Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore Kilis MTAL

Kilis MTAL

Published by Emrah SEKER, 2023-06-19 07:31:37

Description: Kilis MTAL

Keywords: Kilis ,MTAL

Search

Read the Text Version

SEVDAYA DAİR Biliyor musun, gözlerimi açıp güne başladığımda ilk sen geliyorsun aklıma. Sanki güneş değil de senin gözlerin doğuyor kalbime. Gülüşünün hayali ısıtıyor sabahlarımı, sıcacık oluyorum… Sonra kalkıp pencereyi açıyorum. Nefes almaya çalışıyorum; ama sensiz aldığım her nefesin anlamsız olduğunu anlıyorum. Nefes almak bile seninle anlamlı sevgili… Hadi pencereni aç sevgilim! Şairin dediği gibi: “Sesin sarsın dünyayı…” Sesinle en soğuk iklimler bile ısınsın. Pencereni aç sevgilim! Gülüşün ışıtsın dünyayı. En karanlık yürekler bile aydınlanır gülüşünle. Pencereni aç sevgilim! Ellerini uzat dünyaya. O güzel ellerin ki en onulmaz yaraların şifası… Pencereni aç sevgilim! Kokun sarsın dünyayı. Dünyanın en güzel çiçeklerinde bile senin kokun yokken esirgeme dünyadan bu rayihayı… Sen, en sevgili!.. Gönlüme kara bir leke gibi düşen , düştüğü gibi de aydınlatan bir süveydasın. Lambada titreyen alevi üşüten, ayağına cennet gelse bile insanı viran bağlara sürükleyen bir hevâsın… Gönülde hüküm süren kırk yıllık zemheriyi ortadan kaldıran, çiçeklere rengini veren bir baharsın… Okuduğum her şiirde sen varsın. Aldığım her nefese, içtiğim bir yudum suya bile anlam katansın… Sen, en sevgili!... Sen ki hiçbir kelimeye sığdıramadığım Hiçbir kitapta, lügatte karşılığını bulamadığım, Sen konuşamadığım, Ayşegül ŞAHİN Sen susamadığım, Sen anlatamadığımsın, Sen en güzelim, Sen gözlerini memleket bildiğim, Aşkının esaretiyle beni özgürleştiren hürriyetimsin, Sol göğsümün altındaki cevahirin tek sahibi, Evvelim ve ahirimsin… Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni 45

HAYATIMIZ EDEBİYAT Nedir edebiyat? Neden hayatımızda var? Okuldan sonraki hayatımda ne işime yarayacak? Hemen hemen her öğrencinin aklındadır bu sorular. Hayatta işime yaramayacak nasılsa! Eğer siz de böyle düşünüyorsanız biraz edebiyat üzerine kafa yoralım diyorum. Edebiyatı anlayabilmek için sözcüğün köküne inmek lazım. Edebiyat, Arapça “edep” sözcüğünden türetilmiştir. Edep kelimesi; terbiye, güzel ahlâk, iyi davranış, incelik, kibarlık, insanın söz ve hareket olarak diğer insanlarla olan ilişkilerinde ölçülü davranıp hoşça geçinmesi anlamlarına gelmektedir. Edep, insanları güzel davranışlara davet eden ve kötü davranışlardan alıkoyan bir meziyettir. Sizce edebiyat nasıl oluşmuş? Acaba yazılıydı da biz mi onu alıp hayatımızda yer vererek yaygınlaştırdık yoksa yaygın bir unsuru biz mi yazılı hale getirdik? İnsan hayatından uzak bir oluşum olsaydı içinde bu kadar insana yer verebilir miydi? Duygularıyla, aklıyla, ruhuyla nasıl bu kadar bizden? Düşünelim, ne dersiniz? Acaba günlük yaşamımıza edebiyat nasıl yansıyor? Bunun cevabını gelin birlikte bulalım. Bebeklikten itibaren insan hayatına bakalım. Bir bebeğin uyutulmasına rastlamayan yoktur herhalde. Peki, büyükler bebeklerine birbiriyle uyumlu sözleri bir araya getirerek tatlı tatlı bir şeyler mırıldanmamış mıdır? Evet, bildiniz! Ninnilerle sakinleştirip uyuturlar bebeklerini. Biraz daha büyüyünce masallar anlatırlar. Kırmızı Başlıklı Kız’ı, Keloğlan’ı, bilmeyeniniz yoktur eminim. İlkokulu hatırlayalım. Önemli gün ve bayramlarda şiir veya metin okuyanlarımız olmuştur. Sevdiklerimize fıkra anlatmışızdır, Nasrettin Hoca’yı, Karadenizli Temel’i duymayanınız var mı aranızda? Karagöz ve Hacivat izledik mi hiç? Tiyatro gösterisi olmuştur okulunuzda. Mesela büyüklerimiz bizi dinledikleri, duydukları ilginç hikâyeleri anlatarak etkiler. Tüm bu saydıklarım edebiyatımızın toplumumuza yansımalarıdır. Bunun gibi daha niceleri bizimle beraber yaşar ve geleceğe yansır. Edebiyat bu yönleriyle bir kültürdür, bir gelenektir. Edebiyat, bizlere yazı ve söz yoluyla kalan değerli bir mirastır. Hayatımızda edebiyatın önemsiz olduğunu varsayan, buna inanan ve geçmişteki yaşanmışlıkları, birikimleri, varlığımızı hafife alan çok sayıda insan var. Bu bakış açısına göre edebiyat karın doyurmaz ve hiçbir işimize yaramaz. Oysa edebiyat, birçok insan için tarihten ders alma ufkuna açılan bir kapı işlevi görür. Dünya hakkındaki anlayışı ve bilgiyi genişletir. Edebiyatla okuduklarımızı anlamlandırmayı, okuduklarımızdan hareketle yorum yapmayı, eleştirel düşünmeyi, sözcüklerin sırlı dünyasının ardındaki gizemi görmeyi sağlarız. Böylelikle edebiyat, insanlarla doğru iletişim kurmayı sağlayarak anlatmak istediğimizi karşı tarafa doğru yansıtma imkânı verir. Okuduklarımız bazen bize yön verir, onlardan fikir alır, ders çıkarırız. Bazen bir hikâyeye dokunur yüreğimiz ve orada kendimizi buluruz. Farklı yaşamlarla meşgul olup sınırlarımızı genişletiriz. Sonuç olarak tüm bu unsurları incelediğimizde her birinin edebiyatımızda başlı başına bir konuya, türe karşılık geldiğini görürüz. Belki hayatta sevdiklerimizin ağzından duyduğumuzda sıradan, bizden gibi gelir; ama ders olarak gördüğümüzde zorlanmamızın nedeni ön yargılarımızdan başka bir şey değildir. Sevmek için sadece kafa verip incelemek, önemsemek yeterlidir. Bu yüzden gelin, edebiyatı hiç görmediğimiz bir yabancı gibi değil de çok yakın bir tanıdığımız gibi düşünüp ona gönül kapılarımızı, ruh dünyamızı ve aklımızı verip kendimizi geliştirip başarılı olmakta kullanalım. 46 Elif ÖZDEMİR Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

KÜLTÜRÜ, TARİHİ VE COĞRAFYASIYLA KİLİS MERCİDABIK ŞEM(’KUÜNTNKEÜBTİ TDÜERDBEE) Sİ SAVAŞI tbairlainfYPmıynöeıedslyyrÜamaaegandztatebdetekümuıurkğztllkbueieeıneadnrryraiiliaannar'nyi.iddrmngıAeesnaıiannhz snknaiciminçdivanmbuaakaaikkşlsrneyaahtcryaöndaaeadrabŞzeagıırıŞeniöhltmodareaoelamr'lml.kunbd'naıuuuoaypnğltaaeuüaNnnnrictebvtebeierri,e.8H3z. (24 Ağustos 1516) MOsemmalünklıleDreavrlaetsiınildea sgaehlSreMaunsleıtsnaradcnviaadSşameıb,leiıYmykda’aivnnuaz yaMspoteınğmuıcliüalkkulvleaerşkitlıeeğsıin savaştır. 47

ALTIN DEDE TÜRBESİiçTbibunnüiledlruiDbegngzndbketömeyayemkoaeyHidrlamöltrireieaeaemapryieanadşeabtotmdfolinaııüıieenrihrğlntnelrar.ıvadıdydblibnrYedrnleaaaeaikdiındrkıdvntnkğaıletaenliidın ıamntyğıyiAanrleıYaedn,tlitateıulınıenysnaruoinfr-.i kaeysKıİetbrillıiriddasıi’nrrt.i.ecYYegaüukpnsiuıtünafmıbPnüHe idzçbAeuiutvVuolaulRarMnlşAmaauransınketdvteaiakdVbYıare.aşkhfaıudndeait ŞEYH MUHTAÜMRBMEESDİ BEDEVİ BU(KZEMSMAĞELAİRKA) SI MHKuozvbhm.geiaPörubmiremtuezamyraisgdanemıaednidmaadt6Bana3bhyıek8einicdirndyreİzaiıveslatidlıEaanmeRkmdbnaıauvtnSiotmşUıaarneldhebdhiu,âeaigtsHyb öu\"dderzrü-eie.ıilşÖteB1Ktl\"üb7miinğu,rieüasmCrbimm'böieilinlrallŞgriidhneeaöiamhyhltlçyeiaeüfgkkeetlvieliğdmdiiiğeri. Ucu bucağı görünmeyen bu suvesrçıeırKytktielbiayamltirilirnseışaıl’atnaişğinlaernaaihbrrlktmraıianoerlşiçaınştlnorauaedkrlşşma,ıetnnöaakmzşkeışl yapılaşmasında yer almıştır. 48

HZ. Bİ(LYAALV-İUHZALUBEKŞÖİ Y’NÜİN/K(İMLİASK) AMI) ULU CAMİ gEeüdyYbniasualebpıevyneUnıulıryarzayblanlbaeeumryerseırKdaanevhScöa'aıayunnşklüriatknaianytdtdkmeyaüe'oaryşımabşrmitafuu6ııellrnta3uk.adn8ntAsaeıaıyp ndynnıindklbrıtıana.ierykdnpHıimaıelznİdiaasçiöBnklliakania(lrmüdamhalelödk-oyybüirİüaöğHdsğplüulgaaüısltebmnumede)yseışplşiait,tır. gcodötalımougşmnpıemKionsniazekuiolçnibaallasbayrmalneaakhisğphkiaıöanenrupraniboltnbpcaübtoenduleöyrümorneukdağüınübanuşcrusktka.vınlurueuSa.ubnbğobİzbmbıçnaaeneitnsadcıyitmkae,ubutm,7ağövak.kallad3aüertaı0dmmarlta.admleykneırreerld.yrtiiriıDaçoşeopaınölçıpomrlaimrntkpaatiıiızyaşknanidvneea ŞURHABİL BİN HASENE 573 yılında Mekke’de doğdu. Temîm Kabilesine mensup olduğu zikredilmişse de aslen Kindeli'dir. Mekke’de Zühreoğulları’nın halîfi olarak yaşayan babası Abdullah, Şurhabîl çok küçük yaşta iken öldüğünden annesi Hasene’ye nisbet edilmiştir. 49 Ömer SOYDİNÇ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

SPOR VE EGZERSİZ PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE Spor ve egzersiz psikolojisi, spor, fiziksel aktivite ve egzersizin psikolojik yönlerini incelemeyi kendisine hedef edinmiş, psikoloji biliminin bir alt dalı olarak günümüzde giderek popülerliğini arttırmaktadır. Bu bilimsel çalışma alanı, ilk olarak 1898 yılında Norman Triplett tarafından sosyal psikolojinin bir alt dalı olarak tanımlanmıştır. Triplett, 1898 yılında \"The Dynamogenic Factors in Pacemaking and Competition\" adlı makalesini yayımladı ve bu çalışma halen spor ve egzersiz psikolojisinin temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Triplett, bisiklet yarışlarını inceleyerek, yarışan bisikletçilerin birbirlerine meydan okumalarının, bir bisikletçinin performansını arttırabileceğini keşfetti. Bu keşif, Triplett'in ve sosyal psikoloji araştırmacılarının spor psikolojisi alanında daha fazla çalışma yapmasına ilham oluşturdu. Başlangıçta Sosyal Psikolojinin bir alt olanı olarak tanımlanmış olsa da Spor ve Egzersiz Psikolojisi; geçen zaman içerisinde nörologlar, fizyologlar, antropologlar, beslenme uzmanları, farklı branşlardaki psikologlar ve antrenörler eşliğinde birçok farklı disiplinle ortak çalışmaların gerçekleştirildiği multidisipliner bir yapıya dönüşmüştür. Spor ve egzersiz psikolojisi birçok araştırma alanına odaklanır. Bunlar arasınd a performans psikolojisi, motivasyon, stres yönetimi, sakatlıkların rehabilitasyonu, takım dinamikleri, özgüven ve sporla ilişk ili diğer konular yer alır. Bu alanlarda yapılan araştırmalar, sporcuların performansını artırmak, egzersiz yapma davranışını teşvik etmek ve spor aktivitelerinin zihinsel sağlık ve iyi oluş üzerindeki etkilerini anlamak için kullanılan tekniklerin geliştirilmesine katkıda bulunur. Spor ve egzersiz psikolojisinin önemli diğer amaçları arasında ise sporcularla birlikte sedanter bireylerin de fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlığını iyileştirmek, stresi yönetmek ve sakatlıkların önlenmesi veya rehabilitasyonu yer alır. Bu amaçlara ulaşmak için bireysel ve takım hedefleri belirleme, görselleştirme, gevşeme teknikleri, konsantrasy on teknikleri ve pozitif düşünme gibi teknikleri kullanır. Birçok sporcu, özellikle de rekabetçi sporcular, performanslarını geliştirmek için sadece üst düzeyde fiziksel, teknik ve taktik antrenmanlarla sınırlı kalmayarak spor psikolojisine ilişkin teknikleri de kullanırlar. Bu teknikler arasında, konsantrasyon, özgüven, yaralanma sonrası rehabilitasyon ve stres yönetimi yer alır. Sporcuların motivasyonu da bir diğer önemli olgu olarak karşımıza çıkmaktadır ve sporcuların motivasyonlarını yüksek tutmak için kullanabilecekleri teknikler üzerinde de çalışılarak bitkinlik ve tükenmişlik gibi olumsuz durumların önüne geçebilmek mümkündür. Motivasyonu farklı teknikler kullanarak etkileyebiliriz bunlar arasında ödül sistemleri, hedef belirleme, pozitif geri bildirimler ve psikolojik destek bulunur. Stres yönetimi, sporcuların stresli durumlara nasıl tepki vereceklerini öğrenmelerine yardımcı olur. Stresin performans üzerindeki olumsuz etkileri azaltılabilir ve sporcuların daha iyi odaklanmaları sağlanabilir. Sakatlıkların rehabilitasyonu da önemli bir müdahale alanıdır ve sporcuların sakatlıklardan dönüşlerinden mümkün olan en hızlı şekilde eski performanslarına nasıl dönebilecekleri üzerinde yoğunlaşılır. Takım dinamikleri, bir takımda birbirleriyle nasıl etkileşim kuracakları konusunda sporculara yardımcı olur. Takımların başarılı olmaları için birlikte çalışmaları gerekliliği spor bilimleri alanının tüm paydaşları tarafından tartışmasız kabul edilmektedir. Bu nedenle takım dinamiklerini anlamak ve birlikt e çalışmayı teşvik etmek takım başarısını artırmada önemli bir faktördür. İyi bir takım dinamiği takım performansını arttırabilir ve sporcuların birbirleriyle daha iyi çalışmalarını sağlayabilir. Liderlik konusu da aynı şekilde takım performansı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Takım liderlerinin takım üyeleriyle nasıl iletişim kurduğu, takım üyelerini nasıl motive ettiği ve takımın hedeflerini nasıl belirlediği takım performansını etkileyen faktörler arasındadır. Özgüven, sporcuların kendilerine güvenmelerini ve performanslarını arttırmalarını sağlayan bir diğer araştırma alanıdır. Öncesinde de belirtildiği gibi spor psikolojisi tekniklerinin kullanımı, sporcuların zihinsel sağlıklarını iyileştirerek fiziksel kapasitelerinin ötesine geçmelerine ve performanslarını arttırmalarına yardımcı olur. Ayrıca bu tekniklerin uygulanması, sporcuların stres seviyelerini azaltır ve olumlu bir zihin durumu ile mücadele etmelerine yardımcı olur. Bunun yanı sıra spor ve egzersiz psikolojisi, egzersiz yapmayan bireylerin de zihinsel sağlıklarını iyileştirmek için kullanılabilir. Egzersiz yapmanın depresyon, anksiyete ve stresi azalttığı ve genel olarak zihinsel sağlığı iyileştirdiği bilinmektedir. Spor ve egzersiz psikolojisi teknikleri, egzersiz yapmak istemeyen bireylerin harekete geçmelerine ve fiziksel aktiviteyi bir yaşam tarzı haline getirmelerine yardımcı olabilir. Sonuç olarak; spor ve egzersiz psikolojisi, sporcuların ve egzersiz yapan bireylerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlıklarını iyileştirmeye yardımcı olan, uygulamalardaki performanslarının en iyi düzeyde gerçekleşebilmesi adına gerçek potansiyellerinin gösterilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasında rol oynayan önemli bir disiplindir. Canberk ÖZLÜ 50 Spor ve Egzersiz Psk. Uzm.

ATATÜRK ve GENÇLİK Sevgili Gençler, Gençlik, toplumların geleceğinin teminatıdır. Ayrıca psikolojik ve sosyal açıdan da hayat tarzına yön veren kritik bir dönemdir. Bu yüzden bu dönemde sizlere rehber olacak önemli, değerli şahsiyetlere ihtiyaç vardır. Gerek tarihimize, gerek toplumumuza gerekse sizlere yön verecek olan bir şahsiyetin ismini söylemek gerekirse o da “Mustafa Kemal Atatürk’tür.” Mustafa Kemal Atatürk; gençlikten iyi bir eğitim, vatan sevgisi, milli varlığı güçlendiren işler, çağdaş kültür ve güzel bir ahlak beklemiştir. Bu beklentilerini gerek sözlerinde, gerekse Gençliğe Hitabe’de sizlere belirtmiştir. Bu güzel sözlerinden birisi ise şudur: “Ey yükselen yeni nesil, istikbâl sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizsiniz.” diyerek en büyük eserini Türk gençliğine emanet etmiştir. Gençliğe Hitabesi’nde ise milli, manevi değerlere sahip çıkmaya, özellikle de vatan sevgisine önem vermiş ve sizlere bu konuda dünyaca tanınan bir “Askeri Deha” olarak “Çanakkale’de, “Kurtuluş Savaşı’nda” örnek olmuştur. Çocuklara ve gençlere değer verdiğini, sizleri ülkenin geleceği olarak gördüğünü gösteren önemli gelişmelerden birisi ise sizlere armağan ettiği milli bayramlarımızdır. Bu bayramlarımız: “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ile “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı”dır. Bu yüzden Türk gençliğinin görevi, Atatürk’ü sadece vatanımızı kurtardığı için anmak değil, onun sizlere verdiği değeri ve sizlere duyduğu sonsuz güveni boşa çıkarmamak için daha da çok çalışmak olmalıdır. Böylece onun tarihimize bıraktığı iz sizlerle devam edecek ve kalıcı hale gelecektir. Bu kalıcılık ise geleceğimiz için yapacağınız yararlı işlere, vaktinizi güzel yerlerde harcamaya bağlıdır. Sağlıcakla, sevgiyle ve başarıyla kalın. Özge KARAKUZU 51 Tarih Öğretmeni

ÖĞRENCİMİZDEN İYİ Kİ VARSIN MAÇKALI EREN On bir Ağustostur ancak sislidir hava Maçka dağlarında Kim o Maçka’ya gelen yüzü kara Verir mi bu vatanı hiç Eren sana İyi ki varsın Maçkalı Eren Hain sıksa sana mermi kaç yazar Gerekirse milyonlarca Eren cepheye kaçar Sen rahat uyu! Mehmet'im bu vatana bakar İyi ki varsın Maçkalı Eren Annesinin sarı oğlu Maçkalı Eren Babasının delikanlı oğlu Eren Vatanın on altı yaşındaki şehidi Eren İyi ki varsın Maçkalı Eren Bu vatan sana minnettar Korkma bu millet ilelebet payidar Ülkenin gözbebeği sarı Eren İyi ki varsın Maçkalı Eren Hannan Eren Çetin ATP-10/B 52

\"ÖĞRETMENLER, YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR!\" M. KEMAL ATATÜRK


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook