Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore Muhibban Sayı-3

Muhibban Sayı-3

Published by Muhibban Dergi, 2021-01-31 17:19:54

Description: Muhibban Dergisi Kahramanmaraş

Search

Read the Text Version

1

Muhibban ilim, kültür ve sanat dergisidir. Sosyal Medya Adresleri [email protected] @muhibbandergi Muhibban der @Muhibbandergi Kahramanmaraş 2

Bir kutsal yük omuzlarda, gizli nefeslerde… Büyüyen ağaçlara, en güzel nimetlere, meyvelere ve rahmete Servilerin altında öyle doyumsuz toprak Bir şehit düşünce toprağa… İlkbaharda nasıl canlanırsa toprak, ağaç, yaprak, çiçekler… Öylesine sular gibi sular gibi yürür kanlar, damarın- da yeryüzünün Bir şehit düşünce toprağa… Taşın kalbinde yangın, cemre düşer toprağa… Ba- şaklara can yürüyor Ab-ı hayat yüklü yağmur, zamanları eritiyor Bahar geliyor, bahar geliyor… Takvimlerden düşen yaprak sonsuzluğu müjdeliyor Bir şehit düşünce toprağa… İlkbaharda nasıl canlanırsa toprak, ağaç, yaprak, çiçekler… Öylesine sular gibi sular gibi yürür kanlar, damarın- da yeryüzünün Bir şehit düşünce toprağa… Taner YÜNCÜOĞLU 3

İçindekiler Kalplerdeki En Ben Şehadet Hal ile Hasbihal Ölümü Öldüren Esma Çelik Ağır Taş: Ederim ki! Faniden Bakiye Bir Makam: ile Röportaj Şehadet Şehadet 15 17 19 6 18 Şehit Sevabına İntifada Rahlesi Kızıl Çağrı Sofradan Akif’in Ulaştıran Şehadete Vatanı Ameller 25 28 29 31 23 Bir Kelime Bir Diriliş Davetin- Sınırlarımız Bir Hadis Bir Asırlık Dünya den Madalyalı Dua Dost: Şehre 35 Zeytin 32 37 33 39 AYIN YAZISI Çağımızın Norma- Yemek Tarifleri Çocuk Köşesi/ Sizden Gelenler Tavsiye li: Tükenmeyen Hacivat Karagöz Köşesi Kanser 45 57 47 61 41 4

5

KALPLERDEKİ EN AĞIR TAŞ: ŞEHADET Dilara YÜKSEL Çıkan her ağacın, her çiçeğin toprak değil, Ayetten de anlaşılacağı gibi onlar cennet kandan yeşerdiğine şahit olunan bir vatanda şe- nimetleriyle rızıklandırılmışlardır. Meşhur bir söz hadet… vardır; “Yine şehit mi düştü asker? Her yer cennet Sadece elin kolun değil kalbin ve gözün de koktu.” Aileleri arkalarında ne kadar gözü yaşlı, düğümlendiği bir konu bu. Erişilmesi en zor olan kalplerinde yangın ile kalsalar da, onlar; Allah’ın mertebelerden biri olan şehitliğin anlatımı da bı- müminlerin ecrini zayi etmeyeceğinden dolayı raktığı acı da, ne dile ne de kalbe kolay. Bazen bir sevinç içerisindedirler. Ayetin bu kısmında dikkat annenin feryadı, bazen bir babanın elinde kalan çeken ikinci husus ise “müminler” kelimesi. Yani bir avuç toprak, bazen bir eşin kalbindeki sızı, ba- şehit olabilmek için mümin olmak gerekir. Mü- zen de küçücük bir çocuğun yüzündeki “Babam minlik görünürde Müslümanlık demek değildir. şehit oldu!” gururu. Bu kutlu makam olan şehade- Her hareketin ihlas ile yapılması veya yapılmaya çabalanmasıyla insan gerçek bir mümin olabilir. tin anlamı ne? Şehadet kelimesi Arapçada “şahada” yani tanık olma, şahitlik ve şehitlik an- Yani deyiş odur ki gerçek müminler de şehit olabi- lamlarına gelir. Şahit olmak; şehit olan biri için lir. Evet, şehitlik için illa kuşanıp savaşmak gerek- ölümün olmadığına şahit olmaktır. Bu tanımı en mez. Yeri gelir ilim, yeri gelir dua kılıç-kalkan olur güzel Âl-i İmrân Suresi 169-171. ayetlerden öğre- bir Müslüman’a. Yeter ki amellerde samimiyet niyoruz: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler olsun. sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve Her Müslüman’ın emeli şehit olabilmektir. Şu an kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir her ne kadar devlet nazarında askeri bir çarpışma- halde rableri yanında rızıklara mazhar olmakta- da “bize göre vefat edenlere” şehit dense de bu dırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine tanım dinimizde çok geniştir. “Allah Teâlâ’dan ih- katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder lasla şehitlik isteyen, yatağında ölse de şehit olur” ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duy- hadis-i şerifini göz önünde bulundurarak ömrü- maktadırlar. Onlar Allah’tan gelen bir nimet, bir müz boyunca şehitlik nasip olsun diye niyazda bu- lütuf sebebiyle ve Allah’ın, müminlerin ecrini zayi lunmalıyız. etmeyeceğinden dolayı sevinç içerisindedirler.” 6

Şehitleri anlatıp Çanakkale bahsini resi Safiye Hüseyin Elbi, ismi bilinmeyen keskin etmemek olmaz. Asker bir millet nişancılar ve cepheye mermi taşıyan nineler, dedeler geçti… Bu ülke kimlere ve nelere şahit olduğumuzu ana vatandaki en ağır savaşlardan olmuş. Bu ülkenin başı şehadet, sonu şeha- biri olan Çanakkale’de kanıtlayan bu millet, ara det… O zamandan bu zamana verilen binlerce ara bu şuurunu kaybetse de yaşanan olaylarla şehidin hakkını asla ödeyemeyiz. Yakın tarihten diriliş ruhunu yeniden canlandırıp dinamizmi örnek verecek olursak bu ülkeden Eren Bülbül yakalıyor. Çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek geçti, bu ülkeden Aybüke ve Necmettin öğret- demeden milletin bütünüyle asker olduğu Ça- menler geçti, bu ülkeden Ömer Halisdemir geç- nakkale Savaşı’nda 250 bin şehit verildi bu top- ti, bu ülkeden 15 Temmuz şehitleri geçti, bu raklara. Yaşlılarımız zaman zaman şöyle der; ülkeden oğlunun karlara adını yazarak adını “Bu vatanın toprakları su ile değil, kan ile su- yaşattığı Okan Taşan geçti, bu ülkeden Fethi lanmıştır.” Müttefikimizin dahi kâğıt üzerinde Sekin ve daha kimler kimler geçti. Ömürleri bir isimden ibaret olmasından dolayıdır ki nine- tabutun önündeki küçücük bir çerçeveye sığdı. lerimiz, dedelerimiz yaşlarına bakmadan sava- Peki, bir ömür bir çerçeveye nasıl sığdı? şa girip kahraman olarak tarihe kazınmışlar. Boğazlarından geçen lokmalar bile sayılı iken Kahramanlar vurulunca değil, unutu- onlar sadece “vatan giderse din gider, vatan giderse namus gider” diyerek varlıklarıyla yok- lunca ölürler. Unutmayalım! luklarıyla savaşmışlardır. Ve arkalarında ibretlik Adını saydığımız saymadığımız bütün şehitle- bir destan bırakmışlardır. Bu topraklardan; 215 rimizi bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif ile anıp bizi kg topu iman gücüyle kaldırabilmiş bir Seyit kendimize getirecek kadar yüksek sesle Keli- Onbaşı, askere giden her yiğide adını miras bı- me-i Şehadet getirerek hem şehadetimizi hem rakan Mehmetçik Mehmet Çavuş, babasıyla imanımızı tazeleyelim: “Ben şahitlik ederim ki savaşa 8 yaşında katılıp 12 yaşında onbaşı rüt- Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şahitlik besine layık görülen Nezahat Onbaşı, ailesini ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.v.) O’nun memleketi Kosova’da bırakıp cepheye gelen kulu ve Resulüdür!..” Zeynep Mido Çavuş, cephenin gönüllü hemşi- 7

8

9

10

11

12

13

14

BEN ŞEHADET EDERİM Kİ! AyşeBüEltbernaTrariÖhiZBALIKÇIOĞLU “Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur Şehit olacağını anladığı an “Kazandım Valla- ve yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) hi!” diye haykırdı. Onun şehadeti, katilini imana O’nun kulu ve elçisidir.” ulaştırdı. Ne mübarek bir son ne hikmetli bir baş- langıç aslında… Müslüman olmanın ilk nefesidir şehadet etmek, Hz. Hamza gibi… Hz. Vahşi ciğerini sökerek şahit olmak, tanıklık ve yeri geldiğinde bu yüksek kazandığını zannettiği servetle yeryüzünde var ülkü uğruna ölmek! Savaşlarda veya farklı bir şekil- olamadı. Oysa köleyken daha çok vardı. Peki, de ölenlere şehit denmez. Nerde, nasıl şekilde Hz. Bilal? O bedelsiz, çıkarsız insanlardan yük- olursa olsun Allah için, İslam’ın ışığının sönmemesi seklere çıkıp “Allahu Ekber!” diyor, insanlar ona için canlarından vazgeçenlere şehit denir. Şehadet kardeşim diyordu! Para, mal, mülk İslam’da kar- şerbetini içmiş denir. Ölmüş denmez! (Bakara su- deşlik için vardı! Ah Hazreti Hamza’nın şehadeti resi, 154. Ayet). Şehitlik öyle bir emeldir ki, imanın vahşi görünümlü köleyi Hz.Vahşi yaptı. Yüreğinde ilk nefesini alan her bireyin kalbi bunun için atar. İslam tomurcukları gül açtı! Zannedildiği gibi dakikada ortalama 70-80 kere Uhud şehitleri gibi… Yine nice azların nice değil, yürekten söyleyebildiği kere… İslam'ın ilk çokları yendiği bir gün 70 tane nefes: “Ben şeha- şehitleri Yasir (r.a.) ve Sümeyye (r.a.) gibi “Ben det ederim ki!” diyerek Hakk’a koştu. Devenin şehadet ederim ki!” Eline iğne batmasından dahi üzerinde üç şehit, devenin ipi elinde bir hanım sakınan Hz. Sümeyye’nin vücudunu kızgın demir- sahabe Medine’ye doğru yürüyordu. Aişe (r.a.) lerle bağladılar. Sadece “Ben şehadet ederim ki!” annemiz yolda durdurdu: “Ne haber vardır?” diye dedi. Rabbi için boyun eğmemek ve Rabbine, razı buyurdular. Saliha Hanım: “Hayırlı haber vardır. olunmuş hanım olarak kavuşmak emeli, kızgın de- Allah Resulü iyidir. O sağ olduktan sonra her mu- mirlerin yaktığı yerlerde sümbüller açtırdı.Yetmedi sibet hafif kalır” dedi. Aişe (r.a.) annemizin gözü Hazreti Sümeyye'nin bir ayağını bir deveye, diğer deveye ilişti ve buyurdular: “Bunlar kimdir?” Sali- ayağını diğer deveye bağlayıp canice parçalayarak ha Hanım: “Kardeşim, oğlum ve kocamdır” dedi. şehit ettiler. Bütün bunları eşi Hazreti Yasir sabırla Subhanallah! Bu nasıl bir iman bu nasıl bir şeha- izleyerek şehit oldu. Tüm eziyetlere rağmen duruşu det aşkıdır? Hayat arkadaşının acısı, kardeşi- “Ben şehadet ederim ki!”ydi. Bu ne kutlu bir kavuş- nin acısı ve daha da zoru evlat acısı! Acı yok! Al- madır! Bu ne ulvi bir cihat… lah Resulü sağ! Onlar şehadet şerbetini içtiler ve Âmir bin Füheyre gibi “Ben şehadet ederim ki!” İslam sancağı düşmedi! İslam’ın nuru iki cihan perveri Efendimiz’den (s.a.v.) Necidliler muallim istediler. Hizmet aşkıyla yanan sahibinden bir ekip yola koyuldu. İlerleyen zamanlarda kurulan vahşi tuzaktan habersiz istira- hata çekildiler. Müşrik Cabbar bin Sülma hain mız- rağıyla Amir bin Füheyre’yi vurdu. Amir bin Fühey- re: “Ah! Canım yandı! Ölüyorum! Neden bu benim başıma geldi! Ben daha 40 yaşındayım!” demedi… 15

Abbas Musavvi gibi… Şeyh Molla Zeki gibi… Molla Gıyasettin gibi “Ben şehadet ederim ki!” Metin Yüksel gibi “Ben şehadet ederim ki!” İskilipli Atıf Hoca gibi… Şapka kanunundan Humus katliamı şehitleri gibi… yıllar önce çıkardığı kitap uğruna mahkum edildi, Filistin’de uzun yıllardır bitmeyen zulümlere bo- eziyetler gördü ama boyun eğmedi. İftiralara tek yun eğmeyen şehitler gibi… “Bu zulüm yıllardır var! tek cevap verdi. Şapkaya boyun eğmeyen müca- Kaybediyoruz! Umudumuz yok! Bitti artık!” demediler. hidi darağacındaki ipe boyun eğdirdiklerini sandı- Taşla, sapanla, askere yumruğunu kaldıran kız çocu- lar.Oysa “Ben şehadet ederim ki!” diyerek Hakk’ a ğu ile “Ben şehadet ederim ki!” dediler! kavuştu, bilmediler. Srebrenitsa’da direnen, canlarının son damlasına Çanakkale şehitleri gibi… Yemek yok, giyecek kadar savaşan şehitler gibi… Naaşları yok! Mezar yok, savaşacak alet yok demediler… Varları ile yerleri boş! Evlatlarından kalan birkaç kemik parçası yokları ile Rabbimizin huzuruna varmak ateşi ile avucuna verilen analar gibi “Ben şehadet ederim ki!” iman dolu göğüslerini öne attılar! Korkmadılar! 215 kg mermiyi kaldırırken “Allah!” dedi Seyit Onbaşı! Çeçen şehitleri gibi… Bu “Ben şehadet ederim ki!” demekti! Şeyh Esad Erbili gibi! İlimleri ile suçlanan diğer Mısır’ın lideri Hasan El-Benna gibi “Ben şeha- Müslüman kardeşleri gibi yaptı, vazgeçmedi! Boyun det ederim ki!” Batılıların İslam’ı ortadan kaldırmak eğmedi! Zaman bunu gerektiriyor demedi: “Ben şeha- için yaptıkları sömürülere göz yummadı. Hayatı det ederim ki!” dedi. boyunca İslam’ın bekası için var oldu. “İhvanı Hazreti Âdem’den bugüne tüm iman uğruna canı- Müslümin” adlı teşkilatında yüzlerce Müslüman’a nı verenler gibi! Adını unuttuğum, bilgimin fakir kaldı- güvenilir çatı oldu. İman ile yürüyüp aşk ile şerbeti ğı, yaşımın tutmadığı tüm şehitler gibi: “Ben şehadet yudumladı! ederim ki!” Seyyid Kutub gibi… Pekâlâ, bugün hepimize topla tüfekle, darağacıyla Malcolm X gibi… Irkçılığa asla boyun eğme- olmasa da İslam’a karşı savaş sürüyor. Gayrimüslim- yen bataklıkta yetişen gül! Önce ilk kez nefes al- ler istikrarla kuyuları kazıyor. Bizler: “Ben şehadet mışçasına “Ben şehadet ederim ki!” dedi, sonra ederim ki!” diyebiliyor muyuz? Anne babalar faizle, ırkçılık adı altındaki vahşilikler karşısında susma- modern yaşamın ipiyle o kuyulara düşüyor! İslam’ın dı, durmadı, yorulmadı ve tüm dünyayı tekrar tek- evlatları Youtube’da Tiktok’ta ellerinde telefon 7/24 rar silkeleyecek ömrünün son anında “Ben şeha- çukurlara tekrar tekrar düşüyor! İmanımızı elimizden det ederim ki!” dedi. Ne kutlu bir varoluş! Beyazın çekip alıyorlar, bizler savaşıyor muyuz? Savaşmak siyaha üstünlüğü yoktur! şurada dursun, FARKINDA MIYIZ? Güneş her sa- bah doğuyor. Peki, biz aydınlanıyor muyuz? Ne diyor Kafkas kartalı Şeyh Şamil gibi… Kafkasya’daki şair: İslam’ı yok etmeye çalışan Rusya’nın karşısında öyle dik durdu ki… Müslüman kardeşlerine önder- “Vurulup ömrünün ilkbaharında lik yaptı. Düşmanları onun ihlâsına, samimiyetine Kanından çiçekler açar yarında ve iman dolu göğsüne hayran kaldı! Sürgünlere, Cümle şehitlerin omuzlarında eziyetlere, hakaretlere ve türlü korkunç cinayetlere Bir sabah gelecek kardan aydınlık.” tek cevap verdi: “Ben şehadet ederim ki!” 16

17

Ayşegül BEKERECİ Şehitlik, güçlü bir imanın amellere ve hayata Bakara Suresi 154: “Allah yolunda öldürülenler için da yansıyan boyutlarıyla ölümle sonlanmayarak ölüm- \"ölüler\" demeyin. Hayır, onlar diridirler fakat siz bile- süzlüğe uzanması... Gerçek bir aşkın dışa vurumunun mezsiniz.” Allah katında da onaylanışı sanki! Nitekim şehit yakın- Ve onlar zamanlarının öznesi idiler. Topluma İslâm adı- larının da şahit olduğu bir gerçek, şehitlerin şehadete na yön verebilmek, rahatından vazgeçebilmek, zama- layık bir hayat yaşadıklarıdır. nından feragat edebilmek... Herkesin gösteremediği Dünyada iman davasına sahip çıkan tek kendisi onlardan öğrendiğimiz güzel hasletler bunlar... Bir dert varmışçasına, dünyanın hali hazırda var olan zevklerini, uğruna ayağa kalkıp oturmamak! ahirette kazanacaklarının yanında bir “damla” mesabe- Sahi onlar gibi olmasa da ne kadar diriltebiliyo- sinde gören büyük yürekler! Onlar çok iyi farkındaydı ki ruz? Bir hocamın nasihatidir: “Tek başına göçme bu iyi olmak yetmez. İyiliğin hakkını verebilmek yani bu- dünyadan” sözü... Hiç ölmeyecek olmak, ölüm gelse de nun şükrünü ortaya koyabilmek ve dirildiği gibi dirilte- yaşayacak olmak... Bu ne güzel bir ömür sürmektir bilmek gerekir. böyle! Bu ne şerefli bir yaşayış, ne güzel bir hayat ki Şehitlerin Allah katında nail olacağı nimetlerin ayrılırken bile sonlanmıyor. Diri olarak bırakıyor! üstünlüğü, ölüm acısını neredeyse tatmayacak olmala- Yarasından kanlar akarken, “Vallahi namazı rı, dünyaya defalarca gelip şehit olmak isteyecek kadar kılmayanın İslam’da hakkı yoktur” deyip namazını kılan arzu duyacak olmaları mükâfatlarının ne kadar imren- Hz. Ömer (r.a.) ve kaburga kemikleri kırıldığı halde ayı- dirici olduğunu bize gösteriyor. lınca “Anacığım! Namaz vakti geçti mi?” diye soran Yaşadıkları hayatı en büyük şahitleri yapıp eriş- Şeyh Şamil... Şahsî işlerini yürüttüğü sırada devlete ait tikleri bu güzel nimete kavuşabilmek, her Müminin mumu dahi kullanmayacak kadar helal-haram hassasi- hedefi olmalı elbette. Fakat her nimet bedel ister. Ne- yeti taşıyan Ömer b. Abdulaziz...¹ İşte şehadetin ulaştığı lerden vazgeçtim onlar gibi, hangi fedakârlıkta bulun- Allah’a böylesine bağlı yüreklerin hayatlarındaki dum, ne olursa olsun Allah yolunda hangi sıkıntıyı çek- iman... meye razı oldum? Bu sorular şehadetin sadece En güzel miras hâl mirasıdır. Onlar davalarını, “konuşularak” değil muhabbet, samimiyet, şahitlik, duruşlarını gelecek nesillere miras olarak bıraktılar. sebat merdivenlerini tırmanıp şehadete ulaşmakla ve Peki, önce kendime bu soruyu sorarak biz hangi davra- şehadet adına kavrulan bir yürek taşımak gerektiğini nışımızı miras olarak bırakacağız? Ne ile hatırlanacağız öğretti bana. hayır adına? Bizden geriye ne kalacak? Mukeddesatımıza zarar gelmesin, ezanımız susmasın diye dinimizin şiarlarına karşı eğilmeden bü- külmeden dik duruşlarıyla dahi ne çok şey öğretiyorlar Dipnot kalanlara. Yüreklere şehadet sevdası bırakırken bu kut- lu yol uğrunda çağrılarını devam ettiriyorlar hâlen. 1: https://www.islamveihsan.com/omer-bin-abdulaziz-kimdir.html 18

Esma Çelik ile Röportaj RÖPORTÖR: Dilara YÜKSEL Kahramanmaraş’ta yaşayan ve ihvan ablalarımızdan olan Esma Çelik ablamıza merak ettiğimiz so- ruları yönelttik. Bu güzel muhabbetimize muhabbetli MUHİBBAN okuyucularımızı da davet ede- lim istedik. Röportör: Selamun aleyküm Esma Hanım, sizi biraz tanıyabilir miyiz? Esma Hanım: Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu. Ben 1 964 yılının Nisan ayın- da Kızılseki Köyü’nde dünyaya geldim. 16 yaşımda, 1981 yılında evlendim. İlkokul mezunuyum. Beş çocuğum var; dördü kız, biri erkek. 1995 yılında da Rabbimin yardımı ve lütfuyla bu yol nasip ol- du. Böylece tasavvuf yoluna girmiş olduk. Rabbim daim eylesin inşallah. Röportör: Amin inşallah. Esma Hanım Hak yolunda irfan yolculuğunuz nasıl başladı bizimle paylaşır mısınız? Esma Hanım: Bu yolculuk aslında bir arayışla başladı. Bir ihtiyaç hissetmeyle başladım. İs- lam’ı yaşama hususunda ilim tahsilimiz vardı, babamdan bir şeyler öğrenmiştik ama bunları amele dökme, faaliyete geçirme hususunda nefsimizden kaynaklı eksiklerimizi giderme arzusu ve daha güzel yaşama isteği bir arayışa itti bizleri. Manevi eksiklikler ve sıkıntıları giderme isteği bu ara- yışla başladı. Uzunca bir süre aradım bu yolu. Aslında haberdardım. Babam da bu yoldaydı. Ama o zamanlar çok büyük bir gizlilik vardı, çok fazla bahsedilmezdi. Sadece bilirdik bir yolda oldukla- rını. Köyde yaşadığımız için de birçok şeyden mahrumduk zaten. Bu arayışların sonucunda Rabbim lütfeyledi hamdolsun. Rabbim büyüklerin sevgilerine layık eylesin inşallah. Röportör: Esma Hanım ilim öğrenirken herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı? Esma Hanım: Zahiri ilim dediğimiz fıkıh ilmini ve Kur’an ilmini az çok Rabbimin lütfettiği ka- darıyla öğrenirken hiçbir zorlukla karşılaşmadım. Çünkü babamdan aldım bu ilimleri. Esas zorluğu çeken oydu. Bu yolda büyük mücadeleler veren, gayret gösteren, fedakârlık yapan babamdı. İlim öğrenmek için birçok çilelere katlanan bir insandı. Rabbim ilminde amil olanlardan eylesin, fayda- sını görenlerden eylesin inşallah. İlim yolunda geçmiş bir ömürdür onun ömrü. Onun çektiği sıkın- tıların yanında tabi ki biz hiç sıkıntı çekmedik. Kolay ve rahat bir şekilde ulaştık ilme. Rabbim ya- şamayı nasip eylesin. Ama annemin ve babamın yaptığı fedakârlıklar bizim ilme kolay ulaşmamıza vesile oldu. Onlar bizler için bu çileleri yaşamış oldular. Röportör: Aileniz ne gibi sıkıntılardan geçmişler? 19

Esma Hanım: Babam ilim öğrenmeye evlendikten sonra başlamış hatta bir de çocuğu varmış. En bü- yük ablam bir buçuk yaşındaymış. Gönlüne bir ilim öğrenme aşkı düşmüş. İşte o zamanlar kışları köyünde- ki bir kursa gitmeye başlamış. Orada rahmetli Yusuf Hoca’dan ders alıyormuş. Babamın ilk hocası oymuş. Hafta sonları eve geliyor, hafta içleri kursta oluyormuş. Bu şekilde birkaç yıl devam etmiş. Daha sonra Maraş kursuna kayıt yaptırmış. Evli, iki çocuğu varken bir yıl da Maraş kursunda kalmış. Daha sonra bura- da öğrendikleri de yeterli gelmemiş, “daha fazlasını almalıyım” demiş. Daha fazlasına ihtiyaç hissettiği için de Şam’a gitmiş. O zamanlar kaçak yollardan gidiliyor çünkü gitmek şimdiki gibi kolay değil. İnsanlar kaçakçılık yaparlarmış yani oradan mal getiriyorlar, kumaş getiriyorlar buradan da başka şeyleri oraya götürüyorlarmış. Babam birkaç genç ile o kaçakçılarla Suriye’ye gitmiş. O yolculuğunu sık sık anlatır: Ora- da çektiği çileleri, sıkıntıları, yolculuğun meşakkatini, korkularını… Orada iki yıl kalmış. Bu süre boyunca hiç gelmemiş Türkiye’ye. Sonunda bir rüya görmüş. O rüya ile Türkiye’ye dönüş yapmış. Daha sonra yine ilim aşkı ağır basmış. Bir kışı bizimle geçirip ikinci kış ise Erzurum’a gitmiş. İki yıl da Erzurum’da kalmıştı. O süre zarfında bizim yanımıza gidip geliyordu. Bunlar babamın çekmiş olduğu sıkıntılar. Ama bir de esas sıkıntıyı çekmiş olan annem var. Mücadele eden, çocuklarıyla tek başına kalan, çocuklarına bakmak zorun- da olan, ev geçimini temin etmek zorunda kalan annemdi. Babam hep bir vefa, minnet borcu olarak şunu dile getirir: “Kızım anneniz olmasaydı ben ilim tahsil edemezdim. Anneniz arkamdan gitme deseydi benim ilim öğrenmem mümkün değildi.” Gerçekten de annem o zamanın şartlarında büyük sıkıntılara katlanmış. Babam ve annem bunları anlattığında biz onları hâlâ saatlerce dinleriz. Gerçekten de ilim mücadelesi iki- sinde de var. Yani ilim aşkının insana neler yaptırabileceğini görüyoruz onlarda. Hiçbir şeyin engel olmadı- ğını onlarla gördük ve yaşadık. Röportör: Bir Müslüman olarak ailenizin sizi yetiştirme şekli nasıldı? Esma Hanım: Ailem içtendi, samimiydi. Bize her şeyi yaşayarak öğrettiler. Bir ilim olarak elbette bir şeyler öğrettiler ama bunun yanında ahlakî yönden ve muamele dediğimiz hususlarda, hassasiyetlerin, dinimizin emir ve yasaklarının öğretilmesinde yaşayarak örnek oldular. Hiçbir zaman aldatma olmadı. Hile hiçbir zaman görülmedi hayatlarında. Yalan olmadı asla. Her zaman mütevazı bir duruş sergilerlerdi. Âli- mine de cahiline de, iyiye de kötüye de, toplum içinde saygınlığı olmayan insanlara da tevazu halindeydi- ler. Kimseyi kendinden küçük görmez, her daim iyi düşünürlerdi. Hiçbir şeyi kötüye yormazlardı. Nasıl bir davranışla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar asla onun arkasında bir art niyet aramazlardı. Bütün kardeşlerim- de de bende de bu şuur oluştu. Hatta bazen bu konuda aşırı gittiğimizi düşündüğüm de oluyor. Ben yaşa- yarak eğitme diyorum buna. Yaşayarak örnek olmak. Çünkü anlatarak bir insana bir şey öğretmek o kadar etkili değil. Verimli bir sonucu olmuyor. Biz de annemiz ve babamızı kopyaladık bilinçaltımıza. Röportör: Müslüman aileler bu dönemde evlatlarını yetiştirme hususunda zorluk çekiyorlar. Onlara önerileriniz nelerdir? Esma Hanım: Âcizane bu konuda kendi yaşadıklarımdan, tecrübe ettiklerimden söyleyebileceğim şeyler var. Şefkat ve merhamet tabi başta geliyor. Her zaman samimi olmak ardından geliyor. Onun ya- nında da yaşayarak örnek olmak. Bir yanlışı kendin yapmıyorsan çocuk zaten yapamaz. Çocukları asla al- datmamalıyız. Yerine getiremeyeceğimiz bir sözü verip onları kandırmamalıyız. Büyüklerimizden gördü- ğüm ve benim de uyguladığım şeydi bu. Çocuklarıma asla küçük şeyler için söz vermezdim. Söz verdiysem de onu mutlaka yerine getirmeye çalışırdım. Davranış olarak çocukların eğitiminde bunların önemli oldu- ğunu düşünüyorum. Ayrıca disiplin de çok önemli. Ne yedirdiğimiz önemli. Yani helal gıda çok önemli. Ço- cukları harama karşı hassas yetiştirmek lazım. Büyükler de dermiş ya; “Helal lokma yedir, sokağa bırak- san da bir şey olmaz” diye. Eskiden haramlar helaller daha netti. Şimdiki gibi şüpheli şeyler pek yoktu. Ama şimdi çok zor gerçekten. Rabbim anne babaların yardımcısı olsun. Bu dönemde ümitsizliğe düşmeden Rabbimden yardım dilemek lazım. Kendimiz dinimizin emirlerini yerine getirmek hususunda dikkat eder- sek, nefsimize yenik düşmezsek, Rabbimin yardımıyla evlatlarımız da korunacaktır inşallah. Mutlaka gö- zetim altında, kontrol altında tutmamız lazım evlatlarımızı. 20

Röportör: Esma abla siz hizmetin içerisinde olan ablalarımızdansınız. Hizme- te gittiğiniz yerlerdeki insanların ihtiyaçları neler bize biraz anlatır mısınız? Esma Hanım: Tabi ki ilk başta cehalet var. Zaman zaman insanların içerisinde bulunduğu topluma göre değişse de çoğunlukla İslami bilimlerde birçoğumuz çok cahiliz. Dinimizin emir ve yasakları hususunda çok cahiliz. Ondan sonra tabi ki bildiğimizi amele dökme eksiğimiz var. Bu devirde ilme ulaşmak çok kolay ama bu ilmi amele dönüştürme hususunda büyük bir eksiğimiz var. İhtiyacımız olan şey aslında bu: “İlmimizle amel etmemiz.” Bu ihtiyacımızın maalesef çoğu- muz farkında değiliz. Bir kere muhtaç olduğumuzun da farkında değiliz. Muhtaç olduğumuzu his- setmeye de ihtiyacımız var. Hem bilgi hem davranış olarak öğrenmeye olan ihtiyacımız, hem de hep güzel işleri hayatımıza yerleştirmeye ve gayrete ihtiyacımız var. Bizi motive edecek bir şeylere ihtiyacımız var. Bir enerjiye, bir manevi güce ihtiyacımız var. Gittiğimiz ihvan kardeşle- rimiz de biz de eksiklerimizin, ihtiyaçlarımızın farkında değiliz. Eksiklerimi nasıl düzeltebilirim sorusunda gayrete ihtiyacımız var. Rabbim o eksikliği gidermek için gayret lütuf eylesin inşal- lah. Röportör: Esma abla bu konulara değinince bu dönemin en büyük eksikliği olan manevi açlık geldi aklımıza. Manevi açlığımızı nasıl giderebiliriz? Esma Hanım: Öyle zor bir soru ki… Bu manevi açlıkların giderileceği yollar çok belli de, insanlar için bu yollarda yürümek çok zor oluyor. Faydalı olanı biliyoruz ama yerine getirmekten kaçınıyoruz. Bunun sebebi de dünyaya fazla meyletmemiz ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamamız- dan kaynaklanıyor. Bu açlığı gidermek için en başta sohbet halkalarımıza katılmamız gerek. Biz- ler ihvan olarak eksikliğini daha çok hissediyoruz. Rabbim inşallah bu halkaların tekrar kurulma- sını nasib-i müesser eylesin, açılsın yollar, maniler kalksın inşallah. Bu süreci hayırla Rabbim ta- mamına erdirsin. Manevi açlığı yok etmek için ruhu kuvvetlendirmek lazım. Çünkü esas hicret edecek olan o. Ruhu kuvvetlendirecek manevi gıdalar: Zikir, hayırlı amellere yönelme, ne yapar- sak Allah rızası için yapma, hizmetler (evimizin içerisindeki hizmetler de dahil) ve ibadetlerimiz maneviyatımızı arttıracak inşallah. Röportör: Hizmet içerisinde sizi en çok etkileyen olaylardan birini anlatabilir misiniz? Esma Hanım: Bu hususta birçok şey vardır ama şu an aklıma hiçbir şey gelmiyor. Ama za- ten hizmetin kendisi olağanüstü bir şey. Şu anda ben hizmetlerden muafım. Geriye dönüp baktı- ğımda hizmet esnasında, nasıl bir himmete nail olduğumuzu şimdi anlayabiliyorum. Hizmet esna- sında fark edemiyoruz. Hizmet eden insanlara hep buyrulur: “Hizmet eden hizmet bulur” diye. Esas hizmet sırasında zamanın nasıl genişletildiğini anlıyorum. İlahi yardımlar bize nasıl ulaşmış, o yardımlara nasıl nail olmuşuz onları uzak kalınca daha çok farkına varıyor insan. Hizmet dışın- dayken zamanın bereketsizliğini daha iyi fark ediyorsun. Hizmetteki gücü, kuvveti, enerjiyi hiz- met dışındayken daha çok fark ediyorsun. Rabbim hizmet eden kardeşlerimize gerçekten ihlasla hizmet ömrü lütfeylesin. Cümlemize hizmet etmeyi tekrar nasip eylesin. Hizmet bir nimet ve o nimeti Rabbim farkına vardırsın inşallah. Röportör: Esma abla gençlere takva sahibi olmak ve sünnete tabi olmak hususunda tavsiye- leriniz nelerdir? 21

Esma Hanım: Takva sahibi olmak hususunda yılgınlık göstermemek gerek. Tak- va, büyüklerimizin bizlere bildirdiğine göre ve kitaplardan okuduğumuz kadarıyla her Müminin ulaşması gereken bir mertebe. Çünkü takva olmadan Allah korkusu ve o haşmet duygusu olmaz. Amellerimizin de bir değeri olmaz. Çünkü Hak katında takva ve ihlas ile yapılan ameller kıymet görüyor. Takva bizleri yanlışa düşmekten koruyor. Gençleri bu hususta çok caydıracak şeyler var. Nefse hitap eden şeyler çok fazla. Rabbim yardımcınız olsun. Büyük bir gayret içerisinde olmalarını ve ru- haniyetlerini güçlendirecek şeyleri yapmalarını tavsiye ediyorum. Nefsin değil ru- hun isteklerini karşılayarak takva boyutuna erebilirler. Gençler inşallah namaz aş- kını yaşasın. Namazı dosdoğru kılmak nasip olsun. Namaz her hususta insanı fahşa- dan ve münkerden koruyacak olan ibadettir. Adeta bir zırh bir kalkan gibidir. Tak- vaya ulaşmamızın herhalde en kolay yolu da Allah rızası için kıldığımız namazları- mız olacaktır. Sünnete tabi olmak ise esas konumuzdur. Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) kendimize rehber bellemek, onu sevmek, ona muhabbet duymak… İnsan an- cak muhabbet duyduğu kişiyi örnek alabilir, ona tabi olabilir, onun sözü daha kolay ve hoş gelir. Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) gerçekten sevmemiz ve onun sünnetle- rini yapmamız hususunda Rabbim bize inşallah gayret versin. O’nu tanımak, O’nun hayatını, mücadelesini, bize ne getirdiğini, bizden ne istediğini anlamaya çalışarak inşallah muhabbetimizi arttırabiliriz. O’nunla ilgili okuyarak, dinleyerek ve konuşa- rak muhabbetimizi arttırabiliriz. O’na muhabbetimizi arttırırsak zaten sünnetleri yapabiliriz. Sünnetleri yerine getirmek bize takva yolunu açar. Takva yolu ise bize inşallah Allah’ın rızasını kazandırır. Rabbim yardımcımız olsun. Röportör: Son olarak bu ay dergimizin konusu şehadet. Siz cihat ve şehadet hakkında ne söylemek istersiniz? Esma Hanım: Şehadet her Müslüman’ın arzu ettiği bir şey. Ama o da cihat sonucunda elde edilen bir mertebe. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) de dediği gibi esas cihadın nefsimizle olan cihat olduğunu düşünüyorum. Aslında küçük gibi gö- rünse de çok büyük ve zor bir cihat. Nefisle cihat her zaman ve her yerde yapıl- ması gereken bir cihat. Hiçbir zaman gaflete düşmemek gerekiyor. Ufacık bir gaf- let insanın ayağını kaydırabiliyor Allah muhafaza. O yüzden cihat hususunda nefis- ten başlamak gerektiğini ve bu hususta asla tembellik, uyuşukluk, gaflete düşülme- mesi gerektiğini âcizane düşünüyorum. İnşallah Rabbim yapmayı da nasip eylesin. En yüce makamlardan birisi olan şehadeti dualarımızda da hep arzu ediyoruz. Rab- bim lütfeylesin inşallah. Şehadetle yaşayıp şehadetle ruhumuzu teslim etmeyi biz- lere nasip eylesin. Röportör: İnşallah ablacığım teşekkür ederiz bizlere vakit ayırdığınız için. Esma Hanım: Ben de teşekkür ederim Allah razı olsun. 22

Ayşegül BEKERECİ Şehitlik iki türlüdür: Birincisi Kur’an-ı Kerim’in şehit- O’nun sözlerini, hayatını, emirlerini itaat mer- ler dediği Allah yolunda şehit edilenler. İkincisi ise kezine alarak yürümemiz ve böyle iman etmemiz ge- şehitler gibi makamı olacak olan şehitlerdir. rekir. Örneğin: “…İç hastalıklarından ölmek şehitlik- Doğru Sözlü ve Güvenilir Tüccar tir. Yanarak ölmek şehitliktir. Boğularak ölmek şehit- Efendimiz (s.a.v): “Doğru ve emîn/güvenilir tâcir; liktir. Yıkıntı altında kalarak ölmek şehitliktir. Aklını peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraberdir.”³ kaybederek ölmek şehitliktir. Hamile iken ölen kadın buyurmuştur. Tüccar elinde para akış hareketi olan da şehittir.”¹ Kim malını korurken öldürülürse şe- hittir, kim ailesi uğruna öldürülürse o da şehittir.”² kişiye denir. Şehit, Hamza (r.a.), Musab (r.a.), Yasir Öte yandan aslî şehitlik olmasa da şehitlerle (r.a.) gibi Allah için ciğerleri parçalanmış ve işkence- birlikte olma müjdesini veren şehitlik sevabına ulaştı- lere uğramış mübarek insanlara deniyor. Öyleyse ne- ran ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde geçen bazı dir bu beraberliğin sebebi? ameller şunlardır: Demek ki mızrakların altında parçalanmamak Allah ve Resulüne İtaat Etmek kadar zor olan bir şey, ticaretinde güven verebilmek; yalandan satış sırasında da korkmak!.. Mükâfatı ise Nisa Suresi 69: “Kim Allah’a ve Resul’e itaat muhteşem... ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet ihsan ettiği peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salih kişi- lerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” Tefsirlere göre kim Allah’a ve Efendimiz’e (s.a.v.) itaat ederse şek ve şüpheleri bırakarak Allah ve Resulünün hükümlerine gönül hoşluğu içinde tes- lim olursa emrettiklerini yapar ve yasakladıklarından sakınırsa işte onlar nebiler, sıddıklar, şehitler, salih- lerle beraberdirler. Ayette, Allah ve Peygamberimiz (s.a.v.) birlik- te zikredilmiştir. Günümüzde hiçbir sağlam bilgiye dayanmadan Kur’an’ı, Efendimiz’in (s.a.v.) açıklama- ları olmadan anlamaya çalışanlar gibi değil; 23

İslam’ı yalnızca camide yaşanan bir din olarak “Kim içtenlikle Allah’tan şehit olmayı dilerse ya- görmek yanlış olur. İslam hayatın dinidir, yani hayat İs- tağında bile ölse Allah onu şehitlerin makamlarına ulaştı- lamlaşsın diye Müslümanlık vardır. rır.”⁸ hadisinde geçen içtenlikle ifadesinden bu isteğin kuru bir temenni olmadığını bilerek umudumuzu saklı Efendimiz’in (s.a.v.) 23 yıl boyunca bir can yoldaşı olacak tutuyoruz. Ebu Bekir’e (r.a.) ihtiyacı olduğu gibi Uhud Savaşı’nda Allah yolunda canlarını verecek mücahidlere de ihtiyacı Sahabe efendilerimizin istediği gibi: vardı. Ve aynı şekilde “dünyanın herhangi bir yerinde de “Allahümme’rzugni şehadeten fi sebilik. Allah'ım Müslümanların mal sahibi olması için parayı elinde helal yolunda bize şehadet ver, şehadetle rızıklandır!” bir şekilde dolaştıran tüccara ihtiyacı var.”⁴ Amin. Sünnetlere Yapışmak “Ümmetimin fesâda uğradığı (bozulduğu) dö- nemde, sünnetime yapışan kişiye şehit sevâbı verilir.”⁵ Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetlerinin unutulduğu, ibadetlerin ve sünnetlerin önemsiz hâle geldiği zaman- lardayız... Varlığı ile iman nimetine eriştiğimiz, ümmeti için çırpınan Peygamberimizle (s.a.v.) bağımız koptu. Bir Müslümanın, bir önderin bir sünneti ihya et- mesi, canlandırması şehitlik sevabı kadar mühim demek ki. Sebebi; binadan düşmekte olan bir tuğla gibi unutul- muş her sünnet, O’nun izinin olmadığı kimliksiz bir din ortaya çıkaracaktır, Allah korusun. “Efendimiz’in (s.a.v.) bize ihtiyacı yok. O’nun bize bıraktığı din, bize lazım olduğu için O’na yardım etmek zorundayız.”⁶ Hadis okumak, yaşatmak, hadislerin yeniden di- riltilmesi için ne kadar gücümüz yeter bilemeyiz ama Al- lah niyetimizi görecektir. Sabah Namazı Ciddiyeti Abdullah ibn Mesud naklediyor: “Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu ki: ‘Allah iki Mümin kulundan çok mutlu olur. Birincisi sabah namazının vakti gelince yorga- nını fırlatıp atan ve namaza giden Mümin. Allah melekle- rine ‘kulumu görün’ buyuruyor. İkincisi: Bir Mümin grup Dipnot ordusu cihada çıkıyor. Perişan olup mağlup oluyorlar. Bir 1: (Nesâî, Cihâd,48) kişi kalıyor, gitse kurtulacak. Diyor ki: ‘Madem ben bura- 2: (Tirmizî, Diyât, 21) ya Allah adına geldim, geri giden Mümin olmayayım.’ 3: (Tirmizi,Büyû,4) Cihada devam ediyor ve vücudu parça parça oluyor. Onu 4: Müslümanın Parası-Nureddin Yıldız/Youtube da Allah meleklere gösteriyor ‘kulumu görün’ buyuru- 5: (Heysemî, I, 172) yor.”⁷ Koca bir düşman ordusunun önünde parçalanan 6: Hadislerle Diriliş, Giriş 1-Nureddin Yıldız/ Youtube mücahidi de sabah namazında yorganını kaldırana da 7: Gün Sabah ile Başlar- Nureddin Yıldız/ Youtube Rabbimiz “Kulum!” diyor. Bu kıyası yapan ise Peygambe- 8: (Müslim, İmâre, 157) rimiz (s.a.v.)… 24

İNTİFADA RAHLESİ Ayşe ebrar özbalıkçıoğlu Sevgili isminin başında Kudüs olan oku- da dindarlaştırdı ve direniş İslam çerçevesinde büyü- yucularımız, dükçe büyüdü. Sayfalarca yazsak günlerce okusak ve Bu durumdan hoşnut olmayan İsrail, okullardan bile yıllarca üzerinde konuşsak bitmeyecek korkar oldu. bu davada gelin bugün de en kısa sürede zafer ka- zanmamız duası ile İntifada Rahlesi’nin başına geçe- 17 yaşındaki Attar, okulda sırtından vurularak şehit lim. Bugün sadece okumayalım, bugün Kudüs’te edildi! Mahkeme katilini bir hafta sonra nefsi müdafaa beraber taş atalım! gerekçesiyle serbest bıraktı. Gömleği sırtından yırtılan Hz. Yusuf’u hatırlattı… İntifada, İsrail’in 1967’deki yüz karası 6 Gün Sa- Peygamberden emanetti sırtından vurulmak! İsrail hal- vaşı’ndan 20 yıl sonra orta- kı git gide korkunç şeyler yapmaya başladı. Kaza baha- ya çıkmıştır.500 bin Filistinli artık zulme dur demek için nesi altında askeri kamyon Filistinli sokağa döküldü. 80 bin İs- halkı ezerek şehit etti! Gençler ve rail askeri harekete geçti. çocuklar polis karakolunda ayak- Zannedilenin aksine Filis- landılar ve o askeri kamyonu taşla- tinli yiğitlerin elinde silah, dılar. Sisi, şehit edildi. Böylece bomba, gaz bombası yoktu. 1987 de 1. İntifada resmen başladı. Taş vardı. Sadece taş! Elle- İsrail taşlardan korkmaya devam rinde sadece taş olan Filis- ederek kamplarda kadın erkek tinlilerin imanlarının ateşin- ayırmaya başladı. 6 kardeşi hapiste den öyle korktular ki 6 yılda olan genç kız Sahar, “Kadınlar 1300 üzeri ölü, 120 bin ya- ayaklanın!” diye bağırdığı için şehit ralı ve 600 bini aşkın tutuk- edildi. Sahar’ın annesi ise taş attığı lu Filistinli vardı. için 6 ay hapis yattı. İntifada direni- şi büyümeye başladı. Komünistler, Daha öncesine gidelim… halk partisi, İslamcılar herkes bir Batı Şeria ve Gazze işgaliyle araya toplanıp tek bilekle taş attı! başlayan zulümlerde izinsiz İşçiler greve başladı, üniversite tarım yasaklandı. Toprak- içinde dışında ayaklanmalar arttı. tan gelen insan, her mizacı- Halk komiteleri kurulup broşürler nı, rengini topraktan alan dağıtılarak halk tek beden olma insan vatanından koparıl- yolunda ilerledi. Tekrar ediyorum mak istendi. Halkı yerleşim Filistinlilerin elinde sadece taş var- yerlerine mahkûm ettiler, dı ve işgal değil özgürlük istiyorlar- işçiler İsrail kısmında çalış- dı. Her yerde aynı sistemle ilerleyip maya ve hor görülmeye devam etti. 1976’da ilk halk milliyetçiliklerini korudular. İsrail gösterisi yapıldı. Tekrar ediyorum silahları yok! 6 toplu hapislere başladı. Ama yıldı- Filistinli şehit oldu, yüzlerce kişi yaralandı. Filistinli- ramadı. 1988’de yolda çobanlık yapan Hasan Cev- ler için önemli olan 30 Mart Toprak Günü’nde yine de’nin kemiklerini İsrail askerleri taşla kırdı. Tüm dün- gündem karıştı ve 15 yaşındaki suçsuz bir kız şehit ya onu öldü sandı ancak eziyetleri hapiste devam etti. edildi. İşgali barışçıl sonlandırmak isteyen Filistinliler Filistin kendi vatanında mülteci olduğundan ayaklan- teşkilatlanmaya başladılar. Buna karşılık İsrail güya ma için müsaitti. Onlar direniş için tekbir getirdikçe barışçıl olan köy cemiyetleri kurdu. Belediye baş- İsrail saldırmaya devam etti. Baktılar saldırılar, hapisler kanları dahi şehit edildi. Zulüm dur durak bilmedi. işe yaramıyor yıllar önce İngiliz sömürgesinden adet Elinde taş olan çocuklardan korkmaya başladılar! olan şeyi yaptılar: Evleri yıkıp insanları sürgün ettiler, 1980 yılında İslami Cihat Hareketi kuruldu. Halk ar- alakalı alakasız herkesi tutukladılar… tık direnişe geçmişti. Bu direniş Filistin halkını daha 25

İntifada sivil itaatsizlik haline dönüştü. Vergi ver- yordu. Onlar inançlıydı! “Kara Pazar”da 7 işçi öldü, “Kara meyi reddettiler. Daha doğrusu kendilerini öldürsün Pazartesi”nde 20 şehit 150 yaralı vardı! 1992’de 425 Filis- diye İsrail ordusunu beslemeyi bıraktılar! Eğitim bile tinli lider, siyasetçi sürüldü. 6 yılın sonunda OSLO antlaşma- silah haline dönüşmüştü. Evlerde çalışmaya başladı- sıyla İntifada son buldu. Sözde antlaşma! İsrail kısa süre lar. Buldukları her karış toprakta sebze, bitki yetiştir- sonra zulme devam etti. 2000 yılında 2. İntifada başladı. diler. Şarkı yazdılar. Direnişin şarkısı! 2014’teki çirkinliklerden sonra da 3. İntifada… Hâlen elle- rinde taştan başka bir şey yok! Vatanlarında katlediliyorlar “8 Aralık’ta ateşini yaktık, ama onlar işgal etmek değil, İsrail’i öldürmek değil BARIŞ istiyorlar. Mescid-i Aksa’da ibadet edip evlatlarını kutlu bütün dünya bizi izliyor topraklarda İslam ile büyütmek istiyorlar! İsrail hâlen kor- kuyor! Taştan değil, taşı atan elin imanından korkuyor! Senin için Filistin, kor alevlere yürüdük Zafer yakındır, ilerledik anneciğim!” İsrail’in korktuğu, zulmünü git gide arttığı savaş Yazarken sizlere hissettirebiliyor muyum bilmiyorum aletleriydi bunlar! Ne vahşice değil mi(!) Sivil itaatsiz- ama kelimeler dilime batıyor, yüreğimden kan tadı geliyor. lik arttıkça sokağa çıkma yasağı başladı, fabrikalar ka- Bu acılar öyle uzun yıllardır var ki… Yazarken sen kimsin, patıldı. Her dükkâna ambargo uygulandı. Yetmedi ev- diyorum kendime. Ben 24 yaşındayım, Hanzala 52 yıldır 10 lere haciz getirdiler. Filistinli mücahitler durmadı, İs- yaşında ve hâlâ yüzünü dönmedi. Hanzala olmadan büyü- rail kimliklerini reddetti. Filistin hakkında her şey ya- mekten utanıyorum. Neler yapabiliriz? Ne ders alacağız saktı. Filistin bayrağı taşıdığı için şehit edilen İyad’ın İntifada’dan?Bu direniş Hz. Süleyman’dan mı emanet? cenazesine izin vermediler. Ama kim boyun eğmiş ki Pekâlâ, biz bu direnişin neresindeyiz? Bunların cevapları zulme? İyad annesine demişti ki: “Ben şehit olursam çok acı ve tartışmalı ama şunu biliyorum kardeşlerimiz vaz- sakın üzülme! Seni güçsüz sanmasınlar. Ağlama! Elini geçmeyecekler! Bizlere düşen çocuklarımızı cihat aşkıy- kaldır ve zafer işareti yap!” Şehit annesi de aynen la büyütüp Kudüs’ün fethine hazırlamak! O gün geldi- öyle yaptı! İslam’ın, direnişin gençlerinden öyle kork- ğinde atlara binip ellerimizde taşla imanımıza sığınıp tular ki, sınav günü üniversite yola çıkmalıyız! Bugün bizlere düşen dua etmek ve on- gençlerini tutukladılar. Ertesi gün ları yalnız bırakmamak! Ben bir gün zürriyetimle bera- bıraktılar. Nice genç bu yüzden okulunu uzattı. Müzikle şiirle için- ber gittiğim direnişin sonunda, fetih de bulundukları durumu haykırdı- sonrasında Mescid-i Aksamda şükür lar. İsrail askeri daha da korktu. namazı kılarken şehit olmak istiyorum! Ezgilerden korktular! 1990’lı yıl- Ben Kudüs Ayşe, niyet ettim Kudüs’ün larda saldırıları alevlenerek arttı. fethine! Ey yazmak için ellerimi, düşün- Eskiden biber gazı, plastik mermi mek için irademi veren Allah’ım; duala- yaralanması ile hastaneye giden rımız ve kardeşlerimiz o gün gelene Filistinliler artık gerçek mermiler- kadar sana emanet! den ve darplardan dolayı ölüyor- du. Bir bacağı kopan iki bacağı kopana bakıp şükredi- El baki, Hüvel Bâki… Kaynak:Maysarafilms, Al Jazeera, intifada 26

KUTLU İNTİFADA MARŞI İntifâda (ayaklanışımız) devam edecek Topraklarımız özgürleşinceye kadar İntifada, İntifada… Kur'an ile sapan ile saldır saldır Gazze için! Şeria'yı savunmak için Deliller ve aldatmaların arasında İntifadayla, İntifadayla. İntifada devam edecek Topraklarımız özgürleşinceye kadar İntifada, İntifada… Sınırın arkasındaki çocuklar Taşları şimşek gibi (çakar) Hayber(i hatırla) Hayber(i) ey Yahudi! Muhammed (s.a.v.) ordusu geri dönecek: İntifada ile İntifada ile… İntifada devam edecek Topraklarımız özgürleşinceye kadar İntifada, İntifada... 27

KIZIL ÇAĞRI ŞEnise GÜL ubat soğuklarını yakan bir kelime- Yürekteki iman yangını, şehadet aşkı kim- dir şehadet. Yüreklere yakıcı bir de fazladır bilmem. Ama inanırım ki her Müslü- sıcaklık dolar, bir anda boğazlar manın içinde adalet timsali, o heybetli Ömer kurur ve göz önüne kızıl yağmurlar yağar. Ama (r.a.) vardır, bir harfe kırk yıl köle olacak Ali (r.a.) Hz. Sümeyye gibi şehadetin önemini ve yüceliği- vardır, bildiğini en güzel şekilde anlatmak için ni anlarsak gözyaşlarımız hamd ile akar. yanıp tutuşan Musab (r.a.) vardır. İnanırım ki “Vazifelerimiz, vakitlere sığmayacak kadar çok- “vatan” dendiğinde, “din” dendiğinde gözünü tur” diyen Hasan el-Benna’yı bilirsek ayağa kal- karartıp koşacak yangınlı yürekler vardır. Ben kar ve Malcolm X gibi: “Irkçılık ideolojik bir dü- “Kudüs” demek istiyorum. Kudüs yürekli şair mi- şünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır” de- sali Kudüs’ü kol saati gibi taşıyalım istiyorum. yip bilim insanlarının kulaklarını çınlatırız. Bu şu- Zamanın adı Kudüs olsun, şehadetimiz Kudüs’te urdaki Müslümanları, vakit geldiğinde hangi düş- olsun istiyorum. Bir marangozun küçük bir çocu- man durdurabilir? “Hangi çılgın bana zincir vura- ğun yüreğini, Kudüs’e yaptığı minberle alevlen- cakmış şaşarım” sözünü Mehmet Akif’in mirası dirdiği gibi ben de yazarak sizlerin yüreğine o olarak göğüslere siper ettiğimizde kimin silahları yangını düşürmek istiyorum. Ve diyorum ki: “Ben ruhumuzu delip geçebilir? öğretmenim. Yazarım, anlatırım… Bir babayiğit Kalk kardeşim kalk artık! Silkelen ve ken- de çıksın Kudüs’ü alsın!” dine gel. Uyuduğunu nasıl fark ettirebilirim ki Çanakkale’de bayrağımızın oluştuğu sahnenin sana? Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku! Önce resmedildiği tabloyu gördüğümde 7 yaşımdan kendimizi sonra haddimizi bilip yeri geldiğinde beri barındırdığım şehadet aşkı, Kudüs’ün fethiy- merhametimizle, yeri geldiğinde şahlanarak yıka- lım absürd ideolojileri. Yıkılan ideolojilerden köp- le taçlansın. Hakkıyla İslam’ı yaşayıp anlatama- rüler yapıp üstüne basa basa geçelim şu akarsu- sam da riya, şirk, isyan bulaşığı olmadan yalnızca ların üstünden. Birlikte gidelim yanlış eğitim veri- Allah için verilecek bir can büyüteyim. En azın- len yerlere. İslam’ın fobi değil, moda değil, da- dan “can”ım Resulullah’ın sevgisiyle Allah yolun- marlarda akan kan olduğunu anlatalım. Ben, sen da kurban olsun… Ama sen de ol kardeşim. Şe- olmadan yapamam… Yalnız bir olmak değil me- sele iki iken bir olmak, üç iken bir olmak, bin iken hadetime şahit ol, şehadetine şahit olayım. Artık bir olmak… Tut elimden, dağları aşalım. Aşalım ki “ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin” kalk karde- yanan şehirlere rahmet olup yağalım. El uzatalım şim! mazluma; madden açların karınlarını, mânen aç- ların ruhlarını doyuralım. Nasıl dersen, örnek olarak Resulullah (s.a.v.) ile sahabe efendilerimiz yeter bize. 28

“Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben bir kimseye kendinden, servetinden ve çocuğundan daha sevgili olmadığım sürece o, gerçek mânâda inanmış olmaz.” (Müslim, “Îmân”, 69- 70). SOFRADAN ŞEHADETE Zehra DANIŞ Bu yüzden çocuklarına peygamber hayatını Pek güzel bir sevda hikâyesidir bu. “Anam öğreterek O’nun (s.a.v.) sevgisini onlara aşılayabil- babam sana feda olsun ya Resulullah! (s.a.v.)” tes- mek için işe kendinden başlar. Gündüz talebe, ak- şam evinde muallimedir. Suffa, peygamber mek- tini veren validemiz, Hz. Sümeyra Bint Ubeyd (r.a.). Sözde kalan değil öze inen sevdanın, ideal tebidir. Suffanın şubesidir o günlerde evler. Evleri- kulluk çizgisinde farklı tezahürünü görürüz. Gül’ü mizde muhabbetin en çok olduğu yer de soframız- dır. Saliha eş Hz. Sümeyra bu düsturla gündüz öğ- gülce sevmek reçetesi, buyurunuz: rendiklerini akşam sofrada eşine anlatır. Dikkat! Hz. Sümeyra (r.a.) validemizin iman etme- Eşine anlatıyor. Çocuklarını yetiştirmek için eşine sinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçince Medine, anlatıyor. Vaiz verir gibi değil, çocuklarına dikte Kutlu Nebi’nin ayak izleriyle tanışır. Hicretin ger- etmeden inceden inceye nakış gibi işler bu sevda- çekleştiği o günler pek çok Medineli gibi Hz. Sü- yı. Hangi kişisel gelişim kitabından okumuş, hangi meyra tarafından da bir düğün, bir bayram olarak pedagoga danışmış da yapmış bu metodu? Çünkü karşılanır. o, Gülden Ekol’de (s.a.v.) yetişmiş bir sahabi örne- Sümeyra validemizin o günlerde bir gayesi ğidir. vardır; kendisi Medineli olduğu için Efendimiz’in Avf, Muaz ve Muavviz adlarında üç evladı (s.a.v.) on üç yıllık Mekke hayatını bilmez. En sev- ile (en küçüğü 9, en büyüğü 15 yaşında) sofradan diğini daha çok tanıyabilmek ve marifetini arttır- başlayan bu aşk gönüllerine kazınır. dıkça muhabbetinin de artacağını bildiği için bir karar verir. Mekkeli hanımların evlerine gidecek; Bedir aslanlarının içinde üç yiğit... Hz. Sümeyra onların temizlik, çamaşır, bulaşık gibi ev işlerini (r.a.), kuzularını kınalayıp gönderir. Tembihi şu- görecek ve ücret olarak (bu ücret cennete götü- dur: “Eğer Resulullah’a bir şey olur da siz sağ dö- rür) Efendimiz’in (s.a.v.) Mekke hayatını öğrene- nerseniz vallahi sizi eve almam.” der. Bir anneden cek. Başlar sevdalıya adımlar… Başında ayet, aya- duymaya alışık olmadığımız bir tembihtir bu ama ğında cennet olan bir annedir o. İslamiyet, ilmiyle amel etme dinidir, gayemiz feda -i candır. 29

Nasıl ki Ashap, Efendi- kuşanmış bu yiğitler, Uhud’un Hazreti Peygamber’in miz’in (s.a.v.) sevdiğini seviyor meydanında Allah ve Resulü (s.a.v.) bulunduğu yere işaret aynı şekilde seven, sevdiğinin yolunda savaşıp Sümeyra’nın ederler. Bunun üzerine ağzın- sevmediğini de sevmez, buğz sofrasında aşk ile doyurdukları dan bir mümine kadına yakışan eder. Hz. Sümeyra’nın evlatları bedenlerine şimdi de şehadet ifadeler dökülür: “Küllü müsibe- Ebu Cehil’i öldürmek isterler, şerbetini içirirler. tin badeke celel ya Rasûlullah! savaş meydanında gözler onu Okçular tepesinde mev- Sen var ve sağ olduktan sonra arar. Ebu Cehil’i gören Hz. Sü- zilerin terk edilmesinin ardın- bütün musibetler ve sıkıntılar meyra’nın yiğitleri, onu öldür- dan İslam’ın aslanları birer birer ehemmiyetsizdir, geçer ya meye çalıştıkları anda ağabeyle- şehitlik makamına kavuşmaya Rasûlullah!” ri Avf’a şehadet nasip olur, başlar. Savaşın bu denli kızıştığı Hz. Sümeyra, tekrar En- Muaz ise kolundan büyükçe anda Mus'ab bin Umeyr, zırh sar’dan biriyle evlenir, dört ço- darbe alarak yaralanır. Ama is- giydiği zaman Peygamberimiz’e cuk daha şehit verir. Yedi evladı tenilen de gerçekleşir; (s.a.v.) benzediği için müşrikler şehit bir ana... Yedi kere alınmış “Ümmetin Firavun”u yere yıkı- onu şehit edince Peygamberi- müjdenin nasipdarı... Bu neden- lır. Ve şimdi Sümeyra’nın genç- miz’i (s.a.v.) öldürdüklerini zan- le Ümmü Seb’atü’ş-Şüheda/ leri iki mutlulukla annelerine nederek meydanda şu sesler Yedi Şehit Annesi olarak anılır. gelirler. Ona hem abilerinin şe- hit olduğunu hem de Ebu Cehil’i yankılanır: “Muhammed öldü! İhlas temelli gayret ve kendilerinin öldürdüklerini söy- Muhammed’i öldürdüm!” Bu çabayla sevdiğini, sevdiklerinin lerler. Sümeyra validemizin ne sesle titreyen, sarsılan Uhud’un yoluna kurban veriş... İmtihan- kadar sevindiğini tahmin etmek feryatları Medine sokaklarına ların en zoru evlat acısı ama herhalde buraya kadar anlattık- da ulaşır. Haberi duyar duymaz sevdanın en büyüğü de Allah ve larımızdan sonra zor olmaya- Uhud meydanına koşanlardan Resulünün aşkıdır. biri de Sümeyra validemizdir. caktır. Hamd ile karşılar ciğer “Sümeyra bak! Burada paresinin şehadet haberini. yatan kocan Haris, şehit ol- Mevlamız ondan ve Peygamber aşığı bu kut- du!”,“Sümeyra bak! Bu baban onun şehadetle müşerref lu ailenin fertlerini Uhud’da da Ubeyd’dir, şehit oldu!”, görürüz. Babası Ubeyd, eşi Ha- ailesinden ebeden razı ol- ris, Bedir’de gazi olan iki oğlu Muaz ile Muavviz. Sümeyra va- “Sümeyra bak! Bunlar oğulların sun. Niyazımız, evlerimize Muaz ve Muavviz şehit oldu- Sümeyra (r.a.) validemizin lar!” Sümeyra validemiz bütün lidemiz evinden bu yiğitleri gön- bu duydukları karşısında hep hanesindeki sevdanın, aş- derirken onlara şöyle der: “Siz aynı tepkiyi verir: “Allah koca- kın ve muhabbetin düşme- gidin Uhud’un meydanında can- mın şehadetini kabul etsin, Al- sidir. (Amin). larınızı verin ama Efendimiz’e lah babamın şehadetini kabul (s.a.v.) bir şey olmasın. Eğer siz etsin, evlatlarım size de bu yakı- sağ olarak gelir de O’na (s.a.v.) şırdı Allah şehadetlerinizi kabul Kaynak: Muhammed Emin Yıldı- bir şey olursa vallahi sizleri eve etsin.” Validemizin derdi baş- rım - https://youtu.be/d8af5iEICno almam. Siz, Efendimiz’i (s.a.v.) kaydı, onun gözleri Efendimiz’i koruma adına kendi canlarınızı (s.a.v.) arıyordur, O’nun (s.a.v.) O’na (s.a.v.) feda edeceksiniz!” hakkında hayırlı bir haber almak Öyle de olur. Peygamber aşkıyla için can atar. şehadet sevdasıyla çepeçevre 30

AKİF’İN VATANI Zehra DANIŞ Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yıllarda cephedeki asker- Dinimiz ve milletimiz iki kıymetli değerimiz… İnancın- lerin morallerini yükseltip manevi duyguları güçlendirecek bir dan aldığı manevi kuvveti önce seferlerle sonra zaferlerle taç- milli marşın hazırlanması gündeme gelir. Milli marşın yazılma- landıran Türk milleti din-i mübîn-i İslam’ın sancaktarlığını ya- sı için Mehmet Akif Ersoy’a teklif götürülür. Oysa Akif, yarış- par. Bugün olduğu gibi geçmişte de son teknolojiye sahip düş- ma açıldığında da katılmak istemiş ancak para ödülü olduğu manın her türlü gücünü Mehmetçiğimiz, vatanı için göğsünü için bundan vazgeçmiştir. siper ettiği imanla kurtarır. Çünkü o, vatan adına yazılacak bir milli marş için para “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı, asrın alınmaması gerektiğini düşünür. Onun için bu bir vatan göre- vidir. Giyecek paltosu bile olmayan üstat, ödülü istemez. idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.” İslam ve istiklal şairi Mehmet Akif Ersoy. O, İslam ümmetinin bekası uğruna âdeta ömrünü feda etmiş bir vatan Daha sonra para ödülünün yardım olarak bağışlanması aşığı. Akif veteriner hekimdir, siyasetçidir bunun yanı sıra bir- şartıyla marşı yazmayı kabul eder. O yıllarda milletvekili oldu- çok konuda mahirdir; hafızdır, hatiptir, irfan da bilir tasavvuf ğu halde nasıl giyecek paltosu olmaz? Olmaz çünkü maaşını da. Zulümle zalimin arasına konması gereken mesafeleri yaz- kendine harcamadan infak eder, bu şuurla ödülü de kabul mıştır. Eserlerinde bağımsızlığın, hür yaşamanın Allah’a ina- etmez. nan ve doğruluktan ayrılmayan Türk milletinin en doğal hakkı olduğunu belirtir. Ankara’daki Taceddin Dergâhı’nda şiiri 48 saatte yazan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri der ki: “Cihan har- Akif’in, 10 kıtayı yazarken kâğıdının bittiği ve duvarları kâğıt yaptığı zamanlar olur. bini gören çocuk da olsa ihtiyardır.” İhtiyarlardan biri de Meh- met Akif’tir. Hislidir ve tam bir vatanseverdir. Onun vatanse- verliğini anlamak için bir hadise aktarayım. Çanakkale Savaşı “Korkma...” kelimesiyle başlayan şiir, orduya cesaret hâsıl olurken içlerinde Mehmet Akif’in de bulunduğu Türk verir. Bu tıpkı Sevr Mağarası’nda müşriklerin mağaranın girişi- heyeti Hicaz’a giderler. Ülkesinden kilometlerce uzak olan ne kadar geldiklerinde, Peygamberimiz’in (s.a.v.), Hz. Ebube- Mehmet Akif için bugünler zordur. Çanakkale Destanı’nı yaz- kir Efendimiz’e: “Korkma, Allah’ın yardımı bizimledir. İki yol- madan canını almaması için Allah’a dua eder. Düşmanın topla daş ki, üçüncüsü Allah’tır, hiç endişe edilir mi?” buyurduğu tüfekle alamadığı zaferi, şehitlerimiz imanla alırlar. Zafer ha- hadiseye benzer. İki yerde geçen korku ödleklik değildir, kay- berini alan Mehmet Akif şükür namazı kılar, çölün kumları betme duygusunun yaşattığı endişedir. üzerinde saatlerce kımıldamadan secde eder, bakarlar ki Akif’in yüzünü yapıştırdığı kumlar gözyaşlarıyla ıslanmıştır. O Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ, gece “Çanakkale Şehitlerine” destanını yazar. Akif Çanakkale Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Savaşı’nı hiç görmemiştir, Çanakkale’ye hiç gitmemiş, gezme- Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ miş, savaşın fotoğraflarını bile görmemiştir hatta hiçbir savaşa Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. bizzat katılmamıştır. Görmediği ve bilmediği bir savaşı binler- ce kilometre ötede bir çölün ortasında nasıl tasavvur edebilir? Şair, vatanın candan ve sevgiliden daha üstün bir Savaşı görenler dahi yazamamışken Akif kilometlerce uzaktan değer taşıdığına inanıyor. Allah’tan tek istediği vatanından görmüş gibi gönül gözüyle yaz(dırıl)mıştır. ayrı düşmemektir. Bunun için canını, cânânını kaybetmeyi Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini, göze alıyor. Her şeyini kaybetse bile vatan toprağında yatmak Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i, onun için yetecektir. İnsan böyle bir inanca sahip olmazsa Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran… vatanı için ölümü göze alamaz. Bu can alış, can veriş bir top- Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, rak uğruna değildir vatan İslam varsa uğrunda cihat edilecek O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; yiğitler varsa topraktır. Sen ki, rûhunla berâber gezer ecrâmı adın; Mevlamız, bu vatana bir daha istiklal marşı yazdırma- Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât, sın. Niyazımız; imanına, ezanına, bayrağına, vatanına, Kur’an- Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât… ı Kerim’ine sevdalı olan bu necip milleti ezansız, vatansız, bayraksız bırakmasın. (Amin). Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Kaynakça: Seyhan Çağlar Emen/Denge Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber. Zeki Taştan/Mehmet Akif Ersoy’da Şehadet Anlayışı 31

32

DİRİLİŞ DAVETİNDEN MADALYALI ŞEHRE Büşra KARSATAR Olay yerine bir hışımla ilk yetişen Çak- makçı Sait isimli genç oldu. Fransız askerine Diriliş davetiyesini dağıtan, iman dolu göğsünü siper eden Sütçü İmam… 1872’de Maraş’ta dünyaya geldi. Ba- karşı koymaya çalışırken düşman kurşununa bası Kireçci oğullarından Ömer Efendi, annesi hedef oldu. Ağır şekilde yaralandıktan bir gün Tiyekli oğullarından Emine Hanımdır. Uzuno- sonra şehit oldu. Tam da o sırada hamamın luk Camisi’nde gönüllü olarak imamlık yaptı. karşısındaki dükkânından olayı gören Sütçü Asıl adı “İmam” idi ama geçimini imamlık yap- İmam tabancasıyla bir ok gibi fırlayarak tığı caminin altındaki dükkânında süt satarak “Durun bre densizler! Yaptıklarınız artık sağladığı için “Sütçü İmam” olarak anıldı ve yetti! Bugün namus günüdür!” diyerek silahı- tüm dünya da onu “Sütçü İmam” olarak tanı- nı askerlerin üzerine boşalttı. Askerlerden bi- dı. İşte bu tanışma 31 Ekim 1919’da bir cuma risi öldü, ikisi ise ağır yaralandı. Sütçü İmam günü tarihe altın harflerle yazıldı. O gün Fran- işte orada Türk milletinin namus ve şerefine sız ve Ermeni askerleri devriye geziyorlardı uzanmak istenen o zalim eli orada kırdı. Atmış Maraşımın güzel sokaklarında… Önlerine çı- olduğu ilk kurşunla birlikte diriliş davetini baş- kan Türklere ağızlara alınmayacak hakaretler latmış oldu. Bu durumla birlikte istiklal müca- ediyorlardı. Şehirdeki huzursuzluk had safha- delesinin ilk kıvılcımı yanmış oldu. ya ulaşmıştı. Üç kişilik bir devriye olan Fransız- Maraş halkı 28 Kasım 1919 Cuma’sı yine kap- Ermeni askerleri ikindi üzeri Uzunoluk Cadde- kara bir güne uyandı… Asırlardan beri kalede si’nden kışlaya dönüyorlardı. Tam da bu sıra- dalgalanan şanlı bayrak yerinde yoktu. Rengi- da tarihi Uzunoluk Hamamı’ndan iki Müslü- ni şehitlerin kanından alan şanlı bayrak yerine man Türk kadını çıktı. Askerlerden birisi ha- Fransız bayrağı asılmıştı. İşte o anda kaleye mamdan çıkan kadınlara saldırdı, peçesini doğru bakan bakışlar dondu, diller sustu. yırttı ve “Artık burası Türklerin değildir! Fran- Rüzgâr estikçe Fransız bayrağı dalgalanıyor, sız memleketinde peçe ile gezilemez!” diyerek kalpler sızım sızım sızlıyordu. kadınlara sarkıntılık ettiler. 33

İşte tam anlamıyla direniş ha- zırlığı Arslan Bey başkanlığında 21 Ocak 1920 tarihinde başlamış oldu. 22 gün ve 22 gece süren harpte Ma- raşlılar yediden yetmişe silaha sarıldı. Tek yürek, tek bilek olarak hürriyet için savaşıldı. Bu uğurda pek çok yiğit Bir gece öncesinde -27 Kasım 1919 şehit oldu. Sonunda ise 11 Şubat gecesi- Ermenilerin ileri gelenlerin- 1920 günü Fransızlar yurttan def edil- için ilk kurşunu atan ve kurtuluşla den Hırlakya’nın evinde işgalci komu- di. 12 Şubat 1920 artık bayram gü- simgelenmiş Sütçü İmamların iman tanı için bir balo düzenlenmişti. Balo- nüydü. Büyük bir zafere imza atılmış dolu yürekleri ile şehirlerini sokak da komutanın dansa davet ettiği Er- ve Maraş “kahraman” olmuştu. Yani sokak, ev ev savunarak vatanlarının meni kızı; “Sizinle dans edemem…” bu, şu demekti; Maraş’ta cesaret, diriliş ve var oluş destanlarını yazan dedi. Nedenini soran işgalci komuta- esarete üstün gelmişti… Maraş halkı… na ise cevabı şu oldu; “Kalede Türk Kısacası: Var olmak için yok Askeri destek olmadan özgürlük sa- bayrağı dalgalandığı sürece kendimi olmaya karar veren, “Maraş bize me- vaşını omuzlarına yükleyen bu yiğit esarette hissediyorum.” Bunun üzeri- zar olmadan düşmana gülizzar ol- halkın, tarihte bir başka örneği olma- ne askerlerine emir veren komutan maz!” diyen yiğitlerin unutulmaz yan 22 gün ve 22 gece aç, susuz; baş- kaledeki Türk bayrağını indirtti. Bunu destanlar yazdığı… Özgürlüğün, ba- larına yağan mermiler ve bombalara gören, şehrin ileri gelenlerinden olan karşı alınan destansı bağımsızlık sava- avukat Mehmet Ali Kısakürek kalemi- şıyla inancın ve fedakârlığın karşısın- ne sarıldı. Alem-i İslâm’a hitap beyan- da hiçbir gücün duramayacağını gös- namesi yazarak kısa sürede tüm şeh- termiştir. Sadece kendi memleketini re dağıtıldı. Kısakürek, halkı bu olaya kurtarmakla da yetinmeyip komşu başkaldırmaya çağırıyordu. Bayrağı illerin de yardımına koşup onlara da indirmek sineye çekilecek bir olay bağımsızlık lezzetini tattıran ve zafer değildi; indirilen, bir milletin istiklaliy- kapılarını açarak Anadolu’nun kaderi- di. Maraşlı, cuma namazı vakti Ulu ğımsızlığın ve onurun ebediyete ka- ni değiştiren, adını dünya tarihine Cami’de toplandı. Ezan okundu. Kim- dar gideceğini hatırlatan… Hz. se namaza durmak için hareketlen- Ömer’in (r.a.), Halid bin Velid’in altın harflerle yazdıran, istiklal madal- medi. Sonra bir ses yankılandı: yasını göğsünde taşıyan ve (r.a.), Hz. Ali’nin (r.a.) komutanı olan “kahraman” payesi ile ödüllendirilen “Bayraksız namaz kılınmaz! Bayrak- Malik bin Ejder’in (r.a.) ve Ashab-ı şehirdir Kahramanmaraş… sız namaz kılınmaz!” konuşan cami- Kehf’teki 7 yiğidin emaneti… nin imamı Rıdvan Hoca’ydı. İmam; “Vatanımız tek kişi kalana kadar “Kalesinde düşman bayrağı dalgala- düşmana teslim olmayacaktır! Gay- Daha fazla bilgi için:https:// nan millet hürriyetini kaybetmiştir! ret bizden yardım Allah’tandır!” di- www.youtube.com/watch? Cuma namazı kılmak için de hür ol- yen Arslan Beylerin… “Hürriyeti ol- app=desktop&v=EKiQxHdTq2g&ab_c mak gerekir!” dedi ve işte o anda mayan bir milletin cuma namazı kıl- hannel=Mara%C5%9Filanç kalplerde iman topları ateşlendi. Ge- ması caiz değildir!” diyen Rıdvan rekirse canlar verilecekti! Bir iman Hocaların… Şehit olan kocasının sila- seliyle kaleye hücum edildi. Bu fırtı- hını alarak; “Sıra bizde!” diyen Se- nanın karşısında kim durabilirdi ki? nem Ayşelerin… Varlıklarını ve inanç- Düşman âdeta ezildi, sancak kaleye larını özgürlükleri uğruna adayan Mıl- dikildi. Şanlı hilalin çehresi yeniden lış Nurilerin, Yörük Selimlerin, Şehit ışıldadı. Cuma namazı orada, kale Evliya Efendilerin, Çakmakçı Saitlerin burçlarında, eda edildi. ve vatanı Türk namusunu korumak 34

SINIRLARIMIZ Daha önceki sayıda bahsettiğimiz konu Sınır dediğimiz şey aslında ailede ve toplumda bu- “çocuklarımızı anlamak” üzerineydi. Çocukları an- lunan kurallardır. Bu kurallar hem çocukları hem lamak onların her istediğini yapmak demek midir? de yetişkinlerin güvenliğini sağlamak için koyulan Çocuklarımızı anlamak onların her istediklerini kurallardır. Nasıl mı? Örnek verecek olursak ülke- yapmak değildir. Burada ihtiyaç ve istek ayrımını leri düşünebiliriz. Nasıl ki ülkelerin sınırları var ve doğru yapmamız gerekmektedir. Ebeveynler ola- dışarıdan herhangi bir ülkenin müdahale etmesine rak çocuklarımız ile yaşadığımız birçok problemin izin verilmez. Bu şekilde içerisinde yaşayan vatan- kaynağının ihtiyaç ve istek ayrımını yapmamaktan daşlarının güvenle yaşamasına olanak sağlar ve kaynaklandığı bilinmektedir. Çünkü ihtiyaçlar ve güvende oldukları hissini verir. Ya da şehirleri dü- istekler farklıdır. İsteklerimiz, çocuklar ve yetişkin- şünebiliriz. İllerin kendi sınırları vardır. Bu sınırlar ler olarak çok çeşitlidir ama bu demek değil ki her görünmez ama bilinir ve herkes kendi ili içerisin- istediğimizi aldığımızda hayatımızda her şey çok deki kurallara ve müdürlerine tabi olur. Kişisel ola- güzel ve düzenli olacak ya da çok mutlu olacağız rak baktığımızda sınırlar, bize isteğimiz dışında dı- ve hiç derdimiz olmayacak. İhtiyaçlarımıza ise fiz- şardan herhangi bir müdahale olmasını engeller yolojik ve psikolojik olarak iki grupta bakacak olur- ve kendimizi güvende hissetmemize yardımcı olur. sak: İlk olarak fizyolojik ihtiyaçlarımız; beslenme, Aynı şekilde bir başkası sınır koyduğunda biz de o barınma ve güvenlik diyebiliriz. Psikolojik ihtiyaçla- kişinin sınırlarına müdahale etmeyiz. Bu durum rımızın en önemlilerinden biri ise sınırdır. bizde güvenlik hissinin, sosyal becerinin, sorumlu- Peki, çok duyduğumuz “sınır” tam olarak nedir ve luk duygusunun ve saygının gelişmesine yardımcı nasıl konulmalıdır? Bu soruları çok fazla duyuyo- olur. Ayrıca sınır koyulan çocuk sağlıklı bir şekilde ruz. Aslında çok geniş bir konu, yine de burada hayır demeyi öğrenir ve kendisine zarar veren şey- naçizane anlatmaya çalışacağım. ler ile karşılaştığı zaman hayır deme becerisine sahip olur. 35

Çocuğun sağlıklı hayır diyebilmesi için çocuk olarak ya da ilerleyen yaşlarda farklı konulan sınırlar nasıl olmalıdır? Sınır koyma- davranış bozuklukları olan bireyler olarak geri nın temelinde çocuğa zarar verecek durumlar- dönüyor. dan çocuğu uzak tutmak yatar. Birçok ebe- Sağlıklı sınır koymak nasıl olmalı diye veyn zaten bunu ister fakat bazı zamanlarda bir soru geçiyor aklınızdan. Şöyle açıklayayım: biz yardımcı olduğumuzu zannederken uzun Önce onun duygusunu anlayarak yani; evet vadede çocuklarımıza zarar verebiliriz. Bazen biliyorum bu durum seni çok üzdü, sinirlendir- de sınır koymayı deneriz ama biraz zorlanırız di, ya da mutsuz etti deyip daha sonra birkaç ve vazgeçmek daha kolay gelebilir. Şunu unut- net cümle ile neden hayır dediğimizi açıklaya- mamalıyız ki çocuklar sınır koyduğumuz za- rak bitiriyoruz. Ağlamasına, bağırmasına mü- man ilk başta bizi zorlarlar ve denerler. Biz dahale etmiyoruz. Yanında durup ona ağlama- ebeveynler o süreçte sevgi ve ilgimizden ek- sı geçene kadar sarılıp, regüle olmasında yar- siltmeden kararlı bir şekilde onlara sınır koyar- dımcı olup kararlı bir şekilde duruyoruz. Sınır sak onların daha sağlıklı bir hayat yaşamaları- koymak ceza vermek demek değildir. Onun na yardımcı oluruz. Bu süreç ilk başlarda ço- sağlığı ve güvenliği için yaptığımız bir şeydir. cuklar için de ebeveynler için de zor bir süreç- Bu yüzden sınır koyarken çocuğumuzu sevgi tir. Ebeveynler biraz karalı olup sabrettikleri ve ilgimizden mahrum etmeyiz. Sınır koyarken zaman çocuklarının bu süreçten daha güçlü şefkatli ve kararlı bir şekilde davranan ebe- bir ego ve sağlıklı veyn, çocuğu- bir öz güvenle ile çıktığını fark ede- na bu sınır se- ni korumak ceklerdir. için seni üz- Zarar vere- mek ya da kö- cek durumdan tü hissettir- uzak tutmak der- mek için değil, ken tam olarak ne mesajını verir. demek istediğime Ayrıca ebevey- dönecek olursak, ninin tutarlı güncel ve çok so- olması çocuğa rulan bir örnek ile ebeveynine açıklayınca daha güvenebilece- iyi netleşeceğinin ği gibi kıymetli kanaatindeyim. bir his yaşatır. Çocuğumuzun ekrana fazla maruz kalmasının Psikolojik ihtiyaçlarımızdan biri olan sınır, ço- çocuğumuzun beyin gelişimine ne kadar zarar cuğumuza güvende olma hissi uyandıran ku- verdiğini biliyoruz. Birçok ebeveyn aslında ço- rallardır. Aslında sarıp sarmalayan bir şeydir. cuğuna saat koyuyor ama tabi ki de çocuğu- Çocuklarımıza sağlıklı hayır demeyi öğreten muz daha fazlasını istiyor. Ağlıyor, bağırıyor ve sınır aynı zamanda sağlıklı bireyler olmamıza hatta bazıları sinir krizleri geçirebiliyor. Bazı da yardımcı olur. Ebeveynler için bu süreç zor ebeveynler dayanamıyor ve açıyor. İşte burası bir süreç olmasına rağmen çocuklarımızda gü- bizim istek ve ihtiyaç ayrımını yapmamız gere- vende olma hissinin oluşmasına, sorumluluk ken yer. Evet, çocuğumuz daha çoğunu istiyor alma, insanlar ile iletişimde beceri kazanma ama ihtiyacı olan güvende ve sağlıklı olmasını gibi şeylerin oluşmasına yardımcı olur. Sınır, sağlayacak olan sınırı koymak. Zarar verdiğini çocuklar için bir ihtiyaçtır. Çocuklarımızın ihti- biliyoruz ama çok ağladığı ya da sinir krizi ge- yaçları isteklerinden önce gelmelidir. Unutma- çirdiği için sınır koymaktan vazgeçebiliyoruz. yalım ki çocuklarımız bize Allah tarafından ve- Fakat orda koymadığımız sınır daha sonra bize rilen emanetlerdir. istediği bir şey alınmadığında çılgına dönen 36

1 H A D İ S 1 D U A 37

1 HADİS-İ ŞERİF Resulullah (s.a.v.) Efendimiz buyurdular: “Şehit olmayı Yüce Allah’tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında ve- fat etse bile şehitlerin derecesine eriştirir.” (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstig- fâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15). 1 DUA Hadis-i Şerifteki Duanın Latince Okunuşu “...Allâhümme habbib ileynel-îmâne ve zeyyinhü fî kulûbinâ ve kerrih ileynel-küfra ve’l- füsûka vel‘ısyâne vec- ‘alnâ miner-râşidîn. Allâhümme teveffenâ müslimîne ve ahyinâ müslimîne ve el-hıknâ bis-sâlihîne...” Allahüm meğfirli veli valideyye velil müminine vel müminat vel müslimin vel müslimet el ahya-i min hüm vel emvat bi Rahmetike ya erha- mer Rahimin Ve Selamun alal murselin vel hamdulillahi rabbil alemine “...Allâhümme teveffenâ müslimîne ve ahyinâ müslimîne ve el-hıknâ bis-sâlihîne...” Hadis-i Şerifteki Duanın Türkçe Meali “...Allah’ım! Bize imanı sevdir, kalplerimizi imanla süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı sevdirme, kerih göster, bizi doğru yolu bulanlardan eyle. Allah’ım! Müslümanlar olarak canımızı al, Müslümanlar olarak dirilt, rezil olmadan ve fitneye uğramadan sâlih kulları- nın arasına dâhil eyle...” [1] Allah’ım beni, annemi, babamı bütün Müminleri (kadın- erkek) bütün Müslümanları (kadın-erkek) hepsini afv-ı mağfiret eyle. Onlardan ölenleri de affeyle. Bi Rahmetike ya erhamer Rahimin Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun ve selam gönderilen Resullerin üzerine olsun [2] [1]: (Hâkim, De’avât, no:1868 Uhud Duasından) [2]: (Saffat Suresi – 181-182) 38

39

40

ÇAĞIMIZIN NORMALİ: TÜKENMEYEN KANSER Fatma GÜZELBULUT Kanser, kelime anlamı olarak bir organ veya do- İnsan zekâsı daha iyi bir hayat için bu hayatı elve- kudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla rişli kullanabilmek adına doğruyu ve yanlışı ayırt etmeli- beliren kötü urlardır. Vücudumuzda 100’den fazla hastalı- dir. Örneğin beslenme konusu tamamı ile bizim elimizde! Kendimizi sorgulamaya ne dersiniz? Helal gıda neden ğın genel adıdır. önemli? Ambalajlı yiyeceklere ne kadar yakınız? Yedikleri- Bütün kanser tipleri hücrelerimizden gelişirler. mizde miktar önemli mi? Soruların cevapları ile konumu- İnsan vücudundaki sağlıklı bir hücrenin yaşam süresi ve za devam edecek olursak: görevi belirlidir. Hücre bulunduğu bölgeye göre kendisine Kansere sebep olan birçok faktörün yanında gıda- ayrılan sürede ne kadar bölüneceğini bilir ve hayatımız bu şekilde hasarlı bölgelerin onarımı, yaşlı dokuların yenilen- lar var. Haram olan gıdaların tüketilmesi bizlerce gelenek mesi, ölen hücreler yerine yenilerinin gelmesi ile devam olarak Allah’ın yasaklarına uymamaktır. Oysa hiçbirimiz eder. Bazen bu kontrollü hayat yoldan sapar ve gereğin- düşünmeyiz neden yasak diye. Market raflarında gördü- den fazla bölünmeye başlar. İşte bu noktada bilincini kay- ğümüz ambalajlı tüm ürünlerde sayısız katkı maddeleri betmiş hücre artık kanser hücresidir ve zamanla büyüye- var ve bu maddelerin birçoğu kimyasal içerik. Yani hiçbiri- rek tümör meydana getirir. Kanser hücrelerinin ürettiği mizin normalde doğadan almayacağı, bünyelerimizin ihti- bu tümörler iyi huylu ve kötü huylu tümör olarak iki baş- yacı olmayan aksine vücudun karşılaştığında zehir diye lıkta incelenir. İyi huylu tümörler sınırları belirli olan, yayı- nitelendirip savaşmaya başladığı maddeler! lım göstermeyen, nadiren hayati tehlike oluşturan ve alı- Ambalajlarda çok ufak miktardalar fakat her gün tüketil- nıp tedavi edilebilen türdendir ve genelde nüks etmezler. diğinde vücut artık baş edemez hale geliyor ve depolama- Kötü huylu tümörler düzensiz bir yapıda çoğalır, ya başlıyor yani halının altına süpürüyor. İşte bu birikim büyür ve vücudun farklı bölgelerine yayılabilirler. Dokula- sonucu bahsettiğimiz hücrelerin doğru yoldan sapması rı sıkıştırabilir hatta içerisine sızarak organ yapısını boza- meydana geliyor çünkü hücre artık sağlıklı değil. Tanıma- bilirler. Alınması halinde daha fazla metastaz yani yayılım dığı birçok madde tarafından saldırıya uğruyor, kendini savunacak gücü olmadığı için teslim oluyor ve bizler artık gösterirler, ağır bir tedavi süreci vardır. kanseriz!!! İşte tam da bu noktada ne yediğimizi bilmek Muhakkak ki dert de Allah’tan gelir. Bizler bu du- sorumluluklarımız arasına giriyor. Diğer faktörlere de ba- rumda kendimizi bırakıp hayata küserek değil aksine da- kalım. ha doğru, daha verimli bir hayat çabasına düşerek ve yan- lışlardan uzaklaşıp daha düzenli bir hayatı seçerek belki de bu süreci daha kolay atlatabiliriz. Az sonra da belirte- ceğimiz gibi hastalıkların meydana gelmesinde genetik faktörlerin dışında onlarca sebep bulunur. 41

 Biyolojik Risk Faktörleri Sevgili kendine emanet olan bedenine gözü Bazı kanser tipleri cinsiyet, yaş ve ırklarda daha gibi bakan okuyucularımız, yukarıda anlaşılır şekilde fazla görülebilir. Örneğin prostat kanserinin açıklanmış olduğu üzere kanser nedir, nedendir bili- sadece erkeklerde, rahim kanserinin kadın- yoruz. Pekâlâ, kanseri önlemede biiznillah neler ya- larda, cilt kanserinin sarışınlarda daha fazla pabiliriz? görülmesi gibi Sizlere Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık  Çevresel Faktörler Bilimleri Fakültesi dergisinde yayımlanan “KANSERİN ÖNLENMESİNDE ANTİOKSİDANLARIN Radyasyon, UV ışınları, sigara kullanımı ya da ROLÜ”(1) (Murat ARI (2), Serdal ÖĞÜT (3), Füruzan sigaraya maruz kalma, asbest KAÇAR DÖĞER (4) ) adlı makaleden alıntılarla birkaç  Genetik Faktörler öneride bulunmak istiyorum. Ailede aynı tip kanserin 3 ya da daha fazla ku- Kanser, dünyada sık belirlenen ölüm neden- şakta görülmesi. Anne ya da baba tarafında lerinden birisi haline gelmiştir. Bu artışta değiştirile- 2’den fazla kanser hastalığı yaşanması. mez genetik faktörlerin yanı sıra değiştirilebilir çev- Tüm bunların olması bizlerin de kanser olacağı resel faktörler de önemlidir. Çevresel faktörler ara- anlamına gelmez ancak risk altında olduğumuzun sında meslek, yaşam biçimi ve buna bağlı olarak bilincinde olmak, düzenli aralıklarla kendimizi kont- stres ve beslenme, bu faktörlerin arasında en önem- rol etmek ve hastane tahlillerini yaptırmak erken lisi sayılabilir. Tüm kanser vakalarının yaklaşık 1/3’üne yediklerimiz ve içtiklerimiz yol açmaktadır. teşhis ile tedaviyi kolaylaştırabilir. Doğal antioksidanların kullanımı kanseri önleme ba- Doğadaki zararlıları fark edip hayatımızdan kımından önem teşkil etse de toksik etkisinden do- çıkarmak muhakkak çok faydalı olacaktır. Aşırı kim- layı fazla tüketilmemesi gerekmektedir. yasal içeren deterjanlardan uzaklaşıp doğal ürünlere Kaliteli bir hayatta en önemli etken sağlıklı yönelmek, uygun olmayan saatlerde güneşe maruz kalmamak ya da bunun için güneş koruyucuları kul- beslenmedir. Besinler vücudumuzun sağlıklı çalış- lanmak, sebze ve meyveleri sirke kullanarak yıka- ması ve yaşamsal işlevleri yapması için adeta yakıt mak, gereksiz ve kontrolsüz ilaç kullanımından ka- görevi görür. Haliyle sağlıklı beslenme hastalıklar- dan korunma için çok önemlidir. Tüm kanser vakala- çınmak gibi birkaç örnek verebiliriz. rının yaklaşık 1/3’ü yenilen besinlerden kaynaklan- Sağlığımız, yaşımız kaç olursa olsun bi- maktadır ve tüm kanser ölümlerinin 1/3’ü yine bes- zim için çok önemli. Artık geç kaldık demeyin. Zarar- lenme ile ilişkilidir. Bu yüzden sağlıklı beslenme, fi- lılardan uzaklaşın. Düzenli olarak yürüyüşler yapın ziksel aktivite, sınırlı alkol kullanımı ya da hiç kullan- ve kendinizi genç tutun. Bu dünyanın iyi insanlara mamak ve sigara kullanmamak kanserden korun- ihtiyacı var. Bedeniniz ne kadar sağlam olursa o ka- mak için önemli kriterlerdir (5). dar hayata yardımınız dokunur. Epidemiyolojik çalışmalarda, şişmanlar- Kaynak: T.C SAĞLIK BAKANLIĞI /HALK SAĞ- da meme, prostat, akciğer, yumurtalık, kolon, rek- LIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tum, böbrek gibi bazı kanser türlerine daha sıklıkla www.hsgm.saglik.gov.tr rastlandığı dikkat çekmektedir. Bu kanserlerin önemli bir bölümünün beslenmeye bağlı olduğu tahmin edilmektedir. Yüksek vücut kütle indeksi KANSERİ ÖNLEMEDE NELER YAPABİLİRİZ? (VKI) (Body Mass Index) değerinin ileri yaşlarda me- Ayşe Ebrar ÖZBALIKÇIOĞLU me ve prostat kanserlerinden ölüm riskini arttırdığı saptanmıştır (6). 42

Allahu Teâlâ’nın bizlere verdiği kanserden doğal korun- dolayı insanlarda kolon ve akciğer kanseri oluşumunu en- ma olan antioksidan besinler nedir? gelleyebileceği, karaciğer ve meme kanserine karşı koru- Antioksidan besinler, insanların normal fiziksel yapı yucu olabileceği belirlenmiştir (9). faaliyetleri sırasında ortaya çıkan veya çevre ve beslenme Tuzlanmış besinler ile mide kanseri arasında ilişki yoluyla alınan kansere sebep olabilecek bileşenlerin olum- olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Hong Kong ve Gü- suz etkilerini önemli ölçüde azaltan besin maddeleridir. ney Çin’de tuzlanmış balık tüketiminin fazla olması nede- Gıdaların antioksidan içerikleri ve yararlılığı, gıda niyle yüksek nitrozamin alınmasına bağlı olarak nazofa- maddesinin cinsine, hasat zamanına, hasat yöntemlerine, renks kanseri görülme sıklığı da yüksektir. Tütsülenerek, iklime, depolama ve muhafaza ortamının ısısına, nemine, yüksek sıcaklıklarda ve kömürde ızgara gibi çeşitli pişirme ışığına, gıdanın hazırlanması, ayrıca kişi ve toplumların tü- yöntemleri kullanılarak pişirilen besinler, yüksek karsinoje- ketim alışkanlıklarına göre bile değişebilmektedir. Doğal nik özellikler göstermektedir (10). antioksidanların kullanımı, kanseri önleme ve pek çok has- Pankreas kanseri ile et tüketimi arasındaki ilişkide talığa yakalanma riskini azaltması bakımından önem teşkil salam, sosis, sucuk gibi işlem görmüş etlerin etkisinin yük- etse de fazla kullanımı toksik etki yapabilir (7). sek olduğu bildirilmiştir (11). En güçlü antioksidan içeren besinler: Antosiyaninler (mürdüm eriği, böğürtlen, karadut, kiraz, yaban mersini, vişne), kateşinler (siyah çay ve yeşil çay), likopen (domates, pembe greyfurt, karpuz, kayısı), beta karoten (havuç, kavun, mango, kayısı), resveratrol (üzüm, yaban mersini, kızılcık), elajik asit (nar, üzüm, kiraz, çilek), kapsaisin (kırmızı acı biber), kuversetin (kırmızı soğan ve elma), C vitamini (greyfurt, portakal, biber, brokoli, kivi, kuşbur- nu), E vitamini (badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu), Kanser Oluşumunu Arttırıcı Besinler selenyum (patates, ay çekirdeği, yumurta), Yaşlı ve yağlı koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri polifenol (yeşil çay, ahududu, soya, çilek, erik, elma, yaban Tuzlanmış besinler mersini), Tütsülenmiş besinler glucosinolates (brokoli, brüksel lahanası, su teresi, karna- Hamburger bahar), Sade, yağlı etten yapılmış köfteler Doğrudan ateşte pişirilmiş etler lutein (brokoli, ıspanak, karalahana, kırmızı üzüm, kivi) Sucuk, sosis, salam gibi nitrit ve nitrat eklenmiş besinler olarak sıralanabilir (8). Sebze ve meyvelerden fakir beslenme Elma lifli yapıda olması ve pektin içerdiği için bağır- sak boşluğundaki organizmanın mutasyona uğramasını önler ve su tutucu olmasıyla hücrelerin mutasyonunu sey- İç yağı, yağda kızartılmış besinler reltir. Bu sayede önemli bir bitkisel bağırsak koruyucu ol- duğunun göstergesidir. Yapılan çalışmalarda elma ve elma suyunun içerdiği antioksidanlar, pektin ve vitaminlerden 43

Kanser Oluşumunu Azaltıcı Besinler koşullarda saklamak (bozulabilir besinleri soğuta- Sebzeler rak ve dondurarak saklamak) Soğan, sarımsak, lahana, karnabahar, pırasa, turp, şalgam, havuç, domates, ıspanak, marul, kıvırcık, -Yiyeceklerdeki çeşitli kimyasal kontaminantların, pestisitlerin, atıkların ve katkı maddelerinin güvenli asma yaprağı, maydanoz, tere, nane, roka, pazı, sınırlarda olup olmadığının belirlenmesine ve takip yenilebilen yabani otlar, pancar, salatalık, biber, edilmesine dikkat etmek taze fasulye, bezelye, bakla, mantar, patlıcan, engi- nar, kabak, bamya - Düzenli fiziksel aktivite yapmak (günde 1 saat tempolu yürüyüş, haftada 1 saat daha ağır egzer- Kuru baklagiller siz) (12,13). Mercimek, nohut, fasulye, barbunya, bezelye, soya fasulyesi Hülasa hayat gibi sağlığımız da bir tarla… Ne Meyveler ekersek onu biçeceğiz. Allahu Teâlâ bizlere sağlıklı Portakal, greyfurt, limon, kuşburnu, böğürtlen, kı- besinleri sınırsız sayıda vermiştir. Hastalıklardan zılcık, elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, çilek, korunmak için de birçok besin göndermiştir. Bize kavun, karpuz, üzüm, incir, nar, dut, muz, hurma düşen helal gıdaya dikkat ederek düzenli ve denge- li beslenmek. Her şeyden önemlisi faydalı da olsa Kuruyemişler dengeyi kaybetmemek! Tedbir bizden takdir Al- Leblebi, kestane, badem, fındık, fıstık, ceviz lah’tandır. Emanetimize hıyanet etmekten kaçına- Tahıllar lım. Sağlıcakla kalın… Tam buğday ekmeği, kepekli ekmek, çavdar ekme- ği, yulaf ekmeği, bulgur Hayvansal Ürünler 1*https://www.researchgate.net/profile/Serdal_Ogut/ Yumurta, yağsız veya az yağlı süt, yoğurt, peynir, publica- çökelek tion/319545943_KANSERIN_ONLENMESINDE_ANTIOKSIDANLARIN_ROLU_ROLE_OF_A NTIOXIDANTS_IN_CANCER_PREVENTION/links/59e6196e0f7e9bf3927d4b9e/KANSERIN Kanserden Korunma Yolları ve Beslenme Önerileri -OeNLENMESINDE-ANTIOKSIDANLARIN-ROLUe-ROLE-OF-ANTIOXIDANTS-IN-CANCER- PREVENTION.pdf -Sağlıklı vücut ağırlığını sağlamak ve korumak (vücut kitle indeksinin 21-23 arasında korunması) 2* Sorumlu Yazar: Murat ARI, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyo- kimya Anabilim Dalı, [email protected] 3* Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Bölü- mü -Günlük enerjinin %15-30’unun yağlardan alınma- 4* Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı sını sağlamak 5* Özcan Y, Demir G. Sağlıkta ve Hastalıkta Beslenme Sempozyum Dizisi No:41. 2004; (2): 45-57. -Kırmızı et protein enerjisini günlük %10 ile sınırla- 6* Okasha M, McCarron P, McEwen J, Smith GD. Body mass index in young adulthood mak (günde <80 gramdan az) and cancer mortality; a retrospective cohort study, J.Epil. Comm. Health. 2002; 56:780– 84 -Kuru baklagiller ve diğer yiyeceklerin tüketimi ara- 7* Cornelli U. Antioxidant use in nutraceucitals. Clin Dermatol. 2009;27; 175-94. sında denge kurmak 8* Ratnam VD, Ankola DD, Bhardwaj V, Sahana DK, Kumar RMNV. Role of antioxidants -Alkol, sigara, katkı maddesi içeren yiyeceklerin in prophylaxis and therapy: a pharmaceutical perspective. J Control Release. 2006;113 tüketiminden kaçınmak (3):189–207. 9* .Gerhauser C. Cancer chemopreventive potential of apples, apple Juice, and apple components. Planta Med. 2008; 74:1608– 24. 10* Yıldız Ö, Demir G. Kanser ve Beslenme. Sağlık ve Hastalıkta Beslenme Sempozyum -Pişirme yöntemlerinden kömür ızgarası ve kızart- Dizisi No:41. 2004;45-57. malardan, tütsülenmiş yiyeceklerden, turşu ve sa- 11* Baysal A, Criss WE. “Kanseri Tanıyalım, Belirtileri,Nedenleri,Korunma ve Tedavi lamura gibi fazla tuzlulardan kaçınmak, düşük ısıda Yolları” Hatipoğlu Yayınları.2004. pişirmeye dikkat etmek 12* Yıldız Ö, Demir G. Kanser ve Beslenme. Sağlık ve Hastalıkta Beslenme Sempozyum Dizisi No:41. 2004;45-57. -Yiyecekleri küf ve mantar oluşunu engelleyecek 13* Dönmez M, Cankurtaran M, Diken F, Günendi P. Gıda beslenmesi ve kanser ilişkisi. MYO-ÖS Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğrenci Sempozyumu. 21-22 Ekim 2010- Düzce 44

Ayşegül ALCI YÖRESEL MARAŞ TİRŞİK ÇORBASI Malzemeler Yarım kilo tirşik 1/2 çay bardağı dövme 1/2 çay bardağı haşlanmış nohut 2 çay bardağı çorbalık Maraş tarhana 2 yemek kaşığı un 1/2 kilo yoğurt Tuz Yapılışı  Tirşikleri yıkayıp ince ince doğrayarak pişireceğimiz tencereye alalım.  Dövmelerimizi yıkayalım.  Ayrı bir kap içerisinde yoğurt ve unu çırpalım.  Sırasıyla yıkanan dövme, tarhana ve çırptığımız un-yoğurt karışımını tencereye ilave edelim.  Son olarak tencereye 3 litre ılık su (yoğurt mayalama sıcaklığı) ilave ederek mayalanması için 1 gece bekletelim (yaklaşık 8 saat).  1 gece bekleyen çorbamızı orta ateşte 3 saat kadar pişirelim.  İnmeye yakın, nohutlarımızı ve tuzunu ekleyerek 15 dk daha kaynatalım.  Pişen çorbamızı bir kaseye alarak servis edelim. Afiyet olsun. Not 1: Çorbamızın piştiğini anlamak için tadına bakıldığında dilimizi kaşındırmaması gerekir. Not 2: Çorbayı ekşi sevenler mayalanma öncesi 1 çorba kaşığı bulgur ilave edebilirler. Not 3: Tirşikler doğranırken eldiven giyilmesi tavsiye edilir :) BAL KABAĞI TATLISI Malzemeler 1 kg bal kabağı 2 su bardağı toz şeker Üzeri için: 1 çay bardağı iri doğranmış ceviz Tahin Yapılışı  Kabakları istediğimiz boyda keserek tencereye dizelim.  Üzerine şekerini ilave edelim.  Orta ateşte pişirelim.  Kabaklar yumuşamaya başlayınca kısık ateşte şerbetin ko- yulaşmasını bekleyelim.  Pişen tatlımızı tabağa alarak tahin ve ceviz ile süsleyelim. Afiyet olsun. Not: Şeker miktarı damak zevkinize göre değiştirilebilir. 45

NAR NEDİR? NAR EKŞİSİ YAPALIM Ayşegül ALCI B1,B2,B5,B6,C ve E vitaminleri yanında bol NAR İLE İLGİLİ AYETLER miktarda potasyum ve magnezyum içeren kınagiller ailesinden olan içinde küçük çekirdekleri ve meyve En'âm / 99 gövdesini oluşturan, yüzlerce tanecik bulunan, tatlı ya da ekşi tada sahip ılıman iklimde yetişen bir meyvedir. \"O, gökten su indirendir. Biz, her türlü bitkiyi o suyla yetiştiririz. O bitkiden bir filiz, filizden de üst üste dizili Nar Ekşisi Yapılışı dâneler, başaklar çıkarırız. Hurma ağacının tomurcukla- rından yere doğru sarkan salkımlar, üzüm bağları, zey- 5 kg ekşi nar tin ve nar bahçeleri çıkarırız. Bunların hepsinin hem birbirine çok benzeyen yönleri, hem de birbirinden çok Nar tanelerini kabuklarından ayıralım, süzgeç farklı özellikleri vardır. Her birinin meyvesine bir ilk yardımıyla iyice ezerek suyunu çıkaralım ve temiz bir ortaya çıktığı, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Gözünü- tülbent ile süzelim. Süzdüğümüz nar suyunu çelik bir zün önünde cereyan eden bu işlerde, iman eden bir tencereye alıp kısık ateşte 1 saat kaynatalım. Kaynattı- toplum için elbette nice dersler ve ibretler vardır.\" ğımız nar ekşimizi cam bir tepsiye alarak birkaç gün güneşte bekletelim, pekmez kıvamına gelen nar ekşi- En'âm / 141 mizi cam bir kavanoza alarak yemeklerimizde kullana- lım. \"Asmalı asmasız bağları ve bahçeleri, çeşit çeşit renk ve tatlarda hurmaları ve ekinleri, zeytinleri ve narları, kimi Narın sağlığa faydalarından bir kısmı şöyledir; bakımdan birbirine benzer, kimi bakımdan benzemez biçimde yaratıp yetiştiren Allah’tır. Ürün verdikleri za- Kansere karşı koruyucudur. man onların ürününden yiyin; mahsulün biçilip toplan- dığı gün fakirlerin hakkını verin. Fakat israf etmeyin. Hücre yenilenmesine yardımcı olur. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.\" Sindirim sistemini düzenler. Rahmân / 68 Hafızayı güçlendirir. Vücuttaki iltihaplanmayı azaltır. Kalp ve damar koruyucudur. \"Her ikisinde de türlü türlü meyveler, hurmalar, narlar Tokluk hissini arttırır. bulunur.\" Kolesterol ve şekeri dengeler. KAYNAK: www.islamveihsan.com Gribal enfeksiyonlara karşı etkilidir. 46

ÖNCEKİ SAYIMIZIN CEVAPLARI… Zekice 4 numara doğru cevaptır. Her kelime, bir öncekinin 2. harfi ile başlamaktadır. Yani cevap C’dir. \"+\" sembolüne bir çizgi çekerek 4 yaparsan eşitlik sağlanır. 545+5+5 = 555 BUL BAKALIM Soldan sağa Yukarıdan aşağıya 1. Nuh 1. İsmail 2. Peygamber 2. Yakup 3. Üzeyir 4. Musa 3. İncil 5. Süleyman 4. Kur'an-ı Kerim 6. Eyüp 7. İbrahim 5. Yunus 8. Yusuf 9. Firavun 6. Zekeriya 10. Salih 7. Nemrut 8. Davud 9. Adem 10. Harun 47

Merhaba arkadaşlar! Bu sayımızda da sizler için Anlam, Zekice, Bul Bakalım veeee Hacivat Karagöz bölümleri ha- zırladık. Bu bölümlerdeki cevaplarınızı yazı ve fotoğraf olarak Facebook, Twitter veya Instag- ram üzerinden bizlere gönderirseniz çok mut- lu oluruz. Belki dergimizde sizlere de yer veri- riz… ANLAM Bu resimde sence ne anlatılmak istenmiş? Düşüncelerini bizimle paylaşır mısın? 48

Aşağıdaki soruların cevaplarını bulmacaya gizledik. Bunları bulabilir misin? 1. Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi 2. Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberleyen kişiye verilen isim 3. Müminler için ahirette hazırlanmış mükâfat yeri 4. İman etmeyenler ile inandığı hâlde günah işleyenlerin cezalarınıçekecekleri yer 5. İslam dininin, yapılmasını kesin olarak yasakladığı işler 6. İslam dininin, yapılmasına müsaade ettiği ve yapılmasında sakıncagörmediği işler 7. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hâl ve davranışlarına verilen isim 8. Su bulunmayan yerlerde, toprak veya toprak cinsinden bir şeyle alınan abdest 9. Namazda yapılan bir yanlışı telafi için selam vermeden önce yapılan secde 10. Oruç tutmak için imsak vaktinden önce yenilen yemek 49

1) Şekildeki çubukları en alttakinden en üsttekine doğru sıralayabilir misin? 2)Aşağıdaki şıklardan hangisi doğrudur? a) Aşağıdakilerin hepsi doğrudur. b) Tüm şıklar yanlıştır. c) h şıkkı doğrudur. d) b şıkkı doğrudur. e) Aşağıdakilerin hepsi doğrudur. f) Yukarıdakilerin hepsi doğrudur. g) h şıkkı yanlıştır. h) Yukarıdakilerin hepsi yanlış- tır. 50


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook