MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 197 luğumda da okudum. Müsteşar, bakan ve TBMM Başkanı olunca da okumayı bırakmadım. En iyi şey; okumaktır. En güzel dost ki- taplardır. Bugün de “Yapılacak en iyi şey nedir?” diye soruldu- ğunda, okumaktır diyorum. Seyretmek tembelleştirir. Okumak daha sosyal yapar. Okursanız daha iyi görür, daha iyi düşünür. Düşündüklerinizi daha iyi ifade edersiniz. Ancak keşke dediğim bir husus vardır. Okuduğum kitapların bir iki sayfa özetini çıkar- mak isterdim. O an aklımda kalanları kâğıda dökebilseydim çok daha iyi olurdu. Çünkü okuduğumuz kitapların konusu, verilmek istenen mesajı, akılda kalması gereken kelimeleri, cümleleri ve kahramanları vardır. Yıllar sonra, okuduklarımızı unutabiliyo- ruz. Bu sebeple öğrencilerime tavsiyem, okudukları her kitabın, bir iki sayfa dahi olsa özetini çıkarsınlar. Söylenildiği gibi söz uçar yazı kalır.
198 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 199 MEMLEKET SEVDASI O, her zaman “Memleket baba gibidir. Sevmemek ve hiz- met etmemek olmaz.” der. Babasının da arzusuna uygun olarak vatanına ve milleti- ne hizmet etmek için İstanbul’da kamuya ait bir denizcilik şirke- tinde önce mühendis sonra avukat olarak çalışmaya başlar. Zamanın Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafın- dan yapılan teklif ile 31.12.2002 tarihinde Denizcilik Müsteşarı ola- rak atanır. Bu görevle birlikte yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı Türk Telekom’da 14 Kasım 2005 tarihinde Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevine seçilir. 2007 yılı milletvekili genel seçimi sebebiyle Türkiye Cum- huriyeti Anayasasının 114 maddesi uyarınca 08 Mayıs 2007 tari- hinde bağımsız Ulaştırma Bakanı olur. Seçimlerden sonra 01 Ka- sım 2007 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı olarak atanır ve bir sonraki seçimlere kadar da bu görevine devam eder. Dört yıl sonra 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan milletve- kili genel seçimlerinde aday olur, Sivas’tan AK Parti Milletvekili olarak seçilir ve 61. Hükümet’te Millî Savunma Bakanı olur. Böy- lece babası İbrahim Bey’in yıllar önceki büyük hayalini “Askerin Bakanı” olarak fazlasıyla gerçekleştirmiş olur. Bu dönemde Türkiye’nin savunma sanayisinde çok önemli gelişmeler olur ve ülke âdeta şaha kalkar!
Milletin öz kaynaklarıyla kurulan ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN gibi birçok savunma şirketi bu dönemde dünyanın en büyük savunma şirketleri arasına girer. Bu dönem- de millî gemi (Büyükada ve Heybeliada), millî tank (Altay), millî he- likopter (Atak), millî zırhlı araç (Kirpi), millî insansız hava aracı (Anka, Karayel ve Bayraktar), millî füze (Cirit, SOM) ve millî piya- de tüfeği üretilir. Daha önce bunlar yurt dışından temin edilmeye çalışılırdı. Türkiye, artık kendi tasarımıyla, kendi mühendisleri ile yeni teknolojiler üretir. Kendisi yerli, yenilikçi, ilkeli, evrensel değerlere sahip, güler yüzlü, ciddi bir devlet adamıdır. Birleştirici ve bütünleştirici özelliğiyle zor bir süreçte meclisteki milletvekillerinin çoğunluğu- nun güvenini ve oyunu alarak 1 Temmuz 2015’te, 25 Dönem Tür- kiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilir ve Türkiye Cumhu- riyeti Devleti protokolünde ikinci devlet adamı olur. Sınıf başkanlığından TBMM Başkanlığına kadar uzanan başarı grafiğini sabırla, sadakatle ve liyakatle milletin meclisinde zirveye kadar taşır. O gün Meclisin ilk başkanı, Cumhuriyet’in kurucusu Ata- türk başta olmak üzere tüm eski başkanları anarak başladığı te- şekkür konuşmasına şöyle devam eder: “Burası demokrasinin kalbidir. Yapacak çok işimiz var, vaktimiz az, kum saati işleme- ye başladı. Milletimiz, Meclisimizden öncelikle yeni bir anayasa beklemektedir. Ülkemizin ulaştığı demokratik ve siyasi seviye yeni bir anayasayı zorunlu kılmaktadır. Hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, çoğulculuk gibi anayasaların olmazsa olmazları- nı dikkate alarak yeni bir anayasa yapmamız gerekir. Toplumun tüm kesimlerinin de mümkün olduğunca bu sürece katılmasıyla herkesin sahip çıkacağı yeni bir anayasa yapılabilir. Kuvvetler ayrılığı hiçbir şekilde güçler kavgası değildir. Kuvvetler ayrılığı, Cumhurbaşkanı’nın koordinasyonunda belli devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret medeni bir işbirliği ve işbölümüdür. Bir- likte yaşamanın kuralı, diğerini olduğu gibi kabul etmekten ge- çer. Bize düşen farklı görüş ve yaşam biçimlerini oldukları gibi kabul etmektir. Farklılıklarını bir arada yaşatabilen bir Türkiye ile geleceğe umutla bakabiliriz.” 200 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 201 UMUT DOLU SÖZLERİ Umut ve heyecan dolu gönlü her daim memleket ve millet sevgisiyle çarpar. Yaklaşık beş yıllık Millî Savunma Bakanlığı göre- vinden sonra 24 Mayıs 2016 Salı günü Başbakan Binali Yıldırım’ın kurduğu 65. Hükümet’te, Millî Eğitim Bakanı olarak atanır. O gün makamda yapılan devir teslim töreninde umut dolu güzel bir konuşma yapar; milletin makamlarının, millet adına gö- revlendirilen kişilere emanet edildiğini belirtir ve “Emanet edil- diği süre içerisinde millete canla, başla çalışmak lazım. Çünkü milletimizin bizden beklediği de budur.” der. Devir teslim töreninde konuşan yeni Millî Savunma Ba- kanı Sayın Fikri Işık da herkese kolay kolay nasip olmayacak bir iltifatta bulunur: “Türkiye’de adında millî ifadesi olan iki bakan- lık var. Birisi Millî Savunma Bakanlığı, diğeri de Millî Eğitim Ba- kanlığıdır. Şimdi Sayın Bakanımız Millî Savunma Bakanlığından, Millî Eğitim Bakanlığına geçiyor. Dolayısıyla Millî Bakanımıza, Millî Eğitim Bakanlığında da başarılar diliyorum.” ...... Kendisi de önceki Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’dan yeni görevini devir alırken şöyle diyor: “Nesil yetiştirmek, mede- niyet inşa etmektir. Dolayısıyla Türkiye’nin medeniyet iddiası vardır. Bu iddianın gerçekleşeceği yer, Millî Eğitim Bakanlığıdır. Nabi Avcı’dan sonra bu görevi devralmanın sorumluluğunun
çok büyük olduğunu biliyorum. Sayın Bakanımızın açtığı ve iler- lediği yolda milim sapmadan inşallah devam edeceğiz. Çünkü bizim iki düşmanımız var, birisi cehalet, birisi yoksulluk. Ama yoksulluğu da yenmenin yolu, cehaleti yenmekten geçiyor. Ce- haleti yenmenin yolu da eğitimden geçiyor. Biz istiyoruz ki mille- timiz eğitimli olsun. Eğitimli olunca daha nitelikli ve katma değe- ri daha yüksek ürünler üretilir. Böylece insanlarımızı daha çok zengin ve daha çok müreffeh kılarız. Çünkü hep istediğimiz şey şudur; evlatlarımız, torunlarımız daha mutlu yaşasın, ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.’ demekten herkes gurur duysun. Bu ülkenin yerli değerlerini taşımaktan dolayı kimse yüksünmesin, onu bir yük olarak görmesin, gururla ‘Türkiye Cumhuriyeti va- tandaşıyım.’ desin. İnşallah, bu yerli ve millî değerlerle müceh- hez ve aynı zamanda evrensel değerlere de sahip çıkan bir nesil istiyoruz. İşte onun ilk adımı da Millî Eğitim’de atılıyor.” Aynı devir teslim töreninde Nabi Avcı ise şöyle konuşur: “Kendisi bugüne kadar devletin değişik kademelerinde şanla, şerefle ve dirayetle hizmet etmiş bir devlet adamıdır. Dolayısıy- la böyle bir şahsiyete bakanlığımızı, devrederken gerçekten kı- vanç ve huzur içerisindeyim. Çocukların, öğretmenlerin ve veli- lerin hakkını, hukukunu, geleceğini, en iyi biçimde gözetecek bir arkadaşımıza, bir kardeşimize, bir devlet adamımıza bu görevi devrediyor olmanın rahatlığı içerisinde bunu söylüyorum.” ...... Bitlis’in Ahlat ilçesinde, yenilenen eğitim müfredatının ta- nıtım toplantısında seksen bir ilin, il millî eğitim müdürlerine ve orada hazır bulunan diğer misafirlere hitaben diyor ki: “Millî Eğitim Bakanlığı olarak düşünme, anlama, araş- tırma ve sorun çözme yetkinliği gelişmiş; bilgi toplumun gerek- tirdiği bilgi ve becerilere sahip, millî kültürüyle gurur duyan, insanlığın ve demokrasinin evrensel değerlerine açık, kendisi ve çevresiyle barışık, sanat duyarlılığı ve becerisi gelişmiş, öz- güvenli, hak, adalet ve sorumluluk bilinci yüksek, gayretli, ye- nilikçi, barışçı, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek istiyoruz. Bunun için gerçekten çok önemli mesafeler aldık. Bundan son- 202 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 203 raki hedefimiz, eğitimde kaliteyi artırmaktır. İnşallah eğitimde kaliteyi artırdığımızda, Türkiye’nin 2023 için koyduğu hedeflere de ulaşacağız. Neden 2023 hedefleri; çünkü dünyanın on büyük ekono- misinden birisi olmak, millî geliri iki trilyon dolar yapmak, kişi başına düşen millî geliri yirmi beş bin dolara çıkarmak istiyoruz. Biz bunu yapabilir miyiz? Geçmiş son on beş yılda yaptıklarımız- la kıyaslarsak pekâlâ yapabiliriz. Bunun için ne yapmak lazım, birliğimizi ve beraberliğimizi daim ettirmemiz lazım. Bunun için daha çok çalışmamız lazım...” ...... 2016-2017 eğitim öğretim yılı birinci döneminin sona er- mesi dolayısıyla toplumda yer alan hemen herkes için o gün an- lamlı bir mesaj yayımlar. Kendisi de aynı zamanda üç çocuk ba- bası bir veli olarak öğrencilerin karne heyecanını paylaşırken gönlündeki ve gözlerindeki eğitim aşkı sözlerine şöyle yansır: “Eğitim ve öğretim, çağın gereklerine uygun olarak sü- rekli değişen, gelişen, birikim ve tecrübeler ışığında yenilenen bir süreçtir. Eğitim insanı değerli kılar ve toplumu yüceltir, biz de bu bilinçle Millî Eğitim Bakanlığı olarak başarıyı arttırmak için her zaman daha iyiye ulaşmayı hedefliyor ve daha nitelikli bir eğitim için çabalıyoruz. Değerli Öğretmenim, Nesillerimizi yetiştirmek adına özveriyle yürüttüğünüz tüm çalışmalarınızı ve azminizi yürekten destekliyorum. Öğren- cilerinizi evlatlarınızdan farklı görmediğinizi, tüm gücünüzle onların en iyi şekilde yetişmesi adına bu kutsal görevi severek ifa ettiğinizi biliyorum. Geleceğimizi inşa etme yolunda, eğitim adına yaktığınız meşaleyi sonsuza dek taşıyacağınıza yürekten inanıyorum. Ülkemizi çağın ilerisine taşımak ve geleceğimizi emanet edeceğimiz nesillerimizi en iyi şekilde yetiştirmek için çıktığımız bu yolda birlikte çalışacak, omuz omuza yürüyeceğiz. Kıymetli Velilerimiz,
Büyük bir özveriyle yetiştirdiğiniz evlatlarınızı çağın değerlerine uygun olarak en iyi şekilde yetiştirmek için çalışı- yor, her bir öğrencimize bireysel farklılıklarını dikkate alarak ve özel olduklarını hissettirerek yaklaşıyoruz; çünkü her bir öğ- rencimiz bizim için ayrı bir değerdir. Evlatlarımızın başarılı bir öğrenci olabilmesi kadar iyi bir insan olması ve nitelikli bir insan olarak yetişmesi de bizim için çok önemli. Çocuklarımızın başarılarını sadece karne not- larından ibaret görmemeli, onları davranış ve tutumlarıyla da değerlendirmeliyiz. Gerçek başarı ikisini birleştiren başarıdır. Okullarımızda gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyet- lerinin etkili, kalıcı ve verimli olabilmesi, öğrenci, öğretmen ve siz velilerimizin yıl boyunca iş birliği içerisinde çalışmalarına bağlıdır. İyi bir eğitim öğretim ortamının sağlanması ve eğitim- de başarının arttırılması adına veli, okul ve öğretmen iletişimi çok önemlidir. Sizlerin öğrencilerimizin eğitimleri ile olan ilgi ve alakanız çocuklarımızın başarılarını arttıracak, onları daha da yükseltecektir. Sevgili Öğrencilerimiz, Karneleriniz sizin şahsiyetinizin, erdemlerinizin veya zekânızın göstergesi değil; sadece dönem boyunca yaptığınız çalışmaların ve sergilediğiniz çabanın neticesidir ve başarıları- nızın değerlendirilmesinde sadece bir araçtır. Bu ülkenin yarınları sizlersiniz. İnanıyorum ki sizler, millî ve manevi değerlerine bağlı, tarihine, milletine ve devletine sahip çıkan gençler olarak yetişeceksiniz. İnsan mukaddesatı olandır. Mukaddesatımızı ve bizi biz yapan değerlerimizi sizler koruyacak, ülkemizi güçlü yarınlara sizler taşıyacaksınız. Çağı- mız bilgi çağı. Bu nedenle okuyan, araştıran, bilgi ve becerilerini daima yenileyen bireyler olmanız geleceğe daha sağlam adım- larla ilerlemenizi sağlayacaktır. Unutmayın ki hiçbir başarı te- sadüfî değildir, başarı düzenli ve sürekli çalışmayla gelir. Sevgili evlatlarımız, başarılarınızın artarak devamını di- liyor; sizlerle gurur duyduğumuzu ve her zaman yanınızda ola- 204 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 205 cağımızı bilmenizi istiyor, hepinizi gözlerinizden öpüyorum.” ...... Yine arkadaşı Dr. Selahattin Bey anlatıyor: “O çok müte- vazı bir insandır. Dostlarına, yakınlarına karşı büyüklük tasla- maz, onlarla her zaman aynı samimiyetle görüşürdü. Bakanlığı ve müsteşarlığı dönemindeki en yoğun zamanlarında bile dost- larını ihmal etmez, onların hal ve hatırlarını sürekli sorar, so- runlarına yardımcı olmaya çalışırdı. Oğlumun düğününe katılıp güzel bir konuşma yapmıştı. ‘Kız evden gider, ama oğlan elden gider.’ sözü ile de tatlı bir hatıra bırakmıştı. Annemin vefatından birkaç saat sonra, daha cenaze kalkmadan, taziye ziyaretine gelmiş, acımıza ortak olmuştu.” ...... Buralarda herkes bilir, kendisi başta bayramlar olmak üzere memleket ziyaretlerini çok önemser. Bu ziyaretlerin önem- li bir kısmını da hasta ziyaretlerine ve taziyelere ayırır. İmkân- ları ölçüsünde herkesi ziyaret etmeye çalışır; ama baba ocağını da asla unutmaz. Burası sevginin, saygının, vefanın, hoşgörünün ve hoş sohbetlerin ocağıdır. Dedesi Hacı Ömer Efendi’nin, babası İbrahim Efendi’nin ve annesi Turunç Hanım’ın eşsiz güzelliklerle dolu, zengin gönül bahçesidir. Bu güzel ailenin yüz yıldır ortadan kalkmayan ve hep açık kalan gönül sofrasıdır. Kendisi, Gürün’e her gelişinde hâlâ doğup büyüdüğü bu şirin ve mütevazı evde ka- lır. Bu vesileyle hem atalarını yâd eder hem memleket hasretini giderir hem de misafirlerini ağırlar. Misafirleri ile bu güzel bah- çede gün olur iftar eder, sahur yapar; gün olur bir ikindi vakti yorgunluk çayı içer… Onların dertlerini dinler, sorunlarına çare arar. Acılarını paylaşır ve sevinçlerine ortak olur. Gün olur hasret yakar yüreğini. Hatıralar canlanır gözlerinde, baba özlemi büyü- dükçe büyür yüreğinde ve gözleri nemlenir. ...... Güzel alışkanlıklar sahibi bu güzel insan, her zaman mü- tevazı kıyafetler giymeyi tercih eder. Genelde siyah veya koyu la- civert takım elbiseler ile beyaz ve mavinin çeşitli tonlarında açık
renkli gömlekler giymeyi sever. Kravatlarını ise yeşil, lacivert ve kırmızının tonlarından seçer; siyah kundura ayakkabılarından asla vazgeçmez. Daha çok sebze yemeklerini ve meyveleri tercih eder. Bazen kahvaltı niyetine sadece bir elma yer. Görevi gereği çok fazla konuşmalar yapmasına ve zaman zaman da ses tellerinin rahatsızlanmasına rağmen sesini korumak için herhangi bir şey yapmaz. Yani özel herhangi bir yiyecek veya içecek tüketmez. Soranlara da “Hakk’a emanet” diyor. Annesi Turunç Hanım’ın ve kardeşlerinin söylediklerine göre en çok da tomurcuk kokulu çay içmeyi sever. Kendisi orta boylu, esmer tenli ve düz saçlıdır; siyah ve düz saçlarına aklar düşmüş; gönlüne de ağır bir sevda… Kahve- rengi gözlerinde ise hep Büyük Türkiye umudu var. Vatan aşkı, memleket sevdası ve millet davası uğruna gece gündüz, yaz kış demeden sürekli çalışıyor. O, hep sevdasının peşinden koşuyor. Öyle ki o hızlı ve sağlam adımlarla yürürken bile, bazıları ona ko- şarak da olsa yetişemez. “Güzel kardeşim” diye başladığı tatlı sohbetlerine Anado- lu medeniyetinin ilim ve irfan dolu sözleri ile devam eder. Her zaman, her yerde az ve öz konuşur. “Nasipse olur, hayırlısı olsun. Nasipse el getirir, yel getirir, sel getirir. Nasip değilse el götürür, yel götürür, sel götürür. İyinin sınırı yoktur. Her zaman daha iyisi vardır. Bir hizmet tamamlanınca yeni bir hizmet ihtiyacı oluşur. Ömrünüz Ramazan, akıbetiniz bayram olsun. Her çocuk bir değerdir ve her çocuk özeldir. Memleket baba gibidir. Severseniz sevginin tapusu yoktur. Sözünüz hak, yüzünüz ak olsun. Yüz aklığı iki cihana bedeldir.” gibi bu mümbit toprakların irfanıyla yoğrulmuş güzel sözleri hep aklımızda kalacaktır. Ayrıca kendisi hemen her konuşmasında günün anlam ve önemine uygun olarak bir birinden güzel şiirler okumaktadır. Örneğin Gürün Şairler Evi’nin açılışında H. Hüseyin Korkmazgil’in “Acıyı Bal Eyledik” ve Bestami Yazgan’ın “Gülü İncitme Gönül” şi- irlerini arka arkaya okur. Bir başka konuşmasında ise Arif Nihat Asya’nın meşhur rubailerinden birini okur: 206 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 207 “Sessizce düşünsek, duyacaklar birgün; Olmazları olmuş sayacaklar, birgün... Onlar, bu vehimle, ellerinden gelse, Rü’yâlara sansür koyacaklar, birgün.” Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nin, Türkiye sınırına yakın Eşme’ye taşınmasının ardından 23 Şubat 2015’te, TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmasını Abdurrahim Karakoç’un “Ye- min” isimli şiirinin şu satırları ile sonlandırır: “Nusret versin yeri, göğü yaratan Çekip çıkartalım akı karadan Ertuğrul Bey, Osman Gazi, Murat Han, Susarsam hakkını helâl etmesin.” Bazı konuşmalarında da hem dua hem de teşekkür niye- tine Şair Şehriyar’ın “Heydar Baba’ya Selam” şiirinin şu mısrala- rını okur: Eşitmişem yanır Allah çırağı, Dayır olub mescidüzün bulağı, Râhat olub kendin evi, uşağı, Mensur Han’ın eli kolu var olsun, Harda kalsa, Allah ona yar olsun. Bakanlığı döneminde kendisini ziyarete gelen Osmanlı di- van şiiri uzmanı Hayati İnanç Bey’den de güzel şiirler dinler ve her gün kendisine mümkünse hikmetli bir beyit göndermesini is- ter. O da ertesi gün şu beyitleri gönderir: Başta devlet, dilde himmet, elde fırsat var iken, Tut elinden düşmüşlerin, sana saadet yâr iken! Kimseye bâkî değildir mülk ü devlet, sîm ü zer, Bir harab olmuş gönlü tamir etmektir hüner!(5) O, bir gönül adamıdır; devletine, milletine ve memleketine de hep gönülden bağlıdır. Gayesi Hakk’a ve halka hizmettir. Hal- ka hizmet, Hakk’a hizmettir anlayışıyla çalışır ve her zaman daha iyisini yapmak için uğraşır. Küçük yaşlardan itibaren güler yüzlü,
samimi, vefalı, sözünün sahibi, cömert ve çalışkan biri olarak gel- diği her makam ve mevkide kibir ve gururdan uzak; ilçesini, ül- kesini ve milletini severek hizmet eden, millî ve manevi değerleri benimseyen güzel insanlardan biridir. “Bir ayağım Kuran ve sünnetin değerlerinde sabit, di- ğer ayağımla tüm insanlığı dolaşırım.” diyen Mevlana gibi millî ve manevi değerler ile evrensel değerleri bir arada taşıyan; dürüstlük abidesi, liyakat sahibi, güçlü hafızası, ciddi ve disiplinli çalışması, ol- mayacak işlere âmin dememesi, gönlü geniş, ufku açık, sözleri net, gözü pek, duruşu dik ve bir o kadar da duygusal olan, zaman za- man gözyaşlarına müsaade eden fakat her zaman yarınlarımızın bugünlerimizden daha iyi olacağına inanan ve herkesin eşit imkân- lardan faydalanması için sürekli çaba harcayan bu güzel insanın, ülkemize ve milletimize yaptığı hizmetler asla unutulmayacaktır. O, babamın emaneti kimliğimin mayası dediği Sivas’ı hiç- bir zaman yalnız bırakmaz ve hemen her zaman, her işinde ya- nında olur. Yine bir gün Sivas ve ilçelerinde düzenlenen festival ve diğer etkinliklere katılmak üzere memleketine gelir ve bura- da Eğriçimen Yaylası’nda, kendini dinleyen binlerce insana âdeta unutulmaz tarihi bir konuşma yapar. “Aziz hemşehrilerim, güzel kardeşlerim! Memleket baba gibidir. Sevmemek de olmaz, hizmetinde olmamak da olmaz. Sevmek ve hizmetinde olmak kişiyi yücel- tir. Vatan sevgisi imandandır. Bu katılımınız vatan sevgisinin ve memleket sevginizin en güzel örneğidir. Burayı görmek, buraya gelmek dostu akrabayı ziyaret etmek bizler için bir vazifedir. İn- san yaşadığı yere benzer ve en çok da kendine benzeyeni sever. Biz sizleri seviyoruz. Biz birbirimizi seveceğiz. Biz, bir ve beraber oldukça, ülke olarak aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Gele- neklerimizi yaşattığımız sürece birlik ve beraberliğimiz artar ve böylece geleceğe daha güvenli adımlarla yürürüz. İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Nasıl faydalı olacaksın? İnsanların yolunu yapacaksın, suyunu geti- receksin, okulunu ve hastanesini yapacaksın ve hepsinden de önemlisi insanların gönlünü yapacaksın. Halka hizmet Hakk’a 208 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 209 hizmettir. Hayırlı iş yaptığımız zaman desteklemenizi, hatalı iş yaptığımızda da uyarmanızı bekliyoruz. İyiliği teşvik edeceğiz, kötülükten uzak duracağız. Çünkü insan en temel değerdir. Ne inciteceğiz, ne de incineceğiz. Ama milyonda bir de olsa incinsen de incitme. Hacı Bektaşî Veli de bunu söyler. Biz diyoruz ki insan Allah’ın halifesidir. Dolayısıyla insanı incitirsen Allah’ı incitmiş olursun. İnsanı incitmeyeceğiz. İncittiğin kimse- yi Allah seviyorsa o zaman korkman lazım. İnsan düşünceden ibarettir. Gerisi et ve kemiktir. Gül düşünürsek gülistan oluruz. Diken düşünürsek dikenlik oluruz. İnşallah hep gül düşünece- ğiz, gül yetiştireceğiz, ülkemizi gülistan yapacağız. Ülkemizi gül bahçesine çevireceğiz. Barış diyeceğiz, barış isteyeceğiz, bu coğrafyaya, bu ülkeye barışı hep beraber getireceğiz. Biz hiçbir zaman yapamayacakla- rımızı vadetmedik. Vadettiklerimizi ise halkımızla birlikte takip et- mekteyiz. Biliyoruz ki yapamayacağımız şeylerin sözünü vermek bizim için büyük bir vebaldir. Zaman az, yapılacak iş çok. Biz, bu gü- zel ülkedeki herkesi bir bilerek kardeşçe hizmet edeceğiz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Biz birlikte güzeliz. Tür- kiye bütün renkleriyle güzel. Türkiye’nin ve Dünya’nın güzelliği farklı renkleri ve farklı dilleri bir arada görebilmektir. Bizler zul- mü alkışlamayacağız. Zalimi asla sevmeyeceğiz. Hele Hak namı- na haksızlığa asla tapmayacağız. Allah sözünüzü hak, yüzünüzü ak eylesin. Yüz aklığı iki cihana bedeldir.” ...... O, bugün bile hâlâ ilk günkü heyecanı ve her gün biraz daha artan hizmet aşkı; vatan, millet ve bağımsız, güçlü Türkiye sevdasıyla çalışmalarına devam etmektedir. Âşık Veysel’in “benim sadık yârim” dediği “kara toprağa” kendisi de kavuşana kadar bu kutlu yolda hizmetlerine devam edecektir. ...... 2016 yılında özel bir televizyon kanalında kendisi ile yapı- lan bir röportajda şöyle diyordu: “Bizler, bu görevler için önceden
özel bir hazırlık yapmadık, bir kader çizgisi bizleri buralara ge- tirdi. Halktan aldığımız vekâlet ile görevlerimizi en güzel şekilde yapmaya çalışıyoruz.” Yine bir Ramazan Bayramı’nda baba ocağını ziyarete gel- mişti. Dostları, arkadaşları, komşuları ve ilçe halkı ile bayramlaş- tıktan sonra Kaymakamlık Makamında ikinci TEOG sınavlarında Türkiye birincisi olan öğrencilere çeşitli ödüller vermiş ve onları tebrik etmişti. Aynı gün Kaymakamlık Şeref Defteri’ne de şöyle yazmıştı: “Gürün doğduğum toprak, kimliğimin mayası, anılarımın tarlası, üstünde umutlar yeşerttiğim; sokaklarını, çeşmelerini ezbere bildiğim; babamı, dedemi emanet ettiğim toprak, sana sonsuz teşekkür ediyorum. Sana hizmet edenlere teşekkür edi- yorum. Gürün’ün eli kolu var olsun, Harda kalsa Allah ona yar olsun.” 210 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 211 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız, Sn. İsmet YILMAZ Bey’in HÜLÂSADAN HAL TERCÜMESİ Gürün’den de güzel insanlar çıkar Böyle kardeşlere can kurban olsun Engelleri aşar, setleri yıkar Böyle kardeşlere can kurban olsun Sivas’ın yükselsin şöhreti şanı Bunları kazanmak büyük bir anı İsmet YILMAZ koruyacak vatanı Böyle kardeşlere can kurban olsun Yılmaz’da başarı saymakla bitmez Onu methetmeye gücümüz yetmez Bunlar çok samimi bizi terk etmez Böyle kardeşlere can kurban olsun Gazetesi, mecmuası, dergisi Vilayette açılmalı sergisi Bu Yılmaz kardeşler Allah vergisi Böyle kardeşlere can kurban olsun İki kardeş sofralarda aş gibi Vatan için çalıştılar baş gibi Beyni saat yürekleri taş gibi Böyle kardeşlere can kurban olsun Geçmişi düşünüp maziyi anan Dedeye acıyan, babaya yanan Kalbi vatan sevgisiyle şahlanan Böyle kardeşlere can kurban olsun
Damarda dolaşır asil kanınız Bitmeyecek şöhretiniz şanınız Bu vatana feda olsun canınız Böyle kardeşlere can kurban olsun Ağaçlarda yeşil yaprak dalsınız Arıda süt peteklerde balsınız Tezgâhlarda bindallıdan şalsınız Böyle kardeşlere can kurban olsun Yılmaz Paşa Türkiye’yi dolaştı Havadisler her tarafa ulaştı Denizler kabardı ırmaklar taştı Böyle kardeşlere can kurban olsun Ana, baba, evlat tam yedi kişi Vatana hizmettir bunların işi Nasipleri boldur şansları dişi Böyle kardeşlere can kurban olsun Baba erken öldü, bitmeyen acı İsmet bakan oldu, annesi hacı Adnan Vali hepimizin baş tacı Böyle kardeşlere can kurban olsun Turunç Hanım sultan, İbrahim Ağa Sürüsü çobanla çıkardı dağa Ücret ödemezdi balınan yağa Böyle babalara can kurban olsun Besi yapar, davar alır satardı Yorgun olur, akşam erken yatardı Ne kavga eder, ne de çatardı Böyle babalara can kurban olsun Kehribardan tesbihi var elinde Hareketli tabancası belinde Beyaz yoktu saçlarının telinde Böyle babalara can kurban olsun 212 MEKTEPTEN MEKTUP VAR!
MEKTEPTEN MEKTUP VAR! 213 Misafirler geldi löküsler yandı Millet yoğurt yedi ayrana kandı İbrahim Ağa da cömert insandı Böyle babalara can kurban olsun Üç oğlu hayatta, iki de kızı Çocuklar çalışkan kesilmez hızı Kalbinizde yaşar derin bir sızı Böyle babalara can kurban olsun Tırpanı aldı mı çayır biçerdi Kırata binerse öne geçerdi İyiyi kötüyü hemen seçerdi Böyle babalara can kurban olsun Babası İsmet’e “Paşa” demişti Uzun ömürlü ol yaşa demişti Bütün engelleri aşa demişti Böyle babalara can kurban olsun Daha fazla soru sormayın bana Sözüm Adnan Bey’e şiir de sana Sizi yetiştiren bu örnek ana Böyle analara can kurban olsun Turgut YALÇIN der ki bitmeyen anı İsmet’in yükselsin şöhreti, şanı Şimdi Ankara’da Meclis Başkanı Böyle başkanlara can kurban olsun NOT: Müstesna şairleri- mizden, Gürünlü hem- şehrimiz Turgut YALÇIN (1927-2017), Sayın Bakanımız, 1 Temmuz 2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak seçilince 28 Temmuz 2015’te bu şiiri yazmış ve kendisini makamında ziyaret eden Gürünlü hemşehrilerinin huzurunda okumuştur.
İsmet YILMAZ 25. Dönem TBMM Başkanı
Kıymetli Evladım, İleride ülkemiz için hangi sorumluluğu alırsak alalım, elimizden gelenin her zaman en iyisini yapmaya çalışalım. Bizlerin ailemize, vatanımıza ve milletimize hayırlı evlatlar olmamız için tek çaremiz çok çalışmaktır. Çalışalım ki ülkemizin güçlü yarınlarının güçlü birer parçası olalım. Unutmayalım ki başarılı insanların hedefleri vardır ve ancak hedefi olan insanlar başarıya ulaşır.
Search
Read the Text Version
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
- 9
- 10
- 11
- 12
- 13
- 14
- 15
- 16
- 17
- 18
- 19
- 20
- 21
- 22
- 23
- 24
- 25
- 26
- 27
- 28
- 29
- 30
- 31
- 32
- 33
- 34
- 35
- 36
- 37
- 38
- 39
- 40
- 41
- 42
- 43
- 44
- 45
- 46
- 47
- 48
- 49
- 50
- 51
- 52
- 53
- 54
- 55
- 56
- 57
- 58
- 59
- 60
- 61
- 62
- 63
- 64
- 65
- 66
- 67
- 68
- 69
- 70
- 71
- 72
- 73
- 74
- 75
- 76
- 77
- 78
- 79
- 80
- 81
- 82
- 83
- 84
- 85
- 86
- 87
- 88
- 89
- 90
- 91
- 92
- 93
- 94
- 95
- 96
- 97
- 98
- 99
- 100
- 101
- 102
- 103
- 104
- 105
- 106
- 107
- 108
- 109
- 110
- 111
- 112
- 113
- 114
- 115
- 116
- 117
- 118
- 119
- 120
- 121
- 122
- 123
- 124
- 125
- 126
- 127
- 128
- 129
- 130
- 131
- 132
- 133
- 134
- 135
- 136
- 137
- 138
- 139
- 140
- 141
- 142
- 143
- 144
- 145
- 146
- 147
- 148
- 149
- 150
- 151
- 152
- 153
- 154
- 155
- 156
- 157
- 158
- 159
- 160
- 161
- 162
- 163
- 164
- 165
- 166
- 167
- 168
- 169
- 170
- 171
- 172
- 173
- 174
- 175
- 176
- 177
- 178
- 179
- 180
- 181
- 182
- 183
- 184
- 185
- 186
- 187
- 188
- 189
- 190
- 191
- 192
- 193
- 194
- 195
- 196
- 197
- 198
- 199
- 200
- 201
- 202
- 203
- 204
- 205
- 206
- 207
- 208
- 209
- 210
- 211
- 212
- 213
- 214
- 215
- 216
- 217
- 218
- 219
- 220
- 221
- 222
- 223
- 224