Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore Fuat Sezgin - İslamda bilim ve Teknik -1

Fuat Sezgin - İslamda bilim ve Teknik -1

Published by eminyukseloglukaihl, 2019-10-30 13:14:34

Description: Fuat Sezgin - İslamda bilim ve Teknik -1

Search

Read the Text Version

GİRİŞ 81 biliriz– ve böylesine bir ekvator uzunluğunun Mehrī’nin birçok kitabını özetledi427. Özellikle haritalarda yeniden ortaya çıkması için 19. haritalara ayrılmış olan yedinci bölümün dört yüzyılın ikinci yarısına hatta 20. yüzyılın ilk faslında yaptığı açıklamalar, katedilecek yolun yarısına kadar beklenmesi gerekiyordu424. hesaplanmasına ve yön belirlemesine dayanan Matematiksel-astronomik temelli bu tarz bir deniz seferinin ne Akdeniz’de ne de Hint bir denizcilik bilimi çerçevesinde yüzlerce Okyanusu’nda, bunun için uygun haritalar yıl boyunca toplanan verilerin, kartografların kullanılmaksızın mümkün olamayacağı konu- elinde çok yüksek kaliteli haritalarda ürünle- sunda hiç kuşku bırakmamaktadır. Sīdī ʿAlī üç rini vermiş oldukları kolaylıkla düşünülebilir. tür haritadan bahsetmektedir: Hint Okyanusu Portekizli denizcilerin ve diğer Avrupalı sey- haritaları, Akdeniz haritaları ve dünya hari- yahların Hint Okyanusu’ndaki yerel denizcile- taları. Bu konuda yaptığı açıklamalar genel rin elinde bulunan deniz haritaları ve özellikle olarak göstermektedir ki o, harita denilince bu haritaların enlem ve boylam daireli oluşla- matematiksel olarak kapsanan yeryüzü res- rı425 hakkında defalarca verdikleri bilgilerin mini anlamaktadır ve onun için bir deniz yanı sıra, bu haritaların bazıları Portekizce seferi ancak harita, pusula, pergel, usturlap ve redaksiyonunlarında günümüze ulaşabilmiş- quadrant (rubu tahtası) gibi aletler yardımıyla lerdir. Hint Okyanusu denizcilik biliminin en gerçekleştirilebilir428. büyük iki temsilcisinin haritalardan hemen Denizcilik biliminin desteği ile ortaya çıkmış hemen hiç bahsetmiyor olmaları, bazı kar- olan Hint Okyanusu haritaları ve her denizci- tografya tarihçilerine, bu deniz bilimcileri liüin iki esas aleti, pusula ve Avrupa’da Yakup haritadan ibaret olan yardımcı vasıtayı ya Sopası429 veya balhestilha olarak tanınan göz- bilmiyorlar veya bilseler bile buna sahip değil- lem aracı (Arapçası ḫaşabāt veya ḥaṭabāt) lerdi tarzındaki iddiaları için kanıt olarak kul- dışında, meridyene eğik mesafe ölçümü kuralı lanılmıştır. Bu açığı Osmanlı Amirali Sīdī ʿAlī da Avrupa’ya ulaşmıştır. Bu toleta de martelo- (ö. 970/1562)’nin Kitāb el-Muḥīṭ (Okyanus io olarak isimlendirilen ve İtalya’ya 15. yüzyıl- Kitabı) isimli eseri kapatmaktadır. Bu kitap da ulaşmış olan, denizde mesafe ölçme meto- tıpkıbasım olarak426 bilimsel araştırmaların dudur430. Hint Okyanusu bağlamında doğmuş sadece birkaç yıldır hizmetinde bulunmak- ve zamanla mükemmelleştirilmiş olan deniz- tadır. Aslında Akdeniz’de çalışan bu deniz- cilik bilimi açısından Portekizlilerin hizmeti ci, 15 Osmanlı donanma gemisini Basra’dan onun kendi kavrayışlarına göre Avrupa’da Süveyş’e götürme misyonu (960/1553) sıra- daha fazla yayılmasına hizmet etmiş bulunma- sında Portekiz saldırıları yüzünden çok büyük larıdır. Aynı enlem derecesi üzerinde karşı- bir kayba uğramış, filosunun geriye kalan lıklı kıyılardaki iki nokta arasındaki uzaklığın gemileriyle batı Hindistan’ın Sūret limanına ölçümü ve böylece okyanusların batı-doğu demir atmıştı. Buradaki ikametini takip eden sahilleri arasındaki uzaklıkları sonuçlandıran Aḥmedābād ikameti (961/1554) esnasında boylam derecelerinin tespiti gibi denizcilik yukarıda adı geçen kitabını yazdı. Bu eser- bilimin belki de en önemli başarısı sayılabi- de genel olarak İbn Mācid ve Süleymān el- 427 Bkz. Die topographischen Capitel des indischen Sees- 424 Krş. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 93-99. piegels Moḥîṭ, Wilhelm Tomaschek’in önsözüyle Maximi- 425 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 323-336. lian Bittner tarafından yayınlanmıştır, Viyana 1897, s. 2.3 426 Institut für Geschichte der arabisch-islamischen Wis- (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt 16, senschaften tarafından yayınlanmıştır, Frankfurt 1984. s. 129-254, özellikle 136-137). 428 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 265-268. 429 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 302-306. 430 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 289-294.

82 G İ R İ Ş lecek metot onlar için bir kapalı kutu olarak Yunan felsefesini mistisizmle birleştirmiştir. kalmıştır. Onlar problemi öğrenmişlerdi ama Aristoteles ve İbn Sīnā onun görüşüne göre bunun431 çözümünde kullanılan metodu anla- en büyük filozoflardır. Onların arkasından yabilmede zorunlu olan trigonometri bilgileri- Platon ve es-Sühreverdī (ö. 587/1191)’yi izler. ne sahip değillerdi432. Faḫreddīn er-Rāzī (606/1209) ise Aristoteles 11./17. yüzyılı büsbütün dikkate almayarak bu felsefesinin en büyük eleştirmenidir. Bununla periyodun olağanüstü bir filozofuna haksız- birlikte Mollā Ṣadrā’nın düşünce dünyası adı lık edeceğim duygusunun baskısını kendimde geçen üstadların öğretilerinin yalnızca kuru duymamış olsaydım, denizcilik bilimi alanının bir iktibası değildir; bilakis o, bilinçli bir şekil- bu genel panoramasıyla, Arap-İslam kültür de İbn Sīnā öğretisini geliştirmeyi üstlenmiş- çevresinin benim bildiğim en önemli başarı- tir435. ları hakkındaki toplu bakışımı sonlandırır ve Mullā Ṣadrā’nın felsefe alanındaki önemine bu başarıların Avrupa’daki etkileri sorununa ilişkin bu kısa işaretle, Arap-İslam kültür dün- geçerdim. Bu filozof, Mollā Ṣadrā olarak tanı- yasında gerçekleştirilen başarıların bilimler nan Ṣadreddīn Muḥammed b. İbrāhīm Şirāzī tarihine olan katkılarına ilişkin örneklere son (980 civarı-1050/1572-1640)’dir. Bu filozofun veriyorum. Bu son veriş, bunlara ilaveten son- felsefe tarihindeki önemli konumu 1912 yılın- raki dönemlerde arasıra daha başka önemli dan itibaren Max Horten’in çabasıyla gün başarıların bulunmadığı anlamına alınmama- ışığına çıkmıştır. Max Horten, Mollā Ṣadrā’yı lıdır. Biz 10./16. yüzyılın sonuna kadar gelmek- «insanlık fikir tarihinin büyük meçhullerinden le sadece, Batı dünyasının bilimler alanında birisi» olarak nitelemektedir. «Öğretmenlik öncülüğü ele almaya başladığı ve bu rolüyle konumunun küçük ve fakir ilişkileri içerisinde İslam kültür çevresinin yerini alacağı periyo- o, kendi dünya görüşünü kurmaya zaman ve dun eşiğine ulaşmış oluyoruz. Bu bakımdan, güç bulmuştur»433. Mollā Ṣadrā, Şihābeddīn Arap-İslam bilimlerinin Batı’daki resepsiyo- es-Sühreverdī’nin ışık öğretisini temel alarak nu ve özümsenmesinin devasa kompleksi, «varlığın gelişim aşamaları» öğretisini orta- incelemenin dışında bırakılacak olursa bu ya koymuştur. Bu öğretide «varlık kavramı toplu bakış hedefine ulaşmamış olacaktır. ışık tasavvurunun yerine geçmiştir. » Bu yer Onun burada cesaret edilecek deneme mahi- değişikliği ile Mollā Ṣadrā «kendi döneminde yetindeki ele alınışında okuyucuya sunulan bu geçerli bulunan felsefeyi tamamen değiştire- “Giriş”in karakterine uygun olarak çok temel bilecek bir görüş noktası» kazanmıştır434. Çok sorunlara işaret etmekle yetinilecektir, zira büyük bir özgüvenle, dönemindeki hakim fel- bu problematikin tarihi realiteler yansıtacak sefeye karşı çıkmış ve kendi sisteminde, tüm tam ve adil bir sunumu için daha çok uzun bir zamanın geçmesi gerekiyor. 431 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 287. 435 a.e., Önsöz s. VIII-IX. 432 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 319. 433 Horten, Max: al-Shīrāzī, Enzyklopädia des Islām Cilt 4, Leiden ve Leipzig 1934, s. 407. 434 Das philosophische System von Schirázi (gest. 1640). M. Hortan tarafından açıklamalarla çevrilmiştir, Straß- burg 1913 (Tekrarbasım: Islamic Philosophy Cilt 92), Ön- söz s. V.

GİRİŞ 83

84 G İ R İ Ş Bilimleri İslam dünyasından Avrupa’ya ulaştıran ana yollar

GİRİŞ 85 II. BÖLÜM Arap-İslam Bilimlerinin Avrupa’da Resepsiyonu ve Özümsenmesi 19. yüzyılın ortalarında tarihçilerin ilgilerinin Bundan önceki bölümde geçen açıklamalar- gitgide fen bilimlerindeki gelişime çevrilmiş lardan anlaşılacağı üzere, bize ulaşan birçok bulunduğu ve Arap-İslam bilimlerinin önemi- eserin içerik değerlendirmesinde arabistik nin takdir edilmesi yerine küçümsendiği bir araştırmalar bugüne kadar çok önemli sonuç- sırada, Batı’ya çeviriler halinde ulaşan “Doğu lara ulaşmış, böylece bu sonuçları evrensel Alemi”nden kitaplar hakkında ilk ve tabiîdir bilimler tarihi çerçevesinde ilk değerlendir- ki mütevazı bibliyografik tanıtımlar yayımlan- melerinin yapılabilmesi ve etki sorunu baş- maya başlandı. Bunlar Johann G. Wenrich’in langıç aşaması şeklinde olsa da ele alınmış De auctorum græcorum versionibus et bulunuyor. İkincisi yani etki sorunu, genel- likle bazı konularla veya problemlerle sınırlı commentariis syriacis arabicis armeniacis olarak ele alınmış, ancak çok az alanda daha büyük çerçevede cevaplanabilmiştir. persicisque commentatio (Leipzig 1842) ve Çalıştığı alanda döneminin hiç bir deste- Ferdinand Wüstenfeld’in Die Übersetzungen ğine sahip olmadığı ve çok az sayıda kay- der arabischen Werke in das Lateinische seit nağa ulaştığı bir zamanda, Fransız arabist Ernest Renan (1823-1892)’ın felsefe alanında dem 11. Jahrhundert (Göttingen 1877) isim- Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’daki resep- li çalışmalarıdır. Aslında bugüne kadar da siyonu fenomeninin, hayranlık uyandıran ve diyebileceğimiz uzunca bir süre, Arap-İslam hâlâ geçerliliğini koruyabilen Averroès et bilimlerinin Avrupa’daki resepsiyonu soru- l’Averroïsme 1 isimli eserinde çizdiği tablo nuna ilgi, birkaç alan ayrı tutulursa, esas ola- bilim tarihçiliğinin nadir çıkışlarından biri- rak çeviri yapan şahsiyetler, çevirilen eserler sidir. Arapça’nın 4./10. yüzyılda İspanya ve bize ulaşan el yazmalarının bibliyografyası Müslümanları, Hıristiyanları ve Yahudilerinin ile sınırlı kalmıştır. Arap-İslam bilimlerinin ortak dili olması düşüncesinden hareket- Avrupa’yı ya çeviriler yoluyla ya da insani le Renan, Yahudilerin, Arap-İslam felse- temaslarla etkilemesi problemi ve bu Arap- fesinin Avrupa’da yayılmasında önemli bir İslam bilimlerinin öneminin değerlendiril- mesi, her şeyden önce Arapça (ya da Farsça) 1 Üçüncü baskı Paris 1867. Tekrarbasım Institut für kitapların bilimsel içeriğinin incelenmesine Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften ve buna bağlı olarak Arap-İslam yazarları- tarafından Frankfurt 1985. nın, öncüleri olan Yunanlara kıyasla erişmiş oldukları ilerlemelerin tespitine bağlıdır.

86 G İ R İ Ş rol oynadıkları görüşüne ulaşmıştı2. Ona Arap dilindeki astronomi ve astrolojinin göre, Yahudilerin Orta Çağ’daki yazılı kül- Avrupa’yı ne kadar derinden etkilediğini en türü, İslam kültürünün yansımasından başka iyi şekilde, arabist olmayan bir bilim tarihçisi bir şey değildir3, örneğin Maimonides (İbn Pierre-Maurice-Marie Duhem8 (1861-1916) Meymūn)’ten beri Yahudi felsefesinin Arap Le système du monde. Histoire des doctri- felsefesinin bir yansımasından ibaret oldu- nes cosmologiques de Platon à Copernic9 ğu gibi4, Maimonides ekolünün tamamı isimli anıtsal eserinin 2. , 3. ve 4. ciltlerinde Averroes (İbn Rüşd)’un peripatetik (meş- göstermektedir. Gerçi daha önce, büyük ara- şaiyye) öğretisine sadık kalmıştır5. Geneli bist Carlo Alfonso Nallino Al-Battānī sive itibariyle Yahudi felsefesi onların Barselona, Albatenii opus astronomicum10 adlı çalışma- Saragossa, Narbonne, Montpellier, Lunel, sında gelecekteki araştırmalara paha biçilmez Béziers, l’Argentière ve Marsilya gibi işaretlerle rehberlik etmişti. Fakat Duhem’in Hıristiyan şehirlere çekilmelerinden sonra ulaşabildiği astronomik-astrolojik içerikli bile6 Araplarınkinin karakterini taşımakta- Arapça eserlerin Latince çevirilerini, bu eser- dır. Arapça eserlerin İbranice’ye çevirileri lerin etkisi altında doğan Avrupa’lı eserlerle bağlamında Renan’da ilginç bir bulguya rast- yaptığı karşılaştırma suretiyle ulaştığı bilim- lamaktayız: Arapça kelimeler ya muhafaza sel sonuçlar, Arapça’dan çevirilen eserlerin edilmişler ya da başka bir anlama sahip olsa- sadece o özel alanla ilgili çevrelerde değil, lar bile aynı kökten gelen İbrani kelimelerle bunun da ötesinde Avrupa düşünce tarihinde ifade edilmişlerdir. Bir diğer deyimle metin, ne denli büyük etkide bulunduğunu kavrama- çevirilmekten ziyade taklit edilmiştir7. mıza yardım etmektedirler. Arap felsefesinin hem İbrani aracılığıyla Müzik ve müzik teorisi alanında “Arap etki- hem de doğrudan doğruya Latince’ye çevi- si” problemi, sevindirici ölçüde ve nispe- rilmesi sonucunda resepsiyon ve özümseme ten erken sayılabilecek bir dönemde çok sürecinin Batı Avrupa’da nasıl yayıldığını ve geniş çaplı eserlerle ele alınmıştır. R.G. Dominik tarikatı mensuplarında uyandırdığı Kiesewetter11 ve J.G.L. Kosegarten’ın12 kin, bu arada Raymundus Lullus’ta hücum ve “Arap” müziğine ilişkin panaroma niteliğin- direnme gayretleri uyandırdığını ustaca res- deki ilk çalışmaları üzerinden henüz yüz- mettikten sonra Renan, İbn Rüşd felsefesinin yıl geçmemişti ki, İspanyol arabist Julian 13. yüzyılın başından itibaren İtalya’da gör- Ribera y Tarragó La música de las Cantigas13 düğü kabul konusunu ele almaktadır. Burada da Renan, yaratıcı ve çok bilgili kimliği eşli- 8 Biyografik bilgiler için bkz. Miller, Donald G.: Diction- ğinde, Arap peripatetik öğretisiyle 300 yıllık ary of Scientific Biography içerisinde, 4. cilt New York uğraşıları sonrasında 16. yüzyılda kendini 1971, s. 225-233. göstermeye başlayan Averroism karşıtı reak- 9 1916 yılından önce tamamlanmış ve 10 cilt olarak Paris’te siyonların canlı bir tablosunu çizmektedir. yayınlanmıştır, 1913-1959. 10 3 cilt, Mailand 1899-1907, Tekrarbasım Hildesheim 2 Renan, E.: Averroès et l’Averroïsme, a.e., s. 174. 1977. 3 a.e., s. 173. 11 Die Musik der Araber, nach Originalquellen dargestellt, 4 a.e., s. 175. mit einem Vorworte von J. v. Hammer-Purgstall, Leipzig 5 a.e., s. 182. 1842, Tekrarbasım: Schaan (Lichtenstein) 1983. 6 a.e., s. 184. 12 Die moslemische Schriftsteller über die Theorie der 7 a.e., s. 185. Musik, Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes içe- risinde (Bonn) 5/1844/137-163. 13 Madrid’te 1922 yılında yayınlanmıştır. Kısaltılmış İngi- lizce çevirisi Eleanor Hague ve Marion Leffingwell tara- fından Music in ancient Arabia and Spain adıyla, Stanford 1929, Tekrarbasım: New York 1970.

GİRİŞ 87 adlı, Arap etkilerine ilişkin öncü bir çalışma Ursprung 1934 yılında onun eski çalışmasına ortaya koydu. Üç bölümlük çalışmanın birin- çok sert bir reddiye yayınladı18. cisinde İslam dünyasında 12. yüzyıla kadar Farmer’ın Arap etkisini ele alan ve çok şiddet- Arap müziği tarihini, ikinci bölümde bu li eleştirilerle karşılaşan ana konuları ve hipo- müziğin İspanya’daki tarihini işlemektedir. tezleri, notalamaya ve erken dönem çoksesli- Üçüncü bölüm, yazarın asıl hedefine adan- liğe, solmisationa [do, re, mi... gibi hecelerin mıştır: Arap müziğinin İspanyol müziğine kullanımıyla oluşturulmuş ton sistemi], müzik ve Batı’daki troubadour müziğine olan etki- aletlerine, notalara ve takt tarzına ilişkin si14. Ribera’nın fikirleri ve ulaştığı sonuçla- sorulardır. Bu sorular etrafındaki tartışma- rın –özellikle Ortaçağ’da Batı müziğine olan ların birçoğunda asıl konu, 9. yüzyıldan beri etkiler problemi bakımından– zayıf noktalar Avrupa’da müzik alanında ortaya çıkan yeni içermesi, birçok noktada geçerliliğinin bulun- unsurların Yunan-Bizans etkilerine mi yoksa maması ve karşı çıkılmaksızın kabul edilebilir Arap etkilerine mi bağlanacağı meselesidir. olmaması anlayışla karşılanabilir. Farmer doğal olarak Arap müzik teorisinin Ribera’nın kaleme aldığı kitabın yayınlan- Yunan temellerini yadsımıyordu, Arapların masından 3 yıl sonra Henry George Farmer, alınan öğretileri işledikleri ve sürekli bir şekil- Clues for the Arabian influence on European de geliştirdikleri inancındaydı. 1976 yılında bu konuya ilişkin iki çalışma yayınlandı. Bu musical theory15 isimli büyük sansasyon yara- çalışmalarda Farmer’ın sonuçları esaslı bir tan çalışmasını yayınladı16. Hemen peşinden, şekilde tartışıldı ve kısmen de işlendi. Bunlar müzik tarihçisi Kathleen Schlesinger’in The Eva Ruth Perkuhn’un19 Die Theorien zum question of an Arabian influence on musi- arabischen Einfluß auf die europäische Musik cal theory17 adlı eleştirisi izledi. 1929 yılın- des Mittelalters ve Eckhard Neubauer’in20 da Londra’da Farmer’ın Arap müzik tari- Zur Rolle der Araber in der Musikgeschichte hini detaylı şekilde ele aldığı A history of Arabian music to the XIII th century isimli des europäischen Mittelalters isimli çalışma- çalışması yayınlandı. 1930 yılında özellikle larıdır. İlk çalışmanın sahibi, etki teorisine K. Schlessinger’in eleştirileriyle hesaplaştığı karşı prensipte karşı çıkmıyor, fakat yine Historical facts for the Arabian musical inf- de «etno-müzikoloji tarafından Arap etkisi problemine ilişkin ortaya konulan çalışma- luence (Londra) isimli çalışması yayınlandı. larda metodik ve teorik soruların yüzeysel Farmer’ın bu sorunu yeni ve çok önemli ele alındığı» fikrinde direniyor21. Ona göre tarzda ele alışından habersiz bulunan Otto «Arap [etkisi] teorisinin baş temsilcileri» Ribera ve Farmer «etno-müzikolog olmak- 14 Faydalı bir içerik tasviri için bkz. Ursprung, Otto: Um tan çok arabisttirler» ve hem «Arap müzis- die Frage dem arabischen bzw. Maurischen Einfluß auf yenlerin uygulamalarına» hem de «etno- die abendländische Musik des Mittelalters, Zeitschrift für Musikwissenschaft (Leipzig) 16/1934/129-141, 355-357, 18 Um die Frage dem nach arabischen bzw. maurischen özellikle s. 132-133. Einfluß auf die abendländische Musik des Mittelalters, 15 Journal of the Royal Asiatic Society içerisinde 1925, s. aynı yer. 61-80 (Tekrarbasım: The Science of Music in Islam serisi 19 Waldorf’ta (Hessen) yayınlandı. içerisind, Cilt 1, Frankfurt 1997, s. 271-290). 20 Islam und Abendland. Geschichte und Gegenwart içe- 16 Farmer’ın teşebbüsü Eugen Beichert tarafından olumlu risinde, ed. André Mercier, Bern ve Frankfurt 1976, s. karşılanmıştır, Orientalistische Literaturzeitung içerisinde 111-129. (Leipzig) 29/1926/273-277. 21 Perkuhn, E.R.: a.e., s. 232. 17 The Musical Standard içerisinde (London) N.S. 25/1925/148-150, 160-162.

88 G İ R İ Ş müzikolojinin kültür-antropolojik problemle- ması çok tepki ile karşılaşmış ise de, şimdiye rine çok fazla vakıf değildirler»22. Onlar yön- dek çürütülememiştir». Farmer’ın ele aldığı temleri nedeniyle «objektif olmaktan daha ve bu kitabında daha derinleştirdiği konulara çok duygusal sebeplerden hareketle Arap «hem Araplarda hem de Avrupa Ortaçağı’nda müziği etkisi teorisine karşı çıkan» ve «çok rastlanan enstrümental müzik notasyon bariz teorik tereddüt noktasında bir çok açı- denemeleri»27 dahildir. «Burada esas olan, dan saldırı alanı bulabilen müzik bilim tarihi tıpkı Eski Yunan’da bilindiği üzere, tonların tarafından» çok şiddetli eleştirileri üzerlerine adlandırılmasında harfler, derecelendirilme- çekmişlermiş23. Hem Ribera hem de Farmer sinde ise –kökeni muhtemelen Yakın Doğu «gelenek sürecine çok az dikkat» etmişlermiş. antikitesine uzanan– çizgiler kullanılması- Farmer «alan daraltmasında, “şifahi“ aktarı- dır28. Arap melodileri yazıyla, tonun süresi ve mı ele almada kaçınılmaz olan etnomüziko- ritimi belirti heceleriyle veya rakamlarla tespit lojik yönleri bir yana bırakarak ve kendisini ediyor, gerçekte bunu bize ulaşan çok kısıtlı sadece müzik enstrümalarıyla sınırlayarak sayıdaki dokümandan çıkarsayabileceğimizin bir adım daha ileri gitmiş bulunuyormuş»24. çok daha öncesinde ve sıklıkla yapmakta idi- Perkuhn böylelikle şu sonuca ulaşmaktadır: ler. Tonları harflerle gösteren bir nota tabela- «Orta Çağ Avrupası müzik yapımının çeşitli sı bize 10. yüzyıldan ulaşmış bulunmaktadır29. alanları için savunulan Arap müziği etkisi Ayrıca, Ebū el-Ferec el-İṣfehānī’nin Büyük teorisinin nihai anlamda temellendirilmesi» Şarkılar Kitabı [Kitāb el-Eġānī el-Kebīr], kelimenin tam anlamıyla ancak şu koşulla İsḥāḳ el-Mavṣılī ile ilgili 9. yüzyıl olarak tarih- gerçekleşebilir: «Eğer Arap müzik kültürü lendirilebilen bir haber muhafaza etmektedir. araştırmaları bir yeniden ele alış ve kontro- Bu habere göre İsḥāḳ, bir meslektaşına bütün le tabi tutulur, genel standart, lexikografik tizlikler, ses ton süreleri ve duraklar hakkın- bilgi, etnomüzikolojik ve kültür antropolojik daki bilgileri de içeren yeni bir besteyi yazılı düşüncelerle karşı karşıya getirilirse»25. formda yollamıştır. Meslektaşı bu sayede, bir Bir arabist ve müzik tarihçisinin kalemin- kere bile duymaksızın parçayı doğru olarak den çıkan ikinci çalışma26 bize sadece H.G. söylemiştir30. İbn Sīnā 11. yüzyılın başında, Farmer’ın eserleri ve başarıları hakkın- hiç bir şarkının daha önceden özenli ve tam da uygun hükümler vermemizi sağlamakla şekilde, hem tonun tizliğine, hem de süre- kalmıyor bunun ötesinde, yapılan en yeni sine göre kâğıt üzerinde tespit edilmedikçe araştırmaların sonuçlarını da ortaya koyu- öğrenilmemesini şart koşuyordu31. Bizlere yor: «1930 yılında İngiliz müzik araştırmacı- ulaştığı kadarıyla Arap notasyonunun çoğu sı Henry George Farmer, Arapların müzik alanındaki etkilerine ilişkin teorileri özet- 27 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 83 vd., 304 vd.; Neu- lemiş ve bu teorileri özenle belirleyerek bauer, E.: a.e., s. 119, 127. kendisinin ulaştığı birçok araştırma sonuç- 28 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 302 vd., 325 vd.; Neu- larını eklemiştir. Onun Historical facts for bauer, E.: a.e., s. 119, 127. the Arabien musical influence isimli çalış- 29 Risāle Yaḥyā b. el-Müneccim fī el-Mūsīḳī, ed. Zekeriyyāʾ Yūsuf, Kahire 1964, s. 45; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127. 22 Perkuhn, E.R.: a.e., s. 232. 30 Ebū el-Ferec el-İṣfehānī: Kitāb el-Eġānī el-Kebīr, Cilt 23 a.e., s. 233. 10, Kahire 1938, s. 105-106; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 24 a.e., s. 233. 127. 25a.e., s. 236. 31 Ebū ʿAlī İbn Sīnā: eş-Şifāʾ. er-Riyāḍiyāt. 3. –Cevāmiʿ 26 Neubauer, E.: Zur Rolle der Araber, a.y. s. 118 vd. ʿİlm el-Mūsīḳī, ed. Zekeriyyāʾ Yūsuf, Kahire 1956, s. 142; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127.

GİRİŞ 89 ud ile ilişkilidir. Avrupa’nın alfabetik notas- rını yaptıktan sonra şöyle devam etmekte38: yonu da diğer enstrümentalistlerden sonra «Arapça metinlerin çevirileri yoluyla başlayan Notker Labeo (ö. 1022)’dan ortaya çıkmış etki konusunda sağlam bir zeminde bulun- ve ilkin (vurma ve yaygı çalgılar) lira ve rota maktayız. Müzik teorisi alanında, filozof Ebū için kullanılmıştır32. Yani başlangıçta her iki Naṣr el-Fārābī (ö. 950)’nin İlimlerin Sayımı tarafta da ortak bir gelenek var görünüyor. [İḥṣāʾ el-ʿUlūm] isimli eserinin Latince’ye Fakat İbn Sīnā’nın hayatta olduğu dönemde çevirilmesinin sebep olduğu teşvikler etkili tizliği yazıya dökmedeki yenilikler hemen olmuştur39. Bu kitap vasıtasıyla Batı dünyası hemen aynı zamanda ve aynı prensip doğ- 12. yüzyılın ortalarında, musica mundana, rultusunda Hermannus Contractus (ö. 1054) humana ve instrumentalis (evren, insan ve tarafından (Avrupa’ya) sokulmuş ve aynı enstrüman müziği) bölümlemeye ek olarak zamanda Bizans’ta ortaya çıkıyorsa, bunun musica speculativa ve activada (teorik ve için Arap bir örnek dışında başka bir şey söz pratik müzik) bir başka bölümlemeyle tanıştı. konusu bile olamaz33. Ayrıca Hermannus Bu sınıflama aktif müzisyenin eyleminden Contractus Arap doğa bilimlerini yakından türemektedir, “ya gözlemleyen ve araştıran tanıyordu»34. (spekülatif) ya da eylemsel (aktif) olabilir”40. «Gelişimin bir başka basamağı bizi Arezzolu Bu sınıflama daha önceleri Yunan müziği Guido (ö. 1050)’nun çizgisel notalamasına tarafından da biliniyordu, gelişmiş formda götürmektedir. Guido, üçten beşe kadar Orta Çağ yazınında yerini aldı ve orada hiç de üstüste çizerek oluşturduğu çizgileri “Kiriş/ azımsanmayacak derecede teorik bakış açısı- tel taklidi”35 olarak nitelemektedir. Bu çiz- nın “konu dairesinin zenginleştirilmesine”41 gilerin iki tanesi renklendirilmiştir: “Parlak sebep oldu». safran, üçüncü ton yerini alınca ışıldar, altıncı «Doğa-bilimsel ve felsefi Arapça eserlerin ise kızılboya olarak parlar”36 Guido’nun şim- çevirisi zirve noktasına 12. ve 13. yüzyılda diye kadar bizzat kendi çalışması ve başarısı İspanya’da ulaştı. Çeviri faaliyetlerinin yay- olarak görülen bu sunum tarzı için kullandığı gınlaşması manidar bir tarzda ilk Avrupa kaynaklar gizli kalsa da37, Arapça kaynaklar üniversitelerinin kuruluşuyla aynı zamana en azından kiriş/tel, çizgiler ve renkler arasın- rastlamıştır ve bu yeni üniversitelerin öğre- da bir bağlantı olduğuna ilişkin ikna edici bir tim programlarını belirlemiştir42. Bu süreç- açıklama sunmaktadır ». te İbn Sīnā’nın eserleri, bunlar arasında Neubauer, Farmer karşıtlarının tepkisini çeken diğer noktalar hakkında açıklamala- 38 Zur Rolle der Araber in der Musikgeschichte des euro- päischen Mittelalters, a.y., 122-123. 32 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 317; Neubauer, E.: 39 Farmer, H.G.: al-Fārābī’s Arabic-Latin writings on mu- a.e., s. 119, 127. sic, Londra 1934 (Tekrarbasım: New York 1965 ve The 33 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 36, 83 vd.; Jammers, Science of Music in Islam serisi içerisinde, Cilt 1, Frank- E.: Gedanken und Beobachtungen zur Geschichte der No- furt 1997, s. 463-533); Beichert, E.A.: Die Wissenschaft tenschriften, Festschrift Walter Wiora içerisinde, Kassel der Musik bei al-Fārābī, Regensburg 1931, s. 24 vd.; Neu- 1967, s. 199; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127. bauer, E.: Zur Rolle der Araber, s. 123, 128. 34 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 35; Neubauer, E.: 40 Bkz. Pietzsch, G.: Die Klassifikation der Musik von Boe- a.e., s. 119, 127. tius bis Vgolino von Orvieto, Halle 1929 (Tekrarbasım: 35 Oesch, H.: Guido von Arezzo, Bern 1954, s. 5; Neubau- Darmstadt 1968), s. 79; Neubauer, E.: Zur Rolle der Ara- er, E.: a.e., s. 119, 127. ber, s. 123, 128. 36 Oesch, H.: a.e., s. 6; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127. 41 Pietzsch, G.: a.e., s. 78; Neubauer, E.: Zur Rolle der 37 Ursprung, O.: Um die Frage nach dem arabischen bzw. Araber, s. 123, 128. maurischen Einfluß, a.y., s. 137-138, 356; Neubauer, E.: 42 Schipperges, H.: Einflüsse arabischer Wissenschaften a.e., s. 119-120, 127. auf die Entstehung der Universität, Nova Acta Leopoldi- na içerisinde (Halle) 27/1963/201-212; Neubauer, E.: Zur Rolle der Araber, s. 123, 128.

90 G İ R İ Ş Latince Liber sufficientiæ adıyla tanınan lara rağmen, günümüz insanında bu mirasın Kitāb eş-Şifāʾ isimli eserinin bazı bölümleri büyük önemini hemen hemen tamamen inka- ön planda bulunmuştur». ra götüren tutumun net bir tablosunu çizmek- «Avrupa, Araplar tarafından geliştirilen tedir. Schipperges için “Arabizm”, «yüzlerce “müzik terapisi”nin teorisi ve pratiğine yine yıl çok güçlü etkilerde bulunan ve hâlâ da aynı çeviriler ve ilkin İspanya, İtalya ve Fransa etkilerine devam eden, onsuz, modern dün- üniversitelerindeki öğretim yoluyla ulaşmıştır. yanın kuruluşunu kavrayamayacağımız bir Ruhi rahatsızlıkların çalgı ve melodiler yoluy- fenomendir»45. la dizginlenmesi Arap tedavisinde önemli Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’da alınma- bir yer işgal etmiştir. Araplar, öğretilerini sına ve bunun etkisine ilişkin bilim-tarih- eski Yunan teorisinden ve geç dönem anti- sel fenomenin gerçeğe yakın bir tablosunu kite pratik tecrübelerinden geliştirmişlerdir. elde etme girişimimizde bize oldukça yar- Araplar, Sasani dönemi Farsların melanko- dımcı olan Die Assimilation der arabischen liyi müzik yoluyla iyileştirmeye çalıştıklarını Medizin durch das lateinische Mittelalter46 biliyorlardı, Platon sonrası ahlak öğretisi, (Yunanlardan beri kabul edilegelen) bedenin isimli ikinci çalışmasında, Schipperges ilgisini dört temel sıvısı ile ud telleri arasında bağlan- herşeyden önce şu konuya çeviriyor: «Arap tı kurmaya kadar etkili oluyordu »43. tıbbının resepsiyonu Latin Ortaçağında nasıl Çok sayıda makale ve monografik çalış- gerçekleşti?»47 Schipperges resepsiyonu ger- mayla 20. yüzyılın ikinci yarısında Heinrich çekleşen bu tıp için «Yunan-Arap» nitele- Schipperges Arap-İslam tıbbının resepsiyo- mesini kullanmaktadır ve bu ifadeden Arap- nu ve özümsenmesi konusunda büyük bir İslam kültür çevresinde bu bilimde Yunan hizmet gerçekleştirdi. Kaleme aldığı çok öncülerin çalışmaları üzerine kurulan “tedavi sayıda makaleyi takdirle anarak, ele aldı- sanatı”nı anlamaktadır. Konuyu sınırladık- ğımız konuyu geniş bir zeminde işleyen iki tan sonra, herşeyden önce «Arabizm»in çok çalışması öncelikle dile getirilecektir. Bu iki temel rol oynadığı bilinen 11. yüzyıldan 13. çalışmadan Ideologie und Historiographie yüzyılın sonuna kadar uzanan bir zaman dili- des Arabismus44 adını taşıyan ilkinde mini konu olarak almaktadır, bu hedefini Schipperges, bildiğim kadarıyla, Arap-İslam şöylece çizmektedir: «Burada Yunan-Arap bilimlerinin Avrupa’da resepsiyon ve özüm- tıbbının alınması sadece Latince çeviriler senme fenomenini tarihi gelişim açısıyla bakış açısıyla değerlendirilecek; araştırmamız değerlendirmek gibi zor bir ödevi üstlenen çeviri yapan kişilerle ve onların kitaplarıyla ilk kişidir. Bu fenomenin bilincine varıldığı sınırlı kalacak, bunların Arapça içerikleri ele tarihi başlangıç kabul etmekte ve 20. yüzyı- alınmayacak, daha ziyade onların Latince lın ortalarına kadarki gelişimi izlemektedir. el yazmalarıyla yetinilecektir»48. Schipperges Zengin içerikli çalışmalarında Schipperges, kendisine düşen ödevin, «resepsiyon döne- 13. yüzyıldan beri Arap-İslam kültür çev- minin zaman şartlarına bağlı anlayışlar açı- resinden alınan bilgi mirasına karşı oluşan sından bütün Orta Çağ tıbbına sistematik bir düşmanca ve bu mirastan alınan bilim ser- vetine karşı adil olmaya yönelik bütün çaba- 45 Schipperges, H.: Ideologie und Historiographie des Arabismus, a.y., s. 5. 43 Neubauer, E.: a.e., s. 123. 46 Wiesbaden’da 1964 yılında yayınlandı. 44 Wiesbaden’da 1961 yılanda yayınlandı. 47 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- dizin, a.y., s. 2. 48 a.e., s. 2.

GİRİŞ 91 şekilde bakmak »49 olduğunu görmektedir. çeyreği)’nin Büveyhi Prensi ʿAḍudeddevle Bunu yaparken tıbbî materyali ve teoriyi (dönemi: 338/949-372/983)’ye ithaf ettiği, bir yana bırakmaktadır. Schipperges, «Arap- Kāmil eṣ-Ṣınāʿa eṭ-Ṭıbbiyye veya el-Kunnāş Latin çevirilerin Avrupa tıbbındaki önemine el-Melekī ismini taşıyan hayli büyük hacim- ilişkin soruda yüzlerce yılın hükmüne dair»50 li tıp ders kitabıdır53. Latince versiyonunda historiyografik bir genel bakış temelinde Yunanca başlıkla Liber pantegni olarak isim- hedefine ulaşmaktadır. lendirilen bu eser, K. Sudhoff54 tarafından Schipperges bu resepsiyonun gerçekleşme şu şekilde tanıtılmaktadır: «Yunan tıbbının sürecini 11. yüzyılda Salerno’da başlatmakta hiç tanımadığı, sanki bir kalıptan çıkmış, tam ve Karl Sudhoff’un51 1930 yılında «Ortaçağ düzen ve mantıksal kavrayışla bir bütünlük Batı Avrupa tıbbı için kaderin bir lütfu» arzeden bir eser». olarak nitelediği, din değiştirmiş bir Arap 1127 yılında yani Constantinus’un ölümün- ve daha sonra Monte Cassino’da rahip olan den tam 40 yıl sonra, Antakyalı Stephanus Constantinus Africanus (yaklaşık 1015/1087) bu kitabı, gerçek yazarı ʿAlī b. el-ʿAbbās adı ile ilişkilendirmektedir. Anlaşılan o ki altında bir kere daha Latince’ye çevirmiştir Constantinus ki Kartacalıdır ve – ölümünden (Liber completus artis medicinæ, qui dicitur yaklaşık elli yıl sonraki Batılı bir kaynağın regalis dispositio hali filii abbas…)55. Bu bildirdiğine göre – Irak ve diğer ülkelerde ifade, kendisini bu eserin yazarı gibi gös- yürüttüğü çok yönlü bilimsel çalışmalar son- teren Constantinus’un şu iddiasının tam rasında Salerno’ya52 gitmiştir. Constantinus tersidir: «Constantinus, bu bilimin fayda- düzinelerce Arapça tıp kitabını beraberinde sını kavrayarak, ilkin birçok Latince eseri getirmiştir veya arkasından gelmesini temin incelemiş ve bu eserlerin ders için uygun etmiştir. Şaşılacak bir çalışkanlıkla ve din olmadığı sonucuna varmıştır. Daha sonra kardeşlerinin desteğiyle, 25’ten fazla kitabı eski Yunan yazarlardan Hipokrat ve Latince olarak yayma imkanına sahip olmuş- Galen’e, birkaç yüzyıl sonra yaşayan yazar- tur. Bunların çoğunu Constantinus kendi lardan da Oribasius (Bizanslı)’a, Alexander telifiymiş gibi, çok azını ise Yunan otorite- (Trallesli)’e ve Paulus (Eginalı)’a dönmüş- lerin eserleriymiş gibi ortaya koymuştur. Hiç kuşkusuz, bu kitapların en önemlisi ʿAlī b. 53 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 320-322; Kitabın tıpkı el-ʿAbbās el-Mecūsī (ö. 4./10. yüzyılın son basımı 3 cilt olarak Institut für Geschichte der Arabisch- Islamischen Wissenschaften tarafından Frankfurt’ta 1985 49 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- yılında yayınlanmıştır. dizin, a.y., s. 9. 54 Konstantin der Afrikaner, a.y., s. 295 (Tekrarbasım: a.y., 50 a.e., s. 9. s. 181). 51 Konstantin der Afrikaner und die Medizinschule von 55 Bkz. Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africanus von Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine Be- Salerno, Sudhoffs Archiv für Geschichte der Medizin içerisinde (Leipzig) 23/1930/293-298, özellikle s. 293 deutung für die mittelalterliche medizinische Wissenschaft, (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 179-184, aynı yer, s. 24 (Tekrarbasım: a.y., s. 220). Stephanus isimli özellikle 179). bu şahıs Pisalıdır ve daha sonra Suriye’ye gitmiş, bir müd- 52 Bkz. Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africa- det Antakya’da ikamet etmiş ve Pisa’ya tıp kitaplarıyla nus von Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine birlikte geri dönmüştür. Beraberinde getirdiği kitaplar- dan birisi de göründüğü kadarıyla ʿAlī b. el-ʿAbbās’ın Bedeutung für die mittelalterliche medizinische Wissen- kitabının tam nüshasıdır, krş. Burnett, Charles: Antioch as a link between Arabic and Latin culture in the twelfth and schaft, Studien und Mitteilungen zur Geschichte des Be- nediktiner-Ordens und seiner Zweige içerisinde (Münih) thirteenth centuries, Occident et Proche-Orient: Contacts 47 (N.F. 16), 1929, s. 1-44, özellikle s. 2-3 (Tekrarbasım: scientifiques au temps des Croisades. Actes du colloques Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 197-240, özellikle s. 198- de Louvain-la-Neuve, 24 et 25 mars 1997 içerisinde, ed. I. 199). Draelants, A. Tihon und B. van den Abeele, [Turnhout:] Brepols 2000, s. 1-19, özellikle s. 4-10.

92 G İ R İ Ş tür. Fakat yalnızca Hipokrat’ı yani bu sanatın tışılmazdır: Constantinus, Avrupa tıbbının mükemmel ustasını taklit etmek istememiş- üstadı (Magister Occidentis) olmuştur!». tir, çünkü onun eserleri çok açık ve seçik Sudhoff59, Constantinus’un birçok Arapça tıp olmadığı gibi aynı zamanda kısadır. Galenos kitabını Latince versiyonda kendi adıyla orta- çok sayıda büyük eser kaleme almıştır… fakat ya çıkarttığını biliyor, bu davranışı şu şekilde bu eserlerin hacmi göz korkutucu şekilde açıklıyordu: «Tam anlamıyla doğulu yazarlar büyük olduğundan çoğunlukla onun 16 eseri sözkonusu olduğunda hiçbir isim kaydetmi- kullanılmaktadır»56. Adı geçen eserin ikinci yor. Bir dizi küçük eser bu yazarlara ait çevirmeni Antakyalı Stephanus tarafından olabilir, mesela cinsel ilişki, melankoli, unut- Constantinus’a karşı ileri sürülen aşırma- kanlık, cüzam hakkındaki kitaplar gibi. Bu cılık suçlamasından sonra, Constantinus’un eserlerde yalnızca kendi adını zikretmiştir, yazar olarak rolü günümüze kadar çok farklı tıpkı “Viaticus” ve “Pantegni” isimli, sade- şekillerde değerlendirilmiştir. Constantinus ce Arapça’dan çeviri eserleri haksız olarak «aşırmacı» olarak ayıplanmış, «magister yalnızca kendi adıyla ortaya çıkarması gibi. orientis et occidentis novusque effulgens Böyle yapmakla Constantinus, Müslüman bir Hippocrates» (doğunun ve batının yeni orta- yazarın ismini taşımadığı takdirde, bu eserle- ya çıkan Hipokrat’ı) olarak övülmüş ve «deli rin Salerno bilginleri tarafından daha kolay rahip!» diye aşağılanmıştır. 19. yüzyılın orta- kabul edileceğini ümit etmiştir». larında bir Fransız tıp tarihçisi şu öneride Sudhoff’un bu açıklamasına karşı şu itirazda bulunmaktaydı: «Oluşturulacak bir Avrupalı bulunulabilir: Constantinus, bir Hıristiyan bilim adamları kongresi Constantinus olan Ḥuneyn b. İsḥāḳ’ın60 (194-260/809-873) için ya Salerno körfezinde ya da Monte- oftalmoloji kitabının (Kitāb ʿAşr Maḳālāt) Cassino tepesinde bir anıt dikmelidir». Julius Latince versiyonunu biliyordu, onun adını Hirschberg’e göre «düşünsel miras anlayı- ve dinini övünçle açıklayabilirdi. Fakat o, şından nasibini alamamış olan Arap mürtet okuyucuya bu eseri de kendi eseriymiş gibi ve daha sonra Monte-Cassino’lu rahip»57, sunmuştur. Onun bu esere yazdığı önsözün diğer yandan Karl Sudhoff58 tarafından şöyle çevirisi şu şekildedir: «Bizim “Pantegni” övülmektedir: «Constantinus, Salerno’nun [Kāmil eṣ-Ṣınāʿa] ve “Viaticus” [Zād el- dilini çözdü. Onun etkisi altında, yetenekle- Musāfirīn] kitaplarında göz hakkında yete- riyle canlandırılan Orta Çağ tıbbının ilk yazı- ri ölçüde açıklamış olduğumuz sözler Latin nı yaratıldı. «Rahip kardeşlerinden Petrus dilinde olan sözlerin toplamıdır. Çünkü biz Diaconus’un onun hakkındaki övgü dolu o zamanlar gözü inceleyen o kitapçığı bilmi- ifadelerinden bazıları aşırı olsa da, şu tar- yorduk. Bu nedenle ben Monte Cassinolu rahip Constantinus, sen Johannes için bu 56 Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africanus von kitapçığı derledim. Böylelikle, diğer kitap- Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine Bedeutung ların oftalmolojinin temelleri hakkındaki für die mittelalterliche medizinische Wissenschaft, a.y., s. 59 Constantin, der erste Vermittler muslimischer Wissen- 17-18 (Tekrarbasım: a.y., s. 213-214). schaft ins Abendland und die beiden Salernitaner Früh- 57 a.e., s. 1 (Tekrarbasım: a.y., s. 197); Hirschberg, J.: Über scholastiker Maurus und Urso, als Exponenten dieser das älteste Lehrbuch der Augenheilkunde, Sitzungsberi- Vermittlung, Archeion (Roma ve Paris) 14/1932/359-369, chte der Königlichen Preußischen Akademie der Wissen- özellikle s. 362 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt schaften (Berlin), Jahrgang 1903, s. 1080-1094, özellikle 43, s. 185-195, özellikle s. 188). s. 1088 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 23, s. 60 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 247-256. 30-44, özellikle 38). 58 Konstantin der Afrikaner und die Medizinschule von Salerno, a.y., s. 297-298 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 183-184).

GİRİŞ 93 öğretileri sana yetersiz görünürse, gözün ifadeler bulunmaktadır: «Ben Constantinus, doğası ve yapısı hakkında öğrenmek istedik- bu kitapçığı, alanında tecrübeli hekimleri- lerini bulabilesin diye»61. mizin çok sayıda eserinden derledim. Bu Constantinus’un bir yandan elinde bulunan derlemeyi, benim için önemli ve öncelikli kitapçıktan bahsetmesi ve böylelikle ipucu görünen herşeyi özet şeklinde ekleyerek yap- vermesi, diğer yandan da kendisini bu kitabın tım. Görüyoruz ki çok meşhur bir doktor olan yazarı olarak çok açık bir şekilde ileri sür- Rufus melankoli hakkında bir kitap yazmış- mesi şaşılacak bir durumdur. Her halükarda tır ve ilk bölümünde melankoli hastalarında bu kitap 800 yıl boyunca Constantinus’un bulunan belirtilere ilişkin birçok şey söyle- kendi eseriymiş gibi tanındı. İlk olarak 1903 miştir. Bahsedilen kitabı Rufus, melankoli- yılında Johannes Hirschberg, bunun Ḥuneyn nin hipokondri (üzüntü ve vesvese) formu b. İsḥāḳ tarafından yazılan kitabın çevirisi hakkında yazmış olmakla beraber diğer iki olduğunu ispatlayabildi. Bundan daha şaşırtı- formuna da değinmiştir»63. cı olan, yine Hirschberg’in tesbit ettiği üzere, Kitabın bu başlangıç ifadesi Constantinus’un Ḥuneyn b. İsḥāḳ’ın aynı kitabının başka Arapça kaynaklarını nasıl fena kullandığı bir Latince çevirisinin, bu sefer Galen’in hususunda oldukça ilginç bir örnek teşkil Demetrio tarafından çevirilmiş bir eseriymiş etmektedir. Bunun Arapça aslının başlangıç gibi ortaya çıkması ve Avrupa’da yüzlerce yıl sayfasıyla yapılan bir karşılaştırması göster- Galen’in adı altında yürürlükte kalmış olma- mektedir ki o, gerçek yazarın adı yerine sıdır. Constantinus’un kitabı «bu diğer çeviri kendi adını geçirmektedir64. Constantinus ile yani Galeni de oculis liber a Demetrio külliyatından benzeri örnekleri çoğaltacak translatus ile birebir örtüşmektedir. Ne bir olsak da, kazandığımız bu tablo aynen kala- cümle fazla ne de bir cümle eksiktir ve incele- caktır. Constantinus’un adını taşıyan eserler nen konular da aynı dizide ele alınmaktadır, çok serbest çevirilerdir, bazı yerler atlanmış, sadece bölümlerin taksiminde bir fazlalık vardır, ayrıca Constantinus’unki daha erken 63 Creutz, R. ve Creutz, W.: Die «Melancholia» bei Kon- sona eriyor; zira onda kitabın son, yani göz stantinus Africanus und seinen Quellen. Eine historisch- merhemlerinden bahseden onuncu bölümü bulunmamaktadır»62. psychiatrische Studie, Archiv für Psychiatrie und Nerven- Constantinus’un Arapça kaynaklarıy- krankheiten içerisinde (Berlin) 97/1932/244-269, özellikle la nasıl bir ilişki içinde olduğu sorununu s. 261 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. açıklamaya yönelik bir başka örnek, De 312-337, özellikle s. 329). melancholia isimli kitabı dile getirilebilir. 64 «Bu kitapçığı hekim İsḥāḳ b. ʿİmrān melankoli olarak Avrupa’da Ephesoslu Rufus’un adı altın- bilinen hastalık, yani kara sevda hakkında kaleme aldı. da 1536 yılında basılan bu kitap, el yaz- Gerçi bu eseri, özellikle aşırı derecede yaşlandığı zaman masında Constantinus’a nispet edilmiştir. ortaya çıkması muhtemel hafıza kaybı bakımından, kendi- Kitabın zahriye sayfasında tam olarak şu sine bir zihin desteği olsun diye yazdı. Bu hastalığı Platon unutmanın anası olarak isimlendiriyordu. Ayrıca tıp dostu 61 Constantinus Afrikanus’un eserinin Almanca çeviri- ve felsefe yandaşları arasında ilgililer için de bu kitabı yaz- si: Haefeli-Till, Dominique: Der <Liber de oculis> des mıştır. İsḥāḳ b. ʿİmrān şöyle demekte: Bizden öncekilerin Constantinus Africanus. Übersetzung und Kommentar, hiçbirisinde melankoliye dair tatmin edici bir esere veya Zürih 1977, s. 22. bu hastalık hakkında kesin ifadelere rastlamadım, Efesli 62 Hirschberg, J.: Über das älteste Lehrbuch der Augen- Rufus isimli bir adam hariç», çeviri çok küçük değişiklik- heilkunde, a.y., s. 1088 (Tekrarbasım: Islamic Medicine lerle Karl Garbers’den alıntılanmıştır: Isḥāq ibn ʿImrān, serisi Cilt 23, s. 38); Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 252. Maqāla fī l-mālīḫūliyā (Abhandlung über die Melancho- lie) und Constantini Africani Libri duo de melancholia, Hamburg [1977], s. 1; krş. A. Bumm tarafından yapılan çeviri ile, Die Identität der Abhandlung des Isḥāk Ibn ʿAmrān und des Constantinus Africanus über die Melanc- holie, München 1903, s. 9-10.

94 G İ R İ Ş Arap hekimlerin, özellikle de bu eserle- tadır. Ona göre, Constantinus’un çalışmaları rin yazarlarının isimleri bertaraf edilmiştir. alışıldık terim “resepsiyon” ile nitelendiri- 11. yüzyılda Salerno’da ortaya çıkan bu tip lemez, onun yaptığı daha çok başlangıçtan Latince eserler, Schipperges’in ifadesiyle, tıp beri, belirli bir organik amaç için yabancı bilgi alanındaki «ilk resepsiyon dalgasının»65 sonu- malzemesinin bilinçli bir koadunasyonu (bir cudur. Schipperges’e göre «[tercüme edilen öğretinin geniş bir kitle için yorumlanması/ kitapların] aralarındaki konu sırası sistema- şerhi) ve adaptasyon formunda işlenmesi ola- tik bir bütünlük yapısını tanıtmaktadır»66. rak nitelendirilebilir. Bu faaliyet için asimi- Ben bu noktada başka bir görüşe ulaşmak- lasyon/özümseme daha doğru bir ifadedir68. tayım: Külliyatın [Constantinus’un] orijinal Ama ben şahsen, Schipperges’in Constan- kitapları, Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan tıp tinus’un Latince’ye aktardığı eserlerle olan eserlerinden oluşmaktadır. Constantinus’un ilişkisinin tarzına ve şekline yönelik yaptığı seçkisi önceden tasarlanmış değildir, daha bu nitelemelerde isabetli davrandığına inan- çok rastlantısaldır. O, çok büyük emek sar- mıyorum. Bence Constantinus’un çevirile- fetmeden toplayabileceği eserleri almış, bu rinde söz konusu olan husus, kendine has bir Arapça eserleri Salerno’ya getirmiş ve rahip resepsiyon tarzıdır. Constantinus’un, çevir- kardeşlerinin yardımıyla Latince’de olabildi- diği eserlerin gerçek yazarlarının isimlerini ğince erişilebilir kılmıştır. Kendisinden planlı saklamaya asla hakkı yoktu. Bu durum karşı- sistematik bir çalışma beklenemez. sında onun neden böyle davrandığı sorusunu Constantinus’un yaptığı etkiye gelince, cevaplandırmak gerekir. 1930 yılında buna Schipperges şu görüştedir: Avrupa tıbbı- ilişkin olarak Hermann Lehmann69 şöyle na bir «stratejik etki»de bulunamamıştır. demektedir: «Constantinus’un bu davranı- «Constantinus’un külliyatı Solerno için çok şıyla Salerno’daki yüksek okulun gözündeki önemli olsa da, Avrupa’daki diğer okulla- üstünlüğünü yüceltmek istemiş olacağından ra sadece hazırlayıcı etkide bulunmuştur»67. başka bir şey düşünemiyorum». Ben daha Bu yargılamasında Schipperges, tıp kitapları farklı bir açıklamaya varıyorum. Buna göre, resepsiyonunun ilk dalgasını, İber Yarımadası Constantinus’un kendisine esas aldığı eser- üzerinden gerçekleşen ikinci dalga ile karşı- lerle olan bu aşırmacı ilişkisi birden çok fak- laştırdığı açısından haklı olabilir, şu kadar var törle izah edilebilir: ki, hazırlayıcı etkinin önemi küçümsenemez. 1) Constantinus’un Arapça tıp kitaplarını Üstelik yalnızca bir tanesi müstesna olmak Salerno’ya getirme kararı hakkındaki 13. yüz- üzere, onun yaklaşık yirmi eserin çevirisi yıldan gelen bir rivayet son derece aydınlatı- daha iyi çevirilerle yerlerini kaybetmiş değil, cıdır. Buna göre Constantinus, Salerno’daki bilakis onlar yüzlerce yıl Constantinus’un bir hekime, orada «Latin dilinde yeterli kendi eserleriymiş gibi elden ele dolaşmıştır. derecede tıp literatürünün olup olmadığını Constantinus’un Latince’ye aktardığı eserler- -ki bu henüz iddia edilemezdi- sormuştu. le ilişkisi sözkonusu olduğunda Schipperges onu aşırmacı olarak nitelemekten kaçınmak- 68 a.e., s. 52. 69 Die Arbeitsweise des Constantinus und des Johannes 65 Die Assimilation der arabischen Medizin, a.y., s. 50. Afflacius im Verhältnis zueinander, Archeion içerisinde 66 a.e., s. 53. (Roma) 12/1930/272-281, özellikle s. 280 (Tekrarbasım: 67 a.e., s. 53-54. Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 338-347, özellikle s. 346).

GİRİŞ 95 Orada pratik çalışmalar sonucunda “Studio yon evresinin başlangıcını zaman olarak 12. et exercitio” tıp bilgisi elde edilmiş ve kulla- yüzyılın ilk yarısında, yer olarak 711 yılından nılmıştır [diye cevaplamıştı]». 1085 yılına kadar Arap hâkimiyetinde kalan «Constantinus bu cevaptan kendisinin kültür Toledo’da görmektedir. Daha 10. yüzyılda ödevini kavradı ve Kartaca’ya döndü… ve İber Yarımadası’nda tektük görülmeye baş- 3 yıl boyunca yeniden tıp bilimiyle uğraşdı, layan Arapça kitapların72 Latince’ye tercü- çok sayıda Arapça tıp ders kitabı topladı… melerinin etkisiyle de, Toledo’da «Arapça gemiye bindi … bir fırtınaya yakalandı…bu Aristoteles’in yoğun bir resepsiyonu» gerçek- fırtınadan yazma hazinesi çok büyük zarar leşti73. Bu şehir, Hıristiyanların eline geçtiğin- gördü…Geriye kalan eserlerle mutlu bir de, galiplere Arap-İslam bilginliğinin yazılı şekilde Salerno’ya ulaştı »70. birçok belgelerini sunmakla kalmamış, ayrıca Bizim dile getirdiğimiz soru açısından bu «dilsel ve kültürel bileşimi bakımından kap- rivayetteki kesin sonucu temin eden olgu, samlı bir kültür alış-verişi için uygun atmosfe- Salerno’nun yukarı tarafında bulunan ve ri temin etmiştir»74. Bu resepsiyon dalgasıyla Constantinus’un da daha sonra üyesi oldu- Avrupa’ya ulaşan peripatetik ansiklopedi- ğu Monte Cassino manastırı rahiplerinin yi Schipperges «yeni Aristoteles»75 olarak tıpla ilgili çalışmalarının sadece pratik yönde nitelemektedir. Bu eser Ebū ʿAlī İbn Sīnā olması ve en azından tıp alanında kitap (Avicenna, 980-1037)’nın Aristoteles külli- yazma tecrübelerinin ya hiç olmaması, yada yatını yeniden işlediği Kitāb eş-Şifāʾ isimli çok az olmasıdır. Bundan dolayıdır ki onlar- eseridir76. dan, Arapça’dan çevirilen kitapların yazarları Arap tıbbının Avrupa’da resepsiyonunun konusunda Constantinus’un uygunsuz hare- üçüncü dalgasını Schipperges Toledo’daki keti karşısında bir hayrete düşme beklene- çeviri sürecinin daha da gelişmiş evresinde mezdi. görmektedir. Bu dalga 12. yüzyılın ikinci yarı- 2) Constantinus, oradaki rahiplere kıyasla, sına rastlar. Bu evrenin en önemli çevirmeni sahip olduğu dilbilgisi, konulara vukufiyeti ve Cremonalı Gerhard (yaklaşık 1114-1187)’dır. yazarlık yönüyle çok üstün bir konumdaydı. Ebū Bekir er-Rāzī77 (Rhazes, 865-925)’nin Tahminen diğer rahipler tarafından kendisi- eserlerinden şu kitapları çevirmiştir: Kitāb ne aşırı saygı duyulmuş ve böylece eserlerin el-Manṣūrī fī eṭ-Ṭıbb (Liber medicinalis ad yazarlığını belirtme konusunda özgürce karar Almansorem), Kitāb et-Teḳāsīm (Liber divi- verebilmiştir. sionis) ve Kitāb el-Cederī ve-el-Ḥaṣbe (De 3) Çevirilen eserlerin Arap yazarlarının isim- variolis et morbillis). «Bu eserler dizisiyle lerini ve bu eserlerde alıntılanan Arapça kay- patoloji ve terapinin temeli yeteri ölçüde nakları Yunan yazarlar ve kaynaklar lehine atılmış oldu. er-Rāzī’nin muhteşem en son olacak tarzda dile getirmesi, dini bir sebebe eseri el-Ḥāvī veya Continens ilk olarak 100 yıl bağlı görünmektedir71. sonra Ferec ben Sālim tarafından çevirildi,»78 Schipperges, Arap tıbbının ikinci resepsi- ve tamamlanmamış halde kaldı. 70 Sudhoff, Karl: Constantin, der erste Vermittler musli- 72 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- dizin, a.y., s. 87. mischer Wissenschaften ins Abendland..., a.y., s. 360-361 73 a.e., s. 55 vd. 74 a.e., s. 56. (Tekrarbasım: a.y., s. 186-187). 75 a.e., s. 56. 71 Constantinus Africanus hakkında bir dizi modern ça- 76 a.e., s. 58. 77 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 274-294. lışma Charles Burnett ve Danielle Jacquart tarafından 78 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- yayınlanmıştır: Constantine the African and ʿAlī ibn al- dizin, a.y., s. 93. ʿAbbās al-Macūsī. The Pantegni and related texts, Leiden vd. 1994.

96 G İ R İ Ş Toledo’daki Arap tıbbının resepsiyonu süre- ilişkin olarak şu soruyu açıklığa kavuşturma- cinde Ebū ʿAlī İbn Sīnā’nın Kitāb el-Ḳānūn ya çalışmaktadır: Dile getirilen üç çeviri dal- fī eṭ-Ṭıbb (Liber canonis de medicina) isimli gasında tercüme edilen Arapça kitaplardan eseri çok önemlidir. Yine Cremonalı Gerhard ne ortaya çıktı? «Alıp özümsenen metinler tarafından çevrilen bu eser kayıtsız şartsız Avrupa tıbbında hangi rolü oynadı? Orta «Avrupa için bilimsel tıbbın temel kuralları- Çağ’ın bu yeni [Arap-İslam] tıp eğitim mater- nın yasası»79 olmuştur. yali hangi formlarda ve hangi yolla bünye- Yine Cremonalı Gerhard tarafından çevirilen ye dahil edildi? Bu çeviriler, tartışmalar ve Ebū el-Ḳāsım Ḫalef b. ʿAbbās ez-Zehrāvī80 (ö. özümseme kitapları kimler tarafından gerçek- 400/1010 civarında)’nin tıbbın bütün alanları- leştirildi? En geniş anlamıyla Arabizm olarak na yönelik eğitim kitabının (et-Taṣrīf li-men geç dönem Orta Çağ boyunca ortaya .çıkan ʿAcize ʿan et-Taṣnīf) cerrahiye ayrılmış 30. bu elemanların kaderi ne olmuştur?»85 bölümü bu bağlamda anılmalıdır. Avrupa’da Schipperges bu soruları yanıtlamak için dik- Cirurgia Albucasis veya Tractatus de opera- katini Fransa, İngiltere ve Güney İtalya’daki tione manus81 adıyla tanınan bu metin cerrahi «özümseme merkezlerine» çevirmektedir. dalını yüzlerce yıl etkilemiştir. Daha 10. yüzyılın sonuna doğru Arap doğa Ayrıca Ḥuneyn b. İsḥāḳ82 (809-873)’ın «Tıbba bilimleriyle irtibata geçilmiş olan Chartres’da Giriş» eseri de (el-Mudḫal ilā eṭ-Ṭıbb veya 12. yüzyıl, Aristoteles (Arabus) ve Arap Mesāʾil fī eṭ-Ṭıbb li-l-Müteallimīn) burada astronomisi ve tıbbıyla tanışmaya şahit oldu86. anılmalıdır. Daha Constantinus Africanus’un İspanya eyaletlerinin Hıristiyanlarca tekrar Ysagoge Iohannicii ad tegni Galieni83 adıyla ele geçirilmesinden sonra Fransız eğitim yaptığı çeviri aracılığıyla Avrupa’ya ulaşan bu kurumlarında «Arap etkileri altındaki kül- eser, Toledo tıp kitapları çeviri dalgası akıntı- tür merkezlerinden gelen Arap kültür biri- sında Toledolu Marcus isimli bir şahıs tarafın- kiminin resepsiyonu gerçekleşmeye başladı. dan Liber introduction in medicinam ismiyle 12. yüzyılın başında güney Fransa’da, Arap tedavüle sokulmuştur. Bu kitap Avrupa’daki bilimleriyle olan ilk temasın meyvesi sonu- tıp elkitaplarının en yaygınlarından biridir cunda ortaya çıkan yeni bir bilimsel filizlen- ve «17. yüzyıla kadar bütün üniversitelerde menin ilk belgelerini bulmaktayız»87. okunmuştur»84. «12. yüzyılın ortalarına doğru Toulouse’da Kitabının «Özümsemenin Şahsiyetleri ve yeni bir çeviri merkezi görüş alanına çıktı. Merkezleri» konusuna ayırılmış ikinci bölü- Bu merkez Fransız geleneğine dayanmak- münde Schipperges, en azından 13. yüzyıla tadır ve kısa bir süre sonra İspanyol eğitim merkezlerine köprü olacaktır»88. Toulouse 79 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen okulunun 12. yüzyıldaki en önemli çevir- Medizin, a.y., s. 93. menleri Hermannus Dalmata ve Robertus 80 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 323- Ketenensis’tir. Onların çevirdiği kitaplar 235. ağırlıklı olarak astronomi, astroloji ve fizik 81 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen alanına aittir. Medizin, a.y., s. 95. 82 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 247-256. 85 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- 83 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen dizin, a.y., s. 107. Medizin, a.y., s. 33, 89. 86 a.e., s. 111-118. 84 Schipperges, H.: Eine griechisch-arabische Einführung 87 a.e., s. 123-124. in die Medizin, Deutsche medizinische Wochenschrift 88 a.e., s. 124. (Stuttgart) 87/1962/1675-1680, özellikle s. 1675.

GİRİŞ 97 «Toulouse okulu 13. yüzyılın başında Rüşd] felsefesinin rasyonalist aydınlanmacılı- başka bir önem daha kazandı: 1215 yılında ğına 13. yüzyılın ortalarından itibaren resmen Aristoteles’in Paris’te [okunma] yasağından savaş açılmış ve bu felsefe mahkum edilmiş- sonra bu merkez, etkisi süren Aristoteles tir»93. geleneğinin devamını garanti eden bir konu- «Orta Çağ’ın her türlü tanrısızlık görüşünün ma geldi. Felsefe ve doğa bilimleri orada çok sembolü [tanıtılan] Averroes, tarihi bir şah- özel bir önem kazandılar. Gerçi bu yasak siyet olarak alınma yerine, 13. yüzyılın karşıt 1245 yılında Papa IV. Innozenz tarafından görüşlerinin savaş aracı olarak kullanıldı. Toulouse Üniversitesi’nde de yaygınlaştırıl- Yazılı bir şekilde ifadesine cesaret edile- mış ve 1263 yılında IV. Urban tarafından meyen her türlü görüş İbn Rüşd’ün diliyle yinelenmiştir fakat bu fermanlar pratik bir aktarıldı, yine onun şahsında bütün aşırı sis- etkide bulunamadılar»89. temlere ayırım yapmaksızın savaş açıldı. İlk Fransız aracı merkezlerinde Yahudi bilgin- olarak 14. yüzyılın teoloji temsilcileri gerçek ler Arapça eserleri İbranice’ye ve Latince’ye Averroizmi [İbn Rüşdçülük] tashih etme giri- aktarmakla büyük bir rol üstlenmişlerdir. şiminde bulundular. Averroes yoluyla Paris, Bu bilginlerle bağlantılı olarak Schipperges, Arapça’da yoğrulmuş antik bilimlerle yapılan kültür ve bilim-tarihsel iki önemli olguya en aşırı çatışmaların merkezi oldu»94. dikkat çekmektedir. Birincisi, mütercimle- «13. yüzyıl açısından Averroes, Paris okulun- rin etkin oldukları yerler sinagoglarla çok da daha çok, tıp ve tabiat felsefesi çerçeve- yakından ilişkilidir, tıpkı İslam kültüründe sinde kuramsal çabaların tecessümüdür. Bu medrese ile cami arasındaki yakın ilişki gibi. süreçte pratik tıp alanında İbn Sīnā merkezi Bu, «Avrupa’nın katedral ve manastır okul- konumunu burada da muhafaza edebilmiş- larına uygunluğu göze çarpan bir olgudur tir»95. ve bu bakımdan özümseme süreçlerinde hiç Fransız okullarına toplu bir bakıştan sonra de küçümsenmeyecek bir önemi haizdir»90. Schipperges, İngilizlerin Arabizm ile karşı- İkinci olarak, 1241 yılında Yahudi doktor- laşmaları konusuna geçmektedir96: «Daha lar tarafından tedavi gören Hıristiyanların Constantinus Africanus’dan bir nesil sonra afaroz edildiği düşünülecek olursa Fransız [yani 12. yüzyılda] Anglo-Sakson kültür bölge- kültür bölgesinin okullarına ve oralarda faa- sinden araplaşmış güney İtalya ve İspanya’ya liyette bulunan Yahudi çevirmenlere karşı doğru yeni ve kendiliğinden gelen özümseme gösterilen tolerans şaşırtıcıdır91. dalgasına götürecek olan bir göç hareketi baş 1215 yılında Aristoteles eğitimi ve öğretimi- göstermiştir. Konu başlangıçta tıp değildir, nin yasaklandığı Paris’te, 13. yüzyılın ortala- yeni bir matematik ve astronomidir. Bunlar rından itibaren Latinleştirilmiş İbn Sīnā ile aynı zamanda yeni doğa görüşünün ve dola- yakın irtibat içerisindeki «yeni Aristoteles» yısıyla da tıbbın bilimsel olarak temellendiril- (Aristoteles Arabus) muzaffer bir yeniden mesinde çok büyük bir öneme sahip olacak- doğuş yaşadı92. Burada dikkat çeken, «[İbn lardır». «Anglo-Sakson öncüler İspanyol-Fransız 89 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Medi- kültür havzasında veya İtalya’nın güneyinde zin, a.y., s. 126-127. 90 a.e., s. 128. 93 a.e., s. 136. 91 a.e., s. 128. 94 a.e., s. 137-138. 92 a.e., s. 129 vd. 95 a.e., s. 138. 96 a.e., s. 142 vd.

98 G İ R İ Ş yeni bilimle hayli canlı bir çekişmeye girdiler ilk Avrupalıdır100. Yeni doğa bilim bilgileri ve yeni bilimsel materyalin geniş kapsamlı İngiltere’de diğer aracı şahsiyetlerden birisi, ve orijinal bir özümsenişine eriştiler. Zira 1079 yılından 1095 yılına kadar Hereford baş- onlar, eski okullarına dönmelerinden sonra piskoposu olan Robertus de Losinga101, bir bu okulların tozlanmışlığını anlayarak bağ- diğeri de Malvernli Walcher (ö. 1135)’dir. Bu lanan kabuklarını kırmak istediler. Böylece Lothringen doğumlu bilgin İtalya’yı ziyaret [getirilmiş olan yeni materyal] İngiltere’de etmiş ve 1091 yılında İngiltere’ye dönmüştü. 13. yüzyılın bilim merkezlerinin yapı malze- O, özümseme sürecini Bathlı Adelard anla- mesi olmuştur»97. yışında devam ettirdi102. Bundan başka ayrıca Bu akımın en önemli temsilcisi Bathlı Ade- Malvern’de (Hereford civarında) Herefordlu lard98 (ki, faaliyeti 1116 ve 1142 yıllarını Roger 12. yüzyılın ikinci yarısında arabist kapsar)’dır. Fransa, İspanya, İtalya’da araştırmalar merkezi kurdu103. bulunan özümseme merkezlerindeki ve Arabizm ve İngiltere konusu bağlamında Suriye’deki uzun süreli ikametlerinden Robertus Ketenensis adı unutulmamalıdır. sonra İngiltere’ye geri döndü. Arapça’dan Gerçi o bir İngiliz değildi fakat Schipperges’e Latince’ye yaptığı çeviriler yoluyla Bathlı göre, «doğrudan doğruya Bathlı Adelard’ın Adelard, önemli astronomik-astrolojik ve geleneğini izlemiştir». Eğitimini ve donanı- matematiksel bazı eserleri Avrupa’da eri- mını Arap İspanya’ya borçludur. Chartres şilebilir kıldı99. Muhtemelen o, Arap-İslam Okulu’nda faaliette bulunmuştur ve 1147 bilimlerinin yüksek seviyesinin kendi kül- yılından itibaren Londra’da olduğu sapta- tür çevresininkine karşı üstünlüğünü dile nabiliyor. Arap cebirini ve kimyasını İngiliz getiren sadece ilk İngiliz değil, belki de okullarına getiren odur104. Anglo-Sakson resepsiyon ve özümseme 97 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen hareketinin önemli bir temsilcisi olarak 12. Medizin, a.y., s. 143. yüzyılın ikinci yarısında karşımıza Morleyli 98 Bathlı Adelard hakkında bkz. Clagett, Marshall: Ad- Daniel çıkmakta. Cremonalı Gerhard’ın elard von Bath, Dictionary of Scientific Biography Cilt 1 öğrenci halkasına dahil olduğu105 Toledo’daki içerisinde, New York 1970, s. 61-64. 99 Bkz. Adelard of Bath. An English scientist and Arabist alıyorum, burada hitap yeğeninedir: «We agreed that I of the early twelfth century, ed. Charles Burnett, Londra would investigate the learning of the Arabs to the best 1987, bu çalışma şu makalelerden oluşmaktadır: Gibson, of my abilty; you on your part would master the unsta- Margaret: Adelard of Bath; Drew, Alison: The De eodem ble doctrines of the French», ve «of course God rules the et diverso; Evans, Dafydd: Adelard on Falconry; Burnett, universe, but we may and should enquire into the natu- Charles ve Cochrane, Louise: Adelard and the Mappae ral world. The Arabs teach us that» [«Şunda anlaştık ki, clavicula; Evans, Gillain: A note on the Regule abaci; Al- ben Arapların bilimini, gücüm yettiği kadar araştırmak is- lard, André: L’époque d’Adelard et les chiffres arabes tiyorum; sen ise Fransızların zayıf doktrinlerine sahip ol- dans les manuscrits latins d’arithmétique; Lorch, Rich- mak istiyorsun», ve «kuşkusuz, Allah kainatın hakimidir, ard: Some remarks on the Arabic-Latin Euclid; Folkerts, ama biz tabiat alemini araştırıyoruz. Araplar bize bunu Menso: Adelard’s version of Euclid’s Elements; Burnett, öğretiyor»]; krş. Burnett, Charles: Adelard of Bath, Con- Charles: Adelard, music and the quadrivium; Mercier, versations with his nephew, Cambridge 1998, s. 91, 97-99, Raymond: Astronomical tables in the twelfth century; s. 103; Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Poulle, Emmanuel: Le traité de l’astrolabe d’Adélard de Medizin, a.y., s. 144. Bath; Burnett, Charles: Adelard, Ergaphalau and the sci- 101 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen ence of the stars; North, John: Some Norman horoscopes; Medizin, a.y., s. 149-150. Burnett, Charles: The writings of Adelard of Bath and 102 a.e., s. 150. closely associated works, together with the manuscripts 103 a.e., s. 150. 104 a.e., s. 151-152. in which they occur. 105 Bkz. Rose, Valenti: Ptolemäus und die Schule von To- 100 Adelard’ın Quæstiones naturales isimli eserinin (Lat- ledo, Hermes (Wiesbaden) 8/1874/327-349, özellikle s. ince metin M. Müller tarafından yayınlanmıştır, Beiträge 330. zur Geschichte der Philosophie des Mittelalters içerisinde 31/1934/ özellikle s. 4 ve 12) iki pasajının Margaret Gip- son tarafından (Adelard of Bath, a.y., s. 9 ve 16) çevirisini

GİRİŞ 99 ikametinden sonra 1177 yılında çok sayıda ve tekniğini beraberinde getirdi, bilhassa Arapça kitapla memleketine döndü. Bizzat yeni Aristoteles [Aristoteles Arabus], mete- kendisinin bu eserlerden çeviri yapıp yap- oroloji ve kimya alanındaki bilgisini»111. madığını bilmiyoruz. Arabizm anlamındaki Onun tarafından Palermo’da çevirilen eser- etkisi Liber de naturis inferiorum et supe- ler burada dile getirilmeyecektir, ama yine riorum106 isimli eserinden daha çok «kişisel de Schipperges’e dayanarak Michael Scotus aracılığıyla»107 olmuştu. adına deforme olan çeviri yazını eğilimine Schipperges, Arap tıbbının Avrupa ortaçağın- işaret etmek istiyorum. Bu eğilim, bilimler da alınıp benimsenmesi konusundaki genel tarihi açısından, kaynaklarla ne kadar ber- panoramayı, İtalya güneyindeki özümseme bat bir ilişki içinde bulunulduğunu göster- akımları hakkındaki bölümle sonlandırmak- mektedir ve «14. ve 15. yüzyılda fevkalade tadır. Çok değerli açıklamaları, Arap fet- bilimsel olmayan ve karmakarışık risaleler» hinden sonra 9. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar doğurmuştur. Paris’teki bir el yazmasına «doğu ile batı kültürleri arasında doğal bir göre Michael Scotus Averroes’u [İbn Rüşd] bağlantı noktası olan»108 Sicilya’daki durum Yunanca’dan çevirmiştir!112 Çok daha vahim hakkında canlı bir tablo sunmaktadır. bir örnekte, «16. yüzyıldan kalma bir el yazma- Orada özümseme süreci özellikle Kayser II. sı, uydurma bir Arapça metin üzerinde yeşil, Friedrich (dönemi: 1212-1250) şahsıyla yeni kırmızı ve siyah renklerde yazılmış Latince bir nitelik kazandı. Kayser «kişisel eğilimi şerhler içermektedir». Sözde Arapça olan ve özel temaslar nedeniyle Arap kültürü- yazı, ki yazarının Praglı Michael Scotus oldu- ne yönelmişti»109. Bunun hangi tarzda ve ğu anlaşılmaktadır, “secreta naturæ” başlığı bu temaslardan doğan ürünlerin ne kadar altında birçok batıl inancı tıbba sokmaktadır. önemli olduğuna ilişkin soruya başka bir Schipperges’in de işaret ettiği gibi, bilim tari- bağlamda değineceğiz. Burada sadece, özüm- hi açısından önemli olan, tıbba astrolojinin ve seme sürecine dahil olan ve Schipperges tara- büyünün karıştırılması eğilimi ve bu öğreti- fından bildirilen bilginlerin isimleri anıla- nin Arap otoritelere dayandırılarak tedavüle caktır. II. Friedrich’in bilginler halkasında- çıkarılması 16. yüzyılın başlarına kadar takip ki en önemli şahsiyet Michael Scotus’dur. edilebilir113. Bu filozof, kimyacı, astrolog ve çevirmen110, Arap tıbbının resepsiyonu ve özümsenme- Toledo ve Bologna’daki faaliyetlerinden si sürecine ilişkin Heinrich Schipperges’in sonra Kayser tarafından Palermo’ya çağrıldı. çok değerli sunumuna yönelik işaretimiz, «Michael Scotus, Sicilya’daki çeviri periyo- onun özetinden yapılacak şu alıntılamayla duna İspanya’nın bilimsel geleneğinin ruh sonlandırılacaktır114: «Resepsiyon evresinin tamamını yoğunluğu açısından ele alacak 106 Ed. Sudhoff, Karl: Daniels von Morley liber de natu- olursak, resepsiyon akımları görüntüsü altın- ralis inferiorum et superiorum…Archiv für die Geschich- da ilk önce Constantinus Africanus, Bathlı te der Naturwissenschaften und der Technik içerisinde Adelard ve Dominicus Gundissalinus gibi (Leipzig) 8/1917-18/1-40. bir initiator (öncü) grubuyla karşılaşırız. 107 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- Daha sonra Salerno ve Chartes gibi şehir- dizin, a.y., s. 153. 108 a.e., a.y., s. 164 111 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- 109 a.e., s. 166. dizin, a.y., s. 173. 110 Sarton, G.: Introduction to the history of science, Cilt 112 a.e., s. 175. 2, Kısım 2, s. 579-582. 113 a.e., s. 176. 114 a.e., s. 187-188.

100 G İ R İ Ş lerde ve aynı zamanda güney İtalya’da ger- yüzyılın klasik coğrafya eserlerini bir kenara çekleşen, süreğen fakat çok hızlı ilerlemeyen bırakacak olsak bile, el-İdrīsī’nin Sicilya’da kuluçka periyodu gelir. Bir diğer grup pro- yazdığı coğrafyasının etkisinin Avrupa’da pagatorist (propagandacı, tanıtımcı aracı- neden sadece onun haritalarıyla sınırlı kaldı- lar) grubudur, Petrus Venerablis, Toledolu ğı sorusu yanıtlanmamış halde durmaktadır. Raymundus ve Sicilyalı II. Friedrich gibi. Coğrafya biliminin Avrupa’da Ortaçağ’dan Son olarak Cremonalı Gerhard, Michael 16. yüzyıla kadar kayda değer bir ilerleme Scotus, Hermannus Dalamata [Dalmaçyalı] kaydetmemesini ve beşeri coğrafyanın Arap- gibi kişilerin çevresinde öbeklenmiş olan İslam kültür çevresinde tanıdığımız düzeyine veya Conchesli Wilhelm ve Petrus Hispanus Avrupa’da ancak 19. yüzyılda ulaşılabilmesi- gibi şahsiyetlerle anlam kazanan realisatör ni, belki de bu disipline ait temel eserlerden (gerçekleştiriciler) grubu». hiçbirinin resepsiyon dalgalarının birisi dahi- «Özümseme görüntüsü bakımından şu ayrımı linde Latince’ye veya başka bir Avrupa diline yapabiliriz: Materyali tam anlamıyla kayde- çevrilmemesiyle ilişkilendirmek doğru olmaz den ve ona hakim olan saf resepsiyon evresi mı? ki, bu evre sadece 10. ve 11. yüzyılda matema- Görünen o ki İber Yarımadası’nda çeviriler tik ve astronomi için düşünülebilir. Taklitçi yoluyla belirli ölçüde tanınan Arapça coğ- resepsiyon evresinde ise kompendyum ve rafya eserleri bile, İspanya’nın komşularında kompilasyonlar yoluyla Arap bilimine ilişkin hiçbir ilgi görmemiştir. Bu gözlemi bir örnek- bir bilgi vermeye çalışıldı. Chartes ve Toledo le daha belirgin kılalım. Ebū Bekir Aḥmed b. gibi merkezlerde yeni materyali yaratıcı bir Muḥammed b. Mūsā er-Rāzī115 (273-344/887- tarzda yorumlayan üretici evre. Ve son olarak 955)’nin Endülüs coğrafyası Portekiz Kralı 13. ve 14 yüzyıl denemelerinde yarım kalan Denis (1279-1325)’in direktifiyle Arapça bil- kritik-sentezci bir özümseme evresi». meyen Gil Peres isimli bir keşiş tarafından Bu bölümde son olarak, resepsiyon ve özüm- Müslüman Maese Mohamed (el-Muʿallim senme sorununun daha önce kısmen kapsam- Muḥammed)’in şifahi çevirisine dayanılarak lı şekilde ortaya konulduğu Arap-İslam bilim- Portekizce’ye çevirilmiştir. Bu çeviriden bir leri alanlarından olan kartografya ile beraber Kastilyanca versiyon ve birçok Kastilce uyar- coğrafya ele alınacaktır. Burada öncelikle lama ortaya çıkmıştır116. Portekizce’ye çevril- şaşırtıcı nokta, Arap-İslam kültür çevresinin meden önce bu kitabın İspanya’da hayli ünlü çok önemli seviyeye ulaştığı bir bilimsel dal olduğu anlaşılıyor. Orta Çağ uzmanı Fransız olan yöresel beşeri coğrafyanın klasik eser- lerinden hiçbirisinin Avrupalı kosmografla- 115 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 150, Suppl. Cilt rın malumu olmamasıdır. Hangi sebeplerden 1, s. 231. dolayı bu alana özgü eserlerden hiçbirisinin 116Bkz. Lévi-Provençal, E.: La «Description de l’Espagne» Latince’ye çevirilmediği sorusu uzun zaman- d’Aḥmad al-Rāzī: Essai de reconstitution de l’original dan beri beni meşgul etmektedir. Yoksa asıl arabe et traduction française, Al-Andalus içerisinde neden, bu konuya ilginin eksikliği miydi? 4./10. (Madrid, Granada) 18/1953/51-108, s. 52.

GİRİŞ 101 P. Gautier Dalché117 tarafından yapılan bir Arap-İslam beşeri coğrafyası geniş ölçüde ve araştırma sonucunda biliyoruz ki Historia uzun zaman İspanya dışı Avrupa’da bilinme- veya Chronica Pseudo-Isidoriana isimli ese- miş olarak kaldıysa da, bugün biz kuşkusuz, rin muhtemelen 12. yüzyılda yaşamış olan Arap-İslam kültür çevresine ait matematiksel anonim yazarı, İber Yarımadası tasviri ve coğrafya ve kartografyanın 11. yüzyıldan 18. haritasını er-Rāzī’nin kitabından almıştır. yüzyıla kadar Avrupalı ardıllarını çok derin- Gerçi, Gautier Dalché burada «Arap kül- den etkilediğini tespit edebiliyoruz. türünün Latin kültürüne olan etkisinin has- Matematik coğrafya açısından öncelikle şu sas bir olgusunu»118 görme eğilimindedir, belirtilmelidir: Önemli bir bölümü kartogra- fakat bu durumda etkilemenin sadece İber fik ön bilgilendirmeden ve yaklaşık 8000 yerin Yarımadası ile sınırlı kaldığı görünmektedir. koordinat çizelgelerinden oluşan Ptoleme Avrupa’ya ulaşan tasvir karakterli Arap coğ- Coğrafyası 15. yüzyıla kadar Latin dili böl- rafyasının şimdiye dek bilinen en eski eseri gesinde bilinmiyordu. Kaybolduğu varsayı- 1550 yılında Della descrittione dell’Africa et lan Yunanca orijinalini ilk olarak Bizanslı delle cose notabili che ivi sono adıyla Gian Maximos Planudes 13. yüzyıldan 14. yüzyıla Battista Ramusio tarafından Navigationi geçiş sırasında yeniden bulduğunu bildiriyor. et viaggi koleksiyonu içerisinde yayınlanan Bu eserin Latince çevirisi Jacopo Angeli Afrika tasviridir. Bu tasvir, önceden İtalyan (Jacobus Angelus) tarafından 15. yüzyılın esaretine düşüp Leo Africanus adıyla vaftiz başlarında yapıldı120. edilen kuzey Afrikalı el-Ḥasan b. Muḥammed Matematiksel coğrafyanın Ebū er-Reyḥān el- el-Vezzān tarafından yazılmıştır. Bu kitabın Bīrūnī (ö. 440/1048) tarafından yazılan temel hem haritalarıyla hem de mükemmel tasvir- eseri Taḥdīd Nihāyāt el-Emākin li-Taṣḥīḥ leriyle 16. ve 17. yüzyıl İtalyan bilginlerini Mesāfāt el-Mesākin ne yazık ki Avrupa’ya derinden etkilediği hususu yukarıda (s. 77) ulaşmadı. Enlem-boylam derecelerine ve anıldı. bunların el-Bīrūnī’den önceki zamanlarda Yine hayrete düşüren bir diğer husus –harita- nasıl ve hangi tarzda belirlendiğine ilişkin bir ların aksine– yukarıda bahsedilen el-İdrīsī’ye tasavvuru Avrupa, daha 10. yüzyılda Arap ait eser metninin geç dönemde ve aşırı kısaltıl- İspanya’yla temas sayesinde tektük halde ve mış, hatta neredeyse tahrif edilmiş bir redak- daha sonra 11. yüzyılda bu kavramların ve siyonla Avrupa’da tanınmış olmasıdır. Bu hesaplama işleminin önemli bir yer tuttuğu metin ilkin 1592 yılında Roma’da basıldı ve ilk Arapça astronomik eserlerin yoğun bir 1600 yılında B. Baldi tarafından İtalyanca’ya şekilde çevirilmesiyle elde etmişti. ve 1619 yılında iki Maronit Gabriel Sionita Henüz 10. yüzyılda, daha sonra Papa II. ve Johannes Hesronita tarafından Latince’ye Silvester olacak Aurillaclı Gerbert (ö. çevirildi119. Fakat Latince çeviri, yazar el- 1003)’e atfedilen usturlabın taşıdığı iç diskte bazı enlem bilgileri görülüyor. Kaydedilen İdrīsī adı anılmaksızın, Geographie Nubiensis değerlerin ve çizgilerin üçü İslam dünyasında bulunan bölgelerle ilgilidir, 4. enlem derecesi (Sudanlının Coğrafyası) diye yayınlandı ve (42°) Roma’yla ilgilidir. Bu değer de (41°40’ olarak) 9. yüzyıldan beri Arap koordinat uzunca bir süre bu şekilde alıntılandı. çizelgelerinde kaydedilmiş olan enlem dere- 117 Notes sur la «Chronica Pseudo-Isidoriana», Anuario 120 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 272. de estudios medievales içerisinde (Barcelona) 14/1984/13- 32. 118 a.e., s. 14. 119 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 82; Oman, G.: Encyclo- paedia of Islam içerisinde ilgili madde. New edition Cilt 3, Leiden 1971, s. 1033.

102 G İ R İ Ş celerine aittir. Oysaki Gerbert’in yazıları, Muḥammed b. Cābir el-Battānī (ö.317/ onun matematiksel coğrafya bilgisine sahip 929)’nin astronomi elkitabı hemen hemen olduğuna dair herhangi bir unsur içermemek- aynı zamanda, ilk kez Tivolili Plato’nun tedir121. çevirisi olarak, ikinci kez ise çok kısa süre Yedi iklim çizelgesini taklit halde alıntılayan sonra Robertus Ketenensis’in çevirisi halinde bildiğimiz en eski Latince eser, Benedikt Avrupa’ya ulaşmıştır. Matematiksel coğrafya rahipler grubu mensubu Hermannus bakış açısından bu kitap, sadece küresel tri- Contractus (Reichenaulu Hermann, 1034- gonometri için önemli başlangıçları ve enlem 1054)’un yazar olarak gösterildiği De compo- derecelerini bulmaya yarayan kuralları içer- sitione astrolabii isimli eserdir122. memekte, ayrıca kapsamlı bir coğrafik koor- Arap-İslam bilimlerinin resepsiyonu süreci- dinatlar çizelgesini de taşımaktadır124. nin hayli ilerlediği 12. yüzyılın ilk yarısında Aḥmed b. Muḥammed b. Kesīr el-Ferġānī belirli kavramlar, definisyonlar, yöntemler ve (218-247/833-861 yılları arasında faaliyette matematiksel coğrafyanın verileri Arap astro- bulunmuştur) tarafından yazılan Arap astro- nomisinin bazı elkitaplarının tercümesiyle nomisinin bize ulaşan en eski elkitabı, yak- Avrupa’ya ulaşmıştır. 1120 ve 1130 yılları ara- laşık 1130 yılından itibaren yapılan birçok sında Bathlı Adelard, Muḥammed b. Mūsā çevirisiyle Latin dünyasına ulaşmıştır. Bu el-Ḫārizmī (el-Meʾmūn döneminde faaliyette çeviriler yoluyla Avrupa’ya, biraz önce bahse- bulundu, 198-218/813-833)’nin Ebū el-Ḳāsım dilen iki eserden çok daha açık seçik formda, Mesleme b. Aḥmed el-Mecrītī (ö. 398/1007) Halife el-Meʾmūn’un direktifiyle gerçekleşen tarafından yeniden gözden geçirilen astro- bir derecelik meridyen uzunluğu ölçümünün nomik çizelgelerini çevirdi. Latin dünyasına sonucuna göre (562/3 mil) yeryüzü büyük- sinüsün fonksiyonu ve kullanılışı sadece bu lüğü tasavvurunu ve yedi iklimdeki meskûn yolla ulaşmış değildir. Matematiksel coğraf- bölgelerin bölümlenme bilgisi ulaşmıştır. yayla gelecekteki uğraşılarda yardımcı araç Yine bu kitap, iklimlere göre ülkelerin ve olarak çok daha önemlisi, bu çizelgede bildi- şehirlerin bir listesini koordinatsız bile olsa rilen ve herhangi bir yerin enlemini bulmaya içermektedir. Bu kitabın 13. ve 14 yüzyıl- yarayan dört kuraldır. Böylelikle ilk olarak el- da Robert Grosseteste, Albertus Magnus, Ḫārizmī’de karşılaşılan şu metot bilinir hale Ristoro d’Arezzo ve Dante Alighieri gibi geldi: Bir dolay kutupsal yıldızının bulunduğu şahsiyetleri çok derinden etkilediği bilinmek- en üst ve en alt noktalardan kutup yüksekli- tedir. Hatta Johannes Regiomontanus, 1464 ğini ve bununla ilişkili olarak bir yerin coğrafi yılında Padua Üniversitesi’nde el-Ferġānī’nin enlemini belirleme123. Ayrıca anılmalıdır ki kitabı hakkında dersler vermekteydi125. “algorithmus” terimi ve bu terimle ilintili Avrupa’da bu gelişmeyle uyumlu bir şekil- olan türevler, bu matematikçi ve astronom el- de, Arap astronomisinin adı geçen el kitap- Ḫārizmī adının bozulmuş şekline bağlı bulu- nuyor. 121 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 205. 124 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 209. 122 a.e., Cilt 10, s. 206. 125 a.e., Cilt 10, s. 210. 123 a.e., Cilt 10, s. 209.

GİRİŞ 103 larının ilk çevirilerinden hemen birkaç yıl şehirlerinin, istisnasız Arapça kaynaklara sonra, coğrafik yerlerin derleme türü ilk dayanan koordinatlarını veriyor. Ne var ki çizelgeleri doğdu. Bunlardan biri 1139-1140 karmaşık yollarla ulaşılan bu koordinatların yıllarında Raymundo adında bir Marsilyalı gerçekle hiç bir ilgisi yoktur. Buna göre Paris tarafından derlenen Liber cursuum plane- Roma’nın yaklaşık 4° doğusunda (gerçekte tarum isimli eserdeki çizelgedir. Derleyen, 9°50’ batı), Toulouse’ün ise 16' güneyinde kullandığı eserlerin çevirmenlerinin isimle- (gerçekte 5°15' kuzey) bulunmaktadır128. rini görmezden gelmekte ve kendisini Arap Arap yer çizelgelerinin çevirileri veya uyarla- bilimlerinin ilk çevirmeni olarak tanıtmak- maları ve bunun üzerine inşa edilen kompi- tadır126. Gerçi, bir dizi Arap ve Avrupalı lasyonlar veya koordinatları bulma yöntem- otoritenin ismini anmaktadır, fakat onların lerini tanıtmaları 13. yüzyılda o kadar yayıl- eserlerini çok büyük bir ihtimalle çalışmasın- mıştı ki bundan böyle adım adım İspanya dışı da kullanmamıştır. Diğer yandan kendisini Avrupa’da da, enlem ve boylam derecelerini ez-Zerḳālī’nin127 taklitçisi olarak görmekte, tespite yönelik gayretler kendisini göstermeye hatta 1139 yılında çizelgeleri yanlış olan iki başladı. Bildiğimiz kadarıyla Ristoro d’Arezzo bilginle tartıştığını bildirmektedir. Bizim özel (ö. 1282 sonrası), kendisini bu gelişim mecra- konumuz açısından, bu kitapta bulunan çizel- sında, bir yerin enlem derecesini astronomik gelerden birisinin sadece Arapça kaynaklar- olarak belirleyebilecek durumda hisseden ilk dan alınan 60 şehrin koordinatlarını içermesi İtalyandır. Doğduğu şehir Arezzo’nun enle- önemlidir. Burada kaydedilen veriler birçok mini 42°15' olarak, yani sadece 1°13' lık bir Arapça eserden alınan koordinat çizelge- yanlışlıkla tespit etmişti129. lerinin, oldukça erken (İspanya üzerinden) Avrupa’nın o dönemde Arap-İslam mate- Avrupa’ya gitmiş olduğunu göstermektedir. matiksel coğrafyası açısından ulaşmış olduğu Kompilatör bu koordinatların aynı cinsten en yüksek özümseme basamağı kendisini bir yapısını ve boylam derecelerinin kısmen fark- Fransisken olan Roger Bacon (1214-1292)’da lılık gösteren sıfır meridyenlerine göre sıra- göstermektedir. Onda, kendi kültür çevresi- lanmasını anlayamamıştır. Geneli itibariyle nin bilinen tek erken dönem, enlem-boylam söylecek olursak en eski Latince kompilas- derecelerini göz önünde bulundurarak bir yonun Arap astronomisinden aşırmacı bir harita çizimi denemesini bulmaktayız. Bu tarzda olması üzücüdür. arada onun, Latin dünyasında enlem-boylam Latin dünyasında bazı Avrupa şehirlerinin derecesi bilgisinin hâlâ bulunmadığına ve koordinat çizelgesini genişletmeye yönelik bunun da Papalığın, Kayserliğin ve Krallığın en eski deneme 12 yüzyılın sonuna doğru destekleri olmaksızın başarılamayacağına yapılmış görünüyor. Bu çabayı, Arapça eser- dair şikayetini duymak bizim için aydınlatı- lerin meşhur çevirmeni Cremonalı Gerhard cıdır130. Okuyucuya gerekli boylam ve enlem (ö. 1187)’a atfedilen Theorica planetarum derecelerini kendisi bulmuş gibi gösterme- isimli eserde görmekteyiz. Yazar bu eser- yip kaynak olarak astronominin Ḳānūn ’unu de Fransa, İtalya, İspanya ve bazı Avrupa (tabi ki ez-Zerḳālī’nin kitabının Latince çevirisi) ve «Boylam ve Enlem Dereceleri 126 Bkz. Haskins, C.H.: Studies in the history of medieval 128 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 212. science, New York 1924, s. 96-98; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, 129 a.e., Cilt 10, s. 225. s. 210. 130 a.e., Cilt 10, s. 216. 127 Bkz. Duhem, P.: Le système du monde, Cilt 3, Paris 1915, s. 208; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 210.

104 G İ R İ Ş Çizelgeleri»ni (muhtemelen Toledo çizelge- dereceleri bulunmamakta idiyse, Bacon ne leri ve bundan yapılan taklitler) anmaktadır. çizebilirdi? Bildiği sınırlı sayıdaki değerleri Eli altındaki kaynakların koordinatlarının birbirini tutmayan koordinatlar, kıyı çizgileri hiçbir şekilde bir dünya haritası veya sadece olmaksızın Latin dünyası dışındaki dünya- bir parça-harita çizmek için bile yeterli ola- yı da kartografik olarak tasvir edebilmek mayacağı bir tarafa, bu koordinatlar farklı için yeterli miydi? Yoksa onun daha ziyade sıfır meridyenlerine göre kaydedilmiş olduk- Arap-İslam kültür çevresi kaynaklı bir model ları için birbirlerinden hayli büyük farklılıklar harita, belki de büyük bir ihtimalle, globu- göstermekteydi. lar projeksiyon içeren el-Meʾmūn coğrafya- Toledo’nun 11° batısında bulunan sıfır merid- cılarının dünya haritası mı eline geçmişti? yeni dışında Roger Bacon, yeri bu şehir- Bu soruyu cevaplandırmaya çalışırken onun den 28°30' batıya kaydırılmış değeri, kendi- çağdaşı olan Albertus Magnus’un, sadece bir- sinin verum occidens - «gerçek batı» olarak kaç yeri şematik olarak kabaca basitleştiren isimlendirdiği meridyeni de bilmektedir. Bu ve gerçekliğe aykırı bir formda tasvir eden değeri, alternatifi olan ve Endülüslü diğer ilkel haritasını da gözden ırak tutmamalıyız. astronomların yaymaya çalıştıkları 29° ye Burada ayrıca, yeryüzünün dairesel tasvirinin tercih etmektedir131. Bunu temellendirme- Roger Bacon’ın yeryüzünün şekline ilişkin si kesinlikle gösrtermektedir ki Bacon, sıfır tasavvuruyla apaçık çelişki içinde olacağı- meridyeninin (yerinin) Kanarya Adaları’nın nı da dikkate almalıyız. İbn Rüşd’ün güney 17°30' batısına kaydırılmasının Arap astro- yarımkürenin yaşanabilirliğine ilişkin öğre- nom ve coğrafyacıların 5./11. yüzyılın başla- tisinin yanlış anlaşılması sonucunda o, bir rında Toledo ile Bağdat arasındaki boylam yandan kutuplarda yeryuvarlağının ortasında derecelerini radikal bir tashihe tabi tutma- bulunduğundan çok daha büyük su kütleleri larının sonucu olduğunu bilmemektedir. Bu bulunduğuna ve yeryuvarlağının ortasında tashih sonucunda Akdeniz hemen hemen bulunan suların ise doğuda Hindistan ile gerçek boylamına kavuşmuştu. batıda İspanya arasında uzanmakta olduğu- Gerekli boylam ve enlem derecelerinin na inanırken, diğer yandan da birinin kuzey eksikliğine rağmen Roger Bacon, bir iddi- dönüm dairesinde diğerinin ise ekvatorda aya göre bir harita çizmiş ve bir kopyası- bulunduğu Syene isimli iki yerin varlığı tasav- nı dönemin papasına hediye etmişti. Bazı vuruna dayanmaktaydı. Böylece o, Opus mai- araştırmacılar, (bize ulaşmayan) bu haritada us132 isimli eserinde çizdiği şu iki kubbeli globular projeksiyon olarak yeryuvarlağının dünya tasavvuruna varmıştı: kuzey yarımküresiyle sınırlı bir tasviri düşün- me eğilimindedirler. Bu durumda tabi ki şu Principium Indiae soru sorulur: Bizzat kendisinin de yakındı- ğı gibi, Latin dünyasında enlem ve boylam Polus Meridionalis Polus Borealis 131 Bacon, Roger: Opus maius, ed. John H. Bridges, Ox- Principium Hispaniae ford 1897, Tekrarbasım: Frankfurt 1964, Cilt 1, s. 299; İn- gilizce çevirisi Robert B. Burke tarafından, Philadelphia 132 Bacon, Roger: Opus maius, a.y., Cilt 1, s. 294, 304; İn- 1928, Cilt 1, s. 319; Duhem, P.: Le système du monde, a.y., gilizce çevirisi, a.y., Cilt 1, s. 315, 329; Sezgin, F.: a.e., Cilt Cilt 3, s. 503-504; Wright, J.K.: Notes on the knowledge of 10, s. 218-219. latitude and longitude in the Middle Ages, Isis 5/1923/75- 98 (Tekrarbasım: Islamic Geography içerisinde Cilt 23, s. 113-136); Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, 217.

GİRİŞ 105 Matematiksel coğrafyanın basit yöntemleri mektedir. Avrupa’da 13. yüzyılın ikinci yarı- ve Arvupa’nın el-Ferġānī’nin astronomi elki- sında bile önemli şehirlerin boylamlarına ve tabının defalarca çevirisi yoluyla öğrendiği birbirleri arasındaki boylam farklarına ilişkin sayısal değerleri Albertus Magnus (yakla- berrak bir tasavvurun olmadığı izlenimi sade- şık 1200-1280)’da açıkça görülmektedir. De ce bu yanlış değerlerden öğrenmiyoruz136. cælo et mundo isimli eserinde onun, Halife Arap-İslam kültür dünyasının matematik- el-Meʾmūn tarafından yaptırılan yeryüzü sel coğrafya alanında ulaştığı kazanımların ölçümlerini bildiği görülmektedir. Albertus Avrupa tarafından adım adım alındığının bu ölçümlerde elde edilen bir meridyen dere- ve benimsendiğinin daha belirgin izlerine cesinin uzunluğunun 56 2/3 mil olduğunu ve Dante Alighieri (1265-1321)’de rastlanmak- ayrıca Arap ve Latin milleri arasındaki farkı tadır. Onun astronomisi gibi kosmografisi de bilmektedir133. Yine onda, yedi iklimin el- el-Ferġānī’nin elkitabına bağlıdır. Dante bu Meʾmūn coğrafyasından tanıdığımız kuzey kitaptan sadece iki Latince çevirisinden değil, ve güney sınırlarının derece bilgilerine rastla- aynı zamanda Fransızca çeviriye göre hazırla- maktayız. Albertus Magnus’un burada sade- nan İtalyanca versiyonundan yararlanmıştır. ce tam derece rakamlarını almış ve dakikaları el-Ferġānī’nin yedi iklim tasviri Dante’de en bırakmış olduğu açıkça görülmektedir134. ince ayrıntısına kadar ortaya çıkmaktadır. Yine aydınlatıcı bir başka nokta Albertus’a İlahi Komedya’daki Arap matematiksel coğ- (veya aynı zamanda Roger Bacon’a) nispet rafyasından alınmış bazı boylam ve enlem edilen Speculum astronomiæ isimli kitapta dereceleri, onun bu bağlamda da Arap kay- İskenderiye’nin coğrafik boylamının Ptoleme naklara bağlı olduğunun ve muhtemelen eli- Coğrafyası’ndaki (60°30') olarak görünen nin altında bir Arap haritası bulunduğunun değerine kıyasla (51°20') olarak kısaltılma- işaretleridir137. sıdır, ayrıca bu kısaltma Ptoleme’nin Kanon Bize kadar ulaşan Avrupalı koordinat çizel- ’una dayandırılmaktadır. Bu tashihin ilk geleri, 14. yüzyılın başından itibaren bu olarak el-Meʾmūn coğrafyacıları tarafından konuya ilginin arttığı ve ilgi duyanlar çevre- yapıldığı kesinlikle ispat edilebilir135. sinin zamanla genişlediği izlenimi uyandır- Ağırlıklı olarak Arapça astrolojik ve astro- maktadır. Mathematische Geographie und nomik kaynakların kompilasyonundan ibaret Kartographie im Islam und ihr Fortleben im olan bu kitaptaki açıklamalardan rahatlıkla anlaşılır ki yazar Toledo’dan geçen daireyi Abendland [İslam’da matematiksel coğrafya sıfır meridyeni ve Arin’i merkez meridyenin ve kartografya; bunların Avrupa’da devamı] başlangıcı olarak tanımıştır. Başka bir yerde isimli çalışmam esnasında yüz kadar çizel- yazar, çok sayıda astronomik çizelge tanı- geyi incelemem sonrasında onların doğuş dığını ve bu çizelgelerde Marsilya, Londra, ve karakterlerine dair elde ettiğim tasav- Toulouse veya Paris’in sıfır meridyenin yeri vur burada tekrar edilecektir138. Bahsedilen olarak kabul edildiğini bildirmekte ve ayrı- çizelgelerin bir kısmı Arapça orijinallerin ca, bu son iki şehrin 40°47' lık boylama ve çevirileridir, bir kısmı da Toledo çizelgele- 49°10' lık bir enleme sahip olduğunu belirt- rinin taklididir ve bir kısmı da bu taklitlerin geliştirilmişidir, eğer ortaya çıkış tarihleri yaklaşık 1250 yılından önceye rastlıyorsa. 13. 133 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 222. 136 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 221-222. 134 a.e., Cilt 10, s. 223. 137 a.e., Cilt 10, s. 224. 135 a.e., Cilt 10, s. 221. 138 a.e., Cilt 10, s. 230.

106 G İ R İ Ş yüzyılın son çeyreğinden itibaren Arap ve tashih edilmiş verileriydi. Bunlardan bazıları Arap-İspanyol öncüler tarafından başarıl- Akdeniz’in doğu-batı ekseninin tashih edilmiş mış olan çizelgelerin gelişimleri Avrupa’da, 53° olan boylamı, diğer taraftan Atlantik’te bulunan yerler bakımından herşeyden önce 17°30' batıya kaydırılmış sıfır meridyeni ve İspanya’da hız kazanmıştır. Geliştirilen ver- Ptoleme’den farklı yeryüzü çevresi uzunluğu siyonlar Alfons Çizelgeleri adıyla yayınlan- ve buna bağlı olarak Arap coğrafyacılarda mıştır. 14. yüzyılın başından itibaren İslam geçerli olan meridyen derecesi uzunluğunun dünyasının doğusunda yapılan bazı çizelgeler 56 2/3 mil olmasıdır (Ptoleme tarafından alı- Bizanslı bilginler tarafından Yunanca’ya çev- nan Poseidonios’un beşyüz Stadion’u [Eski riliyordu. Bu çizelgeler 15. yüzyılın başından Yunan’da 179-213 m. arasında bir uzunluk itibaren Avrupa’ya ulaşmaya başlamış görü- ölçüsü] karşısında). Bütün bunlar işi daha da nüyorlar. Avrupa’da 15. yüzyılda derleme zorlaştırıcı ve karmaşık hale getiriyordu140. türü çalışmalar, bir yandan mevcut kaynak- Ptoleme Coğrafya’sına yeniden dönüşün ların koordinatlarıyla birlikte yer adlarının sonuçlarından birisi de, Avrupa’daki bilgin- seçilmesinden ibaret iken, diğer yandan da lerin bir bölümünün, önce Poseidonios tara- Avrupa’daki yerlerin, hangi prensibe daya- fından tahmin edilmiş olup sonra da Ptoleme narak elde edildikleri sorusu bir yana, koor- tarafından kabullenilen bir derecenin 500 dinatlarının eklenmesinden ibaretti. Görül- stadyonluk uzunluğunu yeniden kullanma- düğü kadarıyla bazı derlemeciler, mevcut larıdır ki, buna göre bir meridyen derecesi haritaları kaynak olarak ilaveten kullanma- el-Meʾmūn coğrafyacıları tarafından belir- yı ihmal etmemişlerdir. Değişik tarihlerden lenen ve uzun zamandır Avrupa’da bilinen gelen ve farklı sıfır meridyenlerine göre elde 562/3 mil yerine 62 1/2 Roma mili olarak değer- edilmiş değişik kaliteli koordinatların ora- lendiriliyordu141. dan buradan öylesine toplanması yeterin- Yaklaşık 100 yıl boyunca geçerli boylam ölçü- ce karışıklığa yol açarken, 15. yüzyılın ilk sünden kaynaklanan kargaşa sonrasında bir çeyreğinden itibaren Ptoleme Coğrafyası’nın meridyen derecesini yeniden belirlemeye çevirilmesiyle yeni bir karmaşa ortaya çıktı. yönelik birçok deneme yapılmıştı. İlk dene- Bu durumda İtalya’dan başka bilhassa meyi Fransız Jean Fernel gerçekleştirmişti. Almanya’da, Regiomontanus ve Nürnberg Asıl mesleği hekimlik olan bu şahıs 1525 ekolünün diğer mensupları gibi bir bilginler yılında Paris ile Amiens arasındaki mesa- grubu, yarım yüzyıl veya biraz daha uzun bir feyi posta arabası tekerleklerinin dönüşün- süre sistemlerini Ptoleme koordinatları üze- den tespit ekmekle öğünerek bir derece- rine kuruyorlardı139. nin uzunluğunun 110,602 metre olduğu ve Ptoleme Coğrafya’sının Yunanca’dan Latin- yeryüzü çevresinin 39.817 kilometre olduğu ce’ye çevirilmesiyle (1406) ve özellikle ilk sonucuna ulaşıyordu. Onun, birçok belir- baskısından (1477) sonra Avrupa’da onun sizliklere rağmen böylesine şaşırtıcı derece- zengin malzemesine sahip olunmakla bera- de iyi bir sonuca ulaşması ardılı Willebrord ber, yeni zorluklarla da yüz yüze gelindi. Zira Snellius’u kuşkulandırmıştı. Snellius diyor daha önce Arapça çizelgelerden koordinat- ki: «Fernel, Arap derece ölçümlerini keyfi lar alınmıştı ki, bunlar kısmen Ptoleme’nin 140 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270. 139 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 230-231. 141 a.e., Cilt 10, s. 280.

GİRİŞ 107 bir tarzda geometrik adımlara dönüştürdü, yonlarını tashih etmek için, çevirdiği bölüm- çağdaşları da göz kamaştırıcı bir sonuçla lerden çizelgeler oluşturdu. 1554 yılında yanıltılmış oldular». Aslında o, ulaştığı bu Postel, yukarıda adı geçen, Navigationi et via- sonuca rağmen «boylam ölçümü bağlamında ggi isimli eseri toparlayıp yayınlayan İtalyan kendisine model teşkil eden Araplardan çok bilgin Gian Battista Ramusio’yu bu çizelge- geride kalmıştır»142. lerden haberdar etti. Bu şahıs da bunları hari- Bir meridyen derecesinin uzunluğunu tacı Giacomo Gastaldi’ye tanıttı. Belki de her ölçme denemelerinde biraz önce adı geçen iki bilgin Ebū el-Fidāʾ’nın kitabını bir Latince Hollandalı bilgin Willebrord Snelllius (1580- çevirisinde kullanma olanağına sahip olmuş- 1626) yüksek bir bilimsel kaliteyi gösteriyor. lardır. Ramusio bu eserden küçük bir koordi- Bunu yaparken bir triangulasyon [üçgen- natlar seçkisi almıştır ve bu kitabın bulunuşu- ler zinciri] formundan yararlandı. Bununla na dair sevincini şu kelimelerle ifade etmek- birlikte, iki çıkış yerinin enlem derecelerini tedir: «Bu eser bugün ilahi bir lütuf olarak verecek olan kutup yüksekliklerinin hatalı gün ışığına çıkmıştır». Kısa bir süre içerisinde yapılmış ölçüleri yüzünden yeryüzü çevresi kitabın bütün Avrupa’ya yayılan bu şöhreti ölçümünde çok küçük bir değere ulaştı143. İngiliz bilgin Richard Hakluyt (ö. 1616)’da Doğrusu bugün ben, modern coğrafyanın bu eseri edisyon yoluyla daha geniş ilgililer ne zamandan beri yeryüzü çevresi için el- kitlesine ulaştırma arzusunu doğurmuştu. Bu Meʾmūn coğrafyacılarının ulaştığı değerden amaca yönelik olarak 1583 yılında bu kitabın daha kesin bir değere sahip olduğunu bilme- Suriye’de yani Ebū el-Fidāʾ’nın memleketin- mekteyim. de bulunan bir yazmasını araştırmıştı146. Ebū el-Fidāʾ’nın kitabının yaygın şöhretine Ptoleme Coğrafya’sının Latince çevirisi ilk John Dee’nin bugüne kadar yayınlanmamış baskısının (1477) etkisiyle enlem-boylam Volume of Great and Rich Discoveries isimli derecelerinin belirlenmesindeki gelişimin eseri de şahitlik etmektedir. Bu eserde, bir- Almanlarda büyük ölçüde, İtalyanlarda ise çok şeyin yanı sıra 1570’li yıllarda, Asya’nın tamamen kesintiye uğradığı144 periyotta Arktik kıyısı boyunca ilerlenerek Tabin Ebū el-Fidāʾ (ö. 732-1331)’nın coğrafi eseri burnuna gemi ile ulaşılabileceği yönündeki (Taḳvīm el-Büldān), karşılaştırmalı koordi- düşüncelerin yeni ortaya çıktıkları da rivayet nat çizelgeleriyle Avrupa’ya ulaştı145. 1534 edilmektedir. Bu, Doğu Asya’ya kuzeyden yılından itibaren İslam dünyasında elçi ve deniz yoluyla ulaşılıp ulaşılamayacağı soru- misyoner olarak birkaç yıl geçiren Fransız nudur. Bunu, dönemin çok önemli iki harita- oryantalist Guillaume Postel, bu kitabın cısı Gerhard Mercator ve Abraham Ortelius bir nüshasını İstanbul’dan Paris’e getirmiş- yadsırken, John Dee bu yolun katedilebilece- ti. Cosmographiae compendium adlı eseri ğini savunuyordu. Bu noktada John Dee, Ebū (Basel 1561) için faydalı gördüğü kısımları el-Fidāʾ’nın Kuzey Çin’in ve kuzeyde Rusya çevirdi ve Avrupa haritalarında, özellikle ile birlikte Asya kıyısının birbirleriyle bağlan- Venedik haritalarında bulunan yer pozis- tılı olduğuna yönelik bilgilerine dayanmak- tadır ve bu bilgiyi şu şekilde nitelemektedir 142 Peshel, O.: Geschichte der Erdkunde bis auf Alexander «a record worthy to be printed in gold» [altın von Humboldt und Carl Ritter, gözden geçirilmiş ikinci harflerle yazılmayı hak eden bir kayıt]147. baskı S. Ruge tarafından, Münih 1877, s. 394; Wolf, R.: Ebū el-Fidāʾ’nın kitabı en büyük takdiri Geschichte der Astronomie, Münih 1877, s. 169; Sezgin, Alman bilgin Wilhelm Schickard (1592- F.: a.e., Cilt 10, 280-281. 143 Peshel, O.: a.e., s. 396; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270. 146 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 79-80. 144 Lelewel, J.: Géographie du moyen âge, Cilt 5, Épilo- 147 a.e., Cilt 11, s. 80. gue, Paris 1857, s. 192; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270. 145 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 75 vd.

108 G İ R İ Ş 1635)’da buldu. Würtemberg Dukalığı’nın yaklaşık 2200 koordinat toplayan çizelgesine arazi ölçümleriyle görevlendirilmiş olan bu dair şunları söylemektedir: «Hemen hemen çok yönlü bilgin, bilinen eski meskûn dün- sayısız olan sadece coğrafi dünya haritaları ve yanın büyük bir bölümünün matematiksel ülke haritaları değildir, aynı zamanda önemli kapsanabilmesini sağlamak amacıyla coğrafi yerlerin enlem ve boylam cetvelleri de sayı- olarak yer belirlemeye yönelik verileri çok sızdır. Fakat bunlar, sadece saniyelerde değil daha büyük bir çerçevede toplamak arzusu sıklıkla tam derecelerde de birbirlerinden o içindeydi. Coğrafi boylamları bulma metot- kadar çok farklılık arz etmektedir ki insanın larının o dönemde yetersiz durumda oldu- buna karşı olan inancı sarsılıyor ve yeryüzü ğunun farkındaydı. Güvenilir coğrafi verileri seyahati ve tasvirinde en iyi kılavuz olarak bulmaya yönelik araştırmasında Schickard, kimin takip edileceği bilinmiyor»150. el-İdrīsī’nin daha önce sözü edilen kitabı- 17. yüzyılın son çeyreğinde coğrafi boylam nın kısaltılmış versiyonundan yapılan Latince farklılıklarını bulmada yeni bir evre başladı. çeviriye rastladı, fakat kendi hedefi açısından Daha önce 1610 yılında Galilei, teleskobu ile bunun çok faydalı olmadığını gördü148. Jupiter uydularını keşfetmişti fakat ilk ola- Yıllar süren çabalar ve yazışmalardan sonra rak şimdi onların immersion [gök cisminin Schickard, 1631 yılında Ebū el-Fidāʾ’nın diğerinin gölgesine girmesi] ve emersiyonu Taḳvīm el-Büldān isimli eserinin, Viyanalı [uydunun gezegenin gölgesinden çıkması] oryantalist Sebastian Tengnagel’in mülkiye- genel kullanılabilirlikleri için belirlenebildi. tinde bulunan bir el yazmasını ödünç alabildi. Böylelikle Jüpiter uydularının coğrafi boy- İlk iş olarak bu kitabı Latince’ye çevirmeye ve lamların belirlenmesi amacıyla gözlemlenme- şerh etmeye başladı, fakat zamansız ölümü si ay tutulmaları gözlemlerinin yerine geçe- sebebiyle bu çalışma sonlanmadı. Bu el yaz- bildi. Bu gelişmeyi tamamlayan başarı, XIV. masıyla yoğun olarak uğraştığı yaşamının son Louis tarafından Paris’te kurulan Bilimler dört yılında elde ettiği ürün, yer yer eksik Akademisi, aktiviteler ve gözlemler çerçe- olmakla birlikte, kelime kelimesine yapılmış vesinde astronom Dominique Cassini (1625- Latince çeviridir. Bu çeviriye, çift sayfanın 1712)’ye aittir. İlk olarak söz konusu olan şey, sağ yarısında bizzat kendisi tarafından kopya Fransa haritasının düzeltilmesi, daha sonra edilen Arapça metin ve açıklayıcı kenar not- ise çok daha iddialı olan şu görevdir: «Daha ları yer almaktadır. büyük kıta parçaları kütlelerinin oranlı ola- Schickard’ın çabaları göstermektedir ki o, rak kısaltılmaları veya değiştirilmeleri yoluyla matematiksel coğrafyaya ilişkin çok sayıdaki tüm dünya haritasının tashih edilmesi»151. önemli Arapça kaynağı ve eski meskûn dün- Bu görevi gerçekleştirmenin yeryüzünün yanın Arap-İslam coğrafyacıları ve astronom- küçük bir bölgesi için bile ne denli zor, ne ları tarafından 7./13. yüzyıldan 10./16. yüzyı- kadar masraflı ve çok zaman isteyen bir şey lın sonuna kadar yapılan son derece gelişmiş olduğu çok kolay anlaşılabilir. Cassini’nin bir enlem-boylam ağını bilmiyordu149. öğrencisi ve meslektaşı olan Jean Matthieu Avrupa’da haritaların ve koordinat çizelge- de Chazelles (1657-1710) tarafından 1693 lerinin birbirleriyle irtibatsız halde yan yana bulundukları gerçeği 17. yüzyılda da gözle- 150 Riccioli, G.: Geographia et hydrographia reformata, nebilir. Döneminin ünlü coğrafyacılarından Venedig 1672, s. 388-409; Sandler, Chr.: Die Reformation birisi olan Giambattista Riccioli (1598-1671) der Kartographie um 1700, Münih ve Berlin 1905, s. 3a; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 138. 148 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 82-83. 151 Sandler, Chr.: Die Reformation der Kartographie um 149 a.e., Cilt 11, s. 84. 1700, a.y., s. 66; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 140.

GİRİŞ 109 ve 1696 yılları arasında Akdeniz’in boyla- temellerini tashihe yönelik katkılarını özetle- mını tashih için yapılan bir bilimsel araştır- yecek olursam şöyle derim: Bu katkı yalnızca ma gezisinin neticesi, Kahire, İskenderiye ve dünya haritasının bir dizi karakteristik nokta- İstanbul’un enlem ve boylamlarıyla, Larnaka, larına ait boylam derecelerinin Jupiter uydu- Dimyat ve Çanakkale Boğazı’nın enlemlerini larının gözlemlenmesiyle doğrulanmasından bulmakla sınırlı kalmıştı152. Elbette bu kadar ibaretti ve o ilk evresinde sadece bundan iba- güçlükler elde edilebilen boylam ve enlem ret olabilirdi. Bu husus ilk planda, dünya hari- bilgilerine dayanarak mevcut haritalarda çok tasındaki batı-doğu yönünde uzanan önemli geniş çaplı tashihlerin yapılması beklenemez- bölümlerin mesafelerinin kesinliklerini yar- di. gılamayı ve kartografya için gerekli sonuçları Chazelles tarafından Paris’e iletilen koordi- çıkarmayı öngörmekteydi. Bugün bizim tespit natları Arap-İslam çizelgelerinin değerleriyle edebildiğimiz kadarıyla, Toledo’nun 28°30' karşılaştıracak olursak, Larnaka, Damiette batısından geçen sıfır meridyeninden itibaren ve Dardenelle için boylam bilgilerinin mevcut hesaplanacak olursa, Arap-İslam haritaları- olmaması bir tarafa, birincilerin ikincilerle nın boylam dereceleri birkaç derece büyük- ya hemen hemen aynı ya da onlara çok yakın tür. Yani Akdeniz’in doğu kıyısı yaklaşık 2°, olduğunu görürüz153. Bu yüzden kayda değer- Bağdat 3°-3°30', Derbent (Hazar Denizi’nin dir ki Paris Akademisi’nin üyeleri bu işlem- batı sahilinde) yaklaşık 4°, Delhi yaklaşık den sonra, «Akdeniz’in gerçek boylamına iliş- 4° ve Çin’in doğu kıyısı yaklaşık 5°-7° daha kin tahminlerinin nihai olarak Chazelles’in doğuya kaymış bulunuyordu. Buna karşın ölçümleriyle tasdik edildiği» görüşünü kabul önemli bir doğruluğa Bağdat ile Hindistan etmişlerdi154. Elbette onlar -aynı kartografya arasında ulaşılmıştır. O mesafe için Arap- tarih yazımcılığının bu konuda bugün bile İslam haritaları bugünkü değerlerden 1° nin çok net bir bilgi sahibi olmayışı gibi- Akdeniz altında bir sapma göstermektedir155. bölgesi koordinatlarının ve bunun da çok öte- 17. yüzyılın sonlarına doğru Fransız astronom sinde sadece yüzyıllar boyunca Arap-İslam ve coğrafyacılar tarafından başlatılan, gele- kültür dairesindeki ortak çalışmalar sonucun- neksel haritaları yeni elde edilmiş boylam ve da elde edilebilmiş olduğunu ve sadece bu enlem derecelerini esas alarak tashih etmeye, verilerin kesin haritaların yapımını mümkün bir başka ifadeyle oranlı olarak küçültmeye kıldığını bilmiyorlardı. yönelik girişimler çerçevesinde, Fransız coğ- Kendi çalışmalarım sonucunda, Avrupa’lı rafyacıların belki de en önemlisi olan Jean- astronomların 1690 ve 1725 yılları arasında Baptiste Bourguignon d’Anville (1697-1782) geleneksel yeryüzü ölçüsünün matematiksel başka bir yol izledi. Hindistan kartografyasına hasredilmiş olan Éclaircissemens géographi- 152 Bkz. Regiæ Scientiarum Academiæ historia, Paris eques sur la carte de l’Inde (1753) isimli çalış- 1698, s. 394, 395, 396; Krş. Delisle, G.: Détermination masında bu konu hakkında bizzat kendisin- géographique de la situation et de l’étendue des différen- den bazı bilgiler öğrenmekteyiz156. Hindistan tes parties de la terre, Histoire de l’Académie Royale des haritasını düzeltmek ve dereceler ağıyla mesa- Sciences içerisinde, Cilt 1, Paris 1722, s. 365-384, özellikle s. 366, 367; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 143. 155 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 160 vd.; Cilt 11, s. 155. 153 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 144. 156 Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 255, Frank- 154 Histoire de l’Académie Royale des Sciences, Cilt 2, Pa- furt 1997; Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 592. ris 1733, s. 142; Sandler, Chr.: Die Reformation der Karto- graphie, a.y., s. 9a; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 144.

110 G İ R İ Ş feleri kontrol etmek için d’Anville çalışma- göre James Rennel (1742-1830), yeni dönem sında o zamanlar bildiği coğrafi, tarihi ve Arap-İslam bilginlerinin ulaşmış oldukları astronomik içerikli Arapça, Farsça ve Türkçe boylam derecelerinin, en azından Halep ile eserleri kullanmıştır. Bildiğimiz kadarıyla o, Delhi arasındaki bölge için bile olsa, önemini 18. yüzyılın ilk kez Arap-İslam kültür daire- kabul eden ilk Avrupalı coğrafyacıdır159. sinden o denli çok kaynağı kullanıp değer- d’Anville kendisinin malumu olan boylam lendiren coğrafyacısıdır. Hatta Johannes derecelerinden faydalanma yolunu bulama- Gravius157 tarafından 1652 yılında ilk edis- yınca Arapça, Farsça ve Türkçe coğrafya yonları ve Latince çevirileriyle birlikte ünle- ve tarih eserlerinde bulunan mesafeleri kul- ri Avrupa’da yayılan Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī ve landı, bu bakımdan Ebū el-Fidāʾ’nın kitabı Ulūġ Bey’in çizelgelerini de gözden kaçırma- onun en çok başvurduğu Arapça kaynak- mıştır. Fakat maalesef d’Anville, bu Arap- tı160. Çevirisini kullandığı bu kitap seyesinde İslam çizelgelerinin boylam derecelerini değil d’Anville, kendisine çeviriler yoluyla ulaşma- de sadece enlem derecelerini göz önünde mış veya kaybolmuş olan eserlerdeki bilgileri bulundurmuştur. Hiç şüphe yok ki, bunun elde etmiştir. Ayrıca o, matematiksel coğ- sebebi bazı çizelgelerde sıfır meridyeninin rafya alanına ait olmayan fakat itinerer [yol Toledo’nun 28°30' veya Kanarya Adaları’nın haritası niteliğinde] veya topografik değeri 17°30' batısında bulunduğunu ve dolayısıyla olan literatürden Ebū el-Fidāʾ’nın alıntıları Paris’ten itibaren hesaplandığında sadece 20° yoluyla faydalanmıştır. Bundan başka, Çin batıda (17. yüzyılın son çeyreğinden itiba- haritası çalışmasında neredeyse sadece Ebū ren Fransız coğrafyacılarda alışıldık olduğu el-Fidāʾ’nın ve el-İdrīsī’nin eserlerini kulla- üzere) olmayıp bilakis yaklaşık 34°50' daha nabilmiştir. batıdan geçtiğini bilmemesiydi. Bunu müte- d’Anville’nin «Tables des Orientaux» akiben, Kanarya Adaları’ndan geçen sıfır (Doğuluların Çizelgeleri) diye adlandırdığı meridyeninden itibaren hesaplanan boylam kaynakların enlem değerlerinin doğruluğu dereceleriyle Toledo’nun 28°30' batısında ve bu çizelgelerin yeryüzünün, Hindistan’ın bulunan yeni sıfır meridyenine göre hesapla- ötesi de dahil olmak üzere daha geniş böl- nan boylam dereceleri arasındaki çok büyük geleri için geçerliliği bakımından beklenti- miktardaki sapmalar onun için bir şey ifade lerinin oldukça yüksek olduğu görünüyor. etmemiş olmalıdır. İlk boylam derecelerini, Hindistan’ın batı kıyısında bulunan meşhur Ebū el-Fidāʾ’nın karşılaştırmalı çizelgelerinin Kambaya noktasının pozisyonunu belirleme- çevirileri sayesinde tanıyordu. Ulūġ Bey’in ye yönelik şu beyanda bulunmaktadır: «Ebū Zīc eseri meselesinde de, bu coğrafi koor- el-Fidāʾ’nın kitabının sahip olduğum bir çevi- dinatlar çizelgesinin başlığı yanlış anlamaya risi Kambaya’nın enleminin el-Bīrūnī’ye göre sebep olmuştur. Çünkü bu başlık yanlışlıkla, 22°20' olduğunu kaydetmektedir ki bu değer boylam derecesinin Kanarya Adaları’ndan çok küçük bir sapma ile haritayla örtüş- itibaren hesaplandığını ifade etmektedir158. mektedir»161. D’Anville, bildiğim kadarıy- Şu anda sahip olduğumuz bilgi seviyesine la, el-Bīrūnī’nin adını ve astronomik eseri el-Ḳānūn el-Mesʿūdī’yi anan ilk Avrupalı 157 Binæ tabulæ geographicæ, una Nassir Eddini Persæ, bilgindir. altera Ulug Beigi Tatari, Londra 1652 (Tekrarbasım: Isla- mic Mathematics and Astronomy serisi Cilt 50, s. 1-79). den bahseden Muṣṭafā ʿAlī er-Rūmī (ö. 979-1571)’ye işa- 158 Bunu dikkatsizlikten doğan bir yanlış olarak saymalıyız. ret ediyorum (Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 186). Daha öncelerden Roger Bacon yanlışlıkla çok fazla batıya 159 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 596. kaydırılmış olan sıfır meridyenini biliyordu. Osmanlı dö- 160 a.e., Cilt 10, s. 596-597. neminden de, 930/1524 yılında tamamlanmış çizelgesine 161 a.e., Cilt 10, s. 597-598. yazdığı önsözde batıya kaydırılmış olan sıfır meridyenin-

GİRİŞ 111 d’Anville’den sonra, büyük belki de en büyük rı için hareket noktası yaptı. Āʾīn-i Ekberī ’nin İngiliz coğrafyacısı olan James Rennell 1780’li yanısıra Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī ve Ulūġ Bey’in yıllarda yapılan Hindistan’ın kartografik tas- çizelgelerine dayanıyordu, fakat o da, bir hata virini yeniden kontrol etmek ve kendi çalış- eseri olarak o çizelgelerde bulunan boylam maları ile mümkün olabildiğince düzeltme derecelerinin Kanarya Adaları’ndan geçen görevini üstlenmiştir. Bu çalışmaya Doğu sıfır meridyenine göre verildiğini sanıyordu. Hindistan’daki 1763-1777 yılları arasında Bu nedenle (çizelgelerin boylamlarında) 20° İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin mesaha den daha büyük hatalı değerlerle karşılaşılı- mühendisliği ödevini sürdürdüğü yıllarda yordu. Fakat boylam derecelerini Delhi’den ulaşmıştır. Bu maksadını gerçekleştirme süre- itibaren batıya doğru hesapladığında, bu since, özellikle yaptığı Hindistan haritasına ek derecelerin kendi hedefi için yeterli oldu- olan Memoir of a map of Hindoostan or the ğu kanaatine ulaşmıştı. Çizelgelerin boylam Mogul Empire (1793 Londra)162 isimli kitabın derecelerini batıdan doğuya doğru değerlen- ikinci edisyonunun 1783-1792 yılları arasında dirmek için onları, sıfır meridyenlerine göre süren ön çalışmaları esnasında yöresel kay- değil de, Delhi’nin daha batısında bulunan nakların önemini kavramıştı. Sahip olduğu şehirlerle olan derece farklarına göre hesap- çok sayıda Arapça, Farsça ve Türkçe kay- lıyordu164. naklardan Moğol İmparatorluğu’nun büyük Rennell’in, yaptığı haritalarda derece ağı tarihçi ve coğrafyacısı Ebū el-Faḍl el-ʿAllāmī çizelgelerini şekillendirirken nasıl Arap-İslam (ö. 1011/1602)’nin Āʾīn-i Ekberī isimli eseri çizelgelerine dayandığını bir örnekle göstere- merkezi bir konum kazanmaktadır. biliriz: «Semerkant, Ulūġ Bey’in çizelgelerine 300 yıldan beri üretilmiş haritalara dayanarak göre Kanarya Adaları’nın 99°16' doğusunda Hindistan’ı, gerçekliğe mümkün olabildiğin- bulunmaktadır [daha önce söylendiği gibi o, ce yakın bir biçimde tasvir etmeyi, ülkenin sıfır meridyeninin Toledo’nun 28°30' batısı- iç kesimlerini mevcut parça-haritalar ve reh- na kaydırıldığını bilmiyordu]; Halep yine bu nümalar (yol haritaları) yardımıyla olabildi- çizelgelere göre 72°10' lık bir değere sahip- ğince doğru çizmeyi hedefleyen Rennell için tir. Yani Semerkant, Halep’in 27°06' doğu- Āʾīn-i Ekberī, hiç şüphesiz birinci derece bir sunda bulunmaktadır. Halep, [yeni ölçülere kaynaktı. Bu eser ona yalnızca Dekkan’ın göre] Greenwich’in 37°09' doğusunda bulu- kuzeyinde bulunan 11 eyalet hakkında ayrın- nan bir boylam derecesine sahiptir (Fransız tılı coğrafi tanımlamalar ve mesafe bilgileri Akademisi’nin en son bulduğu değere göre sunmakla kalmamıştı, aynı zamanda enlem Paris’in 34°49' doğusunda bulunmaktadır). ve boylam dereceleriyle en güvenilir kontrol Buna göre Semerkant, Greenwich’in 64°15' dayanağını teşkil ediyordu163. doğusunda olmalıdır. Ḳazvīn’den hareket edi- Bundan başka Rennell, tıpkı öncüsü lirse, bu şehrin boylam derecesi Beauchamp’ın d’Anville gibi, Hindistan’ın meşhur nokta- [astronom Joseph Beauchamps, 1752-1801] larının, Jupiter uydularının gözlemlenmesi gözlemine göre Greenwich’in 49°33' doğusun- sonucunda yeni bulunmuş birkaç boylam da, Ulūġ Bey’e göre ise Semerkant’ın 14°16' dereceleri değerlerine sahip bulunmaktaydı. batısında bulunmaktadır. Bu hesaplamaya Hindistan haritası çalışmasında (Greenwich göre Semerkant 63°49' da, yani Halep’ten yerine) başkent Delhi’yi mesafe hesaplamala- itibaren hesaplanacak olursa 26' daha batı- da bulunmaktadır. Ḳazvīn ve Semerkant 162 Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 260-261, 164 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 608. Frankfurt 1997. 163 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 604-605.

112 G İ R İ Ş arasındaki mesafenin detaylarını çok büyük için başlıca kaynak olan eserlerin, orijinalleri bir zahmetle araştırdıktan ve orient kaynaklı çoğunlukla Arap-İslam kültür dünyasında çizelgelerde kaydedilmiş olan bu iki şehir çizilmiş haritalardan ibaret oluşuna ileride arasındaki enlem ve boylam derecelerini kar- tekrar değinilecektir. şılaştırdıktan sonra Semerkant’ın boylamını Arap-İslam kültüründe doğmuş olan ve 18. 64°15' olarak kabul ediyorum. Ulūġ Bey’in yüzyılda Avrupalı coğrafyacıların eline geç- meşhur kadranı ile bulunmuş olan enlem miş bulunan derece ağlı haritaların kesinli- derecesi ise 39°37' ve birkaç saniyedir»165. ğini kontrol etmede kullanılan yer çizelgele- Görülüyor ki, Rennell ilk olarak Semerkant’ın, rinin önemi hakkında son olarak Rennell’in Ulūġ Bey’in çizelgesinde 99°16' olan boy- kendi sözlerini aktaralım: «Eğer Ptoleme lam derecesini Greenwich’den hareket- Ebū el-Fidāʾ’nın, Naṣīreddīn’in, Ulūġ Bey’in le elde etmeye çalışıyor. Ulūġ Bey’in sıfır çizelgelerine ve Şerāfeddīn’in Timur tarihi- meridyenini bilmediği için, onun çizelgesinde ne Avrupa dillerinde uzun süredir erişebilir 72°10' olan ve en yeni metoda göre Jupiter durumda olduğumuz zamanımızda yaşasaydı, uydularını gözlemleyerek ulaşılan 37°09' sahip olduğumuz bütün avantajlara rağmen olan Halep’in boylam derecesinden hareket Asya haritalarımızın böylesine eksik olması- etmektedir. Rennell, Ulūġ Bey’e göre her iki na hayret ederdi. »166. şehrin boylam farklılıklarını Halep’in modern Bu arada, Arap-İslam coğrafyacılarının hari- ölçümlerde belirtilen boylam derecesiyle top- talar yoluyla batı coğrafyasına yaptıkları etki layarak (99°16' – 72°10' + 37°09' = 64°15') problemine değineceğim. Aynı zamanda Semerkant’ın boylam derecesini elde ediyor. arabistikte oldukça iyi bir bilgi sahibi olan İkinci yaklaştırma denemesinde de aynı yolu coğrafya tarihçisi Joachim Lelewel, benim takip etmekte, Ḳazvīn ile Semerkant arasın- bildiğim kadarıyla, 13. yüzyıldan 14. yüz- daki boylam farkını kullanmaktadır. Rennell, yıla geçiş döneminden itibaren Akdeniz’i eğer sıfır derecenin Arap-Fars çizelgelerinde (çoğu kez Karadeniz’le birlikte) gerçeğe çok Toledo’nun 28°30' batısında (Grennwich’in yakın şekillendiren haritaların kökenine iliş- 32°30' batısında) bulunduğunu bilseydi, çok kin soruyla uğraşan ilk kimsedir. Genellikle fazla zahmet çekmeden Semerkant’ın boylam deniz haritaları, zamanla portolan haritaları derecesini şu çıkarma işlemiyle hesaplayabi- olarak da nitelendirilen haritaların teme- lirdi: 99°16' – 32°30' = 66°46'. linde, Lelewel’e göre, aynı zamanda gele- Rennell’in Hindistan ve Hindistan’ın kuzey cekteki gelişmeler için temel teşkil edecek sınır bölgelerini içeren harita çalışmasında olup coğrafi koordinatlar aracılığıyla kaza- mümkün olabildiğince doğru koordinatla- nılan bir “derece ağı” yatmaktadır. Bu dere- rı bulmak için esas olarak Arap-İslam ast- ce ağının, Arap coğrafyacılardan ve onların ronomların ve coğrafyacıların çizelgelerini Yunan öncülerinden miras aldıkları materya- nasıl kullandığına ve Avrupalı çağdaşları- li el-İdrīsī’nin coğrafya ve haritaları biçiminde nın elde ettiği verilerden ve kaynaklarda geliştiren «Sicilyalı coğrafyacılar» tarafından bulduğu parasange [fersah] veya qoss (1 (1139-1154 arası) başarılmış olması gerektiği qoss = yaklaşık 3 km.) olarak ifade edilen inancındadır167. mesafe bilgilerinden de nasıl yararlandığına Bunun ardından, portolan haritalarının dair birçok örnek daha verilebilir. Çalışması doğuşuna ilişkin baş gösteren tartışma bugü- 165 Rennell, J.: Memoir of a map of Hindoostan or the 166 Rennell, J.: a.e., Cilt 1, s. 199; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, Mogul Empire, London 1793 (Tekrarbasım: Islamic Ge- s. 610. ography serisi Cilt, 260), s. 191-192; Sezgin, F.: a.e., Cilt 167 Lelewel, J.: Géographie du moyen âge, a.y., Cilt 1, Gi- 10, s. 609. riş s. LXXXIX-LXXX, Cilt 2, s. 17; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 289.

GİRİŞ 113 ne kadar sürdürülmüştür ve bu konuya ilişkin temel motif, sadece delil niteliğindeki hari- görüşler çoğunlukla birbirine taban tabana ta materyallerinin eksikliği değildi. Bundan zıttır168. Lelewel’dan bağımsız olarak bazı daha çok, 19. ve 20. yüzyılda dikkati çekmek- arabistler bu haritaların el-İdrīsī (1154) hari- sizin temel ilke haline gelen şu batılı tasavvur talarına bağımlı olduğu tezini zaman zaman etkili oldu: Eski dünyanın somut kartogra- savundular169. Bununla birlikte, bu görüşler fik tasviri ve bunun 13. yüzyıldan itibaren arabist olmayan kahir ekseriyet tarafından geliştirilmesi Avrupa kültür dairesinin bir hemen hemen hiç dikkate alınmamıştır. Bu ürünüdür ve başka türlü düşünülemez. Bu çoğunluğun sözü geçen portalan haritalarının satırların yazarı da bir zamanlar, çoğu çağda- Arap modellere bağımlı olduğunu benim- şı gibi, okuldaki eğitim ve genel kabul bulan seyememelerinin veya kabul edememeleri- bu görüş ile yetişmişti. Eğer bugün ben bu nin sebepleri çok yönlüdür. Tarihsel doğa görüşü tutunulamaz, tarihsel olarak temel- bilimleri araştırmalarının bütün düzeltme lendirilemez ve hatta saçma buluyorsam, bu girişimlerine rağmen, insanlığın miras aldığı görüşüme tedricen ve konuya ilişkin uzun bilimsel seviyeyi Avrupa merkezli bakış açı- süren araştırmalarımın son yıllarında ulaştı- sından gören inatçı bir görüş varlığını hâlâ ğımı belirtmeliyim. Bunda, Halife el-Meʾmūn sürdürmektedir. Bu tutumdan ötürü, bilimle- (dönemi: 198-218/813-833) coğrafyacılarının rin Arap-İslam dünyasında muazzam bir geli- yaptığı dünya haritasına rastlamam benim şim gösterdiğine, o dönemde hemen hemen için büyük bir şans oldu. Çalışmalarımın mükemmel denilebilecek haritaların gün ışı- sonuçları üç yıl önce (2000) Geschichte des ğına çıktığına ve bu gelişim sürecinin çok yük- arabischen Schrifttums’un 10., 11. ve 12. cildi sek bir seviyesinde bulunmasına ilişkin bilim halinde şu başlıkla yayınlandı: Mathematische tarihi araştırmalarında elde edilen aydınlık, Geographie und Kartographie im Islam und ne yazık ki dikkate alınmamıştır. Bu devir, bilim tarihsel açıdan Arap-İslam bilimlerinin ihr Fortleben im Abendland. Beni, berabe- Avrupa’daki resepsiyonu ve özümsenmesi rimde yarım yüzyıl boyunca taşıdığım bu periyoduna tekabül eden, Avrupalıların yeni yerleşik tasavvuru revizyona tabi tutmaya bilgileri alıp kendilerine mal ettikleri dönem- götüren nedenlerin bir kısmını, Arap-İslam dir. haritalarının Avrupa’daki resepsiyonu soru- Portolan diye isimlendirilen haritaların nu bağlamında dile getireceğim. Arapça modellere dayandığını savunan görü- Şu anki bilgilerimize göre, Avrupa’da orta- şü destekleme bağlamında arabistik, önce- ya çıkmış olup Arap etkilerinin bariz izle- likle kayda değer yardımcı bir araç ortaya rini taşıyan en eski harita, Yahudilikten koyamadı. Dahası var, arabistik araştırmalar Hıristiyanlığa geçen Petrus Alphonsus’un tarafından, matematiksel-astronomik temel yaptığı haritadır. Bu çok basit dünya hari- üzerine kurulan Arap-İslam kartografyası- tası yine Alphonsus tarafından 1110 yılın- nı göstermeye ve Arap-İslam bilimlerinin dan sonra yazılan astronomi içerikli küçük Avrupa’da resepsiyonu ve özümsenmesi bir kitaba eklenmiştir. Bu harita, Arap tar- süreci çerçevesinde bu kartografyacılığın zında güneyi yukarıdadır ve Araplar tara- etkisine dair bir tartışmaya yolaçmaya yöne fından benimsenen yedi iklim bölümle- lik hemen hiçbir girişimde bulunulmadı. mesi ile Arin şehir adını taşımaktadır170. Arabist çalışmaların bu pasif tutumundaki Wallingfordlu Johann (1258)’ın meşhur hari- 168 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 285-300. 170 Bkz. Beazley, C.R.: The dawn of modern geography, 169 a.e., Cilt 10, s. 300-310.

114 G İ R İ Ş tasında da Arap izlerine yönelik işaretler bul- mik-kosmografik tarzda Arap kaynakların maktayız171. izlerini taşıdığı da bir yana, böyle bir kartog- Kartografya tarihinde çok az ilgi gören bir rafik gösterimin o dönem Avrupası için ne dünya haritası da İtalyan bilgin Burunetto denli alışılmadık olduğunu belirgin bir şekil- Latini’nin172 Livres dou Tresor (1265 civarın- de ortaya koymak için yeterlidir. da) isimli kitabında ortaya çıkmaktadır, ve Bildiğimiz kadarıyla el-Meʾmūn coğrafyacı- çok ilginçtir ki, bunun, kitabın muhtevasıyla larının ve el-İdrīsī’nin dünya haritalarıyla hiç bağı bulunmamaktadır173. Bunun genel görmezden gelinemeyecek bir benzerlik gös- şekli, deniz, dağ ve ırmak tasvirleri ve de kıta teren en eski ikinci harita yaklaşık 1320 yılın- formları, el-Meʾmūn coğrafyacılarının ve el- dan gelmekte ve Marino Sanuto ve Petrus İdrīsī’nin dünya haritaları geleneğinden gelen Vesconte isimlerini taşımaktadır. Modern bir öncülün bu haritaya modellik ettiği sonu- araştırmalarda bu dünya haritası, el-Meʾmūn cuna götürmektedir. Ama harita, Akdeniz, haritası bilinmediği için sadece ve doğrudan Karadeniz ve Anadolu formları bakımından doğruya el-İdrīsī arasında bir bağlantı kurma- diğerlerine oranla belirli bir gelişimin gerçek- ya çalışılmıştır176. leştiği kanısını kazandırmaktadır. Burunetto Sanuto ve Vesconte’nin dünya haritası bütün Latini’nin kitabının taşıdığı haritadaki dünya redaksiyonlarıyla, kökenleri 1850 yılından tasvirinin, İspanya dışındaki Avrupa’da hem beri tartışılan ve çok farklı şekillerde cevap- bütünde hem de detayda tamamiyle yeni ve lanan portolan haritalarının arasında ele alın- yabancı tepkisi yaratmış olması gerektiğini, maktadır. Bizim düşüncemize göre, bu hari- 13. yüzyılın diğer dünya haritalarıyla yapılacak talar insanlığın bir bütün olarak kartografya bir mukayese açıkça gösterebilir. Onun çağda- tarihinde gösterdiği gelişimin o zamana kadar şı olan Albertus Magnus174 (ö. 1280)’un veya en yeni basamağını ortaya koymaktadır. Bir 14. yüzyılda Petrus de Alliaco175 (1410)’nun gelişme ki, yaklaşık 500 yıldır devam eden ve dünya haritasıyla bunun arasında yapıla- 300 yıl daha devam edecek olan yani yaklaşık cak bir karşılaştırma, Albertus Magnus ve 800’den 1600’e kadar 800 yıl boyunca Arap- Petrus de Alliaco’nun haritalarının, astrono- İslam kültür çevresinde gerçekleşmiştir. Portolan haritalarının büyük çoğunluğunda Cilt 2, Londra 1897, s. 575-576; Haskins, C.H.: Studies in kıyı çizgilerinin ve boylam uzunluk oranla- the history of mediaeval science, New York 1924, s. 113- rının dikkat çeker doğruluğa, kartografya 119; Mercier, R.: Astronomical tables in the twelfth centu- tarihinin Arap-İslam periyodunda ulaşıldığı- ry, Adelard of Bath. An English scientist and Arabist of the na dair kanaatimi –burada belirtmekten vaz- early twelfth century içerisinde, ed. Ch. Burnett, Londra geçerek sadece bu “Giriş”in ilk bölümünde 1987, s. 95-96; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 207-208. ileri sürdüğümüz dolaylı argümanlara işaret 171 von den Brincken, A.-D.: Mappa mundi und Chrono- graphia. Studien zur imago mundi des abendländischen 176 Bkz. Miller, K.: Mappae arabicae, Cilt 1, Stuttgart Mittelalters, Deutsches Archiv zur Erforschung des Mit- 1926 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 240), telalters içerisinde (Köln-Graz) 24/1968/118-186, özellik- s. 51; Lewicki, T.: Marino Sanudos Mappa mundi (1321) le s. 148-149; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 208-326 und die runde Weltkarte von Idrīsī (1154), Rocznik Orien- 172 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 114. talistyczny içerisinde (Varşova) 38/1976/169-195; Wawrik, 173 von den Brincken, A.-D.: Die kartographische Dar- Fr.: Die islamische Kartographie des Mittelalters, Kultur stellung Nordeuropas durch italienische und mallorquini- des Islam. Referate einer Vortragsreihe an der Österrei- sche Portolanzeichner im 14. und in der ersten Hälfte des chischen Nationalbibliothek, 16.-18. Juni 1980 içerisinde, 15. Jahrhunderts, Hansische Geschichtsblätter içerisinde ed. O. Mazal, Wien 1981, s. 135-156, özellikle s. 152-153; (Köln ve Graz) 92/1974/45-58; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 291, 293-294. 223, 327-331. 174 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 220-223; Cilt 12, s. 111. 175 a.e., Cilt 10, s. 216; Cilt 12, s.111.

GİRİŞ 115 ederek (s. 50 vd.)– günümüze ulaşan ve her (çok büyük bir ihtimalle hiç mevcut olamamış) biri 1300’lerden önceki önemli bir gelişim haritasını değil, el-Meʾmūn coğrafyacılarının aşamasını ifade eden üç harita kısaca tanıtı- dünya haritasını model olarak elinin altında lacaktır. bulundurmuştur. el-Meʾmūn haritasına nis- Birinci harita Halife el-Meʾmūn coğrafyacı- petle bazı dezavantajları bulunan el-İdrīsī larının 3./9. yüzyılın ilk çeyreğinde yaptıkla- haritası daha iyi bir Akdeniz, Avrupa ve özel- rı dünya haritasıdır. Bu haritanın 740/1340 likle Orta, Kuzey ve Kuzeydoğu Asya tasviri yılında yapılmış ve -muhtemelen muhteşem ortaya koymaktadır. el-Meʾmūn haritasının olması gereken- orijinalini tam olarak yan- doğuşundan itibaren yaklaşık 325 yıllık bir sıtmayan kopyası (bkz. Katalog III, s. 24) ve süre içerisinde kaydedilen, özellikle Asya orijinalin bize ulaşan koordinat çizelgelerine söz konusu olduğunda büyük önem arz eden dayanılarak [enstitümüzde] yapılmış olan bir bu gelişmeler göstermektedir ki yeryüzünün harita (bkz. Katalog III, s. 25) göstermekte- kartografik tasvirinde çok canlı bir gelişim dir ki bu önemli doküman, genel kartografya cereyan etmiştir. tarihinde en önemli gelişim basamaklarından Portolan haritalarının oluşumu yönündeki birini oluşturmaktadır. Bu harita Marinos üçüncü gelişim aşamasının bize ulaşan kar- (2. yüzyılın ilk yarısı)’un haritasına, Ptoleme tografik kanıtlardan birisi de, Akdeniz’in (2. yüzyılın ikinci yarısı)’un Coğrafya’sına ve batıda dörtte birinin kıyılarını bütün adalarla Halife tarafından görevlendirilen büyük bir birlikte, Avrupa’nın batı kıyılarını Cebelitarık bilginler grubunun ulaştığı ölçüm ve coğra- Boğazı’ndan kuzey Fransa’ya kadar, İngiltere fi bilgi toplama sonuçlarına dayanmaktadır. ve İrlanda kıyılarının bazı paçalarını gerçeğe Elbette bu bilginlerin, miras alınan dünya oldukça uygun olarak resmeden bir Arap- resmini düzeltmede ve tamamlama yönün- Mağrip haritasıdır178. deki ilk denemelerinde, imkansızı gerçekleş- Yukarıda bahisleri geçen Çin dünya haritası- tirmiş olamadıkları kendiliğinden anlaşılır. na, Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī’nin dünya haritasına, Dünya haritası resmetmedeki en dikkat çeki- Akdeniz, Karadeniz’in Ḳuṭbeddīn eş-Şīrāzī ci bilimsel katkıları arasında, sonraki gelişim tarafından yapılan didaktik taslağına (bkz. s. evreleri için çok önemli olan şu yenilikler var- 49) ilaveten –ki bunlar ana hatları ile belirti- dır: Marinos ve Ptoleme’nin birbirine bağlı len, Avrupa’da 1300 yılı civarında görünme- tek kıtalar tezine karşın -ki bu teze göre Hint ye başlayan portolan haritalarını öncüleyen Okyanusu bir iç denizdir– el-Meʾmūn coğraf- İslam kültür dünyasındaki kartografik gelişim yasında meskûn bölgeler su ile çevrelenmiştir aşamalarına dair tasavvurumuzu destekleme- ve Afrika güneyden dolaşılabilir haldedir. ye elverişlidir– bu gelişmenin aynı devirde Ayrıca el-Meʾmūn coğrafyacıları Ptoleme başarılan matematik-astronomik temellerini tarafından verilen Akdeniz’in aşırı boylamını birkaç örnekle gösterelim. 63° den 52° ye indirmişler ve kartografik tas- İlk olarak Akdeniz’in büyük ekseninin boy- virinde belirli düzeltmeler yapmışlardır. lamı ve Akdeniz’in önemli kıyı şehirleri Bir diğer gelişim basamağını temsil eden ikin- arasındaki boylam farklarını göz önüne ala- ci harita 548/1154 tarihli el-İdrīsī haritasıdır. Bugün ispat edilebilmektedir ki el-İdrīsī, sık jection des cartes de géographie, Bulletin de la Société de sık iddia edildiğinin aksine177, Ptoleme’nin Géographie (Paris) 5e série, 5/1863/257-485, özellikle s. 293-294; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 286. 177 Bkz. örneğin d’Avezac, M.A.P.: Coup d’æil sur la pro- 178 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 27-31; Cilt 12, s. 74.

116 G İ R İ Ş lım. Değerler, 5./11. yüzyılın ilk yarısından de tutulduğu çizelgelerden alınmıştır. Ebū itibaren Toledo ile Bağdat arasındaki yerle- el-Ḥasan el-Marrākūşī179 (ö. 660/1260 veya rin boylam derecelerinde kapsamlı ölçüde 680/1280)’nin çizelgesine göre aşağıdaki altı gerçekleştirilmiş olan tashihlerin göz önün- şehir arasındaki boylam farklılıkları şöyledir: Boylam Farkı Bugünkü Değer Tanger L 24°10' —Antakya 69°34' 45°23' 42°00' Tanger L 24°10' —Roma L 43°00' 18°50' 18°20' Toledo L 28°00' —İskenderiye L 63°00' 35°00' 36°00' Toledo L 28°00' —İstanbul L 60°00' 32°00' 33°00' İskenderiye L 63°00' —Antakya 69°34' 06°45' 06°05' el-Marrākūşī’de hâlâ 45°23' olan Akdeniz’in tılmış ve düzeltilmiş olarak ortaya çıkmakta- Tanger ile Antakya arasındaki uzunluğu dır ki bu değer 44°00' dır181. Buna göre yuka- genç meslektaşı Muḥammed b. İbrāḥīm İbn rıda adı geçen şehirler arasındaki boylam er-Raḳḳām180 (ö. 715/1315)’da tekrar kısal- farkları şöyledir: Boylam Farkı Bugünkü Değer Tanger 25°00' —Antakya 69°04' 44°04' 42°00' Tanger 25°00' —Roma 45°00' 20°00' 18°20' Toledo 28°00' —Roma 45°00' 17°00' 16°32' Toledo 28°00' —İskenderiye 61°20' 33°20' 33°55' İskenderiye 61°20' —Antakya 69°04' 07°44' 06°05' Arap-İslam kültür dünyasında yapılan coğ- bir koordinatlar çizelgesi Avrupa kartograf- rafi boylam üzerindeki radikal kısaltmalar yasında kullanılmıştır. Avrupa’da ilk olarak Avrupa’ya çok erken tarihte ulaşmıştır, en 1630 yılında Wilhelm Schickard ve Willem azından İbn er-Raḳḳām’ın çizelgeleri yoluy- Janszoon Blaeu, Akdeniz’in kartografik tas- la. Bu çizelge Latince Latitudo et longitudo virindeki çarpıklığa işaret etmişlerdir183 ve regionum sicut continetur in Libro alg’alien182 Avrupa’da gerçeğe uygun bir Akdeniz boy- isimli anonim eserde ortaya çıkmaktadır. lam uzunluğuna ulaşılması 1700’e kadar sür- El yazması muhtemelen 14. yüzyıldandır. müştür184. Fakat Avrupa’da daha 17. yüzyılın Yüzlerce yıl boyunca ne bu ne de başka ikinci yarısında bile Akdeniz’in bir mate- matiksel coğrafya açısından kazanım kap- 179 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 168-173. samından ne kadar uzak olunduğu, bir özet 180 a.e., Cilt 10, s. 165. tablo yardımıyla kolayca görülebilir. Roma 181 a.e., Cilt 10, s. 166, 231. ile Toledo arasındaki boylam farklılıkları 182 El yazması Viyana, Nationalbibliothek 2452; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 231. 183 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 129, 132. 184 a.e., Cilt 11, s. 132 vd.

GİRİŞ 117 na ilişkin bu çalışma Michael Florentius zü parçası, Cenova’daki Carignano tarafın- van Langeren tarafından İspanya Kralı IV. dan «seyyahlarla görüşülerek» veya başka Philipp (ö. 1665)’e takdim edilmişti. Buna yolla edinilen «bilgilenmeler»le gerçekliğe göre farklılıklar çeşitli haritacılarda şöyledir: yakın bir şekilde çizilebilmiştir. Fischer’in Blaeu’da 17°20', G. Mercator’da 20°, Ph. van hükümsüz olduğunu göstermeye çalıştığım Lansberge’de 21°, Tycho Brahe’de 21°40', gerekçe ve delillerini188 burada tekrarla- Cl. Ptoleme’de 22°30' (aslında 26°40') ve A. madan, sadece şu kesin tespiti belirtmekle Maginus’da 29°40' 185. yetiniyorum: Fischer’in ilgili açıklamaları- Eğer gerçekten uzak kartografik-tarihsel nın çoğu, bu haritaya, Arap-İslam kartog- tasavvur, Akdeniz portolan haritalarının rafyacılığının 7./13. yüzyılda ulaştığı en son doğuşuyla sınırlı kalmış olsaydı, burada Arap seviyeyi aşağı yukarı yansıtan en azından bir Akdeniz kartografik tasvirinin resepsiyonu haritanın modellik yaptığı sonucuna götüre- konusuna son verebilirdik. Aynı yanlış tasav- bilir. Bu modeldeki Hazar Denizi ve Urmiye vur, Avrupalı denizciler tarafından ulaşıl- Gölü’nün şekilleri, mesela 548/1154 tarihli mamış olan ve aslında Akdeniz portolan el-İdrīsī haritası yoluyla bildiğimiz kartogra- haritaları kategorisine girmeyen daha büyük fik tasvir seviyesinden daha yüksek ilerleme bir coğrafi bölgenin haritaları için de geçerli seviyesini yansıtmakta oldukları beklenebilir. olmuştur. Bununla üstü kapalı olarak, çok Carignano, el-İdrīsī’nin haritasını da kullan- uzaklarda bulunan ülkelerin, Asya, Afrika mış olabilir. Fakat kullandığı asıl model hari- gibi kıta haritaları kökeninin artık sorgulan- ta, ilk olarak 12. yüzyıldan itibaren Anadolu maması veya eğer sorgulanacak olursa, bu Selçukluları tarafından isimlendirilen şehir- haritaları herhangi bir şekilde elde ettikleri lerin bile gözönünde bulundurulduğu Arap- bilgiler temelinde Avrupalı haritacıların yap- İslam kültür dünyasının daha yeni bir haritası tıkları orijinal eserler olarak kabul etme şek- olmalıdır189. lindeki yaygın uygulama desteklenmektedir. Bana göre alanın tarihçileri tarafından layı- Cenova’daki Marcus Kilisesi’nin başı olan ve kıyla göz önünde bulundurulmayan kartog- 1344 yılında ölen Giovanni da Caignano adını rafik-tarihsel bir olgu olarak şu gösterilebilir: taşıyan harita, bu konuda çok ilginç bir örnek Portolan haritalarının birinde, en geç 1320 olarak verilebilir. Bu harita 1311 yılında doğ- tarihli ve Sanuto ile Vesconte (Katalog III, muş sanılır186 ve Akdeniz dışında Karadeniz’i, s. 14) tarafından yapılmış olanında Afrika Avrupa ve Kuzey Afrika’yı, Anadolu’yu, güneyden dolaşılabilir bir formda gösteril- Irak’ı, Hazar Denizi ve Urmiye Gölü’yle mektedir ve yaklaşık 1351 tarihli bir başka birlikte İran’ı içermektedir. İkinci Dünya haritada da Afrika’nın formunda önemli bir Davaşında kaybolan bu haritayı Theobald tashihin yapıldığını ortaya koymaktadır190. Fischer 1885 yılında ayrıntılı bir şekilde Girişilen bu tashih işi, modern literatürde yorumlamıştır187. Ona göre, bu büyük yeryü- Medicei Atlası191 diye adlandırılan hari- talar grubunun bununla bir bütün teşkil 185 Baudet, P.J.H: Leven en Werken van Willem Jansz. Blaeu, Utrecht 1871, s. 77; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 132. 188 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 332-335. 186 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 129. 189 a.e., Cilt 10, s. 335. 187 Şu koleksiyonda bulunmakta: Sammlung mittelalterli- 190 a.e., Cilt 10, s. 549; Cilt 12, s. 137. cher Welt- und Seekarten italienischen Ursprungs und aus 191 a.e., Cilt 12, s. 136-140. italienischen Bibliotheken und Archiven, Marburg 1885 (Tekrarbasım: Amsterdam 1961, haritalar olmaksızın), s. 118 vd.

118 G İ R İ Ş eden diğer kısımları göz önüne alınırsa, bir parçasının kısmen gerçeğe yaklaşan bir çok belirgin önemde bir karakter kazanır. haritasının çizilebileceği gibi naif bir bakış Bu atlas bize, Akdeniz’in mükemmel detay açısına karşı deliller sunmakla uğraşmaya haritaları bir yana, çok belirgin bir şekilde kendimi kaptırmayacağım. Marco Polo’nun gerçekliğe yakın Hazar Denizi’nin192 ve Hint veya herhangi bir Avrupalı doğu seyyahının Yarımadası’nın üçgen formunu vermekte- kartografya tarihinde oynadığı rol, sadece dir193. uzak ülkelerden kendi ülkelerine haritalar Bildiğim kadarıyla sinolog Walter Fuchs şim- getirmekten ibaret olabilir. Bu yüzdendir ki diye kadar, bir Avrupa haritasında kaşıla- Venedikli bir tüccar olan Marco Polo’nun, şılan Afrika’nın o formunun Avrupalı bir gidiş yolculuğunda (1272) İlhanlılar ülkesini, harita yapımcısının kendi çabalarının sonu- dönüş yolculuğunda ise (1294-1295) Tebriz cu olabileceği görüşüne karşı çıkan yegane gibi 13. yüzyılda matematiksel coğrafya- bilgindir. Bu görüşüne, 14. yüzyılın başla- nın geliştirildiği doğu İslam dünyasının çok rında doğan Çin dünya haritası üzerindeki önemli kültür merkezlerini ziyaret etmesi, bu incelemeleri sonucunda ulaşmıştı. Bu harita, merkezlerde dünya ve deniz haritalarını tanı- onun araştırmalarına göre, 13. yüzyılın sonla- ması ve bunlardan kopyalar ya da en azından rına doğru İslam dünyasından çıkan ve Doğu taslaklar almış olması şaşırtıcı değildir196. Moğol İmparatorluğu’na ulaşan dünya hari- 1930’lu yıllarda, Marco Polo’nun Asya seya- tasını temel alarak doğmuştur ve de gerçe- hati esnasında sahip olduğu haritalardan biri, ğine oldukça yakın Akdeniz tasviri ve Afrika sonraki yıllarda ise dört başka harita tanın- güneyinin üçgen formuyla hayrete düşür- dı197. Bu haritalar çok kaba hatlarla çizilmiş mektedir. Fuchs194, böyle bir tasviri tesadüf güney ve doğu Asya kıyılarını göstermekte, eseri saymaya inanmanın çok güç olduğu fakat Hindistan’ın ve Malaya’nın ve takıma- düşüncesindedir. O, Arapların kartografik dalarının gerçeğe şaşırtıcı derecede yakın mirasının bize tam olarak aktarılmadığı ve o bir tasvirini vermektedir. Burada çok önemli kartografların denizcilerin seferlerinde elde olan, iki haritada da acemice yazılmış Arapça ettikleri en yeni tecrübeleri yansıtmadıkları bilgilerin ve bunların İtalyanca tercümelerinin tezine meyletmektedir. bulunmasıdır. Bu bilgilerden birisi şudur: 30 14. yüzyıl haritalarında yeni verilerin ortaya yıl boyunca Suriye (Arabistan) ile Uzak Doğu çıkması, harita hangi ismi taşırsa taşısın, maa- arasında seyahat emiş olan Suriyeli kaptan lesef çok sık olarak Marco Polo’nun seya- Sirdumab (?) bu haritayı 1287 yılında (hari- hatnamesindeki ifadelerle ilişkilendirilmiştir, tada el yazısıyla, yazım hatası nedeniyle 1267 hatta bunlar yetersiz veya anlamsız olsalar yazmakta) Marco Polo’ya hediye etmiştir198. bile195. Bence bu taslaklar, Marco Polo’nun malumu Elbette, Marco Polo’nun vermiş olduğu olan geliştirilmiş formda ve daha da ayrıntı- tek tük, yüzeysel ve çoğunlukla da doğru landırılmış halde yüzlerce yıl boyunca devamlı olmayan coğrafi bilgi kırıntıları veya sey- olarak Avrupalı haritacılara ulaşmış bulunan yahlar yoluyla gelen bilgilerle, yeryüzünün 192 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 475. 196 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 315-316. 193 a.e., Cilt 10, s. 568. 197 a.e., Cilt 10, s. 316. 194 Was South Africa already known in the 13th century?, 198 a.e., Cilt 10, s. 317. Imago Mundi (London) 10/1953/50-51; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 323, 563. 195 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 318, 320, 337, 469, 484, 533, 556, 558, 563, 569, 570; Cilt 11, s. 102, 409, 414.

GİRİŞ 119 bazı Arap-Fars dünya ve deniz haritalarının ve çok da uygun olmayan koşullar altında- basit temel çizgilerini yansıtmaktadır 199. ki yolculukla 40 günde yaklaşık 2000 mil Arap-İslam dünyasından gelen örneklerin katettiği belirtilmektedir202. Bu rivayette R. resepsiyonu ve özümsenmesi çerçevesinde Hennig203 «kültür tarihi bakımından çok Avrupa’da 14. ve 15. yüzyılda yetkin olma- önemli bir olgu» bulmaktadır: «Fra Mauro yan sayısız dünya haritası doğdu. Elbette bu Arapların rivayetlerine dayanarak 1420’li yıl- haritaların hepsi orijinallerin değil, gerçekte larda hiç kuşku duymaksızın Afrika’yı güney- birbirlerinin kopyalarıydı ve harita yapımcıla- den dolaşılabilir olarak resmetmiştir». 16. rının fantazilerinden bağımsız değillerdi. Bu yüzyıldan bize ulaşan bir görüşe göre ise Fra haritaların sadece en meşhurlarından birini Mauro, dünya haritasını Marco Polo’nun ve ele alalım. Harita, Venedik yakınlarındaki babasının Çin’den beraberlerinde getirdikle- Murano’da bulunan Kamadulensa Manastırı ri «çok eski ve çok güzel bir dünya ve deniz rahiplerinden Fra Mauro [Arap Rahip] tara- haritasından almıştır »204. Ben bu ifadeden, fından yapılmıştır. Fra Mauro bu haritayı Marco Polo’nun (sözde) Çin’den dönüş seya- Portekiz kralı V. Alfons (1433-1481)’un tale- hatinde bir İslam ülkesinde elde ettiği Arap- bi üzerine 1457-1459 yılları arasında çizmiş- İran haritasını anlamaktayım, bununla bera- tir200. Yapılacak bir karşılaştırma, bu haritanın ber Fra Mauro’nun gerçekten model olarak genel görünüşünün, Akdeniz ve Karadeniz ile kullandığı haritanın, Marco Polo’nun berabe- birlikte üç kıta tasvirinin, yukarıda adı geçen rinde getirdiğinden ibaret olması gerekmez. Brunetto Latini ve Sanuto-Vesconte’nin Arap-İslam coğrafyacılarının oluşturduğu haritalarını andırdığını gösterecektir. Bu yeni yeryüzü resmiyle bir dereceye kadar haritalar da, yukarıda bahsedildiği üzere, kazandıkları tanışıklığa paralel olarak Arap haritaları örnek alınarak yapılmışlardı. Avrupa’da matematiksel coğrafya alanında Fra Mauro’nun haritasında yeni olan unsur, bir bilgi genişlemesi devam etti. Bununla önceki iki haritayla kıyaslandığında, Hazar birlikte, 1406 yılında Latinceye çevirilen Denizi’nin oldukça kesin formudur. Burada Ptoleme Coğrafya’sının 1477 yılında ger- dikkat edilmesi gereken husus, kuzey-güney çekleşen basımıyla bir şaşırma ve kargaşa ekseninin yaklaşık 70° batıya dönük olma- kendini gösterdi. Akdeniz’in el-Meʾmūn sıdır. Çok büyük bir ihtimalle bu çeviriş, bir coğrafyacılarının dünya haritasında yakla- Hazar Denizi kısmi haritasının temel alınan şık 52°-53° olan boylamı yerine, Ptoleme’nin bir dünya haritasına eklenmesinin bir sonu- çevrilen bu eserindeki çizelgeler ve daha cudur. Şuna da işaret edilmelidir ki, bu hari- sonra Bizanslı Maximos Planudes tarafın- tanın Arap tarzında güneyin yukarıya dönük dan yaklaşık 1300’lerde bunlara dayanarak çizilmiş olmasıdır. Ayrıca yapılan son araştır- canlandırdığı haritalar, boylamı 62°-63° (ger- malar Atlantik isminin Arapça kökenli oldu- çekte 42°) olarak veriyordu. Bu haritalar- ğuna dikkat çekmektedir (el-Bahr el-Muẓlim da Hindistan’ın Kanarya Adaları’na uzaklığı Karanlık Deniz)201. Ayrıca bir lejantta, bir 125° olarak (el-Meʾmūn coğrafyasına göre Arap gemisinin doğudan Afrika’nın güney 115°), Asya güney doğuda Afrika’ya bağlı ola- burnu üzerinden Karanlık Deniz’e geçtiği 199 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 318. 202 a.e., Cilt 4, s. 45, 49. 200 Bkz. Hennig, R.: Terrae incognitae. Eine Zusammen- 203 a.e., Cilt 4, s. 54. stellung und kritische Bewertung der wichtigsten vorco- 204 Bkz. The celebrations of the 700th anniversary of Mar- co Polo’s birth at Venice, Imago Mundi içerisinde (Lond- lumbischen Entdeckungsreisen an Hand der darüber vor- ra) 12/1955/139-140, özellikle s. 139b; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 318-319 liegenden Originalberichte, Cilt 4, s. 48. 201 a.e., Cilt 4, s. 48.

120 G İ R İ Ş rak verilmiştir. Böylece Hint Okyanusu bir uzun bir süre tutunamadı. Daha Vasco da iç deniz olmakta, Asya anakarası doğuda ve Gama’nın ilk seyahatiyle, Afrika’nın ve Hint kuzey doğuda 180° yi aşmakta, Hazar Denizi Yarımadası’yla birlikte Hint Okyanusu’nun kavun formunda doğudan batıya doğru yakla- batı yakasının hemen hemen mükemmel şık 23° genişlemekte vs.. Kartograflar ve koz- bir haritası İber Yarımadası’na ve İtalya’ya mograflar, hâlâ el-Meʾmūn coğrafyacılarının ulaşmıştı. Bu haritayı diğerleri izlemiştir. tasvirlerine mi yoksa Ptoleme’nin tasvirlerine Mesela, Cava dilinde yazılmış 26 parçahari- mi bağlı kalacakları konusunda bir seçim yap- ta içeren atlas gibi. Bu atlasın sadece Hint mak durumunda bulunuyorlardı. Arap-İslam Okyanusu tasviri değil, aynı zamanda diğer dünya tasvirinin temel unsurlarından birisi, özellikleri de, yeryüzünü kartografik olarak yani Afrika’nın güneyden dolaşılabilir ve Hint tasvir etme işinin yaklaşık 905/1500’den önce Okyanusu’nun karaları çevreleyen okyanu- Arap-İslam kültür çevresinde dikkat çekici sun bir parçası halinde olduğu, Ptoleme’nin bir seviyeye ulaşmış olduğunu gösterir. Hint tasvirine rağmen, ne olursa olsun varlığını Okyanusu’ndaki Portekizli denizciler, o böl- koruyabildi. Ptoleme Coğrafya’sının Latince gelerden Portekiz’e haritalar getirdiklerini ve çevirisinin ilk edisyonundan çok kısa bir süre Arap denizciler elinde bulunan çok gelişmiş sonra yayınlanan bir dünya haritası205 çok pusulalar ve üst seviyede bir denizcilik bili- nadir karşılaşılan bir durum olarak okyanus miyle karşılaştıklarını gizleme ihtiyacını duy- tarafından çevrelenmiş kara kitlesine ilişkin mamışlardır. Ayrıca Portekizce kaynaklar, Arap-İslam tasavvuru ile Hint Okyanusu’nu güneyden dolaşılabilir Afrika şeklini gösteren bir iç deniz olarak gösteren Ptoleme formu- Hint Okyanusu haritalarının 15. yüzyılın ilk nu birleştirmektedir. Bu harita bir yandan yarısından itibaren Portekizlilerin ellerine Avrupa’nın biçimi hakkında gerçekten iyi bir geçtiğine ilişkin çok açık bilgiler vermektedir. bilgi yansıtmakta ve Hazar Denizi’ni büyük Bunun sonucu olarak Portekiz’de – çoktan ölçüde doğru göstermekte, diğer yandan da, beri bilinen – deniz yoluyla Hindistan’a ulaş- Cennet’in yeryüzünün dört ana nehrinin çık- ma arzusu uyandı207. tığı meskûn bölgelerin doğusunda olduğuna Avrupa’da Ptoleme Coğrafya’sının çevi- ilişkin Hıristiyanlık görüşünü yansıtmakta- risiyle ortaya çıkmış olan dünya haritası dır206. çizimciliğindeki geriliğin hâlâ etkili olduğu Bununla beraber, Ptoleme Coğrafya’sıyla 1550’li yıllarda, Portekizliler tarafından geti- olan tanışıklık sonrası Avrupa’daki dünya rilen haritalar olumlu etkilerini gösterme- haritalarında baş gösteren bu iki farklı değer- ye başladı. Coğrafyaya ve seyahatnamelere lendirme, 13. yüzyılda Avrupa’da başlayan büyük ilgi duyan Venedikli Gian Battista yeni gelişimin kaderini belirler pozisyon- Ramusio (1485-1557)’nun şu sözleri kartog- da kalamadı. Gerçekte Ptoleme’nin dünya rafya tarihi açısından ne kadar vurgulan- tasviri, özellikle Portekiz Hindistan seya- sa azdır208: «Ptoleme Coğrafya’sının Afrika hatleri yoluyla İslam kültür çevresinden ve Hindistan haritaları, o bölgeler hakkın- Avrupa’ya gelen haritalarda bulunan tas- da bugün ulaşılan büyük bilgi karşısında virler karşısında, çok uzun süre, daha kesin bana oldukça yetersiz göründükten sonra söyleyecek olursak, yarım yüzyıldan daha 205 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 86; Cilt 12, s. 124. 207 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 358-362. 206 a.e., Cilt 11, s. 86. 208 Navigationi et viaggi, Ciltt 1, Venedig 1563 (Tekrar- basım: Amsterdam 1970), Widmungstext s. 2; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 99-100.

GİRİŞ 121 ben, adı geçen bölgelerde bulunmuş olan ve Bu notun bana göre coğrafya tarihi açısından oraları ayrıntılı biçimde anlatan yazarların önemi, Ortelius meslektaşı Gastaldi’ninki anlattıklarını bir araya getirmeyi ve buna gibi bir Asya haritasının ancak Arap gele- Portekizlilerin deniz haritalarındaki tasvirleri neği temelinde yapılabileceği düşüncesinde eklemeyi maksada uygun ve çok da faydalı olmasıdır. Bir haritanın genel şeklini verme bulmaktayım. Böylece herkesi memnun ede- işinde Ebū el-Fidāʾ’nın kitabından alınan cek bu tarz başka haritalar çizilmesi mümkün koordinatların yeterli olup olmadığı ve de bu olabilecektir». koordinatların Gastaldi’nin haritası ile uzlaş- Ramusio tarafından kopyaları verilen harita- tırılabilir olup olmadığı sorusunu o elbette lar şu dört parçadan oluşmaktadır: (1) Africa, kendi kendisine sormadı. Yine hem ondan (2) Arabica-Persia-India, (3) Isole Moluche önce gelenlerden, hem onun çağdaşlarından (Güneydoğu Asya) ve (4) bir Afrika parça- veya ardıllarından hiç birisi, Ebū el-Fidāʾ haritası. Bütün haritaların Arap tarzına göre tarafından karşılaştırmalı bir çizelgede kay- güneyin yukarıda oluşu bir yana, bunların dedilmiş olan coğrafi koordinatların 13. yüz- toponomik özellikleri ve enlem-boylam ska- yılın sonlarından önceki bir zaman dilimin- laları, Arap kökenli olduğunda hiç bir kuşku- den çıktığını ve sıfır meridyeninin Toledo’dan ya yer bırakmamaktadır209. Elbette çağdaşla- 28°30' batıya kaydırılmasıyla boylam derece- rını hayrete düşüren ve günümüz kartograf- sinin kısaltılmışlığının göz önünde bulundu- ya tarihçilerinin bugün bile kafalarını yoran rulmadığını bilemezlerdi. Kuşkusuz Ortelius haritalar Ramusios’unkiler değil de, onların da, Gastaldi’nin sıfır meridyeni Toledo’dan etkisiyle 1559-1561 yılları arasında ortaya 28°30' batıya kaydırılmış bir ya da birden çok çıkan ve Ramusios’un bir arkadaşı, Giacomo Arap haritasını örnek aldığını bilmiyordu212. Gastaldi, tarafından çizilen Asya haritasıy- Gastaldi’nin Asya haritasıyla aktardığı kar- dı210. 1539 yılından itibaren kendini Ptoleme tografik verilerin çağdaşlarında uyandırdığı haritalarının yayınlanmasına adayan bu yankının ne denli şaşırtıcı olması gerektiği, Venedikli mühendisin, birdenbire tamamen özellikle onun haritasının Venedik Senatosu farklı bir Asya çizimini tercih etmiş olma- salonuna asılmakla büyük bir onur ve şöhret sı, kartografya tarihinde günümüze kadar kazanmasından 3 yıl sonra, onda tanınabilen açıklanamamış bir fenomen olarak kalıyor. yerlerin, koordinatlarıyla birlikte çok kap- Gastaldi’nin çağdaşı olan, onun haritasından samlı çizelgelerinin yapılmış olduğu gerçeği bazı küçük değişikliklerle kendi redaksiyonu- ile anlaşılabilir213. nu yapan meşhur haritacı Abraham Ortelius, Yeryüzünün eski (Ptoleme) ve Gastaldi saye- Asya haritasının sağ alt köşesine şu açıklama- sinde ortaya çıkan yeni (Arap) haritaları yı eklemişti211: «[Böylece] değerli okuyucuya arasındaki göze çarpan en önemli fark bana yeni bir Asya haritası sunuyoruz. Bu harita- göre şudur: Arapça haritasında Asya artık yı, coğrafya konusunda çok büyük hizmeti birbirine bağlı bir bütün teşkil eden anaka- olan Jacobus Gastaldus, Arap kosmograf ranın bir parçası olarak, kuzey ve doğuda Ebū el-Fidāʾ geleneğine göre [çizmiştir]. Bu en son noktaya kadar uzanmamakta, bilakis yazarı [Ebū el-Fidāʾ] meşhur matematikçi oval ve çevresi dolaşılabilir bir şekil almakta- ve Arapça da dahil olmak üzere birçok dil dır. Bu, erken dönem Avrupa haritalarında bilen Guillaume Postel Ortadoğu’dan bizim tektük ortaya çıkan ve Asya’nın kuzeydoğu Avrupa’ya getirmiştir...» 212 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 99-116. 209 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 100-103. 213 a.e., Cilt 11, s. 108. 210 a.e., Cilt 12, s. 177-179. 211 a.e., Cilt 12, s. 182.

122 G İ R İ Ş kenarının Arap tarzındaki kartografik şekil, Gastaldi tarafından Avrupalıların eski dünya bu tarihlerden itibaren çağdaş ve sonraki kartografyasına sokulan yeniliğin önemi, ne dönem haritalarında genel bir geçerlilik kadar vurgulansa azdır. Bu yeniliğin en büyük kazanmıştır. Buna sadece Asya’nın kuzeydo- etkisi Abraham Ortelius ve Gerhard Mercator ğudan dolaşılabilirliği değil, aynı zamanda tarafından yapılan Asya haritalarıyla gerçek- küçültülmüş ve eyere benzer şekli de dahildir. leşmiş görünüyor. Ortelius’da Asya haritası, Bu çizim el-Meʾmūn haritasından kaynaklan- topografik hatalar bir dereceye kadar azal- mamaktadır. Bu çizim için bize ulaşan en eski tılmış ve bir globular projeksiyon kazanmış- model olarak el-İdrīsī’nin haritası belirmek- tır. Gastaldi haritasında görülen, Asya’nın tedir. Daha önce saymış olduğum gerekçe- Akdeniz’in doğu taraflarıyla Hindistan’ın leri214 tekrarlamaksızın sadece şunu vurgulu- güney ucu arasında yaklaşık 47° veya 48° lik yorum: Bu önemli yenilik el-İdrīsī dönemin- uzanımı, Ortelius hemen hemen hiç değişti- den (548/1154) önceye uzanmaktadır ve Asya rilmeden globular projeksiyonuna almıştır. kartografyası gelişiminin bir parçası olarak Daha sonra aynı mesafe, Mercator’da stereo- izleyen yüzyıllarda etkin bir şekilde devam coğrafik projeksiyonla 44° ye inmektedir219. etmiştir215. Bu bağlamda 1570’li yıllarda alev- Coğrafya tarihçileri, Gastaldi’nin Asya hari- lenen, G. Mercator’un ve A. Ortelius’un o tasına dayanarak ortaya çıkan dünya harita- zamanlar Asya’nın kuzeyden geçilebileceği larındaki derece ağlarında yapılan tashihleri fikrini kabullenememesi de anılmalıdır216. arasıra ve değişik tarzlarda yorumlamışlar- Ortelius’un Asya haritasının sağ alt köşesinde dır. Bu açıklamaları tekrarlamaksızın, benim yaptığı açıklama ve Gastaldi’nin Asya harita- İslam’da matematiksel coğrafya ve kartog- sının Arap kökenine ilişkin soru 20. yüzyılda rafi ve bu bilimlerin Avrupa’daki devamı defalarca tartışıldı217. Portolan ve dünya hari- konusundaki çalışmalarım esnasında edin- talarının doğuşuna ilişkin Avrupa’da hakim diğim izlenimi anmak istiyorum220: 16. yüzyıl olan görüşler nedeniyle bu soruya, kartograf- Avrupalı kartografların, Ptoleme adı altın- ya tarih yazıcılığının durumu, Arap-İslam kül- da tedavülde bulunan dünya haritalarının tür dünyası haritalarının yaptığı etkiyi dikkate temel boyutlarında yaptıkları düzeltmeler almaya imkan vermediği sürece, ikna edici bir ne çizelgelerden alınan ve daha iyi görünen yanıt beklenemezdi. Durumu daha da zorlaş- koordinatlar üzerine yapılmış, ne de bizzat tıran husus ise, İslam dünyasında matema- gerçekleştirmiş oldukları ölçümlerle elde tiksel coğrafyanın ne kadar büyük bir ilerle- ettikleri koordinatlara dayanmaktadır. Sözü me gösterdiği hakkında hemen hemen hiçbir geçen düzeltmeler, Arap-İslam kültür dün- şeyin bilinmemesiydi. Halbuki bu, Avrupa yasından yeniden gelen ve daha iyi oldukları haritalarının temelini oluşturan veya o hari- görünen haritaların alınıp benimsenmesinin taları kaplayan derece ağları ile ilgili bütün bir sonucudur. Benim şu ana kadar edin- soruların anahtarı demekti218. diğim bilgiye göre J. Kepler, yaygın harita- lardaki Akdeniz çizimiyle kendi eli altında 214 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 119. bulunan çizelgelerdeki yerlerin koordinatları 215 a.e., Cilt 11, s. 108-109. arasında belirli bir uyum sağlamaya çalışan 216 a.e., Cilt 11, s. 80. ilk kişidir. Bildiğimiz kadarıyla bu çabaların 217 a.e., Cilt 11, s. 104-107. 218 a.e., Cilt 11, s. 108. 219 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 111. 220 a.e., Cilt 11, s. 116.

GİRİŞ 123 meyveleri bir dünya haritası ve açıklayıcı Ancak Avrupalı bilginlerin İslam dünyasıyla giriş eşliğindeki coğrafi yerler çizelgesidir. gittikçe artan temasları sonucunda, 17. yüz- Kepler’in çizeceğini bildirdiği, fakat gerçek- yılın ortalarından hemen kısa bir süre önce, leştiremediği harita, Nürnbergli arkadaşı Avrupa’da ortaya çıkan Asya haritaları yüksek Ph. Eckebrecht tarafından tamamlanmış ve bir kalite kazanmaya başlamıştır. Buna, doğu 1630 yılında yayınlanmıştır. Onun haritasın- ülkelerinden getirilen veya üretildikleri yerde da, Hindistan’ın güney ucunun Akdeniz’in değerlendirilen haritaların doğduğu yerlerin batı kıyısından mesafesi, Akdeniz’in büyük adlarının gittikçe artan bir ölçüde zikredilme- ekseninin boyutu, Afrika’nın doğu kıyısı si de ek olarak anılabilir. Bu bağlamda bence, ile Sumatra’nın ekvatordaki batı kıyısı ara- Adam Olearius (1599-1671) tarafından getiri- sındaki mesafe gibi, Eski Dünyanın temel len İran haritası bir tür kilometre taşı önemi- boyutları, öncüleri olan Gastaldi, Ortelius ve ne sahiptir. Arapça bilen Gottroplu bu bilgin, Mercator’un haritalarındaki boyutlarla ben- Otto Brügmann’ın yönettiği bir delegasyonun zerlik göstermektedir. Kartografyadaki yeni- Rusya üzerinden İran’a yaptığı ticari bir seya- liği sadece batı Akdeniz havzası ile alakalı- hate katılmıştı. dır221. 22 Ekim 1636’dan 1 Ağustos 1639 yılına Kepler bize oldukça heterojen coğrafi yer kadar süren seyahatin notları, 1647 yılın- çizelgesi bıraktı. Bu çizelgede o, Ptoleme da harita ile birlikte yayınlandı224. Leipzig değerleriyle Arap coğrafyacıların Akdeniz’in Üniversitesi’ndeki meslektaşlarının bu hari- boylamında gerçekleştirdikleri 10° lik bir ta hakkındaki tepkileri şöyleydi: O bununla kısaltmanın sonucu olan değerler arasında «bütün coğrafyacıların şimdiye kadar sahip bir uyum sağlamaya çalışmıştır. Sonuç olarak oldukları tasavvurun»225 aksine hareket edi- şunu görmekteyiz: Doğu Akdeniz havzası yor. Bu meslektaşları, «onun neden İran onun çizelgesinde ve haritasında Ptoleme topraklarının ve özellikle Hazar Denizi’nin de olduğu gibi 10° daha büyüktür, batı hav- çiziminde, Ptoleme, Strabone ve Dionysio zasının boylamı ise 10° lik bir küçültmey- Alexandrino gibi dünyaca ünlü coğrafyacılar- le Arap-İslam kültür çevresinin en gelişmiş dan ayrıldığını anlamak istemiyorlardı»226. haritalarıyla birebir örtüşmekte ve hemen Olearius’un Şirvān’ın başkenti Şamāḫa’daki hemen gerçek değerlere ulaşmaktadır. Büyük ikametine dair anılarında aktardığı bilgiler bir şans eseri olarak bu sakat Akdeniz çizimi sadece bu haritanın kökenine227 ilişkin olması dikkate değer bir yayılma bulmadı222. bakımından değil, aynı zamanda genel kar- 1559-1561 tarihli Gastaldi haritalarının ardın- tografya tarihi açısından da çok öğreticidir. dan, Avrupa’nın kuzey bölgeleri hariç, eski Olearius orada, bir Arap astronom ve teolog dünyanın karakteristik parçalarının temel ile dostluk kurma fırsatı bulmuştu. Kendisini boyutlarında ve kartografik formunda 17. Hicazlı el-Ḫalīl el-Müneccim olarak tanıtan yüzyılın ortalarına kadar önemli sayılabilecek bu astronom, «hemen hemen bütün Asya’yı gelişmeler kaydedilmemiştir. Ufak değişiklik- ler dekoratif tarzdadır veya haritaların derece 224 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung der Muscovi- ağında Afrika’nın batı kıyısının mekanik ola- tischen und Persischen Reyse, Leipzig 1656 (Tekrarbasım: rak oraya buraya itilip çekilmesinden ibaret The Islamic World in Foreign Travel Accounts serisi, Cilt kalmıştır223. 3-4, Frankfurt 1994). 225 a.e., s. 204; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 398. 221 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 121-122. 226 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung, a.y., Vorrede 222 a.e., Cilt 11, s. 124. s. 8a; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 398. 223 a.e., Cilt 11, s. 117. 227 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 211.

124 G İ R İ Ş ve bir de birçok parçaharita» kapsayan bir Avrupa’da, Asya bakımından alışılmış Eski enlem-boylam çizelgesini Olearius’un kulla- Dünya’nın kartografik çizimi, ilk Fransız nımına sunmuştu. Olearius, haritaların bir dünya atlasını hazırlayan Fransız saray hari- bölümünü kendi kitabına eklediğine işaret tacısı Nicolas Sanson d’Abbéville (1600-1667) ediyor228. O, ayrıca bize, seyahat yöneticisi O. sayesinde yeni unsurlar kazanmıştır. Eğer Brügmann’ın, onu meşgul etmek için, İran ve Olearius tarafından Avrupa’da tanıtılan İran Türkiye haritalarını tek bir harita haline getir- ve doğu Türkiye haritasını bir yana bırakacak mekle görevlendirdiğini söylemektedir229. olursak, benim bildiğim kadarıyla Sanson, Olearius’un İran ve doğu Türkiye parça-hari- Asya haritasını «el-İdrīsī’den ve diğer Arap talarını birleştirmek suretiyle kazandığı ve yazarlardan» oluşturduğunu ve Tatar ülke- yer adlarını Latin harfleriyle verdiği harita sinin tasvirini (Sibirya), seyahatnamelere (kuzey kenarda) boylamı 62° den 108° ye ve o dönemde hayatta bulunan farklı Arap ve enlemi 23° den 48° ye kadar olan coğrafi yazarlara dayanarak yapılan haritalardan kıs- alanı enlemleri kapsamaktadır. Derece ağının men aldığını en açık şekliyle dile getiren ilk sıfır meridyeni Toledo’nun 28°30' batısında Avrupalı kartograf olarak kalmaktadır231. bulunmaktadır. Haritada belirtilen şehirle- Sanson’un Asya ve dünya haritalarının değişik rin posizyonları, 7./13. yüzyılın 60’lı yılların- redaksiyonları bize, kısmî haritalarından daha da Merāġa Rasathanesi’nin kurulmasından kesin bir ölçüde ve açıklıkta, onun zaman içe- sonra ortaya çıkan, mesela Naṣīreddīn eṭ- risinde kendisine ulaşan yeni örnekleri temel Ṭūsī’ninki gibi coğrafi çizelgelerdeki koor- alarak yeni çizimlere nasıl ulaştığı hususunda dinatlarıyla karşılaştırıldığında, enlem ve bizi aydınlığa kavuşturmaktadır. Bu izlenime boylam derecelerinin biribirlerine uyduğu herşeyden önce, onun 1650, 1651, 1654, 1659 görülür230. Bu bizde Merāġa Rasthanesi’nin ve 1669232 tarihli haritaları birbirleriyle karşı- kurulmasından sonraki dönemden bir Arap- laştırıldığında ulaşılır. 1659 tarihli haritanın İslam haritasının karakteri hakkında net bir önemi bana göre, bu haritanın, sıfır meridyeni tasavvur oluşturmaktadır: Bunlar derece ağı Toledo’nun 28°30‘ batısında bulunan derece taşıyorlardı ve çok doğru haritalardı. Buna ağına göre ve Arap-İslam kültür dairesinde rağmen, Olearius’un Batı dünyasında erişile- ulaşılan radikal boylam dereceleri tashih- bilir kıldığı o harita, benim tahminime göre, lerini göz önünde bulundurarak yapılan ilk bu bölgenin Arap-İslam kültür dünyasındaki Avrupalı harita olmasında yatmaktadır233. kartografik çizimi bakımından oldukça başa- Bu Asya haritasında, kendisinden beş yıl önce rılı bulunmakla birlikte ulaşılan en yüksek tamamlanmış olan öncüsünün aksine orta- aşamayı temsil etmemektedir. Bu çok önemli ya çıkan yeniliklerden bir tanesi de, Kızıl dokümanın kartografya tarihinde şimdiye dek Deniz’in Avrupa haritalarında çoktan kaybol- hak ettiği dikkati çekmemiş olması gerçekten muş olan ʿAḳabe körfeziyle birlikte çizilmesi- çok üzücüdür. dir. Yaklaşık bir asırdır bir kartografın diğe- rinden kopyaladığı Hazar Denizi’nin doğu- batı yönünde genişleyen kavun şeklindeki formu, burada bu denizin gerçekliğe hemen 228 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung, a.y., s. 434. 231 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 117. 229 a.e., s. 434; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 400. 232 a.e., Cilt 12, s. 167, 186, 187, 188, 189. 230 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 402, 423-424. 233 a.e., Cilt 11, s. 120-121.

GİRİŞ 125 hemen uygun tasvirine yer vermektedir. kurulan Akademinin çalışmaları çerçevesin- Üç Sibirya ve Orta Asya gölü, muhtemelen de gerçekleşti. Rasathanenin direktörü Jean Baykal, Balḫaş ve Isık-Kul gölleri, bir arada Dominique Cassini (ö. 1712)’nin inisiyatifiyle ilk defa bir Avrupa haritasında görülmekte- burada, matematiksel coğrafyada boylamları dir. Ayrıca dağların ve ırmakların çok yeni bir bulmaya yönelik yeni bir unsur etkin oldu. tablosu da ortaya çıkmaktadır234. İlk aşamada «çok daha büyük kara kütlele- Bu haritaların sadece coğrafya tarihi açısın- rinin proporsiyonal kısaltılması veya değişti- dan değil, aynı zamanda toponomik ve topog- rilmesiyle tüm dünya haritasını tashih etme- rafik bir incelemeye tabi tutulması, Sanson’un ye» girişildi. Böylelikle astronomlar, Paris kesinlikle Arap-İslam kökenli eski bir harita- Rasathanesi’nin batı kulesi zemininde anıtsal yı model almış olması gerektiği tahmininde bir dünya haritası Planispère terrestre’i yaptı- bulundurmaktadır. Topografik-toponomik lar. Bu harita Cassini’nin oğlu Jacques tara- izler bizi, Sanson tarafından kullanılan örneğin fından 1694 veya 1696 yılında daha da düzel- kuzey Asya açısından muhtemelen 5./11. yüz- tilmiş olarak Planispère terrestre suivant les yılın ilk yarısına kadar uzanan bir kartografik nouvelles observations des astronomes adıyla gelişimi yansıttığı sonucuna götürür. Burada yayınlandı236. çok büyük bir ihtimalle, 6./12. yüzyıldan önce Bu haritadaki eski dünyada bulunan önem- Sibirya’da ikamet eden Kimak Türkleri hari- li yerlerin koordinatlar tashih edilmiş boy- tacıları söz konusudur. Yaptıkları çalışmalara lam derecelerini içeren Arapça yer koordi- yönelik işaretleri el-İdrīsī’nin coğrafyasında nat çizelgelerindeki buralara ait değerlerle ve haritalarında bulmaktayız235. karşılaştırıldığında, bazı ufak tefek kaypak- Sanson’un önemli kartografik tasvirleriy- lıklar bir tarafa, Arap boylam derecelerinin le Avrupa coğrafyasına taşıdığı yenilikle- Cassini haritasının boylam derecelerinden re karşı büyük bir saygı duymakla beraber, çoğu zaman daha doğru olduğu görülür237. onun bir saray coğrafyacısı olarak eli altında 17. yüzyılın sonlarına doğru Paris’te, Jüpiter bulunan enlem ve boylam derecelerini yar- uydularının teleskopla gözlemlenmesiyle gılayacak kesin bir kritere sahip olduğuna kazanılmış olan boylam derecelerinin yardı- inanmıyorum. Muhtemelen o seçkisini bir mıyla dünya haritasını tashih etme çabaları haritanın iyi ününe göre veya doğduğu yere başlamıştı. Bu projenin yürütülmesi uzunca göre yapıyordu, bu esnada da tecrübeli bir bir zamana gereksinim duydu ve belki de haritacının hassas sezisi yardımcı oluyordu. bugüne değin tam sonlandırılabilmiş değil- Sanson’dan sonra, Avrupa kartografya tari- dir. Bu girişimin daha başlangıç aşamasında, hinde, haritalar ile boylam ölçümleri ara- hatta 19. yüzyıl içlerine kadar, bazı durum- sında doğrudan bir bağlantı kurularak ger- larda daha ileri tarihlerde bile, yeryüzünün çek bir başarı sağlanmasına kadar yirmi yıl kartografik tasvirini tashih etmeye yönelik, geçti. Bunu da, matematiksel coğrafyanın miras alınan haritaların boylam dereceleri- önceki önemli gelişim basamaklarında oldu- ni proporsiyonal olarak kısaltma hedefi, en ğu gibi, hedefe yönelik bir devlet desteği azından Arap-İslam kültür çevresinde yapıl- sağladı. Bu desteğin sağlayıcısı XIV. Louis mış en yeni model haritalar bağlamında, tat- idi ve bir rasathane ilavesiyle onun tarafından min edici bir sonuca götürmedi. Elde bulunan 234 Bkz. Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 118. 236 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 140; Cilt 12, s. 168. 235 a.e., Cilt 11, s. 118. 237 a.e., Cilt 11, s. 141-143.

126 G İ R İ Ş örnekler göstermektedir ki, bu haritaların İngiliz kaptan W.H. Smyth tarafından ölçülen boylam dereceleri, ilgili sıfır meridyeninden kıyı çizgilerinin mesafelerinin toplamı arasın- hareketle göz önüne alındığına, 2° veya 3° da yapılan bir karşılaştırma ile elde etmişti. daha büyüktürler. Fakat eğer boylam farkla- Yapılan hesaplamada, el-İdrīsī’nin ulaştığı rı, Halep’le Semerkant veya Bağdat’la Delhi 1050 km. sonucu, Smyth’in ulaştığı 1041 km. arasında olduğu gibi, modern haritalardaki- sonucuyla büyük ölçüde örtüşmekteydi240. lerle karşılaştırılacak olursa, ya hemen hemen Buna şu açıklama eklenmelidir: Amari, Pīrī kesin doğru oldukları ya da dakikalarla ifade Reʾīs’in241, el-İdrīsī’ye nispetle daha gelişmiş edilebilecek ufak bazı sapmaların ortaya çık- bir tasvir ortaya koyan Sicilya haritasını henüz tığı görülür. Ayrıca bu tashih çabaları uzunca tanıyamamıştı. bir süre ülkelerdeki veya kıyılardaki önemli Paris Rasathanesi astronomlarının, bazı bazı yerlerin pozisyonlarıyla sınırlı kaldı. Yine, noktalarda yeniden gözden geçirilen dünya nesiller boyu yerinde yapılan çalışmalar sonu- haritasını, eski dünyanın bazı parçalarının cunda elde edilen kıyı çizgilerinin ve ülkeler boylamda birkaç derece kısaltılması veya çevrelerinin, çoğu durumda 20. yüzyıla kadar batıya doğru mümkün olabildiğince kaydırıl- geçerliliğini koruduğu görülmektedir. Bu ması yoluyla düzeltme teşebbüsünden sonra, bağlamda Sicilyalı arabist M. Amari’nin238 19. Paris Akademisi’nin genç üyesi Guillaume yüzyılın ortalarında kendi vatanının kartogra- Delisle (1675-1726), sonuçları coğrafya tari- fik olarak kavranması çalışmalarının durumu- hinde “kartografya reformu” olarak nitelene- na ilişkin söylediklerine kulak vermek hayli cek faaliyeti devam ettirme ödevini üstlendi. bilgi vericidir. O kendi zamanında «genel bir Şukadarı var ki onun ulaştığı başarı da, tıpkı üçgenler zincirlemesine göre çizilmiş hiçbir öncülerinin ve çağdaşlarının çalışmalarında Sicilya haritasının» olmadığı sonucuna varıp olduğu gibi, Arap-İslam kültür çevresindeki böyle bir çalışmanın «zaman ve para» gerek- muazzam ön çalışmaların tam bir bilgisiz- tirdiğini, defalarca başlatıldığını fakat vazge- liği içerisinde değerlendirilmiştir. Bildiğim çildiğini söylemişti. Arap-İslam haritaları ve koordinat çizelgeleri Amari kabul edilebilir bir Sicilya haritası ışığında, bir yan alanda, Delisle’in bu hari- çizme çabasında, adanın el-İdrīsī’nin kitabın- talara ne derece bağımlı kalmak zorunda da bulunan şimdiye kadarki tek küçük boylu olduğu sorusunun ardına düştüm. İncelenen kopya olarak günümüze ulaşan parçaharitaya harita malzemesi İran’ı, Hazar Denizi’ni, ve kendi zamanının “en az yanlış” haritasının Kafkasya’yı ve Aral Denizi’ni kapsamakta- çevre şekline dayanmış ve bu haritaya el- dır. Delisle’in bu bölge haritalarının bazıları İdrīsī’nin kitabındaki topografik niteliklerini şaşırtıcı bir doğruluk göstermektedir. Mesela ve uzaklık verilerini taşımıştı239. el-İdrīsī’nin onun 1724 tarihli İran haritası, bu mükemmel sunduğu verilerin doğruluk derecesini ve çizime katkısının ne büyüklükte olabileceğini onun verdiği kıyı noktaları arasındaki uzun- açıklamak için iyi bir örnekdir. Kim bu harita- luk farkları toplamıyla 1814-1824 yıllarında ları daha yakından inceleyecek, Gastaldi’nin ve ardıllarının ya da Delisle’in daha erken 238 Dufour, A.H. ve Amari, M.: Carte comparée de la Si- dönem haritalarıyla karşılaştıracak olursa, cile moderne avec la Sicile au XIIe siècle d’après Édrisi kendi kendine şu soruyu soracaktır: Nasıl et d’autres géographes arabes. Notice par M. Amari, Paris 1859, s. 20 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt, 5, 240 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 35. s. 63-111, özellikle s. 80) ; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 35 241 a.e., Cilt 12, s. 88. 239 Harita için bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 26.

GİRİŞ 127 oldu da o birkaç yıl içerisinde bu İran harita- yaklaşık 50 adet yer ile karşılaştırılmasında sını meydana getirebildi? 10 ila 20 kat geniş- görüyorum. Bu karşılaştırmanın, üç yıl önce letilmiş topografisiyle, gelişmiş hidrograf- yayınlanan kitabımda243 detaylı şekilde ortaya yasıyla, çok daha iyi hale getirilmiş Hazar koyduğum sonucu beni şu kanaate götürdü: Denizi çizimiyle ve de Hint Yarımadası’nın Delisle yerel bir İran haritasının derece ağını kuzeydeki sınırlarına dek İran Körfezi ile ayrıca içeriğini enlem dereceleri şöyle dursun, Arap Denizi kıyıları tasviriyle bu harita göz boylam derecelerini de, hiç bir proporsiyonal kamaştırmaktadır. Ayrıca, bu İran harita- kısaltmaya gitmeden olduğu gibi Fransızca sındaki yaklaşık 600 yerin -bunlar arasında radaksiyona aktarmış olmalıdır. Böylece hiç de önemli olmayan köyler, termal sular, onun haritası, kendisine modellik eden, anla- kervansaraylar, köprüler, geçitler, kaleler vb. şıldığı kadarıyla o zamana kadar İran’ın ve bulunmaktadır- pozisyonunun derece ağın- Hazar Denizi’nin kartografik tasvirinde en da, enlem ve boylam derecelerinin –eğer bu yüksek gelişim basamağını ortaya koyan bir yerler hâlâ mevcut ise yani modern atlaslarda Arap-Fars haritasının Fransızca çevirisi ola- yer bulmuşlarsa– minimal sapmalarıyla ger- rak görülebilir. Çok büyük bir ihtimalle oriji- çeklikle bu denli kesin örtüşmesi sebebiyle nal harita 16. yüzyıldandır. hayret daha da büyümektedir. Bu durumda şu Bu sonuç yine onun adını taşıyan Karadeniz244, soru kendiliğinden sorulur: Delisle, Paris’de Hazar Denizi245, ve Kafkasya246 haritaları için bulunan atölyesinde nasıl oldu da İran hari- de geçerlidir. Bu haritalar için daha önce tasındaki bu yüzlerce yerin ve kıyı çizgileri- adı geçen kitabıma işaret etmekle yetiniyo- nin hemen hemen tam doğru coğrafi pozis- rum. Yalnız Karadeniz haritası konusunda yonlarını elde edebildi? Düşünülebilecek tek şu belirtilmelidir: Delisle yer yer, bu harita- şey şudur: 1724 yılında yayınlanan bu harita, yı, Jean-Baptiste Fabre tarafından Paris’e matematiksel coğrafya temelinde o bölgenin getirilen ve İstanbul’da son derece değer yüzlerce yıldır yürütülen bir kartografyası- verilen el yazması bir haritayı örnek alarak nın en yüksek noktasını yansıtan bir örneğe yaptığına bizzat işaret etmektedir247. Paris’e dayanılarak sağlanmıştır. İslam dünyasından gelen ve Delisle tarafından örnek alınan çıkan, Giacomo Gastaldi (1559-61), Nicolas Karadeniz haritasının bir Osmanlı-Türk kop- Sanson (1655) ve Adam Olearius (1637) tara- yası, bir talih eseri olarak günümüze ulaş- fından Avrupa dillerinde ulaşılabilir kıldıkları mıştır248. Bu haritanın boylam ve enlem ska- İran haritaları Delisle’in haritasına model laları, Osmanlılar zamanında Karadeniz’in teşkil etmekte yeterli olamazlar. Bu harita çiziminde büyük bir doğruluğa ulaşıldığını eski haritalarla olan apaşikar ortak noktalara ispatlamaktadır ve yine Delisle’in haritasın- rağmen onlarla kıyas edilemeyecek zenginlik- te bir içeriği, çok güçlü çapta genişletilmiş bir 243 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 413-423. derece ağını ortaya koymaktadır242. 244 a.e., Cilt 10, s. 433-468. Bu soruyu yanıtlamak için en uygun yar- 245 a.e., Cilt 10, s. 468-508. dımcı aracı, haritanın derece ağının, Arap- 246 a.e., Cilt 10, s. 424-433. Fars çizelgelerinde bulunan ve sıfır merid- 247 Delisle, G.: Détermination géographique de la situation yenleri Toledo’nun 28°30' batısından geçen et de l’étendue des différentes parties de la terre, Histoire de l’Académie Royale des Sciences année 1720 içerisinde. 242 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 149-150. Paris 1722, s. 365-384, özellikle s. 381; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 448. 248 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 234.

128 G İ R İ Ş da vurguladığı denizin derecelere göre tam görünen haritaları, yeni astronomik yöntem- ölçümleri, eldeki Osmanlı kopyasındakiyle lerle ve yardımcı araçlarla elde edilmiş koor- tamamen örtüşmektedir249. dinatlar esasına göre şekillendirilmiş değil- 17. yüzyıldan 18. yüzyıla geçiş aralığında, lerdir, daha ziyade haritacılar ya kendilerine kadim dünyanın eskimiş kartografik tasvirleri- model teşkil eden haritaları kopya etmişlerdir ni daha doğru haritalarla değiştirmeye yönelik ya da değişik zamanlardan gelen, birbirle- çabalardan birisi olarak, –kendisinden daha rinden farklılık gösteren haritaları bir araya genç çağdaşı Chr. Gottlieb Jöcher250 (1694- getirmişlerdir. Olağanüstü üretici bir hari- 1758)’in ifadeleriyle–, «farklı İran, Filistin vb. tacı olan Homann, bizzat verdiği bilgilere haritalarını tanıtmış olan» Hollandalı oryan- göre İran haritasını Olearius, Tavernier ve talist Adrian Reland (1676-1718)’ın İran hari- Reland’ın eserlerini ve daha genç yazarları tası anılmalıdır. Onun gün yüzüne çıkan İran göz önünde bulundurarak çizmiştir. haritasının251 başlığı şöyledir252: «İran devle- Bu haritanın255 toponomik, topografik ve kon- tinin en büyük Arap ve Fars coğrafyacıların figüratif tarzdaki kendine özgü nitelikleri bir eserlerinden alınmış çizimidir – yapan Adrian yana bırakılarak burada, tuhaf karakterli dere- Reland». Kendi ifadeleri göz önünde tutula- ce ağına işaret etmek istiyorum. Görünen o ki rak denilebilir ki, Reland’ın katkısı, eli altında bu ağ, Homann’ın değişik derece ağlı örnek- bulunan orijinal dilindeki bir haritayı –belki leri kullanmasıyla doğmuştur. Onun iki örne- bazı değişikliklerle– Latince’ye çevirmiş veya ği, Olearius ve Reland haritaları, Toledo’nun Latince harflere aktarmış olmasından ibaret- 28°30' batısından geçen sıfır meridyenine tir. Onun İran haritası, 13. yüzyıldan 16. yüz- sahiplerdi ki buna göre Akdeniz’in doğu yıla kadar devam eden Arap-Fars kartografi kıyısı 70°, Bağdat 80° ve Hazar Denizi’nin okulunun, sıfır meridyeni Toledo’nun 28°30' batı kıyısı 85° dir. Daha önce defalarca dile batısından geçen gelişmiş bir İran haritasının getirildiği üzere, bu derece ağı, el-Meʾmūn kendisine temel teşkil ettiğini kanıtlamakta- coğrafyacılarının 3./9. yüzyılın ilk yarısında dır. Reland’ın bu haritasının, Delisle’in İran yaptıkları dünya haritasının derece ağı kar- haritasına oranla, bu bölgenin kartografik şısında, boylamda yaklaşık 10° lik bir tashi- tasvirinin daha erken bir gelişim döneminde hin yapıldığını göstermektedir. el-Meʾmūn ortaya çıktığı anlaşılıyor253. haritasındaki derece ağında Akdeniz’in doğu Asya bölgelerinin Arap-İslam kültür dünya- kıyısı 60°, Bağdat 70° ve Hazar Denizi’nin batı sında doğan kartografik tasvirler grubu içeri- kıyısı 75° dir. Buradan anlaşılır ki el-Meʾmūn sinde yer alan ve Avrupa’da erişilebilir duru- haritasında ve Homann haritasında adı geçen ma gelen J. Baptist Homann (1163-1724)’ın önemli noktalar arasındaki boylam farkları İran haritası254, şu durum için oldukça ilginç aynıdır. Akdeniz’in doğu-batı ekseninin yak- bir örnektir: O dönemin derece ağı altında laşık 54° olduğu Homann haritasını256 biraz daha yakından inceleyecek olursak bu durum 249 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 448-449. daha da belirginleşir. Böylece el-Meʾmūn 250 Allgemeines Gelehrten-Lexicon. Dritter Theil, Leipzig coğrafyacılarının haritasındaki yaklaşık 53° 1751 (Tekrarbasım: Hildesheim 1961), Sp. 2002-2004. 251 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 214. 254 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 216. 252 Orijinal haliyle: Imperii persici delineatio ex scriptis 255 a.e., Cilt 10, s. 407 ff. potissimum geographicis arabum et persarum tentata ab 256 a.e., Cilt 12, s. 205. Adriano Relando, krş. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 407. 253 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 407.

GİRİŞ 129 ile örtüşmektedir257. Bundan çıkan sonuç, olmuştur261. Emmanuel Bowen (1738’den Homann’ın ne Akdeniz’in Arap-İslam kültür sonra)262 ve James Rennel (1793)263 gibi Batılı çevresinde 44° ye indirgenen boylamından ne bazı coğrafyacılar ve kartograflar ise bu hari- de 1700’den itibaren Fransız astronomların tayı yerli bir Hint-Osmanlı-Türk haritası diye ulaştıkları 42° lik tashihten haberi vardır. tanıyarak kullanmışlardır. Homann’ın haritasında görüldüğü üzere Osmanlıların kartografik tasvirde ve kendi İran’daki şehirler arası boylam farkları da hakimiyetlerinde bulunan bölgelerin matema- el-Meʾmūn coğrafyacılarının dünya harita- tiksel olarak kapsanmasında 15. yüzyıldan iti- larıyla olan bir bağlantıyı göstermektedir. baren çok büyük gelişmeler kaydetmesinden Homann’ın Olearius’un haritasını kendi İran sonra, 1732 yılında bir Osmanlı haritacısının haritası için model olarak kullandığına ilişkin Transoksanya ile birlikte Hazar Denizi’nin daha önceki tahminimden ayrılarak, bugün doğu kıyısı ve buralara bağlı bölgelerin harita- şu izlenime sahip bulunuyorum: Yaklaşık 40 sını, hiç çekinmeden Avrupalı bir haritacının yıl boyunca Türkiye’yi, İran’ı ve Hindistan’ı atlasından alması, bunu yaparken o kartog- gezen Fransız bilgini Jean-Baptiste Tavernier rafik çizimin geçip giden yüzyıllar boyun- (1605-1689) tarafından Avrupa’da erişilebilir ca İslam dünyasında yapılmış ve işlenmiş kılınan İran haritası Homann’ın temel modeli modellere dayandığı konusunda hiçbir bilgi- olmuştur. Tavernier tarafından Les six voya- nin olmaması, kartografya tarihinin en dikka- ges en Turqui, en Perse et aux Indes258 isimli te değer olaylarından birisidir. Görünen o ki, eserinde kaydedilen 130 yerin koordinatları, Avrupalıların kartografya dalında kaydettikle- onun sadece el-Meʾmūn ve el-Meʾmūn son- ri ilerlemelerden, yeryüzünün yeni keşfedilen rası Kanarya Adaları’ndan itibaren sırala- yerlerinin tasvirlerinden ve kartografik miras- nan koordinatları bildiğini ve sonraki dönem la olan yoğun uğraşılarından Osmanlıların Arap-İslam bilginleri tarafından tashih edilen gözleri kamaşmıştı. Osmanlılar, Avrupalılar boylam derecelerinden ise haberdar olmadı- tarafından son yüzyıllarda yapılan haritaların ğını göstermektedir259. hangi zayıf noktalarının olduğuna hükmede- Homann’ın İran haritası, bana göre, genel cek durumda değillerdi ve Avrupalıların Orta, olarak Olearius ve Reland’ın haritalarıyla Kuzey ve Kuzeydoğu Asya konusunda sahip karşılaştırıldığında bir gerilemedir ve sadece oldukları bilgilerin hâlâ büyük eksikler içerdi- Hazar Denizi’ni –muhtemelen Tavernier’nin ğini ve bu çalışmalarında önceden olduğu gibi aracılığıyla – dikkat çekici, daha iyi bir form- da bize iletmektedir, fakat çok kısa bir süre 261 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 411-412; Cilt 12, s. 104. sonra, hatta birkaç yıl gibi kısa bir süre içe- 262 Map of Turky, Little Tartary, and the Countries between risinde Türkçe’ye çevirilecek ve 1141/1729 the Euxine and Caspian Seas isimli haritasının sol kenarın- yılında İstanbul’da bu versiyonuyla basılacak da bulunan lejanttan öğrendiğimiz kadarıyla (Bkz. Sezgin, kadar büyük bir şöhrete kavuşmuştur260. F.: a.e., Cilt 12, s. 225) tasvir edilen bölgelerin redaksiyo- Benim izlenimime göre bu, Hacı Halife nunda birçok haritanın yanı sıra 1729 yılında İstanbul’da (1732)’nin Cihānnumā’sına eklenen Trans- basılmış olan İran haritasını kullanmıştır (Bkz. Sezgin, F.: oksanya bölge haritasının da örneği a.e., Cilt 10, s. 455-456). 263 Memoir of a map of Hindoostan or the Mogul Empi- 257 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 410-411. re isimli çalışmasına, Second part, Londra 1793 (Tek- 258 Paris 1679, Cilt 1, s. 390. rarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 261), Gucerāt 259 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 409. (Gujerat)’ta bulunan bir ırmak bağlamında şöyle yazmak- 260 a.e., Cilt 12, s. 217. tadır: «I found the same name in a map of Persia, drawn and engraved at Constantinople, in the year 1729» (Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 618).

130 G İ R İ Ş hâlâ Arap-İslam kültür çevresinin başarılı 1726’da yayınlandı267. Özgürlüğe kavuşma- çalışmalarına dayanmak zorunda olduklarını sından sonra Strahlenberg, memleketinde bilmiyorlardı264. 1726’da Ebū el-Ġāzī’nin bu kitabının çeviri- İki Kuzey Asya haritası Homann’ın İran hari- sine bir Önhaber (Vorbericht) ve ayrıca Das tasının ortaya çıktığı sırada Arap-İslam kültür Nord- und Oestliche Theil von Europa und dairesinden Avrupa’ya ulaştı ve Fransızca’ya Asia (1730) adıyla bir kitap ve kendisinin adını çevirilerek yayıldı. Bunlar, Sibirya dışında taşıyan bir Asya haritası (1730) yayınladı. güneyde 25° ye kadar uzanıp Asya’yı da içine Bu haritanın Almanca redaksiyonuna ilişkin almamış, Karadeniz’in, Hazar Denizi’nin, açıklamaları, kısmen muğlak kısmen de yanıl- Aral Gölü’nün ve Transoksanya’nın ırmaklar tıcıdır, bunun sonucu olarak okuyucu olayın sistemini bizim bildiğimiz, gerçeğe hemen gerçek bilgisine sahip olamamaktadır. Bunun hemen tam yakın en eski haritalarını içerme- yerine okuyucuda, sanki Strahlenberg’in, o iki miş olsaydı, en eski Sibirya haritaları olarak Asya haritasını esaretinin ilk dört veya yedi adlandırılabilirdi. Bu iki harita da Ebū el- yılında (1711-1715 veya 1718 yılları arasında) Ġāzī Bahādur Ḫān (1012-1074/1603-1663)’ın Tobolsk’da bizzat kendisinin yaptığı izlenimi Türk soyuna ve boylarına dair kaleme aldığı doğmaktadır268. kitabının265 bir parçası olarak Türkistan’dan İki haritanın daha eski olanı Moğol istilası Tobolsk’a yollarını bulmuşlardı. Kitap, orada döneminde yapılan Kuzey Asya tasviri ola- 1710 yılında Rus esaretine düşerek 1711 rak nitelendirilmektedir ve Fransızca çevi- yılında Sibiryaya sürgün edilen İsveçli subay ride şu başlığı taşımaktadır: Carte de l’Asie Philipp Johann Strahlenberg (d. 1676)’in dik- Septentrionale Dans l’Estat où Elle s’est katini çekmişti. Bu kitabı Sibirya Tatarlarının, trouvée du temps de la grande Invasion Agun Asbackewitz (Aḫund Özbekoğlu?) des Tartares dans l’Asie Meridionale sous isimli imamlarının yanında görmüştü. Bu kişi, la Conduite de Zingis-Chan pour servir à eseri Özbek delegelerden almış ve onlara ait l’Histoire Genéalogique des Tatares269. dokümanlar içerisinde muhafaza etmişti266. Daha yeni olanın başlığı şöyledir: Carte Strahlenberg yanındaki diğer tutsak Peter Nouvelle de l’Asie Septentrionale dressée Schönström ile birlikte bu kitabı Rusça üze- Sur des Observations Authentiques et Toutes rinden Almanca’ya çevirmişti. Kitabın ünü Nouvelles270. Her iki harita da derece ağı taşı- Avrupalı coğrafyacılar çevresinde o kadar maktadır ve böylelikle Arap-İslam kökenli hızlı ve genişleyerek yayılmıştı ki, Almanca oldukları konusunda bize ve de derece ağla- çeviri, Strahlenberg’in 1715-1718 yılları ara- rının coğrafi yer çizelgeleriyle karşılaştırıl- sından Almanca redaksiyonda ilettiği harita- ması suretiyle tarihlendirme konusunda çok larla birlikte anonim bir Fransızca çeviride sağlam bir dayanak kazanmamıza yardımcı olmaktadır. Koordinatların karşılaştırma- 264 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 412. sı ise, burada Arap-İslam kültür dünyasının 265 Fransızca çeviri Histoire généalogique des Tatares, 2 Cilt, Leiden 1726; Fransızca çeviriyle birlikte metin Baron 267 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 378. Desmaisons tarafından yayınlanmıştır, Histoire des Mo- 268 a.e., Cilt 10, s. 380. gols et des Tatares, 2 Cilt, Petersburg 1871, 1874 (Tekrar- 269 a.e., Cilt 12, s. 173. basım: Islamic Geography serisi Cilt 225-226). 270 a.e., Cilt 12, s. 201. 266 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 379.


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook