Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore Bilim ve Teknik Dergisi 545. Sayı - Nisan

Bilim ve Teknik Dergisi 545. Sayı - Nisan

Published by sedatileri, 2019-11-03 01:52:08

Description: Bilim ve Teknik Dergisi 545. Sayı - Nisan

Search

Read the Text Version

Çanakkale Savaşında Denizaltılar Nara Geçidi’ne- döşendi. Mayın engel- le ulaşabiliyordu. Bunlar kurulacak ağın leri ilk olarak yüzeye döşeniyordu. An- çok sağlam olması gerektiğini gösteri- Osmanlıların Denizaltılara cak denizaltıların bunları kolayca aşma- yordu. 29 Haziran 1915’te başlanan ağ Karşı Aldığı Önlemler sıyla Boğaz’ın dışından içine doğru 2,5, kurma işlemleri 28 Temmuz 1915’te, 60 4,5, 8, 30 ve 40 metre arasındaki derin- metre aralıklarla demirlenmiş şamandı- 13 Aralık 1914’te Mesudiye zırhlısının liklere kademeli olarak yerleştirildi. Ay- ralara asılarak tamamlandı. 35-40 metre İngiliz B-11 denizaltısını tarafından batı- rıca denizaltının sualtında belirlenmesi- derinliğe kadar sarkıtılabilen ağlar son- rılmasıyla Osmanlılar denizaltı tehlikesi- ne yarayan basit bir sualtı dinleme aygı- radan 70 metre derinliğe kadar sarkıtıl- ne karşı önlemler almaya başladı. İlk ola- tı da kullanıldı, ancak bundan verim alı- dı. Ağın akıntılarla yukarı kalkmaması rak Zuhaf ve Nurü’l-bahr gambotları İti- namadı. En etkili olan yöntem Boğaz’da- için eski taş gülleler ağırlık olarak alt kı- laf Devletleri denizaltıları için görevlen- ki Nara Geçidi’ne denizaltı engel ağı ku- sımlarına bağlandı. Bu ağda 15 ton yüz- dirildi. Gözetleme postaları ve Marma- rulması oldu. Sualtına örülecek ağların dürücü kuvvetinde şamandıra, 5 cm ça- ra Adası’nda “gözetleme karakolları” ya- yüzmesini sağlayacak şamandıralar İs- pında 147 kilit zincir, 250-500 kg ağırlı- pılmaya başlandı. Barbaros Hayrettin ve tanbul Limanı’ndan, teller tersanelerden ğında yüzdürücü kuvvette fıçı, 168 ro- Turgut Reis zırhlıları ve bazı savaş gemi- getirildi. Nara Geçidi’nde derinlik 100 da tel halat, yaklaşık 0,6-1,25 cm çapın- leri Çanakkale, Mudanya gibi bölgele- metreyi buluyordu. Ayrıca akıntının hı- da ve 1500 metre uzunluğunda zincir, re konuşlandırıldı. Ayrıca Boğaz’a deni- zı kuzey rüzgârlarıyla birlikte 4-5 mi- 33 çeşit demir, 58 anele kilidi kullanıldı. zaltılar için mayın engelleri -özellikle de- nizaltıların en zor geçecekleri yer olan Çanakkale Boğazı’nın sualtı dip yapısı. Tahsin Ceylan Çanakkale Boğazı Akıntıları gelen, yoğunluğu fazla olan suyun oluşturduğu alt akıntı. Üst akın- tının hızı yaklaşık 5 deniz mili, alt akıntının hızıysa yaklaşık 3 de- Çanakkale Boğazı tarih boyunca her zaman askeri açıdan önem- niz mili kadardır. Üst akıntı Marmara girişinde yaklaşık 20 metre- li olmuştur. Çanakkale Boğazı, civarındaki bölgeyle birlikte Osman- lik bir tabaka halindeyken, Ege çıkışında yaklaşık 10 metrelik bir ta- lı topraklarına 1367 yılında katılmıştır. Fatih Sultan Mehmet Bo- baka halindedir. Boğaz’ın bu iki akıntısı Çanakkale Savaşı sırasında ğazlar’daki geçişleri kontrol altına alabilmek için Rumeli yakasında denizaltılar için mayınlar kadar büyük bir sorun oluşturuyordu. Sa- Kilitbahir’de, Anadolu yakasında Aydos’ta Sultaniye kalelerini yap- vaş sırasında Boğaz’ı geçmeyi başaran denizaltılarsa, bunu akıntıyı tırmıştır. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Ana- doğru kullanabilmeleri sayesinde gerçekleştirmiştir. İtilaf Devletle- dolu yakasındaki Kumkale ve Eceabat’ın 5 km kuzeyindeki Bigalı ka- ri denizaltıları Boğaz’ın geniş yerlerini kıyıdan uzak olması nedeniy- lesi önemli diğer kalelerdir. Bunların yanı sıra Çanakkale Boğazı’nın le yüzeyden geçerken, dar yerlerini tespit edilmemek için su altın- her iki yakasındaki yüksek tepeler Boğaz’ın savunmasını kolaylaştı- dan geçmeye çalışmıştı. Osmanlıların kurduğu “Baykuş” adlı gözcü- ran doğal oluşumlardır. Osmanlılar zamanında da defalarca Vene- lük sistemi savaş boyunca etkin biçimde kullanılmış ve başarı sağ- diklilerin saldırı ve kuşatmalarına karşın Çanakkale Boğazı ele geçi- lanmıştı. Denizaltılar genelde Boğaz’ı 20-30 metre derinliklerde geç- rilememiştir. miş, dip mayınlarının olduğu bölgelerde yüzeye çıkmış, sonra tek- rar dalarak dipteki akıntılardan yararlanmıştır. Bu arada başka bir so- Çanakkale Boğazı, Marmara’yı Ege’ye (aynı zamanda Karadeniz’i run da Karadeniz’den gelen suyun yoğunluğuyla , 20 metre ve da- Akdeniz’e) bağlayan 65 km uzunluğunda, en derin yeri 106 metre, ha altı derindeki Akdeniz’den gelen su yoğunluğu arasındaki fark- en dar yeri 1375 metre (Kilitbahir-Çimentepe arası), en geniş yeri tı. Bu yoğunluk farkı 600-700 ton ağırlığa sahip denizaltıları fazladan 8275 metre (Domuzderesi-Erenköy kıyıları arası) olan bir boğazdır. 1-1,5 ton su almak zorunda bırakıyordu. Denizaltıların yüzeyden da- Çanakkale Boğazı’nın ortasında kuzeyden güneye 50 m derinliğin- lışa geçerek istenilen derinliğe inmesi için yaklaşık 1 saat gerekiyor- de oluk biçiminde bir yapı vardır. Bu oluk üzerinde yer yer elips biçi- du. Boğaz’ı geçerken en az 5-6 defa yüzeye çıkmaları gerekiyordu. minde derin çukurlar bulunur. Derinlik Nara Burnu önünde 102 met- re kadardır. Çanakkale Boğazı’nda iki akıntı vardır. Karadeniz’den ge- len, yoğunluğu az olan suyun oluşturduğu üst akıntı ve Akdeniz’den 50

<<< Bilim ve Teknik Nisan 2013 Ekim 1915’te ilk kurulan ağın güney tarafına ikinci bir ağ daha kuruldu. Bunlara ek olarak ağın kurul- duğu kıyıda çeşitli batarya ve toplar da bulundurul- du. Ayrıca ağ başında nöbetçi gemiler vardı ve de- nizaltı tespit edildiğinde suya sarkıtılarak patlatıla- cak tahrip kalıpları bulunuyordu. İtilaf Devletleri bu ağlara zarar vermek için hava desteğini de kullana- rak 400 metre yüksekten paraşütlü bomba attı, an- cak başarılı olamadı. Denizaltı savaşları 17 Nisan 1915’te ilk denizaltının görülmesinden, İtilaf Devletleri’nin çekilmeye başla- dığı 1915 yılının Aralık ayı sonuna kadar devam etti. Sonuçta 7 denizaltı batırılmış 1’i de esir alınmıştır. BAZI ÖNEMLİ ÇANAKKALE BATIKLARI BATAN TÜRK GEMİLERİ BATMA TARİHİ VE MEVKİİ AE-2 Denizaltısı E Sınıfı Denizaltılar Mesudiye 12-28 m arasında Sarısığlar arası Hünkar İskelesi 1915/ Tekirdağ İskelesi Boğazı geçen ilk denizaltı olan AE-2 Avustral- İngiliz tersanelerinde 1901 yılında üretilen Tecilli 1915/ Tekirdağ dolayları ya denizaltısı 55 x 6,86 x 3,81 metre büyük- denizaltılar “A” sınıfı, 1905 yılında üretilen Ceyhan 1915/ Musa Koyu lüğünde, 725 ton ağırlığındadır. Su üzerinde denizaltılar “B” sınıfı, 1908 yılında daha mo- Bülbül Romörkörü 1915/ Tekirdağ 15, sualtında 10 deniz mili hız yapabilir. De- dern ve geliştirilmiş olarak üretilmeye baş- Nara 1915/ Tekirdağ’ın batısı, Karaburun nizaltı komutanı Binbaşı Henry Stoker’ın sa- lananlarsa “C”, “D”, “E” sınıfı adını almışlardır. dolayları vaştan sonra verdiği rapora dayandırılarak Çanakkale savaşlarında “E” sınıfı denizaltılar Plevne 1915/ Şarköy’de hazırlanan, AE-2’nin 24-29 Nisan 1915 ta- etkin olarak kullanılmıştır. “E” sınıfı denizal- Tenedos 1915/ Akbaş açıklarında rihleri arasında Çanakkale Boğazı’ndan ge- tılar, 589 ton ağırlığında, 54 metre uzunlu- Samsun 1915/ İstanbul yolunda çişinin animasyonu aşağıdaki linkte yer alı- ğunda, su üstünde 15, sualtında 9 deniz mili Despina 1915/ Çardak yor. Rahmi Koç Müzesi’nden araştırmacı Sel- yapabilen, 4 torpido kovanına karşı 8 torpido Menderes 1912/ Akbaş açıklarında çuk Kolay, 1998 yılında denizaltının tam ye- taşıyabilen bir silah olarak sayılabilir. Savaş- Memo 1915/ Eskihisar yakınlarında rini belirledi ve ilk dalışı gerçekleştirdi. AE- larda denizaltıların etkin ve vurucu güç ola- Leonida 1915/ Tekirdağ açığında 2, Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga rak kullanılmaya başlaması 1. Dünya Savaşı Menfaat 1915/ Tekirdağ açığında beldesi açıklarında, 73 metre derinde yatıyor. ile başlar. Bu savaşa İngiltere 77, Almanya 29, Nur-ül Bahir 1915/ Mürefte yakınları Fransa’ysa 45 denizaltıyla girmiştir. Barbaros 1915/ Bolayır açığında http://www.anzacsite.gov.au/5environment/tr/tr-ae2.html. DENİZALTILAR BATMA TARİHİ VE MEVKİİ Atılay 1942/ Çanakkale Mortu Koyu Çanakkale Savaşı’nda denizaltılarla birlikte Dumlupınar 1953/ Çanakkale Boğazı Nara Burnu savaş uçakları da kullanıldı. İtilaf devletle- BATAN YABANCI GEMİLER BATMA TARİHİ VE MEVKİİ rinin uçaklar ve balonlardan aldığı keşif ra- Irresistible 1915/ Erenköy Koyu porları denizaltıların hedeflerini bulmasına Majestic 1915/ Seddülbahir açıklarında yardımcı oldu. Aynı biçimde Osmanlılar da Goliath 1915/ Morto Koyu Marmara’daki denizaltılarla mücadelede, Bouvet 1915/ Erenköy Koyu Temmuz 1915’te Almanya’dan gelen üç de- Ocean 1915/ Erenköy Koyu niz uçağından yararlandı. Triumph 1915/ Saros açığında Lundy 1915/ Saros açığında • AKtaaybneayk, lFa.,r“Çanakkale Muharebeleri Süresince Marmara’da Deniz Nakliyatı”, DENİZALTILAR BATMA TARİHİ VE MEVKİİ OAtraatnü,rEk.A, “rÇaşatnıramkkaaMleeSrakveazişlDareır’ngdisai, Cilt. XXV, Sayı 73, Mart 2009. E-7 (İngiliz denizaltısı) 1915/ Marmara Denizi’ne geçerken • Denizaltı Harekatı” Yüksek Lisans, Hacettepe Üniversitesi Sosyal E-14 (İngiliz denizaltısı) 1918/ Kumkale önü Bilimler Enstitüsü Tarih Ana bilim dalı, Ankara 2007. Joule (Fransız denizaltısı) 1915/ Boğaz girişinde • http://www.wrecksite.eu/wreck.aspx?142798 • http://www.gallipoli-1915.org/marmara.gemiler.htm Saphir (Fransız denizaltısı) 1915/ Nara Burnu açıklarında • http://www.denizaltici.org/denizaltici/tarihce.html Köseburnu önünde Mariotte (Fransız denizaltısı) 1915/ Nara Burnu 51

Emine Sonnur Özcan Dr., Uzman, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi Çanakkale Savaşlarında Kullanılan Havacılık Teknolojisi I.Dünya Savaşı’nda havadan elle çivi atarak taaruzda bulunan bir uçak 52

>>> Bilim ve Teknik Nisan 2013 Osmanlı Devleti’nin havacılık I. Dünya Savaşı’nda at arabasıyla nakledilen bir uçak Diğer yandan müttefik Almanya’dan faaliyetlerine başlama tarihi Osmanlı’ya -3 Albatros B.I ve 1 Rump- 1909. Diğer bütün yenilikler gibi Çanakkale Cephesi’ne verilen 1 deniz uça- ler B.I olmak üzere- ilk 4 uçağın gelmesi havacılığın kökeni de Osmanlı ğı da (Ekim 1914) savaştan önce suda dev- 1915’in Mart ayı başlarına rastlıyor. Bun- Ordusu’na dayanıyordu. 1910’da rilip bozulmuş ve İstanbul’a gönderilmiş- ların 3’ünün Çanakkale’ye gönderilme- askeri bir heyet Avrupa’ya gidip ti. Ocak 1915’te Çanakkale Boğazı’na ge- sine karar verilmişti; ancak 18 Mart De- havacılık alanındaki gelişmeleri miyle iki uçak daha gönderildi. Bunlar- niz Savaşı öncesi sadece Rumpler B.I tipi inceledi. Ayrıca Paris’te yapılan dan Ertuğrul adlı kara uçağı (Bleriot XI-2) uçak Çanakkale’ye ulaştırılabildi. Diğer 2 Uluslararası Havacılık Kongresi’ne teknik kapasitesinin sınırlı oluşu nedeniy- uçak ise ancak Mart sonunda Çanakkale katılındı. Bu hazırlıkların le yalnızca Boğazın yakın çevresinde keşif Boğazı’na gelebildi. hemen arkasından Harbiye amaçlı kısa uçuşlar yapabiliyordu. Diğer Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın uçağın nitelikleri ve faaliyetleri hakkın- Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı dö- öncülüğünde 1911’de orduda da ise herhangi bir bilgi yok. Ertuğrul, 18 nemde dünya havacılık teknolojisi henüz ilk havacılık birimi kuruldu ve Mart Deniz Zaferinin ardından 22 Mart’ta oluşmaya başlamıştı. Zamanın teknoloji- iki subay pilotaj eğitimi için İstanbul’a gönderildi ve hurdaya ayrıldı. siyle uçaklar, yaklaşık 70-120 km/saat sü- Fransa’daki Bleriot Fabrikası’nın ratle uçabiliyor, en fazla 1000-1500 m’ye uçuş okuluna gönderildi. 1912’de 1911’de Osmanlı Ordusu’nun yaptığı sınav sonucunda en yüksek kadar yükselebiliyordu. Dönemin hava- Sefaköy’le Yeşilköy arasında notu alarak pilotaj eğitimi için Fransa’daki Bleriot Fabrikası’nın dan taarruz silahları 5-15 kg’lık bomba- ilk havaalanı yapıldı. İki subay uçuş okuluna gönderilen iki subaydan biri: Süvari Yüzbaşı Fesa. lar ve içi çivi dolu kutulardı. Bunlar göz- eğitim sonrasında Osmanlı le belirlenen hedeflere uçaktan, elle atı- Ordusu’nun satın aldığı ilk iki lıyordu. uçağı Fransa’dan yurda getirdi. Böylece 17 Aralık 1903 tarihinde Gerek Osmanlı Devleti gerekse Ba- Wright kardeşlerin ilk motorlu tılı Devletler Çanakkale Savaşları’nda uçağı kontrollü bir şekilde uçakları keşif, destek, taarruz ve psiko- havalandırmasının üzerinden lojik harekât amacıyla kullanıyordu. Ke- henüz sekiz yıl geçmişken, Türk şif uçuşlarıyla düşmanın yer, yön ve ni- Hava Kuvvetleri’nin temelleri celik tespitleri yapılıyor, mayınların mev- atılmış oluyordu. Temmuz 1912’ye cut durumu gibi istihbaratlar değerlendi- gelindiğinde, Yeşilköy’de açılan rilerek askeri harekâtlar bu bilgilere göre Hava Okulu’nda Türk ordusu ilk yönlendiriliyordu. Ohavacı subaylarını yetiştiriyordu. smanlı Ordusu’nun henüz ha- vacılık donanımını oluşturma- ya çalıştığı aylarda patlak veren Trablusgarp Savaşı’nda (1911) İtalyanlar Osmanlı’ya karşı -tarihte bir ilk olarak- uçaklarla savaşmıştı. Balkan Savaşları’nda (1912-1913) ise Osmanlı’nın elinde 17 uçak vardı. Ancak savaşların sonun- da bunların tamamına yakını çeşitli se- beplerle kaybedilmişti. I. Dünya Savaşı öncesinde büyük maddi fedakârlıklarla Fransa’ya ısmarlanan kara ve deniz uçak- larına ise savaş başlayınca Fransa tara- fından el koyuldu. Büyük Savaş önce- si Osmanlı Ordusu’nun elinde yalnızca 8 uçak vardı. Bunlar cephelere dağıtılmıştı. 53

Çanakkale Savaşlarında Kullanılan Havacılık Teknolojisi Çanakkale 15. Harp Tayyare Bölüğü subayları Osmanlı Devleti’nin yaptırdığı ge- Çanakkale Boğazı’na döşediği mayınları HMS Ark Royal isimli uçak gemisi, deniz niş kapsamlı keşif uçuşlarından ilki, De- göremeyip temiz raporu vermişti. Bunun uçaklarıyla İzmir ve Enez yöresinde uzun niz Savaşı’ndan sadece birkaç saat önce- bir sonucu olarak Nusret mayın gemisi- menzilli keşif görevleri yapıyordu. HMS sinde gerçekleşti. Çanakkale’ye 17 Mart nin döşediği mayınlar, Bouvet, Irresistible Ark Royal 17 Şubat’ta Bozcaada’ya geldiy- gecesi ulaşan Alman Rumpler B.I. uça- ve Ocean adlı gemilerin batmasına, Ga- se de Alman denizaltılarının sıkıştırma- ğı, 18 Mart sabahı İtilaf Devletleri’nin de- ulois, Suffren ve Inflexible adlı gemilerin sı karşısında manevra zorluğu yaşadı ve niz gücünü keşif için Bozcaada’ya uçu- ise büyük hasar almasına sebep oldu. Selanik’e gönderildi. ruldu. Uçuş sonucunda iki Alman pilo- tun istihbarat raporunda Bozcaada ön- Batılı devletler 18 Mart hezimeti son- Öte yandan HMS Manica balon gemi- lerinde 14 savaş gemisi, 2-4 küçük kru- rasında ve kara savaşları öncesinde ha- si, Türk topçu birliklerinin yerini tespit vazör, 2 tamir gemisi, 2 hastane gemisi, va kuvvetlerinin başarısızlığı nedeniy- ediyordu. Balonun önemli bir diğer göre- mayın tarayıcı 10 balıkçı teknesi ve bir- le Çanakkale’ye 18 uçak daha gönder- vi de HMS Baccante savaş gemisinin top- kaç destroyer ile 1 denizaltı tespit edildi- di. İngilizler 3. Kraliyet Filosu’nu da ları için hedef belirlemekti. HMS Manica ğinden söz ediliyordu. Rapor, Müstah- Bozcaada’daki havaalanlarına taşımış- ve HMS Hector’un balonları gün boyun- kem Mevki Komutanlığı’nın hazırladı- tı. Fransızlar ise 8 uçaklık bir filo gön- ca ve her hava şartında yukarıda kalıp is- ğı harekât planına ve dolayısıyla kazanı- dermişti. Ayrıca İngilizlerin 3500 ton- tihbarat sağlıyordu. lan zafere önemli katkılarda bulunacaktı. luk HMS Manica isimli sabit balon ge- Aynı uçak 18 Mart günü ikinci bir keşif misi de 22 Mart’ta Çanakkale’ye getiril- İtilaf Devletleri 25 Nisan 1915’te baş- uçuşu daha yaparak düşmanın geri çekil- di. İtilaf Devletleri’nin 30’un üzerindeki layan Kara Savaşlarında yepyeni bir ha- diğini rapor etti. hava aracının görevi kara savaşı sırasında vacılık teknolojisini yürürlüğe sokmuş- keşif yapıp bombalama yoluyla taarruz- tu. Bozcaada’da konuşlanan uçaklar, ha- Diğer yandan, İtilaf güçlerinin uçakla- da bulunmak, çıkarmalarda hedef belir- vadan Osmanlı mevzilerinin harita ko- rı Deniz Savaşı öncesinde yaptıkları keşif lemek ve top atışlarını düzenlemekti. Bu- ordinatlarını belirleyip modifiye edilmiş uçuşunda -Boğaz sularının dalgalı olma- nun yanı sıra daha 1 Şubat 1915’te 6 de- Alman Goertz katlamalı fotoğraf maki- sının da etkisiyle- Osmanlı askerlerinin niz, 4 kara uçağıyla Ege’ye açılan İngiliz nesiyle fotoğraflarını çekiyordu. Seddül- bahir ve Arıburnu’na çıkartma yapan İti- 54

<<< Bilim ve Teknik Nisan 2013 laf güçleri, havadan da 10 uçak ve 1 göz- leri filosu yeni uçaklarla desteklenmiş du- tifak Devletleri’nin yanında savaşa girme lem balonuyla harekâta destek vermişti. rumdaydı. 4 Bristol, 6 Caudron, 6 BE 2C kararıyla Balkan yolu açılmıştı. Bunun ve 6 Morane Parasolünü bünyesinde ba- sonucunda, Alman kara ve deniz uçak- İttifak Devletleri cephesinde ise 25 Ni- rındıran filonun kapasitesi 48 uçağa ulaş- larının, mühimmat ve çeşitli savaş mal- san sabah, Pilot Garber ve Yüzbaşı Hü- mıştı. Buna karşılık Osmanlı’nın 1’inci zemelerinin Çanakkale Savaşlarına dâhil seyin Sedat’ın bulunduğu uçakla, Saroz Tayyare Bölüğü’nde yalnızca sekiz uçak olması mümkün oldu. Böylece Osmanlı Körfezi’nden Anadolu sahiline, üç saat- vardı. Bunlara ek olarak 5’i Gotha WD 1 hava gücü İtilaf Devletleri’ne karşı daha lik bir keşif uçuşu düzenlendi. Pilotlar bu ve 3’ü Gotha WD 2 olmak üzere 8 deniz etkili olarak kullanılabildi. uçuşla 45 nakliye gemisi tespit etmiş ve uçağı vardı. Ancak bu deniz uçakları Al- hatta bu gemilere birkaç bomba da atmış- manlar tarafından, Kara Savaşlarının baş- Örneğin Eylül 1915’te ve Aralık lardı. Ayrıca bu keşif uçuşunda savaş ge- ladığı Nisan ayında değil Haziran’da Os- 1915’te Almanya’dan getirilen 4 Fokker milerinin Boğaz’dan ayrılıp Saroz’da bir manlı Ordusu’na kazandırılmıştı. Staffel uçağın Çanakkale Savaşlarında- çıkarma provası yaptığı tespit edilmişti. ki katkısı büyüktür. Ancak bunlardan bi- Kara Savaşlarının başladığı bu dönemde Eylül 1915 öncesinde Osmanlı Ordu- ri, 6 Ocak 1916’da Alman pilotuyla bir- uçakların arızalı olması sebebiyle başka su’na bağlı pilotların az sayıda uçak ve likte Seddülbahir’de İtilaf güçlerine ait uçuş yapılamamıştı. Bununla beraber 27, eksik mühimmatla, havadan elle attığı bir Farman uçağı tarafından düşürüldü. 28 ve 29 Nisan’daki keşif uçuşlarıyla, düş- bombalar etkili olamamıştı. Bununla be- Buna karşın Alman Teğmen Buddecke manın Seddülbahir ve Arıburnu’na çıktı- raber genellikle bir Türk ve bir Alman pi- dört düşman uçağını bir Fokker’le dü- ğı tespit edilmişti. Ayrıca bu uçuşlarla Be- lot ile bir uzman gözlemciden (râsıt) olu- şürmüştü. Ayrıca Fokker kullanan üç Al- şike Limanı, Kumkale ve Bolayır’da göste- şan keşif ekibinin sağladığı istihbarat ra- man pilot, beş düşman uçağı daha dü- ri çıkarmaları yapıldığı da rapor edilmişti. porları, savaşın başından sonuna kadar 5. şürmüştü. Böylece Fokker’ler Çanakka- Ordu Komutanlığı’na büyük katkılarda le Cephesi’nde bir kayba karşılık dokuz 7 Ağustos 1915’te başlayan Arıburnu bulunmuştu. 6 Eylül’de Bulgaristan’ın İt- düşman uçağı düşürmüş oluyordu. ve Anafartalar çıkarmalarında İtilaf güç- I. Dünya Savaşı’nda kullanılan gözlemci balonlardan biri (Belçika) Deniz Savaşı’nda Osmanlı ordusu karşısında yenik düşen İtilaf Devletlerinin savaş sonrası Çanakkale’ye getirdikleri İngiliz HMS Manica sabit balon gemisi 55

Çanakkale Savaşlarında Kullanılan Havacılık Teknolojisi <<< Fokker tipi uçak Pilot-gazeteci Velid Ebuzziya (öl.1945) 18 Mart Deniz Savaşı zaferi sonrasında Çanakkale Boğazı’ndaki Dardanos Bataryası önünde. Farman tipi uçak Diğer yandan Balkan yolunun açılma- Velid Bey, Çanakkale’ye uçtuğu Berliot tipi uçağın önünde müş olsa da keşif uçuşları, taarruz ve psi- sından sonra Osmanlı Ordusu’nun keşif kolojik harekât çerçevesinde kayda de- uçuşlarında Almanya’dan getirilen fotoğ- İttifak ve İtilaf kuvvetleri uçaklarını ğer başarılar sağlanmıştı. Bunun yanı sı- raf makinaları da kullanılmış, ayrıca de- keşif ve taarruz dışında, havadan bildi- ra Eylül sonrasında açılan Balkan yoluyla niz uçakları makinalı tüfeklerle silahlan- ri atarak psikolojik harekât amaçlı olarak Almanya’dan getirilen ilave uçaklar, mal- dırılmıştı. Silahlandırılan 5 adet Gotha da kullanmıştır. Örneğin İttifak hava güç- zemenin ve mühimmatın teknik ve do- WD-2 deniz uçağı, Gökçeada ve Bozcaa- leri, Kara Savaşlarının farklı dönemlerin- nanım desteğiyle keşif uçuşları daha ni- da’daki düşman hava üslerine ve kampla- de uçaktan Fransız-Cezayir birliklerine telikli hale gelmiş, bu sayede İtilaf güçle- ra geceleri bombardıman uçuşları düzen- ve Avustralya-Yeni Zelanda birliklerine rine önemli kayıplar yaşatılmıştı. Dolayı- ledi. Bu uçaklarla toplam 150 uçuş yapıldı hitap eden bildiriler atmıştır. Bu bildiri- sıyla Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasın- ve düşman mevzilerine 200 bomba atıldı. ler -25 Haziran 1915’te Arıburnu’da Türk da Osmanlı-Alman hava gücünün katkı- uçaklarının düşman mevzileri üzerine at- sı büyüktür. Osmanlı hava kuvvetlerinin güçlenme- tığı 300 bildiri gibi- İngilizce olarak kale- siyle, 27 Eylül’de iki Alman teğmen ilk defa me alınmıştı. • KOakyunyaukcula,rO., “Çanakkale Muharebeleri’nde Hava Harekâtı”, bir düşman uçağını hava savaşında düşür- • Ahtstkpe:/r/îwTwarwih.hAvrkakş.ttısrkm.tar/latrr/ıIDceerrigkiDsi,esta. y2.67-300, Ağustos 2010. meyi başardı. Diğer yandan, 30 Kasım’da Tüm bu bilgilerden de anlaşılacağı Üsteğmen Ali Rıza, râsıtı Orhan ile AK- üzere, Osmanlı Devleti’nin Batılı devlet- aspx?ID=32&IcerikID=84 1 Albatros uçağıyla keşif halindeyken, Ka- lere karşı Çanakkale Boğazı’nda ve Ge- • http://www.turkishairlines.com/tr-tr/skylife/2008/mayis/ batepe üzerinde rastladıkları bir Fransız libolu Yarımadası’ndaki savaşlara hava- uçağıyla havada savaştı ve bir kurşunla dan verdiği destek Eylül 1915’e kadar son makaleler/osmanlida-havacilik.aspx Fransız uçağının benzin deposunu deldi. derece düşük bir teknolojiyle sürdürül- Bunun sonucunda uçak yanarak İntepe- Helles arasına düştü. Çanakkale’de ilk ha- va savaşı 2 Mayıs’ta Seddülbahir üzerinde yapıldı. Osmanlı uçağına tabancayla ateş eden iki İtilaf uçağı, otomatik tabancay- la yapılan karşı atışla püskürtüldü. Diğer yandan Çanakkale Cephesi’nde Osman- lı topçusunun ateşiyle düşürülen uçakla- rın sayısı da fazladır. 1915 senesinde İtilaf Devletleri’nin uçaklarından 17’si Osmanlı topçusunun yerden açtığı ateş sonucunda düşürülmüştü. 56

2241 - Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Projeleri Yarışması BAŞVURU KOŞULLARI 1. Öğrenim görmekte olan lisans öğrencileri tarafından bitirme projesi hazırlıyor olmak, 2. Sanayinin bir sorununu çözme ve/veya sanayide uygulama potansiyeli olan ürün/ yöntem/süreç iyileştirme/geliştirme konularında bitirme projesi hazırlıyor olmak, 3. Bitirme projesini akademik ve sanayi/sektör danışmanın rehberliğinde yapıyor olmak, 4. Bitirme projesi bireysel veya en fazla on öğrenci tarafından hazırlanmalı. ÖNEMLİ HATIRLATMA Program kapsamında lisans bitirme tezlerine ayrıca 4.000.- “Tez Desteği” sağlanacaktır. BAŞVURU DÖNEMİ 1 Mart – 30 Nisan 2013 tarihleri arasında http://ebideb.tubitak.gov.tr adresinden online olarak yapılacaktır. TÜBİTAK - BİDEB TUNUS CAD. NO: 80, KAVAKLIDERE / ANKARA• TEL : (312) 468 53 00 / 3838 • e-posta : [email protected] web : http://www.tubitak.gov.tr/bideb/2241 ÖĞRENCİ DANIŞMAN

Matematik Havuzu Ali Doğanaksoy [email protected] SERBEST STİL: HARMONİK SAYILAR Bu sayımızda 1 + 1 + 1 + 1 + 1 + ... toplamını, yani 1’den baş- x = 1’den x = 8’e kadar y= 1 fonksiyonunun grafiği ile x− ekseni 2 3 4 5 x layarak pozitif tam sayıların çarpmaya göre terslerinin toplamını ele arasında kalan bölgenin alanı da ln (x) (doğal logaritma fonksiyonu) alacağız. Tanımlanma şeklinden bu toplamın gittikçe büyüdüğü fakat olarak tanımlıdır. büyüme miktarının gittikçe azaldığı görülüyor. Örneğin toplamdaki 1 x büyüme ilk 999 terimden sonra 0,001, ilk 999.999 terimden sonra ise y = 0,000001 olacaktır. Fakat bu yavaşlık onu sınırlamaz. Bir başka deyişle bu toplam “yavaş yavaş ama sınır tanımadan büyümektedir”. Yani ne kadar büyük bir pozitif sayı alırsanız alın, toplam eninde sonunda aldı- Alan = ln(8) ğınız sayıdan daha büyük bir değere ulaşacaktır. Bunu görebilmek için toplamı biraz daha yakından inceleyelim. 1 enküçüg=31ü 14+ol14an 2 terim 1154+4461 218+ol714an4+44te183rim 1 2 34 5 67 8 2 İki şekil birlikte çizildiğinde H8 < 1 + ln (8) olduğu görülür. 1 + + + en küçügü dtoplamın deg eri > 1 n dtoplamın deg eri > 1 n 2 2 H8 < 1 < ln(8) + 1914+414104+4141e1n4k+ü4çü141g24ü 1+216 1o14l3an4+84te1r41i4m4+414154+414163 + 1 + ... Aynı şekil biraz farklı çizildiğinde ise ln(8) < H8 olduğu görülür. 17 dtoplamın deg eri > 1 n 2 tnllaaoımmnpTlı(ıaok6mpk+·lı+a21224m2)‘d··ın21e‘21dnie‘’lddkbneeütnnbey,rüübiilmykükütyisüküe1r.kk,oBiilzoluukltrdşei.keurÖiikğmtrieulndirneigemğtödoiirnenpüvliltaaleokmmbp2iıllae1i59rmd.8·Oetı21ere3hr‘kida·meli12dlknine‘,d2iitikllrkokt. epİ12lrkl6kiamtdtmeeiönrrıriimm1tto0tiiepn0nrl’diattmoomeppinnı---, ln(8) < H8 ilk 21998 terimin toplamı 1000’den büyüktür. Toplamın sınır tanımak- i4grÖçı,neir6nnnd0Seega5oğlebn<hiçniuareHçlrsHil1aoio01dy0l0laiıa0<r’ro.nüaB5lkdhö,l6nuleyn0 ğ(sl n5e(au8)cpyn)<ela<uaHzHmHtaannb’a8hy<ik<ilmi1hri1isiez+nt+.seaBeldlnpndui (ğl er(naa8ib)mmd)ileeaiaizrşşnkidiizttHie.ssçNiii1zzln0nill0tii’kk1eeüll0kteenki0rrmiyiinn=daiHbkee4li1arlh,0d60şye0eı=okr5elno5.bd..,l≥1uaeo8rrl2lmaid7zkt3uuak5.ğmiş..,bu1‘otusnülcdandriy.vuuaıaksnn-ı. sızın büyüdüğünü göstermek için yukarıda yaptığımız hesaplama ln (n) ile ln (n) + 1 sayıları arasında bulunduğunu bildiğimiz Hn için yaklaşık bir kullanmak makuldür. Ancak Euler doğru olsa da ekonomik değildir. Yani dizinin ilk 2198 teriminin topla- 1 2 mının 100’den büyük olduğunu söylerken biraz garantici davranmış değer olarak ln (n) + ‘yi oluyoruz. Aslında toplamın 100 sayısını geçmesi için ilk 2143 terimin ğnısnaıygısöısbtüerymüdişütkirç. eEuHlen r−slanb (nit)i farkının gittikçe sabit bir sayıya yaklaştı- adı verilen ve γ ile gösterilen bu irrasyo- toplanması yeterlidir. Toplamın yavaş yavaş ama sınır tanımadan büyüdüğünü söylemiş- nel sayının yaklaşık değeri 0,57721’ dir. O halde tik. Sınır tanımadan büyüdüğünü anlamış olduk. Şimdi de yavaş yava- Hlnn (n≈)l+n (0n,5) +7702,517’in72k1ulylaanzaılraabki,leHcneiğçiinniyifaakdlaeşeıkdbeibridlireiğz.er olarak Örneğin H100 ≈ 5,18238... gibi. şı anlayalım. İlk dört terimi topladığımızda toplam 2’den büyük olur. İlk 11 terimde 3, ilk 31 terimde 4, ilk 83 terimde 5 sayısı aşılmış olur. Toplamın 10’u aştığını görebilmemiz için ilk 12.367 terimin toplan- masını beklememiz gerekecektir. Saniyede 1.000.000 işlem yapabilen bir işlemci bir sene boyunca aralıksız çalıştığında toplamın ancak 31’i aştığını görebiliriz. Makul bir sürede, söz gelimi 1000 senede toplamın DUYURU 70 olduğunu görebilmemizi sağlayacak hızda işlem yapabilecek bir Değerli okurlarımız, bu sayıdan itibaren Eğlence Havuzu ve Olimpik Havuz köşelerinde yer alan problemleri doğru teknoloji henüz yok. çözenlerin isimlerini yayımlamaya başladık. Listede yer almak için çözümlerinizi soruların yayımlandığı ayın ilk 15 günü Toplamın ilk n teriminin toplanması ile elde edilen sayıya n. har- içinde, sayfa başlığında verilen internet adresine göndermeniz mönoenmiklisraoylıoaydnıavyearnilihravremHonn iiklesagyöıslaterırnilinr.aBsıilrçhoeksaupylgaunlaabmilaecseağhianseınddea- gerekiyor. Okurlarımızdan gelen dikkate değer çözüm önerilerini de ayrıca yayımlayacağız. ğineceğiz. Her birinin taban uzunluğu 1, yükseklikleri 1, 1 , 1 , ... , 1 olan dikdörtgenlerin alanlarının toplamı H8’e eşittir. 2 3 8 H8 58

KUM HAVUZU Bilim ve Teknik Nisan 2013 KAYNAMIŞ YUMURTA Yumurtanızı tam 15 dakika kaynatmak istiyorsunuz. Biri 7 diğeri 11 dakikalık iki kum saati kullanarak bunu nasıl yapabilirsiniz? BİSİKLET Bir kısmı 2 diğerleri de 3 tekerlekli ol- mak üzere 14 bisikletin toplam 37 tekerleği olduğu biliniyor. Üç tekerlekli bisikletlerin sayısı sizce kaçtır? EĞLENCE HAVUZU BİLEK GÜREŞİ Yedişer kişiden oluşan iki takım arasında bilek güreşi maç- ları yapıldı. Turnuva sonunda her oyuncu yaptığı toplam maç sayısını tahtaya yazdı. Tahtada 3, 3, 3, 3, 3, 5, 6, 6, 6, 6, 6, 6, 6, 6 sayıları var. Bir şey yanlış görü- nüyor, ama ne? ATEŞ İLE GÜNEŞ Ateş ile Güneş hilesiz birer zar atıyor. Gelen zarlardan küçük olan büyük olandan çıkarılıyor. Sonuç 0, 1 veya 2 ise Ateş, 3, 4 veya 5 ise Güneş kazanıyor. Sizce bu oyun adil mi? Oyun çok sayıda tekrarlanırsa kimin daha çok kazanması beklenir? MATEMATİKÇİ MANAV Bir manav, iki kefeli bir terazi ve 4 adet ağırlık ile 1 kilodan 40 kiloya kadar (ağırlığı bir tam sayı ile ifade edilebilen) her şeyi tartabiliyor. Manavın elindeki 4 ağırlık nelerdir? OLİMPİK HAVUZ KARELİ TAHTADA ÇARPMA 9 x 9 boyutlarındaki bir satranç tahtasındaki 81 karenin içine 1 ya da –1 yazılmış. Her kare için, bu kare ile ortak kenara sahip karelerde yazan sayıların çarpımı hesaplanıyor. Her hamlede aynı anda karelerdeki tüm sayılar, bu çarpımlarla değiştiriliyor. Başlangıçtaki sayılar ne olursa olsun, sonlu adım sonunda tüm karelerde 1 yazan durum elde edilebilir mi? NOKTADAŞLIK Bir ABC üçgeninin A açısının dış açıortayı, BC kenarına B’den ve C’den çizilen dikleri, sırasıyla D ve E noktalarında kesiyor. O, ABC üçgeninin çevrel çember merkezi olmak üzere, BE, CE, AO doğrularının noktadaş olduğunu gösteriniz. 59

Matematik Havuzu Ali Doğanaksoy [email protected] GEÇEN AYIN ÇÖZÜMLERİ Kum Havuzu 100 KARINCA Karıncaları birbirlerinden ayırt etmiyoruz. Bu nedenle iki karıncanın karşılaşınca yönlerini değiştirip zıt yönde yürümeye devam etmesini, karıncalar birbirlerinin içinden geçip hiç yön değiştirmeden yollarına devam ediyormuş gibi düşünebiliriz. Buna göre, başlangıç konumları ne olursa olsun en fazla 1 dakika sonunda çubuk üzerinde hiç karınca kalmaz. KARINCAYİYEN Kahverengi karıncayiyenin yeşil bir karıncayiyenle, siyah karıncayiyenin de mavi bir karıncayiyenle beraber dolaştığını kabul edelim. Kahve- rengi karıncayiyenin karşılaşıp da yiyemediği her karıncayı yeşil karıncayiyen, siyah karıncayiyenin karşılaşıp da yiyemediği her karıncayı mavi karıncayiyen yesin. Kahverengi karıncayiyenin siyah karıncayiyenden daha fazla karınca yediği her durumda yeşil karıncayiyen maviden daha az karınca yer. Aynı şekilde kahverengi karıncayiyenin siyahdan daha az karınca yediği her durumda da yeşil karıncayiyen maviden daha fazla karınca yer. Kahverengi olanın siyah olandan daha fazla karınca yemesi ile yeşil olanın omlaasvıilıoğlıadnada21nodlauhr.a fazla karınca yemesi, eşdeğer olaylar olduğundan, olasılıkları eşittir. Bu olaylar birbirinin tümleyeni olduğundan her birinin Eğlence Havuzu HALAY ÇEKEN KARINCALAR Karıncalardan birini kırmızı, diğerlerini siyah kabul edelim. Kırmızı karıncanın bulunduğu grup k karıncadan oluşuyorsa, kendisi dışındaki k −1 karınca, toplam n −1 karınca arasından C (n – 1, k – 1) farklı şekilde seçilmiş olur. Bir kez bu seçim yapıldıktan sonra kırmızı karıncanın içinde bulunduğu grup halka formuna (k −1)! farklı şekilde, geri kalan (n − k) karınca ise (n − k −1)! farklı şekilde girebilir. Sonuç olarak karıncaların bu durumda gruplaşıp iki halay grubu oluşturması C (n - 1, k - 1) · (k - 1) ! · (n - k - 1) ! = (n - 1) ! n-k farklı şekilde olabilir. k = 1, 2 , ..., n − 1 için elde edilen sayıları topladığımızda (n - 1) ! d n 1 1 + n 1 2 + ... + 2 + 1 n - - elde ederiz ki, bu da aradığımız sayının (n – 1)! Hn – 1 olduğunu ifade eder. 14 karınca için bu sayı 13! H13 = 19.802.759.040 dir. DOMİNO KULESİ Mümkün olan en büyük açıklığa ulaşabilmemiz için kulenin en üstündeki k −1 dominonun oluştur- duğu bölümün ağırlık merkezi ile k. dominonun sağ ucu aynı hizada olmalıdır. En üstte yer alan k − 1 dominonun ağırlık merkezinin k. dominonun sol ucundan yatay uzak- lığı 2 olduğundan, ilk k dominonun ağırlık merkezinin k. dominonun sol ucundan yatay uzaklığı da 2 (k - 1) + 1 2k - 1 k = k olur. Bir sonraki dominoyu yerleştirdiğimizde k. domino ile k +1. dominonun sağ uçları arasındaki fark da 2 - 2k - 1 = 1 olur. kk Bir başka deyişle kulenin altına k + 1. dominoyu eklediğimizde x mesafesi 1 kadar artmış olur. k+1 1 1 1 Kulede toplam n domino varsa x = 1 + 2 + 3 + ... + n - 1 = Hn – 1 olur. Harmonik sayıların sınırsızlık özelliğinden, x mesafesinin istendiği kadar büyük tutulabileceği sonucuna ulaşırız. 60

Bilim ve Teknik Nisan 2013 AZİMLİ KARINCA Başlangıç noktasına göre ilk hamle sonunda karınca önce yürüyerek 1 cm uzaklaşır, daha sonra lastiğin sündürülmesi ile bu uzaklık 2 santimetreye çıkar. Karınca ikinci hamlede yürüyerek 3 santimetreye ve lastiğin sünmesiyle 4,5 santimetreye ulaşır. Şöyle bir tablo düzenleyebiliriz: Hamle Hamlenin başındaki Hamle başında karıncanın Yürüyerek ulaştığı Lastiğin uzama Hamle sonunda karıncanın No lastik uzunluğu (cm) başlangıca uzaklığı (cm) mesafe (cm) oranı başlangıca uzaklığı (cm) 1 100 0,00 1,00 1:2 2,00 2 200 2,00 3,00 2:3 4,50 3 300 4,50 5,50 3:4 7,33 4 400 7,33 8,33 4:5 10,42       n 100n dn – 1 dn – 1 + 1 n : (n + 1) dn = d n + 1 n(dn – 1 + 1) n Bu tablodan, sözgelimi 3. hamleden sonra las- {dn} dizisinin ilk birkaç terimini hesaplayalım: lastik uzunluğu santimetre cinsinden 100(n + 1) olmuştur. Karıncanın lastiğin tik uzunluğunun 4 metre olduğunu ve karın- d1 = 2 (d0 + 1) = 2 ucuna varmış olabilmesi için dn = (n + 1) Hn ≥ 100(n + 1) veya Hn ≥ 100 canın başlangıçtan yaklaşık 7,33 cm uzaklaş- d2 = 3 (d1 + 1) = 3 (2 + 1) = 3 + 3 olması gerekir. {Hn} dizisinin sınırsız art- 2 2 1 2 tığı hatırlanırsa, karıncanın lastiğin diğer mış olduğunu (veya varmak istediği uca yak- laşık 3,93 metre uzakta olduğunu) görürüz. d3 = 4 (d2 + 1) = 4 + 4 + 4 3 1 2 3 Tablonun n sıra numaralı satırında ise n 5 5 5 5 5 5 hamle sonunda karıncanın başlangıca olan d4 = 4 d3 + 4 = 1 + 2 + 3 + 4 ucuna erişebileceği anlaşılır. Ulaşabileceği hamle sayısı da Hn ≥ 100 eşitsizliğini sağla- uzaklığı santimetre cinsinden dn ile gösteri- Buradan yan en küçük n tam sayısıdır. Hn ≈ ln(n) + γ lerek bir bağıntı elde edilmiştir. Bu bağıntı- yı şöyle yazabiliriz: dn = (n + 1)d 1 + 1 + 1 + ... + 1 n = (n + 1) Hn yaklaşık değerini kullanarak n ≈ e100 − γ ve 2 3 n buradan n ≈1,51 × 1043 bulunur. dn = d n + 1 n(dn + 1) n – 1 olduğu görülür. n hamle yaptıktan sonra Olimpik Havuz KİTAP ALIŞVERİŞİ göstersin. Bu örnekte ilk kişi (1, 2, 3) numaralı olması için 5 k = 5 için örnek verelim. kitapları, ikinci kişi (1, 4, 5) numaralı kitapları almıştır. Herkesin en az bir ortak tüm kitapların 1112223333 kitap aldığı, diğer şekilden rahatlıkla 2464554455 görülebilir. tam olarak 4 3576777766 Şimdi k < 5 olamayacağını gösterelim. Birinci kişi diğer 9 kişiyle de ortak kitap kez alınması 2 6 Kitapları 1’den 7’ye kadar numaralandıralım. aldığı için, birincinin aldığı kitaplardan gereklidir. 1 Her sütundaki sayılar, o kişinin aldığı kitapları biri toplam en az 4 kere alınmıştır. k = 4 Ancak toplam kitap sayısı 7 4 3 olan 30, 4 ile bölünemez. Sonuç olarak k = 5 olmalıdır. ÇEMBERDE EŞ UZUNLUKLAR benzerliklerden |AF| = |DF| ve |CD| = |DF| olduğu, dolayısıyla |AF| = |CD| olduğunu buluruz. İlk olarak OB // DF olduğunu görelim. M, [OB] nın orta noktası olsun. AOB üçgeninde OB, BA, AO A doğru parçaları C de kesiştiği için Ceva teoremini B uygulayarak MO · DB · FA =1 M D MB DA FO OC elde ederiz. |MO| = |MB| olduğu için DB = FO DA FA yani OB // DF buluruz. Buradan AOB üçgeni ile F CANKURTARAN EKİBİ AFD üçgeninin benzer olduğunu ve OBC üçgeni Ali Doğanaksoy, ile DFC üçgeninin benzer olduğunu elde ederiz. Çetin Ürtiş, |AO| = |OB| ve |OC| = |OB| eşitliklerini kullanarak bu Enes Yılmaz, Fatih Sulak, (Doğru çözüm gönderen okurumuz: Eyüp Amanvermez) Muhiddin Uğuz, thinkstock Zülfükar Saygı. 61

Nasıl Çalışır? Murat Yıldırım Hava Basıncı Taş yerinde ağırdır derler. Peki ya etrafımızı saran hava? Kilometrelerce yükseğe çıkan havanın günlük hayatımıza etkisi nedir? Hava da kendi ağırlığını bizim sırtımıza mı yüklüyor? Bunu cevaplamak için önce ortaokul fizik bilgilerimize dönmek zorundayız. SCIENCE SOURCE/ Photo Researchers/ Getty ImagesTürkiye Katı, sıvı Bu ortaokul ve gazların bilgileri ne işimize basıncı yarayacak? Basınç bir kuvvetin uygulandığı Hazır ortaokula dönmüşken atmosfer yüzeye dik bileşeninin birim basıncı ile ilgili bize gösterilen ilk alana etkiyen miktarına verilen deneyi hatırlayalım. Ağzına kadar su isim. Örneğin ağırlığımızın, doldurulan bardak üzerine bir ayakkabılarımızla yere temas karton parçası konularak ters çevrilir, ettiğimiz toplam alana bölünmesi karton düşmez ve su dökülmez. yere uyguladığımız basıncı verir. Kartonun altındaki atmosfer basıncı Geniş yüzeyli kar ayakkabıları, (çünkü gazlar basıncı her yönde iletir) ağırlığımız değişmediği halde kar bardağın üzerindeki atmosfer üzerinde rahatça yürümemizi sağlar. basıncının suya ulaşmasına izin vermez. Ağırlık değişmediği halde yüzeyin Kartonun üzerinde kalan su, genişlemesi basıncı düşürerek kar atmosfer basıncı tarafından taşınır. üzerinde kalmamızı sağlar. Bu deneyi çay bardağıyla, Toprağa çakmak istediğimiz bir su bardağıyla hatta limonata kazığın ucunu sivriltmek ise basınç bardağıyla yapabilirsiniz. kavramını lehimize kullanmanın Ama acaba bardak ne kadar başka bir yoludur. Sivrilen kazığın uzun olursa su dökülür? ucundaki alan küçüldükçe basınç artar ve kazığın toprağa Cevabınızı sağ sayfadaki çok daha rahat saplanmasını sağlar. Toricelli deneyi kutucuğunda Sıvı ve gazlardaki basınç katılardan bulabilirsiniz. farklıdır. Sıvı veya gaz dolu bir balonu sıkıştırdığınızda balon her yöne büyür. Katılarda ise basınç sadece kuvvet yönünde vardır. 62

Bilim ve Teknik Mart 2013 [email protected] Toricelli deneyi Boşluk Toricelli deneyinde, İtalyan fizikçi 80-90 cm’lik bir tüpe cıva doldurup Hava Basıncı Hava Basıncı ağzını kapatır ve tüpü (ağzı cıva içinde kalacak şekilde) cıva dolu bir kaba batırdıktan sonra tüpün ucunu açar. Tüpün içinde cıva seviyesi Cıva alçalır ve belli bir yükseklikte (75 cm civarında) bir cıva sütunu ve bir miktar boşluk (hava boşluğu değil sadece boşluk yani vakum) olu- şur. Cıva hava basıncını her yönde iletir, fakat tüpün içinde atmosfer basıncı olmadığı için açık hava basıncına denk miktarda cıva tüpün içinde yükselir. Toricelli deneyini suyla yapsaydık ihtiyacımız olan deney tüpünün uzunluğu 10 m’yi geçecekti. Yani suyun dökülmesi için gerekli bardak uzunluğu da 10 metreden fazla olacaktı. thinkstockKaynama sıcaklığıyla Magdeburg deneyi alamyyüksekliğin ne ilgisi var? ya da vakumun gücü adına! SPLOrtaokulda ve lisede bize öğretilen bilgilerAçık hava basıncı ile ilgili deneylerden bahsedip de Magdeburg arasında yüksek bölgelerde suyun daha düşük yarıkürelerinden bahsetmemek olmaz. Alman bilim insanı ve Magdeburg’un sıcaklıklarda kaynadığı da vardır. Bu da hava belediye başkanı Otto von Guericke pistonlu bir hava pompası icat etmişti. basıncı ile ilgili olduğu için hemen onun da Hem pompasının hem de açık hava basıncının gücünü gösteren bir mantıksal sebebini sizinle paylaşalım. Kaynama deney düzenledi. 50 cm çapında, içi boş bir küre hazırladı. Küre birbirine sıcaklığına ulaşmış bir molekülün hem kendisini geçmeli iki parçadan oluşuyordu ve kapatıldığında hava geçirmiyordu. diğer sıvı moleküllerine bağlayan moleküler Von Guericke kendi icadı olan pompa ile kürenin içindeki havayı boşalttı. bağları kırması hem de buharlaşıp havaya Sonra kürenin iki yarısını atlara bağladı. Yaptığı bir gösteride her takımda karışabilmesi için üzerindeki atmosfer basıncını sekizer, başka bir gösteride on beşer at vardı. Fakat Von Guericke küre yenmesi gerekir. Yükseklik arttıkça atmosferin üzerindeki vanayı açıp hava basıncını eşitleyene kadar atlar yarıküreleri incelir ve hava basıncı azalır. Basınç azalınca birbirinden ayırmayı başaramadı. Buradaki ilke bizim ters bardak su daha erken kaynar. Düdüklü tencerelerde deneyimizdeki ilkeyle aynı. Kürenin içinde hava olmadığı için hava basıncı olduğu gibi suyun üzerindeki basıncı artırırsanız da olmuyor ve dışarıdaki havanın basıncı yarıküreleri bir arada tutuyor. su daha geç kaynar ve açık havadaki kaynama sıcaklığının üzerine çıkarak ne pişiriyorsanız daha Not: Burada anlatılanları hiç zorlanmadan anladıysanız ortaokul fen hızlı pişmesini sağlar.su daha geç kaynar ve açık öğretmeninize bizim adımıza da teşekkür ediniz. Size günlük hayatınızda havadaki kaynama sıcaklığının üzerine çıkarak çevrenizi gözlemlerken bilimin yardımını almayı öğrettiği ne pişiriyorsanız daha hızlı pişmesini sağlar. için elini bir kere de bizim için öpünüz. 63

Özlem Ak İkinci Dr, Bilimsel Programlar Uzmanı, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi Kanserde Doğru Adres: Modern Tıp Bilimin her alanında her geçen gün önemli gelişmeler oluyor. Özellikle tıp alanında kaydedilen gelişmeler pek çok hastalığın tedavisinde, ilerlemesinin durdurulmasında, erken tanısında büyük rol oynuyor. Bu önemli gelişmeler, adı bile insanı ürperten “kanser” için de geçerli. Bu konuda şanslı bir ülkeyiz, dünyadaki kanser tedavisine yönelik tüm yeni gelişmeler bir iki ay içinde burada da uygulanabiliyor. Bir yanda gelişmeler sürüp giderken diğer yanda bu “modern tıp” yöntemlerinin karşısına “alternatif tıp” yöntemleri çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Medikal Onkoloji Ünitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Çelik ile kanser, kansere neden olan etkenler ama en önemlisi de kanser tedavisinde modern tıp yöntemlerinin ne kadar önemli olduğunu konuştuk. Kendisi özellikle kanser hastalarına ve yakınlarına seslendi: “ Modern tıbbın alternatifi olamaz, bunun aksi ancak vakit kaybı olur…” 64

>>> Bilim ve Teknik Nisan 2013 Prof. Dr. İsmail Çelik bir medikal onko- log. Medikal onkologların işinin kanser te- davisinin hangi aşamasında başladığını sor- duğumuzda Prof. Dr. İsmail Çelik şu örnekle yanıt veriyor: “Düzenli aralıklarla çekilen mamografide tespit edilen küçük bir tümö- rün çekilen bir sonraki mamografide büyü- düğü tespit edilirse biyopsi alınıyor ve teda- viye başlanıyor. İşte bu, kanserin erken tanısı ve hastanın kurtulması anlamına geliyor. Tü- mörün kan dolaşımına geçip diğer organla- ra doğru yayılmaya başladığı durumda yani kanserde medikal onkologların işi başlıyor.” Modern Bilimin Alternatifi Olmaz Adı bile insanı ürküten kanser insanın kendisinin ya da bir yakının başına gelince Prof. Dr. İsmail Çelik’in deyimiyle “ocak- larına ateş düşüyor”. Bu ifade Çelik’in yıl- lardır edindiği gözlemlere dayanıyor. Ama sözlerine şunu da ekliyor: “Dünyada yeni çıkan her tedavi yöntemi bir iki ay içinde Türkiye’ye de geliyor. Bu yüzden şanslıyız. Kansere yakalanan bir kişi ya da hasta ya- kını medikal onkologlardan yardım istedik- leri, çareyi modern tıpta, modern bilimde aradıkları sürece doğru yoldalar. Ancak o korku ve paniğin ardından izledikleri yan- lış bilgiler veren bir televizyon programı, bazen de çevreden duydukları birkaç söz, kanser gibi zamanın çok önemli olduğu bir hastalıkta zaman kaybına neden oluyor”. Prof. Çelik “alternatif tıp” olarak adlandırı- lan alanlarda çare arayan ve zaman kaybe- den hastaların ya da yakınlarının bir süre sonra kendilerine başvurduğunu söylüyor. Çelik “Otomobil bozulunca servise gidiyor- ilaç kullanarak tedavi olur; bir hastaya, özel- sak, lastiği patlayınca lastikçiye gidiyorsak, likle de kanser hastasına, herhangi bir seb- sağlık bozulduğunda da sağlık kurumlarına zenin ya da bitkisel bir karışımın ilaç olarak gitmek gerek” diyor. Prof. Çelik kanser ha- önerilmesi son derece yanlış. Aynı şekilde beriyle sarsılmış, neredeyse sağduyusunu tek bir besini öne çıkaran diyetler konusun- ve düşünme yeteneğini yitirmiş kişilerin da da herkesi uyarıyor. Bir hastalığı tedavi bu hassasiyetinden yararlanmaya çalışan etmek çok ciddi bir iş. Tıp doktoru olmadan ve gün geçtikçe de artan “başka tedavi yön- ya da tıp doktoru olsa da uzmanlık alanına temleriyle” vakit kaybedilmesine neden olan girmeyen hastalıklar için tedavi önerisinde kişilere ve televizyon programlarına son de- bulunanlar, Prof. Çelik’e göre bir insanlık rece tepkili. Prof. Çelik’e göre bir hasta ancak suçu işliyor. 65

“Her hastalığı tedavi edebilirim” ifadesi- Diğer yandan da, yaşlanabilmek bir mo- nu vurgulayan Çelik, aslında Anadolu’daki nin bir bilim insanına yakışmadığını belirten dernlik ve refah göstergesi. Prof. Dr. İsmail halkın görsel ve yazılı basında yer alan diyet Çelik, bilim insanının tereddütlü konuşaca- Çelik çeşitli istatistiksel yöntemlerle Türki- listelerine pek de itibar etmediğini, bunun da ğını da vurguluyor. Herhangi bir besinle ya ye’deki orta yaşlıların yaşlı, genç yaştakilerin doğru olduğunu söylüyor. da alternatif tıp yöntemleriyle tedavi umudu de orta yaşlı kabul edileceği bir senaryoda vermek hastaların sadece zaman kaybetme- dahi, Türkiye’deki kanser oranının Avrupa Beslenme demişken, Prof. Çelik’e Nobel sine neden oluyor. Özellikle kanserde has- ve Amerika’daki kanser oranlarından daha Ödüllü bilim adamı Dr. James Watson’un, talığın evresi çok büyük önem taşıyor. Bu düşük bulunacağını söylüyor. Türk halkı- brokolinin kanserli hücrelerin vücuttaki nedenle özellikle Sağlık Bakanlığı’nın, mes- nın çok şişman olmamasını, genellikle doğ- yayılımını engellemediği, aksine kansere lek gruplarının ve RTÜK’ün bu konuda çok ru beslenmesini, “fast food” tüketiminin az neden olduğu iddiası konusunda ne dü- duyarlı olması, hastaların doğru adrese yani olmasını, her besini kapsayan bir beslenme şündüğünü sorduk. Prof. Çelik kanserin medikal onkologlara başvurması gerekirken çeşitliliğinin olmasını bizlerin şansı olarak tedavisinde oksijensiz bir ortam yaratmak başka kişilerde ve yöntemlerde çare arama- değerlendiriyor Prof. Çelik. Anadolu’nun ve kanserli hücreyi öldürmek gerekiyorken sının önüne geçilmesi gerektiğini belirtiyor her yöresinde mutfakların sağlıklı olduğu- antioksidanla oksijen verilmesinin tedavi- ve ekliyor: “Bilimdeki bunca yenilenmeye ve yi engellediğini ve kemoterapinin etkisini gelişmeye karşın, neden bilimin alternatifi yok ettiğini belirtiyor. Yani Dr. Watson’a hak aranır ki?” veriyor. Sağlıklı insanların da belli besinleri sürekli ve fazla miktarda almasının hiçbir Avrupa’da kanser hastalarının oranı faydası olmayacağı gibi zararlı da olabile- 100.000’de 500, ABD’de 600 iken, Türkiye’de ceğini belirtiyor. Örneğin domates, brokoli 200-250. Rakamlara bakılırsa Türkiye’deki ve lahana gibi gıdaların fazla tüketilmesinin kanser oranı Avrupa’nın ve ABD’nin ne- kanserden koruduğuna dair yeterli veri ol- redeyse yarısı kadar. Ancak bu, biz kanser madığını, kahve tüketiminin kansere neden olmuyoruz anlamına gelmiyor. Bu rakam- olduğuna ve yeşil çayın kanserden korudu- ların sebebi, ülkemizin Avrupa ve ABD ka- ğuna dair bilimsel bir bulgu olmadığını, ha- dar yaşlı nüfusa sahip olmaması. Kanser % zır gıdalardaki katkı maddelerinin -uygun 80-90 oranında yaşlılık hastalığı. Yaşlanmak oranlarda kullanıldıkları takdirde- kanser kanserden “kaçamamak” anlamına geliyor. yapıcı etkisi olmadığını, organik olarak ta- 66

>>> Bilim ve Teknik Nisan 2013 Kanserde Doğru Adres: Modern Tıp nımlanan yiyeceklerin kanser riskini azalt- da taze olarak yendiği takdirde kanserden 200’e varan artış dikkat çekmeye başlamış. tığına dair de bir veri bulunmadığını özel- koruyucu olacağını söylüyor. Yiyeceklerle 2009 yılının ortalarından itibaren yapılan ve likle vurguluyor. Prof. Çelik’e göre vitamin alınan B grubundan bir vitamin olan folik sayıları gittikçe artan araştırmalarda, folik takviyeleri ve kapsüllerinin kanserden ko- asit kanserden koruyucu etki yaparken, her asidin yüksek dozlarının normal hücrelerin ruma etkisi yok, hatta aksine kanseri tetik- gün yüksek dozda tablet şeklinde folik asit yanı sıra kanser hücrelerinin çoğalmasını lediklerini gösteren çalışmalar var. Havucun almanın kanser ve kalp damar hastalığı ris- da kolaylaştırıp hızlandırdığı gösterilmiş. içinde de bulunan beta-karoten maddesinin kini artırdığı gösterilmiş. Folik asidin felç ve Norveç’te yapılan çalışmalarda folik asit ve fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kalp hastalığı riskini azalttığı, kalın bağırsak B12 desteği alan kalp hastaları arasında ak- kanseri riskini artırabiliyor. Bir araştırmada, kanserini engellediği varsayımı nedeniyle ciğer kanserine yakalananların sayısının, ge- sigara içenlere beta-karoten tableti verildi- birçok insan folik asit tabletleri kullanma- nel nüfusa oranla yüzde 25 daha fazla oldu- ğinde ölüm oranlarının arttığı tespit edil- ya başlamış. Hatta ABD’de, Kanada’da ve ğu ortaya konmuş. Bu araştırmada, vitamin miş. Prof. Çelik bu sonuçların havucun tü- Şili’de unlara ve benzeri ürünlere folik asit desteği alanların diğer kanser hastalıkları ve ketilmemesi gerektiği anlamı taşımadığını, katılmış. Fakat yıllar sonra, bu ülkelerde başka rahatsızlıklar nedeniyle ölüm oranla- aksine havucun günlük gıda alımı sırasın- kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde % rının da daha yüksek olduğu vurgulanmış. Kanser ve Aşı Kanser tedavisi sırasında aşı uzun zamandır kullanılan bir yön- Savunma hücrelerinin işlevini gereği gibi yerine getiremediği ve tem. Her türlü kanser için uygulanabilen aşı bir tedavi şekli değil, kanser hücrelerinin çoğalmaya devam ettiği noktada aşı devreye özellikle kemoterapi öncesinde çok işe yarıyor. Kulağa çok kor- giriyor. Bu durumda kanser hücresinden örnek alınıp laboratuvar kutucu gelse de Prof. Çelik’ten vücudumuzda aslında her gün ortamında çok fazla sayıda bağışıklık hücresi üretiliyor ve tekrar vü- 1000-10.000 arasında kanser hücresi yapıldığını öğreniyoruz. Bu cuda veriliyor, böylece vücutta kanser hücrelerine karşı çok büyük hücrelerle vücudumuzdaki savunma yani bağışıklık hücrelerimiz bir savaş başlatılmış oluyor. Kanser tüm vücuda yayılmış olsa bile savaşıyor ve kanser hücrelerini yok ediyor ya da bu hatalı hüc- bu büyük savaş en azından zaman kazanılmasını sağlıyor. Ama tek- reler, hücre intiharı da diyebileceğimiz apoptoz yoluyla ölüyor. rar hatırlatalım: Aşı bir mucize değil, bir zaman kazandırma aracı. 67

Kanserde Doğru Adres: Modern Tıp Önemli Bir Hatırlatma! Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Türkiye’de fazla olduğu tek bölgenin Türkiye’nin doğusu Sigara Bırakma Kliniği’nin yöneticisi olan Coğrafi Bölgelere olduğunu söylüyor. Çelik’e göre Erzurum’da Prof. Dr. İsmail Çelik ülkemizde sigara so- Göre Kanser yaşayan biri çayı sıcak ve çok fazla içiyor, kır- rununun devam ettiğini söylüyor. Bir yan- mızı et tüketiyor, biraz da yaşlanınca çok da da “Türk gibi sigara içmek” diye bir deyim, Türkiye’de kanser türleri ve oranları coğ- fazla hareket etmiyor, şişmanlıyor; bir de eğer diğer yanda ise sigara yasaklarını dünyada rafi bölgelere göre farklılık gösteriyor. Doğu sigara içiyorsa bunların hepsi mide ve yutak en hızlı uygulamayı başaran ülke olmak… Anadolu’da yaşayan biriyle İzmir’de yaşayan kanseri riskini artırıyor. Bu nedenle mide Prof. Çelik’e göre zaman zaman delinen si- birinin kanser olma riskleri ve yakalanabile- kanseri ve yutak borusu kanseri ipek yolu gara yasağı aslında sigara içenler için değil, cekleri kanser türleri farklı. Prof. Çelik dün- kanserleri olarak biliniyor. Meme kanseri sigara içenlerin çocuklarının bu alışkanlığa yada mide kanserinin bağırsak kanserinden Doğu’da çok az, batıda daha fazla görülüyor. sahip olmaması için. Sigara yasağının en önemli amacının en azından çocukların sigara içilmeyen bir ülkede yaşamasını sağ- lamak olduğunu vurguluyor. Sigara içen ka- dınların sayısının gün geçtikçe arttığını söy- leyen Prof. Çelik önceden kadınlarda en çok rastlanan kanser türünün meme kanseri ol- duğunu oysa artık akciğer kanseri oranının meme kanseri oranını geçtiğini vurguluyor ve meme kanserinde tedavi şansı çok yüksek iken akciğer kanserinde aynı durumun söz konusu olmadığını hatırlatıyor. Kansere neden olan etkenler arasında genetiğin rolü sadece % 5. Asıl önemli olan çevresel faktörler. Çünkü çevresel faktörler genetik riskin ortaya çıkma olasılığını artırıyor. Bu çevresel faktörlerin en önemlilerinden biri beslenme. Yapılan çalışmalarda şişmanlığın kanser riskini artırdığı gösterilmiş. Prof. Dr. Çelik zararlı olmadığı düşünülen bazı yağlı gıdaların (zeytinyağı ve kuru yemişler de dâhil olmak üzere) çok miktarda alınmasının obeziteye yol açabileceğinin unutulmaması gerektiğini söylüyor. 68

<<< Bilim ve Teknik Nisan 2013 Prof. Dr. Çelik’e kanser araştırmalarında Türkiye’nin durumunu sorduğumuzda Avrupa’da ilk beş içinde olduğumuzu öğreniyoruz. Kendisi bu durumun sadece kanser araştırma- larında değil, tüm tıp bilimlerinde aynı olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Çelik hastaların, özellikle de kanser hastalarının, Türkiye’de onkolog sayısı az ol- masına rağmen sağlık hizmetlerine erişmekte zorlanmadığını düşünüyor. Hatta Türkiye’nin bütün illerinde bulunan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinin (KETEM) yeterince etkin kullanılmadığını ve ye- terli başvuru olmadığını vurguluyor. KETEM’ler eğitim yoluyla toplumun kanser ve kanserde erken teşhisin ve taramanın önemi konusundaki farkın- dalığını artırmak, erken yakalanabilir kanserlerde erken teşhis ve toplum tabanlı tarama faaliyetleri yürütmek, bulunduğu ilde kanser kontrolünde etkin rol almak, tüm bu faaliyetler sonucunda da önlenebilir ve erken yaka- lanabilir kanserlerin görülme sıklığı ve ölüme neden olma oranını azaltmak amacıyla kurulmuş. 2011 yılından beri 81 ilde toplam 82 KETEM faaliyet gösteriyor. Bu merkezlerde kanserden korunma ve tarama yöntemleri hak- kında özel eğitim almış pratisyen hekimler, uzman hekimler, hemşire, ebe, röntgen ve laboratuvar teknisyenleri, tıbbi teknologlar ve tıbbi sekreterler görev yapıyor. Herkes KETEM’lerde ücretsiz tarama yaptırabiliyor. Kanser gibi, erken teşhisin yaşamsal önem taşıdığı bir hastalık için ülkemizde böyle bir imkânın varlığından herkesin haberdar olmasını istiyor ve bu konuda gereken hassasiyeti göstermelerini diliyoruz. Çünkü Doğu Anadolu Bölgesi’nde doğum yapma ve emzirme oranları yüksek, beslenme alışkanlığı gelenek- sel Anadolu beslenme alışkanlıklarına uygun. Batıda ise doğum yapma sayısı ve emzirme oranı düşük, ileri yaşlarda doğum yaygın. Tüm bunlar da meme kanseri riskini artıran etmenler. Bazı Kanser Türleri İçin Sevindirici Haber Prof. Çelik neyse ki kanserin özellikle bazı türlerinin Prof. Dr. İsmail Çelik’in anlattıklarından kanserden yakın bir zamanda, örneğin şeker hastalığı gibi, kronik korunmak için yaşam biçimimizi değiştirmenin, sigara- bir hastalık kategorisinde olacağını söylüyor. Ölüme ne- dan uzak durmanın, sağlıklı beslenmenin, kilo kontro- den olma oranı çok düşük olan meme kanseri ve bağır- lü sağlamanın ve hayatımıza sporu sokmanın almamız sak kanseri bu kanser türlerinden. Tabii bu durum başka gereken önlemler olduğunu anlıyoruz. Ancak tüm bu “alternatif tedavi” yollarında umut arayıp zaman kaybet- önlemlere rağmen olur da kanser ile bir gün yollarımız meyen, bir uzman doktora başvuran yani doğru adresi çakışırsa Prof. Dr. Çelik’in en önemli tavsiyesi şu: “Kan- bulan hastalar için geçerli. Ancak öyle bir kanser türü var ser türü ne olursa olsun yıllarca eğitim almış, yıllarını ki yakalanma ve ölüme neden olma oranı gün geçtikçe bu işe adamış, alanlarında uzman tıp doktorlarından artıyor: Akciğer kanseri. Prof. Çelik akciğer kanserinden başka kimsede ya da yerde mucize arayışına girmeyin”. korunmak için başta sigaradan uzak durmak gerektiğini özellikle vurguluyor. Bir de kanserdeki en kötü senaryo- Kanserin hayatımızda olmayacağı, sağlıklı günler lardan birinin kanserin beyine sıçraması olduğunu ifade diliyoruz. ediyor. Beyin dokusuna sadece kan şekeri geçebildiği kan geçemediği için, tedavide kullanılacak ilaç da beyne ya Prof. Dr. İsmail Çelik’e katkılarından dolayı teşekkür hiç geçemiyor ya da sınırlı düzeyde geçebiliyor. ederiz. 69

Özlem Ak İkinci Dr, Bilimsel Programlar Uzmanı, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi ÜAnrütinblaekritnerDiyieğler Yüzü Antibakteriyel sabunlar, antibakteriyel kişisel temizlik ürünleri, antibakteriyel tekstil ürünleri, antibakteriyel mutfak malzemeleri… Önceleri hastanelerde kullanımları yaygın olan antibakteriyel pek çok ürün artık evimizde. Antibakteriyel olmaları avantaj gibi görünse de pek çok bilim insanı ve araştırma kurumu bu özelliği sorguluyor ve bu konuda araştırmalarına devam ediyor. Anlaşılan o ki “antibakteriyel ürünler sadece zararlı bakterileri mi öldürüyor?” ya da “antibakteriyel ürünlerin insan sağlığına zararı var mı?” gibi sorular henüz net olarak cevaplanmamış. Triklosan, bakteri üremesini engellemek için da, toplam triklosan miktarının %85’inin kişisel ba- çoğunlukla diş macununa, deodorant ve sa- kım ve kozmetik ürünleri olduğu, bunların %75’inin bun gibi kozmetik ürünlere, mutfak gereçle- de diş macunları olduğu tespit edilmiş. Bu çalışma- rine ve tekstil malzemelerine eklenen antibakteriyel dan sonra da pek çok ürüne triklosan katılmamaya bir kimyasal madde. Triklosan deri yoluyla az mik- başlanmış. tarda emiliyor. Ama asıl emilim diş macunu kulla- nımında ağız yoluyla gerçekleşiyor. Bazı ürünlerde El sabunlarında ve diğer kişisel bakım ürünle- 40 yıldan fazladır kullanılıyor. Norveç Halk Sağlığı rinde de yaygın olarak bulunan triklosan Californi- Enstitüsü’nden gelen haberler bu kimyasal madde- a Üniversitesi’nden ve Colorada Üniversitesi’nden nin çocuklarda alerji gelişimi riskini artırdığını söy- araştırmacıların Proceedings of the National Academy lüyor. ABD’de yapılan bazı çalışmalardan da benzer of Sciences dergisinde yayımlanan çalışmalarına göre sonuçların elde edildiği biliniyor. Norveç’te yapılan hücresel düzeyde kas kasılmasını engelliyor, balıklar- çalışmada 10 yaşındaki çocukların idrarındaki trik- da yüzme hızının, farelerde ise kas gücünün azalma- losan düzeyinin, vücutta herhangi bir alerji olup ol- sına neden oluyor. California Üniversitesi Moleküler madığına dair bilgi veren immunoglubulin E (IgE) Biyolojik Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Isaac Pes- seviyelerinin artışıyla ilişkili olduğu görüldü. Atlan- sah, triklosanın hemen hemen herkesin evinde oldu- ta’daki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nde 623 ğunu ve yaşadığımız çevrede de yaygın olarak bulun- idrar örneğinin incelenmesi sonucunda Norveçli ço- duğunu, bunun da hem insan hem de çevre sağlığı cukların yaklaşık %50’sinin, ABD’li çocukların ise açısından endişe verici söylüyor. yaklaşık %80’inin idrarında triklosan tespit edildi. Triklosan derideki, ağızdaki ve bağırsaklardaki bakteriyel florayı değiştirebiliyor. Yararlı bakterilerin kompozisyonundaki değişim ise alerji gelişimi riski- nin artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden antibak- teriyel ürünlerin dolayısıyla da triklosan kullanımın- daki artışın alerji görülme sıklığındaki artış ile ilişki- li olduğu düşünülüyor. Norveç’teki doktorlar bakterilerin direnç kazan- masını önlemek amacıyla yıllardır antibakteriyel ürünlerin kullanımının azaltılması için çağrı yapı- yor. 2001’de triklosan kullanımıyla ilgili bir çalışma- 70

>< Bilim ve Teknik Nisan 2013 ABD Çevre Koruma Ajansı’nın 1998’deki tah- deki tartışmalara başka bir boyut kazandırıyor. An- minlerine göre ABD’de yıllık 454 tondan fazla trik- cak triklosanın kandaki proteinlere bağlanmasının losan üretilmiş ve bu kimyasal madde sucul alanlar- kimyasal maddeleri etkisiz hale getirmek için yeter- da, alglerden balıklara hatta yunuslara kadar pek çok li olmadığını da sözlerine ekliyor. Hatta bunun or- sucul canlının yanı sıra insan idrarında, kanında ve ganlara taşınmasını kolaylaştırabileceğini de vurgu- anne sütünde tespit edilmiş. Triklosanın kas etkinli- luyor. Bu nedenle yapılan bazı deneylerin kanda pro- ği üzerine etkilerini araştıran bilim insanları insanla- teinlerin varlığında yapılmasını ve kas aktivitelerinin rın ve hayvanların bir günde maruz kaldığı triklosan test edilmesini öneriyor. Pessah, triklosanın yaşam- miktarına yakın miktarları kullanarak deney yap- sal önemdeki iki protein arasındaki iletişimi etkile- mış. Test tüpünde yapılan deneylerde, triklorasan yerek kas işlevini bozduğunun gösterildiğini, bu ne- izole edilen kalp kası hücrelerinin ve iskelet kası lif- denle de bu konudaki düzenleme kurumlarının trik- lerinin kasılma işlevinin bozulmasına neden olmuş. losanın kişisel bakım ve kozmetik ürünlerinde kulla- Ekip triklosanın kas hücrelerinde kalsiyum iyonları- nılması için verilmiş izinlerin gözden geçirilmesi ge- nın akışını kontrol ederek kasılmayı sağlayan mole- rektiğini savunuyor. küler kanalları etkilediğini görmüş ve triklosan var- lığında kalsiyum kanallarında iki protein arasındaki Triklosan ilk olarak hastanelerdeki bakteriyel en- iletişimin bozulduğunu, dolayısıyla da iskelet ve kalp feksiyonları önlemek için geliştirilmişti, ama anti- kasının kasılmasında sorun oluştuğunu gözlemiş. bakteriyel ürünlerin evlere girmesiyle kullanımı yay- gınlaştı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) göre bazı Araştırmacılar triklosanın canlı hayvanlarda kalp diş macunlarında bulunan triklosan diş eti iltihabını ve iskelet kasının kasılma özelliğini bozduğunu da engelliyor. Ancak antibakteriyel sabun kullanımının bulmuş. 20 dakika triklosana maruz bırakılan uyuş- normal su ve sabun kullanımına göre insan sağlığı- turulmuş farelerin kalp işlevlerinde %25 oranında na bir yarar sağladığına dair kanıt yok. Uzmanlar an- azalma görülmüş. California Üniversitesi’nden kalp tibakteriyel ürünlerin çok fazla kullanılmasının bak- damar hastalıkları uzmanı Prof. Nipavan Chiamvi- teri türlerinde direnç oluşturma ihtimali konusun- monvat, triklosanın kalp işlevine etkisinin gerçekten da kaygılı olduklarını belirtiyor. FDA ve ABD Çev- çarpıcı olduğunu ve triklosan içeren antibakteriyel re Koruma Ajansı triklosanın kimyasal yapısı çevre- ürünlerin bu kadar yaygın kullanılmasının kalp yet- de kalıcı olan diğer zehirli kimyasal maddelere ben- mezliği bulunan kişilere önemli etkileri olabileceğini zediği için, yeni kimyasal risk değerlendirmeleri ya- söylüyor. Fakat ek çalışmalar yapılmadan, doktorla- pıyor. Bu çalışmaların sonucuna dayanarak, araştır- rın hastalığın doğal olarak mı ilerlediğini yoksa trik- macıların potansiyel sağlık riskleri açısından bu ko- losan gibi çevresel faktörler nedeniyle mi ilerlediğini nuyu tekrar tartışmaya açacağı düşünülüyor. ayırt etmesinin zor olduğunu belirtiyor. • Khtatpy:n//awkww.sciencedaily.com/releases/2012/11/121114083815.htm Araştırmacılar ayrıca triklosanın balıklara olan etkisini de araştırmış. 7 gün triklosana maruz kalmış sudaki balıkların yüzme aktivitesinde kontrol gru- bundaki balıklarınkine göre azalma görülmüş. California Üniversitesi Entomoloji Bölümü’nden Prof. Bruce Hammock, triklosanın çok farklı orga- nizmalarda hem kalp hem de iskelet kaslarının akti- vitelerine yaptığı büyük etkinin kendileri için sürpriz olduğunu belirtiyor. California Üniversitesi araştır- ma ekibi daha önceki çalışmaları sonucunda da trik- losan ile üreme hormonlarının etkinliğinin ve beyin- deki hücrelerarası iletişimin bozulması arasında iliş- ki olduğunu belirlemiş. Bilim insanlarına göre farklı hayvan modelleriyle farklı deney koşullarında yapı- lan çalışmalardan elde edilen çarpıcı sonuçlar, triklo- sana maruz kalmanın insan ve hayvan sağlığına etki- si olduğunu gösteriyor. Pessah triklosanın 40 yıl önce kullanılmaya baş- landığını ve kandaki proteinlere bağlanmasının kim- yasal etkinliğini azaltabileceğini söyleyerek bu yön- 71

Ottoman School / The Bridgeman Art Library / Getty Images TürkiyeEmine Sonnur Özcan Dr., Uzman, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi NevruzOrtaçağ İslam Âlimlerine Göre Günlerin 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlayıp gece ve gündüzün eşitlendiği 21 Mart’a verilen isimdir Nevruz. Kış boyunca dinlenen doğanın yavaş yavaş uyanıp bahar kıvamına girdiğinin müjdecisi olan Nevruz, değişik isimler altında da olsa tarım ve hayvancılıkla geçinen tüm kadim halkların toprağa bağlı hayatlarında büyük önem taşımıştır. Farsça “nev” (yeni) ve “rûz” (gün) kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşan Nevruz, etimolojik izlerinden de anlaşılacağı üzere Fars/İran kaynaklı bir bayramdır. Bir Doğu kültür ögesi olarak Nevruz’u, eserlerinde bu konuda antropolojik, sosyolojik ve etnografik bilgilere yer veren İslam âlimlerinin gözlem, araştırma ve aktarımlarına dayanarak inceledik. 72

Bilim ve Teknik Nisan 2013 thinkstock Ortaçağ İslam âlimleri Nevruz’un ne çok meşhur bir Fars bayramı olan inci çıkarılmış; misk, amber ve farklı ko- başlangıcını, Nuh Tufanı za- Mihricân’ın Nevruz’dan 1050 sene sonra kular ithal edilmiş; demirden aletler ya- manına dayandırır. 20. yüz- kurumsallaştığını aktarır. Ayrıca Yakûbî pılmış; at ve diğer bazı hayvanlar evcil- yıl başlarında Batılı arkeologların Gü- ve Mesûdî’ye göre Nevruz, Farsların en leştirilmiş; saraylar, evler inşa edilip ima- ney Mezopotamya’da yaptığı arkeolo- büyük bayramıdır. Mesûdî, Mısır coğ- lathaneler kurulmuştur. Kisrevî’ye göre jik kazılar ve Sümer tabletlerindeki ifa- rafyasının kadim halkı Kıbtîlerin Gü- Nevruz, Sâm’ın torunlarından Pervîz oğ- delerle de desteklenen Tufan, günümüz- neş takvimlerinin Farslarınki ile uyum- lu Keyhüsrev’in kral olduğu gündür. Bu den yaklaşık 4000-5000 sene öncesine ta- lu olduğunu, yılın ilk ayının ilk günü- ifadelerden Nevruz’un Farslar için me- rihlendiriliyor. Mesûdî’ye (öl. 956) gö- nün Mısır’da Kıbtî Nevruzu olarak anıl- deniyetin başlangıcını da sembolize etti- re Tufan zamanın hükümdarı, aşağı- dığını söyler. Yakûbî aynı bilgileri biraz ği anlaşılır. da örneklerini vereceğimiz birçok Nev- daha açarak Kıbtîlerin ilk gününde Nev- ruz rivayetinin kaynağı olan Fars sultanı ruz Bayramı yaptığı ayın adının “Tût” ol- Bîrûnî (öl. 1048) eski toplumların Cemşîd’dir. Dineverî (öl. 895), Cemşîd’i duğunu aktarır. Yakûbi’ye göre Mısırlı- takvimleri, bayramları ve önemli gün- Nuh Peygamber’in çocuklarından Sâm’ın lar dünyanın imarının Nevruz gününde lerini konu edindiği Geçip Giden Asır- torunu olarak belirlemiştir. Dineverî, başladığına inanır. Câhîz, Fars hüküm- lardan Geriye Kalan İzler (el-Âsâru’l- Yakûbî (öl. 897) ve Mesûdî, Nevruz darlarının Nevruz ve Mihricân bayram- Bakiye ‘ani’l-Kurûni’l-Hâliye) isimli ese- Bayramı’nın onun zamanında ilan edildi- larında en güzel giysilerini giyip süslene- rinde Nevruz’a ilişkin pek çok bilgi ve ri- ğini ortaya koyar. Farsların Güneş takvi- rek halkı tatlı dil ve güler yüzle meclisle- vayet aktarır. Nevruz etimolojisine dair, mine göre senenin ilk ayı Fervardîn’in ilk rine kabul ettiklerini anlatır. Diğer yan- efsanevî hükümdar Cemşîd’e dayandır- günü Nevruz’dur. Dolayısıyla Nevruz’un dan Câhîz, Kisrevî isimli bir âlime da- dığı çok sayıda bilginin yanı sıra Fars ta- aynı zamanda Farsların yılbaşı günü ol- yandırarak verdiği bilgilerde Nevruz’la rihi dışına taşan bir ifadesinde Nevruz’u duğu da söylenebilir. birlikte yaşanıldığına inanılan gelişme- Süleyman Peygamber’le ilişkilendirir. leri sıralar. Öyle ki Nevruz’un ilanından Câhîz’in Güzellikler’de (el-Mehasîn) kıs- Öte yandan kaynaklardan edindiği- itibaren krallıklar hâkimiyetlerini kur- men değindiği bu bilgiye göre, İslami bir miz bilgilere göre Nevruz, Farsların bi- muş; gümüş, altın ve diğer madenler ile mezhep olan Haşviye’ye mensup birisi linen ilk bayramıdır. Câhîz (öl. 869), yi- el-Bîrûnî’ye şunları anlatmıştır: 73

thinkstock Ortaçağ İslam Âlimlerine Göre Nevruz Diğer yandan Bağdat’ta Mecûsî bir ra- hibin el-Bîrûnî’ye anlattıkları, Nevruz’un Allah, Süleyman Peygamber’i ceza- ti. Onu hediye olarak Süleyman’a bırak- yanı sıra şekerin tarihine de ışık tutar: landırmıştı. Bunun sonucunda Süley- tı ve uçtu gitti. Süleyman’a hâkimiyetinin Kadim zamanlarda Nevruz’da insanla- man meşhur yüzüğünü ve dolayısıyla hü- iade edildiği güne Farslar “Nevrûz âmad” rın birbirlerine şeker hediye etme gele- kümdarlığını kaybetti. Yaptığı kötülük- (yeni gün geldi) dediler ve o gün Nevruz neği vardı. Geleneğin ortaya çıkma se- ten pişmanlık duyup Allah’tan af dileyen olarak anılmaya başlandı. Bîrûnî, minik bebi ise şöyleydi: Daha önceleri bilinme- Süleyman’a hâkimiyeti 40 gün sonra ia- kırlangıcın yaptıklarının da Nevruz’daki yen şeker kamışı ilk olarak Cemşîd’in ül- de edildi. Böylelikle Süleyman rüzgâra ve su serpme ve birbirine hediye verme ge- kesinde ve Nevruz gününde ortaya çık- kuşlara hâkim olma yetisini de geri ka- leneğinin sebebi olduğunu söyler. tı. Cemşîd, şeker kamışının sulu bir bit- zandı. Sultan Süleyman, rüzgâra kendi- ki olduğunu gördü. Sıkıp suyundan iç- sini taşımasını emretti. Rüzgâr onu din- Bîrûnî’nin Cemşîd’e bağladığı Nev- ti ve tatlı olduğunu keşfetti. Bunun üze- ledi ve emrini yerine getirdi. Derken bir ruz’la ilgili bilgilerden bir diğeri, günü- rine şeker kamışının suyunun sıkılma- kırlangıç geldi ve Süleyman’a “Ey Melik! müzde Anadolu’da da görebileceğimiz, sını ve ondan şeker üretilmesini emret- İçinde yumurtalarım olan yuvam vardı. bayramlarda salıncak kurma geleneğine ti. Nevruz’dan sonraki beşinci gün şe- Rüzgârla yok olsun istemiyorum. Lütfen işaret ediyor gibidir: Cemşîd, uçan ara- ker hazırdı. Böylece Nevruz’da insanla- rüzgârı geri çevir ve yuvamı bana ver” basını edindiği gün ona bindi. Cinler ve rın birbirlerine şeker hediye etmesi gele- dedi. Süleyman kırlangıcı dinleyip isteği- şeytanlar onu hava yoluyla bir gün içinde nek haline geldi. ni yerine getirdi. Bir süre sonra kırlangıç Debâvend’den Bâbîl’e taşıdı. Bunun üze- gagasında taşıdığı suyla Süleyman’ın hu- rine insanlar o günü bayram ilan etti. Ay- Cemşîd, Nevruz günü bir kanun çı- zuruna indi ve suyu önüne serpti. Kırlan- rıca her sene Nevruz’da Cemşîd’in uçma- kararak eski tapınakların yıkılmasını ve gıç Sultan’a bir de çekirge ayağı getirmiş- sına öykünerek salıncaklara binip sallan- yerine yenilerinin yapılmamasını emret- dılar. ti. Bunun üzerine Allah ondan razı ol- du ve halkına sağlık bahşetti. Cemşîd’in halkı o kadar çoğaldı ki topraklarına sığ- maz oldu. Buna karşılık Allah onun top- raklarını üç katına çıkardı. Arkasından, yine bir Nevruz gününde Cemşîd hal- kına yıkanmayı emretti. Bîrûnî’ye göre Cemşîd’in arzusu halkın günahlarından temizlenmesini ve felaketlerden korun- masını sağlamaktı. Bîrûnî, Nevruz günü yıkanma gele- neğini o günün su perisinin havayla bu- luştuğu kutsal gün olmasına bağlayanlar bulunduğunu da aktarır. İnsanlar Nev- ruz sabahı, gündoğumu vaktinde kalkıp bir kaba su doldurur ve kendilerini ısla- tırdı. Böylelikle bir yıl boyunca kötülük- lerden korunacaklarına inanırlardı. Bîrûnî, insanların Nevruz günü yı- kanmaları gibi birbirlerine su sıçratma- larının da yaygın bir gelenek olduğu- nu söyler. Bu geleneğin kökenine ilişkin duyduğu bir bilgiye göre, Fars hükümda- rı İranşâh zamanında uzun süre yağmur yağmadı ve büyük kuraklık yaşandı. Ar- dından Cemşîd tahta çıkınca, günlerce yağmur yağdı. Halk bu duruma çok se- vindi ve yağmuru uğurlu buldu. Bu ne- denle Nevruz günü insanların birbirle- rine su sıçratmaları gelenek haline geldi. 74

<<< Bilim ve Teknik Nisan 2013 William Biscombe Gardner / The Bridgeman Art Library / Getty Images Türkiye Bîrûnî’nin aktardıklarına bakılırsa, Fars âlim- Bîrûnî’nin el-Âsâru’l-Bâkıyye adlı eserinde geç- lerinden bazıları Nevruz’da yıkanma ya da su sıç- miş milletlerin takvimleri ve özel günleri bağla- ratma/serpme geleneğini hayli materyalist bir göz- mında okuruyla paylaştığı bilgilere göre, İran’a gö- le değerlendirmiştir. Onlara göre bu geleneğin esas rece uzak Mısır’daki Kıptîler dışında Fars coğrafya- nedeni kir ve pisliklerden arınma ihtiyacıdır. Ateşe sı yakınındaki Soğdlular ve Harezmlilerde de -ba- tapan Mecûsîler, sürekli ateşle karşı karşıya olmala- harın ve yeni yılın başlangıcı olması bağlamında- rı sebebiyle, onun dumanına ve isine maruz kalıyor, Nevruz Bayramı kutlanıyordu. Buna karşın, Arap- kirleniyorlardı. Hem ateşin kirinden hem de hasta- larda Nevruz’a karşılık gelen bir gün olmadığını lık yapma riski olan diğer pisliklerden temizlenmek Mesûdî’den öğreniyoruz. amacıyla da yıkanma ihtiyacı duyuyorlardı. Son olarak “Büyük Nevruz” isimli, kadim Fars- Diğer yandan Yakûbî gibi Bîrûnî de Güneş’in lar arasında ünlenmiş bir bayramdan söz etmek is- Koç burcuna girdiğini söyledikten sonra, baha- tiyoruz. el-Bîrûnî’nin aktardığı bilgilere göre, ilk rın başladığını belirttiği Nevruz gününün sabahın- günü Nevruz olan Fervardîn ayının altıncı gü- da Farslar arasında uğur getirdiğine inanılan bazı nü, Büyük Nevruz olarak kutlanmaktadır. O gün- âdetleri de okura aktarır. Örneğin bunlardan bi- de Allah’ın Dünya’yı yaratışını tamamladığına ve rine göre, her kim Nevruz sabahı gün doğumun- Müşterî yıldızını (Satürn) yarattığına inanılırmış. da kalkar, hiç konuşmadan üç parmak bal yiyip üç Mecûsîler’e göre, o günün sabahında hiç konuş- kez mum yakarak buhur yaparsa hastalıklarına de- madan şeker yiyip yağlanılırsa tüm sene boyunca va bulurmuş. her türlü bela def edilirmiş. Farslar dünya üzerin- deki insanlara mutluluğun Büyük Nevruz’da tak- Bîrûnî’nin aktardığı Nevruz Bayramı gelenek- sim edildiği görüşündelermiş. Bu nedenle bu güne leri arasında tarım ve bereketi çağrıştıranlar dik- “ümit günü” derlermiş. kat çekicidir: Nevruz sabahı kadim Fars ülkesinde herkes bir kap alıp bereket getirsin diye içine arpa • eeeeKeehllllldt-----at-YMMBCpyDai:nâ/ree‘ikh/aûnsswû’’îknûûezbwlvîdd,a,îeeîî,wre,,lrTl-.îKM-Mk,âÂieeruteslsîâ-hârhfAbeûruâutuhc’sml’u’ibt-ln-Y-’âezTB,akr-eMuâ‘Ziknck’eûtebiı-hnkybîThebytîıb,eevavbBâkve‘aerl’e.l,ncti-luMBoİil’,şlmlr-r-LeiHâKl‘âe/lf,cui,dadLaBnritneûecrenuiniîgdl,’lio1leK,’-lr8nLC-ayH8ehe1/3idvâi8d.rhle8eietey8nar1e.y,,91.MLa98se49epi.3pkx.tz?eihbgae1be8et7r-i8Td.e=v1f5ik8a2,&KAahspirxeA2u0t0o3D. etectCookieSupport=1 ekerdi. Zaman içinde bu âdet, yedi ayrı tahılın bir • kap içerisine yedi ayrı sıra halinde ekilmesine dö- • nüştü. Fars halkı bu yedi tahılın büyümesine baka- • rak, o sene en çok hangi tahıldan verim alınacağı- • na karar verirdi. • • 75

Gökyüzü Alp Akoğlu Tunç Tezel PanSTARRS 25/26 Nisan 2013 bile Ay’ın üzerindeki gölge alan o kadar küçük Parçalı AyTutulması olacak ki tutulmayı fark etmek zor olacak. Geçtiğimiz ay bizi son yılların en parlak kuyrukluyıldızlarından biri olan PanSTARRS Bu yıl hiç tam Ay tutulması göremeyeceğiz. Ay tutulmalarını gözlemek için herhangi bir Kuyrukluyıldızı ziyaret etti. Ne var ki kuyruk- Bu yıl gerçekleşecek Ay tutulmalarından biri gözlem aracı ya da bu konuda deneyim gerek- luyıldız günbatımında batı ufkuna çok yakın parçalı, diğeri yarıgölge tutulma olacak. Aslın- miyor. Ay’ı görebildiğiniz her yerden Ay tutul- konumda olduğundan çok kısa sürelere göz- da 25 Nisan’daki tutulmanın büyük kısmı da ya- ması gözlemi yapabilirsiniz. Bu tutulma sırasın- lenebildi. Havanın genellikle kapalı oluşu da rıgölge tutulma olacak, parçalı tutulma evresi da Ay’ın çok küçük bir bölümü gölgede kalaca- gözlemleri olumsuz etkiledi. PanSTARRS bu çok kısa sürecek ve bu sırada Ay’ın çok küçük ğından bir dürbünle gözlem yaparsanız tutul- koşulların da etkisiyle çıplak gözle kolayca gö- bir bölümü gölgede kalacak. mayı daha iyi izleyebilirsiniz. rülebilen bir cisim olmadı. Türkiye saati ile 21:04-01:11 arasında ger- Dünya’nın PanSTARRS, Nisan ayının başlarında da çekleşecek bu parçalı tutulma sırasında Ay’ın yarıgölgesi gözlenebilecek. Kuyrukluyıldız giderek ufkun tamamı gökyüzünde Dünya’nın yarıgölgesin- üzerinde yükselse de parlaklığı azalacak ve den geçeceği için parlaklığı hafifçe azalıp rengi Dünya’nın ancak bir dürbün ya da teleskopla görülebile- kızarıklaşacak. gölgesi cek. PanSTARRS Kuyrukluyıldızı ayın ilk birkaç günü Andromeda Gökadası’yla yakın konum- 25/26 Nisan gecesi gerçekleşecek tutulma Y1 da olacak. Bu, bir dürbün ya da teleskopla onu için önemli zamanlar şöyle: Y2 P2 TO P1 bulmayı kolaylaştıracak. Y1: Yarıgölge tutulma başlangıcı (21:04) Yukarıdaki fotoğraf, amatör gökbilimci ve P1: Parçalı tutulma başlangıcı (22:54) gökyüzü fotoğrafçısı Tunç Tezel tarafından An- TO: Tutulma ortası (23:07) kara yakınlarındaki Beynam Ormanları’ndan P2: Parçalı tutulma sonu (23:21) çekildi. Y2: Yarıgölge tutulma sonu (01:11) Parçalı tutulmanın başladığı 22:54’ten son- ra Ay bir kenarından kararmaya başlayacak. An- cak 23:07‘de gerçekleşecek tutulma ortasında 76

Bilim ve Teknik Nisan 2013 [email protected] KUZEY Kral Kraliçe 14 Nisan Ay ve Jüpiter çok Lir Küçük Ayı Perseus yakın görünümde 22 Nisan Vega Kutupyıldızı Zürafa Lir göktaşı yağmuru (maks. 20 adet/saat) Ejderha 25 Nisan Yarıgölge Ay Tutulması Kapella Arabacı (21:04 - 01:11) 25 Nisan Herkül Büyük Ayı Jüpiter Ay Spika’yla çok yakın Kuzeytacı Berenices’in görünümde (sabah) Saçı Boğa Aldebaran 25 Nisan Vaşak Ay ile Satürn yakın DOĞU Aslan Yengeç İkizler görünümde 27 Nisan Çoban Regulus BATI Ay Dünya’ya en yakın konumunda Arkturus (362.300 km) Yılan Küçük Köpek Avcı Başak Procyon Tekboynuz Satürn Spika Kupa Büyük Akyıldız Suyılanı Köpek (Sirius) Terazi Karga Yelken 1 Nisan 23:00 Pompa 15 Nisan 22:00 30 Nisan 21:00 1 Nisan 23:00 15 Nisan 22:00 GÜNEY 30 Nisan 21:00 Nisan’da Gezegenler ve Ay Merkür ay boyunca sabah gökyüzünde. Arkturus Gezegen ayın ilk günleri Güneş’ten yaklaşık bir saat önce doğuyor. Ancak ilerleyen gün- Spika lerde bu süre giderek kısalacak ve ayın orta- larından sonra görülmesi çok zor olacak. Satürn Ay Geçtiğimiz ayın sonunda akşam gökyü- Satürn hava karardığında doğu ufkunda bulunuyor. Stellarium züne geçen Venüs, bu ay Güneş’e çok yakın 25 Nisan’da Ay da ona katılacak. konumda. Gezegen, önümüzdeki aydan iti- baren rahatlıkla görülebilecek kadar yükse- Gezegen akşam saatlerinde doğu ufku üze- Ay 4 Mart’ta sondördün, 11 Mart’ta yeni- lecek. rinde görülebilir. ay, 19 Mart’ta ilkdördün, 27 Mart’ta dolunay hallerinde olacak. Mars bu ay içinde sabah gökyüzüne ge- çiyor. Gezegen Haziran ayında sabah gökyü- zünde görülebilecek kadar yükselecek. Jüpiter, akşam hava karardığında gü- neybatı yönünde gökyüzünde yüksek ko- numda görülebilir. Bu sıralar Ay’dan sonra gece gökyüzünün en parlak gökcismi olan gezegen, Boğa’nın en parlak yıldızı olan Aldebaran’ın sağ üstünde yer alıyor. Satürn havanın kararmasıyla birlikte do- ğuyor ve tüm gece gökyüzünde bulunuyor. 77

Sağlık Doç. Dr. Ferda Şenel Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu İlk kez 1845’te Dr. Henrich Hoffman isimli bir hekim tarafından tanımla- detayları gözden kaçırırlar, yaptıkları işe veya oyuna yoğunlaşmakta güç- nan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında lük çekerler, ilgileri çok kolay dağılır, uzun süren ve zihinsel çaba gerekti- gözlenen ve davranışlarını kontrol edememe ve dikkatini bir konuya top- ren görevlerden kaçarlar, unutkandırlar, düzensizdirler ve yapacakları işler layamama şeklinde kendini gösteren bir durumdur. Böyle çocuklar, aile- için gerekli malzemeleri kaybederler. DEHB olan çocuklarda bazı davranış leri ve öğretmenleri tarafından çok hareketli, yerinde duramayan, düşün- bozuklukları, takıntılar, kaygılar, öğrenme sorunları ve geceleri alt ıslatma meden hareket eden, unutkan, dalgın ve hayallere dalan çocuklar olarak (enürezis) görülebilir. nitelendirilir. Ancak bu tür davranışlar tüm çocuklarda bazı zamanlarda görülebileceğinden, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı almak DEHB olan çocuklarda tüm bulgular bir arada görülmeyebilir. Ön plan- için mutlaka uzman görüşü gerekir. DEHB çocukluk çağında en sık görü- da olan bulguya göre DEHB üç gruba ayrılır. DEHB olan çocukların bir kıs- len psikolojik bozukluktur, ABD’de yapılan bir çalışmaya göre okul çağın- mında aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile ilgili belirtiler ön plandayken bir daki çocukların %3-7,5’inde görülür. Dünya genelindeki çalışmalara bakıl- kısmında dikkatsizlik ile ilgili şikâyetler öne çıkar. DEHB’nin bileşik tip de- dığında DEHB’nin görülme sıklığı %10’lara varmaktadır. Bu verilere göre nilen üçüncü ve en sık görülen türündeyse hiperaktivite ve dikkat eksikli- 30 kişilik bir sınıfta en az 2 çocuğun bu bozukluğa sahip olduğu anlaşılır. ği bir aradadır. Aşırı hareketliliğin ön planda görüldüğü DEHB tipinde tanı Son yıllarda yapılan çalışmalar DEHB’nin çocuğun yanlış yetiştirilmesiyle genellikle erken yaşlarda konulur. Çocuğun ilk muayenesinde aşırı hare- doğrudan ilişkili olmadığını, kalıtsal unsurların bu bozukluğun gelişimin- ketlilik gözlenmese de okuldaki ve evdeki davranışlarına dayanarak teşhis de önemli rol oynadığını gösterdi. Bilgisayarlı beyin tomografisi ve benze- konulabilir. Çocuğun yaşı arttıkça hareketlilik azalır ancak erişkin yaşlara ri ileri görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan çalışmalarda, bu çocuk- geldiğinde duygusal bozukluklar ortaya çıkabilir. DEHB’nin bu tipi erkek- ların beyninde ya da sinir sisteminde belirgin bir yapısal bozukluk tespit lerde kızlara göre daha sık görülür. Dikkat eksikliğinin ön planda olduğu edilmedi. Son yıllarda, beyinde hücrelerarası mesaj iletimini sağlayan do- DEHB tipindeyse aşırı hareketlilik yoktur. Bu çocuklar dikkatlerini belirli bir pamin, serotonin ve norepinefrinin DEHB gelişimindeki rolü incelense de, konuya odaklayamaz ya da bir konuya olan ilgilerini çok kısa sürede kay- henüz net bir sebep sonuç ilişkisi kurulabilmiş değil. beder. Ailelerinde ve sosyal çevrelerinde çok önemli sorunlarla karşılaş- masalar da okula sürekli geç kalan, ödevlerini tam olarak yapmayan, unut- Kişiler arasındaki ilişkileri, günlük hayatı, okul ve meslek hayatında- kan, düzensiz, ders dinlemeyen, derste hayal kuran çocuklar olarak nite- ki başarıyı olumsuz etkileyebilen DEHB önemli bir toplumsal sorun. Bu lendirilirler. Dikkat eksikliği, çocuğun performansını azaltan ve okul başa- nedenle DEHB’nin erken dönemde teşhisi ve etkin tedavisi hayli önem- rısını düşüren önemli bir sorundur. DEHB’nin bu tipinin görüldüğü çocuk- li. Okul öncesi bir çocuğun hareketliliği ailenin dikkatini bir ölçüde çek- lar genellikle zekâlarının altında akademik başarı sergiler. se de, kesin DEHB tanısı çocuk okula başladıktan sonra konur. Tanı için en önemli kaynak ailenin ve öğretmenlerin verdiği bilgidir. Öğretmenler or- Hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin birlikte görüldüğü bile- talama çocuk davranışını iyi gözlemledikleri için aşırı hareketli, yani hipe- şik tipte en belirgin özellikler aşırı hareketlilik, çok konuşma, düşünmeden raktif bir çocuğu kolaylıkla tanır. Ancak hiperaktif davranışın ön planda ol- yapılan kontrolsüz davranışlar, sabırsızlık, sıra bekleyememe, fazla merak, madığı, sadece dikkat eksikliği olan uysal ve uyumlu çocuklarda DEHB’nin her şeye dokunmak ve kurcalamak isteğidir. Yüksek cinsel dürtüler nede- teşhisi gözden kaçabilir. Aile ve öğretmenlerin verdiği bilgilere ek olarak niyle de bu çocuklar toplumda sık sık sorunlarla karşılaşır. Ek olarak bu ço- çocuğun tam bir muayeneden geçirilmesi de hayli önemlidir. Sinir sistemi cuklar dikkatlerini bir konuya vermekte hayli güçlük yaşar. Konuya dikkat- hastalıkları, işitme kaybı gibi öğrenmeyi zorlaştıran fiziksel bir engel olup leri çok kısa sürer, dikkatlerini korumakta sıkıntı çekerler. En küçük bir uya- olmadığının araştırılması gerekir. DEHB’nin teşhisine yardımcı olabilecek ran dikkatlerini dağıtmaya yeter. Bu nedenle uzun süre ders çalışmaları ya hiçbir laboratuvar testi ya da görüntüleme tekniği yoktur. da bir görevi tamamlamaları hayli zordur. Her iki cinsiyette en sık görülen bozukluğun bu alt tipi, genellikle erişkin yaşlarda da devam eder. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklardaki temel bul- gular dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve dürtüselliktir. Bu çocuklar dürtü- Çocukluk döneminde %10’a varan oranlarda karşılaşılan DEHB, ergen- lerini, yani içlerinden gelen sesi engelleyemez, sürekli bir şeylerle uğraşır- likte %6 ve erişkinlikte %4 civarında görülür. Uzun izlem süreli çalışma- lar, sabırsızdırlar, sıralarını beklemekte zorlanırlar, çok konuşurlar, başkala- lar, çocukluk dönemindeki DEHB vakalarının %50-70’inin erişkinliğe ka- rının konuşmasını yarıda keserler, başkaları konuşurken dinlemez gibi gö- dar devam ettiğini göstermiştir. Hızlı araba kullanma, sert sporlara düş- rünürler, hazırcevaptırlar, çoğu zaman bir soru bitmeden cevabını verirler, künlük, riskli ve dikkatsiz davranışlar nedeniyle erişkin DEHB’lerin sağlık- yerlerinde duramazlar, oturmayı sevmezler, sakin oyunları oynamazlar ve ları genellikle tehdit altındadır. Sigara ve madde kullanımı, yasalarla başın sürekli koşuşturup bir yerlere tırmanırlar. Bunlara ek olarak dikkatsizdirler, derde girmesi, kötü arkadaşlık ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş ba- şarısında düşüklük erişkin DEHB’lerde görülen ek sorunlardır. Erişkin yaşta DEHB tanısı almış kişilerin %65- 89’unda en az bir ya da daha fazla bir psi- kiyatrik bozukluk daha bulunur. Kişilik bozuklukları, anksiyete bozuklukla- rı ve madde bağımlılığı DEHB’nin beraberinde en sık görülen durumlardır. Bu kişilerdeki dikkatsizliğe bağlı kazalar yapma, intihar girişiminde bulun- ma ve şiddet uygulama gibi önlenebilir ve tedavi edilebilir durumların tes- pit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması hayli önemlidir. DEHB’nin tedavisinde beyin üzerinde uyarıcı etkisi olan bazı ilaçlar kul- lanılır. Bu ilaçlar, beynin dikkat ve dürtüsellikle ilgili yeterince çalışmayan bölgelerini uyararak daha fazla çalışmalarını sağlar. En sık karşılaşılan yan etkiler iştah kaybı ve uykusuzluktur. Beyni uyaran bu ilaçlar DEHB’nin te- davisinde %80 civarında başarı sağlar. 78

Bilim ve Teknik Nisan 2013 [email protected] Öğrenme Güçlüğü (Disleksi-Disgrafi-Diskalkuli) Disleksi Okuma güçlüğü genellikle ilk olarak öğretmenler ta- Latince bozuk anlamına gelen“dys”ve dil anlamına ge- rafından fark edilir. Disleksinin teşhisinde ailenin ve öğ- len “leksi” kelimelerinden oluşan disleksi “dil yokluğu” de- retmenlerin gözlemleri önemli yer tutar. Yapılan testler- mektir. Herhangi bir zekâ sorunu ya da beyin hastalığı ol- de çocuğun zekâ puanı ile okuma gelişimi puanı arasında mayan bir kişinin okuma yeteneğini tam olarak kazana- görülen belirgin fark, diğer bir deyişle okuma becerisinin maması ve buna bağlı olarak öğrenme güçlüğü çekmesi- zekâ düzeyinden geride olması disleksi tanısı koydurur. ne disleksi denir. Konuyla ilgili ilk yazılarda, 19. yüzyıl orta- Dislektik çocuklar, bu konuda deneyimli bir eğiticinin bi- larında Kraliçe Victoria döneminde çok iyi yetiştirilen an- re bir ve uzun süreli eğitiminden hayli fayda görür. Çocu- cak okumayı öğrenemeyen çocuklardan söz edilir. Dislek- ğun büyümesiyle birlikte, alınan eğitimin ve beyin kapa- si ilk olarak 1896’da Dr. Morgan tarafından okuma zorluğu sitesinin artmasına bağlı olarak hafif disleksi vakalarında olan 14 yaşında bir çocukta tanımlanır. İlk olarak 1925’te önemli düzelme görülür. Ancak ileri derece dislektik ço- beyindeki bir hasardan kaynaklanmadığı, sadece işlev- cuklarda büyük bir ilerleme kaydedilemez ve bu çocukla- sel bir bozukluk olduğu ortaya koyulur. Disleksik kişilerin rın yaklaşık %10’u normal yaşıtlarının düzeyine ulaşabilir. zekâyla ilgili bir sorunu yoktur, aksine zekâ düzeyleri ya normal ya da normalin üzerindedir (IQ > 85). Ek olarak, bu kişilerde psikolojik bir hastalık, belirgin bir beyin hasarı ve duyusal bir engel yoktur. Disleksi, sadece okuma ve yaz- ma işlevleriyle sınırlı bir bozukluktur. Disleksi çok yaygın bir bozukluktur ve yaklaşık her 10 kişiden birini etkiler. Dislektik çocukların %20-25’inde dik- kat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da görülür. Dis- lektik çocuk okumayı yaşıtlarından daha geç öğrenir, harf- leri atlayarak, ters ya da eğri yazar. Okuması yavaştır, akı- cı değildir ve acele ederse hata yapar. Birbirine yakın ke- limeleri ayırt edemez. Doğru kelime yerine başka bir keli- me yerleştirir. Bir satırı takip edemez, karıştırır ve satır ba- şına geçerken zorlanır. Konuşması tutuktur, kelimeleri du- raklayarak, kısaltarak, tahmin ederek ya da yanlış okur, bil- mediği kel­imeleri okuyamaz. Yüksek sesle okurken yanlış vurgulama yapar, ritim ve tonlaması boz­ uktur. DEHB Tanı Ölçütleri A. Aşağıdaki ölçütlerinin g. Üzerine aldığı görevler için h. Başkalarının sözünü keser en az 6’sının görülmesi ve gerekli olan şeyleri kaybeder ya da yaptıklarının arasına girer en az 6 ay sürmesi h. Dikkati kolayca dağılır i. Sırasını beklemez i. Unutkandır Dikkatsizlik: B. Belirtiler 7 yaşından a. Detaylara dikkat etmez, Hiperaktivite: önce başlamalı ödev ve benzeri etkinliklerde a. Çoğu zaman hareket halindedir dikkatsizce hatalar yapar b. Sınıfta ya da oturması C. Belirtiler iki veya daha b. Verilen görevlerde dikkatini gereken diğer durumlarda fazla ortamda gözlenmeli toplamakta güçlük çeker oturduğu yerden kalkar (örneğin evde ve okulda) c. Yönergelere uyamaz, c. Aşırı koşuşturur ya da tırmanır okul ödevlerini ya da d. Aşırı konuşur D. Sosyal, akademik veya görevlerini bitiremez e. Elleri, ayakları kıpır kıpırdır mesleki işlevsellikte d. Kendisiyle konuşulduğunda ya da oturduğu yerde duramaz belirgin bozulma olmalı dinlemiyormuş gibi görünür f. Sakin bir biçimde zaman e. Üzerine aldığı görevleri geçirme ya da sakin E. Belirtiler gelişimsel bozukluk düzenlemekte zorluk çeker oyun oynama zorluğu çeker ve diğer psikolojik bozukluklar f. Sürekli zihinsel çaba g. Sorulan soru bitmeden esnasında ortaya çıkmamalı gerektiren görevlerden kaçar yanıtını verir ya da açıklanamamalı 79

Disgrafi Diskalkuli Yazmayı öğrenme güçlüğüne disgrafi denir. Yazma- Latince “dys” (bozuk) ve “calculia” (sayma) kelimelerin- nın mekaniğini bozan bu hastalık genellikle bozuk ka- den türeyen diskalkuli “kötü sayma” demektir. Diskalkuli, lem tutma ve bozuk harf oluşturma seklinde kendini gös- matematiksel ilişkileri kavrama, hesaplama, sayısal sem- terir. Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, okul fobi- bolleri tanıma, kullanma ve yazmada görülen bir bozuk- si ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklar da disgrafiye yol açabi- luktur. Bu durum kısaca matematik öğrenme güçlüğü ola- lir. Disgrafide yazma becerileri çocuğun takvim yaşına, öl- rak tanımlanabilir. Okuma güçlüğüne göre daha az görü- çülen zekâ düzeyine ve aldığı eğitime göre beklen­ enin len diskalkuli, tüm okul çocuklarının %1’ini etkiler. Yapı- önemli derecede altındadır. Bu çocuklar kelimeleri kulla- lan araştırmalar diskalkulik çocukların %17’sinde disleksi narak cümle oluşturmakta ve bunu yazıya dökmekte so­ ve %26’sında da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu run yaşarlar. Yazıları çok yavaştır ve hayli okunaksızdır. Ke- olduğunu göstermiştir. Bu nedenle diskalkulinin tanısını limelerdeki harf, hece ve eklere dikkat etmezler. Bazı sayı- bağımsız olarak koymak hayli güçtür. Diskalkulik çocuk- ları, harfleri ve heceleri yazarken karıştırır ya da ters yazar- lar kolay işlemleri hesaplamada ve basit problemleri çöz- lar. Yazılarında sıklıkla noktalama ve harf hataları yapar- mede hayli zorlanır. Temel matematik becerisi gerektiren lar. Kalem tutmaları bozuktur, çabuk yorulurlar. Bu neden- problemleri dahi hayli yavaş çözer ve genellikle dikkatsiz- le yazılı ödevlerden kaçarlar ve komposizyonları çok kısa liğe bağlı hesap hataları yaparlar. Matematiksel sembol- yazarlar. leri karıştırırlar, basit geometrik şekilleri tanıyamaz ve çi- zemezler. Matematikteki genel kavramları, özellikle geo- metriyi ve kesirleri öğrenmekte güçlük çekerler. Gün, haf- ta, ay gibi zamansal kavramları anlamada sıkıntı yaşarlar, yer ve yön bulmada zorlanırlar. Sayıları kıyaslamada zorla- nırlar, para üstü alırken ya da verirken karıştırırlar. Diskalkulik çocukların zekâsında herhangi bir gerilik yoktur, ancak matematiği öğretirken onlara diğer çocuk- lardan daha çok zaman ayrılması gerekir. Karmaşık prob- lemleri küçük adımlara ayırmak ve sorudaki değişik bö- lümleri renkli kalemlerle vurgulamak, bu çocukların ma- tematik öğrenme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Matematiksel kavramları hatırlatmak için sınıfın du- varlarına hatırlatıcı posterler asılması, akış şemalarının kullanılması, konuların hızlı anlatılmaması, hafızayı kuv- vetlendirecek ipuçlarının verilmesi ve sınav öncesi genel bir tekrar yapılması da matematik becerilerinin gelişme- sinde hayli önemli unsurlardır. K• aByinnagkölla, rA., “Ankara’daki ilkokul 2. ve 4. Sınıf öğrencilerinde Cgeillitş5im6,sSealydıis2l,esk.s6i7o-r8a2n,ı”2,0A0n3k.ara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, • Tuğlu, C., Şahin, Ö., “Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu: Nörobiyoloji, Tanı Sorunları ve Klinik Özellikler”, PShsiakwiy,aMtri.,dveeGaürkn.c,e“lAYasykslateşmımaltaicr,rCevilite2w, Saanydı 1, s. 75-116, 2010. • analysis of long-term outcomes in attention deficit hyperactivity disorder: effects of treatment and • nHoann-dtrleera,tSm. Men.t,”,FBieMrsConM, Wed.iMcin.,e“, LCeialtr4n,inSagydıi1s0ab, sil.i9ti9e,s,2d0y1s2l.exia, and vision”, • PAekdıina,trAic.,s,SCezieltr,1S2.7, ,“SDaiysık3a,lksu. eli8:1M8-a8te5m6,a2t0ik11Ö.ğrenme Bozukluğu”, Bs.i4li1m-4v8e,AAkğluınstAoys-dEınyllıüğlın2d0a10E.ğitim, Sayı 126-127, 80

Yayın Dünyası Bilim ve Teknik Nisan 2013 Eminim Şaka Yapıyorsunuz [email protected] Bay Feynman olan bu enerji ve hayat dolu eser, sizde de fizik- Projede alan çalışmalarına katılan ilköğre- Richard P. Feynman çi olma arzusu yaratabilir. tim öğrencilerinin bilimsel süreçler yardımı ile Çeviri: Tuncay İncesu doğadaki etkileşimleri neden sonuç örüntüsü Alfa Bilim, Ocak 2013 “Feynman’ın yaşamı için zincirleme reaksi- içinde anlamasına ve çevre sorunlarının çözü- yon benzetmesi yapmak hiç yanlış olmaz. Kri- müne yönelik stratejiler geliştirmesine olanak Nobel Ödüllü büyük fizikçi Richard Feyn- tik kütleye sahip gri maddeden her yöne yayı- sağlayacak, özgün bir eğitim modeli yapılan- man (1918-1988) aykırı serüvenleri ile ta- larak ısı ve ışık saçıyor.”– Time dırıldı. Projedeki tüm çalışmalar okullarda di- nınmıştır. Bu kitapta Feynman taklit edileme- siplinler arası yaklaşımlar ve zümreler arası iş- yen stiliyle, Einstein ile Bohr arasındaki atom fi- “Feynman zekâsı ve farklılığıyla meslektaş- birliği ile gerçekleştiriliyor. ABD, Romanya ve ziğine ilişkin fikir alışverişini; Yunanlı Nick’le ku- ları arasında bir efsanedir. Okurken gülmemek Türkiye’den üç okul ile 2005-2006 eğitim öğre- mar konusundaki konuşmalarını, çok iyi sak- çok zor.”– Newsweek tim yılında pilot olarak başlatılan proje kapsa- landığı sanılan nükleer sırların bulunduğu ka- mındaki çalışmalar, yıllar içinde katılımcı okul saları açışını, bongosuyla bir baleye eşlik edi- “Muhteşem, nefes kesici... Feynman’ın dili sayısının artması ile ulusal ve uluslararası bo- şini, çıplak bir kadın boğa güreşçisi resmi ya- parlak, canlı ve yapmacıksız... Gerçekten ferah- yutta genişleyerek sürdürülüyor. pışını, kuantum fiziğinin gizemlerinden barda latan bir mesaj.”– Chicago Sun Times kızlara içki ısmarlamanın kurallarını keşfedişi- S.O.S. Projesi’nin yol haritasında, birbiri ile ne kadar birçok şaşırtıcı olayı anlatıyor. Kısaca- “Eğer fizikte ya da fizikçilerde eğlenecek bir çok yakından ilintili iki önemli eksen var: Bilim sı burada sıra dışı parlaklığıyla Feynman’ın ha- yön olmadığını düşünen kişilerden birisiyseniz ve doğa eğitimi. yatını -üstün bir zekâ, sınırsız bir merak ve per- Bay Feynman’la tanışın. Şimdiye kadar bir tu- vasızlığın etkileyici bir karışımını- bulacaksınız. tam atomla illüzyon yapabilen en komik kişi- Bilim eğitimi ekseninden bakıldığında, Zamanımızın en ünlü bilim kitaplarından biri lerden birisi.”– Associated Press S.O.S. Projesi ile ağırlıklı olarak doğada gerçek- leşen alan çalışmalarında gönüllü öğrencilerin Richard Feynman: 20.yüzyılınenönemlifizik- “Dopdolu bir bilim adamının portresini çi- inceleme, keşfetme ve deneysel yöntemler ile zebilecek tek bir kitap varsa, elinizdeki bu ki- test etme, bulguları karşılaştırma ve yorumla- çilerinden olan Richard Feynman 1940’lı yılların son- taptır.”– Detroit Free Press ma gibi bilimsel süreç becerilerini kazanması- larında yüklü parçacıkların etkileşimini tanımlayan na katkıda bulunmak amaçlandı. göreli kuantum kuramına ve kuantum elektrodina- “Mark Twain geleneğinde bir hikâyeci. miğine önemli katkılar yaptı. 1965’te Julian Schwin- Feynman bir yandan kahkahayla gülerken, bir ger ve Sin-Itiro Tomoaga’yla beraber Nobel Ödülü ka- yandan bir şeylere kafa da yorabileceğinizi is- zandı. Sıvı helyumun mutlak sıfıra yakın sıcaklıklar- pat ediyor.”– Science Digest daki davranışlarını açıklamış ve temel parçacıklar ku- ramında yeni gelişmelere imza attı. 1963’te yayım- Genç Bilimciler lanan üç ciltlik Fizikte Feynman Dersleri isimli eseri o Gezegenimiz İçin İş Başında günden beri öğrenciler kadar, öğretmenlerin ve araş- tırmacı fizikçilerin de ilgisini çekiyor. S.O.S. Proje Etkinlikleri Kitabı Nilgün Erentay 2012 Save Our Species (S.O.S., Türlerimizi Koruya- Doğa eğitimi ekseninden bakıldığında ise, lım) Projesi, Erentay Eğitim Danışmanlık Ku- öğrencilerin doğayı daha yakından tanıması, rumu tarafından yapılandırılmış ve halen yürü- onun sorunlarını anlamaya çalışması, çözüm tülmekte olan, ulusal ve uluslararası katılımcıla- önerileri geliştirmek için çaba göstermesi, nes- rın yer aldığı bir ilköğretim çevre eğitimi projesi. li tehlike altında olan türler ve tehdit altında- ki doğal alanlara yönelik farkındalıklarının ge- 2005-2006 eğitim öğretim yılında pilot ça- lişmesine katkıda bulunmak amaçlandı. Genç lışmaları gerçekleştirilen proje uygulamala- Bilimciler Gezegenimiz İçin İş Başında kitabı ge- rı, 22 Adımda Doğa Eğitimi adlı kitaba kaynak- zegenimizde sürdürülebilir yaşam, sağlıklı çev- lık etti, çeşitli ulusal ve uluslararası konferans reler ve koşulsuz sevgi ile yüklü manevi iklim- ve sempozyumlarda sunuldu, konferans bildi- ler yaratılmasına katkıda bulunmaya adanmış. ri kitaplarında yer aldı. Ayrıca projenin bulgu- larının paylaşıldığı iki konferans sunusu ve tam metni Hands on Science Network kapsamında Seçilmiş Yayınlar (Selected Papers) kitabına alın- dı ve Avrupa’da dağıtıldı. 2011-2012 eğitim öğretim yılında proje sü- reçlerini başarı ile tamamlayan S.O.S. katılımcı- sı okullar ve öğrenciler, 20 Ekim 2012 tarihin- de International Association of Hands on Scien- ce Network desteği ile Türkiye’de ilk kez düzen- lenen ve genel temaları bilim ve doğa eğiti- mi olan I. Uluslararası Çocuk Zirvesi’nde tören- le sertifikalarını aldı. Katılımcı öğrencilerin pro- jelerinin yer aldığı Genç Bilimciler Gezegenimiz İçin İş Başında adlı kitap da bu projenin bir ürü- nü olarak ortaya kondu. 81

Türkiye Doğası Dr. Bülent Gözcelioğlu [email protected] Fauna Ayı Kelebekleri / Gündüz Uçan Gece Kelebekleri Kelebekler en narin, en kırılgan ve en zarif canlılardandır. Hayatta kalma mücadeleleri ilgi çekicidir. Bazıları (Monark kelebekleri) çok uzun mesafeli göç döngüsünü (Kanada-Meksika arasında) tamamlayamadan ölür ancak doğan yavrular döngüyü devam ettirir, bazıları (Aglais, Isoria) 5000-6000 metre yükseğe (Himalayalar) kadar çıkabilir, bazıları ise (1 gün kelebekleri) sadece 1 gün yaşar... Kelebekler Lepidoptera takımının üyeleridir. Larvaları tırtıl şeklindedir. Larva evresinden sonra Derimsi, pullu, az kıllı iki çift kanatlarıyla bir kozanın içinde saklandıkları pupa evresini geçirip diğer böceklerden ayrılırlar. Kanatların üzerinde pullar, ergin hale gelirler. Kelebeklerin tüm dünyada içinde pigment olan keratin yapılardan oluşmuştur. tanımlanmış 35 bin civarında türü var. Bu nedenle pul kanatlılar olarak da adlandırılırlar. Bu sayının 100 bin olabileceği de tahmin ediliyor. Kanatlarının yanı sıra gövdeleri ve bacakları da 125’ten fazla aileye sahip kelebeklerin tamamen pullarla kaplıdır. Ağız yapıları emici tiptedir. en ilginçlerinden biri Ayı kelebekleri (Arctiidae) ailesi. Ağız parçalarından “galea” adı verilen kısmın uzamasıyla Ayı kelebeği adı, bu canlıların larva dönemindeyken hortum denen yapı oluşmuştur. Besinleri tat alma tıpkı bir ayı kadar sık kıllarla kaplı olmasından gelir. organları yardımıyla seçerler. Antenleri genellikle Ayı kelebeklerinin göz alıcı renkleri vardır. tüy biçimindedir, ancak farklı anten tipleri de görülür. Kanat açıklıkları 8-80 mm arasında değişebilir. Çok hareketlidirler. Bu onlara daha geniş bir alanda besin bulma olanağı da sağlar. Dorling Kindersley / Dorling Kindersley/ Getty Images Türkiye Utetheisa pulchella türü. Kanat açıklığı 29-42 mm. 82

Bilim ve Teknik Nisan 2013 Fotoğraflar: Prof. Dr. Bayram Göçmen Demirsoy, A., Yaşamın Temel Kuralları Cilt 2 / Kısım 2 / Omurgasızlar / Böcekler - Entomoloji, Meteksan,1996. 83

Türkiye Doğası Dr. Bülent Gözcelioğlu [email protected] Flora Tehdit Altındaki Hünkârbeğendi Otları Türkiye’nin bitki türlerini anlatan ilk eser 1865-1888 Bu sayımızın konusu, turpgiller (Brassicaceae) yılları araında İsviçreli botanikçi Edmond Boissier ailesinin üyeleri olan Hünkârbeğendi otları. tarafından hazırlanan Flora Orientalis’tir. Bundan 100 Hünkârbeğendiler Iberis cinsi adı altında toplanıyor. yıl sonra 1965-1988 yılları arasında İngiliz botanikçi Ülkemizde bu cinse ait 8 tür var. Bunlardan Peter Hadland Davis Flora of Turkey and Kayabeğendi (Iberis carica) ve Tuzbeğendi East Aegean Islands adlı, 9 temel ve 1 ek ciltten (Iberis halophila) türleri endemik. oluşan eseriyle ülkemizdeki bitki türlerini Kayabeğendi otu tek yıllık otsu bir bitkidir. ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Bundan sonra ülkemiz Nisan-haziran ayları arasında çiçeklenir. bilim adamlarının çok sayıda çalışması gündeme Yüksekliği 100-2500 metre arasında gelmeye başladı. Bu çalışmalardan biri de olan kayalık yamaçlar başlıca yaşam alanlarıdır. Prof. Dr. Adil Güner’in baş editörlüğünde hazırlanan Akdeniz Bölgesi’nde ve Ege Bölgesi’nin güneyinde Türkiye Bitkileri Listesi (Damarlı Bitkiler) adlı kitaptır. (Antalya, Aydın, Burdur, Muğla) yayılış gösterir. Bu ve buna benzer çalışmalar, ülkemiz bitki türlerinin Yol çalışmaları, turizm faaliyetleri, orman yangınları hem akademik camiaya hem de halka tanıtılması gibi nedenler bitkinin soyu tehdit altındadır. açısından önemlidir. Bitkilerle birlikte ülkemizde yaşayan diğer canlı türlerinin de bilinmesi hem korunmalarına hem de bilimsel olarak değerlendirilmelerine (örneğin tarımda, tıpta ve eczacılıkta) katkı sağlar. 84

Bilim ve Teknik Nisan 2013 Fotoğraflar: Prof. Dr. Bayram Göçmen Kayabeğendi (Iberis carica) Datça, Muğla KGüaynnera,kA., Türkiye Bitkileri Listesi (Damarlı Bitkiler), ANG Vakfı / Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, Kasım 2012 Yeşilyurt, E. B., Akaydın, A., “Endemic Plants and Their Threat Categories of Muğla Province (Turkey), CHialtce2t,teSpaeyıJo4u0r,ns.a1l9o5f -B2i1o2lo,g2y0a1n2.d Chemistry, http://turkherb.ibu.edu.tr/index.php?sayfa=1&tax_id=588 85

Türkiye Doğası Dr. Bülent Gözcelioğlu [email protected] Jeoloji Volkanik Tüf Kayalar 86

Bilim ve Teknik Nisan 2013 Yeryüzünün oluşumundan bu yana devam Çevrede göl ve deniz varsa bunların dip Volkanik tüf kayaların ülkemizde eden volkanik etkinlikler yerkabuğu kısımlarında düzgün biçimde çökelip katılaşır. en iyi gözlendiği yerlerden biri üzerinde değişik yapıların oluşmasına neden Bu oluşum volkan tüfü ya da volkanik tüf Kapadokya bölgesidir. Buradaki tüflere olduğu gibi değişik tipte maddelerin ortaya kayalar olarak adlandırılır. Volkanik oyularak yapılmış, günümüzde de korunan, çıkmasına da neden olur. Volkan patlaması tüf kayalar çok gözeneklidir. Mağma yerin yerleşim yerleri vardır. Volkanik tüfler sonucu mağma ve diğer kayaların derinliklerinde, yüksek sıcaklık altında çok çeşitli alanlarda kullanılır. parçalanmasıyla ortaya çıkan maddeler erimiş maddelerden ve bu maddelere Binalarda ısı yalıtımı amacıyla, büyüklüklerine göre volkan külü, karışan gazlardan oluşur. Bu gazlar mağma yol yapımında taban olarak, peyzaj volkan kumu, volkan bombası, lapilli gibi içinde baloncuk oluşmasına neden olur. ve tarım uygulamalarında adlarla sınıflandırılır. Bunların tümüne Mağma yeryüzüne çıktığında soğuyup (toprağa karıştırıldığında havalanmayı birden piroklastik madde denir. Piroklastik katılaşırken baloncukların bir kısmı mağma sağlar, buharlaşma ve su kaybı azalır, maddeler hava hareketleriyle volkan içinde kalarak gözenekli yapının verim artar) kullanılır. yamaçlarında birikir ve yığınlar oluşturur. oluşmasına neden olur. Fotoğraf: Dr. Bülent Gözcelioğlu Kaynak Erinç, S., JeomorfolojiI, Der Yayınları No: 284., 202. 87

Türkiye Doğası Doğa Tarihi BöcekçilleriTarihÖncesiAnadolu’nun Böcekçiller böceklerle beslenen küçük memeli hayvan grubunun ortak adıdır. Köstebekler, kirpiler, sivrifareler en iyi bilinen böcekçillerdir. Çok çeşitli yaşam ortamlarına uyum sağlamışlardır. Tropik yağmur ormanlarından çöllere, deniz seviyesinden yüksek dağlara (4500 metreye kadar) kadar olan bölgelerde yayılış göstererek yaşamlarını devam ettirirler. Bunlara ek olarak bataklıklar, orman açıklıkları, ormanlık alanlar, sulak alanlar, kayaların alt kısımları, kurumuş ağaçların içi, toprak altı gibi yerlerde de yaşarlar. Böceklerle beslendikleri için tarım alanında da çok yararlıdırlar. Böcekçiller günümüzde olduğu gibi jeolojik zamanlar boyunca da Anadolu yaban yaşamının bir parçasıydı. Özellikle Neojen döneme ait (23,5 milyon yol öncesinden günümüze) çok sayıda fosil buluntusu bunun en önemli kanıtıdır. Küçük memeli fosil buluntuları genelde parça halinde olur ve paleontologlar bunlar üzerinden tür ya da cins tanımı yapmaya çalışır. Bunda bir memeli iskeletinde 200’den fazla kemik ve 30’dan fazla diş olmasının etkisi büyüktür. 88

Bilim ve Teknik Nisan 2013 Dr. Bülent Gözcelioğlu Küçük memeliler yaşadıkları ortamda genelde yırtıcı hayvanlara av olurlar. Soylarını devam ettirmek için çok sayıda ürerler. Bu durum paleontolojiye fazla fosil olarak yansır. Ülkemizde yapılan paleontoloji araştırmalarında küçük memeli fosillerinin çok bulunduğu 300-350 kadar bölge (lokalite) var. Çorakyerler (Çankırı), Sabuncueli (Manisa) lokaliteleri bunlardan en iyi bilinenleri. Çizim : Ayşe İnan Alican SKaaryanç,aGkl.a, 2r003, Türkiye Omurgalı Fosil Yatakları, MTA Rapor No:10609, Ankara (yayımlanmamış) Erten, H., Görmüş, M., Türkiye Neojen Küçük Memelileri, Süleyman Demirel Üniversitesi, SDUGEO e-dergi, Cilt 2, Sayı 2, sayfa 8-14, 2011. 89

Bilim Tarihinden Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir GBveaetPlıe’danraeisğBiÇinlieimnvrDesoi ğuşu 13. yüzyılın başlarında Latinceye çevrilen Arapça ve Paris Üniversitesi Grekçe bilim ve düşün yapıtlarının kazandırdığı ivmeyle, Avrupa’da bilim geleneği yeniden doğdu ve giderek tır- Oxford’da olduğu gibi, Paris Üniversitesi’ndeki çalışmalar da manışa geçti. Bilimin yükselişini sağlayanlar üniversiteler- büyük ölçüde o günkü anlamıyla doğa felsefesi, yani fizik di ve Oxford’dan sonra Paris Üniversitesi bilimsel çalışma- ağırlıklıydı. Değişim ve devinim en çok ele alınan konulardı. ların merkezi haline geldi. Dönemin bilimsel çalışmaları- nı çok büyük ölçüde Aristoteles’in görüşlerinin yorumlan- ması oluşturuyordu. Oxford’un seçkin bilginlerinden Ro- bert Grosseteste’nin (1168-1253) başlattığı bilimsel çalış- ma hareketine Paris Üniversitesi’ndeki izleyicileri de katıl- dı. Böylece bir yandan Aristoteles’in bilim ve düşün yapıt- ları yeniden anlaşılır ve yorumlanırken, bir yandan da İs- lam dünyasında kazanılmış bilgiler yardımıyla geleneksel bilim konularına yeni yaklaşımlar getirilmeye çalışılıyordu. Avrupa Biliminin Öncüleri çevrilmiştir. Modern fiziğin de inceleme alanına giren ve gö- rünen ağırlık adı verilen bu ifade İbn Bâcce’nin bilimsel etki- 13. yüzyılda Oxford’da başlatılan yeni doğa, yeni evren sini göstermesi bakımından önemlidir. ve yeni insan anlayışına yönelik çalışmalara önemli bir kat- kı da Paris Üniversitesi bilginlerinden geldi. Parisli bilim in- Nemorarius’un ilgilendiği bir diğer doğa felsefesi konu- sanlarının da öncelikli gündemini, doğaya ilişkin yeni ve doğru bilgilerin üretilmesi oluşturuyordu. Özellikle Oxford Durumsal yani görünen ağırlık Üniversitesi’nin Merton Koleji’nde yapılan doğa felsefesi ça- Durumsal ağırlık, yüksek eğimli bir düzlemden daha düşük eğimli bir düzleme lışmaları doğayı anlamanın iyi bir yolu olarak algılanıyordu. geçen bir cismin, konumundan dolayı ağırlığının da artacağını ifade eden Böyle bir kabulden hareket eden 13. yüzyılın önemli bilim bir terimdir. Örnek olarak, eğik bir düzleme yerleştirilmiş bir blok düşünülebilir. insanlarından Jordanus Nemorarius (1225-1260), doğa fel- Düzlemin eğim açısı küçüldükçe cismin görünür ağırlığı, yani yüzeye uyguladığı sefesinin önemli bir kısmını oluşturan ve günümüzde sta- kuvvet artacaktır. Bu tanımlama, ağırlığın biri düzleme dik (görünür ağırlık tik denilen alana yönelen ve katkı yapan ilk Parisli bilgin ol- yani konumsal ağırlık) diğeriyse yüzeye paralel iki bileşene ayrılmasına denktir. du. Orta Çağ’da ağırlık bilimi olarak adlandırılan çalışmaların önemli problem alanlarından birini oluşturan statik konu- suyla İslam dünyasında İbn Bâcce (1077-1138) ilgilenmişti. Bir cismin ağırlığı nedeniyle eğik bir düzlem üzerine yaptı- ğı basıncın nasıl hesaplanacağıyla ilgilenen İbn Bâcce, yap- tığı araştırmalar sonucunda bir cismin eğik düzlem üzerine yaptığı basıncın, cismin eğik düzlemle yaptığı açıyla orantı- lı olduğunu, yani bu açıya göre değişeceğini belirlemişti. Bu anlatım 13. yüzyılda Jordanus Nemorarius tarafından Gra- vitas Secundum Situm (durumsal ağırlık) şeklinde Latinceye 90

Bilim ve Teknik Nisan 2013 [email protected] su da kaldıraçlardı. Bu konudaki çalışmalarıyla tus impressus) şekline çevirerek, modern fiziğin Orta Çağ düşünce geleneğinden kopuşun fiziğin temel kavramlarından biri olan iş kavra- momentumuyla aynı olan kütle ve hızın ürünü açık belirtileri olan bu cümleler, Buridan’ın çok mının ilk tanımını yapmayı başarmıştı. Durum- olarak tanımlamışt­ır. Düşüncelerinin ayrıntısı farklı bir Aristoteles betimlediğini gösterir. Bu sal ağırlık konusunu İbn Bâcce’den hareket- bütünüyle İbn Sînâ’ya ait olan Buridan, fırlatılan farklı Aristoteles yorumu evren tasarımına da le araştıran Nemorarius, kaldıraç konusunu da bir cismin hareketinin sürekliliğini, ilk hareke- yansımıştır. Buridan, durağan olanın Dünya mı, Arkhimedes’in (MÖ 287-212) yaklaşımı doğrul- ti sağlayan güce bağlar ve engelleyen karşı bir yoksa evren mi olduğu konusunu tartışırken de tusunda incelemişti. Her biri kaldıracın birer ko- güçle karşılaşmadığı sürece hareketin sonsuza şunları belirtir: lu üzerinde dengede duran iki ağırlıktan birinin kadar süreceğini söyler. Buridan itici gücü tıp- kaldırılmasıyla yapılan pozitif iş, ötekinin aşağı- kı İbn Sînâ gibi, cismin “içerdiği madde miktarı” “Eğer gerçek, Dünya’nın durağan, sabit yıl- ya inmesiyle yapılan negatif işe eşit olur ve bu ile hızının fonksiyonu olarak ifade eder ki, bu da dızların ise hareketli olduğu biçiminde olsay- da sistemin denge halinde olduğunu gösterir. günümüzün momentum kavramına yani kütle dı, muhakkak ki gökyüzündeki her şey gözü- Nemorarius, aynı kavramları farklı eğim açıları ile hızın çarpımına eşdeğerdir. Bu fonksiyonda müze o zaman da şimdiki gibi görünürdü. Gö- olan düzlemlere asılan farklı ağırlıktaki iki cis- kütle, maddenin eylemsizlik özelliği, yani konu- rünenleri en basit kuramlarla açıklamak her za- min denge halini incelerken de kullanmış ve bu mundaki herhangi bir değişikliğe karşı göster- man daha iyidir. Böyle bakıldığında, tersini dü- durumu kaldıraç kuralının bir genellemesi ola- diği dirençtir. Buridan, fonksiyon serbest düş- şünmektense Dünya’dan muazzam olan uzay- rak düşünmüştü. meye uygulandığında, yerçekiminden kaynak- da bulunan yıldızların durmakta, Dünya’nın ise lanan ağırlığın sadece hareketin başlıca sebebi dönmekte olduğunu varsaymak daha mantık- Nemorarius’un durumsal ağırlık ve kaldı- olmakla kalmayıp düşüş sırasında cisme gide- lıdır.” raç konularını yeniden gündeme getirmiş ol- rek artan bir ivme kazandırdığını, yani cismin ması, Avrupa’da artık otorite kabul edilen hızını artırdığını açıklamaktadır. Buridan’ın bu düşüncesi, Kopernik’in Gü- Aristoteles’in (MÖ 384-322) kitaplarına yönel- neş Merkezli evren modelini oluştururken da- me tutumunun önemli ölçüde değiştiğini ve Buridan’ın söyledikleri gök cisimleri için de yandığı savlardan birini oluşturması bakımın- dikkatlerin otoritelerin kitaplarından doğaya açıklayıcıdır. Artık gök cisimlerinin Aristoteles’in dan önemlidir. yöneldiğini göstermesi açısından değerlidir. sandığı gibi “soyut akıllar” tarafından hareket Diğer taraftan Oxford’da başlatılan yeni bilim- ettirilmesine gerek kalmamıştır. Çünkü onlar, Bir diğer bilgin ise Nicole Oresme’dir (1320- sel çalışma anlayışının Avrupa’daki diğer üni- Tanrı’dan ilk hareketi aldıktan sonra, herhan- 1382). Oresme, Merton Koleji’nde geliştirilen versitelere nasıl hızla yayıldığını göstermesi ba- gi bir dış kuvvetin etkisi olmadığı sürece hare- ortalama hız kuralını grafik olarak göstermiş ve kımından da dikkat çekicidir. Böylece başlatı- ketlerini devam ettirecektir. Tanrı Dünya’yı ya- ivmeli hareketle alınan yolun, düzgün doğrusal lan yeni doğa tasavvuru, Isaac Newton (1642- ratırken her bir gök cismine hareket vermiş ve hareketle aynı sürede alınan yola eşit olacağı- 1727) ile son bulacak yeni fiziğin gelişiminin bunu yaparken hepsini artık kendisine ihtiyaç nı geometrik olarak kanıtlamıştır. Şekil göz önü- gözlendiği bir sürece işaret etmesi bakımından duymaksızın hareket halinde kalacak duruma ne alındığında, konu şöyle açıklanabilir. Şekil- önemlidir. getirmiştir. Bu durum aynı zamanda Tanrı’nın deki ABCD dikdörtgeni Düzgün Doğrusal Ha- yedinci günü dinlenmeye ayırmasının da ne- rekette (DDH) alınan yolu, CDE dik üçgeni ise Doğa felsefesinde incelenen diğer bir konu denidir. Sabit İvmeli Harekette (SİH) alınan yolu göste- da harekettir. O dönemin kavram dünyasında rir. DDH’de hız, her zaman dilimi için aynı kalır, hareket bir değişim türü olarak anlaşılıyordu ve Buridan’ın Eşeği SİH’de ise her zaman diliminde aynı oranda ar- 14. yüzyılın başlarında Oxford Merton Kolejin- Her ikisi de eşit uzaklıktaki iki yiyecek arasında kalıp bunlardan tar. Başka bir deyişle CD tabanı üzerindeki ordi- de çalışan doğa felsefecisi William Heytesbury herhangi birini seçemediği için açlıktan ölen iki eşeğin öyküsü. natlar anlık hızları gösterir. Eğer bu ordinatların (1313-1372), John Dumbleton (1310-1349), İrade özgürlüğü problemini ele alan Buridan’a atfedilen bu öykü, tümü AB doğrusu üzerinde bitiyorsa sabit hız- Richard Swineshead (?-?) ve Thomas Bradwar- özgür irade anlayışını desteklemek için kullanılmıştır. lı, sıfırdan başlayarak son hız olan DE’ye ulaşan dine (1290-1349) değişim ve hareket konusuy- Buradan yola çıkılarak, benzer bir durumla karşılaşan bir ordinatlar CE üzerinde son buluyorsa sabit ar- la soyut olarak ilgileniyordu. Bu bilim insanları- insanın karşıt motiflerin dengesini özgür iradesinin yardımıyla tan hızlı hareket söz konusudur. Yatay çizgile- nın çalışmaları hareket biliminin pek çok temel aşabileceği öne sürülmüştür. rin zamanı, dikey çizgilerin hızın şiddetini, alan- kavramının geliştirilmesine ön ayak oldu. Bun- ların da mesafeyi gösterdiği kabul edildiğinde, lardan biri de ivme kavramının tam bir ifadesi bu grafikte ABCD dikdörtgeninin alanı DDH’de ve sabit ivmeli hareketin anlaşılmasının anahta- alınan yola, CDE üçgeninin alanı da SİH’de alı- rı olan ortalama hız teoreminin geliştirilmesidir. nan yola eşit olacaktır. Eğer B’nin ED’yi, F’nin de Bu çalışmaların devamı niteliğindeki inceleme- AB’yi böldüğü kabul edilirse, ortalama hız teo- leri, Paris Üniversitesi’nde Jean Buridan (1295- remine göre, DDH’de alınan yolun orta nokta- 1358) sürdürmüştür. sındaki hız (başka bir deyişle nesnenin son hı- zının ikiye bölünmesiyle elde edilecek hız) yani 1328 ve 1340 yıllarında iki kez üniversite ortalama hız SİH’deki hıza eşit olacaktır. Bu da rektörlüğü de yapan Buridan, aynı zamanda ABCD dikdörtgeninin alanının, CDE dik üçgeni- önemli bir Aristoteles yorumcusudur. Fizik bi- nin alanına eşit olduğunun gösterilmesiyle ka- limine yaptığı en önemli katkı ise İbn Sînâ’nın nıtlanabilir. (987-1039) zorunlu hareket (el-meyl el-kasrî) betimlemesini yeniden ifade etmesidir. Aslında Buna göre, şekildeki CFBD yamuk alanı hem “kasrî meyil” de­yimi daha önce Latinceye inc- üçgen hem de dikdörtgen için ortak bir alandır. linatio violenta (hız eğilimi) olarak çevr­ilmişti. Öyleyse CAF ve FEB üçgenlerinin eşitliği göste- Bu ifadeyi Buridan etkileyici itim güc­ü (impe- rilirse, ABCD dikdörtgeninin alanının, CDE üç- geninin alanına eşit olduğu da gösterilmiş olur. 91

Bilim Tarihinden Astronomi, fizik, matematik ve felsefe üzeri- ğinde, gökkuşağının oluşumu henüz tam ola- ne çalışmaları olan Levi Ben Gerson’un astrono- rak açıklanamamıştı. İslam dünyasında ilk kez Oresme’in Ortalama Hız Teoremi’ni geometrik olarak kanıtlaması miye ilişkin çalışması Milhamot Adonai’nin Be- Kemâlüddîn el-Fârisî (öl. 1320) gökkuşağının şinci Kitap’ıdır. Kitap üç kısımdır: 1. Almagest’e oluşumunu doğru olarak açıklamayı başardı. Bu iki dik üçgenin eşitliği ise şöyle gösterilebilir: İlişkin Açıklamalar; 2. Göksel Cisimlerin Hare- Benzer bir başarıyı Batı’da da Freiburglu The- CFA ve BFE açıları eşittir (iç ters açı oldukla- ketleri; 3. Göksel Cisimlerin Ruhları. Bu çalış- odoric (1250 -1311) gösterdi. Theodoric 1275- masında, astronomi konusunda İslam dün- 1277 yıllarında Paris Üniversitesi’nde öğrenim rından). yasının tanınmış astronomlarından el-Battânî gördü. Gökkuşağı Üzerine (De Iride) adlı kitabı- AF=FB (F, AB’yi iki eşit parçaya böldüğün- (858-929), Câbir İbn Eflâh (11. yüzyıl) ve İbn nın ikinci kısmında birincil gökkuşağının olu- Rüşd’e (1126-1198) dayanarak bir evren mode- şumunu ele alırken şunları söyler: Bir tek yağ- den). li geliştirmiştir. Bu modelde Ptolemaios’un (MS mur damlasının üzerine düşen ışınlar, gözlem- CAF ve FBE açıları eşittir (dik açı oldukların- 150’ler) modeliyle bağdaşmayan yönler dikkat cinin gözüne gelmeden önce, iki kırılmaya ve çeker. Bu farklılığın Gerson’un kendi gözlemle- bir yansımaya uğrar. Işınların göze bu şekilde dan). rinden kaynaklandığı sanılıyor. Farklılık en çok gelmesinin de üç yolu vardır: Doğrudan, yan- Öyleyse açı-kenar-açı bağıntısı gereği, bura- Mars konusunda belirgindir. Ptolemaios evren sımayla ve kırılmayla. Birincil ve ikincil gökku­ modeline göre, bir gezegenin görünür büyük- şaklarının oluşması ise beş temel olguya bağlı- daki iki üçgen (CAF ve FBE) birbirine eşittir. Do- lüğü açısal konumuna göre altı şekilde değişim dır: 1) Tek bir yansıma, 2) Tek bir kırılma, 3) İki kı- layısıyla da SİH’de alınan toplam yol, DDH’de gösterirken, Gerson’un gözlemleri değişimin rılma bir yansıma, 4) İki kırılma iki yans­ ıma ve 5) alınan toplam yola eşittir. ikiden fazla olamayacağını ortaya koymuştur. Toplam yansıma. Ona göre bu beş temel olgu Levi ben Gerson ayrıca Jacob Çubuğu adı ve- bulut, sis ve yağ­mur damlasında meydana ge- Birinci saniyede kat edilen mesafe 1, ikinci rilen ve gökbilimsel gözlemlerde ve denizcilik- lir. Anla­şıldığına göre, Theodoric tek bir ışık ışını saniyedeki 3, üçüncü saniyedeki 5, dördüncü te açı ölçümünde kullanılan bir gözlem aracı da yağmur damlasına girdiğinde bir miktarının kı- saniyedeki ise 7 olur. Elde edilen sonuçlar v=a.t geliştirmiştir. rılmaya uğradığını ancak geriye kalan miktarı- ve s=(a/2).t2 denklemleriyle genelleştirilebilir. nın gözlemci­nin gözünde bir izlenim bırakma- Bunlar, Galileo’nun serbest düşmeyi açıklamak- Jacob Çubuğu ya yettiğini belirleyebilmiştir. Şöyle ki: Güneş ta kullandığı kinematik denklemlerdir. 14. yüzyılda yükseklik ve mesafe hesaplamak amacıyla icat edilmişti. ışığı su küresinin üst kısmına çar­par ve kırılarak Bu dönemde Avrupalılar açık denizlere daha fazla açılmaya kürenin içine girer, arka içbükey yüzeye çarpar Paris Üniversitesi’nde bilime yapılan en seç- başladığından, kayalıklara ve benzeri yerlere sapmamak, gitmek ve geri yansır, daha sonra tekrar geldiği yüzey- kin katkılar bunlardı. Bunların dışında da çeşit- istedikleri yerin enlemini ve boylamını belirlemek için daha iyi den kırılarak geri çıkar ve göze gelir. li konularda çalışanlar vardı. Ancak katkıları ye- navigasyon araçlarına gereksinim duyuyordu. Jacob Çubuğu bu ni olmaktan çok birer yorumdu. Çalışmaları bu amaçla uzun yıllar kullanılmıştır. Eğer Jacob Çubuğu kullanılarak bir Theodoric’in bu açıklaması şüpheye yer bı- nitelikte olanlardan biri Romalı Giles’dir (1247- kulenin yüksekliği (h) bilinmek istenirse θ açısını ölçmek gerekir. O rakmayacak şekilde gökkuşağının tam açık­ 1316). Thomas Aquinas’ın Paris’ten öğrencisi zaman kuleye olan mesafe şu şekilde hesaplanabilir: d≈(h/2).cot θ/2 lamasıdır. Bu belirle­mesinin ardında Theodo- olan Giles, 1277 yılında eserlerine sansür konul- ric, gökkuşağındaki her rengin farklı damlalar- duğu için Paris’i terk etmeye mecbur bırakılmış Levi ben Gerson’un dikkat çeken bir diğer dan gözlemciye yansıtıldığını ve gözlemcinin ve 1285 yılında Papa IV. Honorius’un ricasıyla çalışması da İbn el-Heysem’in (965-1037) geliş- konum değiştirdiğinde de farklı bir gökkuşağı savlarının birkaçından vazgeçtikten sonra ken- tirdiği karanlık odayı Güneş ve Ay tutulmaları- göründüğünü, başka bir deyişle her damlanın te geri dönebilmiştir. Giles su saati, kan alma şi- nı gözlemek ve Güneş’in yörüngesinin eğimi- gökkuşağındaki her bir rengi oluşturduğ­ unu şesi ve sifon borusu kullanarak yaptığı deney- ni saptamak için kullanmasıdır. Gerson’un ast- tespit edebilmiştir. lerle boşluğun doğasını araştırmıştır. Deneyle- ronomiyle ilgili çalışmaları Avrupa’da beş yüzyıl ri sonucunda boşluğun cisimlere bir emiş gücü boyunca etkili olmuştur. Jacob Çubuğu on se- Birincil gökkuşağının açıklanmasından son- uyguladığını göstermiştir. kizinci yüzyılın ortalarına kadar deniz ulaşımın- ra Theodoric ikincil gökkuşağının açıklanma- da kullanıldı. sına girişir. Bunun için de bir yağmur damla- Avrupa’da bu dönemde yapılan astronomi sının yerine geçecek, camdan yapılmış bü- çalışmaları da dikkat çekicidir. Birkaç farklı yak- Doğa felsefesinin yoğun olarak çalışılan yükçe bir cisimden yararlanır. İlk açıklamasın- laşımdan oluşan bu çalışmalar, Aristoteles fizi- alanlarından biri de optikti. Özellikle renkle- da Theodoric’in birincil gökkuşağının iki kı- ğini esas alarak ya Ptolemaios sistemini küre rin oluşumu dikkat çekiyordu. Hele gökkuşa- rılma ve bir yansımadan meydana geldiği- katmanları siste­mine dönüştürmeye ya da onu ğının oluşumu ve içerdiği renk düzeni merak ni belirlediği anlaşılmakta­dır. Ona göre ikin- tamamen reddedip ortak merkezli küreler sis- edilen konuların başındaydı. Yoğun ilgi gös- cil gökkuşağı bunlara ek bir yansımayla oluşur. temine geri dönülmesine yönelikti. İçlerinde terilmesine karşın 13. yüzyılın sonuna gelindi- dönemin çok yönlü bilginlerinden Avignonlu Theodoric’in De Iride’sinde yer alan çizimlerden biri Levi ben Gerson’un da (1288-1344) bulundu- ğu bazı astronomlar ise bu iki görüşü de be- nimsemeyip Ptolemaios astronomi­sinin mate- matiksel açıklama çizgisini izlemeyi yeğlemiş- tir. Bu astronomlar pratik astronomlardır ve ge- zegen hareketlerinin açıklamasını yapabilmek için mat­ematik astronomiyle ilgilenmişlerdir. 92

<<< Bilim ve Teknik Nisan 2013 Merton Koleji ve olarak alınan yol ise niceliğidir. Hareket Ortalama Hız Teoremi: Bu teoreme gö- Düşme Yasasının Keşfi eden bir cismin her an bir hızı var. Buna an- re, düzgün hızlanan bir cisim, birim zaman Oxford Üniversitesi, Merton Koleji’ndeki doğa filozofları niteliklerdeki değişimlerle lık hız deniyor. İşte bu hız, hareketin şiddeti- süresinde ortalama hızla alabileceği kadar ilgilenmiş ve niteliklerin yeğinliğindeki artış ve azalışın, başka bir deyişle değişimin nasıl ni verir. Bu hız değişebilir, azalabilir, çoğala- yol alır. Cismin başlangıçta durağan olduğu ortaya çıktığını ve neye bağlı olduğunu araştırmıştır. Örneğin “beyaz” bir niteliktir, bilir. Ancak hareket eden bir cismin aldığı varsayıldığında, alınan yol ile bu esnada har- ancak beyazın da tonları vardır. Bu da be- yazlığın yeğinliğinin, yani şiddetinin değişe- toplam yol ile harcanan toplam zamanı kar- canan zaman arasında bir ilişki olduğunu an- bildiğini gösterir. Bu bilginler, yer değiştir- me şeklinde de olsa, bir değişim söz konusu şılaştırırsak, yalnızca ortalama hızı hesapla- lamak son derece kolaydır. Bu bilginler de olduğu için hareket konusunu da irdelemiş ve o konuya da katkıda bulunmuştur. yabiliriz. Anlık hızın ölçülmesi ise olanaksız- cismin kazandığı son hızın yarısını ortalama Aristoteles’ten temelde farklılaştıkları yön, bu değişmeyi nitel olarak değil, nicel yani dır, çünkü cismin anlık bir hızla belirli bir sü- hız olarak benimsemiştir. Konu şekil dikkate matematiksel olarak ele almış olmalarıdır. Buna göre “hareket” bir niteliktir, dolayısıyla re hareket ettiğini ve belirli bir yol aldığını alınarak basitleştirildiğinde, teorem geomet- onun da yeğinliğinde bir artış veya azalış olacaktır. Başka bir deyişle hareketin hızının kabul etmeyi gerektirir. Bu anlayış belirlen- rik olarak da dile getirilebilir. Buna göre da bir yeğinliği, şiddeti vardır. Ancak bu hız S v1 değişimi nasıl gerçekleşir? Bu soru onları iv- dikten kısa bir süre sonra V = t formülü ifa- v2 = Z , uzaklık = 3 XYZ , yani hız x, zaman meli hareket konusuna yöneltmiş ve böyle- ce Mertonlu doğa filozofları ivme kavramı- de edilebiliyor. Bu anlamda anlık hız da bir (vxt), dolayısıyla ortalama hız ile alınan yol na açıklık kazandırmayı başarmıştır. Yaptık- ları çalışmalar sonucunda niteliklerin iki bo- hareketin belirli bir andaki şiddeti olur. Hız S = v1 xt olur. yutu olduğunu belirlemişlerdir: Şiddeti ve 2 toplam niceliği. Buna göre, hareketi de bir nitelik olarak düşünürsek, iki boyutundan hareketin şiddeti oluyorsa o zaman formüle Merton Koleji’nde hareketin kinematik söz edeceğiz. Hız hareketin şiddeti, toplam edilebilir. İvme ise hareketin şiddetindeki açıklamasına yönelik olarak geliştirilen bu değişmedir. Bu değişme düzenli olarak orta- formülün önemi, Modern dönemde Galileo ya çıkıyorsa, bu harekete düzgün ivmeli ha- Galilei’nin (1564-1642) gerçek niteliğiyle reket denir. Ortaçağ fizikçileri hareketi mate- gündeme getireceği serbest düşme yasa- matiksel olarak betimlemek için gerekli te- sının ilk halini oluşturmasıdır. mel kavramları belirlemiştir. Daha sonra bu bilginler düzgün ivmeli harekette alınan yo- lu bulmak için iki teknik geliştirmiş: Tek sayı- lar yasası ve ortalama hız teoremi. Tek Sayılar Yasası: Bu yasaya göre, düz- gün ivmeli hareket eden bir cismin aldığı mesafeler tek sayılar şeklinde olacaktır. Yani 1, 3, 5, 7, 9, 11, ... gibi. Toplam yol hesaplandı- Tek Sayılar Yasası Ortalama Hız Teoremi ğında 1, 4, 9, 16, 25, 36 olduğu görülecektir. Bu, yol ve zaman arasında bir orantı var de- mektir. Buradan yol ve zaman arasındaki iliş- kiyi çıkarmak kolaydır. Gözlemini şöyle ifade eder: İkincil gökkuşağında, göstermek için kullandığ­ ı pek çok çizimde yağmur damla- • UBKMoanyyyitvehnera,trokCsilMt.ayBr,a.1,th9T8ehm7e.aRtaicisn,bPorwin, cfreotmon Güneş’ten ge­len ışınlar yağmur damlasının altına çarpar ları hep yatay ve geniş bir yarım daire üzerinde sıralanmış- • iCWnlaitshgceeotMnt,sMiidnd.,,l1eT9hA6eg1eS.sc,ieUnncievoefrsMityecohfanics ve kırılarak içeri girer, iç yüzeyde iki defa yansır, sonra tek- tır ve bu yarım dairenin ucuna da Güneş yerleştirilmiştir. Ay- • Freely, J., NAl.aÜasdtdüinnt’ianş,LŞaemnobacasık,, rar kı­rılarak üst düzeyden dışarı çıkar ve göze ulaşır. Bu du- rıca yansımanın etkisinin (Gün­ eş ve yağmur damlaları ara- Çeviren: rumda da herhangi bir damla göze tek bir renk gönderir. sındaki mesafe) yağmur damlalarıyla göz arasındaki me- 2010. Theodoric’in bu iki belirlemesi de doğrudur. safeye bağlı olduğu fikrini benimsemiştir. Bun­ların hepsi • HÇeavrrirée,nR:.S, B. Küyılüıçk, TBiÜlimBİsTelADKenPeoypleürl,er Aristoteles’in varsayımlarıdır. Bu yanlış kabul, doğ­ al olarak Bilim Kitapları, 1994. Theodoric ikinci kuşağın renklerinin solgun oluşunu da Theodoric’in göz ve gökkuşağının merkezi arasındaki açı- • Murdoch, J. E. ve Sylla, E. D., “The yine bu ek yansımaya bağlar. Çünkü ona göre iki iç yansıma yı yanlış tespit etmesine yol açmıştır. Ancak ikincil gökkuşa- USMcniideivndecleresAiotgyfeMos,foECtdiho.inDc”a,agSvoci,ide1nC9c7.eL8i.inntdhbeerg, ışığı zay­ ıflatmaktadır. Bu tespiti de isabetlidir, ancak bunun ğıyla ilgili hesaplamalar bilim yazınına ilk kez katılıyor olma- • Sayılı, A., “Dinamik Alanında İbn dışında ikincil gökkuşağını soluklaştıran başka ned­ enlerin sı açısından önemlidir. Ayrıca gökkuşağının büyüklüğüyle Sînâ’nın Buridan Üzerindeki Etkisi”, de olduğuna inanır. Ona göre bu kuşak birin­cisinden daha yağmur damlasına ilişkin açılar arasında bağlantı kurması • TBUoillupdsidrlaeilrmearriira,,KsHıüİ.bltGnüi.r,SB“AînarkâiasStnoelmtıeğlpıe,os1z’i9yn8u4m. u uzaktadır, bundan dolayı ışınlar daha fazla eğimle göze dö- isabetlidir. Bununl­a birlikte Theodoric’in çizimlerinde, ger- DDDüoernğnayea-ğsFiı,,iz2Si0aky0-ı4F3.e9ls, eTfüesrik”, FFeellsseeffee ner ve bu da zayıflamalarına neden olur. çeğin tersine, Gü­neş’ten gelen ışınların paralel olmadığı, fa- • Topdemir, H. G., “Aristoteles’in kat yağmur dam­lasından çıkan ışınların paralel olduğu gö- Doğa Felsefesinin Ortaçağ’daki Bununla birlikte Theodoric, iki kuşaktaki renk düzeninin rülür. Bu da bir hatadır, ancak Kemâlüddîn el-Fârisî’de ol- SYaaynıs3ım7,aBlaorğı”a, zFieçliseÜfenTivaerrtsıiştmesai,la2r0ı0, 6. birbirinin tersi oluşunu açıklamada tamamen başarısız ol- duğu gibi, gökkuşağının laboratuvarda incelenm­ iş olması • Topdemir, H. G., “Kemâlüddîn muş, gökkuşağının neden yay biçiminde olduğunu da açık- açısından Theodoric’in çalışması bilim tarihinde önemli bir el-Fârisî’nin Gökkuşağı layamamıştır. Neden sadece iki yay oluştuğu sorusu da ce- aşamayı temsil eder. AÜFaçnkıiküvlleatremssiitaeDssıe”i,,rD1gi9isl9i,v0Ce. iTlta:r3ih3-,CAonğkraarfyaa vapsız kalmıştır. Çok zorlandığında “doğanın takdiridir” de- mekle yetinmiştir. • Unat, Y., Astronomi Tarihi, Nobel, 2001. Sonuçta Theodoric’in gökkuşağı konusunda Aristoteles düşüncesini aşamadığı anlaş­ ılıyor. Her iki yayın oluşumunu 93

Zekâ Oyunları Emrehan Halıcı Üçgenler Top Oyunu Hatalı Gönderim Yukarıdaki şekilde toplam Arkadaşınız bir torbaya 5 farklı renkte Bir bankanın 6 müşterisine gönderilmek kaç adet üçgen var? 100 top koyacak ve her renkten kaç adet üzere kredi kartları, ekstreleri ve üzerlerinde (Her boyuttaki üçgenler) top koyduğunu size söyleyecektir. adres yazılı zarflar hazırlanmıştır. Ancak postaya verilirken bir hata yapılmış Sıfırların Adedi Torbadan rastgele bir top seçecek ve hiçbir zarfa doğru kredi kartı ve ve bakmadan rengini tahmin edeceksiniz. doğru ekstre koyulamamıştır. 1’den 10.000’e kadar olan sayıları Eğer tahmininiz doğru çıkarsa top sizin, birbirleriyle çarpınca yanlış çıkarsa arkadaşınızın olacak. Bu hatalı işlem kaç farklı biçimde yapılabilir? elde edilecek sayının sonunda kaç adet “0” rakamı bulunur? Torbadaki bütün toplar bitene kadar Soru 6 yerine 3 müşteri için sorulsaydı bu işleme devam edeceksiniz. cevap 4 olacaktı: Bisikletli Yolculuk İkinizin de amacı daha fazla top A, B, C: Müşteriler, z: Zarf, e: Ekstre, k: Kart İki kardeş okuldan evlerine gidecektir. kazanmak olduğuna göre, Tek bir bisikletleri vardır. arkadaşınızın bu oyunda kazanacağı zA zB zC Biri yürüyerek, diğeri bisikletle top sayısı en fazla kaç olabilir? eB, kB eC, kC eA, kA aynı anda harekete başlarlar. eC, kC eA, kA eB, kB Bisikletli olan bir müddet gittikten sonra Dört Adet Üç eB, kC eC, kA eA, kB bisikleti bırakır, yoluna yürüyerek eC,kB eA,kC eB,kA devam eder. Diğeri bisikletin olduğu Dört adet 3 rakamı kullanarak yere ulaşınca bisiklete biner ve 16 elde ediniz. İşlem önde olan kardeşine varıncaya kadar sürmeye devam eder. Toplama, çıkarma, çarpma, bölme, 1’den 9’a kadar olan dokuz rakam ve Sonra bisikleti diğerine verir, üs alma, faktöryel işlemler ve parantez toplama, çıkarma, çarpma, bölme yukarıdaki işlem defalarca tekrarlanır kullanabilirsiniz. işaretlerinin her biri kutulara uygun biçimde ve aynı anda evlerine varırlar. yerleştirildiğinde işlem sonucu en fazla Her ikisinin de hızları yürürlerken Mavi Alanlar kaç olabilir? 5 km/saat, bisikletle ise 20 km/saattir. İki kardeşin bu yolculuktaki Aşağıdaki mavi renkli şekillerden =? ortalama hızları nedir? hangisinin alanı en büyüktür? Not: İşlemlerde çarpma ve bölme, toplamaya Bisiklet değiştirirken Hesaplamadan önce sadece ve çıkarmaya göre önceliklidir. zaman kaybetmediklerini varsayınız. bakarak anlamaya çalışınız. Her işaretin sağında ve solunda bir rakam 94 bulunmalıdır. A BC DE F

Bilim ve Teknik Nisan 2013 [email protected] Soru İşareti Üstteki soru işaretinin yerine aşağıdaki şekillerden hangisi gelecek? ABCDE Küpler Daha sonra bu küp bloğunun bütün yüzlerine kırmızı renkli küpler yüz yüze yapıştırılacak ve hiç Beyaz renkli bir küpün tüm yüzlerine, mavi renkli mavi yüz görülmeyecek. Bu işlem için en az kaç adet kırmızı küp gerekir? küpler yüz yüze gelecek biçimde yapıştırılacak ve hiç beyaz yüz görülmeyecek. Geçen Sayının Çözümleri Ahmet’in hızı 3V, Mehmet’in hızı V olsun. Soru İşareti Ahmet 90/3V= 30/V 2 gelecek. Soru İşareti Mehmet 60/V sürede merdiveni geçmiştir. Dizi, 1’den başlayarak sayıların Aynı sıradaki iki şekil toplanınca“H”harfinin Merdivendeki basamak sayısı B olsun. hece sayısından oluşuyor. olduğu bir şekil elde ediliyor. Ahmet yürürken B - 90 tane, “BİR”1 heceli,“İKİ”2 heceli,“ÜÇ”1 heceli, ..., Mehmet yürürken B - 60 tane “ONÜÇ”iki heceli olduğu için cevap 2. Kodlama basamak hareket etmiştir. 1200 farklı biçimde yapılabilir. Yürüyen merdivenin hızı aynı olacağı için Boyalı Üçgen Kodlardaki harf sayılarına göre 3 farklı Ahmet’in hızının Mehmet’in hızına 528 farklı biçimde boyanabilir. şekilde kodlama yapılabilir: oranını iki farklı şekilde hesaplayarak (XX, XX, XX); (XXXX, XX) veya (XXX, XXX) şu denklem elde edilir: Şifreli Sözcük Tekrarlı kombinasyon formülü ile (B-90)/(B-60) = (30/V)/(60/V) KİTAP. her birini kullanarak kaç tane farklı kodlama 2(B-90) = (B-60) Her satırdaki iki sözcük alınarak şifreli oluşturulabileceği bulunur. 2B-180 = B - 60 sözcüğün harfleri bulunuyor. (6!/3!), (6!) ve (6!/2!). B = 120 AKTÜEL 6 harfli, SÖZCÜK’ün 6. harfi“K” 6!/3! + 6! + 6!/2! = 120 + 720 + 360 = 1200. DETAY 5 harfli, BİLGİ’nin 5. harfi“İ” Alan ETİK 4 harfli, KÜLTÜR’ün 4. harfi“T” Sekiz Rakam 15 birim kare. BİLİNEN 7 harfli, EDEBİYAT’ın 7. harfi“A” 58 x 64 = 3712 Dikdörtgenin alanı 30 birim kare olduğu BAŞ 3 harfli, YAPIT’ın 3. harfi“P” için kısa kenarın uzunluğu 5 birimdir. Bu beş harf birleştirilince“KİTAP”elde ediliyor. Sağ üstteki üçgenin hipotenüsü 5 birim, bir kenarı 4 birim olduğu için diğer dik Üçgenler kenarı 3 birimdir. Köşelerdeki dört üçgenin B doğrudur. alanları hesaplanarak, toplam alandan Üçgenin alanı = TabanxYükseklik/2 çıkarılır ve 15 birim kare bulunur. Sarı ve mavi üçgenlerin yükseklikleri aynıdır. Sarı üçgenin alanı mavinin iki katı olduğu 24 için tabanının da iki katı olması gerekir. 2 53 Kapalı Alanlar 42 farklı biçimde yapılabilir. Yürüyen Merdiven 3 2 120 basamaklıdır. 2 4 95

TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisine Gönderilen Yazı ve Görsellerin Sahip Olması Gereken Özellikler 1. TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisi popüler bilim ya- Alp, S., Hitit Güneşi, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 2002. zıları yayımlayan bir dergidir. Bu nedenle dergimizde yayımlanan yazılar genel okuyucu tarafından anlaşıla- Şeker, A., Tokuç, G., Vitrinel, A., Öktem, S. ve Cömert, S., bilecek düzeyde, net, yalın ve teknik olmayan bir Türk- “Menenjitli Vakalarda Beyin Omurilik Sıvısındaki Enzimatik çe ile yazılmış olmalıdır. Yazılar, başlık, sunuş, ana me- Değişimler”, Çocuk Dergisi, Cilt 1, Sayı 3, s. 56-62, 1 Mart 2008. tin, alt başlıklar, çerçeve metinleri ve görsel malzeme- lerden oluşmaktadır. Soylu, U. ve Göçer, M., “Göller Bölgesi Sulak Alanlar Du- rum Değerlendirmesi,” Göller Bölgesi Çalıştayı, 8–10 Aralık Başlık: Konuyu en iyi ifade edebilecek nitelikte, kı- 1995. sa ve ilgi çekici olmalıdır. http://www.news.wisc.edu/16250 Sunuş: Yazının sunuşu başlığın hemen altında yer alır ve konunun önemini, yazının ilginç yanlarını oku- Anahtar kavramlar: Konuyla ilgili en çok beş adet yucuda merak uyandıracak biçimde anlatan birkaç kı- kısa açıklamalı anahtar kavram verilmelidir. sa cümleden oluşur. Bu kısım sayfa düzeninde farklı bir yazı karakteriyle, ana metinden ayrı biçimde baş- Görsel malzemeler: Yazıda ele alınan düşünceyi lığın altında yer alacaktır. destekleyici ve açıklayıcı fotoğraf, çizim, grafik gibi su- nuşu zenginleştirici öğelerdir. Görsel malzemeler ya- Ana metin: Ele alınan konunun, savunulan düşün- yın tekniğine uygun kalitede, yeterli büyüklük ve çö- cenin ve ilgili olayların örneklerle açıklandığı bölüm- zünürlükte (baskı boyutunda en az 300 dpi) olmalı- dür. Yazılar yapılan bir araştırmayı tanıtmaya yönelik dır. Açıklama gerektiren görsellerin alt ve iç yazıları ve olabilir. Ancak bu gibi durumlarda dahi dergimizin bir görselin kaynağı yazı metninin altında mutlaka veril- popüler bilim yayın organı olduğu göz önüne alına- melidir. Yazarın temin ettiği görsel malzemelerin telif rak, yazının önemli bir kısmının konuyu çok genel hat- hakkı sorumluluğu yazara aittir. Yazar gerekli izinleri ları, temel bilgileri ve kısa bir gelişim tarihçesiyle oku- almakla yükümlüdür. ra tanıtması gerekmektedir. Burada teknik terimlerin ve temel kavramların net bir şekilde açıklanması bek- 2. Yazı .txt ya da .doc formatında, elektronik ortam- lenmektedir. Yazının geri kalan kısmında araştırmaya da [email protected] adresine iletilmelidir. Seçi- özel hususlardan ve araştırmanın genel katkısından len görsel malzemelerin nerede kullanılması istendi- bahsedilmeli, önemi ve yaygın etkisi vurgulanmalı- ği metinde işaretlenmiş olmalıdır. Görsel malzemeler dır. Varsa, konu hakkındaki başlıca görüş farklılıklarına metnin içinde değil, ayrıca gönderilmelidir. işaret edilmeli, ancak ayrıntılı tartışma ve yargılardan kaçınılmalıdır. Çok ender durumlar dışında yazıda for- 3. Bilim ve Teknik dergisine ilk defa yazı gönderecek mül bulunmamalıdır. kişilerin yazılarını eğitim durumlarını ve yazdıkları konu- daki yetkinliklerini gösteren 40-60 kelimelik bir özgeç- Alt başlıklar: Ana metinde işlenecek konuyla ilgili mişi fotoğraflarıyla birlikte göndermeleri gerekmektedir. farklı görüşlerin ve durumların anlatıldığı paragraflar alt başlıklarla ayrılabilir. 4. Dergi yönetiminden onayı alınmış özel durumlar dışında, bir yazı 600-1400 kelime aralığında olmalıdır. Çerçeve metinler: Ana metinde ele alınan konu- yu destekleyici, konuya yeni açılımlar getiren, kimi za- 5. Yukarıdaki koşulları yerine getirdiği takdirde öne- man uzmanlar dışındaki okuyucuların anlayamayaca- rilen yazılar, Yayın Kurulu, Konu Editörleri ve Bilimsel ğı nitelikteki teknik kavramları açıklayan, kimi zaman Danışmanlar tarafından değerlendirilir. Yayımlanması- uzman görüşlerinin yer aldığı kısa metinlerdir. Çerçe- na karar verilen yazılar redaksiyon sürecine alınır ve ya- ve metinler yazarın kendisi tarafından hazırlanabile- zarın onayıyla yazı yayımlanma aşamasına getirilir. ceği gibi, konunun uzmanına da yazdırılabilir. 6. Yazının; bilimsel, etik ve hukuki sorumluluğu ya- Kaynaklar: Yazının başvuru kaynakları mutlaka lis- zarlarına aittir. te halinde yazının sonunda verilmelidir. Kaynaklar aşağıdaki örnek biçimlere uygun şekilde yazılmalıdır: 7. Yukarıdaki koşullar kabul edilerek dergimize gön- derilen ve yayımlanan yazıların her türlü yayın hakkı, TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisine aittir. Not: Dergimiz için yazı hazırlamak isteyenler için daha geniş bilgi içeren “Popüler Bilim Yazarları İçin El Kitabı” http://biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/popülerbilimyazarligi.pdf adresindedir.


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook