Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?

Published by uvdeveli, 2018-07-18 13:13:39

Description: Gazeteci Yazar Umut Veli Develi tarafından kaleme alınmış olan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun gerçekleştirdiği önemli konuşmalarından derlenmiştir.

Keywords: Kemal Kılıçdaroğlu,Umut Veli Develi,CHP

Search

Read the Text Version

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?madı. Yolsuzluk yaptığını Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğukişileri Anayasa Mahkemesinden kaçırdılar. Ve devam ediyor.“Kuvvetler ayrımı ilkesi hassasiyetle uygulanacaktır. Yasama, yü-rütme ve yargı güçleri arasında ve denge denetim sağlanacaktır”diyor. Tam tersi, bugün kuvvetlerin birliğinden söz ediliyor. Kuv-vetler ayrılığı ilkesi yok, demokrasi de şu anda oksijen çadırında. ERDOĞAN, İBN-İ HALDUN’UN KİTABINDAN TEK SATIR OKUSA ZATEN YASAKLAR Değerli arkadaşlarım, bir parti düşünün 2001’de kurulsun, birparti düşünün seçim bildirgesinde, bir parti düşünün kendi progra-mında demokrasiden söz etsin, şeffaflıktan söz etsin, ahlaktan sözetsin, kuvvetler ayrılığı ilkesinden söz etsin ve bugün 16’ncı yılınsonunda tam bir dikta yönetimi olarak ortaya çıksın. Demokrasininnereden nereye savrulduğunu, bir siyasal partinin nereden nereyesavrulduğunu herkesin bilmesi lazım. Bunlar zulümden hoşlanırlaradaletten değil. Ahlaksızlıktan hoşlanırlar, ahlaktan değil. İbn-iHaldun’dan bahsediyorlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin GenelBaşkanı İbn-i Haldun’dan bahsetmiş. Adım gibi eminim İbn-i Hal-dun’dan tek satır dahi okumamıştır, okusa İbn-i Haldun’un kitabınızaten yasaklar. İbn-i Haldun ne diyor? “İlme yasak koyanlar veyainsanları yalanla meşgul edenler aklın ve insanlığın en büyük düş-manıdır.” İbni Haldun bunu söylüyor, okusa yasaklar bunu. BENİM UMUDUM BU ÜLKENİN İNSANLARI Benim umudum sizsiniz, bu ülkenin insanları benim umudum;bu ülkenin insanlarıyla demokrasiyi güçlendireceğiz, bu ülkenin in-sanlarıyla yurdumuzda huzuru esas kılacağız, bu ülkenin insanla-rıyla barışı ve kardeşliği gerçekleştireceğiz, bu ülkenin insanlarıylaTürkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. O nedenle benim umu-dum bu ülkenin insanları. Nasıl Milli Kurtuluş Savaşını veriponurlu bir duruş sergilediysek, şimdi aynı savaşı demokrasi için ve-receğiz, güzellikler için vereceğiz, insan hakları için vereceğiz,mazlumlar için vereceğiz. Asla yolumuzdan dönmeyeceğiz. ŞU ANDA ADALET MAHKÛM Vatandaş eskiden adaleti mahkemelerde arardı, bir sorunu ol-duğu zaman giderdi mahkemeye. Şimdi, adaletin arandığı yer 49

Umut Veli DEVELİmahkemeler olmaktan süratle çıkıyor. Adaleti dağıtan hâkim siyasiotoriteden talimat alıyorsa, adaleti dağıtan hâkim kanunun açıkhükmüne rağmen kanunu uygulamıyorsa ve bildiğini okuyorsa ozaman bu ülkede adalet çökmüş demektir. Dedim ya devlet çöktü,çöken bir devlet yapısıyla karşı karşıyayız. Adalet çöktüyse oradadevlet yoktur, çünkü adalet mülkün temelidir, devletin temelidir.Adaleti alıp bir siyasi otoritenin, bir kişinin emrine verirseniz veönüne gelen sanıkla ilgili “Dur bakalım, bizim bey ne diyecek, one derse ona göre karar veririm” derse bu iş yürümez ve yürümü-yor. O nedenle adaletin de çöktüğünü hepimizin kabul etmesilazım. Şöyle bir özdeyiş var arkadaşlar, “adalet aradığımızda farkettik ki adalet hapisteki mahkûmlar kadar mahkûmdur.” Evet, şuanda adalet mahkûm arkadaşlar, bir kişinin iki dudağına hapsedil-miş bir adalet kavramı var. Adaletin olmadığı yerde ahlak da yok-tur, ahlakın olmadığı yerde adalet de yoktur. Bir milyonu aşkınmağdur aile yaratılmışsa ve sorgusuz sualsiz bunların tamamı alı-nıp hapislerde süründürülüyorsa, gücü olanın damadı çıkarılacak,gücü olmayan kanser hastasının hapishanede ölüme mahkûm edile-cek anlayışı adaleti yok eder. Geldiğimiz nokta budur. Benimgücüm var, adalet bana çalışmaz; ben istediğim şekilde istediğimkararı aldırırım ama gücüm yok, adalet arıyorum ama adaleti baş-kası dağıtıyor kendi tercihine göre, vicdana göre değil, hukukunüstünlüğüne göre değil. Nedir? Hukukun üstünlüğü değil, egemen-lerin üstünlüğü olduğu bir hukuk anlayışıyla karşı karşıyayız. GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR Şimdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar vermiş, diyor ki“Bir komisyon kuruldu. O komisyondan geçtikten sonra dilekçelerbize gelecek.” Yani sormadan edemiyorum. Ya arkadaşlar, siz Tür-kiye’de ne olup bittiğini bilmiyor musunuz? Hangi adaletten sözediyorsunuz? Hangi komisyondan söz ediyorsunuz? İnsanlar hapis-hanede can veriyor, ölüyor; tıka basa dolu hapishaneler, bakmıyor-lar, yerleri yurtları bile yok. Oraya üye atansın diye beş aybekledik. Geciken adalet, adalet değildir, onlara söylüyorum, geci-ken adalet, adalet değildir. Şu anda Türkiye’de yargı resmen ikti-darın tetikçiliği yapıyor. Bazı çevrelerin tetikçiliğini yapıyor.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuma düşmemeli. Eğer bu 50

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?konuma düşerse o kurum da saygınlığını yitirir. Her gün insanlarölüyor, adalet arıyorlar. “Efendim, komisyondan geçtikten sonrabiz buna bakarız.” Hangi komisyon? Komisyonun kuruluş gerek-çesi senin önüne dilekçeler erken gelmesin diye. Bu gerçeği hâlâbilmiyorlar mı, hâlâ öğrenemediler mi onlar? ADALET ARAYAN BÜTÜN MAĞDURLAR, BÜTÜN MAZLUMLAR İÇİN YÜRÜYORUM Soruyorlar neden bu yürüyüş? Bu soruyu sorana şunu sormakisterim: “Sen adaletten ne anlıyorsun, nedir senin için adalet? Birhaksızlığa uğradığın zaman mı adaletsizlikten söz edeceksin?Yoksa herhangi bir insan haksızlığa uğradığında hep birlikte ada-letsizlikten mi söz edeceğiz? Adaleti hep birlikte savunmak bizimortak görevimiz değil midir?” Bakın şunu söyleyeyim, şunu ifadeedeyim. Bütün peygamberler adaletten yana olmuştur, bütün pey-gamberler, evliyalar, enbiyalar adaleti savunmuştur. Adalet bukadar soylu bir kavramdır diyoruz. Ben kendim için yürümüyorum,ben adalet arayan bütün mağdurlar için yürüyorum, bütün mazlum-lar için yürüyorum. Kim adaletten şikayetçiyse, adalet istiyorsa,adalet beklentisi içindeyse ben onun yanındayım ve onun hakkınısonuna kadar savunacağım. Bu benim insanlık görevimdir. Adale-tin olmadığı bir yerde devlet yoktur. Adaletin olmadığı bir yerdeinsanlık yoktur. Adaletin olmadığı bir yerde hiç kimse yoktur. Hepberaber insanlık için, çocuklarımız için, torunlarımız için adaletisavunacağız. ADALET İÇİN KİMSEDEN İZİN ALINMAZ Diyorlar ki, “Adaleti niye yürüyerek arıyorsunuz?” Ama şunusöyleyemiyorlar, memlekette adalet var da biz onun için mi yürü-yoruz? Adalet olmadığı için yürüyoruz! Adalet olsa niye yürüye-lim? Adalet olsa hepimiz huzur içinde oluruz. Adalet olsa yüzümüzgüler. Adalet olsa adaletsizlikten şikayet etmeyiz. Adaletin olma-dığı bir yerde ne yapacağız? Yürüyoruz, haklarımızı arıyoruz.“Sivil itaatsizlik” diyorlar, “Neden izin almadılar…” Adaleti sa-vunmak için kimseden izin alınmaz. Adalet Allah’ın emridir. Buarada şunu da ifade etmek isterim değerli arkadaşlarım, yargınınadalet bağlamında ciddi bir ivme kaydettiğini biliyoruz. Adaleteolan güvenin süratle düştüğünü de görüyoruz. Bunu ben söylemi- 51

Umut Veli DEVELİyorum, yargı camiasının tepesinde olan saygıdeğer yargıçlar söylü-yorlar. Yargıyı yeniden ayağa kaldırmak, onurunu ve itibarını koru-mak bizden çok yargının görevidir. Eğer olmayan bir suçtan birkişi hâlâ hapisteyse, onu dışarı çıkarmak benim değil yargının gör-evidir. Adaleti sağlamak benim değil, yargının görevidir. Yargı ada-letli olduğu sürece, adalet dağıttığı sürece, vicdanıyla ve hukukunüstünlüğüyle hareket ettiği sürece biz adaleti ve adaleti dağıtanlarıbaş tacı etmek zorundayız. Çünkü adaletin olmadığı bir yerde dev-letin olmadığını hepimiz biliyoruz. BU ÜLKEYE ADALETİ YENİDEN GETİRECEĞİZ Bu bağlamda en üst yargı organlarından birisi olan AnayasaMahkemesine büyük görevler düşüyor. Anayasa Mahkemesi bu ül-kenin teminatıdır, tıpkı Yargıtay, Danıştay gibi. Adalet dağıtıla-caksa, dağıttığı adalet nedeniyle dünyada yankı uyandıracaksa, buyankıyı uyandırması gereken adaletsizliğin olduğu bir yerde adaletkurumudur ve onun başındaki yöneticilerdir, yani yargıçlardır. Bubağlamda Anayasa Mahkemesinin AİHM kararı çıkmadan önceadaleti dağıtması lazım. Artık görev büyük ölçüde yargının elinde-dir. Yargı adaleti dağıttığı sürece toplumda kaybettiği itibarı kısasüre içinde kazanacaktır ve hep birlikte emin olun adalet yerini bul-duğu zaman, hep birlikte şunu söyleyeceğiz: Bu ülkede adalet var-dır. Bunu şimdi söyleyemiyoruz, ama bu ülkede adaletin er geçgeleceğine yürekten inanıyorum. Hakkı da hukuku da adaleti de buülkeye getireceğiz. Eğer her birimiz, yani 80 milyon her birimiz,yani evlatlarımızla birlikte, babalarımız ve dedelerimizle birlikteadaleti hakkı ve hukuku savunduğumuz zaman, bu ülkeye er geçadalet de gelecektir, hak da gelecektir, hukuk da gelecektir. Sorungecikmesinde. Çünkü geciken adalet, en büyük adaletsizliktir.Masum insanların hapiste olması, bizim içimize sindiremediğimizbir tablodur. O açıdan yargıya büyük görevler düşüyor. UmarımAnayasa Mahkemesi kısa süre içinde, daha önce verdiği kararlarınarkasında durur ve kararını verir. Bu sadece bizim değil, bütün ay-dınların, bütün vicdan sahibi yurttaşların beklediği bir tablodur. Butabloyu bekliyoruz. 52

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? CHP GENEL BAŞKANIKEMAL KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ? ADALET YÜRÜYÜŞÜ 53

Umut Veli DEVELİAdalet Yürüyüşümüzün gerçekleştikten sonraki ilk grup toplantısında birlikteyiz. Bir not düştük dünya tarihine; sadece 80 milyona değil, dünyaya adaleti ve adaletinyüceliğini anlatmaya çalıştık. Bize “Yürüyemezsiniz” dediler, yü-rüdük. “Engel oluruz” dediler, engel olamadılar. Bir kişi diye baş-ladık, on binler, yüz binler ve milyonlarla bir toplantıyıgerçekleştirdik. Dünyanın en barışçıl eylemini yaptık. Taş attılar,provokasyon yaptılar, saldırı düzenlediler ama ne bir kişi, ne onkişi ne bin kişi ne on binler ne yüz binler asla ve asla provokasyonaizin vermedi. Bu kadar bilinçli, bu kadar yurtsever, bu kadar vatan-sever bir eylemi gerçekleştirmenin huzuru ve kıvancı içindeyim.Katılanlara yürekten ama yürekten selamlarımı, saygılarımı, mu-habbetlerimi gönderiyorum. BU YÜRÜYÜŞÜ NEDEN YAPTIK? Bu yürüyüşü niye yaptık? Saydım ama yine sayacağım. Bu yü-rüyüşü bu ülkenin mazlumları için yaptık. Hak arayan, adalet ara-yan, hukuk arayan mazlumlar için yaptık. Bu yürüyüşü adaletarayan hapisteki gazeteciler için yaptık. Bu yürüyüşü açlık grevin-deki Nuriye ve Semih kardeşimiz için yaptık. Bu yürüyüşü IŞİD’e,PKK’ya, DHKPC’ye, El Nusra’ya FETÖ’ye yani teröre karşı oldu-ğumuz için yaptık. Bu yürüyüşü taşerin işçilerin hakları, kadrohakları verilsin diye yaptık. Bu yürüyüşü emeklilikte yaşa takılan-lar için yaptık. Bu yürüyüşü hiçbir güvencesi olmayan geçici tarımişçileri için yaptık. Bu yürüyüşü malul sayılmayan gazilerimiz içinyaptık. Bu yürüyüşü dosyası kapatılan ama hâlâ adalet arayanMuhsin Yazıcıoğlu için yaptık. Bu yürüyüşü kanun hükmünde ka-rarnamelerle üniversitelerden atılan bilim insanları için yaptık. Buyürüyüşü Türkiye’nin en fakir kesimi olan orman köylüleri içinyaptık. Bu yürüyüşü hapisteki askeri öğrenciler için yaptık. Bu yü-rüyüşü hapisteki er ve erbaşlar için yaptık. Bu yürüyüşü 15 Tem-muz akşamı linç edilen, adalet arayan genç çocuklarımız içinyaptık. Bu yürüyüşü hapisteki milletvekilleri için yaptık. Bu yürü-yüşü FETÖ örgütünün darbe girişimine karşı canını veren 250 şe-hidimiz, 2193 gazimiz için yaptık. Bu yürüyüşümüzü şehitler vegaziler arasında hiçbir ayrım yapılmasın, ayrım yapan vatan haini-dir demek için yaptık. Bu yürüyüşü Gazi Meclisimizin elinden alı- 54

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?nan yetkilerin iadesi için yaptık. Bu yürüyüşümüzü gayrimeşru ilanettiğiniz anayasanın dünyaya tanıtılması için yaptık. Bu yürüyüşü-müzü yıllardır adalet arayan Madımak ve Başbağlar için yaptık. Buyürüyüşümüzü liyakat sistemi çöktü devlette, liyakat sistemi yeni-den gelsin diye yaptık. Bu yürüyüşümüzü son on beş yılda 13 kezçalışan KPSS sınavları ve üniversite sınavları için yaptık. Bu yürü-yüşümüzü Mavi Marmara’da şehit olan ve gazi olan arkadaşlarımıziçin yaptık. Bu yürüyüşümüzü korkudan sesini çıkaramayan, canve mal güvenliği olmayan iş dünyası için yaptık. Bu yürüyüşümüzüFETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıksın diye yaptık. HER KESİMDEN DESTEK ALDIK Bu yürüyüşümüze her siyasi görüşten, her yaştan insanımız ka-tıldı. 2 aylık çocuğu kucağıma aldım bu yürüyüşte, 90 yaşındaki ni-neyle birlikte yürüdüm. Yağmur altında, sis altında yürüdüm, güneşaltında yürüdüm ama yürüdüm, bu ülkenin insanları için yürüdüm.Bu ülkede huzur olsun, bereket olsun, bu ülkede hepimiz kardeşçeyaşayalım diye yürüdüm. Niçin yürüdüm? Adalet için yürüdüm,adalet, adalet, adalet… Nedir adalet? Rabb’ımın gönderdiği bütünpeygamberler, bütün evliyalar, bütün enbiyalar adalet için müca-dele etmişlerdir. Biz de onların yolundan adalet için mücadeleettik, onların yolundan yürüdük. HERKES ADALETE SUSAMIŞ Ülkeyi yöneten dedi ki “Efendim, sokaklarda adalet aranmaz.”Sokaklarda demokrasi aranıyor, demokrasi için mücadele ediliyor,250 şehidimiz var. Demokrasi niçin var? Devlet için var. Adaletyoksa devlet mi olur? Önce adalet, önce ahlak, önce inanç, öncekimlik… Bunların hepsi bir araya gelse bile adalet olmadan hiçbirşey olmuyor, adalet olacak. Adalet devletin temelidir, insanlığın te-melidir, ahlakın temelidir. Bunlar birbirlerini tamamlayan kavram-lardır. Herkes adalete susamış. Neden milyonlarca kişi yürüdü,neden milyonlarca kişi miting meydanlarına geldi? Adalete susa-mış bir toplumun aynasıydı orası, adalete susamış bir toplumun ay-nasıydı. “Bu ülkede niçin yürüyorsunuz adalet için sokaklarda?”diyorlar ama şu cümleyi kuramıyorlar: Kardeşim, bu ülkede adaletvar, niye yürüyorsunuz diyemiyorlar çünkü onlar da biliyorlar kibu ülkede adalet yok. 55

Umut Veli DEVELİ TOPLUM ADALETSİZLİKTEN ŞİKAYETÇİ Geçen gün bir buğday üreticisi telefon açtı “Efendim, biz deadalet istiyoruz” diye. Ne oldu dedim. Haberiniz yok mu? Yok, ha-berim var” dedi. Ne istiyor? Bakın, diyor ki “Dünyanın en pahalımazotunu bize satıyorlar. Traktöre mazot koyuyoruz, gidiyoruz.Beylerin yatlarına sıfır KDV, ÖTV ile mazot veriliyor, bizim trak-töre dünyaya en pahalı mazotu, KDV dahil, ÖTV dahil hepsi verili-yor” Sonra? “Tarım ilaçlarına, duymadınız mı, yüzde 20 zam geldison bir yılda” diyor. Başka? “Enflasyon yüzde 10-11, bize buğdaytaban fiyatı olarak ne verdiler? Ekmeklik buğday için yüzde 3, ma-karnalık buğday için sıfır. Bir de bu yetmedi, başka bir şey dahayaptılar. Buğday ithalatında gümrüğü sıfırladılar. Biz de adalet isti-yoruz\" Evet, çiftçi kardeşim, sen de adalet istiyorsun, sen adalet is-tiyorsan adalet isteyenlerin saflarına katılacaksın. Boy boy, omuzomuza birlikte mücadele edeceğiz. GÖRECEKSİNİZ, AHİRLERİ BERBAT OLACAK Her şeye tanık oldum ben ama bir şeye bu Hükümet dönemindetanık oldum. İlk kez bu hükümet döneminde ya görevine son veri-len veya herhangi bir nedenle haksızlığa uğrayan, kanun hükmündekararnamelerle haksızlığa uğrayan kişilerin adalete erişim hakkı kı-sıtlandı ve yok sayıldı arkadaşlar. En tipik örneği, vicdanları yara-layan en tipik örnek İbrahim Kaboğlu’dur. Dünya çapında biranayasa hukukçusu, sadece Türkiye üniversitelerinde değil yurt dı-şındaki üniversitelerde de ders veriyor Sayın İbrahim Kaboğlu.Görevine son verdiler, dava açacak “Açamazsın” diyor. “Bırakınyurt dışına gideyim, orada ders vereyim, orada para kazanayım.Ben insanım, yaşamam lazım.” Pasaportuna el koydular “Yok kar-deşim, yurt dışına da çıkamazsın.” Böyle bir adaletsizliği dünya ta-rihi yazmamıştır arkadaşlar. Bir bilim insanına bu kadar büyük biradaletsizliği dünya tarihi yazmamıştır. Biz adalet diye boşuna mıyürüdük? Biz adalet diye boşuna mı bağırdık? Biz “Hak, hukuk,adalet” diye boşuna mı slogan attık? Bunlar için yaptık ve bu mü-cadeleyi yapmak için. Yunus ne kadar güzel diyor “Zulüm ile abatolunmaz.” Arkasından da şunu söylüyor: “Zulüm ile abat olanınahiri berbat olur” Göreceksiniz, ahirleri berbat olacak. 56

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? CHP GENEL BAŞKANIKEMAL KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ? DARBE VE FETÖ KUMPASI 57

Umut Veli DEVELİBugün, İnönü Zaferi’nin de 95’inci yıl dönümü, Birinci İnönü Zaferi’nin 95’inci yıl dönümü. İsmet İnönü, albay rütbesiyle İnönü’de ve birinci zaferi kazanır. Yokluklariçinde, acılar içinde, gözyaşları içinde o zafer kazanılır. Düşmangüçlüdür ama İnönü’nün askerlerinin de manevi gücü, morali,imanı yüksek “Bu savaşı kazanacağız” derler ve bu savaşı kazanır-lar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İnönü’ye şu telgrafı gönderir:“Bu muvaffakiyetin –yani bu başarının- mukaddes topraklarımızıdüşman istilasından kamilen kurtaracak olan kesin zafere bir ha-yırlı başlangıç olmasını Allah’tan diler ve bu tebligatın umum batıordusu er ve subaylarına iletilmesini rica ederim” der ve İnönü busavaşı kazanır. Bu savaş çok önemlidir. Başarıdan hemen on günsonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde anayasa kabul edilir. Ana-yasanın 1’inci maddesi de “Hâkimiyet bilakayduşart milletindir”yazar, 1921 Anayasası, İnönü Zaferi’nden on gün sonra. O zaferkazanılmasaydı belki bu Anayasanın 1’inci maddesi böyle yazılma-yacaktı, belki ertelenecekti. Zaferin arkasından on gün sonra ege-menliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tescil ediliyoranayasayla. Değerli arkadaşlarım, o savaş kolay kazanılan bir savaşdeğildi; Dumlupınar’da, İnönü’de verilen savaş mücadelesi gerçek-ten de zor koşullarda veriliyordu. Cephanesi, donanımı yetersiz birorduyla düşmana karşı mücadele veriyorduk. UYARILARIMIZDA MALESEF HAKLI ÇIKTIK İktidar sahiplerinin yanlış yapmasını istemiyoruz, iktidar sahip-leri ülkeyi doğru yönetmelidir. Elbette hata yapılabilir, hata insanaözgü bir şeydir, hata yapabiliriz, hepimiz yapabiliriz, kurumların daeksiklikleri olabilir ama önemli olan, hatadan ders çıkarmaktır,aynı hataları tekrar etmemektir. Hatadan ders çıkarırsanız tarihi te-kerrür ettirmezsiniz. Tarihin tekerrürü siyasetçilerin hatalarındankaynaklanmaktadır. Değerli arkadaşlarım, bakın on beş yıldır ül-keyi yönetiyorlar. Defalarca uyardığımız konular var, her seferindeuyardığımızda bizi suçladılar. Bugün haklı olduğumuz çıktı ortayahepsinde. Bir Allah’ın kulu çıkıp, elini vicdanına koyup \"CHP’ninşu konudaki eleştirisi haksızdır\" diyemez. Doğrunun yanındaolduk, doğruyu hep savunduk, doğru yasa getirdiklerinde destekverdik. Bazı yasalar Parlamentodan oy birliğiyle çıktı, çünkü doğ- 58

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?ruyu savunmak bizim görevimiz, ama yanlışın karşısında durmakda bizim görevimiz. Siyaset, özellikle yönetenler hata yaparlarsabunun faturasını vatandaş çekiyor. DEFALARCA YANLIŞ YAPIYORSUNUZ DEDİK Nerelerde hata yaptılar? Bakın değerli arkadaşlarım, Ergenekon,Balyoz davalarını düşünün. Defalarca söyledik “Yanlış yapıyorsu-nuz” dedik. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tarihinde en büyük darbeyiErgenekon, Balyoz davalarıyla vurdular. Pek çok komutanı yıllarcahapse attılar, bu insanların hiçbir günahı yokken. İnsanları ölümegönderdiler; intiharlar oldu. Sonra dediler ki “Ya, bir hata yapmı-şız. Bir kumpasa biz teslim olduk.” Peki, bunun faturasını kimödedi? Askerler ödedi, öğretim üyeleri ödedi, masum insanlar, aile-ler, çocuklar ödedi. Döndük, FETÖ davası, devam ediyor, daha açı-lacak, siyasi ayağı henüz ortaya çıkmadı. Defalarca uyardık,araştırma önergeleri verdik, \"Yapmayın, etmeyin\" dedik. \"Devletiniçinde ikinci devlet olmaz\" dedik. “Efendim, biz paralel devlet ya-ratıyoruz” dediler. “Aynı menzile beraber yürüyoruz” dediler. 15Temmuz darbesi oldu, şimdi diyorlar ki, “Yanılıyoruz, yanıldık,yanlış yaptık. Allah bizi affetsin.” Allah sizi affeder de, ondan mağ-dur olan kulları sizi affedecek mi, etmeyecek mi? Ondan mağdurolan insanlar sizi affedecek mi, etmeyecek mi? Bir milyonun üs-tünde mağdur yarattılar. Binlerce kişiyi açlığa mahkûm ettiler.Yazık günah değil mi bu insanlara? Asıl sorumlu kim, henüz bellideğil. Şimdi gelmişler “Biz yanıldık” diyorlar. DARBEYE MİLLETÇE KARŞI DURDUK Değerli arkadaşlarım, bütün bunlara rağmen 15 Temmuz’da birdarbe girişimi oldu. Buna hep beraber karşı çıktık, hep beraber mü-cadele ettik, hep beraber dik ve onurlu durduk ve darbeyi püskürt-tük ama 20 Temmuz’da bir başka darbe oldu. OHAL ilan edildi.Binlerce insan hapislere tıkıldı. 1 milyondan fazla aile mağduredildi. Bakın değerli arkadaşlar, 12 Eylül darbesiyle 20 Temmuzdarbesi arasındaki rakamları veriyorum size. 12 Eylül darbesindeyani Kenan Evren’in başkan olduğu dönemde-darbe yapıp başkanolduğu dönemde- ihraç edilen öğretmen sayısı 3 bin 854 kişi, 20Temmuz darbesinden sonra 160 günde ihraç edilen öğretmen sayısı30 bin 470, 30 bin 470 öğretmeni kapının önüne koydular. Sadece 59

Umut Veli DEVELİo yetmedi, banka hesaplarına el koydular. O da yetmedi, ömürboyu kamuda çalışamayacaklar. Eğer özel sektörde çalışmak isti-yorlarsa Sosyal Güvenlik Kurumunun kaydına not düştüler “Bunlardarbecidir” diye, kimse korkudan iş veremiyor. Kenan Evren’inbile yapamadığını bunlar yapıyor. Bir aileyi tümüyle aç bırakmakkimin görevidir arkadaşlar? Bir aileyi tümüyle aç bıraktılar. Çolukçocuğu aç bırakmak kimin görevidir, kim yapabilir, hangi insan ya-pabilir bunu? AKADEMİSYENLER BU ÜLKENİN ONURUDUR 12 Eylül döneminde ihraç edilen akademisyen, üniversitedekihocalarımızın sayısı 120. Bu dönemde, 20 Temmuz darbesindensonraki dönemde ihraç edilen, kapının önüne konulan akademisyensayısı 4 bin 811. İnsanda biraz vicdan olur, insanda biraz ahlakolur. Ya, bir akademisyenin hangi koşullarda ve nasıl yetiştiğiniacaba bunlar biliyorlar mı? Bu çocukların daha üniversite yılla-rında başarılı olduklarını, daha sonra bunların ya devlet tarafındanveya kendi imkânlarıyla yurt dışına gidip eğitimlerini daha gör-kemli hâle getirdiklerini, bütün sınavlara girdiklerini, üniversitedeen parlak zekânın bu hocalara ait olduğunu ve bu hocaların bütünçabalarının daha güzel bir Türkiye ve bizim çocuklarımız içinemek harcayan, emek harcamak için alın teri döken bu hocalarabizim saygı duymamız gereken hocalar olduğunu bilmiyor muyuz?Bilmemiz gerekir. Onları el üstünde tutmamız gerekir. Bakın ben size bir şey söyleyeyim: Siyasi Partiler Yasası’nagöre, bir üniversite hocası arzu ettiği siyasi partinin üyesi olabilir.Niçin? Siyasette kalite yüksek olsun diye. Akademisyenler beğen-dikleri siyasi partilerde ya görev üstlenirler veya doğrudan doğruyadüşünsel olarak hizmet verirler. Şimdi siz kalkıyorsunuz beğenme-diğiniz, düşüncesini beğenmediğiniz üniversite hocalarını kapınınönüne koyuyorsunuz. Neyle? Bir kanun hükmünde kararnameyle.Hiçbir yere başvuramayacak. Bizim inancımızda da, bizim ahlakı-mızda da bilim insanına saygı vardır; bilim insanını hep el üstündetutarız. O nedenle “ Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir” diye söy-lenir. Âlimi bu kadar yücelten bir gelenekten kültürden, bir inanç-tan geliyoruz, siz kalkıp da hangi gerekçeyle bu üniversitehocalarını kapının önüne koyuyorsunuz? 60

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? Değerli arkadaşlarım, Soner Demirsoy’un Yavuz’un ÇamurluKaftanı diye bir kitabı var. Kitabın bir bölümünde şunu anlatır:Yavuz Selim, Mısır Osmanlı hanedanına katıldıktan sonra İstan-bul’a geri döner. Yanına yolda Anadolu Kazaskeri Kemal Paşaza-deyi davet eder. Beraber devletin işlerini görüşürken giderler. Buara Kemal paşazadenin atı bir su çukuruna basar ve oradan sıçra-yan çamur sultanın kaftanına gelir. Etrafındakilerin tamamı büyükbir telaşla ve büyük bir kaygıyla ‘Sultan şimdi ne yapacak?’ derler.O, bir görevliyi çağırır ve sakin bir ifadeyle şunu söyler: “Bir âli-min atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir. Öldüğümzaman bu kaftanı böylece sandukamın üstüne koysunlar” der veYavuz Sultan Selim öldüğü zaman bu çamurlu kaftan onun sandu-kasının üstüne konur. Âlime verilen, bilim adamına verilen değerebakın. Bunlar hani diyorlar ya, “Osmanlı, Osmanlı, Osmanlı…”Bunlar Osmanlıyı da bilmiyorlar. Âlime verilen, bilim insanına ve-rilen değeri de bunlar bilmiyorlar. Kendisi gibi düşünüyorsa el üs-tünde, kendisi gibi düşünmüyorsa koyun kapının önüne. 28 ŞUBAT’ NE KADAR KARŞIYSAK, 20 TEMMUZ DARBESİNE DE O KADAR KARŞIYIZ Bugün 28 Şubat, 28 Şubat’ta bir post modern darbe yaşamıştıTürkiye. Bazı kişilerin, öğretim üyeleri, öğretmenler, kamu görev-lileri ya inançları veya siyasal fikirleri dolayısıyla devletin dışınaitilmişlerdi. Açık ve net söylüyorum, herkes bilsin, herkes duysun:Herkesin görüşüne saygımız var, herkesin inancına saygımız var,herkesin kimliğine saygımız var. Devlet dediğiniz kurum vatanda-şına hizmet eder, elinde sopayla vatandaşını dizayn etmez. 28Şubat darbesine ne kadar karşıysak 20 Temmuz darbesine de okadar karşıyız. Arkadaşlar bir kıyaslama yaptı. 28 Şubat’ta gör-evine son verilen öğretmenlerin sayısı 3 bin 527, 20 Temmuz son-rası görevine son verilen öğretmenlerin sayısı 30 bin 470! 3 bin500, 30 bin 500! Yükseköğrenim kurumlarından ihraç edilen aka-demisyenler 28 Şubat döneminde 139 kişi, 20 Temmuz darbesin-den sonra üniversitelerden atılan akademisyen sayısı 4 bin 811.Emniyet mensubu 28 Şubat döneminde 331, 20 Temmuz darbesin-den sonra görevine son verilen emniyet mensubu 24 bin 568.150’yi aşkın gazeteci hapiste. Çoğu gazeteci mahkeme önüne çıka- 61

Umut Veli DEVELİmıyor çünkü iddianamesi hazırlanmıyor, özellikle hazırlanmıyoriçeride kalsınlar diye. Kendilerini savunacaklar, neyle suçlandıkla-rını bilmiyorlar. 20 Temmuz darbesinden sonra kamudan ihraç edi-len personel sayısı 127 bin kişiyi aştı. Hapishaneler tıka basa dolu. BİZ MAĞDURA SAHİP ÇIKIYORUZ, DARBECİLERE DEĞİL! Mağdur ailelerin sayısı 1 milyonu aştı arkadaşlar. Biz, mağdurailelere sahip çıktığımız zaman bizi suçluyorlar “Siz FETÖ’yesahip çıkıyorsunuz” diyorlar. Biz mağdura sahip çıkıyoruz darbeci-lere değil. Bakın bir örnek vereceğim size. Cumhurbaşkanlığı Mu-hafız Alayında görevli bir uzman çavuş, 13 yıl doğu vegüneydoğuda terörle mücadele etmiş, 13 yıl dile kolay. İbrahimCirtil’in önce görevine son veriliyor, hapse atılıyor, maaşı kesiliyor.Eşi kanser değerli arkadaşlarım. Sosyal güvenliği olmadığı için eşikanser tedavisi göremiyor çünkü sosyal güvenlik kurumu kendi si-gortalığınızı iptal etmiş durumda. Bütün arkadaşları toplanıp kan-ser ilaçlarını alıyorlar tedavisi için. Şimdi, bunun hakkınısavunmayacaksınız da kimin hakkını savunacaksınız? Bir insangöz göre göre ölüme gönderilebilir mi? Bunların yaptıklarıyla 12Eylül darbesinden sonra yapılanlar aynı değil midir? Hiç unutmu-yorum, Ruhi Su kanserdi, yurt dışına tedavi için gitmek istedi, pa-saport vermediler ve Ruhi Su’yu yurt dışına göndermediler. Aynımantık, aynı mantık, darbeci mantık, her şeyi ben bilirim mantığı.Ben elimde sopayla insanları dizayn ederim mantığı. Bütün mağ-dur ailelere sesleniyorum, 1 milyonu aşkın mağdur ailelere sesleni-yorum: Sizin hakkınızı, bizi neyle suçlarlarsa suçlasınlar sizinyanınızda olacağız, hiç endişe etmeyin. GERÇEKLERİ SONUNA KADAR SÖYLEYECEĞİZ Pek çok akademisyenin görevine son verdiler. İbrahim Kaboğlu,Anayasa hukuku hocası. Sadece Türkiye’de üniversitelerde dersvermiyor, Fransa’da da ders veriyor. Üniversiteden attılar, pasapor-tuna el koydular, yurt dışına gidip üniversitede ders veremiyor. Bendiyorum ya Türkiye’yi yarı açık cezaevine döndürdüler diye. Bunaitiraz ediyorlardı. Sen pasaportunu alırsan nedir bunun anlamı? Sa-dece Türkiye’de kalacaksın, Türkiye içinde oturacaksın, gezecek-sin ama yurt dışına asla çıkamayacaksın, senin cezaevi sınırların 62

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Türkiye sınırları. Kaboğlu’nun ne günahı vardı? “Efendim, kuru-nun yanında yaş da yanar” diyor Sayın Binali Yıldırım. Sayın Baş-bakan diyor ki “Hata olmuş olabilir, kurunun yanında yaş dayanmış olabilir” Nereden nereye geldik, biliyor musunuz? Hz.Ömer’in “Dicle’nin kenarında bir koyun kaybolsa sorumlusubenim” anlayışından “ insanları da biz hapse atabiliriz” anlayışınageldik. Nasıl bir mantık bu arkadaşlar, nasıl bir mantıktır? 20’yeyakın intihar var. En son Adana’da bir öğretim üyesi üniversitedenatıldı, iş aradı bulamadı ve sonunda intihar etti. Hangi vicdan kabuleder bunu? Hangi ahlak kabul eder bunu? Hangi inanç kabul ederbunu? Hangi din, hangi iman kabul eder bunu? Bunları sonunakadar söyleyeceğiz. NEREDE BU DARBENİN SİYASİ AYAĞI Bunun da ipliğini çıkaracağız yakında, herkes tanık olacakbuna. Binlerce mağdur yarattılar, 1 milyonun üstünde mağdur ailevar, gariban aileler var. FETÖ’cü diye baklavacı buldular, gerçek-ten baklavacı; çikolatacı buldular, gerçekten çikolata imal ediyor;esnaf buldular, sanayici buldular; er, erbaş, subay buldular; hâkimbuldular, kaymakam buldular, savcı buldular, vali buldular, herkesibuldular ama ne hikmetse siyasetçiyi bulamıyorlar. Darbeyi niyeyapıyorsun kardeşim sen? Memleketi yönetmek için değil mi?Peki, bu memleketi kimler yönetecekti? Nerede bu darbenin siyasiayağı? Siyasi ayağını gizliyorlar. TBMM’de hani komisyon kurul-muştu, neden o komisyona, darbeye bizzat tanıklık edenler insanlargelip ifade vermiyorlar? Niye gelip bilgi vermiyorlar? Kontrollüdarbe açığa çıkmasın diye. Bugün, ağır ağır ipuçları ortaya çıkıyor.Kimin ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. Binali Bey ne diyor? “FE-TÖ’nün siyasi ayağı yok.” diyor. Bunu söylerken sanıyor ki biz debuna inanacağız. Siyasi ayağı var kardeşim, Saraydan başlayarakAKP Grubuna kadar gelirsin, göreceksin bütün siyasi ayak orada. SENSİN KARDEŞİM, SENSİN FETÖ’CÜ! FETÖ’yü beslediler büyüttüler, “aynı menzile birlikte yürüyo-ruz” dediler, aynı menzile yürüdüler. “Ne istedin de vermedik” de-diler, Türkiye Cumhuriyeti’ni teslim ettin. Şimdi, soruyorlar,Sözcüde FETÖ’cü var mı, Cumhuriyet Gazetesinde FETÖ’cü varmı? Ya, FETÖ’cünün en büyüğü zaten duruyor, sensin kardeşim, 63

Umut Veli DEVELİsensin FETÖ’cü. Bu işi senden daha iyi bilen birisi mi var? Kendisuçunu gizlemek için garibanların üstüne gidiyor. Bakın bir örnek vereceğim size değerli arkadaşlarım. Cezaevin-den gelen bir mektupta şöyle deniyor: “Ömer Kara, 28. MekanizePiyade Tugayında er olarak vatani görevimi yapmaktayım. 10 Tem-muz 2016 Ankara Mamak, sevk tarihim. Daha 5 günlük erim. 15Temmuz 2016 tarihinde tatbikat diye verilen alarm nedeniyle top-landık. Emri kimin verdiğini bilmiyorum. 5 günlük asker olduğumiçin komutanlarım dâhil hiç kimseyi tanımıyorum ve silah zimme-timde bulunmamaktadır. Kışladan çıkış yaptık. Olayın gerçekliğinihalktan öğrendiğimiz zaman polise teslim olduk. Halka ve polisehiçbir şekilde zorluk çıkarmadım. 23 Temmuz 2016 tarihinde Ye-dinci Sulh Ceza Mahkemesine verdiler. Tutuklama kararıyla tutuk-lanarak Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildim. Erolarak emir sorgulama yetkim yoktur. Akabinde bana kanunsuzemir verilmedi. Ben vatani görevimi yapan er olarak FETÖ terörörgütüyle hiçbir ilgisi, bağlantısı olmayıp bazı askerî unsurlarındarbe girişimine kesinlikle destek vermeyip zorluk çıkartmadığımıbelirtmek isterim. Hiçbir suçum yok iken üzerime atılan suçlamasebebiyle 290 gündür tutuklu olarak bulunmaktayım. İçinde bulun-duğum durum beni ve ailemi maddi ve manevi olarak çok yıprattı.Sayın devlet büyüklerimden ben ve benim durumumda olan suç-suz, aynı zamanda vatanını ve milletini seven bir birey ve askerkişi olarak mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Bu dilekçeüzerine baktık, tahliye edilmişim ama 5 günlük asker 5 ay sorgusuzsualsiz hapishanelerde kaldım.” Ya, 5 günlük askerin nesi darbe ya-pacak? Beş günlük asker bu daha, etrafına bile bakmadı doğru dü-rüst.Aynı şekilde, Harp Okulunda okuyan öğrencilerimizin anneleriburada. Bunlar öğrenci, bunların günahı ne? Ne günahı var bu öğ-rencilerin? Komutan “Dışarı çıkacaksın” diyor. Bunlar da çıkıyor-lar. Askerliğin kuralı bu değil mi? Emir, asla ve asla sorgulanmaz.Bütün dünya ordularında kural budur. Almışsınız hapse atıyorsu-nuz, almışsınız okulunu kapatmışsınız, niçin? Karşı darbe yapmakiçin, karşı darbeyi güçlendirmek için. Ama hiç merak etmeyin, oöğrencilerin hakları verilinceye kadar onların yanında olacağız, hiçkimse endişe etmesin. 64

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? DARBENİN ARAŞTIRILMASINI İSTEMİYORLAR! Değerli arkadaşlarım, gelelim son konuya. Biliyorsunuz 15Temmuz Darbe Girişimini yaşadık. Bu darbe girişimine karşı Par-lamentoda olan dört siyasi parti ortak tavır takındı. Parlamento dı-şındaki bütün siyasi partiler de o tavra destek verdi, kimseninhakkını yemeyelim. Amacımız neydi? Bir daha bu ülkede, bir dahabu topraklarda darbeyle karşılaşmayalım. İlk yaptığımız iş neydi?Darbeleri Araştırma Komisyonunu kurmak, 15 Temmuz darbesiniaraştırma komisyonunu kurmak. Kurduk mu? Evet, kurduk. Biraznazlandılar ama sonunda kurduk. Değerli arkadaşlarım, peki, kur-duk da sonuca ulaştık mı? Hayır. Ben, zaman zaman iktidarı vedarbe yapanları eleştiriyorum. Darbe yapanların kimler olduğununortaya çıkarılmasını istiyorum, gerçek faillerin bulunup ortaya çı-karılmasını istiyorum. Eğer gerçek failleri bulup ortaya çıkaramaz-sak, darbeyle gerçek anlamda yüzleşmiş olamayız, yüzleşmemizlazım. Haksızlıklar varsa üzerine gidilmesi lazım. Ben bunları söy-lerken zaman zaman eleştiri konusu oluyor, zaman zaman eleştirili-yoruz. Bize diyorlar ki “Siz FETÖ’yü mü destekliyorsunuz?Fetullah Gülen terör örgütünü mü destekliyorsunuz?” Bizim haya-tımız, bizim politikamız Fetullah Gülen cemaatiyle mücadeleylegeçmiştir. Araştırma önergeleri verdik, soruşturma önergeleri ver-dik, hükümetin yaptığı icraatları eleştirdik, her şeyi ama her şeyibir siyasal partinin yapması gereken her şeyi yaptık. Şimdi, dar-beyle ilgili kafamızda büyük sorular var. O konuda komisyondakiarkadaşlarımız, bizim tarihimize geçecek çok önemli bir raporu ha-zırlıyorlar. Hem partimizin, hem Türkiye’nin, hem Türk siyasal ha-yatının hem dürüst bütün vatandaşların iradesine tercüman olacakbir raporu hazırlıyorlar. Aklımızda sorular var, bu soruların ceva-bını şu ana kadar almış değiliz, onlarca soru var ve bu sorularbizim raporlarımızda yer alacak. Soruların kaynağı da raporu-muzda yer alacak. Sorduk: Ya arkadaş, Darbeyi Araştırma Komis-yonu kurduk, neden gereğini yapmıyorsunuz? Nedenkapatıyorsunuz? Neden darbenin araştırılmasını istemiyorsunuz?Kaçtılar. Kim kaçtı? Siyasal iktidar kaçtı. Hangi gerekçeyle kaçtı?Ayrıntılar ortaya çıkmasın, millet yeteri kadar bilmesin, darbeninarkasında kimler var onu kimse öğrenmesin diye. Bizi bunu eleştir-meyecek miyiz? Eleştireceğiz. Bunu eleştirdiğimiz zaman siz FE- 65

Umut Veli DEVELİTÖ’cü mü oluyorsunuz? Hayır. Bunu eleştirdiğiniz zaman hayatınıkaybeden şehit 249 kişinin kanına sahip çıkıyorsunuz, malına sahipçıkıyorsunuz, vicdanına sahip çıkıyorsunuz. KİM BU ADİL ÖKSÜZ, AÇIKLAYIN! Adil Öksüz olayını ilk kez biz dile getirdik. Kapatıyorlardı, ilkbiz dile getirdik. Kim bu Adil Öksüz? Niye tutuklanmaz? Niye ke-lepçelenmez? Niye telefonları elinden alınmaz? En son MİT biraçıklama yapıyor: “Efendim, bizim yaptığımız açıklamalar milligüvenliğimize de zarar vermektedir.” Adil Öksüz, ne zamandanberi bizim milli güvenliğimize zarar veriyor? Adil Öksüz eğerbizim milli güvenliğimize zarar veriyorsa, demek ki Adil Öksüzçok önemli bir adam. Sıradan bir adam değil. Ben de kabul ediyo-rum sıradan bir adam değil, ben de kabul ediyorum çok önemli biradamdır ama nasıl oluyor da Adil Öksüz milli güvenliğimize zararveriyor? Ben bunu sormayacak mıyım? Ben bunu sorunca diyorlarki “Siz FETÖ’cüsünüz.” Benim bunu sormamım temel nedeni, 249şehidin kanı yerde kalmasın diye bunu sormak zorundayım. 249 ŞEHİDİN KANI YERDE KALMAYACAK Yine, O.K diye birisi, Milli İstihbarat Teşkilatına gidiyor. Diyorki “Orada da şunlar şunlar oluyor” İfadeler alınıyor. Kamuoyunayansıyan ifade ne? “Efendim, MİT Müsteşarı helikopterle kaçırıla-cakmış!” Kamuoyuna bu bilgi servis edildi. Ama sonra, O. K’nınMİT’te askerlerin darbe yapacağı da ifade edilen tutanak çıktı. Benşu soruyu sormak zorundayım: Askerlerin darbe yapacağını anlatanO.K’nın bu ifadesi kamuoyundan niçin ve özenle gizlendi? Öyleanlaşılıyor ki Genelkurmaya da bu konuda doğru bilgi verilmedi.Ve sonra O.K. MİT elemanı olarak istihdam edilmeye başlandı,niçin? Ben size söyleyeyim: Bir daha hiçbir savcı O.K’nın ifade-sine başvurmasın diye. Ben bunu sormayacak mıyım? Ben bunusormazsam darbenin ayrıntıları ortaya çıkmaz, ben bunu sormaz-sam 249 şehidin kanı yerde kalır. Ben bunları sormak zorundayım. Sayın Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı, 11 Nisan2017’de ATV ve A Habere çıkıyor. Şu cümle çok önemli: “Üç ayrınoktada, tabii, o gece bizim uçak var çünkü hedef saptıracak…”Darbenin olduğu gün üç ayrı noktada hedef saptırmak amacıyla Er-doğan’ı bekleyen uçaklar var. Arkadaş, üç ayrı noktada eğer uçak 66

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?bekliyorsa ve senin hedef saptırma amacıyla bu uçaklara talimatverdiysen senin bundan bilgin var, senin bundan haberin var.Şimdi, ben bu soruyu sormayacak mıyım? Ben bu soruyu sormaz-sam darbe nasıl aydınlanacak? Karanlık noktalar nasıl aydınlana-cak? Ben bu soruyu soruyorum “Siz FETÖ’cüsünüz” diyorlar. Benbu soruyu sormak zorundayım 249 şehidin hatırı için, onların aile-lerinin hatırı için sormak zorundayım. BAŞBAKANA NEDEN HABER VERİLMEDİ? Başka bir şey daha: Darbe girişiminde bulunuluyor, Cumhur-başkanına haber veriliyor, MİT’in, Genelkurmayın haberi var, ha-bersiz kim? Binali Yıldırım. Hiç kimsenin aklına gelmiyor, ya, şuBinali Yıldırım’a da telefon edelim, ona da bilgi verelim. Niçin Bi-nali Yıldırım’a haber verilmiyor? Ne Adalet ve Kalkınma Partisi-nin şimdiki Genel Başkanı ne Başbakan ne MİT Müsteşarı neGenelkurmay Başkanı hiç kimse ama hiç kimse Başbakana telefonaçıp haber verelim diye hiç kimse bir şey söylemiyor. Ben bunusormayacak mıyım? Ben bunu sormazsam görevimi yerine getir-memiş olurum. Ben bunu soruyorum diye “Kılıçdaroğlu FETÖ’cü-leri destekliyor” diyorlar. Hayır, efendim, ben 249 şehidin kanınıarıyorum, canını arıyorum, malını arıyorum, ben onların haklarınıarıyorum, ailelerinin haklarını arıyorum. DARBE BİLİNİYORDU, ÖNLENMEDİ Darbe öngörülüyordu, darbe yapılacağı biliniyordu, önlenmediama bu darbe girişiminden bir fırsat çıkardılar, 20 Temmuz’dabaşka bir darbe yaptılar. Şimdi, 20 Temmuz darbesi dedim. Niçin20 Temmuz darbesi diyorum? Şu soruları kendimize sormalıyız:Darbe olunca ne olur, bir ülkede darbe olunca ne olur? 1971’dedarbe yaşadık, 80’de yaşadık, darbe olduktan sonra Türkiye neleriyaşadı? Ve 20 Temmuz’dan sonra Türkiye neleri yaşıyor? Darbeolduğunda Meclis devre dışı bırakılır. 20 Temmuz’dan sonra Tür-kiye Büyük Millet Meclisi büyük ölçüde devre dışı bırakıldı. Neyleyönetiliyor Türkiye? Olağanüstü hâl kararnameleriyle yönetiliyor.Darbe dönemlerinde yaşanan bir süreci şimdi yaşıyoruz. O nedenlebiz, 20 Temmuz’u bir darbe sürecinin başlangıcı olarak kabul edi-yoruz. Peki, bu OHAL kararnameleri sadece ve sadece darbe girişi-mini bitirmek ya da bu süreci sorgulamak için mi çıkıyor? Hayır. 67

Umut Veli DEVELİHayatın olağan akışı içinde veya Parlamentonun normal görev sü-resi içinde yapılması gereken çok şey bu kararnamelerle düzenleni-yor. Buna yolu kim açtı? Anayasa Mahkemesi açtı. Niçin açtı?Çünkü Anayasa Mahkemesi de korkudan “Ben bu kararı vermez-sem ya bizi de içeri atarlarsa.” Korkunun egemen olduğu bir adaletsistemini yaşadık. Buradan Anayasa Mahkemesi üyelerine seslenmek isterim:Önünüzde onlarca, yüzlerce dosya var. Gazetecilerin dosyası var,niye karar vermiyorsunuz? Hangi gerekçeyle karar vermiyorsunuz?Sizin karar vermeniz için talimat gelmesi mi lazım? Gözünüzü niyesaraya diktiniz? Saraydan gelecek talimatı mı bekliyorsunuz? Ora-dan talimat bekliyorsanız siz yargıç değilsiniz, adalet dağıtamazsı-nız. 3 günlük asker, 3 günlük asker aylardır hapiste. Öğrenciler midarbe yaptı? Hava Harp Okulu öğrencileri mi darbe yaptı? Başın-daki komutan diyor ki “Çıkın” Bunlar asker, komutan ne derse onauyacaklar. Ama siz alıyorsunuz, aylardır öğrenciler hapiste. Neden?Biraz annelerin kabahati var; iyi bir damat bulmanız lazım, iyi birkayınpeder bulmanız lazım. Darbe dönemlerinin bir özelliği dahavar, darbe dönemlerinde hukuk, anayasa askıya alınır. Bunlar daaynısını yaptılar. 20 Temmuzda Birleşmiş Milletlere bir dilekçe verdiler, dedilerki “Sözleşmenin adını tam okuyayım: Medeni ve Siyasi Haklaraİlişkin Uluslararası Sözleşme” Türkiye’nin de taraf olduğu- tutu-lanlara insanca davranmayacağız ve onları adil yargılamayacağız.”Kime söylediler? Birleşmiş Milletlere söylediler. Böyle bir tablodane olur? İşkence olur. Var mıydı işkence? Evet, vardı. Kim işken-ceyi servis etti? Devletin resmî organı, Anadolu Ajansı servis etti.Demek ki 20 Temmuzdan sonra ikinci bir darbe. Birincisi darbe gi-rişimiydi, ikinci bir darbe girişimini ve sonuçlarını yaşıyoruz. Yenisuçlar yarattılar. Bankada hesabı olma suçu, Bank Asya’ya para ya-tırmış, niye yatırdın? İzni verenden hesabını soracaksın, vatandaşaniye soruyorsun? Ceza Kanunu’nda böyle bir hüküm yok ki. Ço-cuğu okula gönderme, belli okula gönderme suçu yarattılar. İyi deo okulun açılmasını kim izin verdi, sen git onunla uğraş. Keyfilik ve ihbarcılık, her darbe döneminde olur, bu darbe dö-neminde de keyfilik ve ihbarcılık var. Medyaya baskı ve sansür, 68

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?her dönem, her darbe sonrası olur, aynı darbe sonrası, 20 Temmuzdarbesinden sonra aynısını yeniden yaşıyoruz. 150’nin üstünde ga-zeteci hapiste, üstelik bu gazetecilerin bir kısmı bütün hayatları bo-yunca, gazetecilik hayatları boyunca Fetullah Gülen cemaatiylemücadele etmişlerdir, bütün kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmışlar-dır. Şimdi onlar FETÖ’cü diye içeride. DAYISI OLAN SERBEST BIRAKILIYOR Damatlar serbest bırakılıyor. Hangi gerekçeyle? Mevcut delildurumu, tutuklama tedbirinden beklenen faydanın adli kontrol ted-biriyle sağlanacağı ve şüphelinin sabit ikametgâh sahibi oluşu ge-rekçeleriyle damatlar serbest bırakılıyor. Parası olan serbestbırakılıyor, dayısı olan serbest bırakılıyor, gariban olan içeride kalı-yor. Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben merak ediyorum: Kadri Gür-sel’in evi yok mu? Var. Çoluk çocuğu var, eşi, evi yurdu var. MuratSabuncu’nun yok mu? Var. Murat Aksoy’un, Altan kardeşlerin yokmu? Var. Ali Bulaç’ın, Nazlı Ilıcak’ın, Ahmet Şık’ın yok mu? On-ların da evleri var, yerleri yurtları var, onlar niye serbest bırakılmı-yor? Hangi gerekçeyle serbest bırakılmıyor onlar? Sözcügazetesinin 2 muhabiri, Gökmen Ulu, Mediha Olgun, bunların daevi var, yeri yurdu var, niye serbest bırakılmıyorlar? Çünkü kayın-pederleri kayınpeder değil, dayıları yok, paraları yok, “DoğrucuDavut”… “Ben seni süründüreceğim.” İKİ AYRI 15 TEMMUZ VAR Adalet ne zaman çöktü? Adaletin doğru dürüst işlemediğini he-pimiz biliyorduk. Aksaklıkları vardı, onu da çok iyi biliyorduk,ama çökmemişti. Yine birileri adaleti savunuyordu. Birileri bir yer-lerde “adalet, adalet, adalet” diyordu. 15 Temmuz hain darbe girişi-minden sonra yüzbinlerce insan sokağa indi. Kimse niçin sokağaindiniz diye sormadı. Çünkü onlar demokrasiyi, onlar bayrağı,onlar birlikte yaşamayı savunuyorlardı. Ama bir de ikinci bir 15Temmuz var. Şunu hiç kimse unutmasın, iki ayrı 15 Temmuz var.Halkın 15 Temmuz’u, sarayın 15 Temmuz’u. İki 15 Temmuz’uunutmayın iki 15 Temmuz. Halkın 15 Temmuz’unu gayet iyi bili-yoruz. Halk sokağa indi, demokrasiye sahip çıktı, bayrağına sahipçıktı. 249 şehidimiz var, 2 bin 301 gazimiz var. Halkın 15 Tem-muz’u budur. Çıktı sonuna kadar bayrağına ve demokrasisine sahip 69

Umut Veli DEVELİçıktı. Ve yine bizim tarihimizde bir ilk daha gerçekleşti. Parlamen-toda olsun olmasın bütün siyasi partiler, bütün sivil toplum örgüt-leri, bütün meslek kuruluşları, bütün medya 15 Temmuz’a karşıdurdu, darbeye karşı durdu. Onuruyla darbeye karşı durdu. Amageldik 20 Temmuz’a, sarayın 15 Temmuz’u. Sarayın 15 Temmuz’unedir? Sarayın 15 Temmuz’u şudur; halkın 15 Temmuz’u aydınlan-masın diye özel mücadele ettiler. Mecliste komisyonlar kuruldu,darbeyi kim yaptı, darbenin aktörleri kimlerdir bunları yakalaya-lım, bunları sorgulayalım, gerçek darbecileri ortaya çıkaralım diyekomisyonlar kuruldu. Eski Genelkurmay Başkanları geldi, eskiMİT Müsteşarları geldi, eski bürokratlar geldi, yeni çalışanlar geldiama en temel iki aktör bu komisyona hiçbir zaman gelmedi. Niyegelmedi? Çünkü sarayın 15 Temmuz’unu gerçekleştirenler bunaizin vermediler. “Gitmeyeceksiniz oraya” dediler. “Meclise gitme-yeceksiniz” dediler. Hani yeri ve zamanı gelir ya Gazi Meclis,Yüce Meclis, şöyle Meclis. E niye senin iki bürokratın bu meclisegelmiyor? Senin iki bürokratın neden gelip bilgi vermiyor. Bu dar-benin olduğu gün bunlar ne yaptılar, neden gelip TBMM’ye bilgivermiyor? İzin verilmedi ve bilgi de verilmedi. Ve 20 Temmuz’dabir darbe yaptılar. 20 Temmuz darbesini hiç unutmayın. 20 Tem-muz OHAL kararname çıkarma yetkisinin hükümete verildiği ta-rihtir 20 Temmuz darbesi. 105 bin 836 kamu görevlisinin işine son verdiler. Bunlar mı dar-beyi yaptı? Sorgusuz sualsiz, kimse sormadı “ya arkadaş bunlarıhangi gerekçeyle atıyorsun devlet memuriyetinden…” Binlerce iş-çinin işine son verildi. Hangi gerekçeyle işçinin işine son veriyor-sun? Ve kolektif suç ilan ettiler, oluşturdular, tezgahladılar. Ailedenbirisini suçlu ilan ediyorlar bütün aileyi suçluyorlar. 13 – 14 yaşın-daki çocuklar açlığa mahkum edildi, çalışacak yer bulamadılar.Hepsini fişlediler. Bu mudur darbeyle mücadele etmek, yoksa bumudur 20 Temmuz darbesini güçlü hale getirmek, bütün muhalif-leri susturmak, bu mudur? Bunu yapmaya çalıştılar ve adaleti çö-kerttiler. İşverenler korkularından konuşamıyorlar. Kazaen birisihukuk diyor, en şiddetli şekilde eleştiriliyor neden hukuktan sözediyorsun! Hele hele bundan sonra adaletten söz edecekler mi işve-renler onu da şüpheyle karşılıyorum. Çünkü onlar da büyük bir en-dişe içindeler. 70

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? ÜLKEDE DEMOKRASİ VE ADALET YOK Binlerce akademisyenin işine son verildi, binlerce. Üniversite-den atıldılar, sorgusuz sualsiz atıldılar. Hep darbe dönemlerinde buolur. 71 darbesinde oldu, 82 darbesinde oldu. Şimdi 2017 20 Tem-muz darbesinde de oldu. Binlerce öğretim üyesinin işine son ve-rildi. Bunların da hakkını kim arayacak? Hep beraber bizlerarayacağız. Bu yürüyüşü niçin yapıyoruz? Adalet için yapıyoruz vebunlar için yapıyoruz. 2019 Türkiye’de demokrasinin şaha kalktığıtarih olacaktır. DARBE GİRİŞİMİ 1. YIL DÖNÜMÜ Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, FETÖ’nün 15 Temmuz2016 gecesinde gerçekleştirdiği darbe girişiminin 1’inci yıl dönü-mündeyiz. Darbe girişiminin 1’inci yıl dönümünde darbenin başa-rısız kılınmasında en önemli rolü üstlenen tüm şehitlerimizirahmetle anıyor, gazilerimize en derin saygı ve sevgilerimi sunuyo-rum. Darbe girişimine halkımızla birlikte direnmiş Gazi Meclisimi-zin siz değerli mensuplarına, Gazi Meclisimizin bir mensubuolarak şükranlarımı iletiyorum. Öte yandan Gazi Meclisimiz vehalkımız kadar Peygamber Ocağı olarak kabul edilen ordumuzunparlamenter demokrasimize sahip çıkarak terör örgütüne karşı di-renmesi de bizlere onur vermiştir. Bu nedenledir ki, darbe girişimi-nin önlenmesine canı pahasına katkı sağlayan Şehit Astsubay ÖmerHalisdemir’in şahsında Türk Silahlı Kuvvetleriyle Emniyet Teşki-latımızın tüm şehitlerine Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimizeşükranlarımı sunuyorum. Dünyanın en kanlı ve sinsi terör örgütle-rinden biri olan FETÖ’nün ülkemiz demokrasisine yönelik darbegirişiminin başarısız kılınması halkımızın topyekûn olarak parla-menter demokrasimize sahip çıkmasıyla sağlanmıştır. DARBE’NİN KARANLIK NOKTALARI VAR Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin bir daha darbe girişimle-riyle karşı karşıya kalmaması için iki temel koşulun yerine getiril-mesi gerekir. Bunlardan ilki, demokrasinin geliştirilmesi vederinleştirilmesidir. Yani hukuk sistemimizin darbe hukukundanarındırılmasıdır. Bunu 16 Temmuz 2016 günü toplanan TürkiyeBüyük Millet Meclisi Genel Kurulunda da ifade ettim. İkincisi ise,darbe girişiminin bütün boyutlarıyla masaya yatırılması ve tüm ka- 71

Umut Veli DEVELİranlık noktaların aydınlatılarak gerçeklerin gün yüzüne çıkarılma-sını sağlamaktır. Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz gecesi bu çatıaltında gösterilen kararlılık Darbe Girişimini Araştırma Komisyo-nunun çalışmalarına üzülerek ifade edeyim ki yansıtılmamıştır.Darbe girişiminin hemen hemen bütün ayrıntılarına vâkıf GenelKurmay Başkanı ve MİT Müsteşarının komisyona gelerek milliiradenin temsilcilerine bir daha ifade ediyorum, milli iradenin tem-silcilerine, yani sizlerin arasından seçilen komisyon üyelerine bilgivermesi sağlanamamıştır. Bu iki değerli bürokratın komisyona ge-lerek milli iradenin siz değerli temsilcilerin sorularına yanıt vermekyerine, komisyona yazılı olarak bilgi vermeyi tercih etmeleri kabuledilir değildir. Temel soru şudur, Genel Kurmay Başkanı ve MİT Müsteşarınınhangi gerekçe, telkin ve talimatla Türkiye Büyük Millet Meclisindekurulan komisyona gelmesi engellenmiştir? Bu tablo parlamento-nun saygınlığı açısından hepimizin üzerinde durması gereken temelbir konudur. Bu konuda parlamento maalesef özgür iradesini kulla-namamış, pek çok karanlık noktanın aydınlanmasına ortam hazırla-mamıştır. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri şimdi size MİT Müsteşar-lığının komisyona gönderdiği 22 Mayıs 2017 tarihli yazıdan bir pa-ragraf okuyorum. Şöyle diyor, “MİT’in daha önce dış makamlarlapaylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceğinibildirdiğini, ancak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde istihbarattoplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istih-barata önceden ulaşılamadığı ifade edilmiştir.” Daha sonra yeminlitutanaklar düzenlenmiş, MİT’in orduda bu konuda bazı istihbaratyaptığı ve bilgi verdiği de ortaya çıkmıştır. Ama buna şimdilik gir-meyeceğim. Bu açıklama pek çok noktadan sorunludur. Birincisi şu: 2012 tarihinden itibaren- altını çiziyorum- 2012 ta-rihinden itibaren Adil Öksüz’ün Hava Kuvvetleri İmamı olduğudevletin arşivlerinde kayıtlıdır ve herkes bilmektedir ve Adil Öksüzasker değildir. İki: Sadece Adil Öksüz değil darbe toplantıları yapan KemalBatmaz, Hasan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş de asker de-ğillerdir. 72

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? Üç: Darbe toplantılarının büyük bir kısmı Türk Silahlı Kuvvet-leri dışında, yani özel evlerde yapılmıştır. Dört: Adil Öksüz iki cep telefonu ve bir GPS cihazıyla serbestbırakılmıştır. GPS cihazının özelliği şudur, dünya üzerinde 4 veyadaha fazla uydu ile her türlü hava koşulunda yer ve zaman bilgilerisağlayan uzay tabanlı bir haberleşme sistemidir. Bu sistemle ve ikitelefonla serbest bırakılmıştır. Haydi diyelim serbest bırakıldı,Milli İstihbarat Teşkilatı Adil Öksüz’ü neden izlememiştir? Beş, daha vahim olanı: Darbe yapılmış ortalık toz duman amabir kişi Başbakanlık Müşaviri Ali İhsan Sarıkoca Adil Öksüz’ügidip karakolda tutuklandığı yerde, gözaltına alındığı yerde ziyaretediyor. Söyler misiniz bir kişi, bir Başbakanlık Müşaviri, ortalıktoz duman, jandarması, polisi karakolu, ordusu her şey var ama bukişi elini kolunu sallayarak Adil Öksüz’le görüşmeye gidiyor. Dolayısıyla MİT’in verdiği bilgiler bizi tatmin etmemiştir. İna-nıyorum ki, bu Genel Kurulu da tatmin etmemiştir. 15 Temmuzgünü darbeden bilgi var mıydı, yok muydu? Bu da çok tartışılıyor.O konuda da en somut bilgisi sizlerin önüne koyacağım. Bu konumedyada gündeme geldiğinde Genelkurmaydan bir yetkili HürriyetGazetesinin değerli köşe yazarı Mehmet Yılmaz’ı arar, der ki:“MİT bize bilgi verdi ama darbe bilgisi vermedi. Bazılarının kaçırı-lacağını söyledi.” Değerli arkadaşlarım, ancak daha sonra O.K dediğimiz kişininsavcılık bilgisine başvurur. O.K davet edilir ve bilgi alınır. Şimdi otutanaktan size bir bölüm okuyorum: “Bana ne olabileceğini sordu-lar diyor O.K, ben de büyük bir faaliyet olabileceğini, hatta darbefaaliyeti olabileceğini söyledim. Savcı yine sorar, darbe olabilece-ğini söylediniz mi? Verdiği cevap aynen şudur, yine tutanakta,darbe olabilir kelimesini kullandığımı çok iyi hatırlıyorum.” Değerli arkadaşlarım bunlar üzerinde durulması gereken konu-lar. Bir daha Türkiye darbe girişimiyle karşı karşıya kalmasın diyebütün ayrıntıların ortaya çıkması gereken konular. Savcı ikinci kezO.K’nın ifadesine başvurmak ister. Ama gelin görün O.K Milli İs-tihbarat kadrosuna alınır ve savcı bunun bilgisine başvuramaz.Niçin? 73

Umut Veli DEVELİ Değerli milletvekilleri, FETÖ ana iddianamesi hazırladı birgrup savcı, iddianame bitmeden savcılar görevlerinden alındılar.Niçin? Bu savcılar kimin bilgisine başvurmak istediler de görevle-rinden alındılar? Bu soruyu lütfen Adalet Bakanına sorun, bu so-ruyu lütfen bu ülkeyi yöneten bütün Bakanlara sorun, SayınCumhurbaşkanı da dahil, hepsine sorun. Neden bu savcılar görev-lerinden alındılar? FETÖ ana iddianamesini yazan savcılar. Değerli arkadaşlarım bir konuda daha sizlere bilgi sunmak iste-rim. Ben Adil Öksüz olayını gündeme getirdiğimde birkaç kez MİTbir açıklama yaptı, Milli İstihbarat Teşkilatı. Açıklamanın bir bölü-münü aynen okuyorum: “ByLock’a ilişkin tespitler Mayıs 2016 ta-rihinden itibaren-çalışmaya konu ham verilerle birlikte, yani bütünbilgiler-adli makamlar, güvenlik birimleri-adli makam kimdir?Savcılar herhalde. Güvenlik birimleri kimdir? Emniyet müdürlüğü,jandarmadır herhalde-ve diğer ilgili makamlarla- o ilgili makamben değilim, sizler de değilsiniz, ilgili makamlar arkada oturuyorlarve birisi de sarayda oturuyor. İlgili makamlar bunlar- ilgili makam-larla eş zamanlı olarak paylaşılmıştır. MİT söylüyor kamuoyunayaptığı açıklamada. Eş zamanlık olarak paylaşılmıştır. Soru ne?Soru şu: Peki FETÖ’ye operasyon için neden 15 Temmuz beklen-miştir? Size Mayıs ayında bildirmişler. “Alın bakın” demişler,“Bunlar FETÖ’cüdür” demişler, “Bunlar devleti ele geçirdi demiş-ler”, “Operasyon yapıyorsanız buyurun yapın” demişler ama bekle-niyor. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 250 şehidimiz ve 2 bin193 gazimiz var. En azından bunların anısına, aziz hatıralarına 15Temmuz darbe girişiminin tüm ayrıntılarının ortaya çıkması lazım,kimsenin, hiçbir şehidimizin kanının yerde kalmaması lazım. Amaöyle görünüyor ki, bu ayrıntıların ortaya çıkması engelleniyor. Darbe girişiminden hemen sonra üç önemli noktaya dikkat çek-miştik değerli milletvekilleri, üç önemli noktaya dikkat çekmiştik.Bir: “Hukuk içinde hesaplaşma yapalım” demiştik, hukuk içinde.Devlete yakışan budur. İki: “Hızla normalleşme sürecinin içineTürkiye sokulmalıdır” demiştik. Üç: “Güçlü bir demokrasi yarata-biliriz. Bu çok önemli bir fırsattır. Bütün Türkiye demokrasi konu-sunda uzlaştık” diye. Darbe girişiminin bütün iz ve etkilerini 74

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?ortadan kaldırmanın ve darbelerle kesin olarak mücadelenin yol ha-ritası bu üç aşamadan geçiyor. Ne yazık ki, aradan geçen bir yıliçinde bu üç konuda da yapılması gerekenler yapılmamış, yapılma-ması gereken ne varsa tamamı yapılmıştır. Hesaplaşma hukuk dı-şına taşmış, soruşturmaların uzanacağı noktalar yargıyamüdahalelerle engellenmiştir. Adalet yok edilmiştir. Darbe Araş-tırma Komisyonu darbeyi araştırma yerine sorumluluğu savuş-turma çabası içine girmiştir. Hızla normalleşme yerine kalıcıolağanüstü hal rejimi kurulmuştur. Darbeye karşı bombalar altındadirenen bu Gazi Meclis devre dışı bırakılmış, yetkileri elinden alın-mıştır. Sayın Başkan değerli milletvekilleri, 15 Temmuz ruhunun ya-rattığı uzlaşma iklimi içinde ortaya çıkan, yaşananlardan ders ala-rak güçlü bir demokrasi yaratma fırsatı maalesef heder edilmiştir.Darbeyle mücadelede başarı ve kalıcılığın en önemli şartı darbeninsiyasi ayağının ortaya çıkarılmasıdır. Ancak siyasi ayağı ortaya çı-karmaya dönük çabaların önü bilinçli olarak kapatılmaktadır.Darbe girişimden bulunanların darbecileri destekleyenlerin ve dar-becileri devletin en hassas noktalarına yerleştirenlerin hesap ver-mesi sağlanmadan darbeyle gerçek anlamda mücadele yapılamaz.Darbenin merkez örgütü olan FETÖ, bu güce bir günde erişmedi.Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt sever, namuslu, cumhuriyetçi kad-roları tasfiye edilip FETÖ’cülerin önü açılırken bu örgüte destekverenler ortaya çıkarılmalıdır. Yargıda, emniyette, bürokraside buçeteyi hakim güç haline getiren ittifaklar teşhir edilmelidir. 15Temmuzların bir daha yaşanmaması için bu ibret verici olaydanders alıp devleti başka tehlikeli ittifakların tuzağından uzak tutmakşarttır. Bu zehrin panzehiri ortak değerlerimize, demokratik laikcumhuriyete ve sosyal hukuk devletine sıkı sıkı sarılmaktır. ZULME KARŞI DİRENECEĞİZ Değerli arkadaşlarım, geçen hafta 15 Temmuzu kutladık. Hiçkimse sakın unutmasın, iki tane 15 Temmuz var, iki 15 Temmuzvar; biri halkın 15 Temmuzu, bir de sarayın 15 Temmuzu. Halkın15 Temmuzu, 250 şehidimiz, gazilerimiz, başımızın üstüne, sokağaçıktılar, aslanlar gibi mücadele ettiler, hayatlarını feda ettiler, onlarbizim evlatlarımız, onları bağrımıza basıyoruz çünkü onlar demok- 75

Umut Veli DEVELİrasiye sahip çıktılar. Onlar, Türkiye Büyük Millet Meclisine sahipçıktılar. Onlar, milli iradeye sahip çıktılar. Onlar, darbe girişiminekarşı çıktılar, onlar mücadele etti. Onların mücadelesi Hakk’ın mü-cadelesidir. Onların mücadelesi insanlığın mücadelesidir. Onlarınmücadelesi demokrasi mücadelesidir. 15 Temmuz, halkın 15 Tem-muzu başımızın üstüne. Bir de sarayın 15 Temmuzu. Halkın 15Temmuzunu fırsat bilip 20 Temmuzda sivil darbeyi gerçekleştiren.Bir daha söylüyorum, halkın 15Temmuzunu fırsat bilip, ondan ya-rarlanıp 20 Temmuzda kendilerine ikbal hazırlayanlardır, bir sivildarbeyi gerçekleştirenlerdir. İkisini birbirinden ayıracağız. FETÖ İLE MÜCADELE, İKTİDARA MUHALİF OLANLARLA MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜ Demokrasilerin özü uzlaşmadır, toplumsal uzlaşmadır. Darbe-den sonra hepimiz bir araya geldik, Parlamento bir araya geldik,bütün partiler, bütün sivil toplum örgütleri, bütün meslek kuruluş-ları hepimiz darbeye karşıydık. Ne oldu birden bire Türkiye bir ge-rilim ortamına sürüklendi. Biz “demokrasi” dedik, “yargıbağımsızlığı” dedik, biz “hukukun üstünlüğü” dedik, biz, “hızlanormalleşelim ve Türkiye bu darbe ortamından süratle uzaklaşsın”dedik ama onlar OHAL ilan ettiler. Binlerce kişinin, haklı haksız,işine son verdiler. O kadar ki bir süre sonra FETÖ ile mücadele ik-tidara kim muhalifse onlarla mücadeleye dönüştü. İbrahim Kaboğ-lu’nun FETÖ ile ne ilgisi var? Cumhuriyet Gazetesinin, SözcüGazetesinin, yazarlarının, muhabirlerinin, yöneticilerinin FETÖ ilene ilgisi var? Bütün hayatları zaten FETÖ ile mücadeleyle geçmişama buna yanaşmadılar ve bildiklerini okudular. DEVLETİN BÜTÜN SIRLARINI FETÖ ÖRGÜTÜNE TESLİM EDENLERİ LANETLİYORUM Şimdi, size sarayın 15 Temmuzundan garip bir örnek vermek is-terim. Değerli arkadaşlarım, Can Dündar ve Erdem Gül’ün davasıgörüşülür 1 Nisanda. 1 Nisanda dava görüşülür, bir süre sonra Tür-kiye Büyük Millet Meclisine Sakarya Milletvekilimiz Engin Öz-koç’la ilgili bir fezleke gelir. Fezlekede ekli deliller, on iki delil“Efendim, görüntü izleme ve tespit tutanağı, olay takip tutanağı,emniyet müdürlüğünün ihbar evrakı, bilirkişi raporu, birleştirmeraporu, 1.4.2016 tarihli tutanak, evrak, milletvekili listesi” diye 76

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?uzun, on iki tane. Engin Özkoç’a “niçin o davaya katıldın ve slo-gan attın” diye suç duyurusu, tezkere geliyor. Nereye? TürkiyeBüyük Millet Meclisine. Peki, Engin Özkoç orada mı? Hayır, oradadeğil. Peki, nasıl oluyor da on iki delil hazırlıyorsunuz, on iki sahtedelil hazırlıyorsunuz? Nerede Engin Özkoç? Sakarya’da. Bunlarındelili bu. Şimdi, bu savcılara sesleniyorum: Siz gerçekten savcı mı-sınız? Gerçekten savcı mısınız? Sarayın savcıları cumhuriyet sav-cısı olamaz. Herkes bunu öğrensin, sarayın savcısı cumhuriyetinsavcısı olamaz. Nasıl bir düzendir bu, nasıl bir şeydir? Bu, geç-mişte bir milletvekilinin Manisa’dayken Ankara’da suikast düzen-lenmesi ve FETÖ örgütüne kozmik odanın teslim edilmesitutanağına benziyor, aynı olay. Bülent Arınç neredeydi? Mani-sa’daydı. Nerede suikast düzenleniyordu? Ankara’da suikast dü-zenleniyor. Manisa’daki milletvekiline Ankara’da suikastdüzenleniyor ve devletin bütün sırları FETÖ örgütüne teslim edili-yor. Teslim edenleri lanetliyorum, teslim edenler hesabını verecek-ler onlar. 20 TEMMUZ DARBESİNİN HAKKINDAN GELMEK CHP’NİN BOYNUNUN BORCUDUR Sevgili anneler, o çocuklar sadece sizin çocuklarınız değil, o ço-cuklar burada gördüğünüz herkesin çocuklarıdır. Hiç kimse 20Temmuz darbesini unutmasın, hiç kimse 20 Temmuz darbesiniunutmasın. Eğer hapishaneler tıka basa doluysa, gazeteciler, avu-katlar, bilim adamları, hâkimler, savcılar, öğrenciler hapisteyse, hiçkimse 20 Temmuz darbesini unutmasın. O darbenin hakkından gel-mek Cumhuriyet Halk Partisinin boynunun borcudur. Bizi yıldırmak istiyorlar, bizi suçlamak istiyorlar. Ne derlersedesinler, alnımız ak ve tertemizdir. Hiç kimsenin önünde diz çök-meyeceğiz, hiç kimsenin! Devlet öyle bir noktaya geldi ki, devletşu anda yönetilmiyor arkadaşlar, yönetilmiyor devlet! Devleti yö-neten kim? Kim yönetiyor devleti? Belli değil. Yönetilmeyen birsürecin içindeyiz. 77

Umut Veli DEVELİ CHP GENEL BAŞKANIKEMAL KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ? DIŞ POLİTİKA 78

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Değerli arkadaşlarım, dış politikada az konuşacaksınız öz konuşacaksınız, dilinize hâkim olacaksınız. Dış politi- kanın ayrı bir dili vardır, o dilden sapmayacaksınız.Memleketin çıkarlarını savunacaksınız. Dış politikanın milli olmasılazım. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde sıfır noktasına geldik. Dünekadar ilişkilerimiz iyiydi, bir sorunumuz yoktu. Şimdi, bir numaralıdüşman. Çöküşü nasıl başlattılar, devletteki çöküş nasıl başladı?Liyakati yok ederek. Önce Dışişlerini devreden çıkardılar, Dışişleribürokratlarını devreden çıkardılar. Dışişleri bürokratlarıyla “Mon-şer” diye alay ettiler. “Biz biliriz, biz yaparız. Bunlar da kim olu-yor?” dediler. Şimdi geldiler ve çuvalladılar. Buradan bütünyurttaşlarıma sesleniyorum, bütün vatandaşlarıma sesleniyorum:Türkiye Cumhuriyeti devleti uygar bir devlet olmak zorundadır.Türkiye Cumhuriyeti devleti uygar dünyanın bir parçası olmak zo-rundadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik bir devlet olmakzorundadır. CİDDİ SORUNLARDAN BİRİSİ DIŞ POLİTİKA Ve yine 13 Temmuz 2015’de Sayın Davutoğlu’na dedim ki,ciddi sorun alanlarımızdan birisi de dış politika. Aynen şu ifadeyikullandım: “Dış politikanın 180 derece değişmesi lazım, yaptığınızyanlış.” Değerli arkadaşlarım, “sıfır sorun” dediler komşularla,komşu kalmadı. Suriye’nin içine bulaştılar. Bugün Irak’ta yaşananolayın ana sorumlusu, bu ülkenin dış politikasını belirleyenlerdir.Eğer Suriye’ye girilmeseydi, böyle bir tablo asla ortaya çıkmazdı.Suriye’ye silah sokulmasaydı, böyle bir tablo ortaya çıkmazdı.Dünyanın her tarafından militanlar, teröristler Türkiye’de ağırlan-dılar, ellerine silah verildi, yaralandıklarında geldi hastanelerde te-davi edildi ve gönderildi oraya. Tırlarla silah gönderildi, kardeşkardeşe kırdırıldı. Akan kanın sorumlusudur bunlar, bunların yata-cak yeri yoktur. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırdılar ve Suriye’yiparçaladılar. Irak’ı da parçaladılar. Irak’taki tablonun da sorumlusubunlardır. DIŞ POLİTİKADA EKSEN BARIŞ OLMALI Elli sefer söyledik, kardeşim merkezi hükümetle muhatap ola-caksınız siz. Karşınızda bir devlet var mı? Var. Anayasası var mı? 79

Umut Veli DEVELİVar. Bayrağı var mı? Var. Siz devlet olarak meşru bir devletle mu-hatap olacaksınız, sorun varsa onunla çözeceksiniz. Bizi dinleme-diler, biz bildiğimizi okuruz... O kadar uçtular ki, 24 saatte EmeviCamiine gidip namaz kılacaklardı, 24 saatte! Git bakalım nereyegidiyorsun? Adım atabiliyor musun bak bakalım? Dünya dengele-rini bilmeden, kendisini dünyanın tek numaralı gücü olarak gördü-ğünüz zaman böyle bir tablonun altında ezilirsiniz. O kadar ezildikki, benim onuruma dokunuyor. Oradaki kabile şeyhleri bile, Tür-kiye Cumhuriyeti Devletine artık kafa tutuyorlar. Bunlar da esipgürlüyorlar, asarız keseriz ederiz, şunu bunu yaparız diye. Hiçbirşey yapamazlar. Ne oldu sonuçta arkadaşlar? Türkmenler kaybettidışarıda. Türkmenler kaybetti, hem Suriye’de hem Irak’ta. Türkiyekaybetti, Türkiye’nin işadamları kaybetti, herkes kaybetti. İzlenenyanlış bir dış politikanın Türkiye’ye çıkardığı faturadır. Bu beş so-runa değindim değerli arkadaşlarım, bunları çözerseniz biz varızdemiştik. Dış politikayı asla iç politikaya malzeme yapmayacağız. Dışpolitikamız barış eksenli olacak. Gazi Mustafa Kemal ne söylüyor?Bütün dünyanın kabul ettiği, “Yurtta barış, dünyada barış.” Kendiülkende barışı, dünyada da barışı savunacaksın, itibarlı olmak için.Neden Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü çok önemlidir? ÇünküMustafa Kemal Atatürk’ün hayatının büyük bir kısmı savaş mey-danlarında geçmiştir. Barışın ne kadar değerli olduğunu, huzurunne kadar değerli olduğunu bilen bir insandır. Uygar dünyanın birparçası olacağız dış politikada, uygar dünyanın bir parçası olaca-ğız, kanlı coğrafyanın bir parçası değil, kavgalı bir coğrafyanınparçası değil, demokrasiden uzak bir coğrafyanın parçası değil,uygar dünyanın bir parçası olacağız. Hedefimiz bu ve dış politikamilli olmak zorundadır. HER BİRİ AYRI TELDEN ÇALIYOR Bakın, milli olmak zorunda demek, ortak ses çıkarmak demektiriktidar ve muhalefetle. Hadi muhalefeti bıraktık bir tarafa, iktidarpartisi bile dış politikada ne söylediğini bilmiyor. Birkaç örnek ve-reyim. Biraz komik gibi, ama vereceğim bunları da. Şimdi AK Par-tinin Genel Başkanı diyor ki, “Kuzey Irak’a giriş çıkış kapatılacak”diyor. Diyebilir Sayın Erdoğan, giriş çıkış kapatılacak. Dışişleri 80

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Bakanının söylediğine bakın: “Habur’u neden kapatalım?” Şimdikim doğruyu söylüyor? Dışişleri Bakanı mı, yoksa partinin genelbaşkanı mı? Geçiyorum, yine söylüyor AK Partinin Sayın GenelBaşkanı. “Ambargo koyarız, bunları açlığa mahkûm ederiz.” Eko-nomik Bakanı arkasından açıklama yapıyor: “Ambargo tehlikeli birsöylem, ambargo yapmayız.” Kim doğruyu söylüyor? Erdoğan mıdoğruyu söylüyor, Ekonomi Bakanı mı doğruyu söylüyor? Yine birisi çıkıyor diyor ki, “Musul Kerkük” Bakan kalkıpdiyor ki, “ne Musul’u ne Kerkük’ü arkadaş, önemli olan ticaret”diyor. Hangisi doğru? Ben size diyorum ya, bunlar devleti yönete-miyorlar, yönetme güçlerini kaybetmişler. Bir rüzgâra kapılmışyaprak gibi savrulup gidiyorlar, freni patlamış bir kamyon gibiyokuş aşağı Türkiye gidiyor. Nereye gittiği belli değil. Her şey bo-zulmuş vaziyette. Devlet dediğimiz bir kavram büyük yara almışve bir iç çürümeyle karşı karşıya, iç çürümeyle; çünkü liyakat sis-temi kalktı, liyakat yok. Adamına göre makam, adamına göremevki verildi ve böyle bir tablo. Dolayısıyla zaman zaman size gelip konuşabilirler söyleyebilir-ler. Lütfen AK Partili kardeşlerimize şu soruyu sorun karşılaştığı-nızda: “Bu hükümetin dış politikası nedir? Bu hükümetin ekonomipolitikası nedir? Bu ülkenin eğitim politikası nedir? Bu ülkenintarım politikası nedir?” Emin olun size cevap veremeyeceklerdir,çünkü böyle bir politika yok. Niye yok? Eğer bir adam kandırılı-yorsa, bir adam aldatılıyorsa, o adamın politikası olamaz zaten. İşinözü budur. ASTANA’DAN SONRA ESED OLDU TEKRAR ESAD El Kaide, El Nusra gibi pek çok terör örgütüne Türkiye’den tır-larla yardım götürdüler, silah götürdüler. Müslüman’ı Müslüman’akırdırdılar. Ve bu arada bir Rus uçağı düşürüldü. Yarış yapıldı,Cumhurbaşkanıyla dönemin Başbakanı arasında. Efendim ben emriverdim, hayır sen emri vermedin, sonra da emri ben verdim dediler.Sonra ne oldu? Gittiler Rusya’ya, bir sürü adam araya koydular,devlet başkanlarını araya koydular, “biz ettik, sen etme” dediler,mektup yazdılar, yalvardılar yakardılar Putin bunları affetti. İtibarkaybına uğrayan kim? Türkiye Cumhuriyeti Devleti itibar kaybınauğradı. İlk kez bizim tarihimizde bu kadar ağır bir itibar kaybıyla 81

Umut Veli DEVELİkarşı karşıya kalıyoruz. Astana’dan sonra Esed oldu tekrar Esad. ADAMIN BURNUNU BÖYLE SÜRTERLER! Bakın değerli arkadaşlar, şimdi Suriye’de Rusya Türkiye veİran beraber çalışıyor. Soru şu: Rusya ve İran kimden yana tavır al-mıştı? Cevabı basit, Esad’dan yana. İkinci soru: Peki, şimdi Tür-kiye kimden yana tavır alıyor? Esad’dan yana tavır alıyor. Bu 180derece nasıl oldu da böyle döndün? Adamın burnunu böyle sürter-ler, adamın burnunu böyle sürterler! CEHENNEMDE BİZ OLACAĞIZ Nereye gidilecek? İdlib’e gidilecek. İdlib’de kim var? Erdo-ğan’a soruyorlar, İdlib’de ne yapacaksınız? Cevap veriyor: Rusyaİdlib’in dışında, Türkiye İdlib’in içinde güvenliği koruyacak. Rus-lar dışarıda, biz içeride olacağız. Cehennemde biz olacağız, onlardışarıda olacaklar ve orada güvenliği sağlayacağız. Peki, bir başkasoru: Kime karşı güvenliği sağlayacağız? Terör örgütü Heyet TahrirEl Şam. Heyet Tahrir El Şam’la çatışacağız. Yine bir soru: HeyetTahrir El Şam’ın çekirdeğini kim oluşturuyor? Çekirdeğini ElNusra oluşturuyor. Peki, bir soru daha: El Nusra’yı Erdoğan terörörgütü olarak görüyor mu? Hayır, görmüyor, terör örgütü olarakgörmüyor. Tam tersine, terör örgütüne, yani El Nusra’ya silah dagönderdiler cephane de gönderdiler. Diyeceksiniz ki, nereden çı-kardın? Dünyanın terör örgütü dediği El Nusra’ya Erdoğan nasıldiyebilir ki “bu terör örgütü değildir” diye. BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN HALEP’İ TERK ETMESİ İÇİN BAŞVURULAN KİŞİ ERDOĞAN 19 Ekim 2016’da muhtarlarla bir toplantı yaptı. Şunu söylüyor:“Dün akşam Sayın Putin’le bir görüşmem oldu ve bu görüşmedeHalep’i konuştuk. Saat 22.00 itibariyle orada hava bombardımanla-rını durdurduklarını durduracaklarını ifade ettiler. Ve El Nusra’nınorayı terk etmesi noktasında kendilerinin ricaları oldu.” Bir terörörgütünün orayı terk etmesi için rica ettikleri kişi Recep Tayyip Er-doğan. Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum, ama bu kendisininifadesi. “Arkadaşlarımıza bu konuda gerekli talimatı verdik.” Yaniterör örgütüyle ilişkili olan arkadaşlarına bu konuda talimatı veri-yor. “Onlar da bu çalışmayı yapmak suretiyle El Nusra’yı Ha- 82

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?lep’ten çıkarma ve Halep halkının bu noktadaki huzurunu sağla-mak için bir çalışmanın içerisinde olalım diye aramızda böyle birmutabakatı görüştük.” Bir terör örgütünün Halep’i terk etmesi içinbaşvurulan kişi Recep Tayyip Erdoğan. Bütün dünyanın terör ör-gütü olarak kabul ettiğini, Erdoğan silah desteği verdiği için vebunlar da bilindiği için, Erdoğan’dan rica ediyorlar “bunu engelle”diye. OLUŞAN STRATEJİ ŞU: BURAYI SEN KİRLETTİN, GEL KİRİNİ TEMİZLE Değerli arkadaşlarım, diplomasi nedir? Dedim ya, diplomasininayrı bir dili vardır. Diplomaside konuşurken dikkatli olacaksınız veakılcı politikalar üreteceksiniz ve sizin bir stratejiniz olacak ve ohedefe ulaşmak için adım adım stratejinizi gerçekleştireceksiniz.Oluşan strateji ne? Oluşan strateji şu: Burayı sen kirlettin, gel kirinitemizle arkadaş, burayı sen pislettin gel pisliğini temizle arkadaş.Suriye’ye sen silah gönderdin, terörü sen yaptın, şimdi terör örgüt-lerinin tamamı İdlib’de, sen gideceksin orada terör örgütüyle çarpı-şacaksın ve İdlib’i temizleyeceksin. Geldiğimiz nokta bu. Onlarınstratejisinin bir gereği olarak Türkiye İdlib’e giriyor. Bedeli kimödeyecek? Bu ülkenin fakir fukara çocukları, Türk Silahlı Kuvvet-leri gidecek oraya. Bunu bütün arkadaşlarımın bilmesini isterim. 6 MADDEDE İDLİB İdlib konusunda altı madde halinde düşüncelerimi sizinle pay-laşmak isterim. 1- Türkiye halkı AK Partinin yanlış Suriye politikasının bedeliniçok ağır ve kanlı bir şekilde ödemeye devam etmektedir. İdlib’dengelecek her şehidin sorumlusu, hiç kimse unutmasın Recep TayyipErdoğan’dır. İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu olacak. 2- İdlib’deki cihatçıların karadan temizliği Türkiye’ye havaleedildi. Görünen odur ki, Türkiye İdlib’i temizledikten sonra devir-meye çalıştığı Esad yönetimine teslim edecektir. Esad için gidiyo-ruz oraya, terörden temizleyeceğiz, şehitlerimizi vereceğiz veEsad’a teslim edeceğiz. 3- İdlib’deki temizliğin maliyeti çok yüksek olacak. Nusra cep-hesi yeni adıyla Heyet Tahrir El Şam direneceğini açıklamıştır. Bu 83

Umut Veli DEVELİbağlamda Türk Silahlı Kuvvetleri ve Nusra’ya bağlı cihatçılar ara-sında yoğun çatışmalar kaçınılmaz olacaktır. 4- Rusya’nın izlediği strateji sonunda, Erdoğan’ın Suriye yöne-timini devirmek amacıyla beslediği büyüttüğü ve göz yumduğu ci-hatçı örgütlerle şimdi Türk Silahlı Kuvvetleri çatışacak. İdlib’innüfus, coğrafya gibi nitelikleri göz önüne alındığında, Türk SilahlıKuvvetlerinin Fırat Kalkan’ından çok daha fazla sorunla karşılaşa-cağı açık. 5- İdlib’deki yüz binlerce sivil çatışmalardan kaçmak için Tür-kiye’ye yönelebilir. 6- İdlib’de varlık gösteren cihatçı terörist örgütlerin Türkiye’yesızmaları ve ülke içinde saldırılar yapmaları güçlü ve endişe verici-dir; bunların hiçbirisinin unutulmaması lazım. LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ Filistin’e ve Filistinlilere sahip çıkmak insan olmanın gereğidir.Bir onurdur Filistin’e ve Filistinlilere sahip çıkmak. Kendi öz va-tanlarında insanlar esir muamelesi göremezler, kendi öz vatanla-rında sürülemezler, kendi öz vatanlarında yoksulluğa, açlığamahkûm edilemezler, kendi öz vatanlarında etrafları çevrili, esir tu-tulamazlar. Biz 1968’li yıllarda gencecik çocuklarımızı Filistin’e gönderdikFilistin Kurtuluş Örgütü’yle beraber Filistin’in bağımsızlığı içinmücadele ettiler. O çocuklar, onlar bizim şehitlerimiz, bu memleke-tin şehitleri onlar, Filistin için mücadele ettiler, mezarları hâlâ Filis-tin’de. O şehitlerimizi saygıyla ve minnetle ve rahmetle anıyoruz.Dolayısıyla, Filistin konusunda Türkiye’nin tek yürek olmasılazım, tek yürek olması lazım. Karar… Ortak karar alınması lazım.Mücadele… Ortak mücadele verilmesi lazım. Eğer bir yerde zalimvar ve zulmediyorsa zalime karşı direnmek hepimizin ortak görevi-dir. Zulme karşı direneceğiz, zalime karşı direneceğiz ama bu ko-nuda, üzülerek ifade edeyim, Arap dünyası iyi bir sınavvermemiştir, başarılı bir sınav vermemiştir. Bizim gösterdiğimizduyarlılığı Arap dünyasının pek çok devleti, maalesef, üzülerekifade edeyim, göstermemiştir. Birleşmiş Milletler kararlarınaaçıkça İsrail karşı çıkmıştır ve ihlal etmiştir ve biz ve Türkiye 84

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Cumhuriyeti bu konuda çok daha net, çok daha kararlı bir tavır ta-kınmak zorundadır. Öyle lafla peynir gemisi yürümez. \"İsrail’leilişkileri kesebiliriz.\" Kesiyorsan kes kardeşim, biz de kapı gibi ar-kandayız! Öyle lafla olmaz bu iş. İŞİN ASIL MUHATABINA KIZ! Kaldı ki asıl kızacağın adam, Trump. Niye kızmıyorsun? Öyledolaylı, orta alanda top veriyorsun. Asıl bu işin sorumlusu, Ameri-ka’daki Başkandır. Oradaki sıkışmışlığını gidermek için, gündemideğiştirmek için getirdi Orta Doğu’nun kalbine pimi çekti, bom-bayı koydu. Herkesi aradı, sadece ve sadece Erdoğan’ı aramadı. Bubile üzerinde hepimizin oturup düşünmesi gereken bir gerçektir vebu gerçek başka bir şeyi daha gündeme getirecek, radikal unsurla-rın arayıp da bulamadıkları bir ortamı yaratacaktır; radikal unsurla-rın, katillerin arayıp da bulamadığı bir ortamı yaratacaktır. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SİTESİNE NEDEN \"İSRAİL’İN BAŞKENTİ TEL AVİVDİR\" YAZMIYOR? Değerli arkadaşlarım, sizlere söyledim, samimi olmamız lazım,gerçekçi olmamız lazım, dürüst olmamız lazım. Bakın, ben size birşey göstereyim değerli arkadaşlar, Dışişleri Bakanlığının internetsitesi. İsrail’le ilgili açıyorsunuz devleti, başkenti boş, Tel Avivyazmıyor ama orada bir yıldız var. Yıldıza baktık, ne yazıyor?\"Efendim, İsrail 1980 sonrası şunu şunu yaptı ama onlar Kudüs’übaşkent olarak kabul ediyorlar.\" diyor. E, sen niye Tel Aviv yazmı-yorsun, niye yazmıyorsun? Elinden tutan mı var? Hem bunu yapa-caksın hem kalkacaksın iç politikada şunu yaparım, bunu yaparım,bunu asarım, bunu keserim… Bunlara bu milletin karnı tok arka-daşlar, bu milletin karnı tok. Yapacaksan adam gibi yap, oraya ya-zacaksın: \"İsrail’in başkenti Tel Aviv’dir\" diye. Yazıyor musun?Yazmıyorsun, yazamıyorsun. Alta dipnot koymuşsun, orayı da boşbırakıyorsun. Bu, doğru değil. Takipçisi olacağız. Sayın Başbakandan da istirham ediyorum, o başkentin adı TelAviv’dir. Kaldı ki not sadece bu konuda da kırık değil, buraya, 20milyon dolara Türkiye’nin itibarını satan bir anlaşma dageldi.(Mavi Marmara) 20 milyon dolara Türkiye’nin bütün itibarınısatan anlaşma da geldi. Anlaşmada ne yazıyor biliyor musunuz?\"Ankara\" ve \"Kudüs\" yazıyor ve sizler o anlaşmaya \"Evet\" dediniz. 85

Umut Veli DEVELİNiye \"Evet\" dediniz, hangi gerekçeyle \"Evet\" dediniz? Değerli arkadaşlarım, sözün başında söyledim, yine söylüyo-rum: Filistin olayı bu memleketin onurudur. Kudüs, hepimizin,üzerinde titremesi gereken bir kenttir. Bir barış kenti olmak zorun-dadır Kudüs. Üç semavi dinin de kutsal mekânıdır orası. Orası, bi-rilerine asla ve asla terk edilemez. Bunu gayet açık, gayet net, CHPGrubu adına söylüyoruz. MAVİ MARMARA’DA TÜRKİYE’NİN ONURUNU SATTILAR, ŞİMDİ FİLİSTİNLİLERİ SATIYORLAR Değerli arkadaşlarım, İsrail geçen hafta Mescid-i Aksa’da, Mes-cid-i Aksa’da 3 Filistinliyi öldürdü. Mescid-i Aksa’nın İslam dün-yası için ne kadar önemli bir yer olduğunu hepimiz biliyoruz.Aslında dünya inanç tarihi açısından da çok önemli bir yerdir. İş-galden sonra ilk kez Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kılınmadı veyasaklandı. Bekledim, iktidardan bekledim, bekledim, havuz med-yasından bekledim, bir Allah’ın kulu çıkıp da ya arkadaş, bu kadarönemli, dünya tarihi açısından, inanç tarihi açısından, İslam dün-yası açısından bu kadar önemli Mescid-i Aksa’da Cuma namazınıyasaklıyorsunuz ve bunu bir şekliyle dile getiren bir adam aradımhükümetten, bir adam aradım havuz medyasından, bir tek adamçıkmadı. Kim çıkıyor? Cumhuriyet Halk Partisi çıkıyor. Biz, hiçbirzaman ayrım yapmadık, herkese saygılı olduk, her inanca saygılıolduk ama insanları öldüreceksin, onu fırsat bileceksin, Mescid-iAksa’da Cuma namazını yasaklayacaksın. Bu, dünya tarihinde ilkkez oluyor ve buna Hükümet hiç ses çıkarmayacak, ağzına bir bantçekecek. Mavi Marmara’da Türkiye’nin onurunu sattılar, şimdi deseslerini çıkarmıyorlar, Filistinlileri satıyorlar. Sevgili Filistinli kar-deşlerim, hiç endişe etmeyiniz, Cumhuriyet Halk Partisi Türki-ye’de sizin hem ulusal hem uluslararası haklarınızı sonuna kadarsavunacaktır. ÖNCE ŞU ÜNİVERSİTE DİPLOMANI BANA BİR GÖSTER BAKAYIM Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı Yunanistan’a gitti. Gidebilirtabii, gezmesinde yarar vardır, dostluk ilişkilerinin gelişmesindeyarar vardır. Hiçbir zaman, \"Neden şuraya gitti, neden burayagitti?\" diye özel bir eleştiri getirmiyoruz, tam tersine, gidilmeli, ge- 86

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?zilmeli, ticari ilişkiler, kültürel ilişkiler geliştirilmeli. Ülkeler, barışeksenli, birbirlerine destek vermeliler. Gidildi, orada Lozan tar-tışma konusu yapıldı. Bir devlet başkanı pozisyonunda olan kişi,ayaküstü, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını belirleyen Lozan Anlaş-ması’nı tartışmaya açamaz. Sormak istiyorum, Sayın Erdoğan’asormak istiyorum: Hangi gerekçeyle Lozan’ı tartışmaya açıyorsun,hangi bilgi birikimiyle Lozan’ı tartışmaya açıyorsun? Lozan’ı tar-tışmaya açman için önce şu üniversite diplomanı bana bir gösterbakayım. Yok böyle şey. Türkiye Cumhuriyeti’nin namusudur o,namusudur. Benim sınırlarımı sen nasıl gidersin başka bir ülkedetartışmaya açarsın? İŞGAL ALTINDAKİ 18 ADADAN SÖZ ETMİYOR Konuşuyorsun, iç politika malzemesi yapıyorsun, ben bunu daanlarım. Peki, ben Sayın Erdoğan’a sormak isterim: Orada niye 18adadan söz etmedin? İşgal altındaki 18 adadan neden söz etmedin,neden söz etmedin? Lozan Anlaşması’nın 12’nci ve 15’inci madde-leri açıkça ihlal edilmiştir. 18 adayı ve 1 kayalığı hiçbir zaman, neLozan Anlaşması ne de başka bir anlaşma Yunanistan’a vermemiş-tir. Değerli arkadaşlarım, şu anda 18 adada 13 askerî birlik var, 5bine yakın Yunan askeri var. Peki kardeşim, sen oraya gidiyorsun,Yunanistan’a gidiyorsun, oturup politikada ben onu kullanayım,ondan sonra da bu olsun.\" diyorsun.Ya, bu ayıp değil mi değerli ar-kadaşlarım? Bu, bizim kaldıracağımız bir olay mıdır? İlk kez buhükûmetler döneminde Türkiye Cumhuriyeti toprak kaybetmiştirtıpkı Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdıkları gibi. İçime sindiremiyo-rum, içime sindiremiyorum. Gideceksiniz, 18 adayı vereceksinizoraya, askerini yığacak oraya, askerî birliğini yığacak oraya, sengideceksin, \"Lozan’ı tartışmaya açalım.\" diyeceksin. E, zatenadamlar açtılar Lozan’ı tartışmaya, 18 adayı da işgal ettiler. Bir şeysöyledin mi? Bir şey söylemedin. Çıktın, tekrar Türkiye’ye geldinve bize de diyorlar ki: \"Efendim, neden eleştiriyorsunuz Erdo-ğan’ı?\" Ne yapalım? 18 ada işgal edilecek, biz de diyeceğiz ki:\"Ya, ağzımızı kapatalım, hiçbir şey söylemeyelim, ayıp olur.\" Biz,sizin bildiğiniz -özellikle iktidar kanadına söylüyorum- türde mu-halefet yapmayız arkadaşlar. Biz, Türkiye’nin aleyhine ne varsahepsine karşı dururuz ve muhalefetimizi yaparız. 87

Umut Veli DEVELİ DEVLET BİR KİŞİYE BIRAKILMAZ Şimdi bakın sevgili anneler, devlet şöyle yönetilir: Yönetimmevkiinde olan insanlar liyakatli insanlarla oturup çalışırlar, uzunuzun tartışırlar, bütün alternatifleri düşünürler “Ben şu adımı atar-sam üç adım sonrası ne olur” bunlara bakarlar ve kararı onun üze-rine inşa ederler. Dolayısıyla, o nedenle devlet bir kişiyebırakılmaz, bir kişinin kararına bırakılmaz. Beşer şaşar, bir kişi deşaşırabilir, bir kişi yanlış karar verebilir, bir kişi hata yapabilir.Şimdi bakın Allah aşkına, bir sabah kalkıyoruz, Sayın Cumhurbaş-kanı “Rakka’ya gideceğiz” diyor. Öğlen sonra “Münbiç’e gidece-ğiz.” diyor. Akşama doğru “Hem Münbiç’e hem Rakka’yagideceğiz” ertesi gün “Sadece Münbiç’e gideceğiz” diyor. Başkagün “Rakka’ya gideceğiz.” diyor. Allah aşkına siz nereye gidecek-siniz ya, nereye gideceksiniz? Kime danıştınız, kiminle konuştu-nuz, bu kararları nasıl veriyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Devlet böyle yönetilmez arkadaşlar. Devlet, akılla yönetilir, bil-giyle yönetilir, liyakatle yönetilir, sağduyu ile yönetilir; huzur,barış getirmek için yönetilir, vatandaşın, ülkenin çıkarını korumakiçin devlet yönetilir. Rahmetli Ecevit’i düşünün. Rahmetli EcevitKıbrıs’a çıkarma yaptığı zaman kimsenin haberi oldu mu? Hiçkimsenin haberi olmadı. Türk askeri Kıbrıs’a indi ve çıktı “Türkaskeri şu anda Kıbrıs’tadır” diye açıklama yaptı. İşte devlet böyleyönetilir. Devlet yönetmesini bilmiyorlar. Devlet böyle yönetilmez.Böyle yönetilmediği için zaten bugün büyük bir çıkmazın içindeler.Her gelen tokat atıyor. Bir şey söylüyorlar, ertesi gün bir başkasıkonuşuyor. Umudu bağlamışlar, rüzgâr nereden esiyorsa orayadoğru dönüyorlar; bir bakıyorsunuz Putin’den yanalar, bir bakıyor-sun Trump’tan yanalar. Sen Türk milletinden yana ol kardeşim,vatandaştan yana ol. Senin ne işin var oralarda? İĞNEYİ KENDİNE, ÇUVALDIZI ÖBÜR TARAFA İki sayın bakan Almanya’ya gidip konuşma yapacaktı. Gitmelimi? Evet, gitmeli. Konuşmalı mı? Evet, konuşmalılar, gitmeliler.Orada vatandaşlarımız var, onlar da referandumda oy kullanacak-lar, seçimlerde oy kullanacaklar; onlara bu hak, yetki verilmiş du-rumda ama iki bakana izin verilmemesi hem iktidar kanadındanhem de bizim tarafımızdan tepkiyle karşılandı. Almanya’ya dedik 88

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?ki, “Demokrasiden söz ediyorsan, bizim bakanlarımızı, politikacı-larımızı engellememen gerekir. Bizim bakanlarımız, bizim politika-cılarımız da Almanya’ya, Hollanda’ya, Fransa’ya, nerede Türkvatandaşı varsa gitmeli ve propagandasını yapmalı”, bunu söyle-dik. Onlar da söylediler, iktidar kanadı çok ağır eleştiriler getirdi-ler. Değerli arkadaşlarım, bir konuyu eleştiriyorsanız, önce dönüpkendinize bir bakmanız lazım. Bizde bunun adı şudur: İğneyi ken-dine batır, çuvaldızı öbür tarafa batırabilirsin. Şimdi size bir örnek vermek istiyorum. Bulgaristan’dan çok sa-yıda Türk kökenli geldi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını aldı.Bunlar aynı zamanda hem Türk vatandaşı hem de Bulgar vatan-daşı. Bulgaristan’da “Hak ve Özgürlükler” diye bir parti kurdular.Ağırlıklı olarak Türk kökenli vatandaşların kurduğu bir parti. Dola-yısıyla bunlar seçimler olduğu zaman Türkiye’ye geliyorlar, Türki-ye’deki Bulgar kökenli vatandaşlara propaganda yapıyorlar. NasılAlmanya’ya, Fransa’ya, Hollanda’ya gidiyorsak onlar da burayageliyorlar ve propaganda yapıyorlar. Ama şu yapıldı: Bulgaris-tan’da Türk kökenli aynı zamanda Türk vatandaşı olan Erdinç İs-mail Hayrullah, bu Bulgar Parlamentosunda Bulgaristan-TürkiyeDostluk Grubu Başkanı aynı zamanda. Bulgaristan’da seçimler ya-pılacak ve Türkiye’ye gelip Bulgar vatandaşları arasında propa-ganda yapmak istiyor bizim partiye oy verin diye. BununTürkiye’ye girişini Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Hü-kümeti yasakladı. Niye yasaklıyorlar? Almanya’ya giderken yasak-lıyorlar, tepki veriyorsun, biz de “Haklısın” diyoruz ama aynı şeyisen yapıyorsun. Bir Türk vatandaşını Bulgaristan’dan buraya geli-şini yasaklıyorsun, sınır kapısından içeri sokmuyorsun. Belgesi mi?Belgesi de bu değerli arkadaşlarım “Yolcu kabul edilemez” formu. BİR DEVLET ÖNCE KENDİ İTİBARINI KORUR Şimdi Sayın Binali Yıldırım’a sormak istiyorum: Sayın BinaliYıldırım -Sayın Dışişleri Bakanına da sormak istiyorum- SayınDışişleri Bakanı, -Sayın Cumhurbaşkanına da sormak istiyorum-Sayın Cumhurbaşkanı, çifte vatandaş olan, hem Türk hem Bulgarvatandaşı olan insanlara kavuşmasını, gelip burada propagandayapmasını hangi gerekçeyle kabul etmiyorsunuz? Hangi gerekçeyleTürkiye’ye girişini yasaklıyorsunuz? Bakın elektrikler söndü, şu 89

Umut Veli DEVELİoldu bu oldu değil, resmen “Türkiye’ye girişi yasaktır” diyorlar,neden? Bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti gibi dünyada saygınlığıolan bir devlet kendi itibarını ayaklar altına almaz, kendi itibarınıkorur, kendi itibarını yükseltmek ister ve bunun mücadelesiniyapar. Almanya’ya kızıyorsunuz, daha kötüsünü siz yapıyorsunuz.Bu olmaz, siyaset çifte standardı kaldırmaz arkadaşlar, siyasetteçifte standart olmaz. Sen nasıl Almanya’ya gidiyorsan, Bulgaris-tan’daki Türk ve Müslüman olan, aynı zamanda Türkiye Cumhuri-yeti, aynı zamanda Bulgaristan Cumhuriyeti vatandaşı olan kişi deTürkiye’ye gelmeli, çifte vatandaş olan Bulgar vatandaşlarına çıkıpkendi propagandasını yapmalı. Buna izin vermiyorlar. Neden, bili-yor musunuz? Nasıl, Türkiye’yi ayrıştırıyorlarsa, kutuplaştırıyor-larsa Bulgaristan Türklerini de ayrıştırdılar; Hak ve ÖzgürlüklerPartisinin karşısına Dost Partisi kurdular. Dost Partisinden olanlarTürkiye’ye girebilir, Hak ve Özgürlükler Partisinden olanlar Türki-ye’ye giremez. Bu olur mu arkadaşlar? Bu olur mu anneler? Allahaşkına bu olur mu? Bu çifte standart olur mu? Ne söyledim? İğneyikendine batır, çuvaldızı öbür tarafa… ORTADOĞU’NUN KABİLE ŞEYHLERİ BİLE KAFA TUTUYOR, SES ÇIKARAMIYORLAR Dış politikada, defalarca uyardık; \"Yapmayın, yanlış yapıyorsu-nuz\" dedik. Savaş meydanlarından gelen insanlar demişler ki,“Sakın savaşmayın” barışın önemine vurgu yapmışlar özellikle,“Yurtta barış, dünyada barış olsun” demişler. “Bütün komşuları-mızla iyi ilişkiler kuralım” demişler. Suriye’yi karıştırdık, Irak’ıkarıştırdık, İran’la kavga ettik, Mısır’la kavga ettik, Libya ilekavga ettik, Rusya ile kavga ettik, Avrupa Birliği ile kavga ettik,kavga etmediğimiz kimse kalmadı, herkesle kavga ettik. Tırlarlasilah gönderdik Suriye’ye. IŞİD’i kanka belledik, IŞİD’e silah gön-derdik. “Yapmayın, etmeyin” dedik. \"Bir devleti, Türkiye Cumhu-riyeti’ni terör örgütleriyle aynı düzeye çekmeyin\" dedik, bunlarıısrarla söyledik. “Siz Baasçısınız, siz anlamazsınız, siz zaten bil-mezsiniz. Biz dünyaya meydan okuyoruz. Dünyada kuş uçsa bizesorulur” dediler. Şimdi, Orta Doğu’nun kabile şeyhleri bile kafa tu-tuyor, ses bile çıkaramıyorlar. Faturayı kim ödedi? Faturayı hepbirlikte biz ödüyoruz, vatandaşlar ödüyor. Bunun sorumlusu kim? 90

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?On beş yıldır bu ülkeyi yönetenlerdir bunun sorumlusu. Mavi Mar-mara olayını düşünün “Yapmayın, etmeyin, yanlıştır bu” dedik.“Hayır, Gazze’ye gideceğiz” dediler. Zaten Gazze’de Kızılay vararkadaş, yardım yapacaksan Kızılay aracılığıyla yardımı yap.“Hayır efendim, ablukayı kaldıracağız” Vatandaşlarımız hayatlarınıkaybettiler, bütün söylediklerimizi yuttuk, Türkiye’nin itibarını 20milyon dolara sattık, 20 milyon dolara koskoca Türkiye’nin itiba-rını sattılar. Şimdi “Yanlış yaptık” diyorlar. 20 milyon dolara kos-koca Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı satılır mı? Bu soru, henüzcevaplandırılmış bir soru değildir. BİZİ ORTADOĞU BATAKLIĞINA KİM SOKTU? (Türkiyeyi) Ortadoğu bataklığına sen sokmadın mı? Beş tanesoru sordum. Dedim, bu soruları bir düşün bakalım. Bir düşün,ondan sonra kim neyi anlıyor anlamıyor bir bilelim. Beş soruyuokumak isterim: Bir, durup dururken Türkiye’yi Suriye bataklığının bir parçasıhaline kim getirdi? Hükümet getirdi, başındaki adam getirdi, sa-rayda oturan zat getirdi. Durup dururken bir gece ansızın dost olanSuriye düşman Suriye oldu. İki, dostu Esad olanın, nasıl oldu da bir süre sonra düşmanıEsad oldu? Dostuydu, nasıl oldu da birdenbire düşmanın oldu? Neoldu da oldu? Üç, kimin zamanında Suriye’deki kendi topraklarımızdan Sü-leyman Şah Türbesini kaçırmak zorunda kaldık? Buna da diyecek-ler CHP zamanında diyecekler. Suriye’ye girecek ve 24 saatte Şam’daki Emevi Camiindenamaz kılacaktık. Nasıl oldu da, tam tersi gerçekleşti ve 4 milyonSuriyeli Türkiye’ye girdi? Nasıl oldu? CHP yaptı diyecekler. TabiiCHP iktidarda, onlar farkında değiller. Beş, Türk askerinin İdlib’e girme ve Esad’ın yanında yer almasıstratejisi kime ait? Şimdi Esad’ın bir numaralı adamı. Bu kiminyanlış stratejisinin çöktüğünü gösteriyor? Erdoğan’a dedim, “Bunları düşün. Hadi televizyonda karşımaçıkmaktan korkuyorsun, bari düşünmekten korkma. Bunları birotur düşün bakalım, ülkeyi bu hale kim soktu?” 91

Umut Veli DEVELİ TÜRKİYE’YE TURİST GELMİYOR, ÇÜNKÜ TÜRKİYE’NİN İMAJI BOZULMUŞ VAZİYETTE Yerli yatırımcı yatırım yapmıyor. Niye yapsın? Adam, gelece-ğini göremiyor ki. Ayrıca can ve mal güvenliği yok. Yani bir karar-nameyle yatırım yapacağım, bir kararname ile benim malvarlıklarıma el koyacaklar. Mümkün mü bu? Mümkün. Yapıyorlarmı? Yapıyorlar. “Niye yatırım yapayım” diyor. Yerlisi yapmıyor, yayabancısı? Yabancısı da Türkiye’den kaçıyor. Bakın, örnek vere-yim arkadaşlar, resmî veriler. 2016’nın ilk üç çeyreğinde bir öncekiyıla göre uluslararası sermaye girişi yüzde 64,4 oranında düştü,gelmiyor. Ayrıca tasfiye edilen sermaye miktarı da yüzde 70 artmışvaziyette, yabancılar Türkiye’yi terk ediyor. Peki, sadece sanayici,çiftçi mi mağdur? Hayır, arkadaşlar, buyurun turizm sektörünebakın. Doğanın en güzel parçası bizim ülkemiz; denizimiz var, göl-lerimiz var, nehirlerimiz var, ovalarımız var, yaylalarımız var,güzel insanlarımız var, her iklimimiz var. Bu kadar güzel bir cen-nette yaşıyoruz ama turist gelmiyor. Türkiye’ye turist niye gelmi-yor? Güneş fazla diye mi gelmiyor? Hayır. Deniziniz var diye migelmiyor? Hayır. Tarihi eserleriniz çok iyi, onun için mi gelmiyor?Hayır. Türkiye’ye güvenmiyorlar arkadaş, Türkiye’nin imajı bozul-muş vaziyette. “Demokrasisi olmayan bir ülkeye ben nasıl gele-yim” diyor. Siz bir Alman gazetesi Die Welt’in Türkiye temsilcisinineden gözaltına aldınız? Gelmezler arkadaşlar, gelmezler. Sen kal-kıp Almanya’daki bir gazetenin Türkiye temsilcisini gözaltına alır-san hiçbir Alman buraya gelmez, niye gelsin? İngiliz gelmiyor,Japonlar gelmiyor, niye gelsinler buraya? Bizim beş yıldızlı otelle-rimizin eksiği mi var? Hiçbir eksiği yok. Hizmette kusurumuz muvar? Hiçbir kusurumuz yok. Fiyatlarımız çok mu yüksek? Hayır,yüksek de değil ama gelmiyor kimse. 92

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi? CHP GENEL BAŞKANIKEMAL KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ? İNANÇ SİYASETİ ETNİK KİMLİKLER YAŞAM TARZI 93

Umut Veli DEVELİHep söyledik, etnik kimlik üzerinden siyaset yapmayın. Hep söyledik, inanç üzerinden siyaset yapmayın. Hep söyledik, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayın. Buüç ana unsur terör örgütlerini besleyen unsurlardır. Etnik kimliküzerinden siyaset bölücülüktür, insanı insana düşman etmektir.İnanç üzerinden siyaset bölücülüktür; insanı insana düşman etmek-tir. Yaşam tarzı üzerinden siyaset bölücülüktür; insanı insana düş-man etmektir. Her seferinde, dilimde tüy bitti, Allah inandırsındilimde tüy bitti, nereye gitsem, ne zaman konuşsam etnik kimliküzerinden siyaset yapmayın, inanç üzerinden siyaset yapmayın,yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayın diye defalarca, defalarca,defalarca söyledim. Ama ben söyledim Hükümet sağır, duymuyor;bazı çevreler de sağır, onlar da duymuyorlar. Havuz medyası, zatendipten sağır, o da duymuyor. BÜTÜN SUÇU ALLAH’A YÜKLÜYOR Değerli arkadaşlarım, etnik kimlik üzerinden siyaset olur mu?Hangi Allah’ın kulu çıkıp da “Ben annemi ve babamı seçme özgür-lüğüne sahibim” diyecek? Var mı böyle bir şey? Herkesin kimliğikendisine aittir, insansa bitti; değerlidir, başımızın üstünde yeri var-dır. İnanç üzerinden siyaset bölücülüktür. Herkesin inancı kendi-sine ait. Hele bizim dinimizde, hele Müslümanlıkta Allah’la kularasına zaten kimse girmiyor, kimsenin girmeye hakkı da yok, yet-kisi de yok. Böyle bir teraziyi elinde tutacak kimseye de yetki ve-rilmedi. Nasıl yapılıyor? Çıkıyor, kendi kendisine, bütün suçuAllah’a yüklüyor. Böyle bir şey olabilir mi ya? Böyle bir Müslü-manlık olabilir mi? Hele Anadolu Müslümanlığı, hele Mevlanala-rın, Yunusların yaşadığı Anadolu kültürü. Böyle bir kültürdünyanın hiçbir ülkesinde yok; sevgi üzerine inşa edilmiş, dostluküzerine inşa edilmiş. Hani, Anadolu halk ozanı diyor ya “Cehen-nem dediğin dal odun yoktur, herkes ateşini buradan götürür.”Otur, üzerinde ciltlerle kitap yaz iki dizede. Bu kadar zengin, bukadar yoğunluklu bir insan sevgisi yaşatmıştır Anadolu, ama bizbunların tamamını bir tarafa bıraktık. Ne oldu? Suudi Arabis-tan’dan Selefileri Türkiye’ye getiriyoruz. Herkese düşman, her-kese; kendisi gibi düşünmeyen herkesin katledilmesiniöngörüyorlar. Böyle bir Müslümanlık anlayışı yoktur arkadaşlar. 94

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Hepimizin düşünmesi lazım, hepimizin sorgulaması lazım, eğrisidoğrusu nedir oturup bakmamız lazım. LAİKLİĞİ AYRIŞMA ARACI OLARAK GÖRÜYOR Şimdi, laikliği ayrışma aracı olarak görmeye başladılar. Ya, la-iklik, din ve vicdan özgürlüğü demektir. Kimsenin inancına birbaşkasının müdahale etmemesi demektir. Kimsenin yaşam tarzınamüdahale edilmemesi demektir. Herkes istediği gibi yaşar; yasalarauygun olarak herkes istediği gibi yaşar. Şimdi bunun üzerindentoplumu ayrıştırmaya kalkıyorlar, bunun üzerinden toplumu böl-meye çalışıyorlar yine inançları kullanarak. Onlara şunu söylemekisterim: Sevgili Peygamber’imizin hayatını okuyun, yeniden oku-yun, nasıl yaşadığına bakın. Yüreğindeki insan sevgisini görün,dostluğu görün. Her insana nasıl baktığını görün. Size dayatılan ki-tapları değil, çocukken sizi yönlendirmek için verilen kitaplarıdeğil, hiçbir şey yapmıyorsanız açın Kutsal Kitabımızı okuyun,orada bütün gerçekleri göreceksiniz, bütün gerçekler var orada. KIŞLAYA, CAMİYE, ADLİYEYE SİYASET GİRDİĞİ ZAMAN TÜRKİYE’NİN ÇİVİSİ ÇIKAR Başka bir şey… Diyoruz ki kışlaya, camiye, adliyeye siyasetgirmesin. Niye diyoruz kışlaya siyaset girmesin? Hepimizin çocuk-ları askere gidiyor, sadece bir partinin çocukları mı gidiyor askere?Hayır. Oraya siyaset girerse ne olur? Demokrasi tehlikeye girer.Camiye siyaset girmesin. Camiye sadece bir partinin taraftarları mıgidiyor? Hayır, her partiden insanlar camiye gidiyor. Oraya siyasetgirdiği zaman camide kavga başlamayacak mı? Diyoruz ki adli-yeye siyaset girmesin. Adaleti arayan sadece ben miyim, sadece sizmisiniz? Görüşü ne olursa olsun derdi olduğu zaman her vatandaşgidip adliyede adalet aramıyor mu? Siyaset buralara girdiği zamanTürkiye’nin çivisi çıkar. Onun için diyoruz ki cumhurbaşkanı taraf-sız olmalı, cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olmamalı,cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olarak hâkim tayin etme-meli. Hâkim tayin ederse adliye yara alır, oraya siyaset girmiş olur. 95

Umut Veli DEVELİ CHP GENEL BAŞKANIKEMAL KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ? EKONOMİ İşsizlik, Tarım, Sanayi,Artan İthalat, Azalan Üretim, Taşeronlaşma, Yoksulluk, Varlık Fonu 96

Kılıçdaroğlu Ne Söyledi?Değerli arkadaşlarım, Terör var, herkes can derdinde ama bunlar aynı zamanda mal derdinde; zam üstüne zam yağdırdılar. Kimse nasıl olsa farkına varmaz, giydir giy-dirdiğin kadar. Ne oldu bu arada? Asgari ücrete de zam yaptılar. Nekadar? Yüzde 8. Asgari ücret artışını duyduğumda açıklama yap-tım, dedim ki: “İstirham ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, SayınBaşbakan, sayın bakanlar, sayın milletvekilleri bin 404 lira ile biray geçinsinler, asgari ücretlinin derdi nedir öğrensinler, bin 404 liraile bir geçindirilebiliyor mu, geçindirilemiyor mu?” Bunu sordum,vay sen misin bunu soran… Bakın, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanının yaptığı açıklama: “Kılıçdaroğlu’nun duygusal tahrikedici konuşmasını doğru bulmuyorum.” Duygusal olabilir ama tah-rik edici değil. Bin 404 lira vermişsin, ben sana adam gibi soru so-ruyorum: Bin 404 lirayla sen geçinebilir misin, geçinemez misin?Bir ay dene, ertesi ay yine maaşını alacaksın, bir ay bir dene ger-çeği bir gör. Ve şunu söylüyor: “Kendisi iktidar olsa yapabilecekmidir bunları?”, yani asgari ücreti artıracak mıdır diyor. Yaptığı-mızdan haberi de yok. Yine bilgi vereyim. Seçimlerde dedik ki,“Asgari ücret net bin 500 lira olacak.” CHP’li bütün belediye baş-kanları –doğu batı, güney kuzey- nerede varsa asgari ücret net enaz 1 500 liradır. Söz verdik ve gereğini yaptık. BİZ DELİ DUMRUL KÖPRÜSÜ İSTEMİYORUZ Elektriğe zam, sosyal güvenlik kurumlarının muayene ücretiyüzde 20 ila yüzde 60 arasında zam, otoyollara yüzde 15 zam,köprü geçişlerine yüzde 48 zam, cep telefonlarına ÖTV yüzde 33zam, müze ücretlerine yüzde 400 zam, oto gaza, doğal gaza, ben-zine, mazota, hepsine zam. Ama bir şeyde indirim yapmışlar, Os-mangazi Köprüsünün yol geçişinde indirim yapmışlar. Sanıyorlarki milleti kandıracağız. Ya arkadaş, sen her gün 40 bin araç üzerin-den işverene para ödeyeceksin; 30 bin araç geçtiyse 10 binini öde-yeceksin; 5 bini geçtiyse 35 bininin ücretini sen ödeyeceksin. Nedirbu biliyor musunuz? Hayatı boyunca o köprüden geçmeyecek olanBayburtlu da, Ardahanlı da bu parayı ödüyor ve buna da diyorlar ki“Biz köprü yaptık.” Sen köprüyü bu milletin garibanının sırtındanyaptın. Köprü yapılsın mı? Elbette yapılsın ama Kendi yandaşla-rına daha büyük para aktarmak için yapılmasın. Deli Dumrul Köp- 97

Umut Veli DEVELİrüsü istemiyoruz biz. Bakın, Boğaz Köprüsünden geçiş oluyor, pa-rayı devlet alıyor, bir mesele yok. Peki, öbür köprüden? Parayıdevlet almıyor, tam tersine devlet cebinden onlara para ödüyor. HALKIN GÜNDEMİNDE ANA SORUN İŞSİZLİK Değerli arkadaşlarım, gündemimizde Anayasa değişikliği var,referanduma gidilecek ama halkın gündeminde ne var? Halkın gün-deminde birinci sorun işsizlik. Ne diyorlar? “18 yaşına bastın mımilletvekili olacaksın” diyorlar. Bir gencin babası geldi. “Oğlum18 yaşında değil, 28 yaşında, kaç yıldır işsiz. Biz milletvekilliğifalan istemiyoruz, biz çocuklarımıza önce iş istiyoruz, iş, iş, iş, işistiyoruz” diyor. İKİ YILDA İŞSİZ SAYIMIZ 771 BİN ARTTI İşsizlik… Ne diyorlar? “Efendim, yeni Anayasa değişikliğiylebiz Türkiye’yi uçuracağız” diyorlar. On beş yıldır Türkiye’yi sizyönetiyorsunuz. Siz, Türkiye’yi uçurdunuz da birisi kalkıp engelmi oldu? Kaldı ki iki yıl fiilen başkanlık sistemi uygulanıyor. SayınCumhurbaşkanı Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor, Başba-kanlık koltuğu zaten boş, o da Cumhurbaşkanı yardımcısı gibigörev yapıyor. Siz, değerli vatandaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanıbir şey söyleyecek de Binali Yıldırım buna itiraz edecek, aklınızagelir mi böyle bir şey? Tam tersine esas duruşta. Geçen gün de söy-ledim. Sayın Erdoğan’ı 500 metre uzaklıkta görse yüz düğmesivarsa on saniyede hepsini ilikler. Hangi çift başlılık? İki yıldır, neiki yılda? İşsiz sayımız 771 bin arttı, 771 bin kişi işsizlik ordusunakatıldı. Hani siz Türkiye’yi uçuracaksınız! Son iki yılı bir görelimbakalım, son iki yılda şunu yaptık, bunu yaptık, işsizliği azalttıkdeyin, biz de inanalım, vatandaş da inansın. Tam tersi, Türkiye birfelaketin eşiğine ağır ağır yuvarlanarak gidiyor değerli arkadaşla-rım. BİZİM İŞSİZ ORDUMUZ TÜRKMENİSTAN, NORVEÇ NÜFUSUNDAN DAHA FAZLA İşsizlik oranında resmî rakamlar açıklandı, yüzde 12.1 iş ara-yanlarda. Bir de iş aramaktan ümidini kesenler var. “Niye umu-dunu kestin?” diye soruyorlar. “Yıllardır iş arıyorum, işbulamadım” diyor. “Peki, iş bulsan çalışır mısın?” “O zaman seni 98


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook