Yayın Dünyası İlay Çelik Akıcı, samimi ve anlaşılır anlatımı, günlük yaşamdan ilginç örnekleriyle Karar Anı çok Karar Anı ceği durumlar ele alınıyor. Sonraki bölümde ise geniş bir okur kitlesine hitap ediyor. Kitabın bu defa fazla bilinçli düşünmenin yaratabilece- en güzel yanlarından biri sadece bilimsel bil- Jonah Lehrer ği sakıncalar ve karar verme süreci üzerinde ya- gileri çekici biçimde sunmakla kalmayıp ha- Çev. Ferit Burak Aydar ratabileceği olumsuz etkiler anlatılıyor. Son bö- yatlarımıza uygulama şansı vermesi. Kendi lümlerde ise farklı karar verme mekanizmaları- kararlarını nasıl verdiğini merak eden ve daha HBoğaziçi Üniversitesi Yayınevi, Ağustos 2010 nı tanımanın ve bunları doğru yerde doğru bi- iyi kararlar verebilmek için kendini geliştir- ayatımızda, kişisel gün- çimde kullanmayı öğrenmenin doğru karar ver- mek isteyen herkese… lük ihtiyaçlarımızı karşıla- me yeteneğini geliştirme potansiyeli anlatılıyor. maktan sosyal davranış- “Daha iyi kararlar almak için atılması gere- larımızı gerçekleştirmemize ve işimizi yapma- Jonah Lehrer ken ilk adım kendimizi olduğu gibi görmek, mıza kadar her şey verdiğimiz kararlarla müm- insan beyninin kara kutusunun içine bak- kündür. Karar vermekte olduğumuzun her za- 1981 doğumlu Jonah Lehrer psikolo- maktır. Kusurlarımızı ve yeteneklerimizi, güç- man farkında olmasak da tüm davranışlarımız ji, sinirbilim, bilim ve insanlık arasındaki iliş- lü yanlarımızı ve eksikliklerimizi dürüst bir şe- kararlarımızın sonucudur. Bu da doğru kararlar ki konularında yazan Amerikalı bir yazar. kilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bu tür bir verebilmenin önemli bir yetenek olduğu anla- Lehrer Columbia Üniversitesi’nde sinirbi- yaklaşım bugün ilk kez mümkündür. Artık in- mına geliyor. Bilişsel bilimlerin insan beyninin lim okuduktan sonra Profesör Eric Kandel’in san zihninin gizemini çözebilecek, davranış- karar verme sürecine ilişkin ortaya koyduğu laboratuvarında hafızanın biyolojik işleyi- larımızı şekillendiren karmaşık mekanizma- bilgiler, bilimsel açıdan çığır açıcı olduğu gibi şine ve bir insan bilgiyi hatırlarken ve unu- yı ortaya serecek araçlara sahibiz. Yapmamız insanlara kendi zihinlerinin işleyişine ilişkin bir turken moleküler düzeyde neler olduğu- gereken bu bilgiyi hayata geçirmektir.” içgörü sağlama ve onları daha iyi kararlar ver- na ilişkin araştırmalar yaptı. Aynı zaman- me yönünde eğitme potansiyeli de taşıyor. Çe- da iki yıl boyunca Columbia Review dergisi- Işığın Kalbine Yolculuk virisi Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’nden geç- nin editörlüğünü yaptı. Daha sonra Oxford tiğimiz yıl çıkan Karar Anı adlı kitap, beynimi- Üniversitesi’nde Rhodes bursiyeri olarak Thrinh Xuan Thuan zin karar vermemizi nasıl sağladığına ilişkin en psikoloji, felsefe ve fizyoloji eğitimi aldı. Wi- Çev. Aslı Genç güncel bilimsel bilgileri aktarıyor; bu bilgilerin red, Scientific American dergileri ile National günlük yaşamdaki karşılıklarını ve kendi yaşa- Public Radio’nun Radiolab’ına editör ola- DYapı KrediYayınları, Genel Kültür Dizisi, mımızda bize sunabileceği katkıları gösteriyor. rak katkıda bulunuyor. Şimdiye kadar The New Yorker, Nature, Seed, The Washington Ekim 2010 Kitap, farklı karar verme mekanizmaları- Post ve The Boston Globe dergilerine yazı- nı ayrı bölümler halinde ele alıyor. İlk iki bölüm lar yazdı. Jonah Lehrer ayrıca Brink adlı tele- ünyadaki tüm yaşamın te- beynin karar verme sürecinde duyguların işlevi- vizyon programındaki kısa, bilgilendirici se- melde ışığa bağımlı ol- ni ve duygusal beyin kavramını ele alıyor. Duy- anslarda yer aldı. Türkçe’ye çevrilmiş bir ki- masından mıdır bilinmez, guları ve aklı (çoğu zaman birbiriyle çelişen) tabı daha bulunuyor: Proust Bir Sinirbilimciy- ama ışık ve ışığın gizemleri her zaman en çok apayrı şeyler olarak görmeye daha yatkın olan di (Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2009) ilgi çeken konulardan biri olmuştur. Işık bir ba- genel görüşten oldukça farklı bilimsel görüş- kıma en somut şeylerden biriyken -her yerde ler sunuluyor bu iki bölümde. Daha sonraki iki Yazar Jonah Lehrer tüm bunları tamamen onu görürüz, her yeri onunla görürüz- bir yan- bölümde ise duygusal beynin kısıtlılıkları, akıl- günlük hayattan örnekler içerisinden anlatı- dan da asla dokunamadığımız adeta soyut bir cı düşünmenin işleyişi ve daha faydalı olabile- yor. Kitapta bir uçak simulatöründe yaşanan bir varlıktır. Çevirisi Yapı Kredi Yayınları Genel Kül- kriz anından Amerikan futbolundaki oyun ku- tür Dizisi’nden geçtiğimiz yıl çıkan Işığın Kalbi- rucunun çok kısa süreler içinde oyunun kaderi- ne Yolculuk adlı kitap tam da bu genel meraka ni belirleyecek kararlarına, bir Parkinson hastası- hitap eden bol görselli bir popüler bilim kitabı. nın kumar düşkünlüğünden bir grup itfaiyecinin İlk bölüm insanlığın ışığa dair bilgileri- devasa bir orman yangınından radikal bir karar- ni kronolojik bir sırada aktarıyor. Işığa ve gör- la nasıl kurtulduğuna, bir saldırı füzesi ile dost bir meye ilişkin Antik Yunan’daki ilk kuramlardan, savaş uçağını çok kritik bir sürede adeta bilinçsiz- doğuda ise İbnü’l-Heysem’in optik alanında- ce ayırt edebilmiş bir askerden başarılı bir ope- ki önemli katkılarından başlayarak Kepler’e, ra sanatçısının düşüncelerinin esiri olması sonu- Descartes’a, Galileo’ya kadar pek çok araştır- cu şarkı söyleyemez hale gelmesine kadar, sayı- macının deneylerini ve kuramlarını anlatıyor. sız ilginç hikâye anlatılıyor ve bunların her birin- “Dalga mı Parçacık mı?” başlıklı ikinci bölümde de beynin karar alma mekanizması inceleniyor. de 1600’lerde Newton ve Huygens’in parçacık- dalga tartışmasından, Planck, Bohr ve Einstein Lehrer kitap boyunca iyi karar vericilerin na- gibi atom fizikçilerinin bulgularına ve kuramla- sıl özellikler taşıdığını irdeliyor. Kitabın son bö- rına kadar ışığın doğasına ilişkin bilginin tari- lümünde pilot hatalarından kaynaklı uçak ka- hi serüveni anlatılıyor. “Evrende Gölge ve Işık” zalarının, gerçekçi uçuş simülatörlerinin gelişti- başlıklı üçüncü bölümde ışık evrensel ölçekte rilmesinden sonra büyük ölçüde azaldığını ve ele alınıyor, yıldızlar ve galaksilerden gelen ışı- bunun, simülatörlerin pilotlara kendi karar ver- ğın nasıl incelendiği ve anlamlandırıldığı açık- me süreçlerini tanıma imkânı sağlamasından kaynaklandığını söylüyor. 100
Bilim ve Teknik Şubat 2011 lanıyor, ayrıca gökyüzündeki bazı ilginç ışık Birbirinden ilginç görselleri, sade ve akıcı an- Susanna Davidson olayları anlatılıyor. “Işığa Hâkim Olmak” başlık- latımı, kaliteli baskısı ve kolay taşınabilir boyu- lı son bölümde ise ışığın insanlığın yararına bir tuyla ışığı daha yakından tanımak isteyen tüm Susanna Davidson çocuk kitapları yazan, teknoloji olarak gelişimi anlatılıyor. Kitabın so- okurlara belgesel tadında bir okuma vaat edi- uyarlayan ve derleyen bir editör. Eserlerin- nundaki “Tanıklıklar ve Belgeler” isimli bölüm- yor Işığın Kalbine Yolculuk… den bazıları Usborne Publishing kitapların- de tarihin çeşitli dönemlerinden bilim insanla- dan The Holocaust, The Usborne Internet-lin- rının ve yazarların ışıkla ilgili bilimsel, felsefi ve “Bu kadar alışılmış olmasına rağmen gize- ked Encyclopedia of World Geography With sanatsal görüşlerini belirttikleri kısa yazılar yer minden hiçbir şey kaybetmeyen ışık filozof, din- Complete World Atlas, The Prince and the Pau- alıyor. Kitap sadece genel kültür amaçlı okuna- dar, sanatçı ya da bilim insanı olsun, insanları her per ve çevirileri ülkemizde Türkiye İş Bankası bileceği gibi genç okurlarımıza araştırmaların- zaman büyülemiştir. Peki ışık nereden gelir? Na- Kültür Yayınları arasında yer alan Bale Düşleri, da kaynaklık da edebilir. sıl ve hangi hızda yayılır? Ona nasıl hâkim olu- Şehir Faresi ile Kır Faresi, Penguenler, Akıllı Tav- nur? Işık dalga mıdır parçacık mı? Işığın“gerçek” şan ile Aslan, Uykudan Önce Hayvan Masalla- doğasına ait bu soru XVII. yüzyılda modern fizi- rı, Küçük Kırmızı Tavuk. ğin temel iki kuramıyla ve daha sonra Einstein’ın göreliliği ve kuantum mekaniğiyle sonuçlana- Mike Unwin cak olan tutkulu tartışmalara yol açar. Bugün astronomlar evrenin ışık kaynaklarını gözlemle- Mike Unwin çocuk ve genç yetişkin ki- yerek zamanda geriye gidiyor ve evrenin tarihi- tapları yazarı. Eserlerinden bazıları Secrets ni yazabiliyorlar. Yarın fiberoptik teknolojisi sa- of the Deep: Marine Biologists (Scientists at yesinde ışık, telekomünikasyonda elektroniğin Work), Climate Change (Planet Under Pres- yerini alacak. Astrofizikçi Trinh Xuan Thuan, ya- sure), What Makes You Ill? (Starting Point şamın kaynağı olan Güneş ışığını ve dikkate de- Science) ile ortak yazarı olduğu ve çevirileri ğer bir teknik fetih olan yapay ışığı inceleyerek, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’ndan çıkan bizi parlak bir yolculuğa çıkarıyor.” Yeryüzünde Yaşam, Deneylerle Bilim 1, Vücu- dunuz ve Siz. Thrinh Xuan Thuan Hayvanlar Dünyası turacak örnekler verilmesi tercih edilmiş. Örne- ğin belirli bir bölgenin iklim koşullarının o böl- Vietnam (Hanoi) asıllı Thrinh XuanThu- Susanna Davidson, Mike Unwin gedeki birkaç örnek hayvan türü üzerindeki et- an eğitimini ABD’de, Kaliforniya Teknoloji kisinden bahsedilerek hayvanların ortamlara Enstitüsü ve Princeton Üniversitesi’nde aldı. HÇev. Ilgın Aksoy uyumu kavramına değinilmiş. Hayvanların çok 1976’dan bu yana Virginia Üniversitesi’nde çeşitli yaşama stratejilerinden örnekler de bi- astrofizik profesörü olarak görev yapmak- TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Kasım 2010 yolojik çeşitliliğin zenginliğini vurguluyor. Ay- ta. Galaksilerin oluşumu ve evrimi ile Bü- rıca “Doğayı Korumak” başlıklı bir bölümde de yük Patlama’daki unsurların sentezi üzeri- ayvanlarla ilgili belgesel- türlerin kaybolmasından ve türleri koruma ça- ne çok sayıda makale kaleme alan ve ga- ler her zaman en çok ilgi lışmalarından bahsediliyor. laksi dışı astronomi konusunda uzman olan çeken belgeseller arasın- Thuan, evren üzerine bir görüş sunan ve in- dadır. İlginç görünüşlü, ilginç davranışları ve Kitabın sonunda “Hayvanlarla İlgili Çeşitli sanın evrendeki yerini açıklamaya yöne- özellikleri olan hayvanlar ve onların yaşamları Bilgiler” başlıklı kısımda, hayvanlarla ilgili bazı lik kitaplar yazmayı sürdürmektedir. Başlıca hemen hemen herkesi kolayca kendine çeker. ilginç gerçekler, rekor özellikler, minik testler eserleri: La mélodie secrète (Folio Gallimard, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’nın geçtiğimiz bulunuyor. En sonda ise küçük bir sözlük ve di- 1991), Le destin de l’Univers (Découverte Gal- Kasım ayında özellikle genç okurlarımıza hita- zin yer alıyor. limard, 1992), Un astrophysicien (Champs- ben yayımladığı Hayvanlar Dünyası da tam bu Flammarion, 1995), Le Chaos et l’Harmonie cinsten bir kitap. Kitap geniş boyutu, birbirin- Kitabın hem genç okurlarımıza hayvanlar (Folio Gallimard, 2000), L’infini dans la pa- den ilginç hayvan resimleri ve kaliteli baskısıy- dünyasını tanıtmasını hem de onların hayvan- ume de la main (Mathieu Ricard ile birlik- la okurları hayvanlar dünyasında heyecanlı bir ları ve doğayı sevmelerine ve korumalarına kat- te, Pocket, 2002), Origines (Folio Gallimard, keşfe çıkarıyor. 2006) ve Les voies de la lumière (Fayard, Kitabın ilk bölümleri hay- kı sağlamasını diliyoruz. 2007) pek çok yabancı dile çevrilmiştir. vanlar âleminde hareket “Hayvanların dünyasında etme, beslenme, beş duyu, iletişim, üreme, büyüme, göç ilginç bir yolculuğa çıkıyoruz. etme, toplu yaşama, korun- Himalayalar’ın en yüksek ma, yuva yapma biçimleri gibi konuları işliyor. Daha sonra kı- tepelerindeki minik böcekler- talar temelinde belirgin özel- den balta girmemiş ormanla- liğe sahip hayvan yaşam böl- rın derinliklerinde yaşayan kıllı geleri ve buralarda yaşayan gergedanlara kadar, dünyanın bazı hayvan türleri anlatılıyor. dört bir yanındaki yüzlerce de- Kitapta bilgi yüklemesi yap- ğişik hayvanı tanıyacağız. mak yerine temel fikirleri oluş- Bu yolculuğa ilginç bilgi- ler ve etkileyici fotoğraflar eş- lik ediyor.“ 101
Bilim Tarihinden Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir Tarih Boyunca Geliştirilmiş Evren Modelleri - 1 Güneş Merkezli Evren Modeli belliydi. Bu nedenle Nurembergli rahip Andre- as Osiander (1498-1552) tepkileri azaltabilmek umuduyla kitaba “Bu kitabın varsayımlarıyla ilgilenen okuyucuya” diye başlayan ve bir özür dileme metnini andıran önsöz ekledi: Mikolaj Kopernik Gökkürelerinin Dolanımları’nın 1543 baskısının kapağı “Yer’e hareket veren ve Güneş’in evre- 1473 yılında şimdiki Polonya’nın Torun kasabasında doğan nin merkezinde hareketsiz olduğunu be- Kopernik, babasını küçük yaşta kaybedince, papaz olan amcası Devrimin mimarı Mikolaj Kopernik’ti. Koper- yan eden bu çalışmanın tuhaf varsayım- tarafından yetiştirildi. Amcasının isteğiyle Torun’da St. John, nik aslında bir astronom değildi; amacı din ada- larının getirdiği yenilik hemen her taraf- ardından da Wloclawec Katedral okuluna devam etti. mı olarak görev yapmak olan ve bu doğrultuda ta duyuldu. Bazı bilim insanlarının tepki Nicholas Vodka’dan ilk astronomi derslerini aldı. Cracow yedi özgür sanatın öğretilmesine dayanan gele- gösterdiğine ve uzun zaman önce sağ- Üniversitesi’nde yükseköğrenimine başladı. Gezegen kuramlarını neksel eğitim almış bir entelektüeldi. 1506 yılın- lam temeller üzerine kurulmuş olan öz- çok iyi bilen Albert Brudzewski’den matematik ve astronomi da papaz olarak Frauenburg Katedrali’nde gö- gür sanatlar arasında bir kargaşalık yarat- dersleri aldı ve bazı astronomi aletlerini kullanmasını ve gözlem reve başladığında, doğal olarak dinin ve Kilise- manın doğru olmadığını düşünmüş ol- yapmasını öğrendi. Daha sonra Bologna Üniversitesi’ne nin emrindeydi ve onlara bağlılık yemini etmiş- duklarına hiç kuşkum yok. Ne var ki ko- devam etti. Maria da Novaro’dan Ptolemaios sisteminin yetersizliği ti. Kilisenin resmi evren görüşü olarak benim- nuyu yakından incelerlerse bu yapıtın ya- ve düzeltilmesi gerektiğini öğrendi. 1501 yılında Padua’da senmiş olan Yer Merkezli Evren Modelinin ege- zarının suçlanacak bir şey yapmamış ol- rahiplik görevine başlayan Kopernik, 1503 yılında Ferrara menliğine son vermesi ise tam bir ironi oldu. duğunu göreceklerdir. Zira bir astrono- Üniversitesi’nden hukuk doktoru diploması aldı. Burada Celio mun görevi, göksel hareketlerin geçmişi- Calcagnini’den (1479-1539) evrenin yirmi dört saatte dolanımının Göreve başlayan Kopernik, Katedralin kulele- ne ilişkin bilgileri dakik ve özenle topla- sakıncalarını ve dönenin evren değil, Yer olması gerektiğini dinledi. rinden birini gözlem kulesi olarak düzenledi ve mak ve bunların nedenlerini ya da onlara 1506’da Frauenburg Katedrali’ne papaz olarak atandı. bugün“Kopernik Kulesi”adını taşıyan bu kuleye ilişkin varsayımları düşünmek ve tasarla- Burada gözlemler yapan Kopernik, öldüğü yıl olan 1543’te yerleştirdiği birkaç gözlem aracıyla Ay ve Güneş maktır. Onların gerçek nedenlerine hiçbir kendi Güneş Merkezli Evren Modelini tamamladı. tutulmaları ve gezegenlerin kavuşumlarına iliş- zaman ulaşılamayacağına göre, geçmişte kin birçok gözlem yaptı. Çünkü mevcut astrono- olduğu gibi, gelecekte de geometri pren- Uzun yıllar tek egemen açıklama mode- mi tablolarının yetersiz olduğunu ve bu tablola- siplerinden yararlanılarak bu hareket- li olarak varlığını sürdüren Yer Merkezli Evren ra dayanarak gök cisimlerinin hareketleri ve ko- ler hesap edilebilir. Yazar bu konuda mü- Modeli, Kilisenin de resmi evren görüşü ola- numları hakkında doğru yargılarda bulunmanın kemmel bir başarı göstermiştir. Bu varsa- rak benimsenince, doğruluğu bir tür tartışmaz- olanaklı olmadığını biliyordu. Eğer amaç yeni yımların doğru, hatta olası olması gerek- lık statüsü kazanmış söylem kümesi haline gel- bir evren modellemekse, bu ancak doğru göz- mez. Bu varsayımlar gözlemlere uygun mişti. Özellikle Batı bilim çevrelerinde büyük lem kayıtlarıyla olanaklı olabilirdi. Bu düşünce- düşen bir hesaba ulaşırlarsa bu kâfidir.” bir güven ve bağlanmayla her türlü astronomi ler ışığında Kopernik, Güneş’i merkeze alan, Yer’i probleminin çözümünde başvurulan bu mo- de bir gezegen gibi Güneş çevresinde dolandı- Nihayet kitap Nicolai Copernici Torinensis del, 1543 yılında çok da beklenmedik bir şekil- ran bir sistem kurdu. Ancak yaşı çok ilerlemiş- de Revolutionibus Orbium Coelestium Libri VI de başarısızlığa uğradı ve Güneş Merkezli Evren ti ve hastalanmıştı. Müsvedde halindeki metnin (Torunlu Nikolai Kopernik’in VI Bölümlük Gök- Modeli olarak adlandırılan almaşık bir söylem kitap olarak basılmasının zamanı gelmişti, an- kürelerinin Dolanımları Adlı Kitabı) adıyla 1543 kümesiyle yer değiştirdi. Düşünce tarihinde cak Kilisenin bu konuda hoşgörüsü olmayacağı yılında basıldı. Kitapta öngörülen evren tasarı- karşılaşılan önemli anlardan birisi olarak kabul mı kısaca şöyleydi: edilen bu değişim, Batı’da yeni düşünce dün- yasının temellerini de içerecek şekilde, devrim Evren küreseldir. Çünkü küre hem mükem- olarak adlandırıldı. meldir, hem de en fazla şeyi kapsayabilir. Yer de küreseldir. Bunu zaten eskiler de biliyorlar- dı. Gökkürelerinin hareketi dairesel, düzenli ve sonsuzdur. Yer de dâhil olmak üzere, bütün ge- zegenler Güneş’i merkez alan çemberler üze- rinde dolanırlar. Gök cisimleri şu şekilde sırlan- mışlardır: Merkezde Güneş, Merkür, Venüs, Yer, Mars, Jüpiter ve Satürn. Ay ise Yer’in çevresinde dolanır. 102
[email protected] Bilim ve Teknik Şubat 2011 Bu temel kabulleri doğrultusunda Kopernik, yerleşik oluşturur. Ona göre evren Yer’e göre ölçülemez büyük- Gökkürelerinin Dolanımları’nın evren anlayışının açıklanmaya ve kanıtlanmaya gereksi- lüktedir ve sınırsızmış izlenimi yaratmaktadır. Duyu algısı el yazması nüshasında yer alan nimi olduğunu düşündüğü yönlerini irdelemeyi amaçlar. bakımından Yer evrene göre bir cisimdeki tek nokta, baş- evren modelini ve gezegen Bazı noktalarda, Yer Merkezli Modelin sağduyuya dayalı ka bir deyişle sonsuz büyüklükteki bir cismin küçücük bir hareketlerini betimleyen çizimler açıklamalarını, sade bir akıl yürütmeyle aşmaya çalışır. parçası gibidir. Bu yüzden Yer’in evrenin ortasında oldu- Metin dikkatlice incelendiğinde, Kopernik’in bütünüyle ğunu düşünmek bir zorunluluk değil, bir seçimdir. Hatta gözlem ve deneye dayalı, kanıtlanmış bilgiler önermediği bu kadar büyük evren, kendisinin son derece küçük bir hemen anlaşılmaktadır. Örneğin evren neden küreseldir parçasının, yani Yer’in çevresinde 24 saat içinde dönüyor- sorusuna, “küre bütün biçimlerin en mükemmelidir” şek- sa buna daha çok şaşırmak gerekir. Kopernik’in bu man- linde yanıt vermektedir. Devamında “çünkü her şeyi içine tıksal çıkarımı da harika gözükmektedir. almaya ve içinde tutmaya en elverişli, olanağı en fazla olan biçimdir”demekte, hatta giderek bu özelliklerinden dolayı, Kopernik, kuramını oluştururken, üçüncü olarak “es- küreselliğin tanrısal bir özellik olduğunu ileri sürmektedir. kiler niçin Yerkürenin evrenin ortasında bir merkez gibi Benzer şekilde, gezegen yörüngelerinin çembersel olması- durduğunu düşündüler?” diye sorar. Bu yerinde ve haklı nı da, kendi kendini yineleyebilen tek mükemmel hareket bir sorudur. Çünkü ne Aristoteles’in konuya ilişkin kabul- olmasına bağlamaktadır. Çünkü ona göre bir gök cisminin leri, ne de Ptolemaios’un gerekçeleri bu sorunun yanıtını tek bir çembersel yörüngede düzensiz hareket etmesi söz oluşturmaktadır. Doğru yanıtın bulunması, problemin konusu olamaz. tek çözümüdür. Aristoteles, ağır unsurların davranışla- rından çıkarsadığı, “ağır cisimler merkezde ve durağan Bu açıklamalarından Kopernik’in Güneş’in merkezde ol- olarak bulunurlar” kuralına dayanıyordu. Ptolemaios ise, duğu bir evren tasarladığı açıkça anlaşılmaktadır. Ancak bu Yer gibi ağır ve büyük bir kütlenin hareket etmesi halinde tasarımın asıl önemli yönü, yüzyıllarca Yer’in konumunun parçalanacağını, üzerindeki her şeyin çevreye saçılacağını fiziksel, teolojik ve metafizik çeşitli gerekçelerle belirlenmiş öngörüyordu. Oysa evren Yer ile kıyaslanamayacak kadar konumunu değiştirmiş olmasıdır. Kitabının “Yer İçin Çem- kocaman olduğu halde hareket etmekte ve parçalanma- bersel Hareket Söz Konusu Olabilir mi? Yer’in Konumu Ne- maktadır. Bu bir çelişki değil midir? Hareketi kapsayana dir?” başlıklı bölümünde bu konuyu ele almakta ve şunları (evren) değil de, kapsanana (Yer) vermek daha mantıklı açıklamaktadır: ve gerçekçi olmaz mı? Sınırı bilinmeyen ve bilinemeye- cek olan tüm evrenin hareket ediyor olması yerine, Yer’in “Yer’in evrenin merkezinde hareketsiz durdu- hareketini kabul etme cesaretini neden gösteremiyoruz? ğu konusunda düşünürler arasında öyle bir uzlaş- Gökyüzünde görülen günlük dönüşün aslında Yer’in ha- ma var ki, aksini savunmak gülünç olmaktan öte, dü- reketine bağlı olduğunu niçin ileri süremiyoruz? Bir rıh- şünülemez bir şey olarak görülmektedir. Ancak yine tımdan ayrılırken, ülkeler, kentler geri geri gidiyor gibi de konu dikkatle ele alındığında, bu sorunun henüz gelmektedir. Çünkü gemi sakin bir denizde yol alırken, çözümlenmediği ve bu nedenle de, çalışmamın hiç gemiciler onun dışındaki her şeyi bu hareketin imgesine de küçümsenmemesi gerektiği görülecektir. Nite- göre hareket ediyormuş gibi görürler, kendi çevrelerinde- kim yer değiştirme yoluyla gerçekleşen her hareket ki her şeyin ise durduğuna inanırlar. Yer’in hareketinde de ya gözlemlenen cismin ya gözlemleyen kişinin ya da durum aynen böyledir. her ikisinin birden hareketi yüzünden ortaya çıkar. … eş hızda aynı yönde hareket eden cisimler arasın- Nihayet Kopernik, bilimsel olmaktan çok, felsefi ve da hareket algılanmaz. … Oysa Yer gökyüzündeki mantıksal çıkarımlarla ilerlettiği görüşlerini mistik ve me- bu dönmenin gözlendiği ve bizim görüşümüzün söz tafizik tabanlı bir savunmayla sonlandırır: konusu olduğu alandır. O halde Yer’e ilişkin herhangi bir hareket tasarlanacak olsa, bu hareket onun dışın- daki evrende aynen görünecektir.” Kısacası Kopernik, sağduyuya dayanmanın her zaman doğru sonuç vermeyeceğini, bazen soyutlamaya veya idealleştirmeye de gereksinim olduğunu vurgulamakta ve Yer’in durağan evrenin devingen olduğu kabul edil- diğinde gözlemlenen gök olaylarının, tersi durumda da yani Yer’e hareket verildiğinde de aynen gerçekleşeceği- ni belirtmektedir. Bütünüyle doğru olan bu belirlemesi, Yer’e hareket vermek için önemli bir düşünsel kanıt oluş- turmaktadır. Bu yeterli olmamakla birlikte, başlangıç için iyi bir savunmadır. Kopernik, Yer’in hareket edebileceğine ilişkin ikinci kanıtını Yer ve evreni, büyüklükleri açısından kıyaslayarak 103
Bilim Tarihinden “Her şeyin ilki ve en üstünde olanı, Aristarkhos’un Güneş Merkezli Evren Modeli böyle bir görüngü o zamana kadar gözlem- kendisini ve her şeyi saran, bunun için de Aristarkhos’un asıl başarısı şekildeki kurguya dayanarak Güneş, lenmemişti. Sabit yıldızlarda paralaks göz- hareketsiz olan Sabit Yıldızlar Küresidir. Ay ve gezegenlerin Yer’e olan göreli uzaklığını geometrik lenmemesi de zaten Yer merkezli Evren Mo- Burası adeta bütün öteki yıldızların ha- olarak ölçmeyi belirleyen ilk kişi olmasıdır. Güneş ve Ay’ın Uzaklıkları delini desteklemek için kullanılan en önemli reketinin ve konumunun dayandığı yer- ve Büyüklükleri adlı yapıtında yer alan bu kanıtlama şöyledir: kanıttı. Kısacası Kopernik’in önerisi heyecan dir. Sonra gezegenlerin ilki olan ve yörün- Şekilde Yer-Ay-Güneş açısı 87o, Ay-Yer-Güneş açısı 90o, yaratmaktan öte bir anlam taşımıyordu. gesini 30 yılda tamamlayan Satürn gelir. Yer-Güneş-Ay açısı da 3o’dir. Buradan Yer-Ay uzaklığı=cos 87o x Ondan sonra 12 yıllık yörünge dönüşüy- Yer-Güneş uzaklığı, Yer-Güneş uzaklığı ise= Yer-Ay uzaklığı/cos 87o Diğer taraftan model özgün de değildi. le Jüpiter var. Sonra iki yılda dönen Mars. oblialirnamk ebduilğuinnudre. nAnAcriasktaorkdhöonse,mcodse8t7roigdoenğoemrieyteririvneekiinritşehrpeosalabsıyon Çünkü sistemin temel düşünsel formları çok Dördüncü sıradaki dönüş bir ilmeğe ben- yöntemiyle bu değerin alt ve üst sınırlarını belirlemiş ve bu değeri daha eskilerde ileri sürülmüştü. Yarattığı he- zeyen Ay çemberiyle birlikte Yer’i içine al- de 1/18<x<1/20 olarak bulmuştur. Böylece Yer-Güneş uzaklığı= yecan da özgünlüğünden değil, Batı için yeni dığını söylediğimiz yeri kuşatır. Beşinci sı- 19xYer-Ay uzaklığı olacaktır. Bu hesaplama yöntemi çok başarılı bir düşünsel dönemin ilkelerinin oluşturul- radaki Venüs dokuz ayda aynı yere döner. olmakla birlikte, verilerdeki yanlışlıklardan dolayı sonuç maya başlandığı Rönesans Dönemine denk Altıncı sıradaki yeri ise seksen günlük dö- gerçek değerden çok farklı çıkmıştır. 87 derece olarak verilen açının gelmesiydi. Herkesin yeniyi aradığı bir sırada nüşüyle Merkür alır. Ne ki hepsinin orta- gerçek değeri 89 derece 50 dakika, Yer-Güneş-Ay açısı da 3 derece Kopernik de kendi yenisini ortaya koymuştu. sında Güneş durur. Zaten kim bu son de- değil 1/6 derecedir. Bu veriye göre gerçek değer 400 x Yer-Ay Çünkü Gökkürelerinin Dolanımları’nda öne- rece güzel tapınaktaki bu ışık kaynağını uzaklığına eşittir. rilenler büyük ölçüde Antik Çağın seçkin bil- bütünü eşit biçimde aydınlatabileceği bu ginlerinden, Sisamlı Aristarkhos (MÖ yaklaşık yerden başka ya da daha iyi bir yere koya- ve bu kozmolojiye karşı çıkmak dine karşı çık- 310-230) tarafından ileri sürülmüştü. bilir ki? Kimileri ona haklı olarak evrenin mak olarak algılanmaktaydı. Ptolemaios’un ışığı, kimileri evrenin aklı, kimileri ise ev- matematiksel olarak da desteklemeyi başar- Aristarkhos, kendi döneminde egemen renin yöneticisi adını veriyor. … Gerçek- dığı bu model aynı zamanda gök olaylarının olan Ortak Merkezli Küreler Modelinin kar- ten de Güneş sanki bir kral tahtında otu- açıklanmasında belirgin bir başarı kazanmıştı maşık olduğunu ve gözlemleri yeterince rur gibi çevresinde dolaşan yıldız ailesini ve bunun yarattığı bir güven ve bağlanma açıklayamadığını, dolayısıyla da bu başarısız yönetiyor.” söz konusuydu. Daha önce değinildiği üze- modele almaşık, Güneş’i evrenin merkezi- re, algılarımız da Yer’in evrenin merkezinde ne alan ve Yer de dâhil bütün gezegenlerin Kısacası, Kopernik’e göre, gezegenlerin hareketsiz olarak durduğuna ve göğün yirmi onun etrafında dairesel yörüngelerde dolan- hareketlerinde gözlemlenen farklılıklar an- dört saatte çevremizde döndüğüne tanıklık dıklarını öngören yeni bir evren modeli kur- cak Yer’in hareketli olmasıyla anlaşılabilir. etmektedir. Diğer taraftan Yer’in hareketi ka- mak gerektiğini fark eden ender bilim insan- Yer’in hareket ettiği kabul edildiğinde, görü- bul edildiğinde, ortaya çıkan sorunlara cevap larından biriydi. nen pek çok düzensizlik ortadan kalkmakta vermeyi sağlayacak bir fizik bilgisi yoktu. Ör- ve anlamlı hale gelmektedir. neğin Yer döndüğüne göre yukarı atılan taş Aristarkhos’un Güneş merkezli evren nasıl oluyordu da yine aynı noktaya düşüyor- modelinin ana ilkelerini betimlediği ve za- Böylece Güneş’i merkeze alıp, Yer’i de du. Sabah yuvalarından uçan kuşlar yuvaları- manımıza kadar gelmiş olan Güneş ve Ay’ın onun konumuna taşıyan Kopernik, Güneş na nasıl geri gelebiliyorlardı. Yer dolanıyorsa Uzaklıkları ve Büyüklükleri adlı yapıtı, uzun Merkezli Evren Modelini kurmuş oluyordu. üzerindeki nesneler niçin etrafa saçılmıyor- yüzyıllar astronomların başvuru kaynağı ol- Kitabının basılmış nüshasını ölümünden lardı gibi soruların o dönemde cevaplanması muştur. Burada öncelikle şu önermelerin ileri birkaç saat önce görme şansını elde etse de, neredeyse olanaksızdı. Çünkü henüz Galileo sürüldüğü görülmektedir: eserinin yaratacağı etkiyi öngörmüş olduğu yeni fiziği geliştirmemişti. Dolayısıyla Ko- kesindir. Çünkü kitapta yer alan düşünce- pernik, bir taraftan Aristoteles fiziğine karşı 1. Ay ışığını Güneş’ten alır. lerinin yüzlerce yıl boyunca savunulmuş ve çıkarken, diğer taraftan kendini savunmak 2. Yer, Ay küresinin benimsenmiş bir kuramın varlığına son ve- için de Aristoteles fiziğine dayanmak zorun- receğini biliyordu. Kuşkusuz bilmediği şeyler da kalıyordu ve bu nedenle de inandırıcı ola- merkezinde bulunur. de vardı. Örneğin, bin bir zorluğa karşın Yer’e mıyordu. Daha köklü sorunlar da vardı elbet. 3. Yarımay zamanında, Ay’ın aydınlık hareket verilse bile, bu hareketin fiziksel ola- Eğer Yer yörünge hareketi yapıyorsa, sabit yıl- rak temellendirilmesi başlı başına bir sıkıntı dızlarda paralaks görünmesi gerekirdi. Oysa yüzeyi ile karanlık yüzeyini kaynağıydı ve çözümü de Kopernik’te bulun- ayıran düzlem gözden geçer. mamaktaydı. 4. Yarımay zamanında, Ay’ın Güneş’e olan uzaklığı 87 derecedir. Kopernik’in hayatının son anında bilim 5. Yer’in gölgesi (tutulma döneminde) topluluklarının önüne koyduğu bu evren mo- iki Ay çapına eşittir. deli, beklendiği gibi hemen benimsenmedi. 6. Ay’ın çapı 2 derecedir. Modelin önünde birçok engel bulunmaktay- dı. Bunlardan birisi Hıristiyan teolojisiydi. Yer Bu temel önermelere dayanarak Aristark- merkezli kozmoloji, uzun bir zamandan beri hos, öncelikle iki yarımay arasındaki arayı Hıristiyanlığın evren görüşü haline gelmişti ölçer ve 30 gün olarak bulur; buna göre Ay, 30 günde 360o lik, 1 günde ise 12o lik yay kat 104 etmektedir. Daha sonra ilk dördün ile son dördün arasında geçen süreyi ölçer ve bunu da 15,5 gün olarak bulur. Bu bilgilerden ya- rarlanarak Yer-Güneş uzaklığını, Yer-Ay uzak-
Bilim ve Teknik Şubat 2011 lığının 19 katı olduğu sonucuna ulaşır. Bu hesaplama 2. Yer Merkezli Evren Modeli, duyumlara ve sağduyuya yöntemi çok başarılı olmakla birlikte, verilerin yeterince uygun düşen Aristoteles fiziği tarafından destekleniyor- dakik olmaması dolayısıyla sonuç gerçek değerden çok du. Oysa Güneş Merkezli Evren Modelinin böyle bir deste- farklı çıkmıştır. ği yoktu. O günlerde oluşturulmuş olan niteliksel fizik ağır unsurların evrenin merkezinde ve durağan olarak bulun- Aristarkhos’un, Güneş ve Ayın uzaklıklarını ve büyük- ması gerektiğini öngörüyordu. Yer de ağır unsurlardan lüklerini ölçmeye girişen ilk kişi olması bakımından öv- oluştuğuna göre, evrenin merkezinde olmalıydı. güyü hak ettiği açıktır. Aynı zamanda evrene ilişkin bazı varsayımlar da ileri sürmüştür: Aristarkhos’un Güneş Merkezli Evren Modeli kendi fizik sistemini kuramamış olması dolayısıyla tutunama- 1. Sabit yıldızlar ve Güneş hareketsizdir. yınca, 16. yüzyıla kadar astronomi tarihinde savunulan 2. Yer, Güneş çevresinde dolanır. tek evren modeli Yer Merkezli Evren Modeli olmuştur. 3. Güneş sabit yıldızlar küresinin de merkezidir. Antikçağda belirtilen nedenlerden dolayı benimsenen bu modelin ortaçağlardaki gelişimi ise çeşitli farklılıklar Böylece Aristarkhos’un, Kopernik’ten yaklaşık 1800 göstermiştir. Özellikle İslâm Dünyasındaki gelişmelerin yıl önce Güneş merkezli sistemi geliştirdiği ve evrenin seyri bazı bakımlardan dikkat çekici özellikler göstermiş- gerçek yapısını bulmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu çok tir. Ortaya çıkan farklılığın iki önemli nedeni olduğu anla- önemlidir. Çünkü onu izleyenler matematik modellerle şılmaktadır: görünüşü kurtarmaya çabalamaktan öteye gidememiş- lerdir. Bazı dairesel hareketlerin birleştirilmesiyle oluştu- a. Aristoteles’e gösterilen derin saygı, rulan bu sistemler, evrenin gerçek fizik düzenini vermek yani muallim-i evvel (birinci hoca) kabul yerine görünüşü kurtarma çabasına yönelikti. edilmesinin yarattığı otoriteye saygının öne çıkarılması. Bu sistem, o dönemde iki temel nedenden dolayı ka- Bu duygunun bir sonucu olarak bul görmemiştir: bazı bilim ve düşün insanları, Aristotelesçi evreni betimleyen yer merkezli sistemi 1. Sağduyu, yani insanların dikkatini görünen dünya- özgün haliyle benimsemeye nın görünen olgularının görünen değişimleriyle sınırlan- aşırı titizlik göstermişlerdir. dırmış olmalarıdır. Bu sınırlandırma, insana kendisinin ve b. Bu duygunun sonucu olarak Aristoteles’ten üzerinde bulunduğu Yer’in her şeyin merkezinde olduğu sonra Yer merkezli modelin, gezegen duygusunu vermektedir. Bundan dolayıdır ki bilimsel dolanımlarındaki düzensizlikleri açıklamak için açıklamanın sağduyuyla sınırlı olduğu dönemlerde in- geliştirilen dışmerkezli ve çembermerkezli san Yer’i kendisine başvuru noktası olarak almış ve evre- düzeneklerin Aristotelesçi anlayışa nin merkezine yerleştirmiştir. Duyular Güneş’in her gün aykırı bulunarak karşı çıkılmasıdır. Doğu’dan doğup Batı’dan battığını, Yer’in ise hiç hareket etmediğini algıladığına göre, bunun aksini iddia etmek duyuların sağladıklarını yadsımak olurdu. Aristarkhos’un kitabında yer alan Ay Tutulması hesabı 105
Bilim Tarihinden İslâm Dünyasında dile getirilen bu durum olan evren düzeni, yani Ptolemaios sistemi, Kopernik’in yapıtı ve onun sistemini konu özellikle daha sonra Batı Dünyasında yeni Aristoteles’in, Yer’i evrenin merkezinde kabul alan kitaplar, 1882 yılına kadar kilisenin ya- model arayışlarını gündeme getirmiştir. Önce eden fiziğini temele alıyordu. Her ne kadar bu sakladığı kitaplar listesinde yer aldı ve bu daha eskiye Eudoksos’un Ortak Merkezli Kü- sistemin hesaplama yöntemi büyük başarı tarihte Kardinaller Meclisi, Katolik çevrelerde reler sistemine geri dönüş öngörülürken, bu göstermiş idiyse de, zaman içindeki gelişme- Kopernik’in okutulabileceğini ilan etti. Diğer sistemin karmaşıklığı da benimsenmesine ler bazı hatalı noktalarını ortaya çıkarmıştı. taraftan bu yeni sistemin bazı sorunların ya- engel olmuş ve yeni bir evren modeli arayışı Ayrıca Ptolemaios sisteminin yarattığı sorun- nıtını verememesi, yayılmasını ve gelişmesini hızlanmıştır. Bu süreçte özellikle Hıristiyan lar ve güçlükler bazı astronomları yeni sistem engelleyen en önemli etkenlerden biriydi. Bu Ortaçağ’ındaki teolojik yaklaşımların gittikçe arayışına götürmüştü. Ancak bu sistemlerden konudaki tartışmalar, Galileo’nun modern fi- daha sistemli hale gelmesi ve ardından sko- hiçbiri, henüz matematikteki gelişmelerin ziğin temellerini atmasıyla son bulmuş, böy- lastik bir yapı içerisinde katılaşıp, donuklaş- belirli bir düzeye gelmemesi ve Yer’in evrenin lece düşünce tarihinde, yeni atılımlara sahne ması aynı zamanda Yer Merkezli Evren Mode- merkezinden kaldırılmasına olanak sağlaya- olacak, yepyeni bir ufuk açılmıştır. linin de kırılma noktasını oluşturmuş ve önce cak yeni bir fiziğin geliştirilememiş olması düşünsel zeminde bazı karşı çıkışlar başlamış nedeniyle, başarıya ulaşamamıştı. SAKibadyegtnwtiai,kcGklaiaornrgdi,JaTchkesHonisit,o1r9y5o4f. Astronomy, ardından da, Kopernik tarafından yeni bir ev- AÇBeerrivsn.tDaolt,eeJnl.eiDsz,.YF, uMizriotköd,reÇernen,vÇ. SaağffÖetnBceasbiüFri,zYika,pı ve Kredi, 1997. ren modeli oluşturulmuştur. Peki, Kopernik 2. Rönesans terim olarak “yeniden doğuş” TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 1995. neden başarılı oldu? anlamına gelmektedir ve tarihte bu ifade, BPryinnucmeto, nWU. Fn.,ivDeircstiitoyn, 1a9ry84o.f The History of Science, öğrenimin, sanatın ve edebiyatın yeniden CWo.Whe.nN, oI.rBtoenrn&arCdo, TmhpeaBniyr,t1y9o9f2a. New Physics, Bunu iki farklı bağlamda değerlendirmek canlanmasını belirtmek amacı ile 1450-1600 ÇCeovp.eSranfifceut sB,aNbiücro,lYa.uKs,.GYö.,k2c0is0i2m.lerinin Dönüşleri Üzerine, gerekmektedir: yılları arasındaki döneme verilen addır. Rö- ACr.Dom. 4b0i0e-,1A6.5C0.,,MAuelgbuosutirnneet:oWGiallliialemo tHheeiHneismtoarnyno,f1S9c5ie7n.ce nesans döneminde ortaya çıkan gelişmeler CÇuevs.hBin. gÖ, zJagmüreSsaTr.ı,oFğilzuik, SteabFealnsecfıiÜKnaivvrearmsitlaesri,I,2003. 1. Yer Merkezli Evren Modelinin içerik ola- insanların dikkatini bir yandan doğaya, diğer ÇGTDherraaev.nlyeAets,ryt,EokJ..u,KLOte.GprEtlöa.e,krHÇ,eDrai,sğtoVdoveraeryrsF,ooi1fz,9it1kh59e3B8.P6il.liemnlaetrai,ry System from rak çok eskimiş ve kendini yenileyememiş yandan kendi üzerine yöneltmişti. Bu yöneliş Middleton, W. E. KC.o,.T, 1h9e6S3c.ientific Revolution, olması. sonucunda insanlar doğayı ve evreni gerçek Schenkman Pub. mahiyetiyle kavramayı öne çıkardılar ve so- ÇRoevn.aEnk, mCoelleinddAi.n, BİhilsimanToağrluih&i, Feza Günergun, 2. Rönesans döneminin yarattığı yenileş- nuçta insanların doğaya ilişkin görüşleri de- TÜBİTAK Akademik Dizi, 2003. me duygusunun bilimde, felsefede ve sanatta ğişti, bilgi düzeyleri arttı. SUanyeılsıc, oAyTdüırnk,iyCeoMpeirlnliicKuosmveisAyonnıtusa, lAYnakpaıtrıa, 1973. yarattığı atılım. PTToeekgpeedmlei,m,S2.i0rv,0dH8.,.BGil.imveTUanriahti,nYe.,GBiirliimş, NToarbiehli,,2010. Bu dönemde bilime ve sanata duyulan Unat, Y., Astronomi Tarihi, Nobel, 2001. 1. Yer Merkezli Evren Modeli uzun yıllar ilgiden astronomi de payını aldı. Bu ilgi Pto- boyunca pek çok problemin çözümünde ba- lemaios sisteminin ayrıntılı olarak öğrenilme- şarısızlığa uğramış ve yetersizliği anlaşılmıştı. sine yol açtı ve sonuçta Ptolemaios’un her Sistemin daha iyi hale nasıl getirilebileceği gezegeni tek olarak ele aldığı, bir gezegenin düşünülüyordu. Bunun için de iki seçenek diğer gezegenlerle ilişkisini dikkate almadığı, vardı: ancak her gezegenin Güneşle ilişkisini mu- hakkak kurduğu anlaşıldı. Böylece Ptolema- a) Ya Yer merkezden kaldırılacak, ios sisteminde Güneş’in özel bir yeri olduğu b) Ya da yeni bir hesaplama görüldü ve bu durum insanların kafasında tekniği getirilecekti. Güneşin merkeze alınmasının daha akla yat- Yer’i merkezden kaldırmak kın olacağına ilişkin bir fikrin doğmasına yol olanaklı değildi, çünkü dinsel açtı. bir anlam taşıyordu. Buna karşı gelmek dinsizlikle Diğer taraftan Yer merkezli kozmolojinin eşdeğerdi. Hıristiyan dininin kozmolojisi olarak kabul Hesaplama tekniği ise dairesel edilmesi de karşıt düşüncelerin kabul edil- yörünge fikrine dayandırılmıştı. mesini güçleştiriyordu. Yer’i merkezden kal- Daire dışında bir şekil kabul etmek dırmak, dine karşı gelmek veya onunla çatış- olanaklı değildi, çünkü bilgi maya girmek anlamına geliyordu. Rönesans düzeyi buna izin vermiyordu. ve reform düşüncesi bu katı tutumu ciddi Böylece Kopernik bir yol ayrımına şekilde yumuşatmıştı. İşte Kopernik, böyle bir düşmüştü. Seçimini belirleyecek süreçte ortaya çıktı. etmen kuşkusuz ki, kolaylık ve yalınlıktı, o da Yer’in merkezden Gökkürelerinin Dolanımları’nın 1543 yılın- kaldırılmasını seçti. da yayımlanmasının bilimde ve insan düşün- cesindeki etkileri çok derindir. Kant’ın (1724- Kopernik dünyaya ve evrene yeni bir an- 1804) da belirttiği gibi, getirmiş olduğu görüş layış, yeni bir düzen getirmek iddiasındaydı. köklü bir değişikliğin sembolüdür. Bu yüzden Getirdiği düzende Dünya, yeni bir yörünge- bilim tarihi açısından bu yapıt Orta Çağla Yeni ye oturtulmuştur. Kopernik’e kadar egemen Çağı birbirinden ayıran sınır taşı olarak kabul edilir. 106
Bilim ve Teknik’le Kırk Yıl Alp Akoğlu Bilim ve Teknik Şubat 2011 Şubat 1971 Bilim ve Teknik’in 40 yıl önceki sayısı olan Şubat 1971’de yer alan başlıkların bazısı şöyle: Dünyada ve Bizde Elektrik Enerjisi, Keban Barajı, Bir Türk Bilimadamı Tanıtıyoruz: Dr. Temel Çakaloz, Ay’la İlgili Umulmayan 5 Buluş, Luna 16, Pastör’ün Bıraktığı Büyük Miras, Yapıştırıcı Maddeler, Mekanik İnekten Alınan Süt, Ay Arabası için Dev bir Adım, T. B. T. A. K. Burs Programları, Refleks Fotoğraf Makinesi, Harika Bir Sayı: 9 Derginin Şubat 1971 sayısında Keban Barajı kapak konusu olarak seçilmiş ve bu konuya geniş yer ayrılmış. Bu ayki köşemizde yine 40 yıl önceki dergide geniş yer ayrılan “Ayla İlgili Umulmayan 5 Buluş” başlıklı yazıdan bazı bölümleri derledik. Ayla İlgili daha büyük oluyordu ve Ay toprağı ile beslenen İnsanoğlu uzaya ilk adım atma cesaretini Umulmayan 5 Buluş bitkiler yeryüzünde en iyi gübrelenmiş toprakta gösterince birçok bilgin kötü sonuçlardan bah- özel olarak yetiştirilenlerden bile daha kuvvetli ve setmişti. Bunlardan çok azı doğru çıktı. Fakat ha- Apollo 11, 12 ve 13 yolculuklarını izleyen ay- büyük oluyorlardı. la anlaşılamayan ikinci trend astronotların her lar içinde yapılan araştırmalar çeşitli sorula- yolculukta ağırlıklarından bir miktar kaybetme- rın ortaya atılmasına sebep olmuştur. Tanınmış Laboratuvarın baş botanik uzmanı Dr. leridir. Tipik olarak bu 2,5 ila 5 kg kadardır. Dr. Amerikan dergisi Science Digest, Houston Uzay Walkingshow’a göre Ay toprağı ile gübrelenen Fisher’e göre bu vücudun kendini ağırlıksızlığa Merkezi’nin araştırmacılarıyla görüşmüş ve on- bitkilerin böyle mükemmel bir şekilde gelişme- uydurmasından ileri gelebilir, fakat bu durum- lardan birçok yeni bilgiler toplamayı başarmıştır. sinin nedeni Ay’da atmosferin bulunmamasıdır. dan herhangi bir problem meydana gelmiş de- Oksijeni olmayan bir çevrede oluşmuş olan Ay ğildir. Doktorlar ağırlık kaybının elektrolit denge İlk bitkisel incelemeler Ay toprağının bitkilere toprağı oksijenden arınmış durumdadır. Bu nite- probleminden ileri gelmesinden şüphelenmekte- zararlı bir etkisi olup olmadığının anlaşılması için liği yeryüzünün toprağında taklit etmeye imkan dirler. Bu problemi çözme görevini ayrı bir labora- yapıldı. Tohumların ekildiği toprağa Ay toprağın- yoktur. Ay toprağının bu oksijenden arınmış du- tuar üzerine almıştır. dan biraz serpiliverince daha büyük ve daha ye- rumunun bitki tarafından oluşturulan büyümeyi şil bitkiler elde edildiği hayretle görüldü. Hücreler sınırlayıcı hormonların etkisini kaldırmış olması Astronotlar tarafından toplanan torbalarca ihtimali vardır. Bu sınırlama ortadan kalkınca bit- taş Dünya’ya erişmeden çok önce bütün dünya ki de büyür, tıpkı “Alice Harikalar Diyarında”gibi. laboratuarları bu taşları incelemek için bir sürü plan hazırladı. Taşlar gelince parçalara bölündü- Apollo karantina deneylerinden alınan ikin- ler, kesildiler, kontrol edildiler, delindiler, zımpara- ci beklenmedik sonuç mikrobiyolojiktir. Apollo landılar ve onlardan her türlü bilgiyi meydana çı- 11’in getirdiği toprağın bulunduğu tüpten alınan karabilecek her cins alet ve yöntemle denendiler. bir parça üzerine konulan Dünya bakterilerin- İlk raporlar pek yavandı, onlarla taşların içinde- den üç türü ölmüştür. Mikrobiyoloji uzmanı Dr. G. ki mineraller ve 3,3 ila 3,5 milyar yıl arasında yaş- Taylor, üç bakteri türü Pseudomonas aerugino- ları tespit edilebilmişti. Bununla beraber özel bir sa, Azobakter vinelandil ve Staphylococcus aue- taş bulundu. Yaşı 4,6 milyar yıldı. Bilginlere göre rus, Apollo 11’in getirdiği alt toprağın bulunduğu bu Güneş Sistemi’nin başında meydana gelmişti. tüpten alınan malzemeyi kapsayan sıvı kültürleri içine konulduktan sonra 20 saat içinde ölmüşler- Bu taş Ay’ın Fırtınalar Denizi’nden alınmış ve dir demiştir. Aynı bakteri türleri aynı şekilde Apol- bir milyar yıl daha genç taşlarla beraber aynı do- lo 11 ve Apollo 12’nin getirdiği alt tabakalara ait layda bulunmuştu. Daha önceki buluşlar birçok toprakla temasa getirildikleri zaman bir şey ol- bilgini Ay’ın Güneş Sistemi’nin öteki üyeleriyle be- muyor ve yaşamaya devam ediyorlardı. Mikrobi- raber oluşmuş olduğuna ikna etmişti, ki bu da 4,5 yologlar artık durumu bildiklerine göre mesele bu milyar yıl önceydi. Aynı zamanda 3,5 milyar yıl ölümün sebeplerini meydana çıkarmaya kalıyor- önce oldukça kısa bir devrede Ay’ın yüzeyinde- du. Bu husustaki çalışmalar hala devam etmek- ki lavların aktığı da anlaşılmaktadır. Aynı çevre- tedir. Apollo 14’ün Ay’ın alt tabakalarından geti- de 3,5 ve 4,6 milyar yaşındaki taşların bulunması receği malzeme ele geçince onun da bakterileri birçok bilginin daha önceden tahmin ettiği gibi, aynı esrarlı şekilde öldürüp öldürmeyeceği araş- 3,5 milyar yaşındaki lavlar 4,5 milyar yıllık Ay’ın tırılacaktır. yüzeyini ince bir katmanla örtmüştür. 107
Matemanya Muammer Abalı x+y<100 Beyne Gıda Biz çocukluğumuzda herhalde pek zeki değildik. Örneğin yedi yaşımızdayken birbirimize “Söyle bakalım, birinci ve ikinci bildiği halde, sonrakilerin bilmediği nedir?” gibi sorular sormazdık. O nedenle de, şimdilerde, böyle bir sorunun yanıtı ne olabilir hiçbir fikrimiz yok. Aslında belki çoğul konuşmamalıyım. Ben kendi halimi yaygınlaştırarak, kendi çaresizliğimi ortaklar bularak aşmak istiyorum herhalde. Sorunun yanıtı “Bir yere, bir toplantı mekânına ilk kimin geldiği” imiş. Bu ay, dergi elinize geçtiğinde ara tatilde olacaksınız herhalde. Bel- Burada Goldbach Kestirimine başvuruyoruz: “Her çift sayı iki asal ki beyniniz gıdasız kalır diye, birlikte bir mantık sorusunu çözelim is- sayının toplamı olarak yazılabilir”. Eğer toplam tek ise, emin olursu- tedim. nuz ki sayıların ikisi birden asal olamaz. T’ye “Ben zaten biliyordum.” dedirten budur. Soru şöyle: Aklımdan birden büyük, birbirinden farklı iki tam sayı tutaca- Demek ki sayılardan birisi çift, birisi tek olmalı. Yoksa toplam tek ğım, x ve y. Toplamları 100’den az olacak; x+y<100 olamaz. Birinize sayıların toplamını (x+y), diğerinize çarpımını söyle- yeceğim (xy). Buradan hemen çarpımın çift olması gerektiğini de çıkarabiliriz. Bi- Bana sayıları söyleyebilecek misiniz? liyoruz ki, bir çift sayı ile bir tek sayının çarpımı daima çifttir. İkisi de kaleme sarıldı. Bir zaman sonra: Özetlersek: Birisi çift, birisi tek iki sayı ile karşı karşıyayız. Çarpımları bilen (Ç): Ben bu sayıları bilemedim! Çarpımlardan bütün tek sayıları eleyebiliriz. Bütün kareleri eleyebi- Toplamları bilen (T): Ben senin bilemeyeceğini zaten biliyor- liriz. Bütün küpleri eleyebiliriz. dum. Ben de bilemedim. Ç: Hah, şimdi buldum. Toplamlardan bütün çiftleri de elememiz lazım. Bu son nokta T: Ben de buldum! önemli, çünkü çözüm kümemizi oldukça daraltıyor. Bu bilgiler ışığında sayıları bulabilir misiniz? Biraz daha kafa patlatalım bakalım: T, “Ben zaten biliyordum.” dedi- ği anda, Ç, T’nin elinde tek sayının olduğundan emin oluyor. Ama aca- Cevap parlak zekâ ürünü filan değil. Biraz uğraştırıcı ama nasıl uğ- ba başka çıkarsamalar da yapabilir mi? Örneğin x+y=39 olabilir mi? raşacağınızı bilmek, yolu tayin etmek mantık işi. Sayıları teker teker 26+13=39 diye söylüyorum. Eğer x+y=39 olsaydı, xy=2.13.13 olurdu denemek bir yol haliyle. Hele şimdi, küçük bir program yazarak dene- ki Ç bunu hemen yakalar ve sayıları bulmuş olurdu. Benzer şekilde, ye deneye sonuca varmak olanaklı. Ama aradığımız bu değil. Çözü- demek ki bir asal sayının katları olan toplamlar da listeden çıkarılma- mü akılla bulmalı. lıdır. 51 örneğin; 34+17 şekliyle bakıldığında, Ç’nin elinden kurtulmuş olmaması gerekirdi. Ç “Ben bu sayıları bilemedim” dediğinde, bize ne bilgiler vermiş Eleme işini yaptığımızda (bu biraz can sıkıcı olabilir) çözüm küme- oluyor bir bakalım: sinde olabilecek x+y toplamları listesinin şu listeye indiğini buluruz: Öncelikle, iki sayının çarpımını, asal çarpanlarına ayırıp bakmış ol- Aday Toplam Kümesi: masını beklerdik kendisinden. Eğer sayı iki asal sayının çarpımı olsay- 11, 17, 23, 27, 29, 35, 37, 41, 47 dı, sayıları hemen bulmasını beklerdik. O halde, iki asal sayının çarpı- mı olan bütün sayıları elememiz lazım çarpım listesinden. Ek olarak, Bundan sonrası da biraz “hamallık” diye adlandırdığımız türden. iki sayı birbirinden farklı olduğuna göre karelerin de elenmiş olma- Yukarıdaki 9 sayının toplamaya göre bileşenlerini bulmalı, içlerin- sı gerekir. den uygunsuzlarını elemeliyiz. Örneğin 11 sayısının 2+9, 3+8, 4+7 ve 5+6 sayılarından oluşabileceğini görüyoruz. Bunların içinden 5+6 uy- Demek ki sayıların ikisi birden asal sayı olamaz. gunsuz bir toplamdır. Çünkü 5+6=11 durumunda xy=30 olacaktır, ki T “Ben senin bilemeyeceğini zaten biliyordum” dediğine göre, aca- 30=2x15 nedeniyle x+y=17 toplamını verecektir. Bu tür birden fazla ba nereden biliyordu? Elinde sadece iki sayının toplamı bilgisi var. bileşen elemek gerekir. Çünkü böyle bir durum, Ç’yi ikileme düşürür- T, x ve y asal sayılar olsaydı, Ç’nin sayıları bulabileceğini çıkarmış ol- dü ve “şimdi buldum” diyemezdi. malıdır. Ama o zaten, Ç’nin elinde iki asal sayının olamayacağını bili- yor. Nasıl acaba? 108
Bilim ve Teknik Şubat 2011 Bu düşüncelerle hazırlanmış xy, x,y ve x+y listesi aşağıdaki gibi oluşuyor. xy x y x+y 186 6 31 37 Ç, T’nin aday 10 sayısını listeledikten sonra “Hah şim- 18 2 9 11 232 8 29 37 di buldum!” dediğine göre, xy listedeki 76 sayıdan biri 24 3 8 11 252 9 28 37 olmalıdır. O zaman listedeki bildiği sayının karşısındaki 28 4 7 11 270 10 27 37 x.y ikilisini seçecektir. Örneğin xy=150 olsaydı, sayıların 52 4 13 17 322 14 23 37 5 ve 30 olduğu sonucunu çıkaracaktı, x+y=35 aday sa- 76 4 19 23 336 16 21 37 yılardan birisi olduğundan. 112 7 16 23 340 17 20 37 130 10 13 23 180 5 36 41 T “Ben de buldum!” dediğine göre, elinde öyle bir 50 2 25 27 114 3 38 41 x+y olmalı ki, sonuçtan şüpheye düşeceği bir durum ol- 92 4 23 27 148 4 37 41 mamalı. Örneğin elinde x+y=35 bilgisi olsaydı, olası 12 110 5 22 27 238 7 34 41 x,y çiftinden hangisi olduğunu bilemeyecek ve “Ben de 140 7 20 27 288 9 32 41 buldum” diyemeyecekti. Demek ki elinde öyle bir top- 152 8 19 27 310 10 31 41 lam var ki, bu toplamı veren sadece tek bir x,y ikilisi var: 162 9 18 27 348 12 29 41 170 10 17 27 364 13 28 41 Listeyi incelersek bu sayının 17 olduğunu görürüz. 176 11 16 27 378 14 27 41 182 13 14 27 390 15 26 41 Vardığımız sonuç x=4, y=14, xy=52 ve x+y=17 54 2 27 29 400 16 25 41 100 4 25 29 408 17 24 41 Aslında zor değil, sakin kafa gerektiriyor. Zaten ma- 138 6 23 29 414 18 23 41 tematik hep sakin kafa gerektirir. Matematikçilerin biraz 154 7 22 29 418 19 22 41 “çelebi” insanlar olması o nedenledir. 168 8 21 29 132 3 44 47 190 10 19 29 172 4 43 47 Matematikten korkma, telaşlanmaktan kork. Çözüm 198 11 18 29 246 6 41 47 her zaman saygı ve sevgiyle önünde seni bekler. Unutma. 204 12 17 29 280 7 40 47 208 13 16 29 Sevgiyle kalın. 370 10 37 47 96 3 32 35 396 11 36 47 124 4 31 35 442 13 34 47 150 5 30 35 462 14 33 47 174 6 29 35 480 15 32 47 196 7 28 35 496 16 31 47 216 8 27 35 510 17 30 47 234 9 26 35 522 18 29 47 250 10 25 35 532 19 28 47 276 12 23 35 540 20 27 47 294 14 21 35 546 21 26 47 304 16 19 35 550 22 25 47 306 17 18 35 552 23 24 47 160 5 32 37 109
Zekâ Oyunları Emrehan Halıcı Küp ve Altı Renk Artan Harfler On Beş Rakam Bir kübü boyamak için altı farklı renginiz var. Alfabemizin 29 harfi rastgele Aynı rakamın yedi kez kullanıldığı yan yana diziliyor. yedi rakamlı bir sayı, sadece Her bir rengi dilediğiniz sayıda 2 ve 3 rakamlarının kullanıldığı on beş (0, 1, 2, 3, 4, 5, 6) yüzü boyamak için Soldan sağa ve sağdan sola rakamlı bir sayıyı tam olarak bölüyor. kullanabilirsiniz ancak bir yüzde birden fazla baktığınızda alfabetik olarak artan Bu on beş rakamlı sayıyı bulunuz. renk kullanamazsınız. Tüm yüzleri boyamak en uzun harf dizisi not ediliyor. koşuluyla, bu küp kaç farklı biçimde Komşuluk Değeri boyanabilir? Bu dizideki harf sayısı en az kaç olabilir? Bir sayıdaki her ardışık iki rakamın ve (Boyanmış bir küp çeşitli biçimlerde bu rakamlar arasındaki rakam sayısının döndürülerek başka bir küp elde ediliyorsa, İlk yedi harf (A, B, C, Ç, D, E, F) çarpımlarının toplamına o sayının komşuluk bu iki boyama farklı değildir.) için iki örnek: değeri dendiğini kabul edelim. Tahmin Diziliş: BFDÇECA, Örnek: 132 sayısının komşuluk değeri en uzun dizi: FDÇCA 1x2x1 + 2x3x0 = 2’dir. Arkadaşınızla bir tahmin oyunu (sağdan sola artıyor) 1 ile 2 arasında 1 rakam olduğu için (1x2x1), oynuyorsunuz. 2 ile 3 arasında hiç rakam olmadığı için Diziliş: ÇBCAFDE, (2x3x0). Benzer biçimde 4253 sayısının Arkadaşınız 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 sayıları en uzun dizi: BCDE komşuluk değeri. arasından üç farklı sayı tutuyor. (soldan sağa artıyor) 2x3x1 + 3x4x2 + 4x5x1 = 50’dir. Her tahmininizde ona dört farklı sayı söyleyeceksiniz, o da bu dört sayı içinde E Rakamları farklı olan ve komşuluk değeri tuttuğu sayılardan kaç tane olduğunu AJ en büyük olan sayı nedir? söyleyecek. F Toplamların Karesi Sayıları bulmayı garanti etmeniz BK için en az kaç tahmin yapmanız gerekir? Dört pozitif tam sayının toplamlarının G karesi, dördünün yan yana yazılmasıyla On Bir Harf CL elde edilen sayıya eşittir. Alfabemizin ilk 11 harfini ikişer kez H Her rakamı farklı olan bu sayı en fazla kullanarak 22 harflik bir kod üreteceksiniz. DM kaç olabilir? Koşulumuz, aynı harf çiftlerinin arasında o harfin alfabetik sırası Para Üçgenleri Soru üç sayı için sorulsaydı (A=1, B=2, ..., Ğ=9, H=10, I=11) cevap 6724 olurdu. kadar harf bulunması. 12 adet para üstteki şekilde Sayılar: 6, 72, 4 görüldüğü gibi dizilmiştir. (6+72+4=82 → 82x82=6724) (Yani, iki “A” harfinin arasında bir harf, iki “B” harfinin arasında iki harf, ..., Bu paralar (merkezleri itibarıyla) Soru İşaretleri iki “I” harfi arasında 11 harf bulunacak.) çeşitli eşkenar üçgenler oluşturmaktadır (AEF, BJL, DGM, vb.). Soru işaretli kareleri uygun renklerle Bu koşulu sağlayan ve alfabetik olarak doldurun. ilk sırada olan kod nedir? En az sayıda para alarak eşkenar üçgenlerin sayısını sıfıra indirmeniz ? Aynı soru ilk 4 harf için sorulsaydı cevap istense hangi paraları alırdınız? ? BCÇBACAÇ olacaktı. ? ? 110 ?
Bilim ve Teknik Şubat 2011 Kâğıt Kare A B C D Kare biçiminde bir kâğıdınız var. Sadece katlama işlemleri yaparak bu kâğıdın diyagonal doğrusunu üç eşit parçaya nasıl ayırırsınız? (Kalem, cetvel vb. araç kullanmak yok.) Geçen Sayının Çözümleri f(4) = 1 + 2 + 4 = 7 f(5) = 2 + 4 + 7 = 13 Beş Harfli Kod f(6) = 4 + 7 + 13 = 24 15645357 f(7) = 7 + 13 + 24 = 44 0 sesli harf: 21**5 = 4084101 f(8) = 13 + 24 + 44 = 81 1 sesli harf: 5 x 8 x 21**4 = 7779240 f(9) = 24 + 44 + 81 = 149 2 sesli harf: 6 x 8**2 x 21**3 = 3556224 f(10) = 44 + 81 + 149 = 274 3 sesli harf: 8**3 x 21**2 = 225792 Toplam: 15645357 Ajanlar 11 Üç Daire Yapılacak olan tahminler: Dairelerin yarıçapları: r1, r2, r3 11, 21, 30, 38, 45, 51, 56, 60, 63, 65, 66 r1=r2+r3, PS=6 İlk alınan HATA mesajından sonra son girilen OS=r1-2r3=(r2+r3)-2r3=r2-r3 sayı ile ondan önce girilen sayı arasında kalan sayılar OP=r1=r2+r3 küçükten büyüğe doğru denenir. OP2 =OS2+ PS2 g(r2+r3)2= (r2-r3)2+36 n ×(n+1)/2 = 66 n=11 4r2r3=36 gr2r3=9 11+10+9+...+2+1 = 66 Alan= pr12 - pr22 - pr32 = p(r2+r3)2 - pr22 - pr32 On bin Sayı = 2pr2r3 500.050 = 18p birim kare Tahta boyutu = N Toplam = N(N**2+1)/2 P SR O Madeni Paralar Toplam=140 Dört Çubuk Para birimleri: (1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-25-37) 65 birim Çubukların uzunlukları 8, 12, 18, 27 birim Maksimum Çarpım Benzer üçgenler: (8,12,18) ve (12,18,27) Sayılar: 942, 853, 761 Merdiven Farklı Tablo 274 N basamaklı bir merdiven için cevap f(N) olsun. 7 48 49 İlk seferde 1 basamak çıkıldığında merdivenin geri kalanı f(N-1) farklı şekilde, 2 basamak çıkıldığında 58 59 126 f(N-2), 3 basamak çıkıldığında ise f(N-3) farklı şekilde çıkılabilir. 137 206 1003 Yani f(N) = f(N-1) + f(N-2) + f(N-3) 1, 2 ve 3 basamaklı merdivenler için cevaplar Üçgenler ve Kare 1, 2 ve 4’tür. 111
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisine Gönderilen Yazı ve Görsellerin Sahip Olması Gereken Özellikler 1. TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisi popüler bilim ya- Alp, S., Hitit Güneşi, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 2002. zıları yayımlayan bir dergidir. Bu nedenle dergimizde yayımlanan yazılar genel okuyucu tarafından anlaşıla- Şeker, A., Tokuç, G., Vitrinel, A., Öktem, S. ve Cömert, S., bilecek düzeyde, net, yalın ve teknik olmayan bir Türk- “Menenjitli Vakalarda Beyin Omurilik Sıvısındaki Enzimatik çe ile yazılmış olmalıdır. Yazılar, başlık, sunuş, ana me- Değişimler”, Çocuk Dergisi, Cilt 1, Sayı 3, s. 56-62, 1 Mart 2008. tin, alt başlıklar, çerçeve metinleri ve görsel malzeme- lerden oluşmaktadır. Soylu, U. ve Göçer, M., “Göller Bölgesi Sulak Alanlar Du- rum Değerlendirmesi,” Göller Bölgesi Çalıştayı, 8–10 Aralık Başlık: Konuyu en iyi ifade edebilecek nitelikte, kı- 1995. sa ve ilgi çekici olmalıdır. http://www.news.wisc.edu/16250 Sunuş: Yazının sunuşu başlığın hemen altında yer alır ve konunun önemini, yazının ilginç yanlarını oku- Anahtar kavramlar: Konuyla ilgili en çok beş adet yucuda merak uyandıracak biçimde anlatan birkaç kı- kısa açıklamalı anahtar kavram verilmelidir. sa cümleden oluşur. Bu kısım sayfa düzeninde farklı bir yazı karakteriyle, ana metinden ayrı biçimde baş- Görsel malzemeler: Yazıda ele alınan düşünceyi lığın altında yer alacaktır. destekleyici ve açıklayıcı fotoğraf, çizim, grafik gibi su- nuşu zenginleştirici öğelerdir. Görsel malzemeler ya- Ana metin: Ele alınan konunun, savunulan düşün- yın tekniğine uygun kalitede, yeterli büyüklük ve çö- cenin ve ilgili olayların örneklerle açıklandığı bölüm- zünürlükte (baskı boyutunda en az 300 dpi) olmalı- dür. Yazılar yapılan bir araştırmayı tanıtmaya yönelik dır. Açıklama gerektiren görsellerin alt ve iç yazıları ve olabilir. Ancak bu gibi durumlarda dahi dergimizin bir görselin kaynağı yazı metninin altında mutlaka veril- popüler bilim yayın organı olduğu göz önüne alına- melidir. Yazarın temin ettiği görsel malzemelerin telif rak, yazının önemli bir kısmının konuyu çok genel hat- hakkı sorumluluğu yazara aittir. Yazar gerekli izinleri ları, temel bilgileri ve kısa bir gelişim tarihçesiyle oku- almakla yükümlüdür. ra tanıtması gerekmektedir. Burada teknik terimlerin ve temel kavramların net bir şekilde açıklanması bek- 2. Yazı .txt ya da .doc formatında, elektronik ortam- lenmektedir. Yazının geri kalan kısmında araştırmaya da [email protected] adresine iletilmelidir. Seçi- özel hususlardan ve araştırmanın genel katkısından len görsel malzemelerin nerede kullanılması istendi- bahsedilmeli, önemi ve yaygın etkisi vurgulanmalı- ği metinde işaretlenmiş olmalıdır. Görsel malzemeler dır. Varsa, konu hakkındaki başlıca görüş farklılıklarına metnin içinde değil, ayrıca gönderilmelidir. işaret edilmeli, ancak ayrıntılı tartışma ve yargılardan kaçınılmalıdır. Çok ender durumlar dışında yazıda for- 3. Bilim ve Teknik dergisine ilk defa yazı gönderecek mül bulunmamalıdır. kişilerin yazılarını eğitim durumlarını ve yazdıkları konu- daki yetkinliklerini gösteren 40-60 kelimelik bir özgeç- Alt başlıklar: Ana metinde işlenecek konuyla ilgili mişi fotoğraflarıyla birlikte göndermeleri gerekmektedir. farklı görüşlerin ve durumların anlatıldığı paragraflar alt başlıklarla ayrılabilir. 4. Dergi yönetiminden onayı alınmış özel durumlar dışında, bir yazı 1800 kelimeyi geçmemelidir. Çerçeve metinler: Ana metinde ele alınan konu- yu destekleyici, konuya yeni açılımlar getiren, kimi za- 5. Yukarıdaki koşulları yerine getirdiği takdirde öne- man uzmanlar dışındaki okuyucuların anlayamayaca- rilen yazılar, Yayın Kurulu, Konu Editörleri ve Bilimsel ğı nitelikteki teknik kavramları açıklayan, kimi zaman Danışmanlar tarafından değerlendirilir. Yayımlanması- uzman görüşlerinin yer aldığı kısa metinlerdir. Çerçe- na karar verilen yazılar redaksiyon sürecine alınır ve ya- ve metinler yazarın kendisi tarafından hazırlanabile- zarın onayıyla yazı yayımlanma aşamasına getirilir. ceği gibi, konunun uzmanına da yazdırılabilir. 6. Yazının; bilimsel, etik ve hukuki sorumluluğu ya- Kaynaklar: Yazının başvuru kaynakları mutlaka lis- zarlarına aittir. te halinde yazının sonunda verilmelidir. Kaynaklar aşağıdaki örnek biçimlere uygun şekilde yazılmalıdır: 7. Yukarıdaki koşullar kabul edilerek dergimize gön- derilen ve yayımlanan yazıların her türlü yayın hakkı, TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisine aittir. Not: Dergimiz için yazı hazırlamak isteyenler için daha geniş bilgi içeren “Popüler Bilim Yazarları İçin El Kitabı” http://biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/popülerbilimyazarligi.pdf adresindedir.
Search
Read the Text Version
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
- 9
- 10
- 11
- 12
- 13
- 14
- 15
- 16
- 17
- 18
- 19
- 20
- 21
- 22
- 23
- 24
- 25
- 26
- 27
- 28
- 29
- 30
- 31
- 32
- 33
- 34
- 35
- 36
- 37
- 38
- 39
- 40
- 41
- 42
- 43
- 44
- 45
- 46
- 47
- 48
- 49
- 50
- 51
- 52
- 53
- 54
- 55
- 56
- 57
- 58
- 59
- 60
- 61
- 62
- 63
- 64
- 65
- 66
- 67
- 68
- 69
- 70
- 71
- 72
- 73
- 74
- 75
- 76
- 77
- 78
- 79
- 80
- 81
- 82
- 83
- 84
- 85
- 86
- 87
- 88
- 89
- 90
- 91
- 92
- 93
- 94
- 95
- 96
- 97
- 98
- 99
- 100
- 101
- 102
- 103
- 104
- 105
- 106
- 107
- 108
- 109
- 110
- 111
- 112
- 113