“Türkiye’nin Kelebekleri”Posteri Derginizle Birlikte... TBeilkivmenik Aylık Popüler Bilim Dergisi Mayıs 2011 Yıl 44 Sayı 522 4 TL Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Yıl 44 Sayı 522 Su Nereden Geldi? Suyun Kozmik Kaynağı Su Nereden Geldi? Korkusuz Beyin Renklerin Dünyasına Açılan Kapı... Kelebekler... Reklamların Büyüyen Pazarı Çocuk Tüketiciler
TBeilkivmenik Aylık Popüler Bilim Dergisi Yıl 44 Sayı 522 Mayıs 2011 “Benim mânevi mirasım ilim ve akıldır” Mustafa Kemal Atatürk SPL Bundan dört ay önce“Suyun Gariplikleri”başlıklı kapakla karşınıza çıkmıştık.Ve iyi tanıdığımızı sandığımız sade ve basit suyun garip özelliklerine ve üzerindeki sır perdesine dikkat çektikten sonra su üzerine çok daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç var demiştik. Bu ay arkadaşımız Alp Akoğlu, su ile ilgili bilinmeyenlerden birine, suyun nereden geldiği konusuna dikkat çekiyor.“Suyun Kozmik Kaynağı”başlıklı yazımızda bu kadar çok suyun nereden geldiği sorusuna cevap arayan araştırmalar ve ulaşılan sonuçlar ele alınıyor. Yüzeyinin büyük çoğunluğunu kaplayan sular nedeniyle uzaydan masmavi görünen gezegenimizdeki su aynı zamanda yaşam kaynağı. 1,4 milyon tür canlıya ev sahipliği yapan dünyamızı renklendiren, güzelleştiren şeylerden biri de kelebekler.Yumurta, tırtıl, koza ve rengârenk kanatlarıyla kelebek olarak birbirinden çok farklı yaşam evreleriyle karşımıza çıkıyorlar. Doğadaki yaşam döngüsünde önemli roller üstlenen kelebekler baharın gelmesiyle ülkemizi ve dergimizin sayfalarını süsledi. AyrıcaTürkiye’nin Kelebekleri posterini hazırladık. Kelebekler konusundaki yazılar ve posterimiz, Doğa Koruma Merkezi’nden ve kelebek gözlem topluluklarından arkadaşlarımız tarafından hazırlandı. Kelebekler konusunda önemli bir kaynak oluşturacak bu çalışmalarda emeği geçen bütün araştırmacılara ve gözlemcilere çok teşekkür ediyoruz. Elinde malzemeleriyle dağlarda ve kırlarda kelebek peşinde koşan ya da başka bilim dallarında araştırmalar yapan bilim insanlarının başarıları nasıl değerlendirilip ölçülüyor? Arkadaşımız Zeynep Ünalan bu ay bilim insanlarımızın yaşamında önemli bir yer tutan başarı ölçüm yöntemlerini araştırdı.Yazarımız Bahri Karaçay“Korkusuz Beyin”başlıklı yazısıyla kontrolümüz dışında anlık olarak ortaya çıkan korkunun nasıl gerçekleştiği sorusuna cevap arıyor. Korkudan yoksun bir hastanın başından geçen ilginç olaylarla ulaşılan bulgulara yer veren yazı kısa bir roman tadında.Marka tutkusu, alışveriş, reklam gibi kavramların çocuklar üzerindeki etkileri konunun uzmanları ve ilgili kurumlar tarafından sıkça tartışılıyor. Arkadaşımız Özlem İkinci“ÇocukTüketiciler”başlıklı yazısıyla reklam dünyasının en büyük hedef kitlelerinden biri olan çocukların, tüketime yöneltilmesi konusunu inceledi. Aramıza yeni katılan arkadaşımız Özlem Kılıç Ekici ise“otizm farkındalık ayı”ilan edilen Nisan’daki çalışmalara bir katkı sağlamak amacıyla“Otizmi Anlamak veYaşamak: Karmaşık Bir Gelişimsel Bozukluk”başlıklı yazısıyla konuyu bir kez daha toplumumuzun dikkatine sundu. Arkadaşımıza Bilim veTeknik ailesine hoş geldin diyor, bu güzel ilk çalışması için teşekkür ediyoruz. Yazarımız Abdurrahman Coşkun da yakın zamana kadar tanımlanıp adı konulamayan ve hep yanlış değerlendirilen epilepsi hastalığını ele aldı. Yazarlarımızdan Hüseyin GaziTopdemir ise Osmanlı biliminin öncülerinden Ali Kuşçu’nun yaşam öyküsünü ve bilimsel çalışmalarını yazdı. Sizleri her ay olduğu gibi bilimin renkli dünyasıyla baş başa bırakıyoruz. Saygılarımızla Duran Akca Sahibi Yazı ve Araştırma Grafik Tasarım - Uygulama Mali Yönetmen TÜBİTAK Adına Başkan Alp Akoğlu Ödül Evren Töngür H. Mustafa Uçar Prof. Dr. Nüket Yetiş ([email protected]) ([email protected]) ([email protected]) Genel Yayın Yönetmeni İlay Çelik Web Abone İlişkileri Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ([email protected]) Sadi Atılgan E. Sonnur Özcan Duran Akca Dr. Özlem Kılıç Ekici ([email protected]) ([email protected]) ([email protected]) ([email protected]) İdari Hizmetler Yayın Kurulu Dr. Bülent Gözcelioğlu İmran Tok Prof. Dr. Ömer Cebeci ([email protected]) ([email protected]) Doç. Dr. Tarık Baykara Dr. Özlem İkinci Prof. Dr. Salih Çepni ([email protected]) Yazışma Adresi Abone İlişkileri Fiyatı 4 TL Prof. Dr. Süleyman İrvan Dr. Zeynep Ünalan Bilim ve Teknik Dergisi (312) 468 53 00 Yurtdışı Fiyatı 5 Euro. Dr. Şükrü Kaya ([email protected]) Atatürk Bulvarı Faks: (312) 427 13 36 Dağıtım: TDP A.Ş. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Onat Dr. Oğuzhan Vıcıl No: 221 Kavaklıdere 06100 [email protected] http://www.tdp.com.tr Prof. Dr. Muharrem Yazıcı ([email protected]) Çankaya - Ankara İnternet Baskı: İhlas Gazetecilik A.Ş. Redaksiyon Tel www.biltek.tubitak.gov.tr ihlasgazetecilikkurumsal.com Sevil Kıvan (312) 427 06 25 e-posta Tel: (212) 454 30 00 ([email protected]) (312) 427 23 92 [email protected] Baskı Tarihi: 29.04.2011 Özlem Özbal Faks ISSN 977-1300-3380 ([email protected]) (312) 427 66 77 Bilim ve Teknik Dergisi, Milli Eğitim Bakanlığı [Tebliğler Dergisi, 30.11.1970, sayfa 407B, karar no: 10247] tarafından lise ve dengi okullara; Genelkurmay Başkanlığı [7 Şubat 1979, HRK: 4013-22-79 Eğt. Krs. Ş. sayı Nşr.83] tarafından Silahlı Kuvvetler personeline tavsiye edilmiştir.
İçindekiler 22 Bundan yaklaşık 20 yıl önce Voyager 1 uzay aracı altı milyar kilometre uzaktan Dünya’nın fotoğrafını çekti. Evrende ne kadar küçük bir gezegende yaşadığımızı bize hatırlatan bu fotoğrafta, Dünya yalnızca mavi bir nokta olarak görünüyordu. Bildiğimiz tek“mavi gezegen”Dünya bu rengini yüzeyinin büyük çoğunluğunu kaplayan sudan alıyor. Gezegenimiz oluştuğunda bir ateş topuydu. Bu kadar sıcak bir gezegenin içinde ya da üzerinde suyun tutunması olanaksızdı. Peki, bu kadar çok su nereden geldi? 36 Sizi kelebeklerin hayli ilginç dünyasına davet ediyoruz. Kelebek biyolojisi ile ilgili ilginç gerçeklerden bir kaçını sunuyoruz. Bunları ve başka pek çok ilginç ekolojik olayı doğada gözlemlemek mümkün… 70 Anne babalar için çocuklarında“otizm spektrum bozukluğu”(OSB) olduğunu keşfetmek ağır ve sancılı bir deneyimdir. Bazıları için teşhis tamamen sürpriz olabilir, bazılarında da kuşkunun ve aylar hatta yıllar süren doğru teşhis arayışının yorgunluğu olabilir. Her iki durumda da, teşhis nasıl ilerleneceği konusunda birçok soruyu da beraberinde getirecek ve herkes için uzun, zorlu, iniş çıkışlarla dolu bir süreç başlayacaktır. Ailedeki her birey bu süreci farklı algılayacak, durumu anlamakta ve kabullenmekte sorunlar yaşayacaktır. Ancak, erken tanılama ve özel eğitim desteği ile otizm spektrumlu çocuklar da diğer tüm çocuklar gibi büyüyecek, öğrenecek ve anne babaların, öğretmenlerin, kardeşlerin, arkadaşların ve doktorların sevgisini sabrını ve anlayışını gördüklerinde gelişerek daha parlak bir geleceğe sahip olacaklardır.
Haberler ........................................................................................................................................... 4 + Merak Ettikleriniz / Zeynep Ünalan ........................................................................................... 14 90 Ctrl+Alt+Del / Levent Daşkıran ................................................................................................. 16 Türkiye Doğası Tekno-Yaşam / Osman Topaç ...................................................................................................... 18 Bülent Gözcelioğlu James Watson Türkiye’de / Tayfun Özçelik-Nazlı Başak ........................................................... 20 98 Gezegenimizdeki Su Nereden Geldi? Suyun Kozmik Kaynağı / Alp Akoğlu ........................ 22 Sağlık Korkusuz Beyin / Bahri Karaçay ................................................................................................... 28 Ferda Şenel Renklerin Dünyasına Açılan Kapı... Kelebekler / Onat Başbay ................................................. 34 100 Kelebekler Ne Kadar İlginç Olabilir ki?/ Didem Ambarlı-Evrim Karaçetin-Ahmet Baytaş .36 Gökyüzü Kelebek Gözlemciliği /Ali Atahan................................................................................................. 44 Alp Akoğlu Güzel Nazuğum’u Neden Koruyoruz? / Hilary Welch-Seda Emel Tek ...................................... 46 102 Efsane Mavinin Peşinde / Süleyman Ekşioğlu ............................................................................. 52 Bilim Tarihinden Kelebeklerin Yaşam Evreleri / Evrim Karaçetin ........................................................................ 56 H. Gazi Topdemir Bilim İnsanlarının Başarısı Nasıl Belirleniyor? / Zeynep Ünalan ........................................... 58 Reklamların Büyüyen Pazarı Çocuk Tüketiciler / Özlem İkinci ............................................ 66 105 Otizmi Anlamak ve Yaşamak: Karmaşık Bir Gelişimsel Bozukluk / Özlem Kılıç Ekici....... 70 Beynimizde Çakan Şimşekler Epilepsi / Abdurrahman Coşkun............................................. 76 Bilim ve Teknik’le Amatör Teleskop Yapımı-7 Teleskobun Son Kontrolleri ve Gözlem İpuçları / Başar Titiz.82 Kırk Yıl Osmanlı Biliminin Öncülerinden Ali Kuşçu / Hüseyin Gazi Topdemir................................. 86 Alp Akoğlu 106 Matemanya Muammer Abalı 108 Yayın Dünyası İlay Çelik 110 Zekâ Oyunları Emrehan Halıcı
Haberler 4
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Gökadalardan Hubble’ın çektiği fotoğraflara baktığı- cüce daha fazla çöküp küçülmüyor… Bir Bir Gül mızda gökada çarpışmalarının evrende beyaz cüceden daha ilginç ve nadir olan çok sık gerçekleştiğini görüyoruz. Gökada- birbirinin etrafında dönen iki beyaz cüce. Alp Akoğlu mız Samanyolu’nun da geçmişinde birçok Milyarca yıldız arasında böylesi beyaz cüce çarpışma yaşadığı düşünülüyor. Bundan ikililerinden sadece birkaç tane olduğu bi- Uzayın derinliklerine açılan pen- yaklaşık 4 milyar yıl sonra ise Samanyolu liniyor. Birçoğunun keşfinde bir Türk’ün ceremiz Hubble Uzay Teleskobu Andromeda Gökadası’yla çarpışacak. de imzası var. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Dünya’nın yörüngesine fırlatılalı 21 yıl Bölümü mezunu, Austin’deki Texas Üni- oldu. NASA (Amerikan Havacılık ve Uzay Tam Öldü Derken versite’sinden doktoralı ve şimdilerde Har- Ajansı) ve ESA’nın (Avrupa Uzay Ajansı) Canlanan vard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nde ortak kuruluşu olan Uzay Teleskobu Bilim Beyaz Cüceler araştırma yapan Mükremin Kılıç. Enstitüsü, Hubble’ın fırlatılışının 21. yıldö- nümü şerefine bu görüntüyü yayımladı. Zeynep Ünalan Geçtiğimiz ay Mükremin Kılıç liderli- ğindeki astrofizikçiler yeni bir beyaz cüce Arp 273 olarak adlandırılan ve iki gö- Kütlesi Güneş’in kütlesi kadar ya da çiftinin keşfedildiğini duyurdu. Bizden kadadan oluşan sistemdeki gökadalar bir- onun birkaç katı olan bir yıldız yakıtı- 7800 ışık yılı uzakta olan bu beyaz cüce biriyle “çarpışıyor”. Aslında gökbilimciler nı bitirip kendi üstüne çökerek beyaz cüce- çifti iki yönüyle şimdiye kadar keşfedilen- çarpışma kavramını pek sevmiyor. Yıldız- ye dönüşüyor. Daha büyük kütleli olanlar lerden ayrılıyor. Birincisi dönüş hızının ların arasındaki mesafeler çok büyük ol- nötron yıldızına, çok daha büyük kütleli şimdiye kadar bilinenlerden çok daha fazla duğundan her biri yüz milyarlarca yıldız olanlar ise karadeliğe dönüşerek ölüyor. olması: Birbirleri etrafındaki dönüşleri- içeren gökadaların yıldızlarının birbiriyle ni 39 dakikada tamamlıyorlar. Bir diğeri çarpışması pek olası değil. O nedenle bu Galaksimizde tahminen 400 ile 600 ise çiftin birlikteliğinin bazı süpernova tür gökadalara “etkileşen gökadalar” de- milyar arası yıldız var ve bu yıldızların çiftlerinde olduğu gibi süpernova patla- mek daha doğru. çoğunun büyüklüğü Güneş kadar, yani ya masıyla değil yeni bir yıldızın doğumuyla beyaz cüceye dönüşmüş ya da dönüşmeye noktalanacak olması. Araştırmacılar bu Gökadalar etkileştiğinde sarmal kollar- adaylar. Beyaz cüceler ilginç. Çünkü bir beyaz cücelerin helyumdan oluştuğunu da yıldız oluşumunda bir patlama görülür. kesme şeker büyüklüğündeki beyaz cüce ve birbirleri etrafında dönme hızları çok Çünkü buradaki gaz bulutlarında meyda- maddesi 1500 kg kadar. Çünkü atomdaki yüksek olduğu için de spiraller çizerek bir- na gelen sıkışma ve çalkantılar yıldız olu- elektronların belli yörüngelerde bulunma- birlerine yaklaşacaklarını öngörüyor. Bir- şumunu tetikler. Fotoğrafta da görülebile- sının ve birbirlerinin konumunu işgal ede- birlerine yaklaştıkça uzay-zamanda oluşan ceği gibi, sarmal kollardaki yeni doğmuş memesinin, bir diğer değişle Pauli dışar- çekim dalgaları çiftin yörüngesel dönme yıldızlar mavi mücevherler gibi parlar. lama ilkesinin makro ölçekte ne sonuçlar enerjisini taşıyarak uzaklaşacak. Enerjisi doğurduğunu görmek için beyaz cücelere gittikçe azalan çift birbirine daha da çok Gökadalar birbirlerinin içinden ya da bakabiliriz. Çünkü tam da bu sayede beyaz yaklaşacak. Yaklaşık 37 milyar yıl olarak yakınından hızla geçtiğinde sarmal kollar hesaplanan bu süreç sonunda beyaz cüce- kütleçekimi etkisiyle bozulur. Bu gökada- ler birleşecek ve helyum çekirdeklerinin ların şeklinin de büyük ölçüde bozulmuş birleşmesi (füzyon geçirmesi) sonucu yeni olması en azından bir kez birbirlerinin çok bir yıldız gibi tekrar parlamaya başlayacak. yakınından geçtiklerini gösteriyor. 5
Haberler azot, yani reaktif azot olarak adlandırılan alanın ne kadar azota ihtiyacı olduğunu bileşiklerdeki azot. Reaktif azot bir bakı- hesaplayan bilgisayar programları kullanı- Azot Kirliliği ma serbest oksijen radikallerine benziyor. labilir, gübre ve pis su atıklarının daha et- Ekosisteme Zarar Serbest radikaller, dış yörüngelerinde en az kin bir şekilde geri dönüşümü yapılabilir, Veriyor bir çiftlenmemiş elektron olan, nötr ya da organik tarım uygulamaları artırılabilir. iyonize tüm atomlar ya da moleküllerdir. Bazı uzmanlar ise genetik olarak havadaki Özlem Kılıç Ekici Değişmiş elektron yapısına sahip olan bu azotu alıp kullanabilecek şekilde tasarlan- reaktif azot bileşiklerinin başlıca kaynağı mış bitkilerin üretilmesinin de bu konuda T sentetik gübreler ve aynı zamanda karbon yardımcı olabileceğinden bahsediyor. Hatta arımsal bitkileri gübrelemek için kulla- kirliliğine de neden olan yanmış fosil yakıt- bazıları, hayvansal proteinin tüketiminin nılan sentetik azotlu bileşikler gittikçe lar. Tüm bitkiler büyümek için reaktif azota azaltılmasından yana. Öyle ya da böyle, artan dünya nüfusunu beslemek bakımın- ihtiyaç duyar. Ancak gübrelerdeki azotun insanoğlunun sebep olduğu azot kirliliğini dan önemli rol oynuyor, ancak aynı zaman- yaklaşık % 50’sini bitkiler alır, bitkilerdeki azaltmak maalesef karbon kirliliğini azalt- da atmosferi, toprağı ve suyu kirleterek ya- azotun % 10-15 kadarı insanlar tarafından maktan daha da zor görülüyor. Endüstriyel şadığımız çevreye çok büyük zarar veriyor. alınır. Geri kalanı toprağa, yeraltı sularına azot salımını azaltmak yeterince zorlayıcı Nature’da yayımlanan ve 21 ülkeden 200 ve nehirlere karışır, buradan da okyanus- bir faktör ancak, gıda üretiminin sebep ol- uzman tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen lara kadar taşınır. Bu bileşikler yüzünden duğu salımı azaltmak, hızla büyüyen dünya bir çalışmada, azot kirliliğinin Avrupa’ya atmosferdeki ozon tabakası da büyük zarar nüfusunun gıda talebi karşısında imkânsız zararının yıllık 70-320 milyar Avro arasın- görmüş durumda. Bunun sonucunda da gibi görünüyor. da değiştiği belirtiliyor. Azot kirliliğinin küresel ısınma, insanlarda solunuma bağlı küresel ısınmaya ve biyoçeşitliliğin azalma- rahatsızlıkların artması, tarımsal ürünlerde Sıvı fotonlara sına olan etkisi de dikkate alınarak hesapla- verim kaybı, biyoçeşitliliğin azalması, asit doğru nan bu ekonomik kayıp, azotlu gübrelerin yağmurları ve okyanuslarda oksijeni tüke- kullanılması sonucu elde edilen kârdan ne- ten alglerin baskın hale gelmesiyle deniz Yunus Can Esmeroğlu redeyse iki kat daha fazla. Uzmanlara göre, ürünlerinin azalması gibi çok önemli za- doğada kendiliğinden oluşan azot döngüsü rarlar meydana geliyor. Azot kirliliği okya- On yıllardır bilim insanlarının kafa geçtiğimiz son yüzyılda uygulanan tarımsal nusların büyük bir kısmını ölü alan haline yorduğu konulardan biri kuramsal faaliyetlerden hayli etkilendi. Açığa çıkan çevirebilir. Bunun en canlı örneğini Meksi- Luttinger sıvıları ve özellikleridir. Luttinger zararlı azotun yaklaşık % 80’i tarımsal faa- ka Körfezi’nde görebiliyoruz. Azotlu gübre sıvısı, kavramsal olarak, tek boyutlu iletken liyetler, özellikle de hayvancılık sektörü için atıkları yüzünden Meksika Körfezi’nde üzerinde etkileşim halindeki elektronların yetiştirilen yem bitkilerinin gübrelenmesiy- yaklaşık 15 km2 lik bir alanda oluşan azot davranışlarını açıklayan kuramsal bir mo- le oluşuyor. Aslında soluduğumuz havanın protoksid (nitrous oxide, bir çeşit sera gazı) deldir. Bu modelde tek boyutlu iletken üze- % 78’inde bulunan ve vücudumuzun yak- sonucunda tüm bu alanda biyolojik yaşam rindeki parçacıklar birbirlerinden ayrılarak laşık % 3’ünü oluşturan azotun kendisi so- sona ermiş durumda. Uzmanlar, duyarlı ve farklı hızlarla hareket eder. run yaratmıyor. Havada bulunan azot, dur- etken bir şekilde yapılan tarımsal uygula- gun moleküler azot (N2) halinde ve hiçbir maların bu sorunu birazcık olsun çözebi- kimyasal tepkimeye girmiyor. Sorun olan, leceğini düşünüyor. Örneğin, gübrelenecek yaşadığımız çevreye büyük hasar veren Crete Teknik Üniversitesi (Yunanistan) araştırmacılarından Dimitri Angelakis ve çalışma arkadaşları laboratuvar ortamında Luttinger sıvısı üretmeye bir adım daha yak- laştı. Deney düzeneğinde, İki farklı türdeki atomu bir çukurda yakalayıp karşılıklı iki lazer ışını setine maruz bıraktılar. Bu lazer çiftinden birinin kapatılması ile fotonların bu optik tel üzerinde ayrışıp hareket ettiği gözlenmiş. Tıpkı Luttinger sıvısı modelinde önerildiği gibi. 6
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Proje Sergisi Hacettepe Üniversitesi, Fen ve Mühen- dislik Fakültelerinin 40. Kuruluş yıl- dönümü nedeniyle ortak bir Proje Yarışması düzenliyor. Lisans düzeyindeki bu proje yarışmasına ilgili bölümlerimizden katılan projeler 25-26 Mayıs 2011 tarihinde Ha- cettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Otomotiv Mühendisliği Laboratuvarında sergilenecek. TÜBİTAK Şenlikle ilgili ayrıntılı bilgiye ve katılım atıldığından bahsediliyor. Britanya Üni- 14. Ulusal Gökyüzü koşullarına şu adresten ulaşabilirsiniz: versitesi Londra Koleji’nde çalışmalarını Gözlem Şenliği sürdüren sinirbilimciler, farelerde sinir http://senlik.tug.tubitak.gov.tr hücrelerinin görevlerini bağlantı detayla- Alp Akoğlu rıyla birlikte açıklayacak bir yöntem ge- Beynimizin liştirdi. Bu çalışmada, farenin beynindeki TÜBİTAK 14. Ulusal Gökyüzü Gözlem Karmaşık görsel korteksten alınan doku parçasın- Şenliği, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Yapısının da yer alan binlerce sinir hücresi küme- tarafından 8-10 Temmuz 2011’de Antalya Haritasını si özel bir teknikle boyandıktan sonra, Saklıkent’te düzenlenecek. Üç gün iki gece Çıkarmak farklı frekanslarda uygulanan elektrik sürecek şenlik sırasında her yaştan gökyüzü Mümkün mü? dalgaları (dış uyaranlar) sayesinde birbir- tutkununa yönelik çeşitli etkinlikler yapıla- leriyle bağlantıları araştırılarak, çeşitli dış cak. Etkinlikte gündüzler çoğunlukla semi- Özlem Kılıç Ekici uyaranlara bağlı olarak hangi sinirlerin nerlere, atölye çalışmalarına, Güneş gözlem- nasıl tepki gösterdiği yüksek çözünürlük- lerine ve gezilere, geceler de çıplak gözle ve Beynimizde yaklaşık 100 milyar sinir lü görüntüleme tekniği ile tespit edildi. teleskoplarla yapılacak gökyüzü gözlemleri- hücresi var. Her bir sinir hücresi de Alınan sonuçlar komşu sinir hücreleri- ne ayrılacak. binlerce başka sinir hücresine tahmini nin birbiriyle olan bağlantısının tesadüf olarak 150 trilyon sinir ağı ile bağlanıyor. olmadığını, aksine özellikle bu şekilde Atölye çalışmalarında çocuklara yönelik Beynin karmaşık yapısını ve algılanan yapılandırıldıklarını gösteriyor. Görsel çeşitli etkinlikler de yer alıyor. Teleskop ya- bilginin nasıl işlendiğini çözmek için ön- olarak alınan bilgiyi işleyen sinir hüc- pımı ve gökyüzü fotoğrafçılığı gözlem şen- celikle her bir sinir hücresinin işlevini ve relerinin farklı uyaranlara karşı benzer liğinin önemli etkinliklerinden. Gökyüzü başka hangi sinir hücrelerine bağlandığı- tepkiler göstererek, aynı işlevde olanların gözlemlerindeyse takımyıldızlar çıplak gözle nı anlamak gerekiyor. Nature’da yayım- birbirleriyle bağlantılı olma ihtimalini tanıtıldıktan sonra teleskoplarla Güneş, ge- lanan bir çalışmada, beynimizdeki sinir kuvvetlendirdiği belirtiliyor. Araştırma- zegenler, bulutsular, yıldız kümeleri ve gö- hücrelerinin bağlantılarını ve işlevlerini cılar bu yöntemi kullanarak beynimizde kadalar gibi çeşitli gökcisimleri gözlenecek. haritalamak için beynin bilgisayar mo- belirli bir fonksiyondan sorumlu olan delinin geliştirilmesine yönelik bir adım bölgenin, örneğin görsel korteksin, bağ- lantı detaylarının oluşturulabileceğinden bahsediyor. Bu yöntemin, kısa zamanda beynimizin görme, düşünme, dokunma, işitme ya da hareket etme gibi işlevleri- nin gerçekleştirildiği kısımlarının sinir bağlantı haritalarının oluşturulmasına yardım edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. 7
Haberler TÜBİTAK • Abdi İbrahim İlaç Sanayi A.Ş. tarafın- TÜBİTAK Başarı Öyküleri dan geliştirilen “hipertansiyon tedavi- Doğa Şenliği sinde etkili ilaç kombinasyonu geliştiril- TÜBİTAK sanayicilerin, üniversiteler- mesi ve pilot üretimi” projesi Pınar Dündar deki araştırmacıların, kamu kurumları- • İontek İlaç A.Ş. tarafından geliştirilen nın ve geleceğin bilim insanı adaylarının “ailesel kanser tanısında uzman sistem TÜBİTAK, her yaştan insanı doğanın il- bilim, teknoloji ve yenilik alanlarında uygulaması” projesi ginç dünyasıyla buluşturmak amacıyla elde ettiği başarıların öykülerini kamu- • Altıparmak Gıda Sanayi tarafından ge- 21-23 Mayıs 2011 tarihleri arasında doğa oyuyla paylaşmak amacıyla 20 Nisan’da liştirilen “farklı coğrafi ve bitkisel orijinli şenliği düzenliyor. İstanbul’da bulunan ve Ankara’da, 22 Nisan’da da İstanbul’da Bi- balların kristalleşme özelliklerinin tespit botanik alanında çeşitli araştırma, eğitim ve lim ve Teknolojiden Sorumlu Devlet Ba- edilerek krem bal olarak değerlendiril- öğretim faaliyetleri gerçekleştiren Nezahat kanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın katılımıy- mesi” projesi Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin ev sahipliğinde la iki ayrı toplantı düzenledi. “TÜBİTAK • Prof. Dr. Enis Çetin’in yürüttüğü “bil- düzenlenecek olan şenlikte 7’den 70’e herkese Başarı Öyküleri Paylaşım Günleri” adı gisayarlı görmeye dayalı orman yangını yönelik etkinlikler yer alacak. altında yapılan toplantılarda, 2005-2010 bulma ve izleme sistemi” projesi yılları arasında başlamış ve tamamlanmış, • Baykar Makine A.Ş. tarafından geliş- Bahçe turu, kuş gözlemi, origami, sanat TÜBİTAK destekli yaklaşık 6000 proje tirilen “sabit kanat taktik insansız hava atölyeleri gibi bitki dünyasını tanıtmayı ve arasından seçilen 150 proje kapsamındaki aracı sistemi” projesi sevdirmeyi amaçlayan aktiviteler şenliğin ço- deneyimler ve başarılar bizzat proje sa- • TÜBİTAK Marmara Araştırma Merke- cuk etkinlikleri kapsamında yer alacak. Bun- hipleri tarafından paylaşıldı. zi Araştırmacısı Doç. Dr. Sezen Arat’ın ların yanı sıra tohum ekimi, ilginç bitkilerin yürüttüğü “Anadolu yerli sığır ırklarının tanıtımı ve kâğıt yapımı gibi çeşitli atölyeler TÜBİTAK bu toplantılarla kamuoyun- klonlanması” projesi de şenlik boyunca çocuklarla birlikte olacak. da bilim, teknoloji ve yenilik alanında ya- • Prof. Dr. Oya Okay’ın yürüttüğü “İs- pılan çalışmalar hakkında bir farkındalık tanbul Boğazı’nda öncelikli kirleticiler Yetişkinlere yönelik balkonda sebze yetiş- yaratılmasını, paydaşların cesaretlendi- ve etkilerinin belirlenmesi” projesi tiriciliği, bitki teşhis atölyeleri ve doğa söy- rilerek Ar-Ge çalışmaları yapmaya özen- leşileri gibi bitkiler dünyasına dair pek çok dirilmesini, hem araştırmacıların hem de TÜBİTAK’tan etkinlik de bu şenlikte yer alacak. Ar-Ge faaliyetinde bulunan kurumların yenilikçi projelere destek yeni projeler geliştirmek üzere daha bü- Herkesin katılımına açık olan doğa şenli- yük bir istek duymasını, bilim, teknoloji “Ürettiği bilgi ve geliştirdiği tekno- ği kapsamında gerçekleştirilecek tüm etkin- ve yenilik alanında çalışan tüm paydaşla- lojileri, ülkenin ve insanlığın yararı- likler ücretsiz. Doğaya, özellikle de bitkilere rın önce kendilerine sonra da Türkiye’ye na yenilikçi ürün, süreç ve hizmetlere meraklı olanlara duyurulur! güvenmelerini sağlamayı hedefliyor. dönüştürebilen Türkiye” vizyonu doğ- rultusunda bilim, teknoloji ve yenilik Ayrıntılı bilgi için: TÜBİTAK’ın desteğiyle geliştirilen alanında önemli bir atılım içinde olan www.tubitak.gov.tr/dogasenligi binlerce projeden bazıları şöyle: Türkiye, son yıllarda Ar-Ge ve yenilik göstergelerinde en hızlı gelişme sağ- • TSK’nın zırhlı muharebe aracı ihtiyacı layan ülkelerden biri oldu. Ülkemizin için FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. tara- dünyada bilim, teknoloji ve yenilik fından geliştirilen “yüksek hareket kabi- ekseninde sürdürülebilir bir rekabet liyetli, lastik tekerlekli PARS 6X6 aracı” gücüne erişmesi, Ar-Ge ve yenilik ça- projesi lışmalarında son yıllarda yakaladığımız • Arçelik A.Ş. tarafından geliştirilen A ivmenin daha da artırılmasıyla müm- enerji sınıfından % 30 daha az enerji kün olacak. TÜBİTAK bu amaçla bir tüketen “dünyanın en az enerji tüketen taraftan özel sektör, kamu ve üniversi- çamaşır makinesi” projesi telerimizdeki Ar-Ge ve yenilikle ilgili • Fiberlast Fiber Lazer Sistemleri Ltd. projeleri geri ödemesiz (hibe destek) Şti. tarafından geliştirilen “nanosaniye olarak fonlarken diğer taraftan da her darbeli fiber lazer malzeme işaretleme biri dünyanın önemli bilim ve teknoloji sistemi” projesi merkezleri arasında sayılan araştırma • Mobilera Bilişim ve İletişim Teknoloji- enstitülerinin gerçekleştirdiği araştır- leri A.Ş. tarafından geliştirilen “giyilebi- ma, geliştirme ve yenilik faaliyetleriyle lir bilişim sistemleri” ile mobil çalışanla- ülkemizin küresel rekabet gücünün ar- rı güçlendirme projesi tırılmasına katkıda bulunuyor. 8
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Sisten Su “Sağmak” İlay Çelik Hans Hillewaert İnsanların suya erişimi dünyanın pek çok Stenocara gracilipes’in kabuğunda suyu çeken tümsekcikler ve suyu iten kanalcıklar var, böylece damlacıklar ve kurak bölgesinde önemli bir sorun teşkil tümseklerde toplanan su kanalcıklar boyunca emilmeden akıyor ve böceğin ağzına ulaşıyor. ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ve UNICEF’in tahminlerine göre yaklaşık Sis toplama cihazının dayandığı önemli Burundaki İnatçı 900 milyon insan temiz içme suyundan bir prensip, suyu çeken ve iten yüzeylerin Virüs İle Savaş mahrum. Suyun uzak yerlerden evlere ve bir arada bulunması. Daha büyük ölçekli kullanım yerlerine taşınması işi ise, özel- sis toplayıcılarda ise, araştırmacılar böce- Yunus Can Esmeroğlu likle de yoksul bölgelerde büyük ölçüde ka- ğin sırtında olduğu gibi katı bir yüzey yeri- dınların ve çocukların omzuna yük oluyor. ne elek biçimindeki bir yapıyı tercih ediyor, İnsanlarda, özellikle de çocuklarda akut çünkü tamamen geçirimsiz bir yüzeydeki solunum yolu hastalıklarına yol açan C İnsanlar için durum böyleyken, yine çok damlacıklar rüzgâr tarafından savrulup tipi Rinovirüs (HRV-C) 5 yıl önce keşfe- kurak bir bölgede, Namib Çölü’nde yaşa- yok olabiliyor. Araştırmacılar bazı saha de- dilmişti. Şimdi de bilim insanları bu virü- yan bir böcek türü susuzlukla mücadeleye nemelerinde bir metrekare elek tabakasın- sün kültür ortamını hazırladı. Bu durum, yönelik çok etkin bir mekanizmaya sahip. dan bir günde bir litre kadar su toplamayı virüsün bulaşma mekanizmasının ortaya Namib böceği olarak da adlandırılan Ste- başarmış. çıkarılabilmesi ve hatta iyileştirici ilacının nocara gracilipes sabah sisini özel bir yapıya bulunması için önemli aşamalardan biriydi. sahip tümsekli sırt bölgesinde topluyor ve Sisten su toplama cihazları ne kadar sonra da oluşan damlacıkları ağzına akıtı- etkin hale getirilirse getirilsin, bu sistem- Ame r i k a’d a k i yor. MIT’den Shreerang Chhatre, bu doğal lerin yaygın olarak uygulanabilirliği başka Wisconsin-Madi- mekanizmadan esinlenerek susuzluk tehli- ekonomik ve sosyal etmenlere de bağlı. Her son Üniversitesi kesiyle karşı karşıya olan fakir insanlara fay- şeyden önce bu sistemlerin öncelikli hedef bilim insanların- dalı olabileceğini düşündüğü bir yöntem ge- kitlesini oluşturan insan toplulukları çok dan Yury Bockhov liştirmeye çalışıyor. Chhatre, tıpkı böceğin düşük ekonomik güce sahip. Ayrıca hedef ve ekibi, kültür sırt bölgesi gibi, suyu çekip sonra da oluşan kitledeki insanların, özellikle de eve su ge- ortamında HRV- damlacıkları toplayacak cihazlar geliştirme- tirilmesinden (genellikle) sorumlu olan ka- C’nin iki formunu yi hedefliyor. Chhatre bir yandan bu pro- dınların bu tür projelere dâhil edilmesi çok yetiştirdi. Bu virüs jenin teknik ve mali yönleriyle uğraşırken önemli. bir burun ameliya- bir yandan da MIT’de kimya mühendisliği tında alınmış olan dalında doktora çalışmalarını sürdürüyor. Chhatre’ın projeyi yürüttüğü MIT’de bir sinüs dokusu merkezin yöneticisi Iqbal Z. Quadir dün- üzerindeki koloni- Sis toplayan cihaz damlacıkları çeken, yadaki tuzsuz suyun üçte birinin havada den elde edilmiş- eleğe benzer (delikli) bir tabakadan ve ona bulunduğunu, sisten su toplama teknolo- ti. Daha sonra virüsün genomu plasmid bağlı bir depodan oluşuyor, damlacıklar jileri yeterince gelişirilip anlamlı miktarda olarak bakterilere aktarılıp kopyalandı. bu depoda toplanıyor. Chhatre bu cihaz- su toplanabildiğinde bu yöntemin ticari Elde edilen DNA parçaları ile de yeni vi- larda kullanılan malzemelerle ilgili araştır- uygulamasının olabileceğini vurguluyor. rüs RNA’sı üretildi. Bu RNA’lar da normal malara da katılmış; bu tür malzemelerin Chhatre sisten su toplamanın hem tekno- hücre hattına aktarılarak enfeksiyona se- etkinliğinin önemli ölçüde geliştirildiğini lojik hem de ticari açıdan henüz bebeklik bep olan virüs üretilmiş oldu. düşünüyor. Chhatre sis toplayan cihazları çağında olduğunu kabul ediyor ve sisten su uygulamaya geçirmesini sağlayacak planlar toplama çalışmalarının ilerlemekte olan bir üzerinde çalışıyor. süreç olduğunu belirtiyor Sis toplamaya olan ilgi 1990’lı yıllarda gelişmiş ve Stenocara gracilipes’le ilgili yeni araştırmaların yapıldığı 2001’den bu yana daha da artmış. Bazı araştırmacılar bu me- kanizmanın insanlık için taşıdığı potansi- yeli fark etmiş. Kanada’da FogQuest adlı bir hayır kurumu Şili’de ve Guetamala’da bazı denemelerde bulunmuş. Chhatre kimya mühendisliği eğitimi alırken malzemelerin ıslanabilirliği, sıvıları çekme ya da itme yönündeki eğilimleri ko- nusuna odaklanmış. MIT’de Chhatre’ın da aralarında bulunduğu bir grup araştırmacı bu konuda ilerlemeler sağlamış. 9
Haberler de yapılan nanoteknoloji ve nanobilim ala- göstermeleri istendi. Fotoğraflardan nındaki çalışmalar ile buluşturmak şeklinde birinde doğru tadı tanımlayan bir besin, 4. Nanoteknoloji özetliyor. Profesyonelce organize edilmiş diğer fotoğrafta yanlış tadı tanımlayan Günü Bilkent 4.Nanoteknoloji Günü’ne katılım da hayli bir besin, üçüncü fotoğrafta ise tatsız bir Üniversitesi’nde yüksekti. Sadece Bilkent Üniversitesi ve An- içecek içtiklerinde seçmeleri beklenen bir Gerçekleştirildi kara’daki üniversitelerden değil Ankara dı- bardak su vardı. Deney toplam 40 içecek şındaki pek çok üniversiteden öğrencilerin olmak üzere, her farklı tattaki içecek, beş Özlem İkinci de dinleyici olarak katıldığı bu organizasyon farklı yoğunlukta içirilerek tekrarlandı nanoteknoloji ve nanobilim konusuna gös- ve içecekler çocuklara rastgele bir sırayla Bilkent Nanoteknoloji Kulübü’nün, terilen yoğun ilginin bir kanıtı gibiydi. verildi. İki içecek arasında çocuklar Nanoteknoloji Araştırma Merkezi ağızlarını su ile temizledi. Belli bir tadın (Nanotam) işbirliği ile düzenlediği 4. Na- Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Ku- beş farklı yoğunluğundan en az üç tanesine noteknoloji Günü 2 Nisan 2011’de Bilkent lübü yüksek lisans ve doktora çalışmaları doğru tepki vermeyen çocukların tat alma Üniversitesi’nde gerçekleşti. yapan araştırmacılarla toplantılar ve ko- bozukluğuna sahip olduğu düşünüldü. nuşmalar düzenliyor. Bilkent Üniversitesi Bu durumda olan çocukların oranı % 9,5 Kulübün bilimsel danışmanı Prof. Dr. Nanoteknoloji Kulübü web adresi: www. olarak tespit edildi. Yani 432 çocuktan Ekmel Özbay’ın açılış konuşmasını yaptığı bilkentnano.com 41 tanesinda tat alma bozukluğu olduğu 4. Nanoteknoloji Günü’nde ODTÜ Fizik sonucuna ulaşıldı. Bölümü öğretim üyesi ve Güneş Enerjisi On Çocuktan Araştırma ve Uygulama Merkezi (GÜNAM) Birinde Tat Alma Tat alma bozukluğu yüz felci, böbrek Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan “Nanotekno- Bozukluğu Var yetmezliği ve şeker hastalığı gibi çeşitli loji ve Güneş Enerjisi”, Bilkent Üniversitesi hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Kimya Bölümü öğretim üyesi ve Malzeme Özlem İkinci Fakat Laing kronik orta kulak iltihabının Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü müdür çocuklarda tat alma bozukluğuna sebep yardımcısı Prof. Dr. Engin Akkaya “Kimya Şekerin tadını alamayan bir çocuk olduğundan şüphelendiğini belirtiyor. ve Nanoteknoloji”, Koç Üniversitesi Fizik olur mu hiç? Son günlerde yapılan Laing tat almada görevli, chorda tympani Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Alper Kiraz bir araştırmaya göre 10 çocuktan biri denilen ana sinirin beyin sapına giderken “Işıyan Tek Nano-Parçacıklar ve Optik Mik- besinlerin tadını alamıyor. Bu tür tat alma orta kulaktan geçtiğini, buradaki virüs, ro/Nano Kovuklar”, Hacettepe Üniversitesi bozukluklarının beslenme değişikliğine bakteri ve yangı proteinlerinin bu sinire Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Emir yol açarak obezitenin artışında önemli hasar vermesi sonucunda tat alma Baki Denkbaş “Tıp ve Sağlık Bilimlerinde rol oynadığı düşünülüyor. Sidney’deki bozukluğunun ortaya çıktığını düşünüyor. Nanoteknoloji”, Bilkent Üniversitesi Makine New South Wales Üniversitesi’nden David Mühendisliği öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Laing ve meslektaşları yaşları 8-12 arasında Bu bozukluğun obezite artışına Sinan Filiz “Biyolojiden Esinlenen Üretim” değişen 432 çocuğun tat alma duyularını katkısı olabileceği düşünülüyor. Örneğin başlıklı konuşmalarıyla katılımcılara nano- test etti. Her çocuk şeker, tuz, sitrik asit şekerin tadını alamayan bir çocuğun teknolojinin farklı alanlardaki uygulamala- ve kinin hidroklorür içeren su bazlı çok tuzlu beslenmeyi denemesi gibi, tat rıyla ilgili bilgi verdi. içeceklerin tadına baktı. Her bir içecekten alma duyusunun kaybolmasıyla pek çok sonra çocuklara üç fotoğraf gösterildi ve besinin tadının önemli derecede değişik Kulüp başkanı Alper İlhan böyle bir günü aldıkları tadı en iyi tanımlayan fotoğrafı algılanacağı, bu yüzden de farklı beslenme organize etmelerindeki amacı, nanotekno- şekillerinin denenebileceği düşünülüyor. loji ve nanobilimle ilgilenen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri başta olmak üzere tüm akademisyenleri Türkiye genelin- 10
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Tevatron’da la parçacığın oluştuğunu gösteriyor. Bu modellerin ve sistematik hata hesaplarının ne gözlendi? analiz çok karmaşık olmasa da, beklenme- diğer CDF analizlerinde de kullanılıyor Ya fiziği yen sonucu yorumlamak kolay değil. Ön- olması ve sorun çıkarmaması bu ihtimali değiştirecek bir celikle eğer sonuç doğruysa, parçacık fizi- azaltıyor. Yine bu gibi deneylerde bir so- keşif ya da ğinin standard modelinde öngörülmeyen nuç duyurulmadan önce deneyde çalışan yanlış alarm başka bir bozonun varlığına işaret ediyor tüm fizikçilerin onayının alınması zorunlu demektir . Bunun CERN’deki deneyler- ve CDF deneyindeki fizikçi sayısı yaklaşık Zeynep Ünalan de gözlenmesi hedeflenen Higgs bozonu 700. Bu da, araştırmacıların sonuçtan pek olamayacağı belirtiliyor. Çünkü bu kütle de şüphe etmediği izlenimi veriyor. Deneysel verilerle kuramsal beklentile- aralığındaki bir Higgs parçacığı iki hafif rin karşılaştırıldığı tüm bilimsel araş- kuarka bozunmuyor. O zaman doğada bil- Diğer yandan böylesi uyumsuzluklar, tırmalarda zaman zaman bu yaşanır: Veri- mediğimiz 5. bir kuvvet mi var ve gözlenen analiz daha fazla veri kullanılarak tekrar- lerle beklentiler uyuşmaz. Hatanın nerede şey de bu kuvvetin taşıyıcı bozonu mu? landığında ortadan kaybolabiliyor. Şim- olduğunu bulmak için geçirilen uykusuz di CDF deneyinin de planı daha çok veri gecelerin ardından hata bulunur ve bir oh Tabii böyle bir uyumsuzluk, detektör- kullanarak analizi tekrarlamak. Ayrıca veri çekilir ya da hiçbir yerde hata bulunamaz. deki elektronik imzası WW/WZ olayla- ile beklenti arasındaki uyumsuzluk çok da Veriler ve beklentiler arasındaki uyumsuz- rına benzeyen diğer çarpışma olaylarının büyük olmadığı için, CDF deneyi elde etti- luğun bir türlü ortadan kalkmaması bir yanlış modellenmiş olması, bazı olayların ği sonucu keşif olarak değil sadece bir göz- keşfin kapıda olduğunun habercisidir. göz ardı edilmiş olması, simülasyon ve veri lem olarak duyurdu. Ayrıca bütçesi ABD arasında önceden bilinen farkların yanlış Enerji Bakanlığı tarafından belirlenen Geçtiğimiz ay Şikago’nun batısında- hesaplanmış olması gibi sistematik hatalar- Fermi Laboratuvarı geçtiğimiz aylarda Te- ki Fermilab Tevatron hızlandırıcısındaki dan da kaynaklanıyor olabilir. Ancak aynı vatron hızlandırıcısı deneylerininin 2011 CDF deneyinden verilerle kuramsal bek- yılının sonlarına doğru durdurulacağını lentinin uyuşmadığı bir gözlem duyurul- açıklamıştı. Tam da deneylerin durdurul- du. Bu hızlandırıcıyı CERN’deki Büyük masına yakın bir zamanda böyle heyecan- Hadron Çarpıştırıcısı’nın biraz daha kü- landırıcı sonuçların açıklanması, kafalarda çüğü olarak düşünebilirsiniz. Tevatron Bü- soru işaretlerine neden oluyor. yük Hadron Çarpıştırıcısı’ndan iki temel farkla ayrılıyor. Birincisi burada sadece Sonuç olarak, Tevatron hızlandırıcısın- protonlar yerine protonlar ile karşı-pro- daki diğer deney olan D0 ve CERN’deki tonlar çarpıştırılıyor. İkincisi çarpışma Büyük Hadron Çarpıştırıcısı deneyleri de enerjisi daha düşük. veri ile kuramsal beklenti arasındaki farkı tespit ederse ve daha fazla Tevatron veri- Proton ve karşı-proton demetlerinin siyle bu fark ortadan kaybolmaz aksine kafa kafaya çarpıştırıldığı noktalara yerleş- daha da belirginleşirse, fiziğin kitabı baş- tirilen dedektörlerde çarpışma sonrasında tan yazılacak. Yoksa bu analiz zaman için- ortaya çıkan yeni atomaltı parçacıkların de unutulup gidecek. enerji , hız gibi bilgileri elektrik sinyalle- rine dönüştürülüyor. Sonrasında bu sin- yallerin analizi yapılıyor. Bahsettiğimiz duyuru doğadaki 4 temel kuvvetten biri olan zayıf kuvvetin taşıyıcı parçacıkları W ve Z bozonlarıyla ilgili. Analizde çarpışma sonrasında iki W bozonunun (WW) ya da bir W, bir Z bozonunun (WZ) oluştuğu çarpışma olayları inceleniyor. W bozonla- rından birinin leptona ve nötrinoya, diğer bozonun iki kuarka bozunduğu olaylar se- çiliyor. Bu çarpışma olaylarının meydana gelme sıklığının iki kuarka bozunan bozo- nun kütlesine göre dağılımı çizilip kuram- sal beklentiyle karşılaştırıldığında, belli bir kütle aralığında uyumsuzluk gözleniyor. Grafik kuramın öngördüğünden daha faz- 11
Haberler oluşturur. Bu desendeki parlak ve karanlık Çok Sosyal Etkinlik, noktalar tamamen dağınıktır. Bu nedenle Az Bilişsel Gerileme Saçılım Merceği tek başına bu deseni görüntüleme amacıy- Keskin Görüntü la kullanmak mümkün değildir. Twente Özlem İkinci Oluşturuyor Üniversitesi’nde geliştirilen ve “dalga yüzü şekillendirme” adı verilen teknikle merceğe Beyin sağlığını korumanın yolu hareketli Duygu Akbulut gelen ışığın dalga yüzünü şekillendirmek bir sosyal hayattan geçiyor. Rush Üni- ve benek deseni içinde tek bir parlak nokta- versitesi Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen Beyaz bir kâğıt, bulutlar, beyaz bir boya nın ışık yoğunluğunu yüzlerce kat artırmak ve Journal of the International Neuropsycho- tabakası, küçük parçalar halinde kırıl- mümkün. Böylece çok küçük ve parlak bir logical Society’de yayımlanan araştırmaya mış cam opaktır; baktığımız zaman arkala- odak elde edilebiliyor. Elde edilen bu odak göre sık aralıklarla gerçekleştirilen sosyal rını göremeyiz. Bunun nedeni ışığın saçıl- ise malzemeye düşen ışığın açısı değiştiri- etkinlikler ileriki yaşlarda bilişsel gerileme- masıdır. Eğer bu malzemelere çok yakından lerek bir düzlem üzerinde taranabiliyor. Bu yi geciktiriyor ya da önlüyor. Düşünme ve bakarsak boşluklu, düzensiz bir yapıya sahip düzleme altın nanoparçacıklar yerleştiren bellek yeteneklerinde kayıp yaşandığında olduklarını görürüz. En başta böylesi bir araştırmacılar saçılım merceğini kullanarak ise sosyalleşme de zorlaşıyor. Bu araştır- malzemenin görüntüleme amacıyla kulla- 100 nm altında bir çözünürlük gözlemledi. mada Rush Yaşlanma ve Bellek Projesi’nin nılmasının olanaksız olduğu düşünülebilir, katılımcılarından yaş ortalaması 80 olan ancak Twente Üniversitesi/Mesa+ Enstitü- Kısaca, düzensiz bir tabakaya sahip, 1138 kişi incelenmiş. Araştırmanın başında sü, Floransa Üniversitesi ve AMOLF FOM yüksek kırılma indisli bir malzemenin ge- katılımcılarda bilişsel yetersizlik olmadığı Enstitüsü araştırmacılarının yürüttüğü bir len dalganın kontrolüyle birleşmesi, ortaya belirlenmiş. Tıbbi geçmişleri öğrenilen ve çalışma ışığı saçan, düzensiz bir tabakaya sa- görünür ışıkta nano-yapıları çözebilen bir sinir fizyolojisi testlerini içeren değerlendir- hip, yüksek kırılma indisli bir malzemenin mercek çıkarıyor. Saçılım merceğinin küçük melerden geçen bu kişilerin sosyal etkinlik milimetrenin on binde birinden (100 nm) ve taranabilir odak noktacıkları elde etme durumları da, önceki yıl hangi sıklıkla dışa- daha küçük yapıları çözebilen bir mercek kabiliyeti onu var olan görüntüleme teknik- rıda yemek yedikleri, spor yaptıkları, günü gibi kullanılabileceğini gösteriyor. Bu çözü- lerini geliştirmek açısından önemli bir yere birlik seyahat ettikleri, arkadaşlarını ve ak- nürlük gelişmiş birçok mikroskop objektifi- koyuyor. rabalarını ziyaret ettikleri gibi sorular içeren nin sağlayabileceği çözünürlükten bile daha bir anket yoluyla ölçülmüş. Bilişsel işlevleri yüksek. Konuyla ilgili bilimsel makalenin Physi- ise eylemsel belleklerinin, anlamsal bellekle- cal Review Letters’in Mayıs ayının ilk hafta- rinin ve işler belleklerinin yanı sıra algılama Tamamen düzensiz bir tabakadan ge- sında çıkacak olan sayısında yayımlanması çen lazer ışığı girişim sonucunda rastgele bekleniyor. Makelenin bir kopyasına Comp- konumlanmış küçük ve parlak ışık nokta- lex Photonic Systems (COPS) grup sayfa- cıkları oluşturur. Karanlık ve aydınlık nok- sından ya da elektronik makale arşiv sitesi tacıklardan oluşan bu desene benek deseni arxiv.org’dan da erişmek mümkün. diyebiliriz. Saçılım merceğindeki düzensiz tabakadan geçen ışık da böylesi bir desen http://cops.tnw.utwente.nl http://arxiv.org/abs/1103.3643 Işığın klasik bir mercekle ve saçılım merceğiyle odaklanmasının karşılaştırılması merceğine şekillendirilmiş dalga yüzlerini gönderiyor. Dalga yüz- (a) Düz bir dalga yüzüne sahip ışık klasik bir yakınsak mercek- lerinin şekillendirilmesi sonucunda gözenekli yapıdan ve homo- ten geçtikten sonra bir noktaya odaklanır. Işığın ne büyüklükte jen malzemeden geçen dalgalar yakınsayan, küresel dalga yüz- bir alana odaklanabileceğini yakınsayan ışık demetindeki açılar leri oluşturuyor. Yakınsayan ışık demetinin içindeki yüksek açılar, belirler. Şekildeki mikroskop görüntüsü yüksek çözünürlüğe sa- yüksek kırılma indisiyle birleşerek ışığın nanometre büyüklüğün- hip ticari bir yağ immersiyonu objektifiyle elde edilmiştir. Sol alt de bir odak oluşturmasını sağlıyor. Saçılım merceği kullanılarak köşedeki fotoğraf ise standart bir merceği göstermektedir. elde edilmiş optik mikroskop görüntüsü, Şekil 1(a)’da gösterilen (b) Araştırmacılar bir tarafı yüksek kırılma indisine sahip homo- mikroskop görüntüsü ile aynı altın nanoküreleri gösteriyor. Sol jen yapıda olan, diğer tarafı ise gözenekli yapıya sahip saçılım alt köşedeki fotoğrafta ise saçılım merceği görülüyor; saçılım merceğinin orta kısmında ışığı saçan, opak tabaka görülebilir. 12
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 hızları ve görsel mekânsal yeteneklerinin de kezi tarafından yayımlanan bir rapora göre Uyku bozukluklarından sonra sağlığı en ölçümüne yönelik testlerle değerlendirilmiş. aşırı gürültünün Batı Avrupa’da sebep ol- olumsuz etkileyen gürültü kaynaklı sorun- Çalışmanın sonucunda son beş yıldan daha duğu ölümlerin ve sağlık sorunlarının oranı lar sırasıyla şöyle: insan sağlığını doğrudan uzun süredir daha aktif bir sosyal hayata sa- hayli yüksek. Gürültünün sağlık üzerindeki etkilemese bile insanların iyiliğini olumsuz hip olanlarda bilişsel gerilemenin az olduğu etkilerine ilişkin bu ilk kapsamlı raporda, etkileyen sinir bozukluğu (yılda tahminen gözlenmiş. En yüksek oranda (% 90) sosyal gürültü kirliliğinin hava kirliliğinden sonra 587.000 yıllık sağlıklı yaşam kaybı), okul etkinliklere katılan kişilerde ise sosyal etkin- sağlık sorunlarına sebep olan ikinci çevresel çocuklarındaki öğrenme eksiklikleri (yılda liği en az olan kişilere göre sadece 1/4 ora- etmen olduğu belirtiliyor. tahminen 45.000 yıllık sağlıklı yaşam kaybı) nında bilişsel gerileme tespit edilmiş. Ancak ve kulak çınlaması (yılda tahminen 22.000 sosyal etkinliğin bilişsel gerilemeyi nasıl ön- Raporun yazarlarından, WHO’nun gü- yıllık sağlıklı yaşam kaybı). lediği ya da geciktirdiği henüz tam olarak bi- rültü programı yöneticisi Rok Ho Kim, linmiyor ve mekanizmasının çözülebilmesi 2001’de tahminen 340 milyon yetişkin nüfu- Bu veriler gürültü kirliliğinin hükümet- için gelecekte ileri düzey araştırmaların ya- sa sahip batı Avrupa’da insanların yılda en az lerin farkına varması ve önceliklendirmesi pılması gerekiyor. 1 milyon yıllık sağlıklı yaşam kaybına (sağlık gereken bir sağlık tehdidi olduğunu orta- üzerindeki etkinin, sağlıklı yaşama süresin- ya koyuyor. Kim, Avrupa Komisyonu’nun deki kısalma cinsinden bir ölçüsü) uğradı- şimdiden maksimum gece gürültü düzeyi ğını belirtiyor. Hava kirliliğinden kaynaklı sınırını 40 desibel olarak belirlediğini söy- sağlıklı yaşam kaybınınsa yılda 4.5 milyon lüyor. yıla denk olduğu tahmin ediliyor. Kim şu anda alınabilecek üç tür tedbir Raporda en çarpıcı etkinin kalp hastalık- olduğunu söylüyor. İlki ve en önceliklisi ları yoluyla gerçekleştiği, Avrupalılar’ın gü- gürültüyü kaynağında azaltmak amacıyla rültüyle ilişkili kalp hastalıklarından dolayı otomobilleri, trenleri ve uçakları daha sessiz yılda tahminen 61.000 yıllık sağlıklı yaşam çalışır hale getirmek. İkincisi yerel yöne- kaybına uğradığı ve yılda tahminen 3000 ki- timlerin kalabalık yollarla yerleşim yerleri şinin öldüğü belirtiliyor. arasına ses engelleri koyması ya da yolları yerleşim yerlerinden uzağa yapması. Ayrı- Gürültünün, insanlar uyku halindeyken ca daha gürültüsüz lastiklerin ve çok göze- bile kan basıncını, stres hormonlarının ve nekli yol yüzeylerinin yaygınlaştırılmasının yağ asitlerinin kandaki yoğunluklarını ar- da gürültüyü azaltmaya katkı sağlayacağı tırdığı gösterilmiş. Bu unsurlar zamanla da- düşünülüyor. Üçüncüsü ise bireysel olarak marların tıkanmasına yol açarak kalp krizini alınabilecek tedbirleri, örneğin gürültüden tetikleyebiliyor. korunmak için çift cam sistemlerinin kulla- nılması, kapsıyor. Kalp krizi gürültüden kaynaklı en ciddi ölüm sebebi olsa da aslında tek başına en Kim Avrupa Birliği’nin gürültüyle ilgili büyük etki uyku bozukluğu yoluyla oluşu- ciddi anlamda eyleme geçen ilk büyük eko- yor. Gürültüden kaynaklı uyku bozuklukları nomi olduğunu, ABD’ninse bu konuda yak- Avrupalılar’a tahminen yılda 903.000 yıllık laşık 10 yıl geriden geldiğini belirtiyor. sağlıklı yaşam kaybına mal oluyor. Gürültü Yaşamı Tehdit Ediyor İlay Çelik Hava ve gürültü kirliliği şehir hayatının en bilinen problemleri arasında. Ama hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde araştırılıp ön plana çıka- rılırken gürültü kirliliği sadece stres düzeyi- mizi artıran görece önemsiz bir etmen gibi algılanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Komisyonu Birleşik Araştırma Mer- 13
Merak Ettikleriniz Değerli Okuyucularımız, Aft ve Uçuk Arasındaki Farklar Nelerdir? Bilimveteknolojikonularındamerak ettiğiniz, kafanızı karıştıran, düşündürücü sorularınızı [email protected] Aft, ağzın içinde genellikle hareketli bölgelerde, yani yanak ve adresine yollayabilirsiniz. dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, diş eti Tüm okuyucularla paylaşabileceğimiz sorularınızı değerlendirecek üzerinde görülen solgun bir sarı-kırmızı hale ile çevrili, hayli ağrılı, ve yerimiz elverdiğince yanıtlamaya çalışacağız. ülserleşmiş yaralardır. Gülmeyi, konuşmayı ve çiğnemeyi güçleşti- İlginç bilimsel sorularda buluşmak üzere... rir. Aft oluşumu çok yaygındır, toplumda en az beş kişiden biri aft sorunu ile karşı karşıyadır. Kadınlar erkeklere göre daha hassastır. Yeraltı zenginlikleri hep Asya, Avrupa ve Afrika’daki ülkelerde. Her yaşta aft oluşumu görülebilir, ancak yapılan araştırmalar buluğ Grönland’da, kutuplara yakın başka yerlerde çok maden yok. çağındaki gençlerde daha sık aft görüldüğünü ortaya koyuyor. Aft Dünya’nın kutuplardan basık şeklinin veya oluşumu sırasındaki yaraları genellikle tek olarak oluşsa da aynı anda ağzın içinde bir- süreçlerin bununla bir ilgisi var mıdır yoksa sebep iklim olabilir mi? den fazla yara da oluşabilir. Yaraların büyüklükleri 1 mm ile 10 mm arasında değişebilir. Aftların oluşum sıklığı kişiden kişiye farklılık Tuğba Meriç Gülmen gösterir. Bazı kişilerde yılda 1-2 defa oluşurken, bazılarında daha sık hatta sürekli oluşabilir. Aftın oluş nedeni tam olarak bilinmiyor. Tek Yeraltı zenginlikleri, yani fosil yakıtlar (doğalgaz, petrol, kö- bir kişi için bile birden fazla faktör olabilir. Aft yaralarının oluşumu- mür), metalik maden yatakları (demir, bakır, gümüş vs.) ve na bakteri ya da virüs neden olmaz. Aftın oluşumunu hızlandıran endüstriyel hammaddeler (borat, zeolit, kaolinit, fosfat vs.) Dün- ya da seyrini kötüleştiren birçok faktör vardır. Bunlar arasında B12 yamızın her tarafında ve oluşum koşullarının uygun olduğu her vitamini, folik asit ve demir eksikliği, stres, ağız mukozasını tahriş ortamda görülebildiği gibi, Antartika ve Grönland gibi Güney ve edebilecek yiyecekler, gıda alerjisi, sigara, ağızda meydana gelen ya- Kuzey Kutup bölgelerinde de görülebilir. Ancak, bu bölgelerin ralanmalar ve tahrişler, diş macunundaki birtakım kimyasallar, sis- bazı alanlarda 3-4 km kalınlığında buz kütleleriyle örtülü olması temik hastalıklar, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve hormonal de- ve yaşam koşullarının son derece zor olması nedeniyle bu alanlar- ğişiklikler en önemlileridir. Aftlar bulaşıcı değildir. Aft yaraları için da buz kütleleri altındaki kıtasal veya okyanusal kabukta yer alan özel bir tedavi yoktur, genelde herhangi bir müdahale yapılmadan, yeraltı zenginliklerinin tespit edilmesi son derece zordur. Üstelik kendi kendine 7-15 günde iyileşir. Ancak, ağrıyı hafifletecek bir ta- şu an için hiç de ekonomik değildir. Buna rağmen, günümüzde kım topikal kremler veya gargara solüsyonları kullanılabilir. gelişmiş ülkelerin konsorsiyumlar halinde hem Güney hem de Kuzey kutup bölgelerinde oluşturduğu araştırma ve keşif labo- Uçuk ise aftın tam tersine genellikle ağız dışında, dudak veya ratuarlarında bu tip araştırmalar yapılıyor olabilme ihtimalini de burun üzerinde ya da çevresinde meydana gelen, içi su toplamış göz ardı etmemeliyiz. kabarcıklardır. Uçuk bulaşıcıdır ve oluşumuna Herpes simpleks (HSV- tip I) adı verilen bir virüs yol açar. Uçuk virüsü vücuda Prof. Dr. Cemal Tunoğlu girdikten sonra sinir hücrelerine girer ve sinir düğümüne kadar çıkıp oraya yerleşerek burada 14 dormant halde yani etkin ol- mayan bir halde bekler. Bağı- şıklık sisteminin zayıf düştüğü durumlarda çoğalarak sinir hücrelerinden deri yüzeyine doğru hareket eder ve uçuk kabarcıklarını oluşturur. Uçu- ğun çıkacağı bölgeler önceden kaşınmaya ve sızlamaya başlar. İçi sıvı dolu olan kabarcıklar za- manla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak yara haline dönü- şür. Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar, aşırı güneş ışığı ve UV ışınları, stres, yorgunluk, uykusuzluk ve hormonal değişiklikler uçuğun tekrarlamasında etkili olabilir. Uçuğun etkili bir tadavisi yoktur, ancak antiviral kremler kullanılabilir. Uçuğa neden olan Herpes virüsü bazı durumlarda uçuk yarasından vücudun başka kesimlerine yayılabilir. Örneğin parmaklarda ve gözlerde uçuk yaraları oluşabilir. Bulaşıcı olduğu için, uçuklu insanların sık sık ellerini yıkamaları tavsiye edilir. Dr. Özlem Kılıç Ekici
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 [email protected] Evrende olabilecek en düşük sıcaklık -273,15 santigrat derece (°C) En düşük sıcaklığa ulaşmada rekoru elinde tutan ise Helsinki ama bu seviyeye ulaşılamamış diye biliyorum. CERN de bile bu Teknoloji Üniversitesi’ndeki düşük sıcaklık laboratuvarı. Rodyum seviye -272. Peki bundan daha düşük sıcaklığın olamayacağı nereden metalinin kademeli olarak soğutulduğu deneyde yine manyetik alan biliniyor? Ulaşılan en düşük sıcaklık nedir? Nasıl ölçülüyor? kullanılıyor. Nükleer özelliklerinden ve spinlerinden yararlanılan atomlar deneyde belli termodinamik süreçlerden geçirilerek sıcak- Harun Kökten lıkları 100 pikoKelvin’e (0,0000000001 K) kadar düşürülüyor. Geçen ay mutlak sıfır derece olarak adlandırılan 0 Kelvin’e Gördüğünüz gibi virgülden sonraki sıfırlar gittikçe artıyor. Ancak (-273,15 °C) niçin ulaşamadığımızdan bahsetmiştik. Mutlak bir türlü mutlak sıfır olmuyor. Peki bu kadar düşük sıcaklıklara ulaş- sıfıra ulaşamıyoruz, ancak çeşitli tekniklerle laboratuvarlarda mutlak mak neden bu kadar önemli? Yukarıda bahsettiğimiz süperiletkenlik sıfıra çok çok yaklaşılabiliyor. ve buzdolapları teknolojik sebeplerden sadece ikisi. Bunun önemini ileriki sayılarımızdan birinde geniş bir yazı olarak ele alacağımızı be- lirterek bu kısa cevabımızı noktalayalım. Dr. Zeynep Ünalan Bazı insanlar neden renk körüdür? Kuvvetli Renk körü olan pek çok kişi aslında renkleri görebili- yor. Sadece bazı renkleri birbirinden ayırt etmekte zorluk çe- kiyor. Gözün retina tabakasında sinir hücreleri, ışık almaçları ve bu almaçlarda siyah ve beyazı algılayan çubuk şeklinde hücreler ve di- ğer renkleri algılayan koni şeklinde hücreler bulunuyor. Koni hüc- relerde bulunan ve renkli görmeyi sağlayan kırmızı, yeşil ve mavi pigmentlerden biri ya da ikisi olmadığında ya da olması gerekenden CERN ‘deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda proton demetlerini az olduğunda renk körlüğü ortaya çıkıyor. Renk körlüğü doğuştan istenilen yörüngede tutmak için süperiletken mıknatıslar kullanılı- yor. Mıknatısların süperiletken hale gelmesi için 1,9 Kelvin’e kadar olabileceği gibi geçirilen hastalıklar sonucunda sonradan da oluşa- soğutulması gerekiyor. Soğutma işlemi sıvı helyum kullanılarak ya- pılıyor. Gazların yüksek basınç altında sıvılaştığı ve soğuduğu 19. biliyor. Ama asıl genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Göz hastalıkları, yüzyıldan beri biliniyor; bildiğimiz buzdolaplarında kullanılan yön- tem de bu. Gazlar kullanılarak yapılan ultra soğuk buzdolaplarında bazı tedaviler ve yaşlanma gibi nedenlerle de gelişebilen renk körlü- sıcaklık 0,001 K’e kadar düşürülebiliyor. Ancak çok daha düşük sı- caklıklara ulaşabilen ve bunun için tasarlanmış özel düzenekleri olan ğünde ise mavi ve sarı renklerin algılanmasında sorun yaşanıyor. Bu laboratuvarlar var. Bunlardan en bilineni Boulder’daki Colorado Üniversitesi’nde. Burada lazerle soğutma tekniği kullanılıyor. Lazer durum kadınlarda % 1 oranında görülürken erkeklerde % 8 oranın- ışığı üzerine gönderildiği atomlar tarafından soğurulursa atomların sıcaklığı artırıyor. Ancak lazer gaz atomlarından saçılırsa tersi bir da görülüyor. En sık rastlanan renk körlüğünde genellikle kırmızı ve durum gözleniyor. Lazer gaz atomlarından enerji alarak saçılıyor ve atomlar soğuyor. Bu yöntemle mutlak sıfıra milyonda bir derece yak- yeşil tonlar ayırt edilemiyor. Gözlüklerde kullanılan özel filtreler ya laşılabiliyor Yani ulaşılan sıcaklık 0,000001 Kelvin. da kontak lenslerin kullanımı renk körlüğü sorunu yaşayan kişilere Kullanılan bir diğer yöntem buharlaşma ile soğutma. Sıcak bir bardak çaydaki sıcak su moleküllerinin havaya karışması sonucu yardımcı olsa da renk körlüğü genellikle tedavi edilemiyor. bardakta kalan moleküllerin soğuması gibi, manyetik alan kullanı- larak bir alana hapsedilen atomlardan enerjisi çok olanların kaçması Dr. Özlem İkinci sağlanıyor. Geriye soğuk (enerjisi düşük) atomlar kalıyor. Lazerle ya da buharlaşmayla soğutma yöntemlerinin kuramsal açıklaması Bo- se-Einstein yoğunlaşması. Yani enerjisi düşük atomların hep birlikte en düşük enerjili kuantum seviyesine yerleşmesi. Manyetik alanın kullanıldığı soğutma işlemlerinde hidrojen ve helyum gibi hafif atomlar yerine sezyum, rubidyum gibi daha ağır atomlar kullanılıyor ve 0,00000001 Kelvin‘e kadar soğutma sağlanabiliyor. 15
Ctrl+Alt+Del Levent Daşkıran Akıllı Telefon İnsanı Vezir de Eder Rezil de Peki nasıl? Korsanlar, normalde Android sıtlamanızı sağlayan mobil güvenlik çözümleri Market’te 2 dolara yakın bir fiyata satılan bu ya- de yine Android ve Windows Mobile platform- zılımın ilk bakışta gerçeğe benzeyen bir kopya- larının kullanıcıları için bir çare olabilir. Detaylı sını oluşturdu ve bu korsan sürümün Android bilgiyi www.symantec.com/connect/blogs/ yazılımlarının el altından dağıtıldığı platform- android-threat-tackles-piracy-using-auste- lara sızmasını sağladı. Yazılımı bu kaynaklar- re-justice-measures adresinde bulabilirsiniz. dan indirip yüklemeye çalıştığınızda, siz yazı- lımın telefonunuza kurulmakta olduğunu dü- Android işletim sistemi üzerindeki Walk and Text uygulamasını şünürken yazılım önce size ait isim, telefon nu- taklit eden yazılım, akıllı telefonlar üzerindeki tehditlerin nereye marası ve IMEI gibi bilgileri kendi sunucusuna varabileceği konusunda ciddi bir örnek. gönderiyor. Daha sonra telefonunuzda kayıtlı Kişisel bilgisayarlara benzer özelliklere ve olan tüm numaralara “Ben hırsızlık yaptım, siz yeteneklere sahip akıllı telefonlar yaygınlaş- siz olun sakın benim yaptığımı yapmayın” ya- tıkça, bu aygıtlardaki kişisel bilgilerin gizliliği- zan bir kısa mesaj gönderiyor. En sonunda da ne yönelik endişeler ve bu bilgilere yönelik sal- siz program kuruldu, çalışmaya başlayacak di- dırılar da artmaya başladı. Aslında bu amaçla ye beklerken “Bu yaşadığın sana iyi bir ders ol- yazılmış virüsler ve casus yazılımlar yeni değil, sun, ay sonunda faturanı kontrol etmeyi unut- akıllı telefon virüslerine daha önce de rastla- ma” gibi bir mesaj görüntülüyor. mıştık. Fakat Walk and Text adlı Android uygu- lamasını taklit eden bir uygulama, geçtiğmiz İş bir kez bu noktaya geldikten sonra, ge- ay şimdiye kadar akıllı telefonlarda eşi benze- ce yarısı siz uyurken dünyanın bir ucunda- ri görülmemiş bir ilke imza attı. ki servisleri arayıp sabaha kadar hattınızı açık tutacak yazılımlar hayal etmek de hiç zor de- ğil. Bu tarz saldırılardan korunmak için şimdi- lik en etkili çözüm, platformların kendi uygula- ma dükkânlarından edinilen yazılımları kullan- mak. Uygulamalar tarafından yönetilen tele- fon ve kısa mesaj trafiğini denetlemenizi ve kı- Eski Bellek Kartlarını USB Belleğe Dönüştürecekler Son yıllarda cep telefonlarından dijital fotoğraf makinelerine kadar, Fang-Chun Tsai’nin Collector adlı tasarımı, eski bellek kartlarınızı USB belleğe dönüştürerek bellek kartlarının kullanımının inanılmaz ölçüde yaygınlaştığına tanık yeniden kullanılır hale getirmeyi amaçlıyor. oluyoruz. Kullandığımız aygıtların yetenekleri ve özellikleri geliştikçe, bellek kapasitesine olan ihtiyaç da sürekli artıyor. Bugün satın aldığınız 1 GB bellek kartı yarın size yetmez oluyor, onu kenara koyup gidip 4 GB olanını alıyorsunuz. Kullanılmayan atıl bellek kartları da çoğu zaman bir çekmece köşesinde unutulup gidiyor. Peki bu eski kartların sun- duğu kapasite nasıl yeniden değerlendirilebilir? Fang- Chun Tsai’nin imzasını taşı- yan Collector adlı tasarımın, bu bellekleri yeniden işe ya- rar hale getirmenin şimdiye kadar gördüğüm en yaratı- cı yolu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir USB bel- lek olarak tasarlanan Collector’ün üzerinde üç adet microSD kart yuvası var. Kullanmadığınız kartları bu yuvalara yerleştiriyorsunuz ve taktığınız bellek kartlarının toplam kapasitesi kadar depolama alanı sunan bir USB belleğe sahip oluyorsunuz. Fikir güzel, tasarım güzel, yakın zamanda bu ve buna benzer ürünleri raflarda görmemek için hiçbir sebep yok. Tasa- rımı daha yakından görmek için www.yankodesign.com/2011/04/11/ combination-memory adresini ziyaret edebilirsiniz. 16
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 [email protected] Ölenlerden Geriye Kalan Verileri Kim Gömecek? Özellikle sosyal medya kullanımının artması ve in- Amerika’da kurulan LifeEnsured adlı bir şirket, öl- Öldükten sonra arkanızda bırakacağınız tenet üzerinde kendimizi ifade etmemizi sağlayan dükten sonra arkanızda bıraktığınız verilerle sizin verilerin geleceği için endişe platformların çoğalmasıyla birlikte, çoğumuz inter- adınıza ilgilenerek bu endişeyi ortadan kaldırmayı ediyorsanız merak etmeyin, onu da net üzerinde eskisinden çok daha fazla iz bırakır ol- amaçlıyor. Sizin adınıza neler yapabilecekleri ise ya- düşünmüşler. duk. Facebook profilleri, Twitter hesapları, e-posta şarken sizin yapacağınız tercihlere bağlı. Örneğin Fa- mesajları, fotoğraflar, yorumlar, notlar, biyografiler, cebook hesabınızı silebiliyor, profilinize son bir veda e-ticaret kayıtları derken, elimizde ne varsa döke sa- mesajı yazabiliyor, başkaları tarafından sayfalarınıza ça ilerliyoruz. Peki ama biz öldükten sonra tüm bun- yeni yorum yazılmasını engelleyebiliyor, kendi hakkı- lara ne olacak? nızda yazdıklarınızı geçmiş zamanla yazılmış hale ge- tirebiliyor ve dilerseniz hesabınızı yönetmesi için si- zin istediğiniz birine devredebiliyorlar. Verdikleri hiz- metler arasında kullanıcının çektiği tüm fotoğrafların kullanım haklarının serbest bırakılması veya sınırlan- dırılması, tüm adres listesine son bir veda mektubu gönderilmesi, seçilen kişilere iletilmesini istediğiniz özel mesajların iletilmesi gibi detaylar da var (bir küp altını hangi ağacın altına gömdüğünüz gibi mesela). Üstelik bunu sadece Facebook değil, Paypal ve Flickr gibi platformların da aralarında bulunduğu 30’dan fazla servis için yapıyorlar. Şimdilik beta aşamasındaki servisin detaylarını lifeensured.com adresinden öğrenebilirsiniz. Kablosuz Şarja Bir Adım Daha Yaklaştık Cep telefonu, müzik çalar, uzaktan Bu teknolojide işin güç sağlayıcı ta- kumanda, tıraş makinesi derken birbi- rafını üretmek pek sorun değil, çün- riyle uyumsuz şarj cihazlarının oluştur- kü cihazın o kısmını masaya serdiğiniz duğu kalabalık, birçok kişinin evinde için destekleyici sistemlerin büyüklüğü can sıkıcı bir noktaya ulaşmış olsa gerek. ve ağırlığı o kadar da ön planda değil. Örneğin bende yirmiden fazla şarj ciha- Ama güç alıcısını mobil cihaza yerleştir- zı var ve ne zaman sık kullanmadığım bir mek için mümkün olduğunca küçük ve şeyi şarj etmek istesem doğru şarj ciha- hafif bir çözüm üretmek zorundasınız. zını bulana kadar akla karayı seçiyorum. Yoksa iş uygulamada hiç pratik olmu- İşte Kablosuz Güç Konsorsiyumu yor. İşte dünyanın yarı iletken ürünler (Wireless Power Consortium) adlı bir bir- Texas Instruments’in yeni buluşu, mobil cihazları konusunda önde gelen şirketlerinden liktelik, bu sıkıntıya son vermek üzere kablosuz şarja bir adım daha yaklaştıracak. Texas Electronics, geçtiğimiz ay şimdi- qi adını verdiği yeni bir standart üzerin- ye dek üretilenlerden yüzde 80 daha az den kablosuz şarj olabilen cihazların yolunu açmaya çalı- yer kaplayan bir güç alıcı ürettiğini duyurdu. Bu da siste- şıyor. Prensip şu: Fare altlığına benzeyen bir şarj aygıtı alı- min taşınabilir aygıtlara ve cep telefonlarına çok daha ko- yorsunuz, elektriğe bağlayıp masanızın üzerine seriyorsu- lay uyarlanabilmesi anlamına geliyor. Şu an için 1000 adet- nuz. Bu sizin güç sağlayıcınız oluyor, bir nevi priz gibi. Daha lik bir siparişte tanesi 3,5 dolara gelen aygıt endüstriden sonra bu kablosuz şarj sistemini destekleyen eklentiye sa- kabul görürse, çok yakında masanın üzerine koyduğunuz- hip mobil aygıtı altlığın üzerine gelişigüzel bırakıyorsunuz. da kendi başına şarj olmaya başlayan cep telefonlarıyla ta- Duruşu veya pozisyonu hiç önemli değil, aygıt ve altlık bir nışacaksınız. şekilde birbirine değsin yeter. Böylece aygıtınız şarj olma- Kablosuz şarj konusunda detaylı bilgi edinmek ve ge- ya başlıyor. Fiş yok, kablo yok. Aslında bunu daha önce de lişmeleri takip etmek için www.wirelesspowerconsorti- yapanlar vardı, ama qi artık bu işi bir standarda oturtmak um.com ve www.ti.com/wirelesspower adreslerini ziya- ve uygulamaya geçirmek istiyor. ret edebilirsiniz. 17
Tekno - Yaşam Osman Topaç Elektrikli BMW Bisiklet CellScope + Yarışçıları İçin Kameralı Cep BMW, 1 serisi coupe sedan Matara Telefonu = 50× şasi üzerine bina edilmiş, tamamen Mikroskop elektrikle çalışan ActivE model Türkiye’nin en başarılı spor araçtan 700 adetlik bir deneme organizasyonlarından biri olan Herhangi bir şeye 50 kat üretimi yapacağını açıkladı. ABD’de Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun büyüterek bakmanız gerekiyorsa satışa çıkacak olan BMW ActivE, 47.si Nisan’da tamamlandı. Bisiklet ama mikroskobunuz yoksa 8,5 saniyede 100 km hıza ulaşabiliyor. sporuna uzak olan insanları da kameralı cep telefonunuza Dolu bataryalarla yaklaşık 150 km ekran başına çekmeyi başaran bu takacağınız CellScope işinizi gidebilen ActivE o kadar sessiz ki gibi organizasyonlarda sporcuların görecektir. Kaliforniya Üniversitesi çalıştığını anlamanız için aracın zamana karşı yarışırken su profesörlerinden Daniel Fletcher içindeki göstergelere bakmanız ihtiyaçlarına gidermek için durup ve ekibi tarafından geliştirilen gerekiyor. BMW tarafından yapılan vakit kaybetmemesi için çeşitli CellScope, özellikle gelişmemiş basın açıklamasına göre ActivE, alternatifler üretilmiş. Showers Pass ülkelerde tüberküloz ve sıtma gibi standard BMW özelliklerini sıfır tarafından üretilen VelEau 42 bu hastalıkların teşhis ve takibinde salınım özelliği ile birleştiren ilk ürünler arasında en çok dikkatimizi kullanılmak üzere tasarlanmış. seri üretim model olacak. çeken ürün oldu. Bisikletin selesinin BMW gibi lüks sınıf araç üreten altına yerleştirilen mataradan çıkan Ülkemizde de kısıtlı imkânlarla fen firmaların da tamamen elektrikle su borusu, gidona kadar uzanıyor bilimleri eğitimi verilen okullarda çalışan araçlar üretmeye ve manyetik bir parça ile yine kullanılabilecek bir ürün. başlaması, % 100 elektrikle çalışan gidona sabitlenmiş bir ağızlıkta son araçların geleceği açısından daha buluyor. Ağızlık, bu manyetik parçaya http://tiny.cc/cellscope da ümit veriyor. Bilindiği gibi makaraya sarılmış ve otomatik Renault tarafından Türkiye’de de olarak geri sarılabilen çelik bir telle üretilen Fluence ZE ve Kangoo sabitlenmiş. Böylece sporcunun, Express ZE’nin deneme sürüşleri normal şişeden su içerken Nisan’da yapılmaya başlandı. olduğu gibi şişeyi tekrar yerine yerleştirmekle uğraşmak yerine, www.bmw.com suyunu içtikten sonra sadece ağızlığı serbest bırakması yeterli oluyor. http://www.showerspass.com/ 18
Bilim ve Teknik Mayıs 2011 [email protected] Ödünç e-kitap Projektörlü Bataryalı LCD TV Servisi Dizüstü Bilgisayar Japonya’daki büyük deprem felaketinin ardından sık sık yaşanan ABD’deki 11.000’den fazla ve Fotoğraf elektrik kesintilerinde karşı Toshiba tarafından geliştirilen kütüphanenin üyeleri, bu Makinesi Regza LCD TV, bütünleşik bataryası sayesinde elektrik kesintisi kütüphaneler tarafından hizmete durumunda televizyonun 3 saat kadar daha çalışmasını sunulan e-kitapları artık ödünç Avuç içi (pico) projektörler, sağlıyor. Normal şartlarda çok alışkın olmadığımız bataryalı ev alabilecek. Amazon.com’da elektronik üreticilerine çılgın televizyonlarının sadece Japonya’da satışa sunulması planlanıyor. satılan Kindle e-kitap okuyucusu sayılabilecek alternatifler sunuyor. olan kullanıcılar, OverDrive. Bunlardan biri, Fujitsu tarafından www.toshiba.com com üzerinden, üyesi oldukları önümüzdeki günlerde kütüphaneye ait e-kitaplar arasında Japonya’da piyasaya sürülecek Tavuk Tüyünden Sert Plastik arama yapabilecek ve okumak olan Lifebook Serisi dizüstü istedikleri kitapları ödünç alarak bilgisayar. Bu modeli sıradan Geçen yılın Kasım sayısında sunulan rapora göre, tavuk ellerindeki e-kitap okuyucuya dizüstü bilgisayarlardan ayıran Muhammet Uzun tarafından tüyünün metil-akrilat indirebilecek. Ayrıca normalde özellik ise, DVD sürücüsü yerine kaleme alınan“Tavuk Tüyüyle gibi polimerize kimyasallarla ödünç alınan kitaplarda yapıldığında yerleştirilmiş pico projektör cihazı. Dünyayı Kurtarmak”başlıklı işlenmesi sonucu plastik pek de hoş karşılanmayan sayfa 600x800 piksel çözünürlükteki bir yazı yayımlamıştık. Uzun molekülleri birbirine daha kenarlarına not alma ve satırların bu projektör cihazı ile küçük yazısını“Olmayanı bulmaya sıkı bağlanabiliyor, bunun altını çizme gibi alışkanlıklar bu gruplara yapacağınız sunumlar çalışmanın yanı sıra sahip sonucunda da daha sağlam sistemde rahatça sürdürülebilir. için harici bir projektöre olunanların farklı amaçlarla bir plastik elde ediliyor. ihtiyaç duymayacaksınız. kullanılmaya çalışılması, Yang ve ekibi, geliştirdikleri Hatta, ödünç alınan kitaplarda LG tarafından piyasaya sürülen özellikle de atık sınıfında bu plastik türüne“feather-g- yapılması yasak olan bu tip şeyler, PJ1 dijital fotoğraf makinesi de sayılan yan ürünlerin poly”plastik ismini vermişler. isterlerse daha sonraki kullanıcıların 854 x480 piksel çözünürlükte değerlendirilmesi, dünyamızın Bu ürünün diğer bir özelliği da faydalanması için onlara da ve 15 lümen ışık akısına sahip bir geleceği için şarttır”diyerek ise, diğer plastik ürünler gibi sunulabilecek. Ayrıca, kullanıcı projektörle donatılmış. bitiriyordu. Tavuk tüyü tekrar tekrar eritilip şekil aynı kitabı tekrar ödünç aldığında Görünüşe göre, pico tipi kullanılarak geliştirilen verilebiliyor olması. Yang’ın veya satın aldığında notlarını ve projektörleri bilgisayarlar, plastik ürünler konusunda raporuna göre sadece altını çizdiği yerleri görebilecek. fotoğraf makineleri ve ciddi aşamalar kaydedilse ABD’de yılda 1.36 milyar kg cep telefonları gibi görüntülü bile, tavuk tüyünden tavuk tüyü atığı oluşuyor. www.amazon.com pek çok cihaz üzerinde yapılan saksıları saymazsak, Uzun’un belirttiği gibi, önümüzdeki günlerde sıklıkla henüz dayanıklı ve işlevsel tavuk tüyünün dünyayı göreceğiz. bir ürüne ulaşılmış değil. kurtaran ürünlerden biri Amerikan Kimya Derneği’nin olması yönünde bir adım www.fujitsu.com 241. Konferansı’nda daha atılmış oldu. www.lg.com Dr. Yiqi Yang tarafından http://tiny.cc/yiqiyang 19
Tayfun Özçelik * James Watson Nazlı Başak ** Türkiye’de * Prof. Dr., Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ** Prof. Dr., Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Bilim tarihinin en önemli buluşlarından birini yaparak DNA molekülünün yapısını keşfeden Nobel Ödülü sahibi bilim insanı James Watson ve eşi Elizabeth Watson geçtiğimiz ay ülkemizi ziyaret etti. Türkiye Bilimler Akademisi’nin konuğu olarak Bilkent ve Boğaziçi üniversitelerinin organizasyonu ile İstanbul’u ziyaret eden Watsonlar ülkemizin bilim çevreleri, sanatçıları, genç bilim insanları, üniversite ve lise öğrencileri dâhil olmak üzere geniş bir çevre ile tanıştı, ülkemizin tarihi ve kültürel zenginliklerini gördü. Bu ziyaret 2003 yılından beri tüm dünyada DNA günü olarak kutlanan hafta içinde gerçekleşti ve James Watson DNA’nın yapısının keşfinin 58. yıldönümünde dünyaya İstanbul’dan seslendi. Türkiye Bilimler Dr. Watson ile ilk kez 2005 yılında “Genetics and Akademisi Medicine Historical Network” tarafından Çek Cum- Başkanı Prof. huriyeti’ndeki Mendel Müzesi’nde düzenlenen Yücel Kanpolat bir konferansta tanışmış, birkaç ay sonra da New ile birlikte York’taki Cold Spring Harbor Laboratuvarları’nda organize bir araya gelmiştik. 15 Nisan akşamı Atina’dan ettiğimiz İstanbul’a gelen Dr. Watson, ilk olarak 1967 yılında bu etkinlik Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne gerçekleştirdiği sayesinde ziyareti anlattı. Eşi Elizabeth Watson ile bu ziyare- Dr. Watson’u tin ardından evlendikleri için Ankara ile ilgili anı- yakından ları tüm tazeliğini koruyordu. “Beni iki Türk çok tanıma olanağı etkiledi” dedi. “Biri dünyaca ünlü çocuk doktoru bulduk; bilim, Prof. İhsan Doğramacı, diğeri de ikinci cumhur- eğitim, kültür başkanınızın oğlu ünlü fizik bilgini Prof. Erdal İnö- ve sanat gibi nü.” Ardından devam etti: “Ülkem Watson School alanlarda görüş of Biological Sciences adı ile bir okul kurdu. Bu oku- alışverişi yaptık. la her yıl tüm dünyadan en başarılı 8-10 doktora öğrencisi kabul ediliyor. Bu öğrencilerin en başa- rılıları arasında ise Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden mezun dört genç var. Tek bir ülkeden ve kurumdan gelen en büyük grubu oluşturuyorsunuz. Onun için ülkenizi tek- rar ziyaret etmeyi çok istedim.” 18 Nisan 2011 Pazartesi günü Boğazici Üniver- sitesi için tarihi bir gün oldu. Burada gerçekleşen toplantıda Dr. Watson “Finding The Double Helix” başlıklı bir konuşma yaptı. Burada Bilkent Üniver- sitesi ve European Society of Human Genetics adı- 20
>< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 na Prof. Tayfun Özçelik söz alarak tüm dünyada kutlanan DNA yaptınız. Bir sonraki büyük keşif ne olabilir?” Dr. Watson’un ya- günü hakkında bilgi verdi. Kürsünün bir sonraki konuşmacısı nıtı netti: “Bilgi beyinde nasıl kodlanıyor ve işleniyor? Bu konu- Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji Bölümü öğretim üye- da hiç bir fikrimiz yok” dedi. Aslında bu konu DNA’nın diğer ba- si ve NDAL (Nörodejenerasyon Araştırma Laboratuvarı) direk- bası Francis Crick’in de kariyerinin, 1970’lerin başından 2000’le- törü Prof. Nazlı Başak oldu. Dr. Watson’un yaşamını, bilime kat- rin ortasına kadar süren döneminin ana çalışma konusu olmuş- kılarını ve bunların önemini anlattığı bir konuşma yaptı. Ardın- tu. Bu arada Watson çok ilginç bir bilgiyi de dinleyenlerle pay- dan Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Yücel Kanpolat laştı. Herkes moleküler biyolojinin “santral dogması” olarak bi- Dr. Watson’a bir plaket verdi. linen “DNA’dan RNA, RNA’dan protein üretilir” fikrinin Crick’e ait olduğunu bilir. “Aslında bunu erken dönem çalışmalarımız- Dr. Watson’un konuşmasının başlığı “Finding the Double He- da birlikte ileri sürmüştük” dedi. Konuşmaya sayısı binin üze- lix” idi; DNA molekülünün bulunuş öyküsünü bizlerle paylaş- rinde, belki iki binden fazla katılımcı geldi. Ne yazık ki bunların tı. Bir kitap olarak yayımlandığında “en çok satanlar” listesinin ancak 500 tanesi Albert Long Hall’a sığdı. Bahçeye kurulan bar- ilk sırasında yer alan ve baş rolünü Jeff Goldblum’un oynadığı kovizyon sistemine rağmen yoğun yağış nedeniyle dışarıda ka- bir film haline de getirilen bu hikâyeyi bilim çevreleri şüphesiz lanlar büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Konuşmadan sonra Eli- ki iyi biliyordu. Ama Dr. Watson samimi görüşleri ve olayların zabeth Watson’un organizasyonu ile onlarca öğrenci Dr. Watson içyüzü hakkında birinci dereceden gözlemleriyle son derece il- ile bir araya gelerek hatıra fotoğrafı çektirdi. TÜBİTAK Popüler ginç bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın video kaydına www. Bilim Kitapları arasında Türkçe’ye çevrilen İkili Sarmal adlı kita- bilkent.edu.tr/watson adresi üzerinden ulaşılabilir. Öncelikle bını imzalattılar. Aynı günün akşamı Türkiye Bilimler Akademi- aldığı eğitim üzerinde durdu, Rockefeller Vakfı tarafından ku- si Başkanı Prof. Yücel Kanpolat’ın evsahipliğini yaptığı yemekte rulan ve 15 yaşında girdiği Chicago Üniversitesi’nin insana dü- bir grup akademisyen Dr. Watson ile bir araya geldi. Prof. Şev- şünmeyi öğreten yapısından bahsetti. Daha sonra Cambridge ket Ruacan, Prof. Tarık Çelik, Prof. Aslı Tolun Watson’la başta Üniversitesi’nde Cavendish Laboratuvarı’nda DNA molekülü- tıp ve moleküler biyoloji olmak üzere eğitim konularında görüş nün yapısının bulunmasından önceki dönemin ana başlıklarını alışverişinde bulundu. sıraladı. Bunlar Indiana Üniversitesi’nde aldığı doktora eğitimi, California Teknoloji Enstitüsü-CALTECH’te yaptığı staj ve iki Dr. Watson ve eşi Elizabeth Watson 19 Nisan sabahı ülkele- Nobel Ödülü sahibi Linus Pauling ile tanışması ve Napoli’de An- rine geri dönerken ülkemizin bilimsel düzeyi ile ilgili övgüleri- ton Dohrn Zooloji Enstitüsü’nde X-ışını resminden DNA mo- ni dile getirdiler ve benzersiz bir zenginliğe sahip kültürel yapı- lekülü ile ilk tanışmasıydı. Etkilendiği bilim insanları arasında mızı daha yakından tanımak için daha uzun süreli bir seyahatin Darwin ve Mendel’den, daha sonra kendisini asıl etkileyecek kişi ne kadar yararlı olacağını söylediler. Ekim ayında International olan Schrödinger’in “What is Life?” adlı kitabından bahsetti. Ya- Congress of Human Genetics-2011 kapsamında Montreal’de tek- kın çalışma arkadaşı Francis Crick için “çok akıllı biriydi” değer- rar görüşme dileklerimizle konuklarımızı uğurladık. lendirmesinde bulundu. Bir eleştirisi iki Nobel Ödülü sahibi Li- nus Pauling ile ilgiliydi. “60 yaşının üzerindeydi ve kendine çok güveniyordu. Büyük bir olasılıkla bu yüzden literatürü yeterin- ce incelememişti ve doğru yapıyı da bu yüzden bulamadı” dedi. 83 yaşında olmasına rağmen Dr. Watson bir buçuk saat kür- süde kaldı ve dinleyicilerden gelen soruların tümüne yanıt verdi. İlginç bir soru Boğaziçi Üniversitesi’nden yöneltildi: “DNA mo- lekülünün yapısını çözerek tarihin en önemli keşiflerinden birini 21
Alp Akoğlu Suyun KozmikGezegenimizdekiSuNeredenGeldi? Kaynağı Bundan yaklaşık 20 yıl önceVoyager 1 uzay aracı altı milyar kilometre uzaktan Dünya’nın fotoğrafını çekti. Evrende ne kadar küçük bir gezegende yaşadığımızı bize hatırlatan bu fotoğrafta, Dünya yalnızca mavi bir nokta olarak görünüyordu. Bildiğimiz tek“mavi gezegen”Dünya bu rengini yüzeyinin büyük çoğunluğunu kaplayan sudan alıyor. Gezegenimiz oluştuğunda bir ateş topuydu. Bu kadar sıcak bir gezegenin içinde ya da üzerinde suyun tutunması olanaksızdı. Peki, bu kadar çok su nereden geldi? 22
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 NASA Bundan 30 yıl önce, Güneş Sistemi’nde ve genel olarak ev- rer kartopu olduğu düşünülüyor. Samanyolu’nda da çeşitli bulut- rende Dünya’dan başka bir yerde su olup olmadığı tam sularda, yıldızların çevresinde, hatta başka gökadalarda suyun iz- bir bilmeceydi. Bugünse, neredeyse baktığımız her yerde lerini görebiliyoruz. suyun izine rastlıyoruz. Mars’ta toprak altında ve buzullarda az miktarda su olsa da, gezegenin yüzeyindeki devasa nehir yatakla- Su molekülü iki hidrojen bir oksijen atomundan oluşuyor. Her rı gezegende bir zamanlar bol miktarda su olduğunu gösteriyor. ikisi de evrende bolca bulunan elementler. Üstelik bu iki element Gaz devleri Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün çok küçük oranlar- karşılaştıkları zaman şiddetle birleşmek istiyor. O nedenle aslında da sudan oluşuyor. Ama asıl dikkat çekici olan bu gezegenlerin kendi gezegenimizin dışında bolca su bulmak bizi şaşırtmamalı. büyük uyduları. Çok soğuk oldukları için çoğunun yüzeyi buz- la kaplı. Bu buzun bir bölümünün su buzu olduğu düşünülüyor. Büyük Patlama’nın ardından evrende oluşan ilk element hid- Daha da önemlisi katmanlarının altında sıvı halde su olduğunu rojen. İşte bu hidrojen ilk yıldızların hammaddesini oluşturuyor- gösteren önemli ipuçları var. Yine büyük çoğunluğu Neptün’ün du. Hidrojenden ağır elementlerse yıldız dediğimiz bu çok büyük ötesindeki yörüngelerinde dolanan ve Güneş’e yaklaştıklarında ve çok sıcak fırınlarda “pişirildi”. Yıldızların çok sıcak ve çok yo- “kuyrukluyıldızlara” dönüşen, daha küçük cisimlerin de kirli bi- ğun çekirdeklerindeki hidrojen atomlarının çekirdekleri çarpışıp kaynaşarak önce helyuma, süreç ilerledikçe de giderek daha ağır elementlerin çekirdeklerine dönüştü. 23
Suyun Kozmik Kaynağı Dünya’daki suyun tamamını bir küre içine toplayabilseydik, bu kürenin çapı yalnızca 1600 km olurdu. Kuyrukluyıldızların geldiği bölgelerde bundan daha büyük gökcisimleri var. SciencePhoto Bize en yakın bulutsulardan biri Atom çekirdeklerinin kaynaştığı bu fırınlarda da ısı çıkıyor. Bu da yıldızların parlamasını sağlıyor. olan Orion Bulutsusu’nun binlerce meydana gelen tepkimelere “termonükleer tepkime” Çok büyük yıldızlar süpernova denen çok şiddet- Güneş kütlesinde su içerdiği deniyor. Bu tepkimeler sırasında ortaya bir miktar li bir patlamayla ömürlerini tamamlıyor. Bu patla- tahmin ediliyor. mada yıldızı oluşturan maddenin çok büyük bir kıs- mı uzaya saçılıyor. Sonraki kuşak yıldızlarlar ve on- 24 ların çevrelerinde dolanan gezegenler bu yıldızların ağır elementlerde zenginleşmiş küllerinden doğuyor. Hidrojen doğrudan Büyük Patlama’nın ürünüy- ken, oksijen işte bu ölü yıldızların ürünü. Oksijen su- yun kütlece en büyük bileşeni olduğu gibi yeryüzün- deki kayaların bileşiminde de en çok bulunan element. Kendini bilimi sevdirmeye adamış ünlü gökbi- limci Carl Sagan “hepimiz yıldız tozuyuz” demişti. Aslında yalnızca oksijen değil hidrojenden ağır tüm elementler, yıldızlarda ve bu yıldızların patlaması sı- rasında oluştu. Suyun gezegenimizi oluşturan diğer tüm “kozmik” elementlerden farkı, Dünya’ya gelişi- nin diğer moleküllere ve elementlere göre biraz da- ha maceralı olması.
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Halley Multicolor Camera Team, Giotto Project, ESA NASA Günümüzde hidrojen hâlâ evrende en çok bulu- nan element. Onu helyum ve oksijen izliyor. Suyun tan gibi moleküller süblimleşmeye başlar ve Güneş Halley Kuyrukluyıldızı’nın Giotto Güneş Sistemi’nin dışlarında yoğunlaşmış oluşu, sis- rüzgârının etkisiyle Güneş’in tersine doğru uzanan uzay aracı tarafından çekilmiş temin oluşumundan sonra Güneş rüzgarının etkisiy- kuyrukları oluşur. Bu, içerdikleri suyu süblimleştir- görüntüsü. Kuyrukluyıldızın le iç bölgelerden uzaklaştığını gösteriyor. Ayrıca ge- meye başladıklarını, gaz haline geçen suyun da Gü- su buharıyla birlikte zegenler oluştukları sırada kızgın birer kaya kütlesiy- neş rüzgârı tarafından sistemin dışlarına doğru itil- başka gazlardan ve tozdan di ve en azından 200 milyon yıl kadar suyun buhar- diğini gösterir. oluşan kuyruğunun uzunluğu laşmadan bu kaya kütlelerinin içinde ya da üzerin- 100 milyon kilometreyi bulurken, de bulunması mümkün değildi. Bu nedenle iç geze- Kozmik Su çekirdeğinin çapı yalnızca genler soğurken çevrelerinde su içeren molekül bu- 15 km kadar (solda). lamazlarken, bu moleküller dış gezegenler ve uydu- Gezegenimizde 2.150.000.000.000.000.000.000 Yakın geçmişe kadar, bolca ları tarafından yakalandı. (2.150 x 1018) litre su bulunduğu hesaplanıyor. Tüm su içeren, Güneş Sistemi’nin derin okyanuslar, denizler, göller, akarsular ve yeraltı suları dondurucusunda saklanan ve Kar Hattı buna dahil. Bunu gözde canlandırmak zor. Şu şekil- kuyrukluyıldız adı verilen de ifade edilirse daha anlamlı olabilir: Dünya’daki su- kirli kartoplarının yeryüzündeki Meteorolojide “kar hattı” diye bir kavram var- yun tamamını uzayda bir küre içinde toplayabilsey- suyun en önemli kaynağı dır. Bu kavram “karla kaplı dağlık bölgelerde, dai- dik, bu kürenin çapı yaklaşık 1600 km olurdu. Kuy- olduğu düşünülüyordu. ma karla kaplı olan bölgenin yükselti bakımından rukluyıldızların geldiği bölgelerde bundan daha bü- Ancak yeni gözlemler suyun en alt sınırı” şeklinde açıklanıyor. Gökbilimciler de yük gökcisimleri var. Örneğin Plüton’un çapı yakla- başlıca kaynağının kuyrukluyıldızlar benzer şekilde, suyun buz halinde bulunabilece- şık 2300 km ve yüzeyini oluşturan ince kabuğunun olmayabileceğine işaret ediyor. ği Güneş’e en düşük uzaklığa “kar hattı” diyor. Gü- altında 100-180 km kalınlığında bir buz katmanı ol- Fotoğrafta 1995’te keşfedilen neş Sistemi’nin kar hattının kabaca Mars ile Jüpiter duğu tahmin ediliyor. Yine bu bölgede bulunan daha ve geçtiğimiz yüzyılın en parlak arasında, asteroit kuşağının dışlarında olduğu tah- küçük cisimlerin su oranlarının çok daha yüksek ol- kuyrukluyıldızlarından biri min ediliyor. Her ne kadar kesin bir çizgi olmasa da duğu tahmin ediliyor. olan Hale-Bopp kuyrukluyıldızı Güneş’e bu hattan daha uzakta olan suyun buz ha- görülüryor. linde bulunduğu kabul ediliyor. Dünya’da kayalarda bulunan oksijen ve hidroje- nin çeşitli kimyasal tepkimelerle zaman içinde bir- Atmosferin olmadığı ortamda buz doğrudan su leşerek suya dönüşmüş olması mümkün. Ancak yer- buharına dönüşebiliyor, yani süblimleşebiliyor. An- yüzünü kaplayan suyun ancak küçük bir bölümünün cak bu, sıvı haldeki suyun buharlaşarak su buharına bu şekilde oluştuğu sanılıyor. dönüşmesine göre çok daha yavaş gerçekleşiyor. Ge- zegenler güçlü kütleçekimleri sayesinde sıvı haldeki Yakın geçmişe kadar bolca su içeren, Güneş suyun uzaya kaçmasını önleyebiliyor, ama su toz par- Sistemi’nin derin dondurucusunda saklanan kirli çacıklarının, küçük göktaşlarının, kuyrukluyıldızla- kartopları kuyrukluyıldızların yeryüzündeki suyun rın ve asteroitlerin kütleçekiminden kolayca kaçabili- en önemli kaynağı olduğu düşünülüyordu. Senar- yor. Bu nedenle özellikle küçük cisimlerin su içermesi yoya göre bundan 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi ancak kar hattının ötesindelerse mümkün görülüyor. oluşurken bu gökcisimlerinin sayısı çok daha fazlay- dı. Gezegenlere yakın bölgelerde dolanan gökcisim- Bunun en güzel göstergesi kuyrukluyıldızlar. Bu leri gezegenlerin çekim etkisiyle zamanla gezegenle- cisimler normalde Neptün’ün ötesindeki Kuiper re düştü. İlk zamanlar gezegenler çok sıcak olduğun- Kuşağı’nda ve ondan çok daha ötedeki Oort Bulu- dan suyun sıvı halde kalması mümkün değildi, ko- tu denen bölgede bulunur, buradayken kuyrukla- layca buharlaşıp uzaya kaçıyordu. rı yoktur. Ancak yörüngesinden çıkan bir kuyruk- luyıldız Güneş’e yaklaştığında içerdiği su ve me- 25
Suyun Kozmik Kaynağı Üstte: Asteroit Kuşağı’nın en Kayalık katman Gökbilimciler kuyrukluyıldızların içerdiği suyun büyük üyesi Ceres, 2006’dan Su buzu katmanı özelliklerini Dünya’daki suyunkiyle karşılaştırarak bu yana cüce gezegen olarak İnce, tozlu dış katman kaynağı doğrulamaya çalışıyor. Suyun bileşenlerin- kabul ediliyor. Ceres hemen den biri olan hidrojen atomunun çekirdeği yalnız- hemen küresel bir yapıya Dünya oluştuktan birkaç yüz milyon yıl sonra yü- ca bir protondan oluşur. Ancak okyanuslardaki her sahip. Gökbilimciler düşük zeyi önemli ölçüde soğumuştu. Şimdikinden çok da- 6400 hidrojen atomuna karşılık, çekirdeği bir pro- yoğunluğundan yola çıkarak ha kalın atmosferi sayesinde 200-300 derece sıcak- tondan bir de nötrondan oluşan “ağır hidrojen” ya- Ceres’in kalın bir buz katmanına lıkta bile yüzeydeki su sıvı halde kalabiliyordu. Bü- ni döteryum bulunur. Hidrojenin izotoplarından bi- sahip olabileceğini düşünüyorlar. yük çarpışmalar sonucunda gezegenin kabuğu par- ri olan ağır hidrojenin kimyasal özellikleri hidroje- Altta: Güneş Sistemi oluşumunun çalanarak suyun önemli bir miktarı buharlaşmış ola- ninkine benzerdir, o da aynı şekilde oksijenle tepki- ardından oldukça hareketliydi. bilir, ancak belli ki bombardıman suyun devamlılığı- meye girerek su oluşturur. Kararlı bir element oldu- Gezegenler, asteroitler ve nı sağlayacak kadar yoğundu. Zaten yerbilimciler ilk ğundan bozunmaz. kuyrukluyıldızlar tarafından zamanlar yeryüzünde şimdikinin on katı kadar daha bombardımana tutuluyordu. fazla su olduğunu düşünüyor. Bu suyun bir bölümü Araştırmacılar son yıllarda gönderilen uzay araç- Gezegenimizdeki suyun başlıca kaynayarak uzaklaşmış olmalı. larıyla Tempel 1 ve Wild 2 kuyrukluyıldızlarını ve kaynağının bu cisimlerin yapısında Halley, Hyakutake ve Hale-Bopp gibi, yakınımıza ge- bulunan su olduğu düşünülüyor. len parlak kuyrukluyıldızların kuyruklarındaki suyu uzaktan inceledi. Sonuç şaşırtıcıydı. Kuyrukluyıldız- lardaki suyun hidrojen/döteryum oranı okyanuslar- dakinin yarısı kadardı. Henüz kesin bir şey söylemek için erken, ama bu durum kuyrukluyıldızların geze- genimizdeki suyun başlıca kaynağı olduğu tezini çü- rütebilir.
<<< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Uzakta Ararken… Suyun başlıca kaynağının kuyrukluyıldızlar ol- ısındıkça su buharlaşıyor, sonra o yüz Güneş’ten öte 1990’lardan bu yana asteroit mayabileceğinin ortaya çıkmasının ardından göz- yöne dönünce su kırağı gibi yüzeye yağıyor. Bu ola- kuşağında çok sayıda ler asteroitlere yöneldi. Kar hattının sınırında dola- yın yaklaşık 4,6 milyar yıldır sürdüğü düşünülürse, kuyrukluyıldız benzeri cisim nan bu cisimlerin susuz doğduğu tahmin ediliyordu. asteroit oluştuğunda iç katmanlarında bolca su buzu keşfedildi. Bu cisimlerden biri olan Ancak 1990’lardan bu yana yapılan gözemler bunun vardı demektir. Araştırmacılar özellikle asteroit ku- P/2010 A2, yaklaşık bir yıl tam olarak doğru olmayabileceğini gösterdi. Astero- şağının Güneş’e uzak olan dış kısımlarında, su içe- önce meydana gelmiş olan it kaynaklı olduğu düşünülen meteoritlerden (yere ren başka asteroitler de bulunabileceğini düşünüyor. bir çarpışmanın ürünü. düşmüş göktaşları) bazılarının yapısındaki mineral- 2010 Ekim’inden bu yana lerde, bir hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan yapılan birçok araştırmada hidroksile (OH iyonu) rastlanmıştı. Bunun üzerine bu kuyruğun bileşiminde asteroitlerin başlangıçta su içerdiği, ancak zamanla su izine rastlanmadı. bunu kaybettikleri, su tümüyle süblimleşmeden ön- ce de çeşitli minerallerle tepkimeye girerek hidrok- NASA, ESA, Hewitt, D. silli mineralleri oluşturduğu varsayıldı. Kuyrukluyıldızlardaki suyla gezegenimizdeki su- Asteroitlerin büyük bölümü, Mars ile Jüpiter ara- yun izotop oranlarının birbirini tutmadığından bah- sındaki Asteroit Kuşağı’nda bulunuyor. Bu kuşağın setmiştik. Henüz 24 Themis’in izotop oranı ölçüle- büyük bölümü kar hattının içinde kalıyor. Bazı gök- bilmiş değil. 24 Themis’in bir kuyruğu olmadığın- bilimciler asteroitlerde su bulunabileceğini savun- dan, ayrıca bize çok uzakta ve sönük olduğundan bu muş olsa da genel kanı suyun milyarlarca yıl süresin- ölçümleri yapmak pek mümkün görünmüyor. Bu- ce burada kalmış olamayacağı yönündeydi. nun için en iyi yöntem asteroite bir uzay aracı gönde- rerek inceleme yapmak. Henüz 24 Themis için böyle Aslında 1990’lardan bu yana gökbilimciler astero- bir plan yok. Ancak NASA’nın 2007’de fırlattığı uzay it kuşağında çok sayıda kuyrukluyıldız benzeri cisim aracı Dawn önümüzdeki Temmuz’da Vesta’ya ulaşa- keşfetti. Bunların yörüngeleri incelendiğinde oradan cak. Bir yıl boyunca Vesta’nın yörüngesinde kalıp çe- geçmekte olan kuyrukluyıldızlar olmadıkları, gerçek- şitli ölçümler yapacak ve asteroit kuşağının en bü- ten de kuşakta dolandıkları görüldü. Hatta bu cisim- yük üyesi olan ve 2006’da Plüton gibi cüce gezegen lere “ana kuşak kuyrukluyıldızları” adı (bu ad “Aste- ilan edilen Ceres’e yönelecek. Bu görev ve daha ileri- roit Ana Kuşağı”ndan geliyor) verildi. Bu cisimlerden de gerçekleştirilecek benzeri görevler sonucunda as- biri olan P/2010 A2 geçtiğimiz yılın başlarında keşfe- teroitleri daha iyi tanıyacağız. dildi ve 2010 Ekim’inde Hubble Uzay Teleskobu’yla yapılan gözlemler sonucunda iki asteroitin çarpışma- Kuyrukluyıldızların yeryüzündeki suyun başlıca sının ürünü olduğu açıklandı. Yaklaşık bir yıl önce kaynağı olmadığının anlaşılması ve asteroitlerin en meydana gelmiş olan bu çarpışma sonrasında saçı- güçlü aday olarak öne çıkması nedeniyle yakın ge- lan toz, Güneş rüzgârının etkisiyle tıpkı bir kuyruklu- lecekte bu gökcisimlerine yönelik araştırmaların hız yıldızda olduğu gibi kuyruk oluşturmuştu. Ne var ki kazanacağı ortada. Büyük olasılıkla yakın gelecekte geçen Ekim’den bu yana yapılan birçok araştırmada gezegenimizin başlıca su kaynağını öğreneceğiz. bu kuyruğun bileşiminde su izine rastlanmadı. Daha önce keşfedilmiş olan “kuyruklu asteroitlerin” de su KBeatyhneallk, Tla.,rBergin, E., “Formation and Survival of Water Kotwicki, V., “Water in The Universe”, içerip içermediği bilinmiyor. Vapor in the Terrestrial Planet Forming Region”, LHeyedurwol,oNgi.cHal.,Svcdie.,n“cWes hJoeurernoanl,E3a6r,t4h9h-6a6s,o1u99r 1Water SFcaileknocwe,s1k8y,AP.rga.,lıIkso2z0a0k9i, Y., “The Story of O2”, CRoobmeertF, Fro.,m“T?h”,eCOhermigiincaol fCWomatmeruonnicEatairotnhs”,, Ekim 2010 Bu olumsuzluklara karşın, 2010’un başlarında as- GScriiefnacnet,in24i, Ekim 2008 Science, 10 Ağustos 2001 teroitlerin suyun kaynağı olabileceğini gösteren bir K., “Where Did Earth’s Water Come From”, keşif yapıldı. NASA’nın Hawaii’deki 3 metre çaplı kı- Sky & Telescope, Ocak 2011 zılötesi teleskobuyla gözlem yapan araştırmacılar 24 Themis adlı asteroitin yüzeyinde organik molekül- lerle birlikte su buldu. Gözlemler, 200 km uzunluk- taki bu asteroitin ince bir su katmanıyla kaplı oldu- ğunu gösterdi. Asteroit kuşağının ortalarında bulu- nan 24 Themis, yüzeyinde ince bir su katmanını tu- tamayacak kadar sıcak olduğundan, araştırmacılar suyun iç katmanlarda bolca bulunduğunu düşünü- yor. Büyük olasılıkla asteroitin Güneş’e bakan yüzü 27
Barış HasırcıBahri Karaçay Korkusuz Beyin 28
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Güneşin ışıklarının ağaçların yaprakları filmde başkalarının başına gelen talihsizlikleri sey- arasından süzülerek aydınlattığı bir redip ağlayabiliyor veya Orta Doğu ve Kuzey Afri- patikada yürürken göz ucuyla gördüğümüz ka’daki petrol kaynaklarının kontrolünün ele geçiril- bir şey aniden sıçramamıza, kalp mesi için binlerce insanın öldürülmesinden büyük atışlarımızın hızlanmasına, kan bir üzüntü duyuyor, dünyanın pek çok bölgesinde- basıncımızın yükselmesine, yüzümüzde ki insan hakları ihlallerinden rahatsızlık duyup ada- korku ifadesinin belirmesine ve korkulu letin sağlanmasını arzuluyor. Yine aynı insan müzi- anlar yaşamamıza neden olabiliyor. ği zevkle dinleyip sanat eserleri karşısında hayranlığı- Gördüğümüz o şey gerçek bir yılan da nı gizlemiyor. Duyguların varlığı davranışlarımızı da olsa, yılana benzeyen kurumuş bir dal düzenliyor. Özellikle tarihi perspektiften değerlendi- parçası da olsa yaşadıklarımız değişmiyor. rildiğinde, bir toplumdaki değer yargılarının oluşma- Görüntünün gözümüze ilişmesi ile başlayan sı ve toplumu oluşturan bireylerde yerleşmesinde de bu bir seri olay, bizim kontrolümüz dışında duyguların önemli rolü var. ve saliseler içinde gerçekleşiyor. Aslında tepki verme süremiz göze gelen bilginin Yakın geçmişe kadar duygular üzerinde önemli beynin en gelişmiş, düşünen, değerlendiren düzeyde pek araştırma yapılmamış. Bunun gerisin- ve karar veren bölgelerini devreye sokmak deki belki de en basit neden, duyguların tanımlan- için gereken süreden çok daha kısa. masının kolay olmamasıydı. Ayrıca özellikle entelek- Peki o zaman ölümle yaşam arasındaki tüel çevrelerde yaygın olan bir önyargının da bunda hassas çizgiyi belirleyebilecek kadar önemli önemli etkisi oldu. Uzun bir süre duygular mantığın olan bu işlev,yani korku nasıl gerçekleşiyor? karşıtı, güvenilmez, ayrıca mantığı ve doğru düşün- ceyi yolundan saptırıcı bir olgu olarak görüldü. Bey- Yaşımız, cinsiyetimiz, eğitim düzeyimiz, eko- nin bilimsel çevrelerde sanki insan vücuduna ait değil nomik durumumuz, ait olduğumuz kültür ne de onun dışında bir yapıymış gibi muamele görme- olursa olsun hepimiz duygulara sahibiz. Gün si de önemli etkenlerden biriydi. Fakat son yıllardaki boyu devam eden içsel diyaloğumuz, bizleri duygu- olağanüstü bilimsel gelişmelerin ışığı altında bilincin lar denizinin bazen durgun bazen dalgalı sularında sinirsel temellerinin öğrenilmesini, beynin anatomi- bir yelkenli gibi bir aşağı bir yukarı taşıyıp duruyor. si ve fizyolojisinin derinlemesine incelenmesini sağ- Kendi duygularımızın farkında olduğumuz gibi di- layan tekniklerin geliştirilmesiyle, araştırmacılar duy- ğer insanların duygularının da farkında olarak yaşı- gular hakkında sorular sormaya ve bu soruların ce- yoruz. Sosyal ilişkilerimizi diğer insanların duygula- vaplarını aramaya koyuldular. Duygu ve bilinç konu- rını göz önüne alarak kuruyor ve devam ettiriyoruz. sunda yaptığı çalışmalarla bilinen, günümüzün ön- Bir açıdan baktığımızda, yaşamımızı belli duyguları de gelen sinirbilimcilerinden Antonio Damasio The yaşamak, belli duygulardan uzak kalmak üzere yön- Feeling of What Happens: Body and Emotion in The lendirdiğimizi görüyoruz. Hepimiz mutlu bir yaşam Making of Consciousness adlı kitabında duyguları üç sürmeye çalışıyor, örneğin boş zamanlarımızda hoşu- grup altında topluyor: muza giden, bize güzel duygular yaşatacak etkinlikler gerçekleştiriyor, hoşumuza gitmeyen şeylerden uzak Ana duygular: Mutluluk, şaşkınlık, korku, üzün- durmaya çalışıyoruz. Yönlendirebildiğimiz duygula- tü, nefret ve öfke rın yanı sıra kontrolümüz dışında, bize sanki içimiz- de ikinci bir varlık varmış da aslında o varlığa aitmiş Arka plan duyguları: İyi/kötü hissetmek, sakin/ gibi gelen duygular da yaşıyoruz. İşte korku da böy- gergin hissetmek, acı/zevk hissetmek le bir duygu. İkincil veya sosyal duygular: Mahçubiyet, kıs- Şüphesiz insan duygulara sahip tek canlı değil. kançlık, suçluluk, utanç, övünç Hayvanların da duygulara sahip olduğunu biliyoruz. Fakat insanlardaki duyguların hayvanlarda görme- Yüz ifademiz hissettiğimiz duyguların dışarı ak- diğimiz çok daha karmaşık ve özel bir yanı var. De- tarılmasında en etkin araçtır. Her dilde değişik duy- niz kıyısında bir lokantada mehtabı veya gün batımı- guları tanımlayan ve sayıları bazen yüzleri bulan ke- nı seyrederken hoş duygular yaşayan bir insan, bir limeler kullanılıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden Paul Ekman dış dünyaya duygularımızı yüz ifade- lerimizle belli ederken 42 adet yüz kası kullandığı- mızı belirlemiş. Daha da ileri giderek hangi duygu- ların, bu 42 kastan hangileriyle ifade edildiğini bul- muş. Ekman ve bu konuda çalışan diğer bilim insan- larının yaptığı çalışmalar duyguları dışa yansıtan yüz ifadelerinin evrensel olduğunu da ortaya koyuyor. 29
Korkusuz Beyin Modern sinirbilim araştırmaları sayesinde duygularımızın gerisinde beynimizin belli bölgelerinin bulunduğunu öğreniyoruz. Diğer bir ifade ile mutlu bir yüz fotoğrafı hangi top- Hem insan hem de hayvan yaşamında en önem- lum veya coğrafyadan gelirse gelsin, fotoğrafa ba- li duygulardan biri de “korku”dur. Hayvanlarla, özel- kanlar tarafından mutlu bir yüz olarak algılanıyor. likle kobay ve maymunlarla yapılan çalışmalarda, Üzgün bir yüz fotoğrafı ise yine aynı şekilde üzgün korkunun biyolojisi hakkında önemli bilgiler elde bir yüz olarak algılanıyor. edilmişti, ancak bu bilgilerin insanlar için ne oranda geçerli olduğunu yakın zamana kadar bilmiyorduk. Beyin ve işlevleri ile ilgili pek çok konuda oldu- Bu durum S. M. adındaki bir hasta sayesinde değiş- ğu gibi, duygular konusunda da önemli miktarda ti. S. M.’nin beyin tomografisinde görülen lezyon ve bilgiye beyinlerinde lezyonlar olan hastalar sayesin- başından geçen olaylar, insan beynindeki amigdala de ulaştık. Beyinlerinin frontal lobunda lezyon olan adı verilen bölgenin korku işlevini yerine getirdiği- hastaların duygusal farkındalık açısından zayıf ol- ni belgeledi. duklarını, mantıklı düşünemediklerini ve karar ver- mekte güçlük çektiklerini biliyoruz. Ayrıca beyin lez- *** yonları olan hastalar üzerinde yapılan kilinik çalış- Otuz yaşındaki S. M. gecenin karanlığında evine malardan duyguların hem eksikliğinin hem fazla- gitmek üzere yolunun üzerindeki parktan geçerken lığının akılcı davranışı önleyebildiğini, kişinin zi- saat 22.00 gibiydi. Tek başına yürüyordu. Bir yan- hin sağlığını olumsuz yönde etkilediğini öğreniyo- dan da yakındaki bir kiliseden gelen ve prova yapan ruz. Stanford Üniversitesi’nden Philippe Gordon aşı- koronun sesini dinliyordu. Park küçüktü, kendisin- rı üzüntünün depresyona, aşırı öfkenin sebepsiz sal- den ve bir bankta oturan bir adamdan başka kimse- dırganlığa ve aşırı zevkin bağımlılığa neden olduğu- cikler yoktu. S. M. adamın uyuşturucu etkisinde ola- nu belirtiyor. Gordon tehlikeli durumlarda hissedi- bileceğini düşündü. Tam geçerken adam bağırarak S. len korkunun normal sınırları aştığında aşırı kaygı- M.’yi çağırdı, bir eli ile de gel işareti yapıyordu. S. M. ya, fobiye ve paniğe dönüştüğünü, bunun da genel bunun üzerine adamın oturduğu banka doğru yürü- kaygı bozukluğuna neden olduğunu söylüyor. meye başladı. Aralarında yarım metrelik bir mesafe 30
kalmıştı ki adam aniden ayağa fırlayıp S. M.’yi ken- >>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 dine doğru çekti, çevik bir hareketle boğazına bir bı- lanlardan ve örümceklerden nefret ettiğini, onlardan çak dayadı. “Seni öldüreceğim” diye bağırdı ve cüm- uzak durmaya çalıştığını söylemesine rağmen gerçek S. M.’nin amigdalası aşırı kalsiyum lesini ona küfrederek bitirdi. Bütün bunlar olurken S. hayatta yaptıkları bunun tam tersiydi. Kesinlikle on- birikimi nedeniyle normal işlevini M. son derece sakin davranıyordu, panik veya korku lardan uzak durmaya gayret göstermiyordu. yerine getiremez olmuştu. hissetmiyordu. Hâlâ kiliseden gelen koronun sesini dinliyordu. Çok sakin ve kendine güvenli bir tavırla S. M.’yi korkutmak için araştırma grubu bu sefer Bir yılan gördüğümüzde adama döndü ve “eğer beni öldüreceksen önce tanrı- de onu profesyonelce düzenlenmiş, korkunçluğu ile aniden korkmamızı sağlayan mın meleklerini geçmek zorundasın” dedi. S. M.’nin ünlü bir “hayaletli ev”e götürdü. Ev, Amerika’da yılda beynimizin amigdala korkusuzluğu ve sakinliği karşısında şaşkına dönen bir kutlanan Halloween için özel olarak dekore edil- adlı bölgesidir. adam ellerini aniden çekip oradan uzaklaştı. S. M. misti. Zifiri karanlık evde korku yaratacak şekilde ise aynı sakinlikle evine doğru yürümeye devam etti. dekore edilmiş çok sayıda oda vardı, fonda ürkütücü Ertesi gün, sanki bir önceki akşam hiçbir şey olma- müzikler çalıyordu. Aniden patlayan ve çok yüksek mış gibi, yine aynı saatte aynı parktan geçerek evine seslerle, canavar, katil, hayalet kılığında aniden orta- döndü. S. M.’nin yaşamında “korku”dan eser yoktu. ya çıkan aktörlerle ziyaretçiler korkutulmaya çalışı- lıyordu. Araştırma grubu hayaletli eve vardığında S. Yılanlar ve örümcekler hayvanlar aleminde en M. henüz tanımadığı diğer beş kadınla birlikte ev tu- çok korktuğumuz iki türdür. Üniversitemizin nöro- runa başladı. Daha ilk andan S. M. lider olarak öne loji bölümü araştırmacıları S. M.’nin yılan ve örüm- atıldı ve korkusuz bir şekilde karanlık koridorlarda cekle karşı karşıya gelmesi durumunda nasıl davra- yürümeye başladı. Diğer kadınlar korkularından ya- nacağını ve ne ölçüde korku duyacağını belirleme- vaş yavaş ilerlerken S. M. onlara “çabuk çabuk, bu ta- ye karar verdi. S. M. kendisine yılanlardan ve örüm- rafa” diye bağırıyordu. Canavarlar, katiller, hayalet- ceklerden bahsedildiğinde onlardan hep nefret et- ler onu defalarca kortukmaya çalıştı, ama hiç biri ba- tiğini ve uzak durmaya çalıştığını söylemişti. Araş- şarılı olamadı. S. M. gülüyor, onlarla konuşmaya ça- tırmacılar gerçek yaşamdaki tepkisini ölçmek için S. lışıyordu. Hatta bir defasında canavarlardan birinin M.’yi egzotik hayvanların satıldığı bir mağazaya gö- başına dokununca asıl korkması gereken S. M. iken türdü. Mağazaya girer girmez S. M.’nin dikkatini çok canavar kılığındaki aktör korkmuştu. Gruptaki diğer sayıda ve farklı türde yılanlar çekti. Mağaza çalışan- kadınlar korkularından çığlık atıyorlardı. S. M. haya- larından biri ona yılanlardan birini eline almak iste- letli evi gezdiği sürece korku düzeyini “0” olarak be- yip istemediğini sorunca S. M.’nin cevabı tereddüt- lirtti ve panayırda lunapark trenine binmiş gibi heye- süz “evet” oldu. S. M. yılanı eline aldıktan sonra onu can duyduğunu belirtti. okşamaya, yılanın diline dokunmaya ve hareketleri- ni dikkatle takip etmeye başladı. Üç dakika süre ile elinde tuttuğu yılan kolunun üzerinde devamlı hare- ket ederken S. M. bir yandan onu inceliyor bir yan- dan da mağaza çalışanına yılan hakkında sorular so- ruyordu. Hareketleri yılana aşırı derecede ilgi duy- duğunu ve onun hakkında bilgi edinmek istediğini gösteriyordu. Kendisine yılanı elinde tutarken his- settiği korkunun derecesi sorulduğunda 10 üzerin- den (1 en az, 10 en çok) sadece 2 verdi. Dikkat çeken bir diğer şey de mağaza çalışanının “hayır” demesine rağmen S. M.’nin çok daha büyük ve tehlikeli yılan- lara takıntılı bir şekilde dokunmak istemesiydi. Bu- nun için mağaza çalışanından, usanmadan üst üste tam on beş defa izin istedi. Fakat çok tehlikeli oldu- ğu için bunu yapmasına izin verilmedi. S. M. zehir- li bir örümcek olan tarantulaya da dokunmaya çalış- tı, ama bu hareketi de tehlikeli olduğu için çalışanlar- ca engellendi. Kendisine “nefret ettiği”ni söylediği ve tehlikeli olduğunu bildiği örümceğe neden bu kadar çok dokunmak istediği sorulduğunda “aşırı derecede merak ettiğim için” diye cevap verdi. Daha önce yı- 31
Korkusuz Beyin Son bir test olarak araştırma grubu S. M.’ye çok sımlarına uyarılar gider. Damasio ve New York bilinen bazı korku filmleri gösterdi. Filmler labo- Üniversitesi’nden Jopeph LeDoux (Emotional Bra- ratuvar şartlarında en etkin ve güvenilir duygu in- in ve Synaptic Self adlı kitapların da yazarı) ve Mic- dükleyici araçlar olarak kabul edilir. S. M.’ye 15-20 hael Davis’in çalışmaları yüzdeki korku ifadeleri- korku filmi izletildi. Arada mutluluk, üzüntü, kin, nin tanınmasında, korkuya bağlı koşullanmada ve nefret, sürpriz duygularını hissettirecek klipler de korkunun ifade edilmesinde amigdalanın kilit rol gösterildi. Sorulara verdiği cevaplardan S. M.’nin oynadığını gösteriyor. Damasio duygular konu- korku filmleri dışındaki filmleri seyrederken, sey- sunda yaptığı çalışmalardan, duyguların aslında rettiklerine uygun duygular yaşadığı ortaya çıktı. beyinde sadece sınırlı sayıdaki birkaç bölgede üre- Bu da onun korku dışındaki duyguları yaşamak- tildiğini ve bunların beynin subkortikal bölge adı- ta herhangi bir probleminin olmadığını gösteri- nı verdiğimiz iç kısmında yer aldığını öğrendiğini yordu. Fakat korku filmlerini seyrederken hiç de bildiriyor. Amigdala da bu bölgelerden biri. normal biri gibi davranmıyordu, S. M.’de korkudan eser yoktu. Onun için bu filmler ilginç ve zevkliydi. LeDoux göz ucuyla yılana benzer bir cisim gör- düğümüzde beynimizde neler olup bittiğini şöyle Bütün bu çalışmaların sonuçları S. M.’nin korku açıklıyor: “Yılana benzer bir cisim gördüğümüzde duygusunu yaşamadığını gösteriyordu. sıçramamızı sağlayan aslında amigdaladan gelen sinyaldir. Göze gelen ve beyince algılanan bu gö- Damasio S. M. ile yirmi yılı aşkın bir süre ön- rüntü sinyali, önce talamusa ulaşır. Talamus gelen ce tanışmıştı. Onun dikkatini çeken S. M.’nin beyin bu mesajı adeta ham şekli ile doğrudan amigdala- tomografisinde (Computed Tomogtaphy- CT tara- ya iletir. Bir yandan da görülen cisimle ilgili çok ması) beynin amigdala adı verilen kısmının tama- daha detaylı bilgiyi beynin görmeyle ilgili bölge- men kalsifiye olduğunun (kalsiyum birikimi) gö- si olan görsel kortekse ulaştırır. Görsel korteks bu rülmesiydi. Amigdala adını, şeklinin bademe (la- bilgilerin ışığı altında değerlendirme yaparak gö- tince amydale badem anlamındadır) benzemesin- rülen şeyin gerçekte ne olduğunun kavranması- den alır ve beynin her iki yarısında yer alır. Duy- nı sağlar. Bu bilgi de tekrar amigdalaya gönderilir. gular konusunda kilit rol oynayan amigdalaya bey- Korteks amigdalaya çok daha detaylı bilgi gönde- nin farklı bölgelerinden doğrudan veya dolaylı ola- rir, ama bütün bu işlemler görüntü ile ilgili mesajın rak bilgi ulaşır. Amigdaladan da beynin diğer kı- S. M. normal insanlar için görüntüsü bile kortucu olan zehirli örümceklere dokunmaya çalışarak“korku”duygusunu yaşamadığını göstermiş oldu. 32
doğrudan amigdalaya ulaşmasına kıyasla çok daha <<< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 uzun sürer. Fakat amigdalanın hızlı tepkisi sayesin- eden gerçek ve doğrudan tehlikelerin (doğal fela- de henüz görünen şeyin yılan mı yoksa yılanı an- ketler, kazalar vb.) yanı sıra korku ve endişe kay- Bahri Karaçay, Iowa dıran kıvrılmış bir halat mı olduğunu ayırt etme- nağı olan yeni şeyler hayatımızın bir parçası oldu. Üniversitesi Tıp Fakültesi ye zaman bulamadan o şeye karşı fiziksel tepkimi- Bunun ana nedeni de elbette insan beyninin hafıza, Pediatri Bölümü, zi vermiş oluruz. Gerçekte gördüğümüz şey yılana hayal kurma veya beklenti gibi hayvanlarda olma- Çocuk Nörolojisi Kürsüsü benzeyen halat bile olsa, ona karşı yılan görmüş gi- yan üst düzey işlevlerinin olması. Fakat sonuçta il- öğretim üyesidir. bi tepki vermemiz hayatta kalmamız açısından son kel dönemlerde tehlikenin varlığı süresince devam Ayrıca aynı üniversitenin derece önemlidir.” eden ve tehlike ortadan kalktığında kaybolan kor- Gen Tedavi Merkezi ve ku ve endişe, uzun süreli korkuya ve endişeye dö- Holden Kanser Merkezi S. M.’nin beyin CT taraması amigdalasının ta- nüşmeye başladı. Ev yaparak kendimizi vahşi hay- üyesidir. Nörolojik doğum mamen kalsifiye olduğunu, dolayısıyla normal iş- vanların pençesinden kurtardık, ama bu sefer de o kusurları üzerinde genler levini yerine getirmesinin imkânsız olduğunu gös- evin borcunu ödeyip ödeyemeyeceğimiz, evi borç- düzeyinde araştırmalar teriyordu. Beyninde başka bir araz yoktu. Zaten lu olduğumuz bankaya veya kişilere kaptırıp kap- yürütüyor. Beş yaşın klinik testler de S. M.’nin korku dışındaki beyin iş- tırmayacağımız endişesini yaşamaya başladık. Tek- altındaki çocuklarda levlerinin normal sınırlar içinde olduğunu göster- nolojik ilerlemelerle hayatımızı kolaylaştırdık, ama görülen sinir sistemi mişti. Bütün bu veriler amigdalanın korku duygu- aynı teknolojik gelişmenin sonucu ürettiğimiz kitle tümörü nöroblastoma sunun yaşanmasında kilit olduğunu gösteriyor. imha silahlarının terör örgütlerince bize karşı kul- ve yine sinir sistemini lanılması korkusunu günlük hayatımızda hisset- etkileyen Alexander Korku ve endişe beynin normal fonksiyonları meye başladık. İhtiyacımız olan ve sahip olmak is- hastalığına gen tedavisi arasındadır ve organizmanın çevresine uyum gös- tediğimiz mallara ve hizmetlere ulaşmak için para- geliştiriyor. Ayrıca termesini sağlar. Hem korku hem de endişe, hay- yı icat ettik; para biriktirip hayatımızı garanti altı- alkolün ve LCM virüsünün vanların hayatta kalmasını sağlar. Korku ve endi- na almaya çalıştık, ama uzun yılların birikimininin fetüs beyni üzerindeki şe konularında yaptığı çalışmalarla bilinen LeDo- bir ekonomik kriz sonucu kısa bir sürede buhar- etkilerini araştırıyor. ux, korkuyu “gerçek veya farz edilen bir tehlikenin, laştığını görünce gelecek endişesi de hayatımızın bir sıkıntının veya talihsiz bir durumun neden ol- bir parçası oluverdi. Korkunun biyolojisinin anla- www.bahrikaracay.com/blog duğu duygu” şeklinde tanımlıyor. Endişeyi (kay- şılmasının modern yaşamın önümüze çıkardığı bu gı) ise gerçek veya hatırlanan veya farzedilen, ha- tür zorluklarla baş etmede bize yol gösterici olaca- yal edilen bir tehlikenin, bir sıkıntının veya talihsiz ğı kesin. Nitekim araştırma makalesinin ilk yaza- bir durumun beklentisi sonucu ortaya çıkan duy- rı Justin Feinstein ve grup lideri Daniel Tranel, S. gu” olarak açıklıyor. M. gibi korkuyu yaşamayan daha doğrusu yaşaya- mayan hastalar üzerinde yapılacak çalışmalarla bu Korkunun insan yaşamındaki yeri tarihsel sü- hastaların beyinlerinde ve zihinlerinde neler olup reçte önemli oranda değişti. Erken dönemlerde bittiğinin öğrenilmesinin mümkün olacağını, böy- hayvanlarla aynı ortamı paylaşıyor, onlarla aynı ır- lece elde edilecek bilginin ise aşırı derecede korku maktan su içiyor, bazan onları avlıyor bazan da on- yaşayan, örneğin TSSS olarak bilinen travma son- lara yem oluyorduk. Bu dönemde hayatımızı tehdit rası stres sendromu yaşayan hastaların tedavisinde eden saldırılar ve bunun doğurduğu korku ve en- kullanılacağını belirtiyor. dişe, o tehdit var olduğu sürece devam ediyordu. Korku peşimizden koşan bir kaplanı gördüğümüz FKeaiynnstaekinla,rJ. S., Adolphs, R., Damasio, A., ve Damasio, A., The Feeling oMf aWkihnagtoHf aCpopnesncsio. usness, anda başlıyor ve güvenli bir ortama ulaşıncaya ka- Tranel, D., “The Human Amygdala and the Induction BHoadrcyoaunrdt,E1m99o9t.ion in the dar, örneğin kaplanın ulaşamayacağı bir ağacın te- and Experience of Fear”, Current Biology, Cilt 21, pesine tırmanıncaya kadar devam ediyordu; ağa- Sayı 1, s. 34-38, 2010. cın altında bekleyen kaplanın bir süre bekleyip ona LeDoux, J., The Emotional Brain. yem olmayacağımızı anlayıp gitmesiyle de orta- STihmeoMns&teSrciohuusstUern,d1e9r9p6in. nings of Emotional Life, dan kalkıyordu. Aradan zaman geçtikçe ve beyni- miz geliştikçe diğer hayvanlara yem olmamak için stratejiler geliştirmeye başladık. Ateşi keşfettik, ba- rınaklar yaparak kendimizi onlardan fiziksel ola- rak ayırdık, güvenli ortamlarda yaşamaya başladık. Fakat bu gelişim devam ettikçe ve sayımız arttıkça kendimizi bu sefer ilkel dönemlerde hayatımızın bir parçası olmayan korku ve endişe kaynaklarının ortasında bulduk, daha doğrusu bunları kendimiz yarattık. Bunun sonucu olarak hayatımızı tehdit 33
Onat Başbay Kelebek Gözlemcisi KelebeklerRenklerin Dünyasına Açılan Kapı... Cezayirli İparhan (Melitaea punica) Zümrüt (Callophrys rubi) Küçük Zıpzıp Perisi (Coenonympha pamphilus) Anadolu Melikesi (Melanargia larissa) Evrenin paletindeki en nadide renkler ile süslenmiş kelebekler, aslında doğanın dansı olarak algılanabilecek küçücük kanat çırpışlarıyla yarattıkları görsel bir şölenin dışında, tüm tabiat için de önemli yapıtaşlarıdır.Yüzyıllardır zarafetin ve özgürlüğün sembolü olan bu minik canlılar bugün de yine yanı başımızda bizimle birlikte yaşıyor. Onları anlamak için önümüzde daha çok uzun bir yol olsa da, artık ne kadar önemli olduklarının farkındayız. Küçük Ateş Kelebeği (Lycaena thersamon) 34
>< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 İnternette bir fotoğraf sitesi sayesinde tanıştım doğanın bel- Cüce Zıpzıp (Gegenes pumilio) ki de en narin güzelliklerinden biri olan kelebekler ile. Mi- nicik vücutlarının onlarca katı olan rengârenk kanatla- da onlarla bir bütün olan çiçekler ve birçok yeşil bitki de olmaya- rıyla bir mucizeyi, azıcık çiçek özütü sayesinde kilometreler- caktır. Bir alandaki doğal çeşitlilikte ve yaban yaşamda meydana ce uçuşlarıyla insanüstü bir enerjiyi temsil ettiler benim için. gelebilecek bir kötüye gidiş ilk olarak kelebekleri etkiler, kelebek- İşte o an mutlaka ben de bu mucizenin fotoğrafını çekmeliyim, ler doğa ile ilgili konularda alarm niteliği taşır. Tüm bu sebepler, kısacık ömürlerini fotoğraflarımla ölümsüzleştirmeliyim diye ge- sadece bir güzellikten ibaret olmayan kelebeklerin korunmasının çirdim içimden. Onları nerede bulabilirim diye düşünürken, as- önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. lında çok da uzaklarda olmadıklarını gördüm. Yıllarca öğren- ci olarak okuduğum ODTÜ’nün kampüsü gibi bir cenneti yeni- Bugün, farkında olarak veya olmayarak çevremize verdiğimiz den keşfetmek benim için bu alanda çok önemli bir dönüm nok- tüm zararların kelebekleri ve doğayı nasıl etkilediğini tam olarak tası oldu. Böylelikle ODTÜ kampüsünde düzenli olarak kelebek bilemiyoruz. Daha doğrusu, gözle görülen zararın dışında doğal gözlemlerine başladım. Önceden sadece birkaç rengi olduğunu mekanizmaya nasıl bir hasar verdiğimizi çoğu zaman iş işten geç- sandığım kelebeklerin aslında ne kadar çok çeşitte, türde, renk- tikten sonra fark ediyoruz. te, büyüklükte olduğunu görünce onları tanımak için daha çok heveslendim. Onlar benim için küçücük, ama renkli ve mutlu Bilinçsizliğin çevremize ne kadar zarar verdiğini özümsedi- bir dünya yaratırken, onları tanımak, bulmak, keşfetmek ve ya- ğimde, önce hayranlıkla sonrasında ise bir hobi olarak başlayan şam alanlarına girmek büyük bir macera ve heyecan kaynağım kelebek gözlemciliği, benim için bilimsel açıdan ülkemize fayda oldu. Bu sırada aynı heyecanı paylaştığım başka kelebek merak- sağlayan bir uğraşı halini de aldı. Zaman geçtikçe çok sayıda du- lıları var mı, diye de araştırmalar yaptım. Araştırmalarım sonu- yarlı insanın bu uğurda emek verdiğini görerek, çok değerli dost- lar edindim. Doğanın korunmasının önemini kelebekler sayesin- Esmergöz (Plebeius pylaon) Karagözlü Mavi Kelebek (Glaucopsyche alexis) de bir kez daha kavradım. Özetlemek gerekirse kelebek gözlem- ciliği hayata ve çevreye bakış açımı değiştirdi. Fotoğraflar: Onat Başbay cunda “Doğayı Koruma Merkezi” ile tanıştım ve bu alanda yap- tıkları önemli çalışmaları tanıma ve kelebekler konusunda ufku- mu genişletme fırsatı buldum. Değişik bölge ve illerde birçok ke- lebek gözleminde bulundum ve ülkemizdeki türleri daha yakın- dan tanıma fırsatı yakaladım. En önemlisi de yaptığım gözlemle- re ait verilerin aslında istatistiki açıdan çok değerli bir hazine ol- duğunu fark ettim. Düzenli yapılan gözlemlerle belli türlerin, bel- li ortamlarda sayılarının nasıl değiştiğini takip etmek, kelebekle- rin korunması açısından oldukça önemli bir araçtı. Küçük olduk- ları için belki de kimsenin dikkatini bile çekmeyen çevremizde- ki bu güzelliklerin, aslında ufacık bir dokunuşla bile zarar göre- bileceğini ve korunmaya ne kadar muhtaç olduklarını gördüm. Biliriz ki, doğada her canlının yaşamı birbirine bağlıdır, her yaşam bir başka yaşamın var olmasını sağlar, var olan döngüyü devam ettirir. Yaşam döngüsünde en önemli rollerden biri de ke- lebeklerindir. Kelebekler birçok çiçekli bitkinin tozlaşmasını sağ- layarak, bu canlıların üremesine ve nesillerini devam ettirmesi- ne yardımcı ve aracı olur. Yani kelebeklerin olmadığı bir dünya- Tavuskelebeği (Inachis io) 35
Didem Ambarlı Doğa Koruma Merkezi Kelebekler Ne Kadar İlginç Olabilir ki? Sizi kelebeklerin hayli ilginç dünyasına davet ediyoruz. Kelebek biyolojisi ile ilgili ilginç gerçeklerden bir kaçını sunuyoruz. Bunları ve başka pek çok ilginç ekolojik olayı doğada gözlemlemek mümkün… Hakan Yıldırım Orakkanat’lar 8-9 ay yaşar. (Üstte) Sadece bir gün mü yaşıyorlar? Çokgözlü mavinin ömrü 2-3 haftadır. (Altta) Onat Başbay Tam olarak değil. Ergin kelebekler yumurta, tır- 36 tıl ve koza evrelerini geçirdikten sonra kozadan çı- kıp uçar. Baharda uçmaya başlayan ergin kelebek- lerin ömrü türden türe değişir. Bazıları birkaç gün yaşarken bazıları, örneğin tropikal bölgelerde yaşa- yanlar, aylarca uçabilir, kışı da ağaç kovuklarında ya da başka sığınaklarda atlatabilirler. Pek çok kelebek kışı yumurta ya da koza evresin- de tamamlar. Pupalar donarak ölmemek için glise- rol içerikli bir antifriz üretir. Böylece sıfırın altındaki sıcaklıklarda vücut sıvılarının donma noktasını aşa- ğı çekerler. Yani tıpkı antifriz sıvısının kışın bir oto- mobilin mekaniğindeki sıvıların donmasını önleme- si gibi, onlar da vücut mekaniğindeki sıvıların don- masını önlemeye çalışır. Türkiye’nin kelebekleri arasında en kısa ömürlü olanlar maviler ve bakırlardır (Lycenidae). Bu grup- lardaki kelebekler sadece birkaç gün yaşar. En uzun ömürlü kelebekler ise çoğunlukla fırçaayaklar ailesi- nin üyeleridir (Nymphalidae). Orakkanat (Gonepteryx rhamni) ergin kelebek dö- nemi en uzun olan kelebeklerden biridir: 9-10 ay bo- yunca uçar. Türiye’nin en yaygın kelebeklerinden Çok- gözlü mavi (Polyommatus icarus) ise 3 hafta kadar uçar.
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Ahmet Baytaş Daha fazla güneş... Hilary- Geoff Welch Colias eurytheme türünün ısınma stratejisi kanatlarındaki melanin miktarını ayarlamaktır. (Üstte) Daha fazla güneş... Anadolu zıpzıpı Güneş’e yönelmiş (Muschampia proteroides). (Altta) Sabahları doğada yürürken yolun üstünde du- 37 ran kelebekler görebilirsiniz. Ya da taşlarda... Çok yaklaşmadıkça uçmazlar, çünkü vücutları soğukken uçamazlar. Vücut ısıları ancak 30 °C’nin üstüne çıkın- ca uçabilirler. Kelebekler soğukkanlı hayvanlardır, vücut ısıla- rını kendileri düzenleyemezler. Yani ısınmaları dışa bağımlıdır. Çoğu kelebek sabahları yeterince ısınıp uçabilmek için ya güneşe yönelir ya da güneşte ısın- mış taşların üstüne konup ısı alır. Ama ısı ile ilgili başka pek çok strateji daha var. Örneğin Kuzey Amerika’nın Azamet kelebeklerin- den, Colias eurytheme kelebekleri üzerinde yapılan bir araştırma, bu kelebeklerin arka kanatlarının üze- rindeki melanin miktarını değiştirerek kanadın ısıyı yansıtma ya da emme özelliğini mevsime göre de- ğiştirebildiğini gösterdi. Günlerin kısa, havaların so- ğuk olduğu dönemlerde uçmaya başlayan Azamet- ler daha çok melanin sentezleyerek Güneş ışığının emilimini artırırlar. Günlerin uzun, havaların sıcak olduğu dönemlerde ortaya çıkan Azametler’inse daha az melanin salgıladığı ve kanatların ısıyı daha az soğurup daha fazla yansıttığı bulunmuş. Kanat- larını hep kapalı tutmalarının nedeni bu olsa gerek.
Kelebekler Ne Kadar İlginç Olabilir ki? Deniz Özüt Ornithoptera alexandrae En küçük kelebek, en büyük kelebek Dünyanın en büyük kelebeği Yeni Gine’nin yağ- mur ormanlarında yaşayan zehirli bir kelebektir: Or- nithoptera alexandrae. Kanat açıklığı 28 cm’yi bu- lur. Bu kelebeği gördüğünüzde kuş sanabilirsiniz. “Ornithoptera” zaten Latincede kuşkanatlı anlamı- na gelir. Türkiye’nin en küçük kelebeği Mücevher kelebe- ğidir (Chilades trochylus). Doğada gördüğünüz za- man sinek sanabilirsiniz. Kanat açıklığı 14 mm kadar kısa olabilir. Aynı zamanda dünyanın en küçük kele- bekleri arasındadır. Türkiye’nin en büyük kelebekleri kırlangıçkuy- ruklar ailesinden çıkar. Kanat açıklığı 10 cm’yi bu- labilir. Diğer bir büyük kelebek ise Çiftkuyruklu paşa’dır (Charaxes jasius). Paşamızı yazlık bir evin bahçesinde bile görmek mümkündür. Türkiye’nin en büyük ve en küçük kelebekleri: Mücevher ve Çiftkuyruklu Paşa Onat Başbay 38
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Kral Kelebeklerinin göçü Bazı kelebekler göç eder Amaç, kışı daha ılıman iklimi ortalama 80 km uçarlar. Bu yol- olan güneyde geçirmek ve bahar- culuk tehlikelerle doludur: Kele- da tekrar çiçeklenen kuzey bölge- beklerin bir bölümü fırtınalar, av- lere dönmektir. En büyüleyici göç cı kuşlar, otomobil çarpması, felç hikayesi Kral Kelebekleri’ne (Da- ve benzeri nedenlerle yolcuğunu naus plexippus) aittir. Ağustos tamamlayamaz. sonunda yüzlerce Kral Kelebe- ği Kanada’dan ve ABD’nin en ku- Oyamel ormanlarına varınca zey kesiminden yolculuğa baş- kışı, gruplar halinde çok düşük lar ve daha önce hiç gitmedikle- bir metabolizma seviyesinde ge- ri Meksika’nın Oyamel ormanla- çirirler. Şubat ile birlikte hareket- rına gitmeyi hedefler. 5000 km’yi lenmeye başlar ve üreme döne- bulan bu yolculuk boyunca çiçek mine girerler. Kuzeye göç ve üre- nektarları ile beslenerek saatte 20 me bir arada birkaç nesil boyun- km’yi bulabilen bir hızla, günde ca devam eder. Bu şekilde kayıp- lar giderilir. Diken kelebeği de göç eder Onat Başbay Ülkemizde de kelebek göçü görebiliriz. Özellikle Diken kele- beğinin (Vanessa cardui) hep ay- nı yönde yere yakın uçuşu göz- lemcilerin dikkatini çeken bir göç hareketidir. 2009 yılında Palandöken’de gözlem yapan ke- lebekçiler yaklaşık 15 saniye ara- lıklarla diken kelebeklerinin geç- tiğini gözlemlemişti. Diken ke- lebekleri mayıs-haziran ayların- da Kuzey Afrika ve Akdeniz’den Avrupa’ya yönelir. 39
Kelebekler Ne Kadar İlginç Olabilir ki? Adnan Ataç Anadolu Karagözlü mavisi (Glaucopsyche asterea) erkekleri çamurdan mineral içiyor. Çeşme başı, su kenarları erkek kelebeklerin buluşma yerleridir Dere kenarında, çamurluklarda ya da mek için sodyum, potasyum gibi mineral- şına ya da dere kenarına gidin. Bunun için köyün çeşmesinin orada kelebekler neden ler ile nitrojenli organik ve inorganik mine- en uygun olan yerlerden biri de, kelebek- birikir? Bazen öyle olur ki oraya yaklaşınca rallere ihtiyaç duyar. Bunları da en kolay su- lerin tercih edebileceği ama gözlemcilerin onlarcası havalanır. Bunlar, çoğunlukla da da çözünmüş şekilde çamurdan alırlar. Pek pek uğramadığı yerler olan, hayvan dışkıla- mavi kelebeklerdir. Daha çok erkek kele- çok kelebeği bir arada görmek, fotoğrafla- rının biriktiği alanlardır. bekler üreme döneminde sperm yapabil- rını çekmek isterseniz yazın bir çeşme ba- Didem Ambarlı Malatya’da kelebeklerin tepe bekçiliği yaptığı ufak bir tepe. Didem Ambarlı 1 saat içinde 30 farklı tür gözlendi. (Sağda) 40
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Hilary- Geoff Welch Eş bulmak ne zor… Hilary- Geoff Welch Hilary- GeoffEş bulmak daha çok erkek kelebeklerin işi. Bunun için iki temel strateji var: Sürekli çok ge- niş alanlarda daireler, spiraller çizerek uçmak Hilary- Geoff Welch ya da küçük bir alandaki yüksek bir bitkiye konmak ve dişiler geçiyor mu diye bakınmak. Turuncusüslü (Anthocharis cardamines) ve Na- rin orman beyazı (Leptidea sinapis) eş bulmak için sürekli uçan kelebeklere örnek verilebilir. Bazı “oturan” kelebekler ise alanlarını ak- tif olarak savunur: Alandan başka bir erkeğin geçtiğini görürlerse çok saldırgan olabilirler. Alan savunması yapıp diğer erkeği kovalarlar. Bazı kelebekler ise iki stratejiyi de dener. Bazen de dişilerle erkeklerin favori buluşma noktaları olur. Örneğin topoğrafyaya hakim yüksek bir tepe. Üreme dönemindeki pek çok türden dişi ve erkek kelebek üreme dönemin- de eş bulmak için buraya gelebilir. Bu davranı- şa literatürde tepe bekçiliği (hilltopping) denir. Wagner’in Çokgözlüsü (Polyommatus wagneri) erkeklerinin mücadelesi. Uçan erkek sert bir şekilde saldırırken bitki üzerindeki erkek ise alan savunması yapıyor. 41
Kelebekler Ne Kadar İlginç Olabilir ki? David Nash David Nash 1 David Nash 2 Bazıları karıncaları sever... 3 Karıncalar ile Laysenid (Lycaenidae) ailesi özellikle G.alcon kelebeğinin yaşam evrelerinden görüntüler: de mavi kelebekler arasındaki ilişkiler çok çeşitlidir. Bun- 1. Bir kantaron Gentiana çiçeğine yumurtlayan dişi lar basit işbirlikleri olabileceği gibi kelebeklerin parazitlik 2 .Yumurtadan çıkan tırtıl, yaptığı durumlar da olabilir. En basit örnek şudur: Tırtıllar 3. Üçüncü evresindeki bir tırtıl karınca tarafından yuvaya taşınıyor gövdelerinin üst tarafındaki bir salgı kesesinden karıncala- 4. Karınca yuvasında bakılan tırtıl pupa olmuş rı çeken ve besleyen şekerli ya da amino asitli bir salgı sal- 5. Pupadan çıkan kelebek hemen toprağın yüzeyine yürüyor, kanatları henüz tam açılmamış gılar. Karıncalar da bunun karşılığında onları parasitoidle- rinden ya da avcılardan korur. Fakat çok daha karışık du- rumlar da vardır. Bunlardan en bilineni ülkemizde kuzey- doğu Anadolu’da görülen Glaucopsyche alcon kelebekle- ridir. Dişiler yumurtalarını kantaron (Gentiana sp.) çiçekle- rine bırakır. Çatlayan yumurtalardan çıkan tırtıllar çiçekte 2-3 hafta geçirir, çiçeği ve gelişen tohumları yer. Bu sıra- da da 3 kere kabuk değiştirir. Daha sonra çiçekte bir delik açar, ipeksi bir iplik ile çiçekten toprağa iner. Salgıladıkları feromon sayesinde Myrmica karıncaları onları bulur ve yu- valarına götürür. Kelebek tırtılları, karınca larvalarını tak- lit etmektedir. Bu nedenle karıncalar onları besler, avcılar- dan ve parasitoidlerden korur. Eğer yeterli besin yoksa tır- tıllar gerçek karınca larvalarını hatta birbirlerini yiyebilir! Tüm sonbaharı, kışı ve ilkbaharı karınca yuvasında geçirir- ler. Yazın başında pupa olur, 1 ay sonra da kelebeğe dö- nüşürler. Karıncalar onlara saldırmadan, yürüyerek hemen karınca yuvasından ayrılırlar. 42
<<< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 David Nash David Nash 45 Yavrularının yemeğinin tadına ayakları ile bakarlar Kelebekler yavrularının beslenmesi konusunda Papilio polyxenes, Ruta çok seçicidir. Bir dişi, yumurtalarını tek bir bitki üstü- graveolens bitkisinin lezzetli ne bırakır. Bu bitki (konukçu bitki), tırtılın gelişip bes- olduğunu düşündüğü bir bireyine leneceği ve kelebek olana kadar kullanacağı tek be- yumurtalarını bırakıyor. sin kaynağıdır. Her kelebek türünün tırtılı çoğunluk- la bir tek bitki türü ile beslenir. Bu, çocuğun büyüye- Rebeca Sherman ne kadar her öğünde aynı yemeği yemesidir. Bu ne- denle çok özenle seçilmesi gerekir. Dişi, yumurtlaya- davul çalarmış gibi bitkiye vururlar. Böylece ayakları- cağı bitkinin kalitesine “ayakları” ile bakar. Bunun için nın ucundaki (foretarsi) kemoreseptörleriyle (kimya- ayaklarında tat alma sensörleri vardır. Örneğin Papil- salları algılayan alıcılar) bitkinin yüzeyinde bulunan lonidae ailesinden Papilio polyxenes kelebekleri may- kimyasalları algılarlar. danozgillerden bir bitkinin üstüne yumurta bırakır. Seçtikleri bitkinin üzerine konar ve ayaklarıyla hızla BHKaaeyyintnazaş,,kCAla..,ArT.üvrekFiyeee’nniyn, PK.,el“eEbfefkelcetrsioDfocğoantRaechtbcehrei,mNisTtrVyYaanydınhloarstı,p2l0a0n8t. http://www.zi.ku.dk/personal/drnash/atta/Pages/LargeBl.html Prof. Dr. Ahmet Baytaş ve Doç. experience in the oviposition behaviour of the eastern black swallowtail http://home.cogeco.ca/~lunker/interesting_facts.htm Dr. Evrim Karaçetin’e katkıları için Jbourtdtearnfoly,”D, A. vneimThaol Bmeahsa,vCio.uDr.,.C“Silpte6c9if,isc.it1y0o7f-1a1n5a,n2t0-0ly5c.aenid interaction”, http://www.homosassabutterfly.com/edcuational/interesting-facts-about- teşekkür ederiz. SBOeuettctteoellreof,gliJie.a,s,SiChnriEleteu9vr1eo,,pSTea,.,yCKıa3om,nsvb.ir4ci3kd1ag-,e4MU38.n.vi1ve9eVr9sa2int.yDPyrcekss,,H20.,0E9c.ology of butterflies http://butterflies87.tripod.com/id1.html http://www.pinocchio.it/eng/butterflyhouse/butterflies-world.php http://butterflywebsite.com/articles/uminn/monarchs.html 43
Ali Atahan Uz. Dr., Antakya Kelebek Gözlem Topluluğu Kelebek Gözlemciliği Son yıllarda Türkiye’nin her tarafında hızla artan kelebek gözlemi etkinliklerine siz de katılabilirsiniz. Parklarda, bahçelerde, piknik yerlerinde rahatlıkla görebileceğiniz kelebekleri gözlemek için ihtiyaç duyacağınız tek şey bir dürbün veya küçük bir fotoğraf makinesi. Sizi hafta sonlarınızı daha keyifli hale getirmeye, bu güzel canlıları fotoğraflayıp çevrenizle paylaşmaya davet ediyoruz. Akdeniz şeytancığı İlkbaharı müjdeleyen canlılar arasında yer alan bek uygun bir yere konduğu zaman yaklaşmak da- (Cigaritis cilissa) - Antakya kelebekler, son yıllarda pek çok insanın dikka- ha kolay olacaktır. Piyasada gerek özellikleri gerek fi- tini daha fazla çekiyor. Kelebek gözlemciliği pek yatları açısından uygun pek çok seçenek vardır. İdeal 44 çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de son 10-15 yılda bir kelebek gözlem dürbününün minimum netleme günden güne artan, yaygınlaşan bir hobi haline gel- mesafesi en fazla 1,5 m olmalıdır. Sekiz kat büyütme miştir. Ülkemizin tür çeşitliliği açısından son dere- sağlayan dürbünler el titremesini engellemek ve ha- ce zengin oluşu, güzel kanatlı bu canlıların şehir içle- fiflik açısından daha kullanışlıdır. rinde, parklarda ve bahçelerde bile görülebilmesi et- kenler arasında yer alıyor. Kelebek gözlemi yapabil- Gözlemde gerekli olan diğer bir araç fotoğraf ma- mek ve fotoğraf çekebilmek için gerekli olan araçla- kinesidir. Arazide tanınması zor olan türlerin fotoğ- rın günümüz koşullarında kolayca temin edilebilme- raflanması, daha sonra detaylı incelemeye olanak ve- si de bir diğer etken. rir. Hatıra fotoğrafı çekimlerinde kullanılan, basit ya- pılı, kompakt dijital fotoğraf makineleri bile kelebek Kelebek gözleminin sağlıklı bir şekilde gerçekleş- fotoğrafçılığı için kullanışlıdır. Bir süre sonra, daha tirilebilmesi için iki temel malzeme gerekir. Küçük hızlı ve daha kaliteli fotoğraflar çekebilmek için da- bir dürbün ve kompakt dijital fotoğraf makinesi ke- ha üst sınıflarda yer alan, değişebilir lensli modeller- lebek gözlemciliğine başlamak için yeterli. Arazi de- le kelebek fotoğrafçılığı daha keyifli hale getirilebilir. neyiminin artmasıyla birlikte araçları yenilemek ve daha üst modellere geçme ihtiyacı kendiliğinden or- Gözlenen veya fotoğrafı çekilen kelebekleri ta- taya çıkar. nımlamak için arazi rehber kitapları kullanılabilir. 5 yıl öncesine kadar ülkemiz türlerini içeren bir arazi Özellikle kuş gözlemcilerinin olmazsa olmazı de- el kitabı yoktu, ancak sıkıntı yaratan bu durum artık nebilecek olan dürbün, kelebekleri uzaktan görüp ortadan kalktı. El kitabı olarak Türkiye’nin Kelebekle- bakabilmek için de gereklidir. Uzun süre konmadan ri (Ahmet Baytaş, 2008), çok sayıda örnek içeren ve uçan bir kelebeğin peşinden koşmak insanı çok zor- ileri inceleme gerektiren türler için Die Tagfalter der layabilir, ancak böyle bir takibi dürbünle yapıp kele- Turkei (Hesselbarth ve ark.,1995) gibi kaynaklar kul- lanılabilir. El kitaplarının yanı sıra geçmişte yapılan kapsamlı arazi çalışmaları, kişisel veya topluluklara ait web siteleri de rehber olarak kullanılabilir. Kelebekler çoğunlukla insan elinin değmedi- ği doğal ortamlarda yaşar. Ancak bazı türler ade- ta kentsel yaşama uyum sağlamış gibi, parklar, bah- çeler ve mahalle aralarında kalmış minik çayırlık ve çalılıklarda yaşayabilmektedir. Kelebek gözlemcileri sıklıkla dağlık, ormanlık ve akarsu yatağı barındıran vadiler gibi, kentsel yaşamdan uzak bölgeleri tercih eder. Ülkemizin üç farklı biyocoğrafi bölgenin kesiş- me noktası olması tür çeşitliliğini zenginleştirmekte- dir. Artvin ile Erzurum arasında uzanan Çoruh Va-
>< Bilim ve Teknik Mayıs 2011 disi, ülkemizin kelebek gözlemi açısından en popü- (Polyommatus aroaniensis) adlı kelebek türleri ülke- Çoruh Vadisi’nin Kelebekleri ler bölgesidir. Türkiye’deki kelebek türlerinin yarısın- mizde ilk defa gözlendi. Yine daha önce canlı halde Mezopotamya Kolotisi (Colotisfausta)- Gaziantep dan fazlası bu bölgede gözlenebilir. Anadolu’nun en fotoğrafları olmayan ve nesilleri tükenme tehlikesi al- Şeytancık (Cigaritis acamas) - Antakya batısından başlayıp en doğusuna kadar uzanan Toros tında olan türlerden Akdeniz şeytancığı (Cigaritis ci- Dağ Sistemi pek çok endemik türe ev sahipliği yapar. lissa), Mezopotamya çokgözlüsü (Polyommatus da- Alçak rakımda Akdeniz, yüksek kısımlarda ise Or- ma), Mezopotamya kolotisi (Colotis fausta) adlı kele- ta Anadolu ve nemli Karadeniz tipi ormanlar barın- bek türleri ülkemizde ilk kez doğal ortamlarında fo- dıran Amanos Dağları da kelebek türleri açısından toğraflandı. Amatör kelebek gözlemcilerinin gerçek- zengindir. Kentsel yerleşim yerlerinin dışına çıkıldı- leştirdiği bu keşifler tür çeşitliliğinin ne kadar fazla ğında, tepelikler ve bunların arasındaki küçük vadi- olduğunu kanıtlıyor ve amatör gözlemcilerin bilim- ler, orman kenarları, yol kenarlarındaki küçük akar- sel çalışmalarla elde edilen verilere önemli katkı sağ- su yatakları gibi ulaşılması en kolay alanlar bile kele- ladığını gösteriyor. bek gözlemi yapmak için uygundur. Yılın farklı ayla- rında farklı tür kelebekler uçacağı için, sezon boyun- Kelebek Gözlemciliği ile ilgili Linkler: ca aynı alanlarda gözlem yapılsa bile, 50’den fazla tür www.antakya-kelebek.org gözlendiğini görmek işten bile değildir. www.butterflies-moths-turkey.com www.adamerkelebek.org Son yıllarda kelebek gözlemcilerinin bir araya gel- www.trakel.org mesiyle çeşitli gözlem etkinlikleri gerçekleştiriliyor, amatör gözlem toplulukları kuruluyor. Bugün ar- tık 6-7 ilde aktif gözlem yapan topluluklar var, gün geçtikçe de etkinlikleri artıyor. Bunun yanı sıra yapı- lan gözlemlerde yaşananların anlatıldığı, çekilen fo- toğrafların paylaşıldığı internet siteleri de kuruldu ve üye sayıları da her geçen gün artıyor. Son 3 yılda, da- ha önce Türkiye’de bulundukları bilinmeyen Halka- cık (Aphantopus hyperantus), Bataklık noktalı kele- beği (Boloria eunomia), Yunan anormal çokgözlüsü Funda Zıpzıp Perisi (Coenonympha arcania) - Kütahya 45
Hilary Welch*, Seda Emel Tek** *Doğa Koruma Merkezi ** ODTÜ Biyoloji mezunu Güzel Nazuğum’u Neden Koruyoruz? 46
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Kelebekler çevresel değişikliklere karşı hayli hassastır. Bilim adamları onları bozulmamış, sağlıklı bir ekosistem için iyi birer belirteç olarak tanımlıyor. Bu sebeple, Güzel Nazuğum’un (Euphydryas orientalis) son 75 yılda Türkiye’de % 98,9’luk bir yok oluş yaşaması endişe verici. Peki Güzel Nazuğum’a neler oluyor? Omurgasızlar. Göz korkutacak Türkiye’de çok sayıda mavi kelebek türü var. Hepsi de Lycaenidae ailesine ait. Bu fotoğrafta 3 tür görülüyor. En büyük ve kadar çok sayıda ve çeşitlilikte parlak olan Çokgözlü Amanda (Polyommatus amandus), onun altında, arka kanatlarının kenarlarında siyah benekler olan Balkan bir grup. Yüzlerce, binlerce tür Esmergözü (Plebejus sephirus) ve diğeri de her iki kanadında da geniş siyah kenar çizgileri ile Esmergöz (Plebejus idas). böcek ve sinek... Çok az sayıda omurga- sız isimlendirilmiş durumda. Çünkü bu Bilim adamları pratik bir çözüm Bu göz alıcı türün yaşam alanı Or- gruptaki canlıların birçoğu küçük ve bu- buldu. Yaptıkları çalışmalar, kelebek- ta Anadolu’daki, çiçekler açısından lunması zor. Ayrıca yaşam döngülerinin lerin daha geniş bir omurgasız çeşitli- zengin, düşük rakımlardaki çayırlıklı farklı evrelerinde tamamen farklı görü- liğini temsil edebileceğini, yani sayı- alanlardır. Bununla birlikte, bu düz- nüşleri var. Yaşam döngüleri yumurta, sı, ekolojisi bilinmeyen pek çok baş- lükler ayrıca verimli tarım arazileri- larva (tırtıl), pupa (koza) ve ergin evre- ka türün korunması çalışmalarında dir ve son yüzyılda bu alanlarda ta- lerinden oluşuyor. Pek çok tür için bu da araç olabileceğini gösterdi. Özel- rımsal etkinlik arttığından, bu ke- yaşam evreleri arasındaki bağlantılar he- likle omurgasızların korunması ça- lebek türünün yoğunluğu da o böl- nüz bulunmadı. Bir yetişkin omurgası- lışmalarında bu yaklaşım var olan en gelerde düşüşe geçmiştir. Türkiye’de zın yumurta, larva ya da pupa hali na- iyi çözümlerden biri, çünkü yetişkin ekili alanlar üç katından fazlaya çı- sıl görünüyor? Ya da bu evreler arasında kelebekler göz alıcıdır, kolay görüle- karken, mera alanları % 70’den faz- nasıl bir ekolojik ilişki var? Beslendiği ya bilir ve büyük ölçüde çalışılmıştır. Bu la düşmüştür. Bu nedenle Güzel da üzerine yumurtalarını bıraktığı bitki- sayede ortada bir bilgi zenginliği ve Nazuğum’un şimdiki yaşam alanı es- ler nelerdir? Bu ilişkiler pek çok omur- iyi hazırlanmış tanımlama rehberleri kiden görüldüğü alanların artık sa- gasız için henüz keşfedilmedi. Küçük ol- var. Bu durum, uzman olmayan kişi- dece % 1,1’i ile sınırlıdır. Bu kelebek maları ve yaşamları hakkında az bilgiye leri de kelebek gözlemleme ve türle- neredeyse bir insanın yaşam süresi sahip olmamız, bu grubun araştırılması- rin dağılımı hakkında bilgi toplama kadar bir sürede Türkiye’de neredey- nı zorlaştırıyor. konusunda cesaretlendiriyor. se tamamen yok olmuştur. Şu anda Güzel Nazuğum türü bilimsel olarak Eğer omurgasızları isimlendiremezsek, Korumacılar için kelebekleri in- “tehlike altında” kabul edilmektedir. onları korumamız da zor olur. Yaşam bi- celemenin en önemli nedeni ise ke- çimleri, ihtiyaçları hakkında hiçbir bilgi- lebeklerin yerel ve coğrafi seviyedeki Sinekler: Avcı sinek 1 cm’den biraz daha büyük. miz olmayan türleri nasıl koruyabiliriz ki? değişikliklere çok hızlı cevap vermesi Çoğu omurgasızın küçük olması onları incelemeyi zorlaştırıyor. ve bu nedenle çevre sağlığı açısından Yeni çıkmış ve üzeri sabah çiyiyle kaplanmış olan bir Güzel Nazuğum iyi belirteçler olmasıdır. Sonuçta, Türkiye’deki 380 kelebek türünü korumak için yüz binlerce se- bep sayılabilir, fakat korumaya nere- den başlamalı? “Türkiye’deki Kele- beklerin Kırmızı Kitabı” (www.dkm. or g.tr) en çok tehlike altında olan ve eğer harekete geçmezsek kaybolacak olan 38 türü tanımlıyor. Bunlardan biri Ankara’da ODTÜ kampüsün- deki sığınağıyla Güzel Nazuğum’dur (Euphydryas orientalis). 47
Güzel Nazuğum’u Neden Koruyoruz? Güzel Nazuğum’un görüldüğü 8 il için en son kayıtlar. Ankara (koyu gri) türün hala bulunduğu bilinen tek il. Güzel Nazuğum’un 6 ilden yok oluşu (en yakın kayıt 1935) traktörlerin yaygın olarak benimsenmesi ve kullanılmasına denk gelir. 1940’ların sonlarında Türkiye’ye çok sayıda traktör ithal edildi ve kelebeklerin bulunduğu, çiçekli ve düşük rakımlı bozkırlarda tarım yaygınlaşmaya devam etti. Güzel Nazuğum ve onun gibi, yaşamları düşük rakımlı boz- 2009 Ağustos’ta Türkiye’nin kelebeklerinin “kırmızı listesi” kırlara bağlı olan diğer omurgasızlar açıkça tehlike altında. Yaşam çalışmasını başlatmak için uzmanlar bir araya geldiklerinde, alanları bir zamanlar Orta Anadolu’nun geniş bozkırları olan bu hiç kimsenin Güzel Nazuğum hakkında fazla bilgiye sahip ol- türün yaşam alanı şimdi dağınık parçalara bölünerek azaldı. Bu madığı açıktı. Eğer Güzel Nazuğum’un ekolojisini bilmezsek, kelebeğin şu anda yaşadığı bölgeleri korumak tek başına yeterli bu türü ve yaşam alanını korumak için harekete geçemeyece- değil. Eğer hâlihazırdaki baskılar -yaşam alanı kaybı gibi- popü- ğinizin de farkındaydık. Türün yaşam döngüsünde en kritik lasyon büyüklüğünü belli bir eşik değerin altına doğru iterse, aşırı evre olan larva evresinde hangi bitki ile beslendiği bile bilin- sert hava koşulları ve düşük hayatta kalma başarısı ile birlikte, dü- miyordu. Tartışmalar esnasında Nazuğum (Euphydryas) cin- şük doğum oranı gibi olağan dalgalanmalar en büyük tehlike ha- si kelebek tırtıllarının başlangıçta kendi ördükleri ipek “çadır- line gelir. Kelebek popülasyonu küçük ve parçalı olduğu zaman, lar” içinde komünal olarak yaşadıklarını öğrendik, bu çadırla- yok olma şansı korkutucu bir şekilde artar. rın Ağustos ayı içinde besin bitkileri üzerinde görülebilmesi kolaydı. Bunun- Bozkırın en güzel hali. Haziran ayında ODTÜ kampüsü çiçekler içinde. Burada, tarım bir tehdit la beraber, kimse olmamasına rağmen ormanlaştırma ve bina yapımı bir tehdit. Bozkır, pek de değerli görülmeyen bir besin bitkilerinin peyzaj ve kalan bu bozkır parçaları da yok oluyor. ne olduğunu bil- miyordu. Bir uz- man son zaman- larda fesçitarağı bitkilerinin (Dip- sacus sp.) üzerin- de bazı yuvalar gördüğünü söy- ledi. Ağustos 2009’da Kırmızı Liste Çalıştayı için uzmanlar bir araya geldi Çalıştay son- ve 90 türün durumu hakkında tartıştı. rasında aramızdan küçük bir grup, Euphydryas tırtılları- nı barındıran çadırları bulma umuduyla, Güzel Nazuğum ile Nazuğum’un beraber yaşadığını bildiğimiz ODTÜ kampüsün- de fesçitarağı bitkilerini araştırmaya gitti. İstediğimiz gibi de tırtılları bulduk, fakat bunlar hangi türdü? Bunun için 10 ay beklememiz gerekiyordu. 48
>>> Bilim ve Teknik Mayıs 2011 Türkiye’de Nazuğumların benzer iki türü vardır, Güzel Nazuğum (Euphydryas orientalis), solda, Nazuğum (Euphydryas aurinia) sağda. Güzel Nazuğum’un yaşam alanı daralırken, Nazuğum’un alanı genişliyor. Bu, henüz nedenini çözemediğimiz ama mutlaka cevaplanması gereken sorulardan biri. Yazarlar fesçitarağı üzerindeki Euphydryas tırtıl yuvalarını izlerken Bu tırtılları ve rastgele seçtiğimiz 15 yuvalı bitkiyi incelemeye karar verdik. Bu bitkilerden bazıları ku- ru bölgelerde tek başlarına, diğerleri nemli bölgeler- de ormansı gruplar içinde bulunan bitkilerdi. Tek- rar bulabilmek için her bir bitkiyi işaretledik. Bitki- leri 12 hafta boyunca, haftada bir kere gözlemledik, fotoğraflarını çektik ve gördüklerimizi not ettik. Ba- zı zamanlar 4 mm uzunluğunda, yuvanın dışında gü- neş altında duran siyah tırtıllar ve çadırın ipek duva- rı içinde duran tırtıllar gördük. Tüm bu süre boyun- ca hiçbir şey göremediğimiz oldu. Tırtılların hâlâ ya- şayıp yaşamadığını merak ediyorduk. Eylül ayında Nazuğum yuvasının fesçitarağı üzerindeki ipek çadırı. (Sağ üst) Bu Fesçitarağı ”ormanı”çok sayıda tırtıl yuvası barındırıyor. (Sağ alt) 49
Search
Read the Text Version
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
- 9
- 10
- 11
- 12
- 13
- 14
- 15
- 16
- 17
- 18
- 19
- 20
- 21
- 22
- 23
- 24
- 25
- 26
- 27
- 28
- 29
- 30
- 31
- 32
- 33
- 34
- 35
- 36
- 37
- 38
- 39
- 40
- 41
- 42
- 43
- 44
- 45
- 46
- 47
- 48
- 49
- 50
- 51
- 52
- 53
- 54
- 55
- 56
- 57
- 58
- 59
- 60
- 61
- 62
- 63
- 64
- 65
- 66
- 67
- 68
- 69
- 70
- 71
- 72
- 73
- 74
- 75
- 76
- 77
- 78
- 79
- 80
- 81
- 82
- 83
- 84
- 85
- 86
- 87
- 88
- 89
- 90
- 91
- 92
- 93
- 94
- 95
- 96
- 97
- 98
- 99
- 100
- 101
- 102
- 103
- 104
- 105
- 106
- 107
- 108
- 109
- 110
- 111