Mirko Mileski Lisesi MOZAİK Mayıs ayı dergisi Sanat Se naryo Hikâye Şiir IT Moda
Mozaik Ekibi Mozaik, bir yüzeyin, farklı renklerdeki küçük parçacıkların yan yana getirilmesi yöntemiyle süslenmesi ve bu şekilde üretilmiş eserdir. Bu dergi de, her öğrencinin yeteneklerini birleştirerek oluşan bir mozaik,bir eserdir... Mirko Mileski lisesinde Türkçe eğitim gören öğrencilerin hazırladığı dergidir. Bu dergi okuma yılı sürdüğü sürece her ay birer bölüm olarak yayınlanacaktır. Farklı meslek bölümlerden işbirliği yapan öğrencilerin bir araya gelip kendi yeteneklerini gösteren bir dergidir. Bu derginin içinde olan: Hikaye, Moda Tasarımı, Şiirler, Sanat, Senaryo gibi bölümlere isteyen her öğrenci kendini yetenekli gördüğü konuda birşeyler yapıp bu dergide paylaşabilir. Hikaye TASARIMCILAR: Şiir Sanat Ermin Alieski Moda Tasarımı Mehdi Limkoski Internet Tehnoloji bölümü Aldin Fehmi Dünya Turu Sead Sulkoski Bilimsel araştırmalar Oyun oynama taktikleri İlk okul çalışmaları
İçİndekİler 04 Gözlerindeki mavilikler 05Demir'in macerası 06 Sanat bölümü Tek başına 08 10 Röportaj Moda 12 14 Bulutlu gece 15Yeni başlangıç 18 Dünya turu 20Oyun oynama taktikleri 22 Evrenin sırrı Uyan 24 25 Kayıt tarihleri Eğlence bölümü 26 27 Kitap önerileri 28İlkokul çalışmaları
GÖZLERİNDEKİ MAVİLİKLER Sonsuz maviliklerde kaybolmuşuz, Sıcak bir rüzgar esiyor yüzüme, Gökyüzüne bakıyorum, düşünüyorum... Hayatın anlamını arıyorum. Bir yıldız kayıyor gökyüzünde, Dileğim nedir diye düşünüyorum. Mutlu olmak,sevilmek, başarılı olmak, Hayatın bana sunduğu tüm güzellikleri yaşamak. Hayatın güzelliklerini keşfetmek için, Yürüyorum sonsuz maviliklerde, Gökyüzündeki yıldızlar gibi, Parlamak, aydınlatmak istiyorum. Avuşka Osmanoska
DEMİR'İN MACERASI Yazarlar: Ermin Alieski, Nezira Osmanoska ve Arnesa Saitoska Sarayın önüne geldiğinde sarayın kapıları açılmış,ve içeri girmiş.Bütün sarayı gezmiş ve herşeyi en ince detayına kadar gözden geçirmiş.Saray çok büyük ve genişmiş,bütün odaları tek tek gezmiş.Sonra Kaan’ın sesini duyar gibi olmuş ama emin olmadığı için duyduğu sesleri takip etmiş.Duyduğu seslerin peşine giderken kendini bodrumun içine bulmuş,Kaan’ı görmüş ona yaklaşmış ve tam ona dokunacakken Kaan birden yok olmuş.Kaan’ı gördüğünde ona o kadar çok dikkatini vermiş ki onun arkasındaki kapılari fark bile etmemiş,3 kapı varmış onlardan birisini seçmesi gerekiyormuş,tam seçtiği kapıyı açacakken..Rüyadan uyanmış.Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmiş,okula gitmiş.Okulda her günkü gibi normal bir gün geçirmiş.Okuldan sonra eve gitmiş,yemeğini yemiş ve Kaan’la buluşmak için dışarı çıkmış.Dışarda otururken Kaan değişik bir yerde futbol oynamalarını teklif etmiş,Demir topu almış ve Kaan’la oynamaya gitmiş.Gittikleri yer tanıdık bir yermiş,ama o an nerden tanıdık geldiğini hatırlamamış çünkü o yere ilk kez gitmiş.Oynarken top kaçmış ve Kaan topu almak için onun peşine gitmiş,işte o an Rüyayı hatırlamış,ve Kaan’ı hemen durdurmuş ve ordan hızlıca uzaklaşmışlar…
SANAT GALERİSİ Aylin Beyzatoska Amila Miftaroska Ayreta Begoska
Ayreta Begoska Ayşe Mustafoska
TEK BAŞINA Yazar: Edin Baneski Nasıl bir arkadaşlığın içinde olduğunu Böylesine kritik yaşam koşullarına sahip anladığında dolunaylı, sakin bir akşamdı. olan Tarkan, yerel okulda başarılı olmak Herkesin, istediğini sonuçsuz, adaletsiz yaptığı, için hiçbir mazeret üretmedi. Tarkan çok modern olmayan bir ülkede doğup büyüyen hırslı bir çocukmuş, okulun eve ekmek Tarkan ile tanışın. Tarkan, kültürlü ve dürüst getireceğini sanmış,kısa sürede yanıldığını ebeveynler Alen ve Cansu tarafından yetiştirilen anlamış.5 yıl çok çabuk geçti. O beş yılda dürüst bir çocuktu. Tarkan çevresindeki her Tarkan, masum çocukları itaatkar köleler çocuk gibi değildi, özeldi, iyi anlamda özeldi. yapan sistemi öğrendi. Tarkan kimsenin Hayatın alışılmadık bir yönü nedeniyle hiçbir kölesi, hizmetkarı olmak istemiyordu. arkadaş grubuna ait hissetmedi. Bozuk sistemin bir parçası olmak Ama yalnız da değildi, Tarkan'la aşağı yukarı aynı istemiyordu. Tarkan tüm hayatını adadığı fikirde olan yakın arkadaşları vardı ve sokak okuldan hiç düşünmeden hemen ayrıldı. hayatının nasıl bir şey olduğunu, insanların bir Ondan sonra onun arkadaşları da okulu gecede nakite, emek vermeden, alın terini bırakmış , Tarkan bu görevde yalnız almadan ekmek parasına ulaşmak için her şeyi olmadığını biliyordu. Kendi özel işlerini yaptıklarını çok iyi biliyor.Arkadaşları Mehmet, kurdular, başlangıç zor oldu, zor günler Yasin ve Murat aynı blokta, sert kışlarda pek çok geçirdiler ama asla pes etmediler. Yeterli sakini ısıtmadan bırakan, erkek çocukları adama çaba ve disiplinle o zor günleri büyük bir çeviren ,zar zor ayakta kalan bir binada okyanustaki büyük dalgalar gibi geçirdiler. yaşıyorlardı.Sofrada ekmek olmayan günler normaldi.
TEK BAŞINA Banka hesaplarında büyük rakamlara ulaştılar,bu Tarkan bunu fark etti ve garip buldu ama neden büyük rakamlar onlara popülerlik ve ün kazandırdı, katılmadıklarına yeterince takılmadı. Aylarca kürek isimleri başarılarından memnun olmayan güçlü çekerler, Tarkan ve arkadaşları birlikte çalışmaya ve insanlara yayıldı. 20 yıl bu dünyada yüksek bir hayat yaşamaya devam ederler ama aralarındaki her mertebesine ulaştılar, kardeş gibiydiler. Paraları, hızlı etkileşim yapaydır, Tarkan tüm bunları fark eder ama arabaları, geç saatleri, alkolleri hakkında ne olduğunu anlamaz. Yavaşça ve fark edilmeden böbürlenmeye başladılar ama bu hiçbir şey değildi. Tarkan, arkadaşları Mehmet, Yasin ve Murat’tan Halkın içinde sergilediler, diğer insanları ayrıldı. Ama bir telefon hepsini bir araya getirdi, bilinçlendirmeyevesistemekarşıçıkmayaiknaettiler. kendilerine verilmeyen bir konu hakkında röportaj Tüm bunları artık kimsenin onlara zarar için çağrılan Tarkan tereddüt etti, röportaj hakkında veremeyeceğini düşünerek yaptılar, sistemden kötü bir hisse kapıldı ama diğerleri daveti kabul etti. kaçtıklarınıdüşündüleramaonlariçinasılsınavhenüz Bir süre sonra Tarkan, ertesi akşam için planlanan başlamamıştı.Bu arada Tarkan'ın babası Alen ağır bir röportajı kabul etti. Röportajı yapmak için şekilde rahatsızlandı, Tarkan hastalığını öğrendiğinde ayrıldıklarında dolunaylı, sakin bir akşamdı. İki limuzin üzerine büyük bir sorumluluk düştüğünü gelir, birine Mehmet ve Mario biner, diğerine Tarkan anladı.Birkaç testten sonra, Alen'in tedavi edilemez zorla bindirilir. Takım elbise giymiş kimliği belirsiz bir bir hastalıktan, akciğerlerinde bir tümörden karakter Tarkan'ın limuzinine biner. Adam kendini müzdarip olduğunu öğrendi, tüm aileye Alen'in Tarkan'a tanıtır, bir de tablet çıkarır ve bir kayıt açar. yaşamak için sadece birkaç günü kaldığı bilgisi Tarkan bunu neden yaptığını anlamasa da videoyu verildi.Alen'in ölümü gelir, o gün bütün aile siyahlara dikkatle izledi. Videoda Tarkan yoldaşların sistemdeki bürünmüştür. Cenazesinin düzenlendiği gün, o en önemli kişiler olan üst düzey kişilerle iş birliği törene Tarkan’ın dostları sözde kardeşleri dışında anlaşması yaptıkları görülüyor. Görüntülerde aynı herkeskatıldı. arkadaşların Tarkan’ın babası Alen'i zehirlediği ve zehirlenmeden değil kanser olduğunu söylemek için doktorlarıhayatlarıpahasınatehditettiğigörülüyor. Tarkan sanki dilsizmiş gibi yorumsuz kaldı. Vücudunun içinde pek çok duygu, pek çok kötü duygu kıpırdandı. Adam ona iki seçenek sunar: Birincisi, Tarkan'ın öldürülmesi ve üç arkadaşla işbirliğinin devam etmesi. Ya da ikinci seçenek, bir tür intikam olarak üç yoldaşı da tek tuşla derhal tasfiye etmek, ancak karşılığında sistemle bu işbirliğindeki rolünü değiştirmelidir. Tarkan hayatının en zor durumuna düşürüldü. Yoldaşlarının intikamını almak ya da yaşam planına ihanet etmek. Tarkan kararını verdi ve seçimini yaptı... Tarkan kendisini köleleştiren sistemden kurtarır. Yalnız doğdu, yalnız öldü.
BİYOLOJİ VE KİMYA ÖĞRETMENİ SABİNA YUSUFOSKA İLE RÖPORTAJ Bize kendinizden bahsedin: Kimlerle çalışıyorsunuz ve bu meslekte ne kadar süredir çalışıyorsunuz? Ben Sabina Yusufoska. Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesinde Analitik Biokimya bölümünden mezunum. Bir buçuk senedir Mirko Mileski lisesinde Biyoloji ve Kimya öğretmeni olarak çalışıyorum ve mesleğimden çok memnunum. Meslektaşlarımın bazıları benim hocalarım oluyor,bazıları ise tanıdıklarım. Hocalarım sayesinde bir tohumdan bir öğretmene dönüşen ben, şimdilerde çeşit çeşit tohumlara emek veriyorum. Bu mesleği neden seçtiniz? Bu mesleği yapmak küçük yaşlarımdan beri hayalimdi,bu mesleğe karşı herzaman büyük ilgim vardı. Küçüklüğümden beri lisede kimya derslerini vermek,lisede kimya öğretmeni olmak en büyük isteğimdi.Bu hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutlu ve gururluyum.Kimya bir tutkuydu. Bu tutkunun doğması, kimya dersini sevmemi sağlayan Emina Mustafa öğretmenim sayesinde oldu. Bana verdiği motivasyon sayesinde ben buralara kadar gelebildim ve ona çok teşekkür etmek isterim. Sizi araştırırken üniversite yıllarınızda Kırçova’daki bir klinikte pratik yaptığınızı öğrendik. Bize o dönemi nasıl geçirdiğinizi anlatır mısınız? Başta her yeni metodlarla karşı karşıya geldim ve ilgimi çok daha fazla çekti. Rutin analizler yapıyordum ilk ve en heycanlı anım aslında kan almaktı o güne dek hiç denememiştim ilginç olanı da şu üniversiteye ilk yazıldığımda amcam ilk bana kan alıcaksın dedi bende tabiki dedim ki inanmıyordum. Zaman geçti ve Era medika kliniğinde başladığımda ilk günlerde ilk hastam amcam oldu ve ona ilk kan analizlerini yaptım.
Hangi analizleri makine kullanmadan yaptınız? Sedimantasyon testini makine kullanmadan yapıyordum. Sedimantasyon hız testi olarak da bilinen bu test, vücuttaki iltihabı tespit etmeye yardımcı olan basit bir kan örneklemiyle yapılır. Sedimantasyon testinde kullanılacak kan örneği genellikle koldan alınır. Krmızı kan hücrelerinin deney tüpünün dibine ne kadar hız ile düştüğü ölçülür. Kandaki enfeksiyon, hücrelerin kümelenmesine neden olur. Sedimantasyon yüksekliği hamilelik, adet görme, anemi, enfeksiyon , böbrek hastalıkları, dişlerin bozukluluğu nedeniyle ortaya çıkabilir. Şimdi biraz öğretmenlik hayatınızla ilgili bilgiler edinelim. Sınıf yönetmeni olduğunuz sınıfta öğrencilerin yaptığı problemlerle nasıl başa çıkıyorsunuz? -Her sınıfta olduğu gibi bizim sınıfımızda da farklı sorunlar çıkabiliyor ama biz herzaman öğrencilerimle birlikte o sorunlara çözüm buluyoruz,onların üstesinden gelebiliyoruz. Ben öğrencilerimden çok memnunum, öğrencilerin çoğu çok çaba sarfediyorlar ve onların okumayla devam etmelerini çok istiyorum.Öğrencilerimin başarılarıyla çok gururluyum. Çok güzel geçiniyorum.Öğrencilerime birazcık kimyayla devam etmeleri için güzel şeyler söylemek isterim.Hep teori ve ödevler olduğu için fakat deney olmadığı için daha zor oluyor.Öğrencilerime aslında en büyük hayalim deney yapmaktı ama malzeme olmadığı için yapmak neredeyse imkansız.Bu sınıfa ilk kez geldiğimde çok heyecanlı ve mutluydum,öğrencilerimden çok güzel laflar duydum ve o gün onlarla çok güzel geçineceğimi anladım ve yanılmadım. Bu röportajı okuyan öğrencilere ne gibi bir mesaj söylemek istersiniz? -Mücadeleleriniz daim, gülümsemeleriniz hep zafer dolu olması dileğiyle. Daha nice başarılar sizinle olsun.
Belma Amçoska
Semra Araposka
YAZAR: ERMIN ALIESKI Bulutlu Gece Bir zamanlar üniversitede okuyan Mert adında bir öğrenci varmış.Ailesinden uzakta tek başına, üniversitenin yurdunda yaşıyormuş... Yaklaşan sınavlar için kütüphanede çalışmaya karar vermiş.Kütüphane 7/24 çalıştığı için Mert bütün geceyi kütüphanede çalışarak geçirmeye karar verdi, öğrenciler teker teker kütüphaneden ayrılmaya başladılar ve zaman geçtikçe kütüphane boşaldı. 1 saat civarında Mert acıktı ve yiyecek bir şeyler almak için kütüphaneden ayrılmaya karar verdi,gidip yemeğini yedi ve sonra kütüphaneye dersini çalışmak için geri döndü. Mert kütüphanede kaldı ve çalışmaya devam etti ama gece ilerledikçe gökyüzü kara kara bulutlarla doldu,şiddetli fırtına başladı.Mert defterleri masanın üstüne bıraktı ve hava durumunu kontrol etmek için pencereye gitti, pencereye yaklaştığında dışarıda bankta oturan bir adam farketti, başta korkmadı, çalışmaya geri döndü ve kapının açık olduğunu fark etti,ama kendisi yemekten döndüğünde kapıyı kapatmıştı… bunun hakkında fazla düşünmemeyi tercih etti ve kapıyı kapattı, sonra bankta oturan adamın artık orada olmadığını fark etti,o an biraz ürpedi fakat alttan alması gerekiyordu çünkü dersini çalışmalıydı. Sabah 3 gibi ders çalışmaya geri döndü, şiddetli fırtına olduğu için bir an elektrik kesintisi oldu. Mert telefonunun ışığını açtı ve elektrikleri açmak için dışarı çıktı, dışarıdayken aynı adamı kütüphanenin penceresinden gördü. Mert korkup eve koştu, eve koşarken korkudan anahtarlarını kütüphanede unuttuğunu farketti. Kütüphaneye anahtarları almak için güneşin doğuşunu bekledi, geceyi yurdun önünde geçirdi.Kütüphaneye gittiğinde masasının üzerinde geçtiğimiz haftalarda takip edildiğine dair resimlerinin olduğunu gördü… ve bir daha asla o kütüphaneye adımını atmadı…
Yazar: Nezira Osmanoska ve Arnesa Saitoska Ayla Kayseri’de yaşayan,liseye giden sıradan bir Böyle tesadüf olamaz demiş Ayla kendi kendine..İşte ertesi öğrenciymiş.Kendisi uslu,içine kapanık,soğuk davranan gün üniversiteye gittiğinde orada kızları görmüş,kızlar da biri olarak bilinirmiş.O kadar soğuk davranan biriymiş ki Ayla’nın girmesi gereken sınıfa girmişler,Ayla şaşırmış.Sonra bazıları ona “Buzlar Kraliçesi”diye sesleniyormuş.Aslında sınıfa girmiş ve aslında o Narin ve İnci’yle aynı bölümü o liseye başlamadan önce öyle biri değilmiş,nedense ki seçtiğini anlamış..o an içinde öyle bir mutluluk varmış ki,uzun liseye başladığında onun hayatı tamamen değişmiş.Onun zamandır hissetmediği bir mutluluk...Herşey çok güzel sınıfında herkes tarafından dışlanan biri olduğu için o gidiyormuş,onlar git gide daha fazla yakın olmaya öyle birine dönüşmüş,her geçen gün “pöpüler kız başlamışlar.Evden okula,okuldan eve,her yere ayrılmadan gruplarını” görünce onun asla öyle sevildiği ve sevdiği bir beraber gidiyorlarmış.Ayla Narin’le ve İnci’yle tanıştığında kız grubu olmayacağını düşünürmüş ve sürekli sınıftaki onlarla bu kadar yakın olabileceğini hiç düşünmemiş. Bu öğrenciler onunla dalga geçip,psikolojik şiddet arada da Narin ehliyet almak için araba sürme derslerine uyguluyormuşlar.Ayla bunları hiç takmasa da onun gidiyormuş.2-3 hafta falan geçmeden Narin ehliyeti almaya morali hep altüst oluyormuş. başarmış ve bunu kızlarla beraber kutlamak istemiş. Kızları Öyle günler geçip gitmişler ,Ayla sadece derslerine arayıp “bavulları hazırlayın,tatile gidiyoruz”demiş ve onları odaklanmış,evden okula okuldan eve gidiyormuş,ve tabi almaya gitmiş.Hepsi beraberr uzun yola çıkmışlar,müziği son ki hiç oturup konuşamayacağı,dertlerini anlatamayacağı ses açıp eğleniyormuşlar.Yaz olduğu için de hava çok bir arkadaşı olmadığı için ,kendisi iyice kötü olmuş.. güzelmiş. Neyse ki lise yılların sonuna gelmiş,ve artık ordan,o İstanbul’a vardıklarında ilk önce yemek yemişler,sonra otele çocuklardan kurtulduğu için çok mutluymuş,ama dışarı yerleşmişler ve sonra hemen denize gitmişler.Orada her gün belli etmemeye çalışmış.Lise bittiğinde Ayla biraz kendine denize,alışverişe,yürüyüşe gidiyormuşlar,hiç durmadan çeki-düzen vermiş, ve ailesinden uzakta başka bir şehirde eğleniyormuşlarr.Günler çok hızlı,eğlenceli ve keyifli üniversite okumaya karar vermiş..Bu onun için her ne geçiyormuş.Onlar akşam akşam deniz kenarında yürürken 3 kadar zor bir karar olursa da,ona iyi geleceğini düşünmüş erkekle karşılaşmışlar ve onlarla tanışmışlar,hepsi birbirinden ve onun içinde her şeyin daha güzel olacağına dair bir yakışıklı,komikmiş.Onlarla deniz kenarında oturup, sohbet umudu,ışığı varmış,ve o ışığı takip etmiş..Ailesinden ederken zamanları çook hızlı ve keyifli geçmişş,ama artık ayrılmış,ve üniversiteye İzmir’de yazılmış.İşte şimdi onun İzmir’e dönme vakti gelmiştii.Neyse ki iletişimde kalabilmeleri için güzel günlerin,güzel hayatın başlangıcıymış.Ayla için numaralarını vermişler.İzmir’e çok güzel yaşanmış ve asla yurtta yerleşmiş,ve yurtta 2 kızla daha aynı odada unutulmayacak hatıralarla geri dönmüşler.Bu arkadaşlık kalacağını öğrenmiş,fakat bu onun için sorun Ayla’nın hayatına renk katmış,onu güzelleştirmiş,onun değilmiş.Yerleşmiş,kızlarla ise oturup sohbet buzlarını kırmış…O kadar uzun zaman sonra gerçekten etmiş,kaynaşmış.Kızların adları ise Narin ve sevildiğini hissetmiş…Unutmayın gerçek dostlar yıldızlar İnci’ymiş.Aslında onlar lise yıllarını anlatırken hepsi gibidir,karanlık çökünce ortaya çıkarlar… birbirinden benzer şeyler yaşadıklarını öğrenmişler..
Mirela Memedoska Gülşen Paşo
Aylin Beyzatoska
DÜNYATURU TÜRKİYE Bir sevdasın Türkiye’m... İstanbul İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. Uğruna şiirler yazılmış, iki kıtayı birleştirmiş, Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul… Bu yolculuğumuzda İstanbul’un sihrini oluşturan ve üzerimize etki bırakacak birkaç yerleri gezeceğiz… Topkapı Sarayı Ayasofya İstanbul’un en büyük saraylarından biri Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından olan Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet milattan sonra 532 ve 537 yılları arasında inşa tarafından yaptırıldı ve tarihte ilk defa ise edilen Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet’in Abdülmecit tarafından müze olarak İstanbul’u fethine kadar kilise olarak kullanıldı. ziyarete açıldı. Osmanlı hanedanı, 1453 yılından itibaren ise camiye çevirildi ve içerisindeki farklı yapıların bir kompleksi Osmanlı döneminde cami olarak kullanıldı. oluşturduğu bu saraydan 400 yıl boyunca Daha sonra 1934 yılında müze olarak ziyarete imparatorluğu yönetti. açıldı ve 2020 yılında tekrar ibadete açıldı. Dolmabahçe Sarayı Yerebatan sarnıcı Galata Kulesi ve Kız Kulesi Boğaziçi’nin en ihtişamlı yapısı olan Yerebatan sarnıcı, Bizans İmparatoru Efsaneye göre Galata Dolmabahçe Sarayı, Osmanlının son dönem I.Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Sarnıç Kulesi ile Kız Kulesi anıtsal yapılarından biri. Dolmabahçe Sarayı, şehrin birinci ve ikinci tepeleri arasındaki su birbirine aşıktır ama ihtiyacını karşılamak amacıyla Hadrianus su aralarında bulunan otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan İstanbul Boğazı, Abdülmecid tarafından yaptırılmış. yollarına bağlanmıştır. İstanbul Osmanlı Osmanlı'nın modernleşme hedefine uygun Devleti tarafından fethedildikten sonra sevgililerin kavuşmasını Sarayburnu ve Bahçe kapısı tarafına su engellemektedir. Galata olarak Batı anlayışı ile tasarlanan Dolmabahçe Sarayı, 7 Haziran 1856 dağıtımında kullanılmıştır. Kulesi aşkını yıllarca mektuplara yazar ve Kız tarihinde kullanıma açılmış. Kulesi'ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi'ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul'un üflediği rüzgarı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi'ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar. Bu iki aşığın birbirlerine duydukları bu derin duygular onların yüzyıllara meydan okumasına yardımcı olmuş, İstanbul'un en güzel manzarasını oluşturmuşlardır.
SeferihisarTürkiye’nin huzur başkenti… Sığacık’ın film seti gibi sokakları Şimdi Tükiye’nin en kalabalık şehrinden Sığacık, Seferihisar uzaklaşarak en sakin şehrini ziyaret edelim… merkezden 5 km uzakta, Seferihisar, İzmir'in güneybatısında ve Ege Kanuni’nin Rodos seferi Bölgesi'nde yer almaktadır. Seferihisar, için yaptırdığı kalenin Cumhuriyet öncesinde 1884 yılında ilçe surlarının içine olmuştur. saklanmış, Arnavut Günümüzde İzmir'in 30 ilçesinden birisidir. kaldırımlı sokaklara dizilmiş, avlulu, Sığacık kalesi cumbalı, tahta panjurlu konaklarla dolu Sığacık Kalesi, Türkiye'nin İzmir ilinin mükemmel korunmuş Seferihisar ilçesinde bulunan bir kaledir. mimarisi, aydın sakinleri Adını aldığı Sığacık Mahallesi'nde, ve ruhu dinlendiren günümüzde de kullanılan Sığacık Limanı'nın güzelliği ile film seti gibi hemen kuzeydoğusunda yer alır. Sığacık bir sahil kasabası. Kalesi'nin Selçuklular döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Teos Marina Teos Marina; Seferihisar’ın turistik bölgesi Sığacık’ta 21 Haziran 2010 tarihinde faaliyetlerine başlamıştır. Teos Marinanın, denizde 480, karada 80 tekne kapasitesi bulunmaktadır.
Satranç nedir ve nasıl oynanır? Satranç, iki kişi arasında oynanan strateji ve zeka gerektiren bir masa oyunudur. İki oyuncu, 8x8 karelik bir satranç tahtası üzerinde yer alan taşlarla karşılıklı olarak oynar. Oyunun amacı, rakibin şahını mat etmektir. Satranç tahtası, 64 kareden oluşur ve başlangıçta oyuncular arasında eşit olarak paylaştırılır. Tahtanın sırasıyla yatay sıraları harflerle (a-h) ve dikey sıraları sayılarla (1-8) ifade edilir. Her bir kare bir koordinatla temsil edilir. Her oyuncu, başlangıçta 16 taşla oyuna başlar. Bunlar sırasıyla şunlardır: 8 piyon: İleri doğru tek adım atabilir veya ilk hamlesinde iki adım atabilir. Rakip taşı olduğunda, çapraz yönde bir kareye hareket ederek rakip taşı alabilir. 2 kale: Dikey veya yatay yönde sınırsız sayıda adım atabilir. 2 at: \"L\" şeklinde hareket edebilir. İki kare ileri veya geri ve bir kare sağa veya sola atabilir. 2 fil: Diagonal yönde sınırsız sayıda adım atabilir. 1 vezir: Dikey, yatay ve diagonal yönde sınırsız sayıda adım atabilir. 1 şah: Dikey, yatay ve diagonal yönde sadece bir kare ilerleyebilir. Oyun sırasıyla ilerler ve her oyuncu sırası geldiğinde bir taşını hareket ettirir. Oyuncular, taşlarını stratejik olarak konumlandırarak rakibin taşlarını alabilir veya şahını tehdit edebilir. Aynı zamanda, kendi şahlarını korumaya da dikkat etmelidirler. Satrançta bazı özel hamleler de bulunur. Bunlar arasında rok, piyon geçişi ve el alışverişi gibi hamleler yer alır. Rok, şahı kaleye doğru iki kare hareket ettirip, kaleyi şahın diğer yanına getirir. Piyan geçişi ise piyonun ilk hamlesinde iki kare ilerlemesi ve rakip piyonu yanından geçmesi durumunda gerçekleşir. El alışverişi ise piyonun son sıraya ulaşmasıyla oyuncunun onu vezire, kaleye, at veya fila dönüştürebilmesidir. Oyun, bir oyuncunun şahını mat ettiği veya beraberlik durumlarından birinin gerçekleştiği zaman sona erer.
*Satranç Kuralları -En passant ve rok hamlesi: \"En passant\", satrancın özel bir hamlesidir ve piyonların geçiş hamlesini ifade eder. Bu hamle sadece belirli bir durumda gerçekleşir. En passant hamlesi ne zaman yapılabilir? Eğer senin piyonun tahtanın yarısından bir kare ilerdeyse ve karşı tarafın piyonu hiç oynanmamış ve birden iki kare ileriye doğru oynarsa, senin piyonun, o piyonu alabilir. Fakat bu sadece o oynadıktan sonra bir sonraki hamlesinde bu kuralı uygulayabilirsin. Çünkü bu kural sadece bir hamlelik kabul edilebilir. Rok hamlesi nedir ve nasıl yapılır? Rok, satranç oyununda şah ve kale arasında yapılan bir Kısa rok hamledir. Rok, şahın korunmasını sağlamak ve aynı Uzun rok zamanda kaleyi oyundaki daha merkezi bir konuma getirmek için kullanılır. Rok hamlesi aşağıdaki kurallara göre gerçekleştirilir: 1.Rok hamlesi sadece şahın ve rok yapılacak olan kale taşının oyunun başındaki orijinal konumlarında olması durumunda gerçekleştirilebilir. 2.Rok hamlesi yapabilmek için, şahın ve rok yapılacak kale taşının arasında hiçbir taş olmamalıdır. 3.Rokun iki farklı şekli vardır: kısa rok (küçük rok) ve uzun rok (büyük rok). Kısa rok, şahın kendi yanındaki kaleye hareket etmesini ve iki kare ilerlemesini içerir. Uzun rok ise şahın diğer yanındaki kaleye hareket etmesini ve iki kare geri gitmesini içerir. 4.Rok hamlesi sırasında şahın geçtiği karelerde veya bu kareler üzerinden saldırıya uğramaması önemlidir. Rok hamlesi, şahın geçtiği veya geçeceği karelerde düşman taşları tarafından tehdit edilmemesi gerektiğini belirtir.
EVRENİN SIRRI Şimdi dikkatini bana ver... Gökyüzüne bak ve ne gördüğünü söyle !? Tam bir sonsuzluk değil mi? Ne bir başlangıcı var ne de bir sonu, tam bir paradoks.... Şimdi biraz sınırları aşalım ve asıl sonsuzluğun yolculuğuna çıkalım... Evren.... Kimileri için korkunç bir yer , kimileri içinse kaçış yeri. Peki sen, hangi gruba aitsin? Meraklı ol ve bu ma cerada bana katıl! Evrende , gezegenler, asteroidler, yıldızlar ile gaz ve toz bulutların olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Evren gizem dolu bir yer, bir sürü ışığı, bir sürü karanlığı içinde barındırıyor. Fakat daha da gizemli olan, bütün bu ışığı yutabilen, yuttuktan sonra, ışığın önceden var olduğuna dair hiçbir kanıt bırakmayan aşırı güçlü bir uzay parçası.... Kara delik, evrende bulunan ve ışığın dahi kaçamadığı çok çok güçlü bir çekim gücüne sahip olan kozmik gökcismidir. Uzayda yol alan hiçbir maddenin ve ışık da dahil hiçbir radyasyonun kaçamayacağı kadar büyük kütleçekim(gravitasyon) alanıdır. Gezegenler, asteroidler, yıldızlar ile gaz ve toz bulutlar kara deliğin içine girerlerse yok olurlar. Işık hızı, evrendeki bütün madde ve bilgilerin hareket edebileceği maksimum hızdır. Kara deliklerin olay ufku denilen bölgelerinde kütleçekim kuvveti öylesine güçlüdür ki bu noktadan itibaren ışık dahi kara deliğin çekiminden kaçamaz. Işık bile bu kara deliğin içine girip, yok olabiliyor. Ne ışığın oluşumunu yapan reklerin ne de gözle görünüz ışımaların bir izi kalabilir, zifiri karanlıktaki sonsuzluğun içinde yok oluyor ve bu nedenle delikler ’’kara’’ olarak adlandırılırlar.
İLGİNÇ GERÇEKLER VE VARSAYIMLAR -En küçük kara delik 0,1 milimetre boyunda, en büyük kara delik ise 240 milyar km çapında ve 40 milyar Güneş ağırlığındadır. Bir kara delik, Güneş'i yutabilir. Bilim insanlarına göre kara deliğin diğer tarafında ak delik olduğu var sayılmaktadır. Her şeyi yutan cisimler kara delik olarak adlandırılırken, her şeyi kusan cisimler ise ak delik olarak adlandırılmaktadır. Kişi kara deliğe düşerse, spagettifikasyon (karadelik gibi devasa ve kompakt astronomik bir cisme doğru düşen cismin gelgit kuvvetleri sebebiyle aşırı uzaması) yaşayacak ve büyük olasılıkla uzun, ince bir makarna benzeri şekle girecek düzeyde gerilecek ve hayatta kalamayacaktır. Kara delikler, Dünya ile Ay arasını 14 dakikada kat edebilecek kadar hızla ilerliyor. Kara deliğin içinde zaman kavramı yoktur. ''V4641-Sgr'' adı verilen karadelik dünyaya 1600 ışıkyılı mesafede bulunuyor. Bu karadelik, ışık hızıyla bize doğru gelecek olsa, 1600 yıl sonra gezegenimiz hiçbir iz bırakmadan yok olacak. Uluslararası bir radyo teleskop ağı olan Olay Ufku Teleskobu (Event Horizon Telescope – EHT) tarafından 2019 yılında ilk defa bir kara delik fotoğrafı çekildi.
UYAN Bir gün her şey bitecek, Kimileri pişman, kimileriyse daha pişman olacak... Yaptıklarından, yapamadıklarından, yaşadıklarından, yaşayamadıklarından, Çok emek verip başaramadıklarından, hiç denemediklerinden, yalan söylediklerinden, gerçeği inkar etmediklerinden... Çok geç olacak çok... Vakit hala dolmadan, Hayattan yok olmadan, Uyan, bir etrafa bak, İçindeki çocuğu uyandırarak, Hayallerine nokta koymadan, Büyüdüğünde pişman olmadan...Uyan
KAYIT GÜNLERİMİZ BAŞLADI en az 60 puan en az 55 puan en az 60 puan en az 30 puan Birinci kayıtlar: 20-21 Haziran (saat 15:00e kadar)- Çevrimiçi kayıt 22 Haziran – İlk ön sıralama listesi 22 Haziran (12:00-19:00) ve 23 Haziran (07:00-19:00) –Belge bırakma İkinci kayıtlar: 27-28 Haziran (saat 15:00e kadar)- Çevrimiçi kayıt 29 Haziran – İkinci ön sıralama listesi 29 Haziran (12:00-19:00) ve 30 Haziran (07:00-19:00) –Belge bırakma
EĞLENCE BÖLÜMÜ Altının Kimyasal adı: Japonya'nın Başkenti: a.Au a.Madrid b.Fe b.Peking c.Al c.Tokyo Dünya'nın kaç kıtası vardır: a.7 b.6 c.8 Bilmece En çok kardeşi olan meyve hangisidir? Bilmece Bir kalaylı tas, al duvara as. C++ dilinde giriş komutu nedir? a.cin>> b.cout<< c.int Bilmece Bir bağım var, uzundur uzun. Bilmece Burada konuşulur, orada duyulur. 1.Au//2.Tokyo//3..7//4.Üzüm//5.Ayna//6.Cin//7.Sene//8.Telefon
I KÖTAPNERILERI İSTANBUL HATIRASI-AHMET ÜMİT Yedi tepeli şehre ve son nefesini vermiş olan yedi kurban. Tarihi yarımadada işlenen sıra dışı cinayetler. Her bir cinsiyet, tarihi bir yapıtının yanında bırakılmış,katil avucunda antika bir sikke bıraktığı ilk kurbanının cesedi üzerinden çözümlenmesini istediği bazı mesajlar vermiştir. ARSEN LÜPEN: KIBAR HIRSIZ - MAURICE LEBLANC Bir gemi yolculuğu esnasında çaldığı her şeyi kaybeden Arsen Lüpen atıldığı hapishane hücresinden Baron Cahorn'a şatosunu sayacağına dair bir mektup gönderir. Dedektif Ganimard önüne geçemediği hırsızlığın gizemini çözmeye çalışırken, bir kes daha Arsen Lüpenin inanılmaz zekasıyla çarpışmak zorunda kalır. KÜÇÜK PRENS - ANTONIE DE SAINT Kendi galaksisinde ve tek bir gülle yaşayan küçük prens,bu gülü bırakıp yeni galaksileri gezer ve bu yolculuğun esnasında tek hedefi \"büyümektir\". SİBEL ŞEYDO
İlkokul çalışmaları Sizden Gelenler Esil Muçoska İÖOVI''sSınaKınıfrdçöeoğvŞraetencryisoiski'' Yasemin Kurtişoska İÖOIX''sSınaKınıfrdçöeoğvŞraetnecryisoiski''
İlkokul çalışmaları Sizden Gelenler ANNE SEVGİSİ ANNELER GÜNÜ Anne sevgisi en güzel en mutlu edici Anneler bizim için herşeyi yapandır, Her anne bir kızını veya oğlunu Anne sevgisi Anneler bizi 9 ay karnında taşıyandır. Anneler değerli ve muhteşemlerdir, göster. Her kız çocuk anne olacak ve anne sevgisi Anneler günü özel ve güzeldir. verecektir. Anne sevgisi en güzeldir. Sanki çiçekler annelerimiz için yaratılmış, Annelerimiz çiçeklere benzeyendir, Anne sevgisi annenin en güçlü silahIdır. Çünkü onlar çikçekler gibi saf ve temiz yüreklilerdir, Annenin en güzel silahı anne sevgisidir. Anneler günü özel ve güzeldir. Annenin sevgisi en güzel en muhteşem duygu Her anne kanatsız bir melektir, verir. Anne sevgisi en güzeldir. Senin saflığın ve güzelliğin özeldir. Anneyi sevmek cenneti sevmektir, anneler günü özel ve güzeldir. Selsebil Bilbil Safiya Mirtoska VI sınıf öğrencisi / İÖO ''Sande Şteryoski''-Kırçova Şteryoski''-Kırçova VI sınıf öğrencisi / İÖO ''Sande Merve Bayramoska İÖOVI''sSınaKınıfrdçöeoğvŞraetencryisoiski'' İÖOVHI'ü'sSsınaeKınyıfridçnöeoğİvdŞraertienzcroyivsoiski'' Musa Demiroski İÖOVI''sSınaKınıfrdçöeoğvŞraetencryisoiski''
Mozaik DERGİSİ MAYIS/2023 Sevgili Mozaik ekibim, Damlaya damlaya göl olur derler, biz de yavaş yavaş bu üç ay içerisinde o kadar büyük bir göl olduk ki, geriye dönüp baktığımda sadece verilmiş emekler, umut dolu günler, pozitif ve optimist düşünceler, takım ruhu, sürekli çalışmalar, güler yüzler görebiliyorum. Varlığının farkında olmadığınız içinizdeki yeteneklerin gün yüzüne çıkmanın gururunu yaşıyorum. Öğrencilerim yetenekli ve artık bunun farkındalar. Belki gelecekte, aranızdan birisinin kitabını okuyacağım, belki birinizin resim sergisine katılacağım ya da birinizin tasarladığı web sayfasını ziyaret edeceğim. Kendinize en çok yatırım yapabileceğiniz, kendinizi en çok geliştirebileceğiniz hayatınızın dönemindesiniz. Hayatınıza bir damla kadar bile dokunabildiysem ne mutlu bana. Hayat sizin önünüzde ve ben sizleri yeni çalışmalar yapmanızı teşvik etmek için her zaman burda olacağım. Daha nice başarılara... Sevgilerimle Instagram: @mozaikdergi
Search
Read the Text Version
- 1 - 30
Pages: