilmekte- madde (12, 13, 14 ve 15. maddeler) içer- dir. Gelen sipariş bildirimlerine göre mektedir. MLI’nın komisyoncular ve ben- Türk Şirketi ilgili ülkedeki 3. taraflardan zeri aracılar kullanmak yoluyla daimî iş kiraladığı depoya öncelikle malları sevk yeri statüsünden kaçınma konusunu etmektedir ve ardından yine sipariş düzenleyen 12. Maddesi kaynak ülkenin veren kişinin ikamet ettiği şehre göre vergilendirme yetkisini genişleten kiralık depo üzerinden malların teslimi hükümler içermektedir. Türkiye, bu yapılmaktadır. madde hükümlerini anlaşmalarına dahil etmeme yönünde herhangi bir rezervde Böyle bir durumda, mevcut vergi bulunmamıştır. Bu nedenle, madde anmalarına göre Türk Şirketi için diğer hükümlerinin Türkiye’nin çifte vergilen- ülkede bulunan depo iş yeri oluşturma- dirmeyi önleme anlaşmaları (ÇVÖA) makta ve o ülkede herhangi bir şekilde açısından iş yeri statüsünün belirlenme- vergi ödenmesine gerek bulunmamak- sine yönelik etkisi olacağı görülmektedir. tadır. Bununla birlikte, MLI’nın uygulan- maya başlanması ile durum tamamen MLI’nın iş yeri statüsünden kaçınmaya değişecektir. karşı bir başka önlemi olan spesifik faali- Buna göre, Türk Şirketinin web sitesi ve yet istisnaları yoluyla iş yeri oluşumun- diğer ülkede kiraladığı depo birlikte dan yapay kaçınma konulu 13. Madde değerlendirildiğinde bu ülkede yürütü- hükümlerine yönelik olarak Türkiye’nin len faaliyetlerin iş yeri oluşturdu- herhangi bir rezervi bulunmadığından bu ğu sonucuna varılabilecektir. hükümlerin ÇVÖA’larına uygulanacağı açıktır. Buna göre, Türkiye hazırlayıcı ve yardımcı nitelikte olmayan depolama, teşhir veya teslim gibi faaliyetlerin iş yeri oluşturacağını kabul etmiş durumdadır. Dolayısıyla, anlaşmaya taraf olan ülkele- rin de Türkiye gibi 13. Madde kapsamında “A Opsiyonu”nu seçmesi ve ilgili hükmü OECD’ye bildirmesi durumunda yürütü- len faaliyetler hazırlayıcı ve yardımcı özellikte olmamak kaydıyla işyeri oluştu- racaktır. Anlaşmanın bu maddesinin uygulaması- na ilişkin örnek olay ise aşağıdaki gibi olabilecektir. Sipariş Bildirimi Türk Şirketi Web Sitesi Mal Satışı/Fatura Sipariş Takibi Ödeme Kiralık Depo Diğer Ülkedeki Alıcılar (Diğer Ülke) Mal Sevkiyatı 21

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m Bunların ışığında, özellikle elektronik ticaret Bununla birlikte, Romanya Vergi İdaresi’nin yapan çok uluslu Türk şirketlerinin mevcut yapmış olduğu vergi incelemesi sonucunda yapılarını detaylı olarak incelemeleri ve üretici şirketin toplam maliyetleri üzerine MLI’nın yurt dışı faaliyetlerine ve özellikle eklediği %10 kâr marjının emsallere uygun satış yapılarına etkilerini analiz ederek olmadığı, emsal karlılıkların %20 olması gerekli değişiklikleri yapmalarını tavsiye gerektiği yönünde rapor düzenlenerek ek ederim. tarhiyat yapılmıştır. Dolayısıyla, yapılan tarhi- yat nedeniyle ekonomik çifte vergilendirme 4. Uyuşmazlık Çözümünün Geliştirilmesi ortaya çıkmıştır. MLI’nın beşinci bölümünde (16 ve 17. mad- deler) yer alan karşılıklı anlaşma usulü (KAU) MLI’nın 16. Maddesine göre Türk Şirketinin başlıklı 16. Maddesi minimum standart hem Türk Vergi İdaresinden hem de Roman- olarak kabul edilmiştir. Buna göre, MLI’ya ya Vergi İdaresinden karşılıklı anlaşma taraf ülkelerin karşılıklı anlaşma usulüne yoluna gidilmesini talep etmek hakkı bulun- ilişkin maddede düzenlenen zorunluluğa maktadır. Ayrıca, 16. Maddeye göre bu baş- uyması gerekmektedir. vuruyu Romanya’daki üretici şirketin de 3 yıllık süre içinde Romanya Vergi İdaresine Mevcut durumda Türkiye’de mukim bir kişi yapması mümkündür. Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalara göre ortaya çıkan ihtilafı yalnızca mukim olduğu Ancak, KAU süreci sonrasında Türk ve devlet olan Türkiye’nin yetkili makamına Romanya Vergi İdarelerinin uzlaşmaya var- götürebilmekte idi. MLI’nın 16. maddesi ile ması ve ekonomik çifte vergilendirmeyi bu kişi artık söz konusu ihtilafı her iki devletin ortadan kaldıracak adımlar atması zorunlu yetkili makamından birine götürebilme değildir. Bunun nedeni ise, Türkiye’nin hakkı elde edecektir. Yine bu değişikliği bir MLI’nın “Zorunlu Tahkim”i içeren 4. Bölü- örnek aracılığı ile açıklayalım. münde yer alan maddeleri seçmemiş olma- sıdır. Dolayısıyla, bu örnek olayda görülen Türk Şirket KAU Başvurusu ekonomik çifte vergilendirmenin kesin (Ana Şirket) olarak çözülmesi yeni düzenlemeler göre Türk Maliyesi de mümkün olmayabilir. Keza, MLI’nın 16. Maddesi ihtilafı her iki devlet yetkili maka- Mal Satışı %100 KAU Başvurusu KAU Müzakereleri mından birine götürebilme imkânı dışında başka bir yenilik getirmemektedir. Romanyalı Şirket Romanya Maliyesi (Üretici) Bunların ışığında, çok uluslu şirketlerin diğer ülkelerde çifte vergilendirme ile karşılaştık- Bu örnek olayda, Türk Şirketi Romanya’da larını düşündükleri durumlarda doğrudan o üretim yapan bir iştirake sahiptir. Roman- ülkenin yetkili otoritesine konuyu götürme- ya’daki iştirak ana şirketine üretmiş olduğu lerinin sorunun çözümlenmesinde faydalı ürünleri satmakta ve bu ürünler de daha olacağını söyleyebiliriz. sonra Türkiye piyasasındaki alıcılara yeniden satılmaktadır. Grubun belirlediği transfer 5. Değerlendirme ve Uygulamaya İlişkin fiyatlandırması politikasına göre, test edilen Önerilerimiz taraf olarak Romanyalı üretici şirket belirlen- Türk yatırımcıların ve çok uluslu Türk şirket miş ve üretici şirketin Türkiye’ye satışlarında gruplarının uzun yıllardır dünyanın birçok “İşleme Dayalı Net Kar Marjı Yöntemi” en ülkesinde farklı türde teşebbüsler kurmak uygun transfer fiyatlandırması yöntemi suretiyle üretimden satışa kadar çok farklı olarak belirlenmiştir. Buna göre, üretici şirke- alanda faaliyet gösterdikleri bilinmektedir. tin toplam maliyetleri üzerine %10 karlılık Son yıllarda ise bu süreç daha da hızlanmış, eklenerek transfer fiyatları belirlenmektedir.

bireysel ve kurumsal Türk yatırımcı- MLI’nın Türkiye’deki bireysel yatı- larının yurt dışı yatırımları önemli rımcılar ve çok uluslu şirket grup- düzeyde artış göstermiştir. Özellikle larının hayatlarına yakın zamanda büyük Türk şirket gruplarının yurt gireceğini görüyoruz. Önümüzde dışı yatırımlarının Hollanda ve İsviç- çok uzun bir zaman kalmadığı re gibi avantajlı vergi anlaşmalarına dikkate alındığına, MLI ile ilgili sahip ülkeler üzerinden gerçekleş- gerekli hazırlıkların yapılmasını ve tirildiği sıklıkla görülen bir durum- belirli durumlar için atılacak adım- dur. ların belirlenerek yeniden yapı- landırmaya gidilmesini özellikle MLI’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte tavsiye ederim. Türk yatırımcı ve şirket gruplarının yurt dışı yatırım ve yapılarını anlaş- Ramazan Biçer, Advanced LL.M. maya uyumlu hale getirmeleri in International Tax yönünde ihtiyaç doğacaktır. Uyumun sağlanması için ise önce- likle aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi birbiriyle bağlantılı çalışmalar yürütülebilir. Diagnostik analiz kapsamında; • Değerlendirme yapmak için gerekli verilen toplanması, • Grubun operasyon modelinin incelenmesi, • Grup yapısının MLI açısından değerlendirilmesi, • Grup ile toplantılar yapılması ve MLI’nın değerlendirme ile • MLI’ya ilişkin risk haritasının çıkarılması sağlanabilir. Risk analiz kapsamında; • Grup açısından risk alanların tespiti • Grubun risk envanterinin çıkarılması, • Grup şirketleri açısından MLI kaynaklı risk derecelerinin belirlenmesi, • Acil önlem alınması gereken alanların tespiti ve • Beklenen değişikliklerin gruba potansiyel etkilerinin tespiti sağlanabilir. Yeniden Yapılandırma Söz konusu çalışma kapsamında; • Grup açısından riskli alanları gösteren raporun hazırlanması • Risklere yönelik atılacak adımların belirlenmesi • Grubun MLI değerlendirme raporunun grup üst yönetimine sunulması, • Değerlendirme raporunun bulgularına göre ilgili alanda gerekli çalışmaların yapılması, • Gerekli görülmesi durumunda grubun uluslararası yapısı ve işlemleri yeniden yapılandırılabilir. 23

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m İŞ HUKUKUNDA COVİD-19 AŞISI VE OLASI SONUÇLARI Servet KABA Korona virüs (Covid-19) 2019 aralık ayından itibaren hayatımızda önemli bir yer edindi. Çin’de İş ve Sosyal Güvenlik ortaya çıkan virüsün hızlı yayılması, virüse bağlı milyonlarca vaka sayısı yine milyonlarca Bölümü Ortak insanın ölümü, küresel bir salgınla ve krizle karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi (salgın hastalık) olarak ilan edilen virüse karşı kaza- nılmış bağışıklık sağlamak için yoğun bir şekilde aşı çalışmaları oldu; özellikle Almanya, Çin ve Rusya tarafından üretilen aşılar Dün- biliriz. ya’nın bir çok ülkesinde ve ülkemizde Aşının hızla uygulanmasıyla birlikte, aşının iş uygulandı ve uygulanmaya devam etmek- hukuku üzerindeki olası etkileri tartışılmaya te. başlandı. Örneğin aşı olmayan, aşı olmaktan Sağlık Bakanlığımızın son açıklamış olduğu kaçınan işçinin iş sözleşmesi feshedilebilir mi verilere göre ülkemizde, 1. doz aşı uygula- veya aşı olmayan kimse sırf bu gerekçeyle işe nan kişi sayısı 44.850.397; 2.doz aşı uygula- alınmayabilir mi? nan kişi sayısı 33.936.696 toplam yapılan İşçilerin aşı olup olmaması, bu durumunun aşı sayısı 85.892.245’tir . Anılan sayıların her diğer işçiler bakımından yarattığı riskler, kişilik geçen gün arttığını belirtmek gerekir. hakları, işverenin iş sağlığı ve güvenliğini Uygulanan aşı sayısına göre ülkemizde her sağlama yükümlülüğü ve kişisel verilerin iki kişiden birinin aşı olduğunu söyleyebili- korunması gibi birçok konu bir bütün halinde riz. Aşı yaşı nedeniyle yetişkinlerde bu ele alınmalı. oranın çok daha yüksek olduğunu belirte- Anayasa’nın kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını hüküm altına alan 17. madde- sine göre, herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunula- maz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneyle- re tabi tutulamaz. Mevcut uygulamada aşı olup olmamak bireyin iradesine bırakılmış durumda. Bu durum Anayasa’nın 17. maddesine uygun. Nitekim aşı olan bireylere imzalatılan bilgilen- dirme ve onay formunda yer alan “Bu aşının uzun süreli etkilerinin ve verimliliğinin şu an bilinmediği yine aşının henüz bilinmeyen olumsuz etkilerinin de olabileceği, ürünün salgın koşulları altında tamamen kişinin kendi istemesi halinde kişiye uygulanacağı bilinme- lidir. Bu sebeple üretime ait hataların haricin- de oluşabilecek maddi ve manevi zararlar konusunda üretici firma sorumlu olmayacağı- nı beyan etmektedir.” ifadesi aşının neden zorunlu tutulmadığı sorusuna cevap vermek- te. Öte yandan anılan ifadenin aşı bakımından haklı olarak tereddüt yarattığını da belirtmek- te yarar var. Çalışma mevzuatımızda, Covid-19 virüsü ve aşının iş hukukuna etkisi bakımından haliha- zırda özel bir düzenleme bulunmamakta. Belki ilerleyen süreçte özel yasal düzenleme- ler gündeme gelecek. Konuyla ilgili olarak

Anayasamızın 17. maddesi dışında, 6698 bağlamında ayrımcılık teşkil etmeyecektir. sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Gerçekten de işveren yüksek riskli durumlara 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliliği Kanunu karşı, diğer işlerini korumakla yükümlüdür. ve 4857 Sayılı İş Kanunu’nun ilgili bazı • Mevcut işçiler bakımından, aşının uzun hükümlerine bakmakta yarar var. süreli etkilerinin ve verimliliğinin şu an bilin- Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek mediği yine aşının henüz bilinmeyen olum- kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak suz etkilerinin de olabileceği, ürünün salgın kabul edilmekte ve bu veriler 6698 sayılı koşulları altında tamamen kişinin kendi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile istemesi halinde kişiye uygulandığı göz koruma altına alınmakta. Anılan Kanun’un önüne alındığında, işçilerin aşı olmaya kişisel verilerin işlenmesine ilişkin 5. mad- zorlanması Anayasa m.17 bağlamından kişilik desine göre, kişisel veriler ilgili kişinin açık haklarının ihlali sonucunu doğurur. rızası olmaksızın işlenemez. Ancak • Ancak işveren tüm çalışanlarının iş sağlığı Kanun’da sayılan sınırlı hallerde, ilgili kişinin ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin bağlamda işçilerin aşı olup olmadıklarını işlenmesi mümkündür. Bu kapsamda bir sormakta ve aşı olmalarını istemekte hukuki sözleşmenin kurulması veya ifasıyla yararı bulunmaktadır. doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, • Aşı olmaktan kaçınan işçiler bakımından sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin son çare ilkesine uygun şekilde aşağıdaki işlenmesinin gerekli olması veya veri tedbirlere sırasıyla başvurulabilir. sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü 1. tedbir, işçi tek başına diğer işçilerden uzak, yerine getirebilmesi için zorunlu olması sosyal mesafeye uygun olarak çalıştırılabilir, hallerinde açık rıza olmaksızın kişisel veriler bu doğrultuda gerekliyse işçinin görev yeri, işlenebilir. görev tanımı değiştirilebilir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanu- 2. tedbir, birinci tedbirin işin niteliği, fiziki nu’nun 4. maddesine göre, işveren, çalışan- şartlar veya işçinin kabul etmemesine bağlı ların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağla- olarak uygulanamaması halinde, varsa işçiye makla yükümlü olup bu çerçevede her ücretli izin kullandırılabilir; ücretli izin hakkı türlü önlemi almakla yükümlüdür. 4857 yoksa işçiye ücretsiz izin teklif edilebilir. sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesine göre, 3. tedbir, ilk iki tedbirin uygulanamaması işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan halinde, diğer işçilerin iş sağlığı ve güvenliği buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir göz önünde tutularak işletmesel karar çerçe- işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşma- vesinde işçinin iş sözleşmesi geçerli nedenle yan bir hastalığa tutulursa, işçi iş akdini feshedilebilir. Buna karşılık aşının doğrudan haklı nedenle sonlandırabilir. kişilik hakkıyla bağlantılı olması nedeniyle bu Tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; gerekçeyle haklı fesih yoluna başvurulması • İş sağlığı ve güvenliğini sağlamakla mümkün değildir. Geçerli nedenle iş sözleş- yükümlü olan işveren (veri sorumlusu), mesi feshedilen işçiye ihbar tazminatı ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kıdem koşulunu sağlaması halinde kıdem kapsamında, tedbir alma yükümlülüğünü tazminatı ödenmelidir. yerine getirmek ve diğer çalışanlarının sağlığını korumak için işçilerin aşı olup olmadıklarını sorabilir ve aşı olmayan işçilerden aşı olmalarını talep edebilir. Bu durum kişisel verilerin usulsüz işlenmesi veya doğrudan kişilik haklarının ihlali sonu- cunu doğurmaz. • İş görüşmesi esnasında kişiye aşı olup olmadığı sorulabilir. Aşı olmayan kişi bu gerekçeyle işe alınmayabilir. Bu durum haklı ve objektif kriterlere dayandığından, işçiler bakımından İş Kanunu madde 5 25

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m TÜRK HUKUKUNDA İŞ GÜVENCESİ KAVRAMI; KAPSAM VE KOŞULLARI A.GİRİŞ Mehmet ERCİYAS Genel kabul olarak emeğin korunması ve iş sözleşmesinin devamlılığının sağlanma- sı, iş hukukunun temel amaçlarından biri ve sosyal devlet ilkesinin de bir gereğidir. İş güvencesi, kavram olarak “çalışma hakkının korunması”, “feshe karşı koruma”, “iş olmadan işveren tarafından işten çıkarıla- maması anlamına gelmektedir. İş güvencesi, geniş anlamda ve dar anlamda olmak üzere iki farklı şekilde incelenmektedir. İş sözleşmesinin devamlılığının sağlanması ve iş akdinin sona erme riskinin meydana geldiği durumlara karşı koruma sağlanması geniş anlamda iş güvencesi olarak nite- lenmektedir. Örneğin, işyerinin devri veya işverenin ölümü halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralan işveren veya mirasçılarla devam etmesinin öngörül- mesi, iş sözleşmesinin devamında çalış- ma koşullarında esaslı değişikliklerin işveren tarafından tek taraflı olarak gerçekleştirilememesi buna örnek verile- bilmektedir. Dar anlamda iş güvencesi ise; işçilerin işverenler tarafından keyfi, dürüstlük kuralına aykırı biçimde gerçek- leştirilecek fesih işlemlerine karşı korun- malarını, bu tür fesihlerin yargı tarafından denetlenmesini ve böylece işverenin süreli fesih hakkının sınırlandırılarak yargı- sal denetime tabi kılınmasını öngörmek- tedir. ilişkisinin sürekliliğinin sağlanması” B. YASAL DÜZENLEMELER ifadeleriyle anılmaktadır. Hiçbir kanun- İş güvencesine ilişkin en eski düzenle- da tanımı yer almamakla birlikte, dokt- meler 1951 yılında bir iş güvencesi yasası rinde iş güvencesi kavramı; “bağımlı olarak Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Günü- çalışanların hizmet ilişkisinin işveren müzde Avrupa Birliği ülkelerinde uygula- tarafından haklı bir neden gösterilmek- nan iş güvencesi düzenlemeleri Ulusla- sizin sona erdirilmesi durumunda, işve- rarası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri- renin fesih işlemini sınırlayan veya nin belirlemiş olduğu hükümleri esas engelleyen ve fesih işlemini yaptırıma almaktadır. bağlayan normatif düzenlemeler” Yine, 1982 yılında yürürlüğe konulmuş olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla, olan “158 Sayılı Uluslararası Çalışma Söz- iş güvencesi, işçinin teminat altına leşmesi” ILO’nun iş güvencesini düzenle- alınması, haklı veya geçerli bir sebep yen temel sözleşmesidir. Türkiye bu

sözleşmeyi 1994 yılında kabul etmiş ve hesabında, o işyerinde işverenle arasın- buna istinaden 4773 Sayılı İş Güvencesi da iş sözleşmesi bulunan tüm işçiler Kanunu yürürlüğe girmiştir. Ancak, dikkate alınmaktadır. İş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesi- türüne bakılmaksızın (belirli süreli, belir- ni de kapsayan maddelerle yürürlüğe siz süreli, kısmi süreli, tam süreli, mev- girmesiyle birlikte İş Güvencesi Kanunu simlik iş sözleşmesi, uzaktan çalışan geçerliliğini yitirmiştir. Dolayısıyla Türki- işçiler) tüm işçiler fiilen çalışıyor olmasa- ye’de iş güvencesi, 4857 sayılı İş lar dahi işçi sayısına dahildir. Buna karşı- Kanunu ile düzenlenmiştir. lık, işverenin işyerinde çalışmakta olan alt ILO’nun 158 Sayılı Uluslararası Çalışma işverenin işçileri, geçici (ödünç) iş ilişkisi Sözleşmesi’nin 4. maddesinde “işçinin ile çalışan işçiler ve işçi sıfatı bulunmayan kapasitesine veya işin yürütümüne çıraklar ile stajyerler otuz işçinin hesabın- veya işyeri gereklerine dayalı geçerli da dikkate alınmayacaktır. bir son verme nedeni olmadıkça İş güvencesinden yararlanmak için hizmet ilişkisine son verilemez” şeklin- aranan diğer koşul, altı aylık kıdem koşu- de ifade edilen geçerli neden, 4857 ludur. Buna göre, işyerinde altı aydan sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde de daha kısa süre çalışmış olan işçiler, iş benzer ifadeyle yerini almıştır. Yine, güvencesi hükümlerine tabi değildir. Altı ILO’nun geçerli neden olarak kabul aylık kıdemin hesabında, aynı işverenin etmediği durumlar, 158 Sayılı Sözleş- bir veya farklı işyerlerinde geçirilen çalış- me’nin 5. maddesinde sıralanmış olup ma süreleri toplanarak dikkate alınacak- bu madde hükümleri İş Kanunu’nun 18. tır. Öncelikle, otuz işçi koşulundan farklı maddesinde aynen belirtilmiştir. olarak, burada açıkça aynı işverene ait C. YARARLANMA KOŞULLARI İş güvencesi hükümlerinden yararlan- manın öncelikli koşulu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 5953 sayılı Basın-İş Kanunu kapsamında işçi veya gazeteci olmaktır. İş Kanunu’nun 4. maddesinde, kapsam dışı işler ve iş ilişkileri sayılmış olup, bu kapsam dışı işlerde veya iş ilişkileriyle çalışan işçilere iş güvencesi hükümleri- nin uygulanması mümkün değildir. Kanun’un 18. maddesine göre; “otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerin- de en az altı aylık kıdemi olan işçilerin belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshi” hâlinde iş güvencesi hükümleri uygu- lanacaktır. Hükme göre iş güvencesi kapsamına girmenin ilk koşulu, işçinin çalıştığı işyerinde en az otuz işçinin çalışıyor olmasıdır. Ayrıca, maddenin 4. fıkrasında, otuz işçinin hesabında aynı işverenin aynı işkolundaki birden fazla işyerinde çalışan işçi sayıları toplamının esas alınacağı belirtilmiştir. Otuz işçinin 27

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m aynı işkolundaki işyerlerinden bahsedilmediğin- İş Mahkemesi’ne işe iade davası açılabilmektedir. den, altı aylık sürenin belirlenmesinde, aynı işvere- D. SONUÇ nin farklı işkollarındaki işyerlerinde geçirilen süreler Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin iş akdi- de birleştirilecektir. Aynı işverenin işyerinde veya nin feshinde, işverenin fesih hakkının “gerekçesiz, işyerlerinde aralıklı olarak çalışılmış sürelerin keyfi, serbest” şekilde kullanılmasının önlenmesi birleştirileceği de hem öğretideki baskın görüş bakımından önem arz eden iş güvencesi, ulusal ve hem de Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. uluslararası kaynaklarla kabul edilen “çalışma hakkı- Ayrıca, deneme süresi uygulanmışsa bu süre de nın” sadece metin üzerinde kalmasını engellemek için altı aylık kıdemin hesabına dahil edilecektir. Altı ortaya konulmuş en etkili yöntemdir. aylık sürenin tespitinde esas olan iş sözleşmesinin İş güvencesi hükümleri ile amaçlanan, işçinin işinin devam ettiği süre olup, askı süreleri de dikkate devamlılığını sağlamak, iş sözleşmesini ayakta tutmak alınacaktır. ve dar anlamıyla iş sözleşmesinin işverence keyfi olarak feshedilmesini sınırlandırmaktır. En basit haliy- Yine, 2014 yılında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. le, “çalışma hakkının korunması”, “iş ilişkisinin süreklili- maddesine eklenen cümle ile 6 aylık kıdem şartı, ğinin sağlanması”, “keyfi fesihlerin önlenmesi” şeklin- yer altı işlerinde çalışan işçiler için ortadan kaldırıl- de bilinen iş güvencesi, işçiye işin devamlılığı ile ilgili mıştır. Bu işçiler kıdem süresine bakılmaksızın iş birçok fayda sağlamakla birlikte, işverenin yetkilerini güvencesi kapsamına alınmıştır. ve fesih hakkını tamamen yok eden, katı ve mutlak bir kurum değildir. Kıdem şartının ne zaman aranacağı konusunda ise kanunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, yerleşik Yargıtay içtihatlarınca altı aylık kıdem şartı- nın, fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte sağlan- mış olması gerektiği, bildirim sürelerinin kıdeme dahil edilemeyeceği kabul edilmektedir. Hukukun tüm alanlarında var olan istisna hükümle- ri iş güvencesi kurumunda da bulunmakta olup, Kanun’un 18. maddesinde, iş güvencesinden yarar- lanmak için belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışma ve belirli konumdaki işveren vekili olmama koşulla- rı da öngörülmüştür. İş güvencesinin kapsamına ilişkin bu koşullar, nispi emredici nitelikte olup, sözleşmelerle işçi lehine olacak, şekilde değişiklik- ler yapılabilir. Örneğin, altı aylık kıdem şartı veya otuz işçi koşulunun azaltılması ya da tamamen kaldırılması mümkündür. Son olarak; iş güvencesi hükümlerinin geçerlilik süresi bir ay olup, işçi feshin kendisine bildirildiği günden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvur- makla yükümlüdür. Söz konusu bir aylık süreden sonra arabulucuya yapılan başvurular veya arabu- lucuya gitmeksizin iş mahkemesine yapılan başvu- rular reddedilecek ve fesih, geçerli ya da haklı fesih olarak değerlendirilecektir. Yasal süresinde arabu- lucuya başvuru yapıldıktan sonra arabulucuda anlaşma sağlanamazsa son arabuluculuk tutana- ğının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde

29

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m VERGİ YARGISI KARARLARI IŞIĞINDA HAKSIZ ÇIKMA ZAMMI Levent ALPAĞUT Makalede, haksız çıkma zammının tanımlaması yapılarak vergi yargısı kararları ve mevzuat doğrultusunda haksız çıkma zammının hangi işlem ile istenilebileceği, haksız çıkma zammının istenilmesine ilişkin işlemin dava konusu yapılıp yapılama- yacağı, haksız çıkma zammı istenebilmesi için dayanak olan ödeme emrine karşı açılan davada verilen kararın kesinleşmesi gerekip gerekmediği, dayanak kararın Kanun’un 58. maddesinin 5. fıkrasında, “İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.” hükmüne yer verilmek suretiyle haksız çıkma zammı- nın hangi şartlarda alınacağı ifade edil- miştir. Haksız çıkma zammı, vadesinde öden- meyerek kesinleşmiş alacakların ödeme- sinin geciktirilmesine mani olmak ve bu nedenle Yargı mercilerinin meşgul edil- mesini engellemek amacıyla konulmuş bir yaptırım mahiyetindedir. Haksız çıkma zammı istenebilmesi için; ilgilisi adına düzenlenen bir ödeme emri ve bu ödeme emrine karşı açılan davanın ret ya da kısmen ret ile sonuçlanmış olması gerekmektedir. esasa ya da usule ilişkin olmasının Aşağıda, haksız çıkma zammına ilişkin veyahut feragatle sonuçlanmasının hususlara yargı kararları ve mevzuata atıf haksız çıkma zammının istenilmesine yapılmak suretiyle değinilerek konu hak- etki edip etmeyeceği hususları açık- kında yapılan araştırma çerçevesinde lanmaya çalışılacaktır. bilgilendirme yapılmaya çalışılacaktır. I.HAKSIZ ÇIKMA ZAMMININ TANIMI II. HAKSIZ ÇIKMA ZAMMININ VE ŞARTLARI İSTENİLME ŞEKLİ Vergi hukukuna ilişkin mevzuatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil haksız çıkma zammının tanımı yapılma- Usulü Hakkında Kanun’un 37. maddesin- mış olmakla birlikte 6183 sayılı Amme de, “Hususi kanunlarında ödeme zamanı Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapı- lacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda metni verilen yasal düzenleme

uyarınca, haksız çıkma zammının daya- değildir. Zira Mahkeme kararı üzerine nağı olan ödeme emrine karşı açılacak hesaplanacak haksız çıkma zammının davada Mahkemece verilen ret kararı vadesi belli değildir. 6183 sayılı Kanun’un üzerine hesaplanacak olan haksız 37. maddesinde de vadesi belli olmayan çıkma zammının vadesinin ne olduğu amme alacağı için ilgilisine 1 ay süre konusu Yasalarda düzenlenmediğin- verilmesi gerektiği hususu açıkça düzen- den 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi lenmiştir. Dolayısıyla haksız çıkma zam- uyarınca haksız çıkma zammının doğ- mının ancak kesinleşen amme alacakla- rudan ödeme emri ile değil de önce- rının tahsili için düzenlenebilecek olan sinde tesis edilecek bir işlem ile istenil- ödeme emri ile doğrudan istenilmesi mesi gerektiği sonucuna varılabilir. hukuken mümkün değildir. 1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği’nin ikinci İdare de uygulamada haksız çıkma kısım, birinci bölümünün III/5 maddesin- zammını doğrudan ödeme emri ile de, “Kanunda %10 zammın hangi sürede istememekte öncesinde 2 nolu ihbar- ödeneceğine yönelik özel bir düzenleme name düzenleyip 1 aylık süre vermek yer almadığından, bu alacağın vadesinin suretiyle ilgilisine bildirmektedir. 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesine Uygulamada ve Danıştay kararlarında göre ilgilisine 213 sayılı Kanun hükümleri- haksız çıkma zammının doğrudan ne göre yapılacak tebliğ ile verilecek bir ödeme emri ile değil de öncesinde aylık ödeme süresi ile belirlenmesi tesis edilecek bir işlem ile ilgilisinden gerekmektedir.” düzenlemesine yer veri- istenmesi kabul edilmekle birlikte lerek haksız çıkma zammının doğrudan Danıştay 4. Dairesinin bir kararında yer ödeme emri ile istenmemesi gerektiği alan muhalefet görüşünde, “6183 sayılı ifade edilmiştir. yasanın 58 inci maddesinde, ödeme emrine yönelik davanın da kısmen veya tamamen haksız çıkan borçludan hak- kındaki itirazın reddolunduğu amme alacağının % 10 zamla tahsil edileceği açıklanmıştır. Amme alacağının tahsili işlemlerinin aynı yasanın 54. ve devamı maddesine göre ödeme emri tebliği ile başlayacağı açıktır. Buna rağmen ödeme emri yerine İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde tarhiyatlara yönelik davaların vergi mahkemesince kısmen veya tamamen reddi halinde bu karara göre hesapla- nacak vergi ve cezaların miktarlarının hesaplanıp yükümlülere bildirilmesi için öngörülen ikinci ihbarname niteli- ğini taşıyan bir ihbarname ile haksız çıkma zammının ödenmesinin istenil- mesi yasaya uygun değildir.” şeklinde görüş belirtilmek suretiyle haksız çıkma zammının ödeme emri ile istenilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Belirtilen görüşe katılmak mümkün 31

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m Haksız çıkma zammının istenilmesine ilişkin olarak düzenlenen 2 nolu ihbarnamelerin dava konusu edilip edilemeyeceği konusunda Danıştay 7. Dairesi ile diğer daireler arasında görüş ayrılığı bulunmakla birlikte ağırlıktaki görüş dava konusu edilebileceği yönündedir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun bir kararın- da, “Adına düzenlenen ödeme emrine karşı açtığı da haksız çıkma zammına ilişkin 2 nolu ihbarname- dava reddedilen davacı temyiz yoluna başvurmasına nin dava konusu edilebileceği kabul edilmiştir. karşın, haksız çıkma zammı, davanın reddine ilişkin Danıştay 3. Dairesinin bir kararında ve Danıştay 4. hükmün kesinleşmesi beklenmeden istendiğinden, Dairesinin bir kararında aynı yönde karar verilmiştir. haksız çıkma zammının kaldırılması yolundaki ısrar Danıştay 7. Dairesinin bir kararında, “Olayda ise, kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.” şeklinde dava konusu 2 numaralı ihbarname, 213 Sayılı karar verilmiştir. Kanun'un 34 ve 35. maddelerinde belirtilen şekilde Danıştay 3. Dairesinin bir kararında, ödeme emrine usulüne uygun bir ihbarname olmadığı gibi, Mah- karşı açılan davanın reddi yolundaki Mahkemelerinin keme kararının yerine getirilmesi amacıyla düzen- 14.6.2007 gün ve E.2006/969, K:2007/591 sayılı kara- lenen bildirim niteliğinde bir işlem olup, idari rının, Danıştay Üçüncü Dairesinin 17.8.2007 gün ve davaya konu edilmesi olanaklı bulunmadığından, E:2007/2759 sayılı kararıyla yürütülmesinin durdurul- bunun mükellefe tebliğ ya da tevdi edilmiş olması- duğu, bu durumda haksız çıkma zammı alınabilmesi nın da söz konusu durumu değiştirmesine olanak için haksız çıkma zammının konusunu oluşturan yoktur.” şeklinde karar verilmiştir. Anılan kararın amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme oyçokluğu ile alındığını da burada hatırlatmak emrine karşı açılan davada verilen ret kararı için isteriz. temyiz yoluna gidildiğinden, temyiz isteminin sonu- cunun beklenmeksizin istenilen haksız çıkma zam- Burada üzerinde durulması gereken başka bir mında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle konuda haksız çıkma zammını içeren 2 nolu ihbar- kaldıran İzmir 1.Vergi Mahkemesi'nin 18.6.2008 gün ve nameye karşı açılacak davanın, tahsilatı durdurma- E:2008/17, K:2008/738 sayılı kararını onamıştır. yacağı hususudur. Zira 2 nolu ihbarname 2577 sayılı Danıştay 9. Dairesinin bir kararında, “Yukarıda anılan İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 4. 6183 sayılı Kanunun 58. maddesine göre amme fıkrasında ifade edilen, (213 sayılı Vergi Usul Kanunu alacağının %10 zamla tahsili için, amme alacağının ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda düzenlenen tahsiline dair düzenlenen ödeme emrine karşı açılan tarih yöntemlerinden değildir.) anlamda tarhiyat davanın retle sonuçlanması ve bu ret kararının temyiz değildir. Dolayısıyla haksız çıkma zammının tahsila- edilmiş olması halinde temyiz istemi reddedilerek tını durdurmak için bu işleme karşı açılacak davada mahkeme kararının onanması ve karar düzeltme Mahkemeden yürütmenin durdurulması talebinde isteminin de reddedilmesi gerekmektedir.” şeklinde bulunulması gerekmektedir. karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı ve alt birimlerinin de konu hak- III. HAKSIZ ÇIKMA ZAMMINDA DAYANAK KARA- kındaki görüşleri aynı yöndedir. Konuya ilişkin yasal RIN KESİNLEŞMESİ GEREKLİLİĞİ metinler ve görüşler aşağıda verilmiştir. Haksız çıkma zammının istenebilmesi için dayanak olan Mahkeme kararının kesinleşmesi gerekip gerekmediği konusu önem arzetmektedir. Danıştay Vergi Dava Daireleri arasında bu konuda büyük oranda görüş birliği bulunmakta olup haksız çıkma zammının istenebilmesi için dayanak olan Mahke- me kararının kesinleşmesi gerektiği açıkça ifade edilmektedir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun bir kararın-

1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği’nin İkinci Her ne kadar Vergi Dava dairesi olmasa kısım, birinci bölümünün III/5 madde- da konuya ışık tutması açısından, sinde, “Madde hükmü ile ödeme Danıştay 13. Dairesi bir kararında, “Uyuş- emrine dava açan borçlunun tamamen mazlıkta, idari para cezasının tahsili veya kısmen haksız çıkması halinde amacıyla davacı şirket adına düzenle- %10 haksız çıkma zammı alınacağı nen ödeme emrinin iptali istemiyle açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, açılan davada, 2575 sayılı Yasanın 14. ödeme emrine karşı mesnetsiz dava maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme açılmasını önlemeye yönelik bir düzen- sonucu, davada süre aşımı bulunduğu leme olduğundan, ödeme emrine karşı nedeniyle anılan Yasanın 15. maddesi açılan davaların reddi halinde kesinle- uyarınca davanın süre yönünden reddi- şecek kararlar üzerine %10 zammın ne ilişkin karar verilmiş olup, dava uygulanması gerekmektedir.” düzenle- konusu idari işlemin 6183 sayılı Yasanın mesine yer verilmiştir. 58. maddesinde sayılan itiraz nedenleri yönünden esasa ilişkin olarak incelen- Konuya ilişkin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve İzmir Vergi Dairesi Baş- mediği, söz konusu kararda, davacının kanlığının aynı yönde verilmiş özelge- iddialarında haklılığının veya haksızlığı- leri bulunmaktadır. nın tespitine esas olacak bir hükme yer verilmediği anlaşıldığından, ödeme IV. HAKSIZ ÇIKMA ZAMMININ DAYA- emrinin iptali istemiyle açılan davada, NAĞI KARARIN ESASTAN VERİLMESİ davacının haksız çıktığından bahisle, GEREKLİLİĞİ 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uya- rınca haksız çıkma zammının tahsili Yargı mercileri, haksız çıkma zammının amacıyla ceza ihbarnamesi düzenlen- istenebilmesi için, haksız çıkma zam- mesinde hukuka uygunluk bulunma- mının dayanağı olan Mahkeme kararı- maktadır.” şeklinde karar vermiştir. nın işin esasına girerek verdiği kararlar- dan olması gerektiği şeklinde kararlar vermektedir. Danıştay 4. Dairesinin bir kararında, “Ödeme emrine karşı açılmış davaların neticesinde, idarenin davacıdan haksız çıkma zammı talep edebilmesi için, mahkemece davanın esasına girilmek suretiyle davacının haksızlığına kanaat getirilmiş ve davanın esastan reddo- lunmuş olması gerekmektedir.” şeklin- de karar verilmiştir. Danıştay 4. Dairesinin başka bir kararın- da haksız çıkma zammının dayanağı olan Mahkeme kararının davanın süre- den reddedildiği, bu durumda davacı- nın haksız çıktığının kabulünün mümkün olmadığı yönündeki yerel Mahkeme kararını onamıştır. 33

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m Buna göre, haksız çıkma zammının dayanağı olan E:2001/440; K:2002/153 sayılı kararını onamıştır. ödeme emrine karşı açılan davada, Mahkemece 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un Aksi yöndeki Danıştay 4. Dairesinin bir kararında, “6183 15. maddesinde sayılan ve ilk inceleme üzerine veri- sayılı Kanunun 58 inci maddesinde, itirazında tama- lecek olan, incelenmeksizin ret, ehliyet ret, süre ret, men veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki dilekçe ret kararında belirtilen aynı hataların yeniden itirazın red olunduğu miktardaki amme alacağının % yapılması nedeniyle verilecek dava ret kararları ile 10 zamla tahsil edileceği öngörülmüştür. Buna göre İYUK’un 6. ve 26. maddesinde verilecek kararlar üze- feragat durumunda davacının davasında haksız çıktığı rine haksız çıkma zammı istenemeyecektir. kabul edileceğinden haksız çıkma zammının alınması gerekir. Olayda, ödeme emrine karşı açılan davada Konu ile ilgili olarak başka bir tartışma konusu da Danıştay Dördüncü Dairesince 12.6.2003 tarihinde dayanak olan kararın davadan feragat nedeniyle son- feragat nedeniyle davacı temyiz istemi hakkında karar lanması halinde haksız çıkma zammı alınıp alınama- verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, dava yacağına ilişkindir. Bu konuda olumlu ve olumsuz konusu ödeme emrinin düzenlendiği 11.10.2003 tarihi yönde kararlar mevcut olup aşağıda bu kararlara itibarıyla itirazında haksız çıkan davacı adına düzenle- değinilecektir. nen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığın- dan, ödeme emrini iptal eden mahkeme kararında Danıştay 7. Dairesi bir kararında, feragat nedeniyle isabet görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir. uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Eskişehir Birinci Vergi Mahkemesi Danıştay 4. Dairesinin görüşüne yakın olduğu düşünü- kararının, davacı şirketin davasında tamamen veya len ince bir nüans nedeniyle sonucun faklı çıktığı kısmen haksız çıktığı veya davasının reddedildiği Danıştay 3. Dairesinin bir kararında, “Vergi mahkeme- anlamına gelmediği gerekçesi ile iptal eden Eskişehir since de, açtığı davalardan feragat etmiş olması duru- İkinci Vergi Mahkemesinin 4.4.2002 gün ve munun varlığı, davacının haksız çıktığını kabule yeterli görülmüş ise de; ödeme emirlerinin iptal isteminden; bu sonucun zaten davalı idare tarafından yerine geti- rilmiş olması nedeniyle, başka bir ifadeyle dava açmakla elde etmeyi amaçladığı hukuki sonucun idare tarafından sağlanmış olmasından dolayı vazgeçtiği anlaşılan davacının haksız çıktığı sonucuna varılamayacağından, davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmektedir.” şeklinde karar verilmiştir. Anılan karardan, Dairenin görüşünün, dava- cının feragat sebebinin idarenin davadaki talebi yerine getirmesi dışında bir nedenden kaynaklanması halin- de davanın reddine karar verilmesi şeklinde olduğu sonucuna varılabilir. Kanaatimizce, davadan feragat halinde dahi Mahke- mece işin esası hakkında bir değerlendirme yapılma- dığından haksız çıkma zammı istenmemesi gerek- mektedir. Son olarak ödeme emrine karşı açılan davadan yapı- landırma Kanunları nedeniyle vazgeçilmesi halinde haksız çıkma zammının akıbeti ne olacaktır. Bu konu ile ilgili yargı kararına ulaşılamamakla birlikte, konu ile ilgili aşağıda verilen yasal düzenleme emsal

olarak dikkate alındığında haksız çıkma zammı talep edilemeyecektir. 1 seri nolu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 sayılı Kanun Genel Tebliği’nin II-E/11. madde- sinde, “6111 sayılı Kanunun 2 nci mad- desi hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerin- den dolayı açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarın- ca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanu- nun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. V. HAKSIZ ÇIKMA ZAMMINDA GECİK- ME ZAMMI SORUNU Yargı kararlarında bu konuda yaşanmış bir uyuşmazlığa rastlanılmamakla birlikte 1 sayılı Tahsilat Genel Tebliğinde konuya açıklık getirilmiştir. Anılan Tebli- ğin ikinci kısım, birinci bölümünün III/5 maddesinde, “Haksız çıkma zammına, süresinde ödenmemesi halinde gecik- me zammı tatbik edilmeyecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan düzenleme uyarınca haksız çıkma zammı için gecikme zammı hesaplanıp talep edilmesi mümkün olmayacaktır. VI. HAKSIZ ÇIKMA ZAMMININ ANAYA- SAYA AYKIRILIĞI SORUNU Haksız çıkma zammının düzenlendiği 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesi- nin 5. fıkrası, hak arama hürriyetine 35

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m engel teşkil ettiğinden bahisle Anayasa aykırı olduğu kişilerin davacı veya davalı olarak, yargı mercileri gerekçesiyle İstanbul 2. Vergi Mahkemesi ve Eskişe- önünde sahip oldukları anayasal haklar engellenme- hir 1. İdare Mahkemesi tarafından somut norm dene- miş; idari bir işlem niteliğinde olan kamu alacağı ile timi yolu ile iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine ilgili ödeme emrine karşı yargı yolu kapatılmamış; taşınmıştır. mahkemeler, bu işlemlerle ilgili açılmış olan davaları inceleyerek gerekli kararları vermekten alıkonulma- Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirme mıştır. Bu nedenle kuralın hak arama özgürlüğünü sonucunda, “İtiraz konusu kural, kamu alacakları için engelleyen bir yönü bulunmamaktadır.” gerekçesiyle özel bir takip ve tahsil esasını düzenleyen 6183 sayılı anılan fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiy- Yasa’nın öngördüğü süratli ve etkin takip ve tahsilatın le karar verilmiştir. sağlanmasına yöneliktir. Öte yandan bireylerin idare- nin faaliyetlerine karşı korunması, adaletin sağlanma- Anılan hükmün Anayasa’nın 152.maddesinin son fıkra- sı ve hukuk devleti ilkesinin geçerli olabilmesi için sı uyarınca Resmi Gazetede yayımlanma tarihinden idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı deneti- itibaren 10 yıllık sürenin dolduğu 15.05.2021 tarihi itiba- mine tâbi olması gerekmektedir. İtiraz konusu kural riyle somut norm denetimi yolu ile yeniden Anayasa ile ödeme emrine karşı itirazın reddi durumunda Mahkemesi önüne götürebilmesi mümkündür. haksız çıkma tazminatı koşulu bulunmakla birlikte idarenin yapmış olduğu işlemler yargı denetimi kap- VII.SONUÇ samındadır. Kamu borçlusu ödeme emrinin tebliğin- den önce kamu alacağının esası hakkında yargı Daha önceki bölümlerde yapılan açıklamalar doğrul- yoluna başvurabileceği gibi, itiraz konusu kural ile tusunda, haksız çıkma zammının doğrudan ödeme ödeme emrinin tebliğinden sonra da tahsile ilişkin emri ile istenilmeden 1 ay vade verilmek suretiyle olarak dava açabilme olanağına sahiptir. Ayrıca, tesis edilecek işlem ile istenmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki kararın varlığına karşın bu işleme karşı dava yolunun açık olduğu ancak açılacak davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesin- de belirtilen tahsilat işlemini kendiliğinden durduran bir işlem olmaması nedeniyle Mahkemeden yürüt- menin durdurulması talebinde bulunulması gerek- mektedir. Haksız çıkma zammı istenebilmesi için dayanak Mahkeme kararının esasa ilişkin olması ve kesinleşmiş olması gerektiği, dayanak davadan fera- gat edilmesi halinde (feragatin idareden kaynaklı olmaması halinde) aksi yöndeki kararın varlığına rağmen olumsuz bir sonuçla karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğu, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca haksız çıkma zammının hak arama hürriyetine mani olmadığı ve son olarak da haksız çıkma zammı için gecikme zammı talebinde bulunulmaması gerektiği bilinmelidir. KAYNAKÇA DOĞRUSÖZ Bumin,Haksız Çıkma Zammı,erişim www.denetim.net ÖZDEMİR Muharrem,GÜNGÖR DOĞAN Zeliha, Vergi Hukukunda Haksız Çıkma Zammı, erişim www.alomaliye.com https://www.kazanci.com.tr versav.org.tr 3.2.2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazete

37

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m SERMAYE PİYASASINDA HALKA ARZ Barış ÖZKURT Ülkemizde borsada işlem gören birçok hissenin, enflasyonun çok üzerinde getiriler Bağımsız Denetim sağlaması, pandemi döneminde bazı sektörlerin ön plana çıkması, yeni halka arz Bölümü Ortak olan hisse senetlerindeki fiyat performanslarının yüksek olması gibi nedenlerle, küçük yatırımcıların hisse senedi piyasasına olan ilginin son yıllarda katlanarak arttı- ğını görmekteyiz. Tüm bu gelişmelerin etkisiyle 2021 yılı ülkemizde bir halka sefer- ne, yatırımcıları ortak etmeleridir. Özünde halka arz, tam bir kazan-kazan süreci olup halka arz yoluyla şirketler, küçük veya büyük tüm yatırımcılara hissedar olma imkanı sağlamakta buna karşılık söz konusu yeni ortaklardan nakit kaynak elde edilmektedirler. Ülkemizde şirket hisselerinin halka arzı, Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul A.Ş. (BİAŞ) düzenlemeleri, denetimleri ve rehberli- ğinde gerçekleştirilmektedir. Hisse senetlerinin halka arz süreci SPK’nın, borsada işlem görme süreci ise Borsa İstanbul’un incelemelerine tabidir. SPK’nın VII-128.1 “Pay Tebliği” hükümleri- ne göre, şirketler hisse senetlerini halka arz ederken şu üç yöntemden birisi uygulanabilirler: a) Mevcut payların halka arzı, b) Sermaye artırımı yoluyla ihraç edilecek payların halka arzı, berliğine dönüşmüştür. c) Her iki yöntemin birlikte kullanılması Bu yazımızda, organize bir pazarda (karma yöntem). işlem görmek üzere hisse senetlerinin halka arzını ele alacağız ve okuyucuyu Sermaye artırımı yoluyla halka arz yönte- yasa maddelerine boğmadan, tüm minde, halka arzdan sağlanan kaynak, önemli yönleri ile açıklamaya çalışaca- doğrudan şirket tarafından elde edilmek- ğız. te olup kaynak doğrudan şirkete geldi- ğinden şirkete finansman sağlamaktadır. I.Halka Arz ve Yöntemleri Sağlanan kaynak şirket kasasına girdiği için, yatırımcılar tarafından olumlu bulu- En yalın tanımıyla halka arz; şirket nan yöntem de budur. Söz konusu sahiplerinin, nakit kaynak temin etmek yöntem, SPK’nın Seri: VII-128.1 sayılı Tebli- maksadıyla, sahibi oldukları şirketleri- ği’nin 7. Maddesi ile düzenlenmiştir. Halka

açık olmayan ortaklıklar, yapacakları Borsada işlem görmeye başladıktan sermaye artırımlarında, ortakların yeni sonra da paylarını teminat göstererek pay alma haklarını kısmen veya tama- kredi kullanabilme, daha uygun maliyet- men kısıtlayarak paylarını halka arz lerle borçlanma aracı ihraç edebilme edebilirler. imkânlarından yararlanmak suretiyle finansman ihtiyaçlarını karşılayabilmek- Mevcut payların halka arzı yönteminde tedirler. ise halka arzdan sağlanan kaynak, kendi hissesini satan mevcut ortaklar Borsa şirketi olarak sermaye piyasasın- tarafından elde edilmektedir ve ortak- dan kaynak temin etmenin şirketlerin lara finansman sağlamaktadır. SPK’nın kaynak problemlerinin çözümüne sağla- Seri VII-128.1 sayılı Tebliği’nin 6. madde- dığı katkı son yıllarda artarak devam sine göre, pay sahiplerinin ortaklıkta etmektedir. Şirketler sadece birincil halka sahip oldukları payları halka arz edebil- arz yolu ile değil, daha sonra, payları meleri için, satılacak paylar üzerinde işlem görmekte iken, yatırım ve benzeri rehin veya teminat verilmek suretiyle ihtiyaçları nedeniyle ortaya çıkan kaynak ya da başka bir şekilde devir ve teda- gereksinimini, mevcut ortaklarının vülü kısıtlayıcı ve pay sahibinin haklarını rüçhan haklarını kısmen veya tamamen kullanmasına engel olacak kayıtların kısıtlamak suretiyle gerçekleştirebile- bulunmaması gerekmektedir. cekleri “İkincil Halka Arz”lar yolu ile karşı- layarak da yeniden bir finansman imkânı II. Halka Arzdan Beklenen Faydalar yaratabilirler. Şirketler halka açılmak ve paylarının organize bir pazarda işlem görmesini sağlamak suretiyle her şeyden önce önemli bir finansman kaynağından yararlanırlar. Aşağıda halka açılma ve borsada işlem görmeye başlamanın şirketlere sağladığı faydalar sunulmak- tadır. Finansman Sağlamak Şirketler, faaliyet gösterdikleri sektöre ve şirketin içinde bulunduğu duruma göre farklı finansman yöntemlerini kullanmaktadırlar. Her bir finansman yönteminin kendine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Finansman yöntemi olarak halka arzın tercih edilmesi durumunda, şirketler paylarını primli fiyatla halka arz ederek, alternatif finansman yöntemlerine göre daha düşük maliyetli ve uzun vadeli bir kaynak elde etmektedirler. Ayrıca şirketler, halka açıldıktan ve payları 39

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m Kurumsallaşma Şirketlerin halka açık hale gelmesi, kurumsallaşma- sının sağlanmasında önemli bir kilometre taşıdır. Şirkete yeni ortaklar almak sorumlulukları artırmakta ve buna bağlı olarak hesap verebilirlik, şeffaflık, sürdürülebilirlik gibi konular önem kazanmaktadır. Halka açılma sonrasında firmanın faaliyetlerinin giderek kişilerin varlığına bağımlı olmaktan kurtul- ması ve kendi kurum kültürünü oluşturması sürecin- de halka açık olmanın getirdiği sorumluluk ve yükümlülükler kurumsallaşmaya önemli bir katkı sağlamaktadır. Bilindiği üzere, ülkemizde faaliyette bulunan şirketlerin karakteristik özelliği aile şirketi hüviyetine sahip olmalıdır. Bu durum şirketin ömrünün genel olarak kurucusu yabancı ortak bulması ve ortak girişim kurabilmesi olan ya da yönetimde söz sahibi bulunan aile birey- imkânları artmaktadır lerinin ömürleri ile sınırlı olmasını beraberinde getire- bilmektedir. Diğer taraftan, şirketlerin paylarını halka Halka Arza Hazırlık Süreci arz etmesi ve Borsada işlem görmeye başlamaları SPK ve Borsa İstanbul’un incelemelerini içeren bir Borsa İstanbul pazarlarında işlem görebilmek için süreç dahilinde gerçekleşmektedir. Ayrıca şirketler izahnamenin Sermaye Piyasası Kurulu’nca onaylana- işlem görmeye başladıktan sonra finansal tablolarını rak şirket paylarının halka arz edilmesi ve Borsa belirli dönemlerde bağımsız denetim kuruluşlarına kotuna alınması gerekmektedir. Borsa kotuna alınma, denetlettirmekte, ortaklarını ve kamuyu düzenli menkul kıymetler borsalarında sürekli işlem görmesi olarak bilgilendirmekte, SPK ve Borsa İstanbul’un talep edilen payların ilgili şartları taşımaları durumun- sürekli denetimine tabi olmaktadırlar. Bu çerçevede, da ilgili pazarda işlem görmesinin kabul edilmesidir. halka açılarak paylarının Borsada işlem görmesi ile şirketler, sermaye piyasasının denetim mekanizma- Şirketlerin Borsa İstanbul ve Sermaye Piyasası Kuru- ları sayesinde kurumsallaşma süreçlerini hızlandır- lu’na başvurmadan önce yapmaları gereken ön hazır- makta ve profesyonel yönetim imkânlarına daha kısa lıklar aşağıdaki sunulmuştur: sürede kavuşabilmektedirler. a) Şirket İçi Çalışma Grubunun Oluşturulması Kredibilite Bir şirketin halka açılarak Borsada işlem görmesi ile Şirketlerin paylarının Borsada işlem görmesi banka- ilgili olarak, şirket içinde ve dışında yapılacak bir dizi cılık ve para piyasası nezdindeki kredibilitelerini artır- işlem olduğu için bir çalışma grubunun oluşturulması makta, daha ucuz ve kolay kredi bulma imkânı gerekmektedir. Söz konusu çalışma grubu; orta düzey kazanmalarını sağlamaktadır. yöneticiler, muhasebe ve finans departmanının yöne- ticilerinden oluşmalıdır. Çalışma grubu, Globalleşme BİAŞ ve SPK’ya başvurmadan önce yapılması gereken işlemlerin listesini çıkarmalıdır. Şirketlerin paylarının Borsada işlem görmeye başla- ması ile birlikte, şirketler yabancı ülkelerde de kolay- b) Yatırım Kuruluşu ve Danışmanların Seçimi ca sermaye piyasası aracı ihraç edebilir ve o ülkede sermaye piyasası aracını kote ettirerek işlem görme- Şirket paylarının halka arzı için bir aracı kuruluşla sini sağlayabilirler. Böylece, yurt dışı piyasalara erişe- aracılık sözleşmesi imzalanması gerekmektedir. Söz bilirler. Payları bir Borsada kote olan şirketlerin konusu sözleşmenin tarafları şirket ve SPK tarafından

yetkilendirilmiş aracı kuruluşlar olup, devir ve tedavülünü kısıtlayıcı, ortakla- halka arza yetkili aracı kuruluşların rın haklarını kullanmalarını engelleyici listesi Sermaye Piyasası Kurulu’nun hükümler söz konusu ise bu hükümle- internet sitesinde yer almaktadır. rin esas sözleşmeden çıkarılması, ayrıca esas sözleşmenin diğer hüküm- Aracılık sözleşmesi tek bir aracı kuru- lerinin Sermaye Piyasası Mevzuatı’na luşla olabileceği gibi halka arz tutarı uygun hale getirilmesi gerekmektedir. artıkça birden fazla aracı kuruluşun Sermaye artırımı yoluyla halka arz bulunduğu bir konsorsiyum ile de yapı- yapılması durumunda Türk Ticaret labilir. Bu durumda bir veya birden fazla Kanunu (TTK) hükümleri dahilinde lider aracı kuruluş bulunacaktır. Yapıla- genel kurulca sermayenin artırılmasına cak sözleşmede aracıların ve şirketlerin ve yeni pay alma haklarının sınırlandırıl- hak ve sorumluluklarının yanı sıra aracı- masına ilişkin karar alınır. lık yüklenimi olup olmayacağı, yükleni- e) Fiyat Belirlenmesi min ne şekilde yapılacağı, halka arz Halka arz fiyatının belirlenmesi halka yöntemi ve diğer esaslı unsurlara yer verilir. arz sürecinin en önemli aşamalarından birisidir ve hem şirkete özgü gelişmele- c) Finansal Tabloların Hazırlanması re hem de şirketin kontrolü dışındaki ve Bağımsız Denetim Şirketinin şartlara bağlıdır. Halka arz fiyatının Seçimi gerçekçi bir şekilde yansıtılması hem başarılı bir halka arz için, hem de Borsa Halka arz için başvuruda bulunan İstanbul’da işlem görmeye başladıktan şirketler finansal tablolarını Sermaye sonraki payların fiyat performansı Piyasası Mevzuatı’na uygun olarak açısından önem taşımaktadır. Şirketin hazırlamak ve yetkili bağımsız denetim paylarının halk arz fiyatı aracı kuruluş şirketinin denetiminden geçirmek tarafından hesaplanmakta olup, Borsa zorundadırlar. Bu kapsamda şirketler İstanbul ve SPK tarafından fiyata müda- SPK tarafından yetkilendirilmiş bağım- sız denetim şirketini seçmeli ve dene- tim sözleşmesi imzalamalıdırlar. Dene- tim firmalarının listesi www.spk.gov.tr adresinde yer almaktadır. Sürecin uzun ve zorlu olması nedeniyle, daha önce halka arz denetimi yapmış, halka arz tecrübesi olan bağımsız denetim şirketlerinin seçilmesinde yarar olacak- tır. d) Genel Kurul Kararı ve Esas Sözleş- me Değişikliği Halka açılmaya karar veren şirket esas sözleşmesinde Sermaye Piyasası Mev- zuatı açısından gerekli değişiklikleri yapmak için hazırladığı tadil tasarılarını SPK’ya sunar. Şirket esas sözleşmesin- de Borsada işlem görecek payların 41

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m hale söz konusu olmamaktadır. Halka arza en erken, a) SPK ve Borsa İstanbul’a Müracaat fiyat tespit raporunun ve izahnamenin yayımlanması- Şirketler tarafından gerekli evraklar hazırlandıktan nı takip eden üçüncü gün başlanabilir. Halka arza sonra SPK’ya izahnamenin onayı için, Borsa İstanbul’a aracılık eden kuruluş tarafından hazırlanan fiyat tespit da ilgili pazarda işlem görmek için müracaat edilir. raporu, başka aracı kuruluşlar tarafından analiz edile- Halka arz sürecinin kısalması açısından Borsa İstanbul bilir. başvurusunun SPK başvurusu ile eşzamanlı olarak yapılması faydalı olacaktır. Başvuru şirket tarafından f) Başvuru İçin Gerekli Belgelerin Hazırlanması yapılabileceği gibi yetkili aracı kuruluş tarafından da Şirket ve/veya aracı kuruluş Borsa ve SPK yetkilileri yapılabilir. Ayrıca tanıtım faaliyetlerine bu aşamada ile halka arz sürecinin ilk aşamalarında görüşmelere başlanır. Tanıtım faaliyetinin şekli ve içeriği bu adımda başlar ve gerekli belge ve prosedür ile ilgili bilgileri belirlenir. Mümkün olduğunca çok sayıda yatırımcıyı alır. Borsaya yapılacak ilk kotasyon başvurularında çekmek için tanıtım faaliyetlerine gerekli özenin gös- sermaye piyasası aracının ve ihraççının niteliğine terilmesi gerekir. Şirket paylarının halka arz edileceği- göre Borsa Genel Müdürlüğünce belirlenen ve Borsa ne dair şirket yetkililerinin beyanatları olabileceği gibi, internet sitesinde yer alan bilgi ve belgelerin bir dilek- yazılı ve görsel basında şirketin faaliyetleri hakkında çe ekinde Borsaya iletilmesi zorunludur. İhracın niteli- bilgilere yer verilebilir. Diğer taraftan, şirketi tanıtmak ğine göre ilave bilgi ve belgeler istenebilmektedir. amacıyla sadece ulusal değil, uluslararası finans Başvuru dokümanları www.borsaistanbul.com adre- kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde de tanıtım faali- sinde “Halka Arz ve Borsada İşlem Görme” bölümün- yetleri yapılabilir. de yer almaktadır. b) Borsa İstanbul ve SPK Uzmanlarınca Şirket İnce- IV. Halka Arz Süreci lemesi Şirket paylarının halka arz edilip işlem görmesi için Şirketin halka arz ve Borsa İstanbul’da işlem görme aşağıdaki adımların tamamlanması gerekmektedir: başvurusundaki eksik bilgi ve belgeler tamamlandık- tan sonra, şirket merkez ve üretim tesisleri Borsa ve SPK uzmanlarınca ziyaret edilerek yerinde inceleme- lerde bulunulmaktadır. İşlem görme başvurusunda bulunan şirketin türüne göre (sanayi şirketi, hizmet şirketi, sigorta şirketi, banka vb.) gerçekleştirilen ince- lemeler arasında çeşitli farklılıklar olsa da temelde aşağıda yer alan hususlar üzerinde durulmaktadır. 1- Finansal Verilerin İncelenmesi: Finansal verilerin incelenmesinde, şirketin finansal durumunun anlaşılması amacına yönelik olarak statik ve dinamik mali analizin yanı sıra önemli rasyoların analizi yapılır. 2- Finansal Olmayan Verilerin İncelenmesi: Şirketin finansal olmayan verileri olarak; mamul veya hizmet üretim prosesi, üretim tesisleri, yurt içi ve yurt dışı satışlar, yatırımlar, grup şirketleri ile ilişkiler, hukuki durum, faaliyetin sürdürülmesi ile ilgili önemli sözleş- meler gibi konular incelenir. c) Takas ve Saklama Bankasına Müracaat Borsa İstanbul’un iştiraki olan Takasbank, Türkiye’de menkul kıymetlerin takası, saklaması ve uluslararası standartlarda numaralandırılması ile görevlendirilmiş bir sektör bankasıdır. Takasbank, Borsa İstanbul’da işlem görecek olan sermaye piyasası araçlarının

tümüne uluslararası geçerliliği olan bir numaralandırma sistemi olan “ISIN kodu” vermektedir. Halka arz sürecinde şirketlerin Takasbank’a müracaatı ve halka arz edilecek sermaye piyasası aracı için ISIN kodunun Takasbank’tan alınması zorunludur. d) Merkezi Kayıt Kuruluşuna Müracaat Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ise Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kaydileştirilmesine karar verilmiş sermaye piyasası araçları için Türki- ye’nin Merkezi Saklama Kuruluşu’dur. Kaydileştirilen sermaye piyasası araç- larını hak sahibi bazında kayıt altına alır. Takasbank müracaatını takiben halka arz edilecek payların, MKK nezdinde kayden oluşturulması ve halka arzın tamamlanması ile birlikte halka arzdan pay alan yatırımcıların MKK nezdindeki hesaplarına bu payların aktarılması için şirketin MKK’ya üye olması gerekmek- tedir. Ayrıca şeffaflık ilkesi gereği sermaye piyasası aracı ihraç eden şirketlerin finansal tabloları ile özel durum açıklamalarını MKK tarafından işletilmekte olan Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (www.kap.gov.tr) yayın- lamaları gerekmekte olup, açıklamala- rını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yayınlayabilmek için şirketlerin MKK’ya “KAP” üyeliği için de başvuruda bulun- maları ve elektronik sertifika almaları gerekmektedir. e) Borsa İstanbul Tarafından Şirketin İşlem Göreceği Pazarın Belirlenmesi Paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmesi için başvuran bir şirketin pay- ları Borsa İstanbul uzmanlarınca yapıla- cak incelemeler sonrasında Borsa Yönetim Kurulu’nca verilecek kararla şartlarını sağladığı yandaki şemada gösterilen Borsa İstanbul Pay Piyasası pazarlarından birinde işlem görür. 43

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m V. TFRS’lere göre Emisyon Priminin Hesaplaması eş zamanlı TMS 32 11 olarak gerçekleştirilmesi ile ilgili maliyetler), makul ve benzer işlemlerle tutarlılık arz Anonim şirketler kuruluşunda veya sermaye artırım- eden bir tahsis yöntemi esas alınmak suretiyle ilgili larında hisselerini, itibari (nominal) değerlerinin üze- işlemlere dağıtılır. …” rinde bir bedelle de ihraç edilebilirler. Hisselerin itibari değerinin üzerinde bir bedelle ihraç edilmesi halinde, Hisse senedi ihraç edilmesiyle, doğrudan bağlantısı ihraçtan elde edilen net tutar (ihraç giderleri düşül- olan giderler, hisse senedinin ihracı sonucu elde edilen müş tutar) ile itibari değer arasında oluşan olumlu tutardan indirilmeli; hisse senedi ihracı ile doğrudan fark, emisyon primi olarak adlandırılmaktadır. Hisse ilişkisi olmayan giderler, gelir tablosunda gider olarak senetlerinin emisyon primli olarak ihraç edilebilmesi yer almalı; yeni hisse senedi ihracına yönelik ve kotas- için, şirketin ana sözleşmelerinde hüküm bulunması yon iznine ilişkin ortak giderler, makul ve tutarlı bir veya genel kurulda karar alınması gerekmektedir. yönteme göre paylaştırılmalıdır. Burada en makul yöntem, eski ve yeni hisse senetlerinin toplam içindeki Anonim şirket hisselerinin nominal değerinin üzerin- paylarına göre oranlama yaparak paylaştırmaktır. de bir bedelle ihraç edilmesi sonucu oluşan emisyon primi, kurumlar vergisinden istisnadır (Kurumlar VI. Türkiye’deki Pay Piyasası ve Halka Arzlara İlişkin Vergisi Kanunun (KVK) 5/1-ç md.). Bilgiler Halka arzdan sonra, yatırımcılardan (yeni ortaklardan) BİAŞ 11 Şubat 2021 tarihinde “Kotasyon Yönergesi”nde elde edilen tutarların ve halka arz aşamasında yapı- değişiklik yapmıştır. Son düzenlemelere göre Borsa lan giderlerin finansal tablolarda nasıl gösterileceği İstanbul Pay Piyasası ve Pazar kabul kriterleri şu şekil- önem arz etmektedir. Halka arza ilişkin muhasebe dedir: uygulamaları ile sık karşılaşmak mümkün olmadığın- dan kafa karışıklığına neden olabilmektedir. Yıldız Pazar Ana Pazar Alt Pazar Türkiye Muhasebe Standartlarından “TMS 32 – Finan- Halka Arz Edilen Payların Asgari Piyasa Değeri 300 Milyon TL 75 Milyon TL 40 Milyon TL sal Araçlar: Sunum” standardının 37 inci paragrafında emisyon priminin nasıl muhasebeleştirileceği belirtil- Halka Arz Edilen Payların Nominal Değerinin %15 %20 %25 mektedir. Söz konusu madde aşağıdadır: Sermayeye Asgari Oranı Son 2 yıl 1’den büyük Son 2 yıl Son 2 yıl “… 32.37. İşletme, kendi özkaynağına dayalı finansal Bağımsız Denetimden Geçmiş Yıllık Finansal araçlarının ihracında ya da geri satın alımında genel- Tablolarında Dönem Karı Olması 1’den büyük 1,25’den büyük likle çeşitli maliyetlere katlanır. Bu maliyetler, tescil ve diğer mevzuata dayalı ücretleri, yasal, mali ve diğer Bağımsız Denetimden Geçmiş En Son Finansal profesyonel danışmanlık ücretlerini, basım maliyetlerini Tablolardaki Özsermaye/Sermaye Oranı ve damga vergilerini içerebilir. Özkaynak işlemlerinden kaynaklanan işlem maliyetleri, doğrudan bu işlemler- Tablodan da görüleceği üzere en küçük pazar olan Alt den dolayı katlanılan yani aksi halde katlanılmasına Pazar’da minimum halka arz büyüklüğü 40 milyon gerek olmayan ek maliyetler olduğu sürece, özkay- TL’dir (daha önceden 20 milyon TL olarak uygulan- naktan indirim olarak muhasebeleştirilir. Bunun yanı maktaydı). Daha öncede, 1 Ekim 2020 tarihinden sıra, vazgeçilen özkaynak işlemleriyle ilgili maliyetler geçerli olmak üzere, Kotasyon Yönergesinde değişiklik gider olarak muhasebeleştirilir. yapılmış ve daha çok KOBİ’lerin işlem görebildiği Geli- şen İşletmeler Piyasası (GİP) kapatılarak burada işlem gören şirketlerin tamamı Alt Pazar’a alınmıştır. Bu son düzenlemeler KOBİ’lerin halka arzını, borsa yoluyla finansal kaynak elde etmelerini zorlaştırarak onlar adına hayal kırıklığı yaratmıştır. 32.38. Bir bileşik finansal aracın ihracına ilişkin işlem Ülkemizde 2010-2021 yılları arasında halka arz olan maliyetleri, elde edilen tutarların ilgi araca dağıtımı şirket sayıları ve toplanan fon tutarlarını gösteren tablo oranında araca ait borç ve özkaynak bileşenlerine aşağıda sunulmuştur. 2021 yılının henüz ilk beş aylık dağıtılır. Birden fazla işlemle ilgili işlem maliyetleri mevcut verileri dikkate alındığında toplanan fon tuta- (örneğin bazı hisse senetlerinin arz edilmesi işlemleri ile rında rekor kırıldığı görülmektedir. diğer bazı hisselerin borsaya kaydedilmesi işlemlerinin

Yıllar Halka Arz Toplanan Fon halka arz edilmesini sağlamamız gerek- Sayısı (adet) Tutarı (milyon TL) mektedir. 2010 22 3.136,50 Ülkemizde pek çok şirket halka arz kriterlerini sağladığı halde, halka arza 2011 25 1.192,30 yeterince ilgi göstermediğini söylemek yanlış olmaz. Bunun en önemli sebeple- 2012 26 618,60 rinden birisi, sermaye piyasalarının işleyi- 2013 18 1.374,60 şinin yeterince bilinmemesinden kaynaklı olarak, piyasada oluşabilecek spekülatif 2014 13 714,20 hareketlerden şirket ve yöneticilerin zarar göreceği algısıdır. Bu nedenle halka arz 2015 6 119,40 konusunda, halkımızı eğitmeye ve şirket- lerimizi teşvik etmeye çalışmalıyız. Diğer 2016 1 37,00 taraftan da halka arzın, baştan sona kararlılıkla yürütülmesi gereken ve 2017 3 1.407,40 şirketler için dönüm noktası olan, ciddi bir süreç olduğu da unutulmamalıdır. 2018 9 5.418,70 2019 6 263,80 2020 8 1.100,00 2021 (*) 13 7.714,20 (*) 2021 yılında ilk beş ayda gerçekleşen halka arzları içermektedir. 2021 yılının ilk beş ayında halka arzı gerçekleşen şirketlere ilişkin tablo aşağı- da sunulmuştur. Söz konusu tablodan, yatırımcılardan toplanan fon tutarları, yatırımcıların yatırım yapmak üzere talep ettiği hisse tutarları ve halka arza katılan yatırımcı sayıları açısından rekor düzey- de yatırımcı ilgisinin olduğu görülmekte- dir. 2021 yılının geri kalan kısmında da bu ilginin devam edeceği öngörülmektedir. Toplana Fon Yatırımcının Talep Halka Arza Katılan Tutarı (milyon TL) Ettiği Tutar (milyon TL) Yatırımcı Sayısı (adet) Işık Plastik 181,70 2.583,00 401.153 Türk İlaç 254,50 14.512,00 122.924 Naturel Gaz 293,30 15.878,00 268.570 Qua Granit 395,10 2.290,00 846.353 Tureks 270,00 1.643,00 772.538 Matriks 207,80 1.822,00 689,426 Galatawind 811,00 5.408,00 810.206 Biotrend 749,90 13.393,00 252.834 Aydem 1.287,00 5.805,00 325.182 Çan2 289,90 1.057,00 846.353 Ziraat GYO 1.877,00 267.705 Penta 588,00 5.00,00 94.564 Kalekim 509,00 617,40 301.700 Toplam 7.714,20 763,50 70.771,90 VII. Sonuç Ülkeleri ekonomik büyüklüklerine ve Yararlanılan Kaynaklar borsalarında işlem gören şirketlerin * TMS 32 – Finansal Araçlar: Sunum değerlerine göre ayrı ayrı sıraladığımızda, – Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Borsa İstanbul’daki halka açık şirketlerin Denetim Standartları Kurumu, değeri toplamının, ülkemizin ekonomik * Pay Tebliği (VII-128.1) - Sermaye büyüklüğünü yeterince yansıtmadığını Piyasası Kurulu, görmekteyiz. Dünya’daki hak ettiğimiz * Sermaye Piyasası Kurulu Halka yere gelebilmemiz için daha çok şirketin Arz ve Borsa İstanbul’da İşlem Görme - Borsa İstanbul A.Ş. Broşürü, * Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul A.Ş. halka arz verileri, 45

w w w. p k f i s t a n b u l . c o m “BİZ AYRILAMAYIZ” ENFLASYON-FAİZ İLİŞKİSİ Av. Sıklıkla duyarız, “Kardeşim düşür faizleri bak o zaman enflasyon nasıl paldır küldür düşüyor” veya “Al şu Merkez Bankası Başkanını görevden beceremiyor bu faiz politi- Sedat SAFRAN kasını.” Acaba gerçekten öyle mi? Faizi düşürünce enflasyon kendiliğinden düşer mi ya da Merkez Bankası Başkan veya bürokratlarını görevden almak faiz-enflasyon bağlamında olumlu etki yapar mı? Bu mekanizma nasıl çalışıyor? Ne menem şey bu olarak karşımıza çıkarken, bir de talep yönlü enflasyon söz konusudur. Milton Friedman’ın “enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgudur” sözün- den yola çıkarak enflasyonu para arzın- daki artışın yarattığını söyler. Para arzının artması demek talep artışına sebep olması demektir. Talep artarsa, fiyatlar yükselir ve bu da enflasyonu tetikler. Bu durum, talep yönlü enflasyonu açıkla- maktadır. Buna karşın arz yönlü iktisatçılar ise, enflasyonun daha çok yüksek vergiler, sıkılaştırılmış denetimler, yoğun vergi incelemeleri gibi etkiler sonucunda yük- selen maliyetler nedeniyle maliyet enflasyonu kökenli olduğunu öne sürer- ler. Bunlarla beraber enflasyon zaman zaman her iki etkiden de emareler bulun- durabilir. Yani enflasyonun yaşandığı bir ülkede, enflasyon hem talep hem de maliyet nedenli unsurlar taşıyabilir. enflasyon ki, Hükümet deviriyor veya En genel, basit ve bilinen tanımı ile adamı koltuğundan ediyor. enflasyon; “fiyatlar genel düzeyindeki Kadim bir tartışmadır: Enflasyon mu yükseliştir.” Yani piyasadaki mal ve faizin yükselmesine yol açar yoksa faiz hizmetlerin fiyatının sürekli olarak artması mi enflasyonu yükseltir? İki tarafı da halidir. İki önemli argüman var bu genel hayli gözü kara ve hararetli destekçileri tanımda: Fiyatlar genel düzeyi ile sürekli mevcut. artış. Buradan da anlaşılacağı üzere eko- nomide enflasyon var diyebilmemiz için Enflasyonla faiz arasındaki ilişkiyi tam öncelikle mal veya hizmetlerden oluşan kavrayabilmek için hangi tür enflasyon- sepetin fiyatının artması gerekiyor. İkinci la karşı karşıya olduğumuzu anlama- olarak ise, bu artışın devamlılık arz etmesi mız gerekir. Çünkü, bir maliyet yönlü gerekiyor. enflasyon var ki, bu karşımıza arz şoku Peki ya enflasyon niçin ortaya çıkar? Bu

soruya verilen yanıtları iki grupta topla- artıracağından dolayı, enflasyonun daha mak mümkün: da artmasına yol açacaktır. a. Talep, arzdan fazlaysa enflasyon Peki Hem Talep Hem De Maliyet Enflas- oluşur. Yani mal ve hizmetlere yönelik yonu Söz Konusuysa; tüketim talebi bu mal ve hizmetlerin üretilip arz edilen miktarından fazlaysa Peki, piyasada hem talep hem de mali- o zaman enflasyon olur. Buna talep yet kaynaklı enflasyon söz konusuysa, enflasyonu diyoruz. bu durumda yapılması gereken ilk işlem, b. Üretimi gerçekleştirmek için kullanı- enflasyonun ne kadarının talep ne kada- lan üretim faktörlerine yapılan ödeme- rının maliyet kaynaklı olduğunu ayırt lerin (ücret, kira, faiz, kar payı) veya etmek olmalıdır. Eğer hem talep hem de üretimde kullanılan girdilere yapılan maliyet enflasyonu birbiri ile aynı oranda ödemelerin (örneğin enerji giderleri, ise o zaman faiz çıpasını kullanmak işe hammadde giderleri, lojistik giderleri yaramayacak demektir. Böyle bir durum- vb) miktarı artarsa bu artışlar fiyatlara da faizi artırarak talep enflasyonu düşür- yansır ve enflasyon oluşur. Buna da arz menin getirisi muhtemelen maliyet enflasyonu ya da maliyet enflasyonu enflasyonunu artırarak ortaya çıkacak diyoruz. kayıpla giderilmiş olacak ve faiz boşuna yükseltilmiş olacaktır. Ya da maliyet Talep Yönlü Enflasyon Varsa; enflasyonunu düşürmek üretimi canlan- Eğer piyasada talep enflasyonu söz dırmak için yapılan faiz indirimi talep konusuysa, yani arzdan fazla talep yönlü enflasyonunu kamçılayacağı için varsa ya da piyasada üretilen mal ve etkiler birbirini yok edecek ve sonuçta hizmet miktarından daha fazlası talep faiz düşerken reel enflasyon aynı düzey- ediliyorsa fiyatlar yükselecek ve enflas- de kalmaya devam edecektir. Eğer eko- yona neden olacak demektir. Bunu nomide maliyet kaynaklı ve talep önlemenin bir yolu ise faizleri artırarak, kaynaklı enflasyon birbirine matematik- yükselen talebi düşürmek ve/veya sel olarak birbirine yakın nispette ise bu insanları tüketim yerine tasarrufa yön- durumda faiz çıpası işlevsiz kalacaktır. lendirmektir. Sonuç olarak; yüksek enflasyonun Maliyet Yönlü Enflasyon Varsa; olduğu bir piyasada faizi kullanmak her Eğer ki piyasada, maliyet enflasyonu zaman çözüm üretmeyebilir. Bundan söz konusuysa, yani üretim girdileri ve dolayı Türkiye gibi çok fazla değişken tedarik zincirindeki unsurların maliyeti parametre ve kırılgan bir yapıya sahip talep dışı nedenlerle artıyorsa (örneğin ülkelerde enflasyon-faiz ilişkisinde faiz enerji maliyetleri petrol ve doğalgaz tek başına kurtarıcı olmayacaktır. fiyatlarının uluslararası alanda artması nedeniyle yükseliyor ve bunlar da enflasyona neden oluyorsa ya da ham madde fiyatları tedarik zincirindeki aksaklıklardan dolayı yükseliyorsa) o zaman faizi arttırdığımızda enflasyon da artar. Bu durumda, faiz de bir mali- yet unsurudur (finansman maliyeti) ve faizlerdeki olası bir yükseliş, piyasaya arz edilecek olan malın maliyetini Kaynakça 47 1. Abuzer Pınar, Maliye Politikası, Turhan Kitapevi 2. Erdal Ünsal, Mikro İktisat, İmay Yayınları 3. Erdal Ünsal, Makro İktisat, İmaj Yayınları 4. Mahfi Eğilmez, Enflasyon ile Faiz İlişkisi, www.mahfiegilmez.com.

NOTLAR,


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook