043 / 2019
Halimiz Mice’dir acaba? Yaz ayları ne kadar da çabuk geçiyor değil mi? Ne ara Ağustos oldu, Temmuz nereye gitti :) Yaz mevsiminin son ayı Ağustosu karşılarken şimdiden Kurban Bayramınızı kutlar, muhteşem bir ay geçirmenizi dileriz :) Keyifli okumalar..
İşler Güçler Yurt İçinden Haberler Yurt içi ekibimizden Konuralp Şafak, Pharmactive İlaç firmasının Türkiye Geneli İK Toplantılarını 7 farklı şehirde 8 adet toplantı ile birlikte toplamda 200 katılımcıyla gerçekleştirdi. Mehmethan Kelkit ve Konuralp Şafak 24 - 26 Temmuz tarihlerinde Günsan Elektrik firmasının Satış Değerlendirme Toplantısını başarılı bir şekilde gerçekleştirdiler. Organizasyon Polenezköy’de Green House Garden Park Otel Günsan CEO’su, Satış Direktörü, İK Direktörü, Satın Alma Direktörü dahil 46 misafirin katılımı ile başarılı bir şekilde tamamladılar. Kurumsal Seyahat Hizmetleri Haberler Kurumsal Seyahat Hizmetleri ekibimiz Şölen Çikolata Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile anlaşmaya varmış olup sözleşme sürecine girmiş bulunmaktalar. Peyman, Emlak Bankası, Süvari Giyim, İstanbul Sanayi Odası, Medipol Üniversitesi, Kale Kilit’e Kurumsal Seyahat Hizmetleri tekliflerini iletmiş, Sütaş, Eti ve Demirören Grup ile ise ihale sürecine girmiş bulunuyorlar. Güzel haberlerini almak dileklerimizle :)
İşler Güçler Yurt Dışından Haberler 24 - 28 Temmuz tarihlerinde Yurt Dışı ekibimiz Makel firmasının önde gelen bayileri ve şirket yetkililerinden oluşan 49 misafiriyle Avrupa’nın yeşil cenneti İskandinavya’da Stockholm, Örebro, Göteborg ve Oslo şehirleri ziyaret ettiler. Yavru Vatan Kıbrıs Kıbrıs ekibimiz, 7 - 11 Temmuz tarihlerinde Girne Merit Park Hotel’de Brisa firmasının Güneydoğu Anadolu Bölge Distribütörleri ve bayileri için düzenledikleri organizasyonda, misafirlerine keyifli ve eğlenceli anlar yaşattılar. 26 - 28 Temmuz tarihlerinde ise Girne Kaya Palazzo Hotel’de Casper firmasının telefon bölüm yöneticileri için gerçekleştirdikleri organizasyona Serkan Kaya galası ile renk kattılar.
Gezmei ce Ah o gemide ben de olsaydım! Biraz uzun bir ara verdik farkındayım ancak bu süre zarfında size güzel yazılar biriktirdim. Bunlardan biri de ETSTUR Yunan Adaları Gemi Turu… Bir ETS’li olarak değil gerçekten bir gezgin olarak düşündüğümde bulunmaz fırsat. En başta Vizesiz, pasaportun olsun yeter (geçerlilik süresine dikkat en az 6 ay olmalı unutmayalım). Bir taşla üç kuş Mykonos, Santorini, Rodos veya Atina (gittiğiniz haftaya göre son ikisi değişebiliyor). Her gün valiz topla sonra tekrar yerleşme eziyeti yok, yüzen oteldesiniz. Yemek derdi yok, günde üç öğün açık büfe hem de mutfak çok zengin (içecek paketi de var). Casino ve Duty Free var oyun oynamayı ve alışverişi sevenlere birebir. Her akşam gemide farklı canlı müzik grupları ve showlar var, eğlencesi hiç bitmiyor. Şehir Koleksiyoncusu Yani ‘’Ah o gemide ben de olsaydım!’’ dememek için gitmenizi öneririm. Gemi programlarına www.etstur.com web sitesinden bakabilirsiniz, gelin ben size ağzınızı sulandıracak adalardan bahsedeyim. En çok merak edilen ada genelde Mykonos; plajları, plajlardaki after partileri, tavernaları, eğlenceleri, ünlü gece kulüpleri, ünlü restoranları hiç uyumayan bir ada düşünün işte burası orası… Nammos, Scorpios, Seasatin, Buddha Bar en çok bilinenleri aynı zamanda bu yıl Nusr-Et bile açıldı :)
Eğer 3 günlük gemi turu ile gelirseniz Mykonos’un sadece gecesini göre- bilirsiniz, gemi saat 20:00 sularında yanaşır ertesi gün 04:00’te hareket eder ancak burada geçireceğiniz 6-7 saat bile adayı keşfetmenize yeter. Öncelikle sokaklarını arşınlamakla başlamalısınız mavi, yeşil, kırmızı kapılı cumbalarından begonviller sarkan bembeyaz evleri fotoğraflamak inanılmaz keyifli, sonra gidin bir tavernaya en lezzetlisinden mezelerinizi sipariş edin ve rakınızı yudumlamaya başlayın. Bu araya bir bilgi sıkıştıralım ‘’Taverna’’ dediğimizde aklımıza hemen sirtaki, dans, tabak kırmak geliyor ancak öyle değil. Taverna Yunancada ‘’Restoran’’ demek. Yani her taverna yazan canlı müzikli eğlenceli olmuyor ne yazık ki… Peki hangilerine gidelim derseniz Mykonos’un en meşhur tavernası Niko’s gittiğinizde oturmak için muhakkak sıra bekliyor olacaksınız, çok uzun sürmeyecek oturmanız ama sabırsızsanız Paraportiani Tavernaya gidin derim hemen karşısında sakindir ve aynı Yunan lezzetlerini doyasıya tadabilirsiniz. Neler yemeliyiz derseniz; Greek salata (hani şu koca peynirli olandan), zucchini (kabak kızartması), saganaki (pane peynir), ızgara ahtapot (balzamik sirkeli şimdiye kadar yediklerinizden farklıdır), kalamari, cacıki, musakka (bildiğiniz musakkalardan farklıdır, börek gibi gelir) ve yanına da muhakkak Ouzo :) Eğer hem yiyelim hem de yediklerimizi eritelim gece daha uzun diyorsanız o zaman Roca Cookery Taverna’ya gitmenizi öneririm işte burada aynı zamanda sirtaki eşliğinde kurtlarınızı dökebilirsiniz. Yedik içtik ama gece daha uzun, tatlı bir çakır keyiflik var lakin kafamız tam da güzel olmadı dimi? Peki ne yapacağız? Tabi ki Little Venice’e gideceğiz burası küçük venedik diye geçse de neredeyse tüm gece kulüplerinin olduğu bir kordon olarak düşünebilirsiniz. Semeli, Breeze, Caprise, Boa’s … ve daha nice bar yer alıyor her biri birbirinden eğlencelidir dilediğinizde gönlünüzce takılabilirsiniz.
Eğlencenin ardından bir pisboğazlık yapasınız geliyor, insan kızılkayalar tarzı yerler arıyor ıslak hamburger veya kokoreç olsa da yesek diyorsunuz değil mi? Bununda çözümü gayet salaş bir yer olan Jimmy’s tırnak pidesine benzeyen bir pidenin içine -tercihe göre- domuz veya tavuk döner konuyor üzerine de turşulu, salatalı mayonezli sos, domates, soğan geliyor efsane bir lezzet muhakkak deneyin derim. Derken gece bitti doğru gemiye son biniş saatini kaçırmamak lazım! Eğer ki 4 gecelik tura geldiyseniz ertesi gününüzde var, o günü de denizle değerlendirebilirsiniz. Super Paradise veya Elia Beach en çok tercih edilenler lakin ben biraz daha para harcamak istiyorum hem de after partilerini yaşamak lazım derseniz Nammos, Scorpios veya Buddha Beach’e gitmenizi tavsiye ederim. Hizmet kaliteleri inanılmaz saat 5’ten sonra da partileri muhteşem… Yine döndük gemimize geceyi seyirle geçirdik sabah gözümüzü romantik ada Santorini’de açıyoruz. Bu adada cruise gemilerinin yanaşabileceği bir liman yok, karaya olan ulaşımlar tander botlar ile yapılıyor. Eğer gemiden kara turları aldıysanız Atninios limanına, almadıysanız ben münferit takılacağım derseniz Fira limanına çıkış yapıyorsunuz. Fira’ya ise ya teleferik ya eşeklerle ya da merdivenlerden yürüyerek çıkmanız lazım. Tavsiyem çıkarken teleferik kullanmanız, eşekler ne yazık ki kokuyor bütün gün üzerinize sinen o koku ile gezmeyi tercih etmezsiniz, yürümek ise yaklaşık 900 basamak yorucu olacaktır illaki yürüyeyim derseniz hevesinizi dönüşe saklayın, ben defalarca yürüdüm inmek yaklaşık 30 dakika sürüyor. Biraz adadan bahsedeyim size; milattan önce 1500‘de ilk büyük volkan patlaması ve depremle yuvarlak olan Santorini adası şimdiki ay çöreği şeklini almış. İkinci depremi ise 1956 yılında yaşamış ve yerleşim alanlarının %90’ı yıkılmış, ada sakinleri ana karaya dönmüşler ancak bir süre sonra Yunan hükümetinin de desteği ile ada tekrardan toparlanmış yaşam başlamış. Her yıl yüzlerce çift evlenmeye geliyor ama bence evlenmek için değil yüzmek için güzel bir ada çünkü volkanik olması sebebi ile plajları siyah veya kızıl kum bu sebeple kesinlikle farklı bir tecrübe.
Başta bahsettiğim gibi eğer gemideki kara turlarından birini aldıysanız -ki ben alın rahat rahat gezin derim, yoksa kendi imkanlarınızla giderseniz yerel otobüsler daha meşakkatli, taksi veya araç kiralamak ise daha pahalı oluyor- Athinios limanına inecek ardından sizi gezdirecek olan otobüsünüze binerek rehber eşliğinde turunuza başlayacaksınız. Tavsiyem ise Perissa Turu. Otobüsümüz hareket edip yamacı tırmanmaya başladığında ilk göre- ceğimiz Sea Diamond Gemisinin batık kalıntıları, gemi 2007 yılında feci bir şekilde batmış, birçok defa batığı çıkarmak için çalışmalar yapılmış ancak işinin ehli bir dalgıç da hayatını kaybedince maalesef ki durdurulmuş. Şimdi ise etrafını koruma altına almışlar ve denizi kirletmeye devam ettiği için gemi firması halen ciddi tazminat ödemeye devam etmekte… Geminin kaptanı ise yaşıyor şu an nerede bilinmiyor ama rehberler tarafından her defasında ETSTUR Gemini gemisini şu anda kullanmakta olduğu söylenerek soğuk bir şaka yapılmakta sakın kanmayın :) Turdaki ilk durağımız Perissa plajları burada yaklaşık 3 saat yüzme molası veriyoruz. Bu plaj siyah kumlu aynı kömür gibi görünen kızgın kumlardan serin sulara dalmak acayip bir haz kesinlikle denemelisiniz. Plajdaki tesiste soyunma kabinleri, duş, wc ve restoran bulunuyor, yüzdükten sonra soğuk bir bira ve biraz snack atıştırmalıklar isterseniz hepsi mevcut. Plaj keyfimiz bittikten sonra dünyada en çok fotoğrafları çekilen Oia Köyüne gidiyoruz. Mavi kubbeli beyaz evleri, havuzlu ve jakuzili butik otelleri, manzaralı restoranlarını fotoğraflamamak ve paylaşmamak olmaz. Burada da hemen hemen 3 saat molamız var. Etrafı keşfedip fotoğraflarımızı doyasıya çektikten sonra hemen ne yesek diye düşünmeye başlayacaksınızdır. Plajda sadece atıştırdık asıl menüyü buraya sakladık peki Santorini’de ne yenir derseniz; iklimi gereği bölgede domates ve üzüm bolca yetişmekte bu yüzden domates köftesini tatmanızı tavsiye ederim diğer mezelerden ise dün Mykonos’ta tadamadıklarınız varsa bunlardan seçebilirsiniz. Restaurant önerim ise manzaraları gereği ya Apsithia ya da King Neptune. Üzüm demişken burada ouzo yerine Vincento şaraplarını denemenizi tavsiye ederim. Hatta dönerken birkaç şişede yanınıza almayı isteyebilirsiniz. Başka neler alınabilir derseniz Oia’de Thea’nın dükkanına uğramalısınız (Türkçe’yi de en az bir Türk kadar güzel konuşur) hem diğer şarap çeşitlerini ve aromatik likörlerini tadabilir hem de kaktüs reçeli gibi birbirinden farklı reçelleri hediyelik olarak satın alabilirsiniz. Oia’daki zamanımız dolduktan sonra sıra Fira’ya geliyor. Burası artık gemimize teleferik veya merdivenleri kullanarak döneceğimiz son nokta. Burada da bir miktar serbest zamanımız olacak yine hediyelik ürünlere bakarak vakit geçirebiliriz. Biliyorum doyumluk değil hep tadımlık vakit geçirdik her durağımızda insanın döneri gelmiyor ama son tander botu kaçırmamak için iniş saatinizi iyi ayarlamayı unutmayın.
Yine bu geceyi de seyir halinde geçiriyoruz, gemideki etkinliklere katılarak veya yarına enerjimizi toplamak için dinlenerek vakit geçirebiliriz. Sabaha Rodos veya Atina’da olacağız. Size bahsetmiştim gemi programlarının kimisinde son durak Rodos kimisinde ise Atina. Hangisi size daha cazip gelecek ise o programı seçmelisiniz. Ben her iki rotadan da size bahsediyorum karar sizin… Rodos, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve On İki Adalar’ın en büyüğüdür. Antik Dünyanın 7 harikasından biri olan devasa Rodos Heykeli (M.Ö. 282) adanın liman girişinde bulunduğu kabul edilmektedir. Şu anda böyle bir heykel yer almıyor tabi ki de lakin Dünyanın 7 harikasından birinin bulunduğu yere gitmiş olmak bile cezbedici değil mi? Rodos’un tarih kokan sokaklarında dolaşırken, bir döneme damgasını vurmuş ünlü Rodos şövalyelerinin ayak izlerine rastlayabilirsiniz. Büyük Üstatlar Sarayı, Sokrates alışveriş caddesi görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Aynı zamanda 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın adayı fethederek Osmanlı topraklarına katmış olması, antik şehirde gezerken Osmanlı eserlerine rastlamanız bir zamanlar bu ada dedeminmiş edasıyla dolanmanızı sağlıyor. Rodos’ta diğer adalarda hiç yorulmadığınız kadar yorulabilirsiniz. Çünkü antik kentte bol bol yürüyüş yapıp sokaklarını keşfettikten sonra dayanamayıp mavi bayraklı plajlarında da muhtemelen yüzmek isteyeceksiniz. Gemimiz Rodos limanında olduğu için sabah 08:00’de gemiden indiğimiz andan itibaren akşam 19:00 hareket saatine kadar bol bol vaktimiz var. Aman dikkat Rodos’taki Duty Free gayet zengin bu sebeple biraz erken gitmeye çalışın derim muhakkak alacak bir şeyler bulacaksınızdır. Atina‘ya gelecek olursak Avrupa’nın en büyük liman kentlerinden biri olan Pire limanına yanaşıyoruz. Pire limanı ile Atina şehir merkezi arası taksi kullanmayı tercih ederseniz trafiğinde durumuna bağlı olacak 35-40 dakika sürebilir benim tavsiyem ise metro kullanmanız olacak. Limandan sadece 5-6 dakika kadar yürürseniz max. 20 dakika sonra da zahmetsizce merkezde olacaksınız.
Sintagma Meydanının hemen köşesinde bulu- nan bir çuf çuf muhakkak dikkatinizi çekecektir, çocuklar için tabi ki eğlenceli ancak yetişkinler için de bence birebir. Yaklaşık 45 dakikalık bir şehir turu yapıyor. 1896 Olimpiyatları için tamamen beyaz mermerden inşa edilmiş olan Olimpiyat Stadyumunu, geleneksel kıyafetli Efsun askerlerinin nöbet tuttuğu Atina Parlamento Binasını görüyor, kentin en eski mahallesi Plaka’dan geçiyorsunuz. Atina’nın sembolü haline gelmiş olan antik Akropolis’te hayranlık veren Parthenon Tapınağını ise uzaktan görüyorsunuz. Arzu ederseniz Akrapolis’te inip Yunan ve Roma dönemlerinden kalan eserlerini görebilir Arkeoloji Müzesini de ziyaret edebilirsiniz. Tabi kendi kendinize bunları yapmak istediğinizde rehberiniz olmadığı için o mitolojik zamanlardan bu yana birçok tarihi anlatımı kaçırıyor olacaksınız. Eğer bir tarih tutkunuysanız gemideki Akropolis kara turunu satın almanızı tavsiye ederim, hem dolu dolu Yunanistan’ı dinleme fırsatı bulacaksınız hem de Pire’den özel otobüsünüz ile gidiş dönüş transferinizi de sağlamış olacaksınız. Eğer alışveriş yapmak gibi bir niyetiniz varsa ünlü markaların mağazalarını Hermo caddesi üzerinde bulabilirsiniz ama kapalı çarşı gibi hediyelik incik boncuklara da bakayım derseniz Plaka’da gezmeye devam etmelisiniz. Plaka’nın ara sokakların soluklanmak istediğiniz an soğuk bir frappe içebilir veya benim en sevdiğim salaş restoran Bairaktaris’te yemek yiyebilirsiniz. Çok lüks bir hizmet beklemeyin ancak yemekleri inanılmaz güzel bence en güzel musakkayı veya kebabı burada yemiş olacaksınız. Kebap demişken bizim urfa veya antep kebapları gelm- esin aklınıza gerçekten farklı denemeye değer. Biliyorum yine bir sürü yeri anlattım, düzinelerce yemekten bahsettim ama yinede ne Yunan adaları- na ne de Yunan mutfağına doyamadınız. Keşke daha fazla vaktimiz olsa diyorsunuz ancak daha önce herhangi bir cruise tecrübeniz olmadıysa bu turlar başlangıç seviyesi için ideal. Emin olun doyumluk değil tadımlık olduğunda her biri birbirinden daha keyifli. Yunan Adaları turun ardından ‘’-Vay be Cruise tam bana göreymiş!’’ diyorsanız seviyeyi arttırabilir 7-8 günlük farklı rotaları tercih edebilirsiniz. Unutmayın bu yaz son cruise turu 8 Eylül’de sonra ah o gemide bende olsaydım demeyin :) Şehir Koleksiyoncusu
Hangi departman hangi bölüm kısaca anlatabilir misiniz? Etsmice içinde neredesiniz? Kurumsal Seyahat Hizmetleri içerisinde sözleşme ve raporlamalardan sorumlu birimiz. Sözleşmelerle firmaları kendimize bağladığımız kadar, bizim de onlara olan sorumluluklarımızı belirleyerek süreci yöneten ve sonlanmasını sağlayan, istatistiki veriler ışığında firmanın ve bizim aramızdaki ilişkinin sürekliliğini ölçen, ets içerisindeki muhasebe süreçlerinde kalkan ve köprü olan, firmaların rapor ve fatura süreçlerinde yaşananların dışında, yaşanılan sorunlarına da kulak verip süreçleri çözen, aktaran birimiz. Ekip kimlerden oluşuyor? Ekibimiz ben (Eren Karaçam) ve Emir Paker den oluşmaktadır. Ekip içi görev dağılımı nasıl? Ekibin görevleri sorumlulukları neler? Ekipte herkes her işi yapabilir ve yapılan işler kontaklı gidilir. İş akışı proje nasıl nasıl ilerliyor? (Talep nasıl geliyor, ofis işleri nasıl ilerliyor, organizasyonlarda sahada nasıl çalışıyorsunuz ve nasıl finalize oluyor?) Kurumsal olarak bizimle çalışmak isteyen firmalara teklif gönderilmesi, ihale süreçlerinin yürütülmesi, teklif sonrası toplantı organize edilerek süreçlerin takibi, ekipler arası koordinasyonun sağlanması, anlaşmaya varılması sonrası sözleşme maddelerinde mutabakat aşamaları için hukuk, yönetim ve ekiplerin işleyiş modellerine göre verilecek hizmetin koşulları gözetilmesinden, ets muhasebe ve MICE çalışma yapısına uyumuna kadar kurumlar ile görüşülür ve sözleşme maddeleri de bu görüşmeler doğrultuda süzgeçten geçirilir. Genellikle yaşadığımız teklifte şartlarında anlaşmaya varıldığında sözleşme imzalana kadar cari olarak hizmet almak isteyen firmalar oluyor ve bu olduğunda firmanın içeriye alınması için operasyon tarafına ve muhasebe birimleriyle koordinasyon sağlanarak yönetim ve yönetim kurulu üyelerinden onay alınmak kaydı ile kurum MICE bünyesine alınıyor. Firmalara yapılan raporlamalar ve muhasebe süreçleri ise Emir Paker’ üzerinde yoğunluğu oluşturduk. Manuel raporların doldurulması ve firmayla belirlenen tarihte raporun ellerinde olması yönetimlerine sunmaları için bu taahhüdü yerine getirmek adına birimlere hatırlatmalar yapılır. Her hafta faturası kesilen firmaların raporlarında istedikleri maliyet kodları kontrol edilerek eksikler ekipler tarafından girişi sağlanması için bilgisi verilir. Kayıtlar tamamlandıktan sonra firmayla gönderilen rapor üzerinden mutabakat yapmaya çalışılır. Raporu sitemde geldiği gün ve sonrasında geriye dönük bir rezervasyon alınmışsa yeniden eklenir ve firmaya tekrar onaya sunulur. Fatura altı yapılır, gönderilen liste de yanlış firmaya fatura ait bir rezervasyon var mı varsa ekiplere teyidi sağlanıp voucher bilgisi ve talep yazışmaları paylaşılır, iadeler varsa ya da yanlış firmaya fatura edilmişse (tek kesilen bizim dışımızda ilerleyen rezervasyonlarda olur) ekiplerle teyit sonrası firma ve muhasebeyle görüşerek süreçler yürütülür vs. adımlar ile mutabık kaldıktan sonra fatura düzenlenir.
Bu süreçler içerisinde firmaların raporlama ve muhasebe konularıyla ilgili hassasiyetlerini bildiğimizden daha önceki çalışma modellerimize göre kurumlara yönlendirme yaptığımız durumlar olduğu gibi onların alışagelmiş çalışma modellerini de MICE yapısına göre şekillendirilmesinde koordinasyonu sağlayarak haftalık, aylık ve yıl sonu raporların yanı sıra talep edilen Otel, isim, şube, tarih aralığı gibi kırılımlı birçok istenen raporda hazırlanılarak firmalara iletiliyor. Firmayla çalışmaya yeni başladığı ve içerideki sistemlere yabancı olmasından kaynaklı olarak çalışma düzenimize alışana kadar ilgili birim yöneticilerine ve ekiplere yönlendirme aşaması da çoğunlukla biz de oluyor. Her işte olduğu gibi dikkat ve özverinin ön planda olduğu bir çalışma tempomuz var. Hangi firmalarla çalışıyorsunuz? İstirakler dahil toplam adet firma ile çalışıyoruz. Denizban, Samsung, Digitürk ve Nobel İlaç bunlardan bir kaçına örnek olabilir. Senede kaç organizasyon (biletleme) yapıyorsunuz? Yıllık yapılan sözleşmeli ve sözleşmesiz firmaların sayısı İşinizin hassas noktaları neler? Nelere en çok dikkat ediyorsunuz? Nihayetinde sözleşme yapıyoruz. Her bir kelimenin önemli olduğunu bildiğimizden hukuk ve yönetim tarafından birkaç defa incelemek ve ona göre nihai haline getirip her iki firmanın kendini güvence altına alma çabası kaynaklı olarak uzun bir flört dönemi geçiriyoruz. Tabii karşı tarafı idare etmek hizmeti veren taraf olarak bizim işimiz. Mailin yüzü soğuk olduğundan telefon görüşmeleri ile ve toplantılara katılım yüz yüze görüşmeler sağlayıp firma profilini anlamakta ve süreçleri ilerletirken bu diyaloglarda bize yardımcı oluyor. Mottomuz; idare ederiz, sen ciro dan haber ver. Bu raporları hazırlarken de sistem işimizi kolaylaştırmış gibi görünse de eski olmasından kaynaklı yeni taleplerde ve kafamızdaki iş akış süreci ve tasarımları yapmak bir hayli el oyalıyor bir de manuel olarak ilerleyen sürçleri siz düşünün. Bu durumlar ekiplerin desteği bizim için çok önemli ve firmaya zamanında taleplerini yerine getirebilmemiz de verilen hizmetin kalitesi için önem arz ediyor. Zorluklar ve riskler nelerdir? Birçok zorluğu var firmalardaki kişileri idare etmek ve bunu hukuk dilinde resmi bir şekilde ilerletip aynı zamanda ikili ilişkileri yürütmek zor oluyor. Tüm kararlarda yönetim ve hukuk tarafından dönüşlere göre şekil almalı ve bunu firmaya uygun bir dilde anlatmalısınız.
Bazen yaptığımız işin çerçevesinde firmaların özel talepleri oluyor ve çoğu zaman talepleri yapabileceğimiz işler. Ancak rutin işleyiş dışında bu tip taleplerin de karşılanması gerektiği durumlarda içerideki ekip şefleri kadar işlemi yapacak arkadaşların da aynı hassasiyeti göstermesi için bizim yaptığımız işte bağlaç olmanın önemini anlaması için yoğun bir çaba harcayıp derdimizi anlatmak için uzun bir iş ve zaman kaybının yaşanmasının yanı sıra bu tip durumlarda gerginlikler dahi yaşıyoruz. İşi evimizden getirmedik, herkesin bir emeği neticesinde ortaklık sağladığımız firmayı elde tutmak için algı yönetimi yapılması gereken zamanlarda devreye girip ikili ilişkilerimizi sağlam tutmaya çalışıyoruz. Her zaman yöneticiler olmuyor ve firmanın memnuniyeti hiç akla gelmeyecek basit konulardan bile kazanımına yol açabiliyor. Esneklik sağladığımız o konu bizim hatalı olduğumuz ya da ricacı olduğumuz işlerde firmanın da bize aynı şekilde yardımcı olmasını sağlayabiliyor. Aklınızda kalan ilginç, komik paylaşmak istediğiniz bir anı (iş) var mı? BMC firmasının bir iştiraki olan BMC Rheinmetall iştiraki bizi acil olarak Ankarada’ ki ofislerinde toplantıya çağırmıştı, uçakla gitmedik Ben, Kübra ve Ali Cihan ile uzun bir araç yolculuğu yaptık, yetişmek için az bir zamanımız vardı biz vaktinde gittik. Toplantıyı organize eden kişi toplantıyı başka bir ofise aldığını düşünüp oraya gitmiş ama anlaşılan öğlen yemeği saati olduğundan mideye indirip gelmişti. Sonra adam bir rahat hoş geldin bile demeden konuya gireceğim deyip elindeki yukarı doğru açılan bakkal hesabı mini defteriyle notlarını bir süre arayıp bulamadı. Neyse zaten ben yazdım diye başladı anlatmaya… Şöyle transfer yapıyoruz, böyle otel yaparız ciro iyi biz de ve bize hizmet verebilecek misiniz? Çok yoğunluğumuz var vs. Ciro sorduk haliyle toplantıda konuşalım dedikleri için ancak konulara geliyoruz. Bize 200 bin araç ve 150 bin otel demişti bir an nefeslerimizi tuttuk… Sonra bunların adet değil toplam ciro olduğunu öğrendik. Ben de bizim 15 Mio ile hizmet verdiğimiz ve ortalama 5 bin adetli firmalara baktığımızı ve hiçbir aksama olmadığını ilettim. Şimdi o nefesini tutuyordu… Bi toparlandı felan sonra ama bizim transferlerden memnunuz dedi belki sizden ilerlemeyebiliriz. Adam benim eşimi bile istediğim yerden alıyor sonra hesaplaşıyoruz dedi. Hepimiz adama hak veriyorduk kafa sallıyorduk. :) Otelleri de zaten ben ve bir arkadaş var o yapıyor dedi. Şimdi biz neden gittik diye sorgularken aklımızı okumuş olacak ki BMC satın alması sizinle çalışmaya başladığını söylediği için bir tanışalım istemiş ve sık sık bizim kendilerine uğramamız gerektiğini de ekledi tabii etkinlik birimlerimizi de bekliyormuş. :) Şaka sanıyorsunuz değil mi gerçekten hepsi doğru şahitlere sorun.
Dominic Wilcox Tarafından Tasarlanan Periskop Gözlük Yaratıcı ve eğlenceli tasarımlarıyla yaşamı kolaylaştıran ve güzelleştiren Dominic, İngiliz bir artist ve tasarımcı. Bugüne kadar dünyanın ilk GPS ayakkabıları, geleceğin renkli camlı sürücüsüz uyku aracı gibi birbirinden değişik birçok tasarıma imza attı. Köpeklere yönelik ilk sanat sergisini gerçekleştiren kişi olma özelliğini de taşıyor. Happiness temasıyla gerçekleştirdiğimiz Marketing Meetup 2019’da insanın yaratıcılığının üzerinde zihinsel katmanlar olduğunu ve bu katmanların insanın yaratıcılığının ortaya çıkmasını zorlaştırdığını ifade eden Dominic, özgüvenin, fikirlerin hayata geçmesi için hayati bir öneme sahip olduğuna dikkat çekti ve saçma görünebilen bir fikrin bile kendi içinde ilginç bir noktaya sahip olabileceğini dile getirerek katılımcılarımıza ilham vermişti. Yaratıcı tasarımlarıyla tanınan Dominic Wilcox yine ilginç bir icat ile karşımızda: “One Foot Taller”. One Foot Taller ismindeki gözlük, gözün görebildiği yüksekliği 30.5 cm daha yukarıya taşıyor. Özellikle kısa boylular için ciddi bir avantaj sağlayan gözlük Dominic’in konser tecrübelerinden yola çıkarak tasarlanmış. Gözülüğün üst kısmında ve alt kısmında yer alan aynalar yukarıdan yansıyan görüntüyü kolaylıkla normal göz seviyesinde görmenizi sağlıyor. Tasarımcı bu gözlüğün ortaya çıkış hikayesini şöyle aktarıyor: “Microsoft Surface, günlük yaşamdaki sorunlar üzerine düşünmemi ve bunlar için sıra dışı ve ilginç çözümler bularak Londra’daki bir sergide yer almamı istedi. Birkaç hafta önce bir konserde olduğum aklıma geldi. Konseri ayakta izliyordum ve kısa boylu bir kadının dans ettiğini görmüştüm. Ama grubu göremiyordu. Bu bana insanların, benim gibi uzun boylu insanları ya da buna benzer engelleri aşarak etrafı görmeleri için bir tasarım yapmamda ilham verdi. Böylece günlük yaşamdaki bir soruna sıra dışı bir çözüm getirebilirdim. Ayrıca, bu aslında hepimizin deneyimlediği bir problem. Sinemadayken önümüze oturan uzun boylular nedeniyle hepimizin sorun yaşadığı olmuştur. Bu cihaz arkanızdaki kişilerin manzarasını engellemediğiniz sürece bu tip durumlara çözüm olabilir.”
Astroloji Aslan Burcu (23 Temmuz- 22 Ağustos) Sembolü: Aslan Elementi: Ateş Niteliği: Sabit Yönetici gezegeni: Güneş Renk: Altın sarısı, sarı, turuncu Gün: Pazar Uğurlu sayılar: 1, 3 Zodyak’ın ikinci ateş burcu Aslan olduğu için, Aslan burcunun sıcaklığı, bir kıvılcımı herkesin hissettiği büyük bir yangına dönüştürür. Pek çok Aslan burcu doğuştan sanatçı ve liderdir. Aslan burcu gezegen döngüsünün etkisi altındayken hepimiz sahne ışıklarını üzerimize çekme arzusuyla yanıp tutuşuruz. Aynı zamanda insanların damarına basan, fazla talepkâr, patronluk taslayarak insanları çıldırtan kişilere dönüşebiliriz. Ateş elementine bağlı olan Aslan burcu cana yakın ve hayat doludur; her zaman gülmeye ve güzel zaman geçirmeye çalışır. En zor problemleri bile çözebilecek bir zekâya sahip olabilen Aslan burcu pek çok karmaşık durumun çözümünde kolaylıkla inisiyatif alır. Evrenimizin merkez- inde duran Güneş tarafından yönetilen Aslanlar öz farkındalık arayışı içindedirler ve egoları sürekli olarak büyür (Güneş de egoyu ve maskülen enerjiyi temsil etmektedir). Arzularının ve kişi- liklerinin farkında oldukları için ihtiyaç duydukları her şeyi kolayca isteyebilirler ama bir o kadar kolayca da başka insanların ihtiyaçlarını görmezden gelebilirler. Bir Aslan burcu kazanımlarına ve diğer insanların bu kazanımları nasıl gördüğüne çok kafayı takarsa kolay lokma haline gelir, çabucak alaşağı edilebilir. Aslan enerjisi doğal olarak dışavurumcu ve şaşaalıdır. Bizi en çok istediğimiz projelerimiz ve sevdiklerimiz konusunda koruyucu kılar. Yüreğimiz tarafından yönetilmemizi sağlar. Aslan burcu gezegen geçişi sırasında arzularımızın şaşaasına teslim olur, dışavurumcu hale gelebiliriz. Aslan enerjisi etrafımızdaki insanları hor görmemize, bir gruptaki her bireyin değerli olduğunu unutmamıza sebep olabilir. Yine de Aslan sezgilerini güçlü bir liderliğe sevk edebilir ve herkesin gün ışığından nasiplenmesine izin verebiliriz. Doğru kullanıldığında Aslan enerjisi diğer insanları uyandırır, canlandırır ve güçlendirir.
Search
Read the Text Version
- 1 - 16
Pages: