Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore 46 - Derin Tarih_Ocak 2016

46 - Derin Tarih_Ocak 2016

Published by sedatfurkanileri, 2019-10-27 11:49:34

Description: 46 - Derin Tarih_Ocak 2016

Search

Read the Text Version

BİR SARAY KADINININ İKTİDAR SAVAŞI KÖSEM SULTAN Sayı 46 Ocak 2016 Fiyatı: 11 TL (KKTC 13 TL) Tüm Bildikleriniz Tarih Olacak! Prof. Dr.Abdülkadir Özcan DELİ PETRO’DAN PUTİN’E MOSKOF MEZALİMİ Nobelli 3 Osmanlı Müminlerin annesi Hz. Hatice Suriye’nin Türkmen haritası 46 DerinTarih @derintarih DerinTarih derintarih derintarih derintarih.com 9 772147 055007





içindekiler 58 DELİ PETRO’DAN PUTİN’E K A PA K MOSKOF MEZALİMİDOSYASI 32 38 48 NOBELLİ 3 OSMANLI HERKESİN YALANCI DEDİĞİ EŞİNE SURİYE’DE SADECE BAYIR BUCAK Betül Kayahan O İMAN ETMİŞTİ DEĞİL KÖŞE BUCAK TÜRKMEN Adnan Demircan Tufan Gündüz 100 OSMANLI’NIN BEKTAŞİ TEKKESİ BOĞAZİÇİ’NİN BİZANSÇILARINA TESLİM EDİLEMEZ 112 118 126 İKTİDAR VE İHTİRAS BİZANS KİLİSELERİNE YERLEŞİK HAYATA TARIMLA DEĞİL KÖSEM SULTAN FETHİN ELİ DOKUNDU GÖBEKLİTEPE İLE GEÇİLDİ Abdülkadir Özcan Necdet Karasevda Semavi Eyice 06 Bizden Size 16 Aktüel 30 1 Kitap 1 Yazar 90 Tarih Skandalları 08 Okur Hattı 22 Ayın Tarihi 44 Mustafa Armağan 132 Derin Kitap 10 Soru Cevap 26 Miras Metinler 52 İsmail Kara 136 Vitrindekiler 28 Ayın Kelimesi Kahve 84 Söyleşi Warwick Ball 144 Çizgisel Tarih 12 Bunu Gördük



BİZDEN HABERLER OCAK 2016 Okur Hattı: 0212 467 52 52 [email protected] Tüm Bildikleriniz Tarih Olacak! PROFESÖR ABDULFETTAH Sayı 46, Ocak 2016 EL-AVAYSİ’DEN ZİYARET ISSN 2147-0553 Mescid-i Aksa’ya ilişkin akade- Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı El-Avaysi Beytül- Diyalog Dergi Yayıncılığı A.Ş. Adına İmtiyaz Sahibi mik çalışmalarıyla ön plana çıkan makdis Bölgesi’nden getirilen orijinal taşın üzerine MUSTAFA ALBAYRAK Filistinli Profesör Abdulfettah El-A- yazılmış“Ömer Emannamesi”ni* hediye etti. vaysi, dergimize ziyarette bulundu. Genel Yayın Yönetmeni Sabahattin Zaim Üniversitesi Bundan sonrası ortak olarak çıkaracağımız bir MUSTAFA ARMAĞAN Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Kudüs özel sayısını beklemek olacak. Şimdiden öğretim üyesi olan El-Avaysi, GYY duyuralım istedik. Yayın Koordinatörü Mustafa Armağan ile yaptığı gö- ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY rüşmede Müslümanların Mescid-i Kollarımızı sıvadık bilin! Aksa konusuna sadece duygusal Yazı İşleri Şefi boyutta yaklaştıklarını belirterek, * Hz. Ömer’in(ra) Kudüs’ün içinde yer aldığı Beytülmakdis HALİL SOLAK “İslam dünyası olarak, Peygamber topraklarını fethettiğinde, bölgede yaşayan Yahudi ve Hıristiyan halk Efendimiz (sav)’in yaptığı gibi, ilmî için yayınladığı ferman. Editör anlamda da kuşanmamız gereki- MUNİSE ŞİMŞEK yor. Resulullah bir yeri fethetmeden önce mutlaka o yerle alakalı ilmî alt yapısını hazırlar ve bunu ashabına Editör Yardımcıları aktarırdı”ifadelerini kullandı. RABİA ALBAYRAK, OLCAY CAN KAPLAN Bu amaçla kurdukları İsra Vakfı’nın İstanbul BÜŞRA SEZGİN, SAMET TINAS merkezli olarak bütün dünyaya Mescid-i Aksa ve Bey- tülmakdis topraklarını anlatacağını belirtirken,“Adım Sorumlu Yazı İşleri Müdürü adım dünyaya Beytülmakdis’in önemini duyuracağız” BURHAN İSTENCİ dedi. Dergimiz ise bir Kudüs özel sayısı hazırlamayı teklif etti.“Beytülmakdis Akademik Çalışmaları Vakfı” Yayın Kurulu olarak da bilinen İsra Vakfı, akademik çalışmalar ışığın- MAHMUT AKYÜREKLİ, SALİM AYDÜZ da Müslümanları bilinçlendirmeyi amaçlıyor. MUSTAFA BUDAK, M. FATİH CAN BASINDA TARİH YUSUF ZİYA CÖMERT, ŞİNASİ GÜNDÜZ MUSTAFA KAÇAR, MUHARREM KESİK Sabah, 13 Aralık 2015 ABDÜLKADİR ÖZCAN, M. NİYAZİ ÖZDEMİR LÜTFİ ŞEYBAN, MÜFİD YÜKSEL Danışma Kurulu AHMET AĞIRAKÇA, ALİ BİRİNCİ AHMET DEMİREL, UĞUR DERMAN EKREM BUĞRA EKİNCİ, SEMAVİ EYİCE MEHMET GENÇ, HÜSREV HATEMİ, İSMAİL KARA KEMAL KARPAT, AYKUT KAZANCIGİL MAHMUD EROL KILIÇ, HEATH W. LOWRY ÜMİT MERİÇ, EMİNE GÜRSOY NASKALİ ORHAN OKAY, NORMAN STONE Çeviri Z-ALP ÇEVİRİ (İNGİLİZCE) Grafik-Tasarım SEDA ERTÜRKOĞLU, METİN TAHA YILMAZ Sosyal Medya SUAT ÖZDEMİR Fotoğraf MUSTAFA CAMBAZ, SEDAT ÖZKÖMEÇ Reklam Genel Müdür: ABDULLAH HANÖNÜ Genel Müdür Yrd.: ZİYA KADAM, GÜLAY BAYRAK Reklam Müdürü: AYŞEGÜL DAG Reklam Müdürü: KADER EKEN Rezervasyon Md: ABDULLAH BİLGİÇ 0212 467 65 65 (1727) Mail: [email protected] Baskı ÖZCAN URAL (Satın Alma ve Baskı Müdürü) Abone - Satış - Dağıtım BİRLİKTE DAĞITIM A.Ş. Abone ve Okur Hattı 0212 467 52 52 [email protected] [email protected] Basım Turkuvaz Matbaacılık Yayıncılık A.Ş. Sancaktepe, İstanbul 0212 354 30 00 Kurumsal Dağıtım Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Samandıra, İstanbul 0216 585 91 00 www.turkuvazmatbaacilik.com İletişim - Yönetim Yeri Maltepe Mah. Çayhane Sok. No:1 34010 Zeytinburnu, İstanbul 0212 467 65 05 www.derintarih.com - [email protected] Her hakkı mahfuzdur. Dergideki yazı, fotoğraf ve diğer görsellerin izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden her türlü ortamda çoğaltılması yasaktır. 4 DERİN TARİH / 2016 OCAK



RUSYA ŞAŞKINLIĞI 2002 yılında hakkında bir kitap yazmak için gittiğim Çarlık döneminin muhteşem başkenti St. Petersburg’u adım adım gezmiştim. Rusların Büyük dediği Petro’nun yaptırdığı Kunstkamera’ya yolum düştüğünde bir vitrinde kocaman bir top güllesini gördüm. Nedir bu dedim? Ce- vap, bizim Deli dediğimiz Petro, Prut harbinde yanı başına düşüp de patlamayan bu gülleyi, hayatını kurtardığı için alıp buraya getirmiş. Rusya’nın eski başkentinde Osmanlı’nın izlerini arar- ken daha nice ilginç bağlantıya rastlayacaktım. Şaşırdım ve şaşırdıkça araştırdım. Ortaya Petersburg’da Osmanlı İzleri adlı kitabım çıktı. Fakat bir nokta dikkatimi tırmalıyordu. Neden hep onlar bizi merak etmişti? Bizde Rusya ile ilgili neden bu kadar az eser vardı? İlk Petersburg kitabını yazmak için neden ben beklenmiştim? Neden biz merak etmemiştik Rusya’yı? Bir medreseli olan Cevdet Paşa’nın Tarih’inde bile bizim bildiklerimizden fazlası yer alıyordu. Akdes Nimet Kurat’ın 1970 baskısı Türkiye ve Rusya adlı kitabının bırakın bir benzerini yazabilmeyi, ikinci baskısını bile yapmamış- tık. Dolayısıyla son uçak krizinden sonra Putin’in neden aniden bu kadar sertleştiğini, Türkiye’nin bütün teskin edici çabalarına kulak asmayıp tepki üstüne tepki verdi- ğini anlayamadık. Tarih bilseydik bu kadar şaşırmazdık. Sadece İslamın kuzeydeki kalbi olan Kazan şehrinin nasıl yok edildiğini ve ikinci Endülüs faciasının 60 yıl sonra ora- da yaşandığını bilseydik yine şaşırmazdık. Çeşme deniz baskınında neler yaptıklarını da bilseydik şaşırmazdık. Sıcak gündemin içinden bir sayı çıkarmaya soyunduk 2016’nın ilk sayısında. Rus-Türk ilişkilerine ve Çar Kor- kunç İvan’dan Putin’e uzanan süreçte yaşananları bilimsel soğukkanlılık içerisinde değerlendirdik. Hakan Kırımlı, Nadir Devlet, Şükrü Hanioğlu ve Mehmet Çelik’in kalem- lerinden okuyacağınız kapak dosyamı- zı beğeneceğinizi umuyoruz. Dergimizde ayrıca Boğaziçi Üni- versitesi’nin Nâfî Baba Tekkesi’n- de çevirdiği oyunları, Nobel Ödü- lü’nün bilinmeyenlerini, Hz. Hatice validemizin hayatını, Atatürk’ün Kur’an’a nazire yazdırma gi- rişimini ve daha nice il- ginç konuları bulacak- sınız. Nice yıllar beraber ol- mak dileğiyle. Hayırla bizden sizekalınız. Mustafa Armağan Genel Yayın Yönetmeni 6

Sevdikle inizle güzel bir yıl geçirmeni dileğiyle... Mutlu Yıllar

OKUR HATTI twitter.com/derintarih Okur Hattı: 0212 467 52 52 [email protected] @gurcangurbuz / GÜRCAN GÜRBÜZ @derintarih Dergi ve Tv’de ÇOCUKLARIMIZ BİZİM İÇİN AYRI BİR GÜLBENKYAN OSMANLI konuları eşzamanlı ele aldığınız KALİTENİZİ TANISIN YERİNİZ VAR PETROLLERİNİ Mİ SATTI? için teşekkürler. Akılda kalıcılığı Din kültürü ve ahlak bilgisi Öncelikle bizi tarihin derinlikleri Kalust Sarkis Gülbenkyan adlı açısından çok iyi oluyor. öğretmenliği yapıyorum. ve gerçekleriyle buluşturduğunuz bir Ermeni vatandaş hakkında Okulumuzda kütüphane için teşekkürlerimi sunuyorum. bilgi edinmeye çalışıyorum. Bu @yaziyor / Serdar Tuncer kurmaya başladık. Minik Derginizin bütün sayılarını kişiden Daniel Yergin’in Petrol, Ecdadını seven herkesin Derin Tarih’e kardeşlerimizin yüzündeki almaya, istifade etmeye çalışı- Para ve Güç Çatışmasının Epik Öy- bir teşekkür borcu var. Eyi ki varsın pırıltıyı görmenizi isterdim. yorum. Ancak derginin bizim küsü adlı kitabında bahsediliyor. hocam var olasın @mustafarmagan Çocuklar kitap okumak istiyor için ayrıca bir önemi var. Dedem Kitaptan, Osmanlı’nın Ortado- fakat kitap sayısı çok az. (annemin babası) Kütahyalı ğu’daki petrollerini komisyoncu @eneszdem / Enesim Sizlerden istirhamımız bizlere az Esedoğulları'ndan Mehmet Gaybi olarak Seven Sisters isimli petrol @derintarih Bugün aldım, çok iyi bi da olsa bir bağışta bulunmanız. Erbek. Dedemin erkek kardeşinin şirketlerine dağıttığını öğrendim. sayı olmuş elinize sağlık. Bi dahakine Çocuklarımızı yayınınızın adı İbrahim Ethem. Babasının Bu nasıl gerçekleşmiş olabilir ki? bu güzel kapağın büyükçe bi afişini kalitesiyle tanıştırın. Şimdiden adı Raşit, dedesinin adı İbrahim Metin Demirci bekliyorum. çok teşekkür ederiz. Ethem; dedesinin babasının adı Betül Türkeş / Şanlıurfa Raşit Ağa, onun kardeşi ise Çerkes DT: Gelecek aylarda Osmanlı @sametpacaci / Samet Paçacı petrolleri ve Gülbenkyan hak- Derin Tarih’in Aralık sayısında Alvarlı ‘AH ENDÜLÜS’ NEREDE? Ethem. Kısacası Çerkes Et- kında bir yazıya yer vereceğimizi Efe’ye dair etkileyici ve kısa bir Endülüs özel sayınızdan hem dedemin dedesinin buradan duyuralım. yazıya yer verilmiş. Takdir ediyorum. haberdar oldum fakat nereden amcası oluyor. Çerkes bulabileceğimi bilmiyorum. Ethem'le ilgili sayınızı KUDÜS İŞGAL ALTINDA! @dogru_tarih / Doğru Tarih Lütfen bana yardımcı olun. aldığımda dergiyi Derginizi 2-3 aydır takip ediyo- Elif Yıldırımer / İstanbul ve ek kitabı ilgiyle rum. Hakikaten bildiklerim tarih @derintarih bu ay @mustafarmagan okuduk ve olayların oldu. Ama sizden ufak bir ricam imzalı Yavuz Sultan Selim albümü DT: Derin Tarih’in bütün sayılarını geçtiği mevkii de bu var. Bugün İslamiyetin ikinci hediye ediyor. hem http://www.birlikte. önemli şehri Kudüs işgal altında. com.tr/derintarih adre- bilgilerle uyuşunca akrabalık Zalimler tarafından her geçen gün Şüheda K. / @suheda_korkmaz sinden, hem de en yakın bağından emin olduk. harap edilmekte. Müslümanlar Derin Tarih okumaktan beyin kitapçı ve bayilerden te- Betülnur Paksoy / Kütahya Mescid-i Aksa'ya girip bir vakit devrelerim yandı. min edebilirsiniz. Bununla namaz dahi eda edemiyorlar. birlikte özel sayılarımızın 3 GANİMETLER İÇİN Mİ Girmeye çalışanların hepsi dayak @mutaassib / Hocazâde Gazanfer ay boyunca raflarda kaldığı- KATLETTİ? yiyor, zulüm görüyor. Bizlerse İşbîliye, Belensiye, Tuleytula, nı belirtelim. Yavuz Sultan Selim’in Mısır sefe- duayı dahi o kardeşlerimize çok Sarakusta... İllâ ki de Kurtuba! rine giderken toplayacağı gani- görüyoruz. İşte bu niyetle yola Kavuşmak mı? Belki... GÜNDEMİ TARİHLE meti, dönüşte Çaldıran’daki halk çıktım. Bu sıkıntıyı sizlerle de daha ölmedik... @derintarih OKUMAK yağmalar, ordu da koruyamaz paylaştım çünkü Ocak sayınızda Derginizin ve tv programınızın diye önlem aldığını duydum. bu konuya en azından tarihî arka @semihguzel / Semih Güzel takipçisiyim. Günümüzde Bu sebeple 30 bin yaşlı, kadın planıyla değinin istedim. Çok güzel kapak olmuş elinize meydana gelen olayları, ve çocuk katledilmiş. Fakat ben Selim Gür sağlık @derintarih tarih süzgecinden geçirerek böyle bir şeye kaynaklarda rast- daha anlaşılır ve basit bir lamadım. Aydınlatabilir misiniz? ARKANIZDAYIZ! @fatiharmagan63 / Muhammed Fatih şekilde sunmanız takdir Ahmet Küçükyıldırım Çizginizi, şiarınızı, kitaplarınızı @derintarih Tarihi sizin gibi büyük edilesi. Doğruları daha net ve dergilerinizi bir senedir takip şahsiyetlerden öğrendiğimiz için size görme fırsatı verdiğiniz için DT: O kadar hata var ki sorunuzda, ediyorum. Bizi gerçekten hiçbir müteşekkirim saygılar. sizlere müteşekkiriz. İleride neresinden tutalım bilemedik. görüşe körü körüne bağlı olma- Selçuklu’dan Osmanlı’ya, dan aydınlattığınız için teşekkür Ayın tweeti olmak için orijinal Atatürk döneminden ediyorum. İnşallah sizin gibi tweetlerinizi bekliyoruz. Menderes’e başkanlık sistemini değerlerimiz artar ve muvaffak ve tek adam yönetimlerini olurlar. Bizler sizin gibi yüreklerin HATASIZ KUL OLMAZ artıları ve eksileriyle anlatır daima arkasında olacağız. mısınız? Muhammet E. Bozyokuş / İstanbul Aralık sayımızda, Yavuz Y. Emre Karatepe / Kiev, Ukrayna Bahadıroğlu’nun“Kanatlı Osmanlılar Geliyor”başlıklı yazısında Delibaş Osman metnin girişinde sehven Delibaş Hasan şeklinde yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz. 8 DERİN TARİH / 2016 OCAK



SIZ SORUN TARIHÇILER CEVAPLANDIRSIN! Tarihle ilgili merak ettiğiniz soruları e-maille [email protected] hesabına veya postayla Maltepe Mah. Çayhane Sok. No: 1 Zeytinburnu - İstanbul adresine gönderebilirsiniz. NALLAR Doç. Dr. Muharrem Kesik NEDEN TERS? Kûfe Bazı savaşlarda atlarını ters nalladıkları doğru. Mesela Sultan Süleymanşâh’ın Antakya’yı fet- NEDEN KÛFE? Selçukluların bazı hi sırasında (1084-85) Selçuklular yürüyüş savaşlarda atlarının amaçlarının anlaşılmaması ve takip edil- nallarını ters memek için atlarını ters nallamışlardı. Emeviler döneminde Kûfe’nin Çünkü casuslar bu izleri takip ederek muhalefetin merkezi olmasının sebebi çaktıkları doğru mu? ordunun ne tarafa gittiğini ve yapaca- nedir? Süleyman Ergin / Ordu Umut Çakır ğı saldırıları tahmin edebiliyorlardı. Samsun Kûfe 638’de Hz. Ömer (ra) döne- minde ordugâh şehir olarak kuruldu. OSMANLI Prof. Dr. Abdulkadir Özcan Yerleşim planı kabilelere göre C PADİŞAHLARI yapıldı. Hz. Ali’nin (ra) hilafet yılları M Kûfe için bir dönüm noktasıydı. 4 yıl Y Bazı padişahların ipek giydiği, altın ve II. Bayezid’e niçin boyunca başkent olmuştu. Bu dö- CM “velî” denilmiştir? nemde Kûfeliler Hz. Ali’nin etrafında MY gümüş takındığı ve şarap içtiği doğru toplandılar; ancak aralarında tam bir CY Şakir Mamak birlik sağlanamadı. Geçmişten gelen CMY mudur? kabile rekabeti siyasî çekişmelerle K Orhan Özmen / Adana birleşerek ihtilafı körüklüyordu. Sıffîn Savaşı’ndan sonra bir grup Kûfeli, Hz. İslamda erkeğin ipek giymesi haram 8. Osmanlı padişahı II. Bayezid, Fatih Ali’den ayrılarak Nehrevan’da ona karşı savaştı. Suikast sonucu kendisini kılınmıştır. Ancak sefer ve savaş- Sultan Mehmed’in oğludur. Babası- öldürenler de Hariciler denen bu gruptu. larda heybetli gösterdiği nın aksine yumuşak bir siyaset Hz. Hasan’ın (ra) halifelikten için ruhsat verilmiştir. izlemesiyle bilinir. Tahta çekilmesiyle Kûfe’nin başkentliği sona erdi. Ancak Hz. Ali taraftarları Erkeklerin gümüş çıkar çıkmaz Fatih’in muhalif tutumlarını sürdürdüler. Öte yandan Hz. Ali’yi şehit eden Hariciler kullanmalarında son zamanlarında Emeviler için ciddi bir tehditti. Bu sebeple Muâviye’den itibaren şehir beis görülmezken devletleştirdiği 20 bin Ziyâd b. Ebih ve Haccâc b. Yusuf es-Sekafî gibi sertlik yanlısı vali- altın yasaklanmıştır. kadar vakfı tekrar ler tarafından idare edildi. Ancak baskılar işe yaramadı. Şehrin muhalif Şarap içme me- aslına çevirmesi, tutumunu besleyen önemli geliş- melerden biri de Kerbela olayıdır. selesine gelince dindarlığı, özellikle Hz. Hüseyin’in (ra) yanındakilerle be- raber Kerbela’da şehit edilmesi (680) kaynaklarda bazı yaşlılığında ibadet- şehirdeki muhalefeti iyice körükledi. Takip eden yıllarda Hz. Hüseyin’in padişahların müs- le aşırı meşguliyeti, intikamını almak iddiasıyla Tevvâbûn (685) ve Muhtar es-Sekafî (685) gibi kirat kullandıklarına şefkat ve merha- hareketler ortaya çıktı. Bütün bu siyasî gelişmeler ve kavgalar Kûfe’de dair bilgiler mevcut. meti, tasavvufa muhalefeti kronik hale getirdi. Ancak unutulmama- ilgisi halk arasında lıdır ki, birçok Abbasi » II. Bayezid kendisinin “velî”, yani Allah dostu olarak halifesi, Selçuklu sultan- anılmasını sağlamıştır. Bu ları da müskirat kullanmıştır. sıfatı sonraki asırlarda da devam Meseleyi kişisel zaaf noktasından etmiş ve hakkında bazı menkıbelere de değerlendirmek gerekir. konu olmuştur. Prof. Dr. Adnan Demircan 10 DERİN TARİH / 2016 OCAK



Rijksmuseum, Amsterdam.Gâvur Değil, Müslüman İzmir Bembeyaz minarelerin mücevher gibi kuşattığı bu Osmanlı liman şehri neresi ola ki? Bir çırpıda pek çok yer sayabiliriz. Fakat İzmir, “gavur” bellenişinden olsa gerek İslamî miras söz konusu olduğunda hatırlardan ebediyen kovulmuş. Bu yüzden “burası neresi?” yerine “burası neresi değil?” sorusunun cevabı olabilir ancak. Gelin görün ki bir Batılı elinden çıkmış gravürde tasvir edilen İzmir’den başkası değil. Sahil şeridinde ülke temsilciliklerinin bayrakları burasının bir ticaret şehri olduğunu fısıldıyor, kabul. Fakat şehre asli karakterini kazandıran baskın unsur, servi ağaçlarıyla baş başa verip semaya uzanan ak minareler. Altta 1665 yılında Hollandalı elçi heyetinin karşılanışı resmedilmiş. Osmanlı protokolüne uygun olarak tahminen lokum, gülsuyu, şerbet gibi ikramlarla ağırlanıyorlar. Kabul heyeti yerde otururken sadece temsilciye sandalye sunulmuş olmasına dikkat! Osmanlı’nın tevazuu ve misafirperverliğinden evvel özgüveni okunuyor bu sahnede. Görünen o ki Osmanlı’nın İzmir’i buram buram İslam kokuyormuş. 12 DERİN TARİH / 2016 OCAK

Bunu Gördük 2016 OCAK / DERİN TARİH 13





Aktüel ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY [email protected] Danışma Kurulu üyemiz, MEHMET GENÇ HOCA’YA ÇİFTE ÖDÜL Şehir Üniversitesi öğretim görevlisi Mehmet Genç sosyal ABDÜLHAMİDHAN’IN DRİNA KÖPRÜSÜ’NE KAVGAM ELEŞTİRİ bilimler ve tarih alanında 2015 HALISIONARILDI TÜRKİYE’NİN ELİ DEĞDİ NOTLARIYLA BASILIYOR yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık Sultan II. Abdülhamid’in Mimar Sinan tarafından Sokollu Meh- Hitler’in Kavgam’ı Alman- görüldü. Cumhurbaşkanlığı çalışma odası halısının med Paşa adına yapılan ve İvo Andriç’in ya’da bu ay yeniden basılıyor. Külliyesi’nde gerçekleştirilen aralarında bulunduğu unutulmaz romanına konu olan Drina Ama bu kez düşünürlerin 3 bin törende ödülü Cumhurbaşkanı Beylerbeyi Sarayı’ndaki Köprüsü’nün 5 yıldır süren restorasyonu 500 eleştirel notuyla birlikte. Recep Tayyip Erdoğan takdim tamamlandı. Suyun debisini ayarlayacak BBC’nin haberine göre Münih etti. Erdoğan, Mehmet Genç’in 26 tarihî halı, şekilde köprünün ayakları onarıldı, mimari Çağdaş Tarih Enstitüsü (IfZ) Osmanlı’ya, Osmanlı iktisat Aksaray’ın Sultanhanı ve statik yapı elden geçirildi. TİKA Saray- kitabı 2. Dünya Savaşı’ndan bu tarihine en vâkıf tarihçilerden beldesinde onarıldı. Sadece bosna Koordinatörü Hüseyin Şanlı, onarım yana ilk defa notlarla birlikte 4 biri olduğunu ifade ederek soh- bunlar değil. Beldeye dünyanın ve bakımı “vezir olarak adını altın harflerle bin adet basacak. IfZ Başkanı betlerinden, derslerinden her dört bir yanındaki saray, yazdırmış olan Sokollu Mehmed Paşa’nın Andreas Wirsching’e bakılırsa yaştan insanın istifade ettiğini, müze ve koleksiyonerlerden memleketine karşı bir vefa örneği”olarak düşünürlerin yorumları kitapla tevazu ve zarafetiyle dikkat restore edilecek halı yağıyor değerlendirdi. 7 m eninde ve yaklaşık 180 ilgili efsaneleri tuzla buz edecek. çeken bir “tarih pınarı” oldu- desek yeri. Sultanhanı m uzunluğunda olup kesme taş bloklar- Alman kanununa göre kitap ğunu söyledi: “Hocamızın her Belediye Başkanı Fahri Solak dan yapılan köprünün UNESCO Dünya telif hakkının 70 yıl sürdüğünü kelimesi aslında yılların imbiğin- Abdülhamid Han’ın çalışma Mirası Listesi’ne 2007 yılında alındığını düşünürsek yayınevleri bu ay den geçirilerek yazılmış eserleri odası halısının yaklaşık hatırlatalım. Osmanlı’da bu miras, TİKA’da itibariyle orijinal metne erişim Osmanlı’ya, Osmanlı tarihine, 30 metrekare olduğunu, bu gayret olduktan sonra dergimizin şu hakkına da sahip olacaklar. iktisadına, bürokrasine, daha da güneş gördüğü ve rutubet köşesi boş kalmaz. önemlisi yaygın Osmanlı algısı- aldığı için en fazla bordür na yönelik bakış açısını kökten kısımlarının zarar gördüğünü değiştirmiştir. İlmi ciddiye alan, söyledi. Neyse ki dört usta tercihini güncelden değil kalıcı bu halıyı eski görünümüne olandan yana kullanan ve bu kavuşturmuş. Sultan’ın duruşunu yarım asırdır devam hatırasını ilmek ilmek dirilten ettiren Mehmet Genç hocamı- ustaların ellerine sağlık! zı, ülkemizin sahip olduğu en önemli değerlerden bir olarak SAHABENİN SOMALİ’DEKİ MESCİDİ RESTORE EDİLDİ görüyorum. Bugün burada kendisine takdim edeceğimiz 2011 yılında Somali’de yaşanan kuraklık nedeniyle çatışmalar nedeniyle minarenin de yıkılmak üzere ödül, milletimizin ve devletimi- ülkeye giden Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) görevlileri olduğunu belirtti. Hakkında yaptıkları araştırma zin bu kıymetli ilim adamımızın yaşlı bir amcanın talebiyle karşılaşmışlardı. Abdülaziz neticesinde öğrenmişler ki sahabelerce yapılan mescit emeğine olan saygısının ifadesi mescidinin onarılmasını, ölmeden evvel orada namaz Osmanlı tarafından tekrar inşa edilmiş. olarak kabul edilmelidir”. kılmayı çok istiyordu. Hakkı vardı doğrusu. Çünkü TDV görevlilere muradını ileten amcadan daha Mogadişu kentinde sahabe tarafından yapılan fakat mutlusu yoktur herhalde. Sadece o mu? Sahabenin Hocamıza ikinci ödül de zamanla yıkılan bir mescitti burası. Hemen harekete elinin değdiği, Resulullah’ın (sav) mübarek izlerinin TÜBA’dan (Türkiye Bilimler Aka- geçen TDV’nin restorasyonu ardından mescit hissedildiği mescidde iki rekat namaz nasip olur mu demisi) geldi. Sosyal ve beşeri geçtiğimiz ay ibadete açıldı. TDV Kurumsal İletişim bilemeyiz ama uzaklarda bir yerde, minaresinde bilimler dalındaki ödülünü yine Koordinatörü Yüksel Sezgin mescidin yıkılmış, çıkan yeniden ezanın çınladığını bilmek de yetti bize. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sayın Cumhurbaşkanının elin- den aldı. Kendisini biz de tebrik ediyoruz. Ömrünüz bereketli olsun hocam. 16 DERİN TARİH / 2016 OCAK



Aktüel SERGİ Ressam İNGİLİZ PROFESÖR TARİHÎ ESER KAÇAKÇISI ÇIKTI Sabiha Rüştü Bozcalı KANUNİ’NİN İÇ ORGANLARI Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İŞTE BURADA! İstanbul’da üç özel üniversitede arasına ait Troya eserleri, 13. yüzyıl geçiş döneminde yetişen okutmanlık yapan İngiliz Profesör eseri Konya Beyhekim Camii’nin Sigetvar Kalesi’nin kuşatması Thomas Michael M. H. (64)’nin mihrabı, 1700 yıllık Eros başı, Cizre ressam Sabiha Rüştü sırasında hayatını kaybeden Kanuni evinde Roma, Bizans ve Ortaçağ Ulu Camii kapı tokmağı, parça par- Bozcalı’nın (1904-98) Sultan Süleyman’ın vefat haberi askerler dönemlerine ait pek çok tarihî eser ça sökülerek kaçırılan Zeus sunağı, hayatına odaklanan arasında moral bozukluğu yaratmaması ele geçirildi. İstanbul Emniyet Mü- Karun’un hazinesinin en önemli sergide, SALT Araştırma’ya için gizlenmiş, cesedi bozulmasın diye iç dürlüğü Kaçakçılık Suçlarla Müca- parçası, kanatlı denizatı ve diğerle- bağışlanan arşivi ve bugüne organları çıkartılarak otağının bulun- dele Şube Müdürlüğü ekiplerince ri… Bir kısmının yurtdışından iade- dek etraflıca incelenmeyen duğu yere gömülmüştü. Kanuni’nin profesörün Pendik’teki evine dü- si sağlansa da nice tarihî eser kimi eserleri gün yüzüne çıkıyor. ölümünden sonra tahta geçen II. Selim, zenlenen operasyonda 290 madeni zaman ruhumuz duymadan, kimi 1953’ten itibaren Milliyet babasının iç organlarının gömülü sikke, 6 mühür, yüzük, kolyeler, zaman da göz göre göre hudutla- başta olmak üzere Yeni olduğu yere türbe, etrafına da külliye küpeler ve ok ucu olmak üzere 302 rımızın ötesini boyladı birilerinin Sabah, Hergün, Havadis, yaptırdı. 150 yıl kadar kalan bu yapılar parça esere el konuldu. Emniyette valizinde. Sonradan öğrendik ki Cumhuriyet ve Tercüman’da daha sonra Sigetvar Kalesi’ni işgal eden ifade veren profesör tarihî eserleri Berlin Pergamon, St. Petersburg gazete ressamı olarak Hasburg askerleri tarafından yıkıldı. çok sevdiğini ve internetten alıp Hermitage, New York Metropolitan çalışan Bozcalı’nın çizgilerine koleksiyon yaptığını söylemiş. An- Güzel Sanatlar Müzesi’nde vs. paşa- Reşad Ekrem Koçu’nun Geçtiğimiz ay Macaristan’ın Sigetvar cak aynı eserleri internetten satışa lar gibi ağırlanıyor bu eserler. İstanbul Ansiklopedisi’ndeki şehrinde, Türk İşbirliği ve Koordinasyon çıkardığını öğrenince sormadan çizimlerinden aşina Ajansı’nın (TİKA) çalışmaları sonucu edemedik: Bu nasıl sevgi? Gidip görmek isteyenler için olduğumuzu hatırlatalım. kaleye 4 kilometre uzaklıkta bulunan söyleyelim, halk günü yok, giriş Tarih: 28 Şubat’a kadar. ve Üzüm Tepesi olarak bilinen mahalde, Alman arkeolog Schliemann ücretleri internet sitelerinden içerisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın iç ve eşinin kaçırdığı MÖ 2300-2800 öğrenilebilir! Yer: SALT Galata organlarının gömülü olduğu türbenin Adres: Arap Cami Bankalar de bulunduğu Osmanlı yerleşkesi KARAMAN’DA PRAMİDAL ANIT MEZAR Cad. No:11 Beyoğlu / İstanbul ortaya çıkarıldı. Karaman’ın kuzeyinde sönmüş yöneticisine ait olabileceği tahmin Geçmişten Bize Kalan Araştırmayı ekibinin başındaki Peç bir volkanik dağ olan Karadağ’da ediliyor. Hıristiyanlık özellikle 5. Gerçek İzler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. pramidal anıt mezar ve podyumlu yüzyıldan sonra bölgeye hakim Norbert Pap’a kulak verelim: “1664’de tapınak bulundu. İç Anadolu’da olunca onlarca kilise inşa edilmiş 1929 yılından bu yana Macaristan’ı ziyaret eden Evliya Çelebi daha önce örneğine rastlanmayan burada. Bölge bir piskoposluk ve basına yansıyan günlük bu alanda türbe, cami ve Osmanlı tapınak 3. yüzyıla tarihleniyor. hac merkezi kabul edilmiş. Yeni hayat ayrıntıları ve toplumun yerleşkesinin olduğunu belirtiyor. Aynı Karaman Müze Müdürü Abdülbaki bulunan yapılar ise Hristiyanlığın nabzını tutan 300 kupürün yıllarda bir Macar soylu bölgede yer Yıldız’ın açıklamasına göre Roma yaygın olmadığı Roma dönemine arasında neler yok ki? alan eserleri resmetmiş. Bu iki bilgiyi baz İmparatoru Marcus Aurelius’un bu ait. Bölgede daha evvel onlarca İstanbul nüfusunun 883 alarak Sigetvar’da Osmanlı dönemine bölgede sikke bastırdığı biliniyor. Bu kilise bulunmuş ama tespit edilen bin kişi olduğunu duyuran ait yerleşkenin yanı sıra Kanuni Sultan anıt mezarın da üst düzey bir Roma bu pramidal tapınak bir ilk. haber, Marmara Denizi’nden Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği geçecek tüp geçidin 2016’da alanı da tespit ettik”. Araştırmaya Tür- hizmete açılabileceğine kiye’den destek veren ODTÜ Mimarlık dair 1965 tarihli kupür, ilk Tarihi Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. kadın emniyet müdüründen Ali Uzay Peker’e göre ise söz konusu böl- gede Kanuni’nin türbesinin bulunduğu- tramvay hizmetinin na şüphe yok gibi:“Sigetvar şehrinde, başladığına dair haberler… Evliya Çelebi’nin, Kale-i Türbe adıyla 87 yaşındaki bu koleksiyon bahsettiği alanda Kanuni türbesinin yer aldığı Osmanlı-Türk yerleşkesinde cami kaçmaz. kalıntıları da bulundu. Kazılarda ortaya Tarih: 17 Haziran’a kadar. çıkartılan altıgen formların 16. yüzyılda Yer: Dünya Ticaret merkezi Kanuni’nin türbesinde ve camilerde yaygın olarak kullanıldığını görüyoruz. A3 Blok Cami ve türbe yan yana yapılmış. Yapı- lan ilk kazıda minarenin bulunamaması buranın türbe olduğunu gösteriyor. Bu aşamada Kanuni’nin türbesinin yerini bulduk diyebiliriz”. 18 DERİN TARİH / 2016 OCAK

Sevgiyle üretilen her üründe, her eserde ‘destansı’ bir yan vardır. Destanlar nesillerle birlikte daha da büyür, sonsuzluğa uzanan kolları daha da güçlenir, köklenir. İlk defa 90 yıl önce Karadeniz topraklarında filizlenen ve bölgeye umut aşılayan çay da işte böyle bir destanın konusudur. Karadeniz topraklarını seven çayı biz de çok sevdik, büyüttük, paylaştık. 90 yıllık sevginin adı ÇAYKUR…

EN SEVDİĞİN PROGRAMLAR DİLEDİĞİN ZAMAN, DİLEDİĞİN YERDE! 1.000’den fazla film, en iyi diziler, belgeseller, çizgi filmler ve çok daha fazlası Digiturk ile TV’de, web’de, cepte, tablette. Üstelik tüm Digiturk üyelerine ücretsiz! www.digiturkdilediğinyerde.com.tr Digiturk Dilediğin Zaman uygulamasını televizyonunuzdan kullanabilmek için uydu alıcınızın, internet uyumlu modellerinden biri olması gerekmektedir. Bu hizmetlere ulaşabilmek için Digiturk’ünüzü internete bağlamanız yeterlidir. Dilediğin Zaman uydu alıcısı kullanıcılarına kotasız internet kullanımını öneriyoruz. İnternet üzerinden sağlamış olduğunuz yayınların kalitesi, internet bağlantı hızınıza göre farklılık gösterebilmektedir. Dilediğin Zaman ve Dilediğin Yerde uygulamalarıyla üyelik paketiniz dahilindeki içeriklere (LİG TV hariç) ulaşabilirsiniz. Tüm içeriklere yalnızca Türkiye sınırları içerisinden erişilebilmektedir. Bu servis için gerçekleştireceğiniz internet ve data kullanımı operatörünüz tarafından ayrıca ücretlendirilecektir. © 2015 Paramount Pictures; trademark of Viacom International Inc. All Rights Reserved. © Warner Bros. Entertainment Inc.



Ocak’ın Dünyası [email protected] RABİA ALBAYRAK Hilafet Osmanlılarda Moskof binlerce 22 Ocak 1517 - Mısır Müslümanı katletti Yavuz Sultan Selim yaklaşık 20 bin askeriyle Ridaniye’de Memluklerle 9 Ocak 1784 - Kırım karşı karşıya geldi. Sabah başlayan meydan muharebesi 8 saat sürdü ve Osmanlı’nın zaferiyle sonuçlandı. Galibiyette en önemli etken Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ardından Osmanlı’daki Hıris- Osmanlı ordusunun ateşli silahları kullanması ve değişen taktiklere tiyanlar üzerinde nüfuzunu sağlamlaştıran Rusya Kafkasya’nın hızlıca adapte olabilmesiydi. Bu savaşla Memluk Sultanlığı tarihe güneyini kontrol altına almak istiyordu. Bu esnada Kırım Hanı karışmış, hilafet Mısır’a hâkim olan Osmanlılara geçmiş oldu. Şahin Giray, Rusların teşvikiyle Avrupai tarzda bir devlet kurmak isteyince Müslüman halk isyan etti. Kaçan Şahin Niagara’da kardeş payı Giray’ın ardından Kırım’a giren Rus Mareşal Potem- kin binlerce Müslümanı katletti ve nihayetinde Kırım 30 Ocak 1909 - ABD Ruslar tarafından ilhak edildi. 4 yıllık müzakerenin ardından Kanada ile ABD sınır sularının kul- sEomneuvi Hilafetinin lanımıyla ilgili anlaşmaya vardılar. Üzerinde en çok durulan konu Niagara Nehri’nin paylaşımıydı. İki devlet de su ağından yalnızca 25 Ocak 750 - Irak sınırlı miktardaki suyu tarım veya enerji elde etmek üzere kullan- mayı kabul ettiler. Abbasi Devleti’nin kuruluşunda önemli rol oynayan kumandan Abdullah (Ebu Abbas’ın amcası) Emevilere karşı girişilen mücadelede kendini göstererek Büyük Zap Suyu Sava- şı’nın galibi oldu. Ağır bir yenilgiye uğrayan Emevi Halifesi II. Mervan Mısır’a kaçtı fakat orada yakalanarak idam edildi. Son Emevi sultanının başı hilafetin yeni sahibi Ebu Abbas’a gönderildi. Sigetvar Kalesi Habsburglara teslim 25 Ocak 1664 Macaristan Kanuni Sultan Süleyman’ın 1566’da Osmanlı sınırlarına kattığı Sigetvar yaklaşık 100 yıl sonra Avusturyalılarca kuşatıldı. Osmanlı hâkimiyeti dönemlerinde Macar nüfusu tamamen şehirden ayrılsa da 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar Hıristiyan aileler tekrar yerleşmeye başladı. Nitekim 1689 Şubat’ında uzun bir abluka sürecinin ardından Siget- var Kalesi Habsburglara teslim oldu. 22 DERİN TARİH / 2016 OCAK



Ocak’ın Dünyası [email protected] RABİA ALBAYRAK Ososnmraansılıt’duafann Paris’i sel aldı 1 Ocak 1952 – Libya 26 Ocak 1910 - Fransa Asırlarca Osmanlı’nın bir eyaleti olarak Şiddetli yağmurun etkisiyle Seine Nehri taşınca Kuzey Fransa ve sükûnet içinde yaşayan Libya, 20. yüzyılın Paris sokakları su altında kaldı. Sandalların imdada yetiştiği selin başlarında İtalyan hâkimiyetine girdi. bilançosu 1 milyon frank olarak hesaplandı. Kıyasıya süren bağımsızlık mücadelesi 2. Dünya Savaşı’nın ardından neticelendi. İslam sancağı Mekke’de! BM Genel Kurulu kararıyla Ocak 1952 itibariyle Libya’nın bağımsızlığı tanındı. 11 Ocak 630 - Arabistan Arap Baharı dalgasıyla Kaddafi’nin uzun süreli diktatörlüğünü yıkan Libya halkı Peygamberimiz Hz. bugün hâlâ kaderini tayin etme mücade- Muhammed (sav) lesi veriyor! İslam ordusuyla dört ayrı koldan Mekke’ye yBaânbgıâınlil’naiinmtihanı girerek doğdu- ğu şehri fethetti. Ocak 1911 - Türkiye Büyük bir tevazu içinde şehre giren İstanbul’daki Bâbıâli binası 8. kez yandı. 1878’deki büyük Resul-i Ekrem önce yangının ardından meydana gelen bu yangında Şûrayıdevlet ve Mescid-i Haram’a Dâhiliye binaları kül oldu. Osmanlı idaresinin bir dönemine ait giderek Kâbe’yi tavaf pek çok belge, evrak ve dosya alevler arasında kaldı. etti. Korku içinde akıbetlerini merak Ah Endülüs! eden Mekkeliler için umumi af ilan edildi. 2 Ocak 1492 - İspanya Ve Vişne Bahçesi 15. yüzyılın sonlarına doğru Endülüs’teki etkinliğini kaybeden İslam sahnede! devletine son darbeyi Kral Ferdinand vurdu. Hıristiyan orduları İslam şehri Gırnata’yı işgal ederek halkı açlığa mahkûm ettiler. O 29 Ocak 1904 - Rusya dönem şehrin başında olan XI. Muhammed gözyaşları içinde Gır- nata’yı terk etti. Bu olaydan sonra Endülüslü Müslümanlar asimilas- Anton Çehov’un kaleme aldığı Vişne Bahçesi yonun pençesine düştü ve her fırsatta imha edildiler. oyunu ilk kez temsil edildi. Moskova Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenen oyunun yönetmen- liğini Constantin Stanislavski üstlenmişti. 19. yüzyılın sonlarında Rusya’da sanayileşmenin etkilerini işleyen eserin Çar II. Nikola döne- minde baskı altında yazıldığını da ekleyelim. 24 DERİN TARİH / 2016 OCAK



MMeitirnalesr Osmanlı’nın son dönemlerinde, Beşiktaş’ta yo- kuşun başını tutan mor salkımlı ev ve bahçesi küçük bir kızın şuurunda emsalsiz bir tabiat musikisi gibi yankılanır. Onun yıllarca rüyaları- na girecek olan mekânı Halide Edib öyle güzel tasvir eder ki, yeryüzünün bu eşsiz noktası, mümeyyiz bir nazarın ve pürdikkat bir idrakin süzgecinden geçerek giyinir latif kelimeleri. Mor Salkımlı Ev’den tadımlık bir salkım… Küçük Kızın Hatırasındaki O Ev, O Bahçe Her insana var olduğunu ilk defa idrak ettiren başka baş- ka vak’alar vardır. Etraftaki eşyanın veya hadiselerin za- man zaman hafızada çakıp sönen bir şimşek ışığı içinde göründüğü yaş, gali- ba şahsa göre değişiyor. Bu küçük kızın kafasında çakan şimşekler, inanılmaya- cak kadar erken başlar fakat çok fasıla- lıdır. Hafızasında hayat, kendini kayda baş- » Halide Edib Adıvar ladığı ilk devrin hiç unutamayacağı ze- (1884-1964) mini, Beşiktaş’ta, doğduğu evde başlar. Bu ev, Ihlamur’a giden uzun caddeye inen, birbirine muvazi dik yokuşlardan birinin hemen hemen tepesindedir. Bu ev- den sonra gelen kocaman kırmızı kâgir konak, bu yo- tır gibi ipek tüyleri hareket eden pembe-beyaz gülibri- kuşun son evidir. Tepenin solu koyu yeşil çamlar, naz- şim, çiçek açmış yemiş ağaçları, ortalarında bir tane, lı söğütler arasında Abdülhamid’in Beyaz Saray’larını alev çiçekli nar ağacı vardı. Bunların ortasında yuvar- görürken sağ tarafı Adalar Denizi’nin mavi sularına lak küçük bir havuz; karşı karşıya iki beyaz mermer bakar. arslanın ağzından durmadan bu havuza billur sular Evin kendisi, çocuğun hafızasında Mor Salkımlı Ev akar ve güvercin, kumru sesleri ile karışır, bazan da yaftasını taşır. Bu ev, yarım asırdan ziyade, bazan da fıstıkların dallarını harekete getirerek inleyen rüz- her gece, bu küçük kızın rüyalarına girmiştir. Arka ta- gârın nağmesi ile birleşerek, sabah ve akşam bir tabi- raftaki bahçeye nazır pencereler, çifte merdivenlerin at musikisi dinlersiniz. Aşağıdaki terasa üç dört adım sahanlıklarındaki ince uzun pencereleri, baştanbaşa merdivenle inilir. Evin bahçeye açılan kapısı ile bah- mor salkımlıdır ve akşam güneşinde mor çiçekler ara- çenin arkasındaki boş sırta açılan kapı arasında, çakıl sında camlar birer ateş levhası gibi parlar. döşeli ve üstü asma çardaklı dar bir yol vardır. Yeşil, Bahçe, iki geniş mustatil terastır. Esasen yokuşta- sarı üzüm salkımlarının ve zümrüt gibi yaprakların ki bütün evlerin bahçeleri ta caddeye kadar birbirine arasından sızan ışık ve yeşil gölgenin içinde küçük bakan birer yeşil terastır. Küçük kızın bahçesinin üst kız, sabah akşam oynar durur. Alt terasta da bir ha- terasında, başları göğe değer gibi görünen uzun fıstık- vuz, rengârenk yemiş ağaçları, iki tane gülibrişim ve lar, akasyalar, aralarında iki tane, rüzgâr estikçe kırı- bir de yine alev çiçekli nar ağacı vardır. 26 DERİN TARİH / 2016 OCAK

Tirebolu yaylaları ve ormanlık alanlarında kendiliğinden yetişen bitkilerin, doğal yorumu olan yöresel lezzetler. Karadeniz bölgesinin saglık iksiri… “kuşaktan kuşağa kaşık kaşık lezzetler” www.dogaldukkan .com.tr Teşvikiye Mah. Hakkı Yeten Cad. No: 9/1 Fulya - İstanbul T: 212 260 28 28 T: 212 266 61 61 T: 212 266 61 28  /dogaldukkan.com.tr  /DogalDukkan_  / dogaldukkan

Dil değiştirme AYIN KELIMESI Her seherde besmeleyle açı- tarihimizinin lır dükkânımız doğru kav- Kahve ranması için Hazreti Şeyh Şazelî’dir piri- miz üstadımız “kahve” kelimesi kadar demeyi âdet edinmişler. dörtbaşı mâmur örnek çok nâdir bulunur her Kahve Yemen’den Hikâye şöyle: Yemen hü- hâlde. Gelir, Ya “Café”? kümdarı, Ömer Şazelî ve arkadaşlarını yenile- Son zamanlarda bil- bilir nesne yetişmeyen hassa büyük şehirleri- mizde bu kelimenin kul- bir dağa sürer. Orada yi- lanılma sıklığı gittikçe yecek bir şey bulamayan azalıyor. Türkler bütün şeyh kahve yemişini yi- dünyada kendi adlarıy- yerek hayatta kalmaya muvaffak olur. Daha sonra uyuz il- la anılan bu mükeyyifa- Kahve için “Osmanlı icadı” de- letine yakalanan Yemenlileri bu ye- tı neredeyse unuttular. Çay günlük sek yanlış olmaz. Kanuni Süleyman mişi kaynatıp suyunu içirerek teda- hayatta daha fazla rağbet buluyor. devrinde, Süleymaniye Camii’nin vi eder. İşte o zamana kadar hiçbir İsmiyle müsemma “Türk kahvesi” yakınlarında, Tavuk Pazarı’nda ilk işe yaramaz sanılan bir yemiş böy- en mükemmel Bosna’da pişiriliyor; kahvehanenin açıldığını ve “Kah- lece hayatımıza karışır. Türkiye’de otellerde ve bazı lüks lo- vehane mahalli eğlence” diye tarih kantalarda “kahveci güzelleri” eliy- düşürüldüğünü -ki hicrî 959, miladî Bu yeni içeceğin ulema beynin- le turistik bir içecek olarak sunulu- 1551’e tekabül eder- kaynaklar doğ- de ve halk arasında çeşitli tartışma- yor. ruluyor. O zamanın Yeniçeri şairle- lara sebebiyet verdiğini biliyoruz. rinden Beliğî’nin kahve gazeli bu Yine de o zaman yasaklanmamış. Evlerimizde kahve artık dedeleri- mükeyyifatın İstanbul’a geliş seyri- Yaklaşık bir asır sonra, IV. Murad mizin zamanındaki gibi çok tüketi- ni de açıklıyor: tütünle birlikte kahveyi de mene- len bir içecek değil. Çayın yanında, Amerikan ve İtalyan tarzı kahveler belki de bizim kahve kadar istimal Mısr u Şam ve Haleb’i gezdi gelicek Rum’a diyor. Evliya Çelebi 1630’da İstan- Ayağın aldı şarabın o cihan fettanı bul’da 55 kahvehane olduğunu ya- ediliyor. Adını bu içecekten alan zıyor. “kahve”lerde, “kahvehane”lerde bi- (O cihanın gönlünü çelen güzel Bu yasaklar bir sonuç vermeyin- zim kahveyi yaşatan fal iptilası de- sek yanlış olmaz. Bu tek tek yapı- Mısır’ı, Şam’ı ve Haleb’i gezdi, Os- ce vergiler artırılıyor. Yine de kah- lan, dikkat ve ustalık isteyen içecek, manlı ülkesine gelince şarab içil- ve tiryakiliğinin sonunu getiren, kahveciler tarafından pek zahmetli mez oldu.) yasaklar ve vergiler değil, bilhas- bulunuyor olmalı. Kahveyi Şazeliye tarikatının pirî sa 1950’lerde başlayan ithalat kısıt- Yine de kahve aile beraberliğinin Şeyh Şazelî’nin keşf ve icad ettiği ri- lamaları. Uzun süren engellemeler kurulmasında vazgeçilmez yerini vayeti kahveci esnafınca benimsen- yüzünden millet yavaş yavaş kahve- koruyor. Gelin adayının ümit ve he- miş, ahî töresine göre dükkânlarını yi unutuyor, beş asırlık tiryakiliği- yecanı ile köpürttüğü kahveler içil- açarken, miz geçiyor. meden hangi baba, “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli...” diye başlayan Gitti kahve, geldi kafe! bir cümle kurabilir? Kahveyi unut- Avrupalılar kahveyi ilk Muhte- sak bile kahvaltı vazgeçilmezimiz! şem Süleyman’ın ülkesinde görüp Eskiler “kahvealtı olmayınca kahve tanıdılar. Bütün dünyaya böylece etmez faide” demişler. yayıldı. Osmanlı’ya Yemen’den gel- Kahve bizim neredeyse beş asır- diğinden, kahvenin de Arapça ol- lık âşinamız, daha ötesi yakın za- duğundan şüphe yok. Ahterî’nin manlara kadar tutkumuz, iptila- lügatinde süci (içki), hamr, şarab mız, tiryakiliğimiz! D. MEHMET DOĞAN anlamına geldiği, yiyecek isteğini [email protected] 28 DERİN TARİH / 2016 OCAK

giderdiğinden bu adın verildiği be- tanbul’a böyle bir yadigâr kalmadı. » Bir Osmanlı kahvehanesi lirtiliyor. Fakat iki yüzyıl önce Paris’e girdil- er, “Bistro”yu yadigâr bıraktılar! nun 1970’li veya 80’li yıllarda oldu- Batıya doğru giderken kafe/café ğunu da tahmin edebiliriz. oluyor. Bize batılı bir kelime ola- Ünlü Fransız maceraperesti Na- rak dönen kafein (caféine) kelime- polyon 19. yüzyılın başında bütün Kahve bahane! sinin kahve ile ilgisini ilk bakışta Avrupa’yı çiğnedi ve Moskova’yı kestiremeyebilirsiniz. Kamus-ı Fran- kuşattı. Yenilmez orduları orada Bir zamanlar kahvenin, kahveha- sevî’de caféine, “kahve cevheri” ola- şiddetli kışa mağlub oldu. Ruslar nenin hayatımızdaki yeri atasözü rak açıklanıyor. Dil Kurumu sözlü- bu saldırının acısını 1815’te Par- hükmündeki şu cümleden çıkarıla- ğünde kelimenin menşei Fransızca is’i işgal ederek çıkardılar. Bistro bilir: Gönül ne kahve ister ne kahve- olarak gösteriliyor. Rusça “çabuk, hızlı” demek. An- hane, gönül sohbet ister, kahve ba- layacağınız Rus askerlerine çabuk hane. TDK sözlüğünde kafe kelimesi- yiyecek içecek sağlayan mekânlar nin hangi dilden olduğunun kaydı bu adla anılmış. Bütün kahvehaneler Mehmed yok. Biz Fransızcaya Türkçeden geç- Âkif’in “Mahalle kahvesi” şiirinde tiğini belirttikten sonra “hafif yiye- Bistro (bistrot) Kamus-ı Fransevî tasvir ettiği gibi değildi elbette. cekler de bulunan alafranga kahve- ve Hasan Bedreddin’in lügatin- hane” açıklamasını vermişiz (Büyük de yok. Çağdaş bir Fransızca Türk- Mahalle kahvesi şarkın harim-i kaatilidir Türkçe Sözlük, 25. baskı). çe-Türkçe Fransızca, sözlük olan Bil- Mahalle kahvesi halkın mezar-ı evvelidir ge Büyük Sözlük’te (A. Çetin Ertürk, Kahve/kahvehane kelimesi haya- 5. bs.) “meyhane” kelimesiyle kar- Süheyl Ünver’in kayda geçirdiği tımızdan çekilirken, “kafe”ye hayat şılanıyor. Bu kelimenin ilk M. Ni- üzere Üsküdar’da Mehmed Âkif’in veren bir yenilik var: İnternet ka- hat Özön’ün Türkçe-Yabancı Kelimeler de devam ettiği, Muallim Naci, fe... Kahvehaneyi, kitap-gazete oku- Sözlüğü’nde yer aldığını görüyoruz Şeyh Vasfi, Arif Hikmet, Şair Na- nan yere dönüştürmek için “kıraat- (1962). Özön “aşağılık meyhane” hid gibi edebiyatçılar yanında dö- hane”yi icad etmiştik, 100 yıl sonra olarak açıklıyor kelimeyi. nemin ünlü hattatlarının, mûsıkî- yeni bir iletişim aracına mekân adı şinaslarının da müdavimi olduğu bulmakta başarılı olamadık. Kelimenin seyri açısından TDK Çiçekçi Kahvesi gibi, Marmara Kı- sözlüğü dikkat çekici. İlk 1998’de raathanesi gibi edebiyat, ilim ve sa- Peki, Rusya’nın kızgınlığını bü- yapılan 9. baskıda “içkili kahve, kü- nat mahfilleri de vardı. Kahveha- tün dünyanın Türk kahvesi olarak çük lokanta” olarak yer alıyor bu nelerin mekteb-i irfan, mekteb-i bildiği içeceğimize “Rus kahvesi” kelime. 2011’deki 11. baskıda tarif edeb olanları bir hayli idi. Şimdiki diyerek ifade etmesine ne demeli? genişlemiş: “1. İçki içilen kahve. 2. kadar oyun iptilası olmadığından Türk kahvesinin Yunanistan gibi Müzik eşliğinde içki içilen, yemek söz meydana düşer, güzel sohbet- ülkelerde Yunan veya Bizans kahve- yenilen bir tür lokanta.” ler edilirdi. si olarak adlandırıldığına bakılırsa Rusya’nın yaptığının bir yenilik sa- Bu tarif genişlemesinden bu tarz O sohbet ehli ortadan çekildiği yılmayacağı söylenebilir. mekânların zaman içinde yaygın- için mi kahveler, kahvehaneler laştığı, çeşitlendiği çıkarabilir. Bu- yok oldu diye düşünmeden edemi- Asıl dikkat çekmeyen husus, yoruz. Ruslar Türk kahvesi yerine Rus kah- vesi derken Türkiye’de Rus bistrola- rının yayılmasıdır! Hemen “bistro” (bistrot)nun dilimize Fransızcadan geçtiğini söyleyerek düzeltmek is- teyenler olabilir. Nitekim Dil Ku- rumu’nun sözlüğünde “bistro” kelimesinin Fransızca olduğu kay- dedilmektedir. Yaşar Çağbayır’ın sözlüğünde de aynı kayıt vardır. Eğer bistro Rusça ise Paris’te ne işi var? Rus askerleri bir buçuk asır önce Ayastefanos’a, yani Yeşilköy’e kadar geldiler, ama onlardan İs- 2016 OCAK / DERİN TARİH 29

Yakınlarda 3. Köprü’ye isminin verilmesiyle gündemimize giren Yavuz Sultan Selim’i yeni kitabında ete kemiğe büründüren Mustafa Armağan’a sorduk. © SEDAT ÖZKÖMEÇ “YAVUZ ÇORAK ÜLKEME GEÇ DÜŞEN BİR YAĞMURDU” KONUŞAN: HALİL SOLAK rında olması mümkün mü? Elbette için yazdım. Fatih Sultan Mehmed kaderimizde yazmamız beklenen- ise “ufuklarımızın Sultanı” idi, on- [email protected] leri yazıyoruz. Abdülhamid Han’ı dan çıkıp nerelere varılmaz ki? de- üzerimizdeki emeğinin büyüklü- mişti Necip Fazıl, gerçekten de ol- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı’ndan ğü ve asırlık nankörlüğümüz kar- mak isteyip de olamadığımız ideal sonra Fatih üzerine iki kitap yazdı- şısındaki ezikliğimden kurtulmak kişiliğimizin Levnî’siydi. Onu ta- nız. Şimdiyse Yavuz… Bu üç ismi seç- meniz bir tesadüf mü? Kâinatta tesadüf diye bir şey ol- madığına göre insanın yazdıkla- 30 DERİN TARİH / 2016 OCAK

1 Kitap 1 Yazar nımak ve gücüm yettiğince tanıt- tanıtacak ibretlik hikâyelere geçi- sıyla meşhurdu. Kendisini ahirete mak istedim. lecekti. Böylece bilgi zırhıyla do- götürecek olan şirpençe karşısın- nanan okur sonunda Hasan Can’ın da telaşlanan ve hekime koşması- Yavuz’a gelirsek? oğluna anlattığı Yavuz Sultan Se- nı isteyen Hasan Can’a, “Biz Çelebi lim menkıbeleriyle kendinden ge- değiliz ki hemen doktora koşalım” Çocukluğumda babamın aldı- çecekti. Böylece her bölümünde diye takılan da oydu. ğı Mihrap Yayınları’ndan çıkmış tatlı bir sürprizin kol gezdiği me- resimli bir Yavuz Sultan Selim kita- rak uyandıran bir kitap olduğunu 3. Köprü’ye Yavuz Sultan Selim adının bını defalarca okuduğumu hatırlı- söyleyebilirim. Takdir okuyucu- verilmesi hakkında ne düşünüyorsu- yorum. O kadar ki, kitap sonunda nun elbette. dayanamayıp suhuflara ayrılmış- nuz? tı. (Geçenlerde bir sahafta düzgün Kitabın yazım aşamasında Yavuz’un bir baskısını bulup yeniden satın sizi en çok etkileyen tarafı ne oldu? Bana sorsalardı tabii ki, ilk Bo- aldım. Yaşlandıkça insan çocuklu- ğaz Köprüsü’nü projelendirmiş ğuna demir atmak ihtiyacını mı Pek çok yönü etkiledi elbette olan Sultan Abdülhamid’in adının duyuyor ne?) Kitapta geçen “Mısır’ı ama yalnız iki tanesini söyleyeyim: verilmesini isterdim ama düşü- aldık amma Sinan’ı kaybettik” sö- İslam birliği davasına adanmış bir nenler iyi düşünmüşler doğrusu. zü oradan zihnime çakılmış. Ya- insan olması, bir. Entelektüel ka- İsabet oldu. Türkiye’nin Yavuz’un vuz’un burada Sinan Paşa’yı Yusuf libresinin fiziksel ataklarından vizyonuna ihtiyacı vardı. Yönetici- olarak zikrettiğini ve onu Hz. Yu- daha az çarpıcı olmayışı, iki. Dü- lerimiz sakın ha sakın Yavuz Sul- suf’a benzeterek “Yusuf’suz Mısır’ı şünün, geceleri yalnız üç saat uyu- tan Selim isminden rücu etmesin- ne yapayım?” demek istediğini ye- yordu, şehvet ve rahata düşkün- ler. ni yeni çözüyorum. lük diye bir huyu yoktu ve müthiş bir kitap kurduydu, gözleri yoru- Bu kitabın da Abdülhamid’in Kurtlar- Görüyorsunuz, çocukluk Cemal lana kadar mum ışığında okuma- la Dansı gibi ikincisi gelir mi? Süreya’nın dediği gibi bitmeyen bir gökyüzü gibi. Vaktiyle onun se- YAVUZ SULTAN SELİM HAN Sayfalara sığdıramadıklarımı masında görülen bulutlar ileride DAVASINA ADANMIŞ BİR RUH görünce gelsin diyorum da okur ne yağmura dönüşebiliyor. Kitapların diyecek, asıl onu merak ediyorum. da yağmur olmadığını kimse söy- Mustafa Armağan leyemez. Tek farkla: Hatıra bulut- Sosyal medyada bir oylama yapmıştı- larından sağılırlar! Yavuz Sultan Timaş Yay., 2015. nız bir sonraki kitap için. Lozan mı Selim Han çorak ülkeme biraz geç Ayasofya mı diye sorsak? düşen bir yağmurdu diyebilirim. Ne yalan söyleyeyim, havanın geç Doğrusu ikisinin de yeterince bozmasının müsebbiplerinden biri destekçisi çıkmıştı ama galiba Lo- de Derin Tarih dergisindeki yoğun zan biraz daha fazla merak edili- meşguliyetim oldu! yor. Lozan’da bir yalan tarih anlatı- lıyor düpedüz. İşin garibi Lozan’ın Yavuz’un hayatını yazarken nasıl bir gerçeklerini yazarken içerideki Ke- malistler yetmezmiş gibi bir de dı- metod izlediniz? şarıdaki Kemalistlere karşı savaş vermemiz gerekecek. Şaşırtıcı ama Aslında iki metod sürekli kavga bir ‘İngiliz Kemalizmi’nden söz et- halindeydi. Biri klasik akademik memiz şart. Bir Fransız ve Alman tarza zorluyordu beni, diğeri hikâ- Kemalizminden de! Hatta Kasım yeleştirmeye. Uzun bir süre ikisi ayında gittiğim Kahire’de Mısırlı arasında gittim geldim. Sonunda öğrenciler bana bir ‘Mısır Kemaliz- sulh yolu bulundu. Önce sağlam mi’nden dem vurdular ki, bizimki- kaynaklardan derlenen kronolojik nin berbat bir kopyasıymış. Demek bilgiler eksiksiz anlatılacak ama İngiliz anahtarı iyi çalışmış dedim. burada kalınmayacak, genel oku- Lozan bu İngiliz anahtarının nasıl yucunun merak ettiği bahislere çalıştığını gösterecek bir laboratu- girilecek, sonra sorulardan köprü- var. İştahımı kabartması da bun- lerle Yavuz’u, hakiki Yavuz’u bize dan… 2016 OCAK / DERİN TARİH 31

3NOBELLİ OSMANLI » Romancı Ivo Andriç Drina Köprüsü önünde. 32 DERİN TARİH / 2016 OCAK

Gündem » Yorgo Seferis » Ivo Andriç » Elias Canetti Geliştirdiği dinamitler binlerce insanı canın- dan eden Alfred Nobel’in ödülüne layık görü- lenler arasında iki TC vatandaşı öne çıksa da yıllar evvel üç Osmanlı vatandaşı bu ödülün sahibi olmuştu aslında. İşte Nobel’in ve No- belli Osmanlıların hikâyesi! BETÜL KAYAHAN lamlı. Son 10 yılda aldığımız iki ödül- [email protected] le gündemizde daha fazla yer tutunca ardin’in Savur ilçesin- de doğmuş bir çocuktur Nobel ödüllerinin tarihine yolculuk Aziz. Sekiz kardeşi vardır. Anne babası okuma yaz- yapmak kaçınılmaz oldu. Ama öğren- ma bilmez ama her fedakâr ebeveyn gibi çocuklarının okuması için çırpı- dik ki asıl çarpıcı olan, Nobelli Osman- nırlar. Gün gelir Aziz büyük adam olur. lıların hikayesi imiş. Yanlış duymadı- Medar-ı iftiharımız Aziz Sancar’dan söz ediyorum. İnsanlığın çoğu zaman nız. Nobeli Osmanlılar! çaresiz kaldığı kanserin tedavisi için bir umut ışığı yakan büyük yürekli Geleneksel olarak Nobel’in ölüm adamdan. İsveç’te yakasında Türk bay- raklı Atatürk rozeti ve boynunda tuğra tarihi olan 10 Aralık’ta özenle hazır- motifli kravatıyla bütün insanlığa bu- luşunu anlatıyor: lanan bir törenle İsveç Kralı tara- “Nobel ödülünü memleketim Türki- fından sahiplerine takdim ye’ye armağan ediyorum. Çünkü Tür- kiye’ye müteşekkirim.” edilir ödüller. Nobel ödü- Gururlanıyoruz ama biraz da şaşırı- lü almaya hak kazanan yoruz. Daha önce Nobel Edebiyat ödü- lünü alan Orhan Pamuk’un tersine adaylar Nobel komi- Sancar bizden biri gibi konuşuyor. İşte bu yüzden bu ödül bizim için daha an- tesi tarafından titiz bir çalışmayla be- lirlenir. Fakat ko- mite kararları -bu- gün olduğu gibi- o zamanlarda da farklı sebepler- le eleştirilmiş, » Aziz Sancar üyeleri sübjek- 2016 OCAK / DERİN TARİH 33

» Nobel’in dinamitleri Alfred Nobel’in İskoçya Ardeer’deki dinamit fabrikasında çalışan işçiler (1897). tif olmakla, siyasî veya kişisel ih- Bakanı Henry Kissinger ile birlikte masıyla ödülü almaya hak kazanan tiraslar doğrultusunda karar ver- ödül aldığı açıklanan Vietnam Baş- Sancar bu buluşuyla bütün dünya- mekle itham edilmiştir. bakanı Le Duc Tho ülkesinin için- da büyük takdir topladı. Peki, Or- de bulunduğu durum nedeniyle han Pamuk ve Aziz Sancar’dan Pozitif bilimlerle ilgili ödüllerin ödülü almayı reddetmişti. önce ülkemizde Nobel’e aday gös- dağıtılması zor olmamış fakat ede- terilenler kimlerdir? Mesela Nobel biyat ödülleri için vasiyette geçen Türkiye’den ilk defa 2006’da Or- ödülü almış bir Osmanlı var mıdır? “idealist eğilimli edebiyatçılar” öl- han Pamuk Edebiyat dalında No- çütü hep muğlak kalmıştır. Üste- bel ödülüne layık görüldü. Her ne Osmanlı irfanı lik sanat ve edebiyat daha sübjektif kadar Pamuk’un ödülü almasında konular olduğu için işin içine şahsi politik söylemlerinin payı olduğu Osmanlı coğrafyasında doğup zevkler de girmekte. yönünde bazı eleştiriler varsa da ro- yetişmiş, imparatorluğun parça- man yazarlığındaki başarısı inkâr lanmasıyla başka yerlere göç et- Kimi zaman da siyasî baskılar edilemez. İlaveten Pamuk’un post- mek zorunda kalmış Nobel ödüllü sonucunda belirlenen kişiler olabi- modern yaklaşımı ve eserlerinde üç Osmanlı vatandaşı var: 1961 No- liyor. Bu sebeple en çok haksızlık metafizik öğelere yer vermesi No- bel Edebiyat ödülünü alan Ivo And- yapılan alanın edebiyat olduğu hep bel komitesinin son yıllarda aradı- riç 1892’de Bosna-Hersek’te Travnik söylenegelir. ğı kriterleri karşılamaktaydı. yakınlarındaki Dolac kasabasın- da bir Sırp memurun oğlu olarak Mesela dünya edebiyatının Ama şu da bir gerçek: Batı daima dünyaya geldi. Travnik Osmanlı’ya önemli isimlerinden Lev Tolstoy, oryantalist yaklaşımlı eserleri sev- kazandırdığı vezirlerle nam salmış Emile Zola, Robert Frost, F. Scott miş ve ödüllendirmiştir. Pamuk’un bir bölge. Liseyi Saraybosna’da oku- Fitzgerald ve Jorge Luis Borges gibi oryantalist bakış açısını yer yer yan Andriç 1922’de Graz Üniversi- nice büyük yazar Nobel alamamış- kullandığı inkâr edilemez. Prof. Ian tesi’nde “Osmanlı Yönetimindeki tır. Fakat bir edebiyatçı olmayan Almond New Orientalists kitabında Bosna-Hersek’te Kültür Hayatı” ko- Winston Churchill bu ödüle layık Orhan Pamuk’a dair tespitlerini de nulu doktora teziyle öğrenimini ta- görülmüş, alınca da şaşkınlığını paylaşmış ve onun oryantalist üslu- mamlamış ve diplomat olarak gö- kendisi bile saklayamamıştır. bunu şu şekilde değerlendirmiştir: rev almıştır. “Kara Kitap, bir yabancı tarafından, Nobel ödülüne layık görülüp yabancılar için yazılmış, İslam hak- Daha sonra romanlar yaza- ödülü reddeden ünlü isimler de kında Türkçe bir roman.” rak hayatını geçiren Andriç’in en var. Hayatı boyunca bütün resmî önemli eserleri Na Drini Cuprija ödülleri almayı reddeden Fransız Orhan Pamuk’tan sonra ikinci (Drina Köprüsü) ve Travnicka Hroni- yazar Jean-Paul Sartre 1964’te No- Türk Prof. Dr. Aziz Sancar 2015 No- ka (Vezir ve Konsül)’dır. Drina Köprüsü bel Edebiyat ödülünü de geri çe- bel Kimya Nobel ödülüne layık gö- Osmanlı tarafından yapılmış bir virmişti. 1973’te Vietnam barışına rüldü. DNA onarımıyla ilgili çalış- katkısından dolayı ABD Dışişleri 34 DERİN TARİH / 2016 OCAK

Gündem NOBEL’İN DİNAMİTLERİNDE BARIŞ NE GEZER? Alfred Nobel 1833’te yoksul bir evde açar hayata gözlerini. kısmının alınması ve Nobel Ödülleri Fonuna devredilmesine Mühendis olan babası Emmanuel Nobel’in o günlerde işleri bozulmaya başlar ve iflas eder. Ailesiyle yeni iş imkânları için ilişkin Nobellerin kararı Nobel ödülünün ortaya çıkmasında İsveç’ten ayrılıp henüz sanayileşmeye başlayan Rusya’nın St. Petersburg kentine gelir. Baba Nobel sualtı mayınları konusun- önemli bir faktördür” demiştir. daki parlak fikirlerini Çar Nikola’ya sunar, böylelikle kendisine Deniz Kuvvetleri için mayın hazırlama görevi verilir. 1853’teki Birçok insanın savaş meydanlarında onun patlayıcılarıyla Kırım Savaşı’nda bu mayınlar ilk defa kullanılır. öldürülmüş olması Alfred Nobel’in vicdanını rahatsız etmeye Emmanuel Nobel, Rusya’da evlatlarına özel öğretmenler tutarak en iyi şekilde yetişmelerini sağladı. Bu öğretmenler- başlamış olmalı ki, sonunda kendisini barışa adamaya karar den biri Alfred Nobel’in buluşlarında büyük payı olan ünlü bilim adamı Alexander Zinin’di. Prof. Zinin verir. Tam bir paradokslar adamı olan Nobel bir yandan büyük ona yüksek patlatıcı kabiliyetine sahip nitrog- liserin sıvısından bahsetmiş ve bu maddeyi devletlere silah satarken, bir yandan da dünyaya barış getir- bir deneyle göstermişti. Alfred Nobel bir söyleşisinde o sahneyi şu sözlerle menin yollarını aramaya başlar. Silahsızlanma fikrini barış için anlatır: “O andan itibaren bu deneyi unutamadım ve her zaman bunu gayrı ciddi bulmaktadır. Bütün servetini silahlardan edinen gelecekte nasıl uygulayabileceğimi düşündüm.” biri için bu durum gayet anlaşılır değil mi? Bunun üzerine kafa yoran genç Nitekim kendisi de, “Benim fabrikalarım sa- Alfred İsveç’te ilk denemelerini yapar. Bunlarda küçük kardeşi vaşı barış kongrelerinden daha çabuk bitirir. Emil de ona yardımcı olur. Bir gün nitrogliserin üzerinde çalışırlarken İki düşman ordunun birkaç saniye içinde bütün şehri silkeleyen çok büyük bir patlama neticesinde Emil haya- birbirini mahvettikleri gün bütün medeni tını yitirir. Bu olay ileride Nobel’in kardeş katili olarak anılmasına neden milletler harpten nefret edecek ve olacaktır. Stockholm polisi hadisenin ardından Alfred Nobel’i sorguladığında silahlarını bırakacaklardır” demiştir. verdiği soğukkanlı cevaplar karşısında dehşete düşecektir: “Bir patlayıcı madde- Nihayet ölümün artık çok daha yakı- nin insan hayatına mal olmadan çıkarılması mümkün değildir.” nında soluduğunu hissetmeye baş- Nobel 1867’de başka bir nitrogliserin çeşidiyle daha ladığı bir gün Nobel bu düşüncesini emniyetli bir dinamit icat eder. Bunun sonucunda Batılı ülkeler tünel ve yol inşaatları için yüklü miktarda dinamit sipariş olgunlaştırır ve vasiyetini hazırlar. ederler. Nobel böylece çok fazla para kazanarak meşhur silah fabrikası Bofors’u satın alır. Aynı günlerde Rusya’da bulunan Yakınlarına bıraktığı mirastan kardeşleri Ludwig ve Robert Nobel de Alfred’in yardımlarıy- la Bakü’de bir rafineri satın alarak petrol işine girişirler. Kısa geriye kalan meblağ paraya çevri- zamanda Nobel kardeşler Bakü’nün petrol devi haline gelir. İsveçli tarihçi E. Bergerein, Nobel ailesinin Bakü’deki petrolleri lecek ve işletilecektir. Hayır olarak için, “Petrol sanayisi sayesinde birikmiş olan kaynakların bir kullanılacak olan bu sermayenin her yıl getireceği faiz, o yıl zarfında insanlığa en büyük faydaları sağla- yacak kimselere verilecektir. » Alfred Nobel Alfred Nobel bugün bir feno- men halini almıştır. Nobel Ödülleri projesiyle kendisine atfedilen “ölüm taciri” etiketinden kurtulup aklanabildi mi dersiniz? Sağduyulu vicdanların cevabı belli elbette. Öte yandan Nobel ödüllerinin yüksek meblağlı olması ve uluslararası bir prestij sağla- ması sayesinde isminin dinamit mucidi olarak hatırlan- maktan kurtulduğu aşikar. İnsanlığa faydalı alanlarda çalışan bilim adamlarının projelerine destek vermesi ve finanse etmesi açısından çok kıymetli olan ödüller, büyük bir paradoksu barındırıyor. Bu ödüllerin bazı sponsorlarının ABD’de bulunan silah şirketleriyle bağlantılarının bulunması gibi… Bir zamanlar Nobel’in sahibi olduğu Bofors silah devinin bugün hâlâ Nobel ödüllerinin verildiği İsveç’teki en büyük silah şirketi olması gerçeğini de not düşelim. İşte dünyamız böyle bir yer: “Barış” diye yırtınanlar onun kökünü dinamitliyor. 2016 OCAK / DERİN TARİH 35

Gündem » İzmirli Nobelli 1900’de İzmir Urla’da doğan Yorgo Seferis 1914’te ailesiyle birlikte Atina’ya yerleşti. Paris Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim gördü. eser ve Andriç bu eserinde köprü- gelen diğer bir Nobel ödüllü yazar olarak hayatını sürdüren Seferis nün dört asırlık hikâyesini anlatır. da Yorgo Seferis’tir. 1963’te Nobel Osmanlı’nın hüküm sürmüş oldu- Edebiyat ödülü alan Seferis 1900’de ğu iklimlerde görev almıştı. Üste- Mustafa Armağan, “İki Osmanlı İzmir’de doğmuş, 14 yaşına kadar lik 1959’da Bağımsız Kıbrıs’ın önü- Nobel edebiyat ödülü almıştı” baş- da Osmanlı sokaklarında koşup oy- nü açan Londra Antlaşması’nda lıklı makalesinde Andriç’i şu ifade- namıştır. Üstelik şiir yazmaya bu dönemin Dışişleri Bakanı merhum lerle anlatır: ülkede başlamış. Daha sonra aile- Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte çalış- siyle Atina’ya göç eden Seferis’in şi- mıştı. “Ivo Andriç iki açıdan Osman- irlerinde İzmir’e duyduğu hasreti lı’dır. Bir: Henüz Osmanlı atlarının hissedebilirsiniz. 1981’de Nobel Edebiyat ödülünü terinin soğumadığı bir zamanda ve alan son Osmanlı ise Elias Canetti mekânda dünyaya gözlerini açma- Sonradan İzmir’e dönmeyi çok idi. Canetti 1905 senesinde Bulga- sı ve oradan beslenmesi anlamında. istemiş, 1922’de İzmir düşman iş- ristan’ın Rusçuk kentinde açar göz- İki: Eserine bu batmakta olan dün- galinden kurtulunca dönmek iste- lerini hayata ve onun da soluduğu yanın son ışıklarını, veda türküsü mesine rağmen buna hiçbir zaman hava Osmanlı kokar. Bir Seferad Ya- olarak serpiştirmesi anlamında.” muvaffak olamamıştır. Diplomat hudisidir Canetti. Osmanlı’nın ku- cak açtığı Endülüs Yahudilerinden- Osmanlı coğrafyasında dünyaya dir. Ölümünden sonra yayınlanan hatıralarındaki şu satırlar Osman- lı’ya dair izleri taptaze koruduğu- nu gösterir: “Kendimi daima Türkiye’den gelmiş gibi hissetmişimdir. Sonra- ları yaşadığım hiçbir şey yoktu ki, Rusçuk’ta onu yaşamamış olayım.” Osmanlı’nın üç kıtada hüküm sürdüğü dönemlerde bir kültür ve irfan mozaiği inşa ettiğini düşün- düğümüzde buna şaşırmıyoruz aslında. Dünya edebiyatına farklı tatlar katan bu eserler özgünlüğü- nü Osmanlı’nın eşsiz ruh iklimine borçludur. » 1905 Bulgaristan Rusçuk doğumlu Elias Canetti 7 yaşındayken ailesiyle birlikte önce Betül Kayahan İngiltere, sonra Viyana’ya gitti. Viyana Üniversitesi’nde kimya eğitimi aldı. Gazeteci - Yazar. 36 DERİN TARİH / 2016 OCAK



Hz. Hatice HERKESİN YALANCI DEDİĞİ EŞİNE O İMAN ETMİŞTİ “Allah bana ondan daha hayırlısını nasip etmedi. Herkes benim peygamberliğimi inkâr ederken, o beni onayladı. Herkes beni yalancılıkla suçlarken, o beni doğruladı…” Resulullah’ın (sav) bu sözleriyle övüp yâd ettiği sevgili eşi Hz. Hatice... 38 DERİN TARİH / 2016 OCAK

İslam Tarihi ADNAN DEMİRCAN reddüt etmeden davetine ica- eşi Ebu Hâle Hind b. en-Nebbâş olup bet etmişti. Güven ve güzel ahlak onun ölümünden sonra Atîk b. Âiz [email protected] birleştirmişti yollarını. Temelleri- ile evlendi. İlk eşinden Hind ve Hâle üminlerin annesi Hz. ni şefkat ve muhabbetle ördükle- adlı iki erkek çocuğu, ikincisinden Hatice (ra), Hz. Pey- ri yuvalarının Mekke’de eşi benze- de Hind adlı bir kızı dünyaya gel- gamber’in (sav) ha- ri yoktu. Hanelerindeki bu güzellik miştir. Üç çocuğu da nübüvvetten yatında müstesna ve iyilik öyle bereketliydi ki, dal- sonra İslamı tercih edecekti. Ebu bir yere sahipti. Çocuklarının ga dalga büyüyerek ileride bütün Hâle et-Teymî’den dünyaya gelen annesi, sırdaşı ve yoldaşıydı. İlk Müslümanları kuşatacaktı. Onun çocuğu Hind’den dolayı Hz. Hatice Müslümandı. Herkesin kendisini Hz. Peygamber’e verdiği değer, ona Ümmü Hind diye künyelenmişti. yalanladığı bir zamanda hiç te- duyduğu sevgi ve saygı dillere des- tandı. Vefat eden eşlerinden kendisine kalan mallarla ticaret yapan Hz. Peki Peygamberimizin Mek- Hatice varlıklı bir hanımdı. Ku- ke müşriklerinin eziyetlerinden reyş’in Esed oğulları kolundan ve hakaretlerinden incindiğin- Mekkelilerin birçoğu kendisine ev- de sığındığı Hz. Hatice nasıl bir lilik teklif etmesine rağmen yeni- insandı? den evlenmeye yanaşmamıştı. Huveylid b. Esed b. Abdüluz- Mekke dışındaki panayırlara gi- za’nın kızı ve Peygamberimizin 6 den kervanlara, ücretle tuttuğu çocuğunun annesidir Hz. Hatice. ya da ortak olarak gönderdiği kişi- Hz. Peygamber’le evlenme- den önce iki evlilik yapmış ve ler vasıtasıyla katılıyordu. O iki eşini de kaybetmişti. İlk 2016 OCAK / DERİN TARİH 39

» Nurlu dağ Peygamber Efendimiz’in (sav) tefekkür ettiği ve ilk vahyin nazil olduğu Nur Dağı ile Hira Mağarası. günlerde Hz. Peygamber de Mek- Örnek yuva Allah’a yemin ke toplumunda “Emin” sıfatıyla olsun ki, yeğeni- tanınıyordu. Hz. Hatice, Muham- Babası Ficar sa- min haberi büyük, med’ül-Emîn’e haber gönderip kö- vaşlarında vefat et- hal ve şanı yücedir.” lesi Meysere ile birlikte ticaret için tiği için Hz. Hatice’yi Amr b. Esed de Hz. Pey- Şam’a gitmesini istedi. Kavminin velisi sıfatıyla amcası Amr b. gamber’in Hz. Hatice ile evliliğiyle ödediğinin iki mislini ödeyeceğini Esed evlendirdi. O günkü örfe gö- ilgili olarak, “Bundan sonra sırtı ye- vaad ediyordu. re Hz. Hatice’nin istendiği törende re gelmez” demiştir. her iki taraftan birer kişi günün Hz. Hatice’nin Hz. Peygamber’le Resulullah bu teklifi kabul et- anlamına uygun konuşmalar yaptı- evlendiğinde 40 yaşında olduğuna ti. Şam bölgesinin ticaret merkez- lar. Ebu Talib şunları söyledi: dair rivayet daha yaygın bir kabul lerinden Busra’daki pazara gitti ve görmüşse de 28’inde olduğuna dair alışveriş yaptı. Bu ticaretten önce- “Bizi İbrahim’in ekininden, İs- bilgiler de var. kilere göre kat kat fazlasını kaza- mail’in neslinden kılan, bize Hac Aslında bu dönemde Arapların nan Hz. Hatice ziyadesiyle ödemede için ziyaret edilen bir Beyt ve gü- kullandığı standart bir takvim baş- bulunduğundan Hz. Muhammed venlikli bir Harem ihsan eden, bizi langıcı olmadığı için kişilerin yaş- kendisine vaad edilenden daha faz- insanların hâkimi yapan ve içinde larıyla ilgili nakilleri yaklaşık ya da lasını elde edecekti. bulunduğumuz memleketi müba- tahmini veriler olarak değerlendir- rek kılan Allah’a hamdolsun. Ku- mek gerekir. Buna göre Hz. Hatice Kervan Mekke’ye döndükten reyş’ten kim kardeşimin oğlu Mu- Hz. Peygamber’den daha büyük ol- sonra arkadaşı Nefîse, “Beni gizlice hammed b. Abdullah’la tartılsa, makla birlikte dünyaya 6 çocuk ge- ona göndersen de onunla evlenme- muhakkak soy-sopça, akıl ve fazi- tirebilecek bir yaşta olduğunu söy- ni kendisine bildirsem” deyince Hz. letçe ona üstün tutulur. Kendisiyle lemek mümkündür. Hatice izin verdi. Böylece Nefîse, kim tartılsa ondan ağır gelir. Malı Hz. Peygamber evlendikten son- Hz. Peygamber’e evlilik konusunu az olsa da, mal değişken bir rızık ra Hz. Hatice’nin evine yerleşti. Bir- açıp Hz. Hatice ile evlenmesini tek- ve yok olacak bir gölgedir. O, Hati- birlerine duydukları sevgi ve saygı lif etti. Hz. Peygamber önce tered- ce binti Huveylid’le evlenmeyi ar- ile mutlu bir hayat yaşadılar. düt etmişse de durumu amcası Ebu zu etmektedir. Aynı şekilde Hatice Hz. Hatice, Allah Elçisi’nin ilk Talib’e açarak onun muvafakatini de, onunla evlenmeyi istiyor. İstedi- de aldıktan sonra talip olacaktı. ğiniz mihri malımdan veriyorum. 40 DERİN TARİH / 2016 OCAK

İslam Tarihi peygamberlik sürecinde ve son- sağlarsın, misafiri ağırlarsın, iyi iş- keşke genç olsaydım! Kavmin seni rasında her zaman ona destek ol- lerde karşılaşılan sıkıntıları aşma- (şehirden) çıkaracağı zaman keşke du. İslamın tebliğ sürecinde mane- ları için insanlara yardım edersin” hayatta olsam!” dedi. vi yardımının mahiyeti büyüktür. şeklinde karşılık verdi. Hz. Âişe, vahyin başlangıç sürecin- Bunun üzerine Hz. Peygamber, de Hz. Hatice’nin tutumunu şöyle Müslümanların ilki “Beni yurdumdan mı çıkaracak- anlatır: lar?” diye sordu. O da, “Evet. Se- Hz. Hatice, Hz. Peygamber’i ya- nin getirdiğin gibi bir şey getirmiş “Allah’ın Elçisi’nin vahiy baş- nına alıp amcasının oğlu Varaka b. herkes bu düşmanlığa uğramıştır. langıcı, uykuda doğru rüya (rüyâ-ı Nevfel’e götürdü. Varaka, cahiliye Eğer senin davet günlerine yetişir- sâdıka) görmesiyle olmuştur. Her döneminde Hıristiyanlığa girmiş sem, sana elimden gelen yardımı rüyası sabah aydınlığı gibi gerçek- bir kimseydi. İyice yaşlandığından yaparım” dedi. Ancak çok geçme- leşirdi. Sonra ona yalnızlık sevdi- gözleri görmüyordu. Hatice Vara- den  Varaka  vefat etti (Buhârî, “Be- rildi. Artık Hirâ Dağı’ndaki mağa- ka’ya, “Amcamın oğlu! Dinle bak, dü’l-vahy”, 1). ra içinde yalnızlığa çekilip orada kardeşinin oğlu ne söylüyor” dedi. geceler boyu ailesine gitmeden tek Varaka, “Ne var kardeşimin oğlu?” Hz. Âişe’nin de dediği gibi, başına ibadet ederdi. Bunun için ya- diye sorunca Resulullah gördüğü “Şüphesiz ki ilk Müslüman olan nında yiyecek de götürürdü. Sonra şeyleri kendisine haber verdi. Bu- kimse Hatice’dir”. yine Hatice’nin yanına dönüp yiye- nun üzerine Varaka, “Bu gördüğün, cek alırdı. Bir gün Hirâ mağarasın- Allah’ın Musa’ya gönderdiği Nâ- Hz. Peygamber’le Hz. Hatice’nin dayken vahiy geldi.” mus-i Ekber’dir [Büyük Vahiy]. Ah dört kızları ve iki oğulları dünyaya geldi. Kızları Zeyneb, Rukiye, Üm- O gün yaşananları bu defa Hz. TAVSIYELERINI mü Külsûm ve Fatma’dır. Zeyneb Peygamber’den dinleyelim: ÖNEMSERDI cahiliye döneminde teyzesinin oğ- lu Ebü’l-Âs ile evlenmişti. Kocası, “O zaman Melek beni alıp taka- Bir gün Hz. Peygamber’e (sav) Müslüman olan Hz. Zeyneb’in hic- tim kesilinceye kadar sıktı. Sonra biraz et hediye edildi. Etin bir ret etmesine izin vermedi. Müşrik- beni bırakıp yine, “İkrâ” dedi. Ben kısmını alarak getirene verip, “Bunu lerle birlikte Bedir Savaşı’na katılan ona, “okuma bilmem” dedim. Yine filancaya götür” dedi. Hz. Âişe, Hz. ve Müslümanlara esir düşen Ebü’l- beni alıp tekrar takatim kesilince- Peygamber’e, “Niçin ona gönder- Âs, Hz. Zeyneb’i göndermesi şartıy- ye kadar sıktı. Sonra beni bırakıp din?” diye sorunca “Çünkü Hatice la serbest bırakıldı. Bunun üzerine “İkrâ” dedi. Ben yine, “okuma bil- böyle tavsiye etti” cevabını verdi. Mekke’ye giderek Hz. Zeyneb’i aile- mem” dedim. Nihayet beni alıp Hz. Âişe Hz. Peygamber’in bu tavrını sinin yanına gönderdi. Sonraki yıl- üçüncü defa sıktı. Sonra beni bıra- kıskanarak, “Sanki dünyada Hati- larda o da Müslüman olup Medi- kıp, “Yaradan Rabbinin adıyla oku. ce’den başka kadın yok” diye mırıl- ne’ye hicret edecektir. O insanı yapışkan bir kan pıhtısın- danınca buna kızarak ayağa kalktı, dan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz ke- biraz durdu, sonra geri döndü. O Rukiye ve Ümmü Külsûm, Hz. rem sahibidir ki O, kalemle (yazı anda birdenbire Hz. Âişe’nin annesi Peygamber’in amcası Ebu Le- yazmayı) öğretendir. İnsana bilme- Ümmü Rumân göründü: “Ey Allah’ın diğini O öğretti” (Alâk, 1-5) dedi.” Resûlü! Âişe’yle aranızda ne var? O » Hz. Fatıma’nın daha gençtir. Davranışlarını hoş- Bunun üzerine Resulullah kor- görüyle karşılamanı rica ediyorum” (ra) duvağı kudan yüreği titreyerek döndü ve dedi. Bunun üzerine Resulullah, hanımı Hatice bt. Huveylid’in yanı- Âişe’nin avurdundan (yanağın ağız na giderek, “Beni sarıp örtün, beni boşluğu hizasına gelen bölümü) sarıp örtün” dedi. Onlar da üzerini tutarak şöyle dedi: “Sanki dünyada örtüp yatırdılar. Nihayet korkusu Hatice’den başka bir kadın yok, de- geçti. Sonra başından geçenleri eşi- din değil mi? Allah’a yemin olsun ki, ne anlatarak, “Kendimden endişe senin kavmin inkâr ettiği zaman, o ettim” dedi. Hatice ise, “Öyle deme! bana iman etti. Ona benden çocuk Allah’a yemin ederim ki, Allah hiç- verildi. Oysa siz bundan mahrum bir vakit seni utandırmaz. Çünkü edildiniz.” sen akrabana bakarsın, işini gör- mekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin, yoksula kazanç kapısı 2016 OCAK / DERİN TARİH 41

» Âlemlere ibret hane-i saadet İstese en ihtişamlı kral, en zengin tüccar olarak yaşamak varken ümmetine misal olacak şekilde mütevazı hayatı seçmişti. Efendimiz’in (sav) hane-i saadetleri (temsili). heb’in iki oğluyla nikâhlanmış- Fâtıma hariç Hz. Peygamber’in bü- - Büyük bir iş! Bu gencin kim ol- lardı. Ancak Ebu Leheb, Hz. Pey- tün çocukları kendisinden önce duğunu biliyor musun? gamber’e kızdığı için iki oğluna vefat etmiştir. baskı yaparak onlardan ayrılmala- - Hayır! rını sağlamış; böylece ikisi de evli- Afîf el-Kindî adlı zat şöyle bir ha- - Bu yeğenim Muhammed b. Ab- lik gerçekleşmeden ayrılmışlardı. tırasını anlatır: dullah’tır. Bundan sonra Rukiye, Hz. Osman’la - Pekiyi, şu gencin kim olduğunu (ra) evlenerek onunla birlikte Ha- Cahiliye döneminde Mekke’ye biliyor musun? beşistan hicretine katıldı. Bir sü- gitmiştim. Ailem için Mekke’den - Hayır! re sonra oradan Mekke’ye dönerek elbise ve koku satın almak istiyor- - O da yeğenim Ali b. Ebî Tâlib’tir. Medine’ye hicret etti. dum. Abbâs b. Abdülmuttalib’e mi- - Pekiyi, bu kadının kim olduğu- safir oldum. Güneşin yükseldiği bir nu biliyor musun? Bedir Savaşı sırasında hastala- vakitte Abbâs’ın yanında bulundu- - Hayır, bilmiyorum! nan Rukiye, Hz. Peygamber dönüş ğum bir sırada Kâbe’yi seyre dal- - O da yeğenim Muhammed’in yolundayken vefat etti. Rukiye’nin mıştım. O anda bir genç geldi ve eşi Hatice bt. Huveylid’dir. Şüphe- vefatından sonra Hz. Peygamber, Kâbe’ye yaklaştı. Başını kaldırıp siz ki, gördüğün şu yeğenim bize diğer kızı Ümmü Külsûm’u Hz. Os- gökyüzüne baktı ve sonra ayakta Rabbinin göklerin ve yerin Rabbi man ile evlendirmişti. Ne var ki durmuş vaziyette Kâbe’ye yöneldi. olduğunu, kendisine üzerinde bu- Ümmü Külsûm da babası hayat- O esnada başka bir genç geldi ve o lunduğu dini emrettiğini söylüyor. tayken vefat edecekti. Hz. Peygam- da onun sağında durdu. Çok geçme- Allah’a yemin olsun ki, yeryüzünde ber’in en küçük kızı Hz. Fâtıma ise mişti ki, bir kadın geldi ve o da ar- şu üç kişinden başka bu dine tabi Medine’ye hicretten sonra Hz. Ali’y- kalarında durdu. Genç adam eği- olmuş kimseyi bilmiyorum. le (ra) evlendi. lince diğer genç de eğildi, derken kadın da eğildi. Genç adam doğru- Hz. Hatice’nin Kâsım ve Abdullah lunca ardından diğer genç de doğ- adında iki de oğlu dünyaya gelmiş- ruldu, derken kadın da doğruldu. ti. Bunlardan Kâsım’ın lakabı Tâhir, Daha sonra genç adam eğilip secde- Abdullah’ınki Tayyib idi. Tayyib, İs- ye gitti, öbür genç de secdeye gitti. lamiyet geldikten sonra dünyaya Arkasından kadın da secdeye gitti. geldiği için bu şekilde isimlendi- Ben, “Ey Abbâs! Büyük bir işe şahit rilmişti. Kendisinden yaklaşık 6 ay oluyorum” dediğimde, Abbâs şöyle sonra hayata gözlerini yuman Hz. dedi: 42 DERİN TARİH / 2016 OCAK

İslam Tarihi Müşriklere birlikte direndiler zan’da (19 Nisan 620) 65 yaşınday- ramda bulununca, Hz. Âişe bunun ken vefat etti ve Mekke’de Hacun sebebini sorar. Bunun üzerine Hz. Hz. Hatice, yeğeni Hâkim b. Hi- denen yere defnedildi. Peygamber, “Bu kadın Hatice’nin zam tarafından kendisine hediye yanına çok geliyordu. Eski dostlara edilen Zeyd b. Harise adlı köleyi Hz. Vefat ettiği sırada Mekkeli müş- ikram imandandır” diyerek karşı- Peygamber’e hediye etmişti. Hz. riklerin ambargosu yeni bitmişti. lık verir. Peygamber’in fevkalade değer ver- Bütün sıkıntılara rağmen sabırla diği Zeyd’in babası ve amcası Mek- direnerek müşriklerin planlarını Hz. Peygamber bir görüşmelerin- ke’ye gelen hacılardan onun yerini işlevsiz hale getirmişlerdi. Ancak de Hz. Cebrail’in (a) şöyle dediğini öğrenince kurtulmalık bedelini (di- ambargodan birkaç ay sonra Hz. anlatır: yet) yanlarına alarak Mekke’ye gel- Peygamber’in amcası ve sevgili diler. eşi vefat edince Allah’ın Elçisi, iki “Ey Allah’ın Resulü! Şu gelen Ha- önemli destekçisinden mahrum tice’dir, yanında katık (yiyecek veya Hz. Peygamber’e bedelini öde- kalmış oldu. içecek) vardır. Sana geldiğinde ona mek şartıyla onu alıp ailesinin ya- Rabbinden ve benden selam söyle nına götürmek istediler. Ancak Hz. Hatice’nin yeğeni Hâkim b. ve cennette kendisi için, içerisinde Zeyd onlarla gitmeyi reddetti. Bu- Hizam, onun vefatıyla ilgili olarak ne gürültü patırtı, ne de yorgunluk nun üzerine Hz. Peygamber onu şunları anlatır: bulunan altından bir köşkü müjde- azat ederek evlat edindi. O da evin le” (Müslim, “Fedâilu’s-Sahâbe”, 71). bir ferdi olarak ilk Müslümanlar “Hatice bt. Huveylid nübüvvetin arasında yer aldı. 10. senesinde Ramazan ayında 65 Bir defasında Hz. Âişe kendisini yaşındayken vefat etti. Cenazesi- kastederek: Müşriklerin Hz. Peygamber’i ni evinden alıp Hacun’a defnettik. terk etmeleri için Hâşimoğullarına Kabre inip de onu defneden Resu- “Ey Allah’ın Elçisi! Allah sana uyguladıkları sosyal ve ekonomik lullah oldu. O sırada henüz cenaze Hatice’den daha gencini, daha gü- boykot sırasında Hz. Hatice malıyla namazı farz kılınmamıştı.” zelini ve daha hayırlısını nasip et- ambargo altındaki insanlara yar- medi mi?” deyince Hz. Peygamber dım etti. Varlığının tamamını üç Hâkim Hizam’a bunun ne za- şöyle demiştir: yıl süren ambargo sırasında harca- man olduğu sorulunca, “Hicretten dı. Hz. Hatice de eşi ve çocuklarıy- üç sene kadar önce, Haşimoğulları- “Hayır! Allah bana ondan daha la birlikte Ebu Tâlib’in akrabalarını nın bulundukları mahalden çıkma- hayırlısını nasip etmedi. Herkes be- topladığı yerde diğer insanlarla bir- larından kısa bir süre sonra oldu” nim peygamberliğimi inkâr eder- likte büyük sıkıntılar yaşadı. dedi. ken, o beni onayladı. Herkes be- ni yalancılıkla suçlarken, o beni Hz. Hatice, -Hz. Peygamber’in Hz. Peygamber, vefatından çok doğruladı. Kimse bana bir şey ver- amcası Ebu Tâlib’le aynı yıl- pey- sonraları bile Hatice validemizi ha- mezken, o malını mülkünü benim gamberliğin 10. yılında, 10 Rama- tırladığında duygulanır, onun arka- emrime verdi. Diğer kadınlardan daşlarını gördüğünde Hz. Hatice’ye çocuğum olmadığı halde Allah ba- duyduğu sevginin bir ifadesi olarak na ondan çocuk ihsan etti.” onlarla ilgilenir, hal ve hatırlarını sorardı. Hz. Peygamber, kendisine say- gıda kusur etmeyen, hiçbir fe- Bir gün Hz. Peygamber’in yanı- dakârlığı esirgemeyen ve üzerine na siyahî bir kadın gelir. Hz. Pey- şefkatle titreyen Hz. Hatice’yi ha- gamber ona güler yüz gösterip ik- yatı boyunca daima hayırla yâd et- ti. O, şahsiyeti, cömertliği ve yüce gönüllülüğüyle Hz. Muhammed’e hayırlı bir eş olduğu gibi bütün Müslümanlara da mükemmel ör- nek oldu. » Türbe düşmanları Adnan Demircan Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi İlahiyat Resulullah’ın (sav) yol arkadaşı, vefakâr Fakültesi Öğretim Üyesi. hanımı Hz. Hatice validemizin (ra) Mekke’deki Cennetü’l-Mualla’da bulunan türbe-i şerifleri. 1926’da Suudlar tarafından yıkılmıştır. 2016 OCAK / DERİN TARİH 43

BEDIÜZZAMAN SAID NURSI’NIN “MAHREM” RISALESI TARİH ATLASI Barla günlerinde Çam Dağı’nda telif edilen ilk risaleler arasında biri vardır ki,“mahremdir” kaydıyla gizli tutulmuş, Bediüzzaman’ın en has dairedeki talebelerine inkılapların asıl çehresini ve inkılabı yapan zındıka ve ilhad, dinsizlik komitesinin üç menhus şahsının içyüzünü olanca çıplaklığıyla teşhis ve teşrih etmek istemiştir. MUSTAFA ARMAĞAN direniş ruhu tütmekte olduğunu, me- Yaşayışı derseniz yine kopuktu ça- deniyetimizin, İstiklal Marşı’nda ifade- ğından. “Zamane” olmaya hiç özenme- » Araştırmacı-Yazar sini bulan “en son ocak” olma vasfını yen bu asil ruh, pertevini sırtlandığı korumak uğruna sadece içinde bulun- kadim devirlerin hamalı olarak cüm- Zamanını şaşırmış bir fikirden duğu nesil adına değil, gelecek nesiller le cemiyetin teveccüh gösterdiklerine daha tehlikeli bir silah yoktur. adına da bu manidar red tavrını takın- adeta iğrenerek bakıyor, kimselerin dığını görmemiz önemli. tenezzül buyurmadığı basit bir haya- 1960 Mart’ında diyar-ı ahirete göç ta yelken açıyor, kanaat ederek, hat- eden Bediüzzaman Said Nursi’nin ha- Neden bu radikal red tavrını takın- ta bundan zevk alarak, haz duyarak, yatında Latin harfleriyle tek bir kelime dığını ve ömrü boyunca neden onu ıs- vazife şuuruyle zamanlar arasındaki yazmamış ve okumamış olması harf is- rarla takip ettiğini görmek için birkaç serbestiyet atına binerek tayeran edi- tilasına uğramış beyinler olarak bizim merdiven daha çıkmamız gerekir. Pi- yordu. Ne de olsa ‘hür adam’dı. Ama için hangi anlama gelmektedir? Mev- ramidin tepesi aşağıdan görülmez zira. hakiki mânâda… zimizde karşılığı bulunmakta mıdır? Hayıflanarak ‘Keşke direnen bir tara- Kılık kıyafeti Şarktan İstanbul’a Van’dan onu Barla’ya getirecek jan- fımız kalabilseydi onun gibi’ dediğim henüz geldiği Meşrutiyet evvelinde darma komutanının ‘kaçma’ teklifini çok olmuştur. Hele ikametgâhına ge- bile tuhaf karşılanıyordu ve Tahir bunun için reddetmişti ve özgürlüğün len mahkeme evraklarını imzalamayıp Paşa’nın Mabeyne yazdığı mektupta canını kurtarmakta değil, kendi canı ümmiler gibi parmak basmayı tercih gördüğümüz gibi ulema kisvesinde eza ve cefa görse de başka canları, baş- etmesi üzerinde çok düşünmüşümdür. değil, talebe kıyafetinde bulunmayı ka ruhları asıl korkunç eza ve cefadan, Ne yapmak istiyordu? Ve neden böyle tercih ediyordu. cehennem azabından kurtarmakta ol- yapıyordu? duğunun ve özgürlüğün başıboşluk, Dili, üslubu, yazı tekniği, kelime da- sergerdelik değil, ilahi iradenin rota- Öğrenemediği için değil herhalde. ğarcığı zamanını şaşırmış bir ok gibi sına girmekten geçtiğinin has idraki Lugatleri ezberleyen müthiş hafıza 29 tozlu tabakaları dele dele geçerek as- içindeydi. harften mi esirgeyecekti enerjisini. Ha- rımızın paslı dimağına giriyor, hayır yır, öğrenmedi, bile isteye. Burada bir girmiyor, adeta zorlanarak ruhlarımı- Bunun için değil miydi 1922 An- za ve zihinlerimize örülmüş duvarları, kara’sından iradesiyle ayrılıp Anado- surları kıra kıra ilerliyordu. 44 DERİN TARİH / 2016 OCAK

lu’nun ücra bir köşesine çekilerek za- manın boşalmakta olan frenlerine ayar vermeye, onu tamirhaneye çekmeye ve yeniden yola revan olması için hâzık bir hekim gibi reçete vermeye girişme- si? Yalnız o reçeteyi hastanın eline tu- tuşturup başından savmamış, reçete- sindeki ilaçları önce kendi bünyesinde tecrübe etmiş, Asr-ı Saadet’ten damıt- tığı konsantre formüller halinde haya- tının geçtiği coğrafyaya iz taşları gibi bırakmış, yanlış bir tedavinin mahva sürüklemekte olduğunu gördüğü ce- miyet karşısında Kur’anî tiryakilerini özenle hazırlamıştı. Terör yılları 1920’lerin ortasındayız. Lozan’da Osmanlı’yı tasfiye üzerinde anlaşmaya vardığı güçlerce devletinin kuruluş beratı eline tutuşturulmuş olan Mustafa Kemal ile İsmet Paşa yedeklerine Mare- şali alarak Türkiye Cum- huriyeti’ni kuracak ve “Halifeli Cumhuriyet” sadece beş ay yaşa- yacak, hanedan yurt dışına sürüldükten » “İnnâ A’tayna Risalesi”nden bir sayfa. sonra inkılaplar sal- gını başlayacaktı. Burada tekraren vurgulamak iste- diğimiz husus, Lo- riyet, Batı’ya taahhüt Hilafetin kaldırılmasını şapka ve ettiği sözleri peş peşe yü- kılık-kıyafet inkılabı, Şer’i mahkeme- zan’ın Hilafet kal- rürlüğe sokmak için bir lerin kaldırılması, Medeni Kanun’un yıl sonra Takrir-i Sükûn İsviçre’den aynen tercümesi, ilk hey- dırılmadan İngiliz Kanunu’nu çıkarıp itiraz kellerin dikilmesi, tasnif dışı bırakıl- edenler ve edebilecek- ma kılıfı altında camilerin kapatılıp hükümeti ve Kralı lerin kellesini almakla satılması, yıkılması, Arapça ve Farsça tehdit edecek, inkılaplar dersleri ile din derslerinin müfredattan tarafından onay- bir terör ve dehşet or- kaldırılması, göstermelik olarak kuru- lan İmam Hatiplerin birkaç yıl içinde lanmamış olduğu tamında icra-i faaliyete kapanması, nihayet 1928 yılında Latin konulacaktır. (Bu bir sır harflerinin getirilip Arap harflerinin gerçeğidir. Dolayı- değil. Nutuk’un yazarı yasaklanması adımları takip edecektir. son sayfalarda inkılap- sıyla Hilafetin kal- lar ile Takrir-i Sükûn Böylece Türkiye sadece üç yıl için- terörünün nasıl denk de Osmanlı-İslam karakterini büyük dırılma sözünün bu getirildiğini nasılsa ağ- ölçüde kaybedeceği vahim bir sürecin zından kaçırmıştır.) içine itilecektir. Avrupa ve ABD kronolojik eşdüşme üzerinden gidilerek Lozan’da verilmiş olduğunu rahatlık- » Bediüzzaman la söyleyebiliriz. Said Nursî 1924 Mart’ında Hilafet yükünden kurtulan Cumhu- 2016 OCAK / DERİN TARİH 45

TARİH ATLASI MUSTAFA ARMAĞAN » Tefekkürün adresi edildiklerini tabii ki bilemezlerdi. Barla günlerinde Çam Dağı’nda telif Tam bir tecrit hayatı yaşadığı gün- edilen ilk risaleler arasında biri var- Bediüzzaman Said Nursî’nin Barla’da dır ki, “mahremdir” kaydıyla gizli tu- kaldığı zamanlarda yaşadığı ev. lerde başlayan Risale-i Nur’u telif süre- tulmuş, en has dairedeki talebelerine Önündeki çınar ağacının dalları cinde yanına kimse yaklaştırılmayınca inkılapların asıl çehresini ve inkılabı arasında yapılan kulübecik istirahat, kendi el yazısıyla yazdığı risaleleri Çam yapan zındıka ve ilhad, dinsizlik ko- vazife-i tefekküriye ve ubudiyet için Dağı’nda ağaç kovuklarına gizleyerek mitesinin üç menhus şahsının içyüzü- müsait bir menzil olmuştur. talebelerinin almalarını sağlamak ve nü olanca çıplaklığıyla teşhis ve teşrih böylece elle çoğaltarak neşrettirmek etmek istemiştir. gazeteleri inkılaplar karşısında duy- gibi, Carter Findley’in ifadesiyle 20. dukları memnuniyeti aferinlerle karşı- asırda benzeri görülmemiş bir elle ço- Risale-i Nur Külliyatının 5. Şua larken içerideki bütün muhalefet odak- ğaltma (aydınlanma) girişimine tanık- gibi bazı parçalarında işaretleri veri- larının kanlı bir şekilde susturulduğu, lık edecek ve yanına girmeye muvaffak len bu teşhis ve teşrih girişimi, Sırr-ı bastırıldığı, idam sehpalarının altında- olan talebeleri aracılığıyla devam eden İnna A’taynâ adını verdiği risalede ve ki kan gölünde boğdurulduğu bir süreç telif süreci binlerce sayfalık bir külliyat zeylinde olanca berraklığıyla vurgu- yaşanacaktır. şeklinde meyvesini verecekti. lanmış ve neden bu direnişin bir ömür sürdüğünün en veciz beyanlarından İşte bu eza ve cefa dolu süreci bir de Deccal kim? biri olmuştur. tek başına kendi nefsinde tecrübe et- miş bir insan, tam her şey yoluna girdi Said Nursi Barla hayatından iti- İslamiyetin efsununu bitirmeye denildiği bir sırada Türkiye kadifesinin baren çeşitli vesilelerle dinsizlik, zın- (disenchantment), Kur’an’ın nurunu havını tersine tarayacak ve bambaşka dıklık, Deccaliyet, Süfyaniyet, Mason söndürmeye kalkan Deccaleyn (İki bir Türkiye’nin mümkün olduğunu komitesi vs. adlarıyla belirttiği “Avru- Deccal) ve Süfyani bu risalede Musta- göstermeye soyunacaktır. pa’nın mimsiz medeniyeti”nden esen fa Kemal, İsmet İnönü ve Fevzi Çak- dinsizlik ve Kur’an’ın nurunu söndür- mak olarak karşımıza bir komite kılı- İşte bu ahval ve şerait dahilinde o me dalgasına karşı bir dalgakıran ima- ğında çıkmakta ve cifr ilmi yardımıyla tek kişiyi, Bediüzzaman Said Nursi’yi line girişir sabırla. Duasıyla direnir, onların icraatının Kur’an-ı Kerim’in Barla’ya getiren masum jandarmalar eseriyle direnir, hafızasıyla direnir, Kevser Sûresi’ndeki bir sırra binaen aslında hangi büyük hizmete memur bizzat bedeniyle direnir. Ruhu zaten içyüzleri ortaya konulmaktadır. ezelden pusatlıdır. Öyleyse: Mücadele! Risale özetle cifr ilminden yola çı- karak yakın dönemin önemli kişilik- leri hakkında ve “zındıka komitesi” aleyhine yapılan bir değerlendirmedir. Kevser Sûresi’nde Efendimiz (sav) hakkında oğlu olmadığı için soyu ke- sik (ebter) diye sataşılmasına karşılık “Asıl soyu kesik olan, sana buğzeden kimsedir” buyurulmaktaydı. Bediüz- zaman ise aynı cevap formunu 1400 yıl öncesinden dönemine getirmek- te ve İslamiyetin soyunu bitirmek isteyenlere karşı Kur’an-ı Kerim’i konuşturarak “Asıl, Müslümanlığın aleyhine çalışanların soyu kesiktir” müjdesini vermektedir. Böylece bir ayetin tefsirinden Cumhuriyet’le girilen yolun kangreni- ne izah devşirmekte, daralan kalpleri ferahlatmakta ve İslamın “istikbalin en gür sedası” olacağına dair imanla- rını canlandırmaktadır. Peki risalenin metninde neler var? İsterseniz önce bırakalım risale- 46 DERİN TARİH / 2016 OCAK

yi ilk okuyanlardan talebesi Ahmed » ‘Çatla Sodom-Gomore, hakîkat gizlenmiş.” Hüsrev (Altınbaşak) bize heyecanını Bediüzzaman Said Nursi’nin aksettirsin: patla Bizans ve Roma!’ Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Celal 1928-29’lardaki “heyecanlı tevilleri”, “Evet bu risâle, Cenâb-ı Hakk’ın Bayar ve İsmet İnönü trenle seyahat M. Kemal, İsmet İnönü ve Fevzi Çak- istikbâlde bu ümmete va’d ettiği güne- ederken. mak’ın şahıslarının adlarını vererek şin tulû’una intizârımızı teşdîd etmek- mutlak istibdadın içyüzünü anlattığı le (doğuşunu bekleyişimizi artırmakla) “hem tevil, hem de tefsir lâzımdır” di- ve geleceğe dair öngörülerde bulundu- kalmadığı gibi, bir taraftan içindeki yerek talebelerini uyarmak ihtiyacını ğu bu sırlı risalesi çok tartışılan Sultan hakîkate bizi meftûn ediyor. Ve diğer duyar: II. Abdülhamid ile ilişkisine de ışık taraftan, acabâ fezâsı zulmet bulut- tutmakta ve Cumhuriyet’in ilk yılla- larıyla dolu olan bu âlemin, o güneş “Onun için, Sırr-ı İnnâ A’taynâ’yı rında o döneme daha geniş bir açıdan neresinden ve ne sûretle doğacak ve ne herkes birden anlamaz. Hem şahsî baktığını da ortaya sermektedir. Buna şekilde bu zulmet ve âfet saçan bulut- isimleri böyle mesâil-i ilmiyeye (ilmî göre meşrutiyet ve hürriyet görüntüsü ları dağıtacak diye tahayyül ederken; bahislere) girmemek lâzım olduğun- altındaki 1908-1909 hareketi gerçekte ikinci feyyâz, bir diğer zeyl, o güneşin dan, o risâle hatta 13 seneden beri “Mason komitesinin hürriyet perdesi vaktini ta’yîn etmekle bizi pek büyük elime geçmediğinde isâbet var; kar- altında hilâfet-i İslâmiyeyi kaldırmak bir bâr-ı sakîlden (ağır yükten) kur- deşlerim dahî onu merâk etmesinler. teşebbüsü”dür. Velhasıl neresinden ba- tarmış ve senelerden beri almak iste- Biri eğer çok merâk etse, o ‘Sırr-ı İnnâ karsanız bakın, yakın tarihimizle ilgili diğimiz hâlde alamadığımız derin bir A’taynâ’nın başında şimdiki ‘Sâniyen’ çarpıcı bilgiler içeren eser karşımızda- nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.” ile başlayan fıkrayı ve ‘Lâhika’da ge- ki. Dahası, kapağı yeni açılıyor. Üze- (Barla Lahikası). çen aynı mes’eleye dâir fıkrayı okumak rinde ciddiyetle durmaya değmez mi? lâzımdır, yoksa hiç bakmasın. O İkin- 1928-29’larda yazıldığı tespit edi- ci Harb-i Umûmî ve o dehşetli şahsın Bu sayıda hediye olarak verdiğimiz len “Sırr-ı İnnâ A’taynâ Risalesi”nde dünyâdan gitmesiyle ve şimdi de onun Risalenin tarihe bakan yönüyle ilgili- Reisicumhur M. Kemal’in ölümü ön- mesleği geri çekilmesi ve bir kısmı o yiz. Ama Kur’an sadece tarihe, tarih- görülürken (“İslâmiyete darbe vu- mesleğin aksine din lehinde resmen teki fani şahıslara takılıp kalmayacağı- ranların başlarında öyle müdhiş bir çalışması ve ehl-i îmânın istibdâd-ı na göre mesele umumidir ve geleceğe patlayış olacak ki, kıyâmete kadar mutlakadan bir derece kurtulması ve de bakar. Sırr-ı İnna A’taynâ’yı niçin unutulmayacak”), akabinde patlayan az bir te’vîl ile o risâleciğin verdikleri yazdığını yine aynı risalede şöyle dile 2. Dünya Savaşı’nın bu defa “Mimsiz haber aynı târihlerde vukû’ bulması, getirirken meselesinin gayri şahsi oldu- medeniyet” adını verdiği Batı’nın başı- o sûrenin bir lem’a-i i’câzıdır. Fakat ğunu vurgulamaktadır: na semâvî bir tokat indirdiğini seneler heyecânlı te’vîllerim perde çekmişti, sonra Kastamonu Lahikası’nda söyle- “Bu sırr-ı gaybî, Kur’an-ı mu’ci- yecektir. zü’l-beyânın ihbar-ı gayb nev’indeki i’caz-ı Kur’anînin lemeâatındandır. ‘Hakikat gizlenmiş’ Kur’an’ın bir nükte-i icaziyesi için yaz- dım. Yoksa bu heriflerin bahsi ile vak- “Bir nûr göreceğiz” diye müjde ver- timi zayi etmezdim.” miştir ama ilk yazışında nurun siyasî sahada doğacağını zannetmiştir. Hal- buki bunun siyasette değil, memleke- tin en ziyade muhtâc olduğu îmânî ve İslâmî ve “hayât-ı ictimâiye-i İslâmiye dâiresinde Risâle-i Nûr’u göreceksiniz” demek olduğu sonradan ihtar edilmiş- tir. Dolayısıyla “İnnâ A’tayna Risale- si”ndeki gibi küfrün zulmünün biteceği ve nurun yeniden galebe çalacağı hak- kındaki çıkarımı sadece 1938 veya 1950 gibi dönüm noktalarıyla sınırlanamaz. Mesele umumi ve uzun vadelidir. Emirdağ Lahikası’nda ise bu risa- leyi herkesin anlamayacağını söyler, 2016 OCAK / DERİN TARİH 47

SURİYE’DE SADECE BAYIR-BUCAK DEĞİL KÖŞE BUCAK TÜRKMEN TUFAN GÜNDÜZ Dandanakan Savaşı’nda (1040) Tuğrul ve Çağrı Bey’in Türkmenleri, Gazne- [email protected] lilere karşı müthiş bir zafer kazan- ürkmen Dağı’ndan yükselen du- dıklarında İran’da Gazneliler manlar Türk kamuoyunu biraz- ve Büveyhoğulları hüküm sü- cık şaşırtmadı değil. Bulgaris- rüyordu. Sistan’da Saffarîle- tan’da, Yunanistan’da, Irak’ta rin, Azerbaycan’da Revva- soydaşlarımız vardı da, Suriye neyin nesiy- dîlerin gücü son derece di? Laf aramızda, Cumhurbaşkanı R. T. Er- sınırlıydı. Mazendaran doğan’ın (başbakanlık yıllarında) 2010’da bölgesindeki Al-i Ziyar Lübnan ziyareti sırasında Türk bayrakla- ve Bâvendilerin duru- rıyla onu karşılayan insanları görünce de mu pek de parlak de- çok şaşırmıştık. Hatta bu insanların gös- ğildi. teri amaçlı salonlara doldurulduğunu da sanmadık değil. Allah’tan kısa zamanda Selçuklular kı- anladık ki, onlar Lübnan’da kalan yetim- sa sürede bütün lerimizdi ve Beyrut’tan başka, Nananiye, İran’a hakim oldu- Duris, Şeymiye, Addus, Hadidiye, Al Kaa, lar. Ama bununla Kuvaşra gibi yerlerde hayatlarını sürdürü- kalmadılar; ön- yorlardı. Heyhat! Beyrut’ta sadece bir me- ce Azerbaycan zar kalmamıştı. Henüz o şoku atlatmış- Türkmenler ta- ken, şimdilerde Suriye Türkmenleri! rafından doldu- ruldu. Zağroslar Bir varmış, bir yokmuş tartışmaları sü- ile Karadeniz dağ- rüp giderken hiç olmazsa inandırıcı bir larının açtığı ge- isim telaffuz edildi: Bayır-Bucak Türkmen- dikten taşan Türk- leri. Ama bu defa bütün Suriye Türkmenle- menler Anadolu’ya ri haritada bile yeri zor bulunacak iki ilçe- girmeye başladılar ye indirgendi, küçültüldü, görünmez hale ve 1048’de Pasinler getirildi. Oysa her şey ne anlatıldığı kadar önlerinde Bizans or- basit; ne de gösterilmeye çalışıldığı gibi dusunu yendiler. küçüktü. Derinlerden gelen bir tarih; acı bir hatıra saklıyordu Suriye Türkmenleri. 1055’te Bağdat so- Antlaşmaların gölgesinde unutulup giden, kaklarında Türkmen as- pısırık politikalar yüzünden varlığından kerleri dolaşırken Abbasi kimsenin haberi olmadığı bir kitle. Hem de sınırın birkaç kilometre ötesinde. 48 DERİN TARİH / 2016 OCAK


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook