Important Announcement
PubHTML5 Scheduled Server Maintenance on (GMT) Sunday, June 26th, 2:00 am - 8:00 am.
PubHTML5 site will be inoperative during the times indicated!

Home Explore TÜRK DİLİ- I

TÜRK DİLİ- I

Published by Perihan Tekeli, 2022-10-06 13:31:48

Description: TÜRK DİLİ- I

DİL VE KÜLTÜR

Search

Read the Text Version

300 Dr. Gül ULUĞTEKİN Bu çerçevede dil bilinci kavramından söz etmek gerek. Dil bilinci kavra- mı genellikle kural koyma ve kurallara uyma, bazen de dile sahip çıkma iste- ği olarak anlaşılıyor (Alpay, 2014, s. 31). Ancak dil bilinci belirli bilgilere da- yanmanın ve onlarla sürekli beslenmenin ötesinde “bu bilgilerin toplamına verdiğimiz ad değil, bilgilerin oluşturduğu matrisler yoluyla işleyen bir zih- nin seçimler yapma, başka bir deyişle, bilgi kullanma yetisinin adı olmalı.” (Alpay, 2014, s. 31). Buna göre dil bilincinin; dinamik bir süreçte dildeki de- ğişimleri izlemek, toplumdaki değişimlerin dildeki görünümlerinin farkın- da olmak, bireyler olarak dili kullanırken tercihte bulunmak gibi yansıma- ları olmalıdır. Brendemoen’e göre ana dili konuşurlarının neyin doğru neyin yanlış ol- duğu konusunda doğal bir bilinci vardır ve bu bilinci geliştirmek okulların görevlerinden biridir (2006, s. 38). Okullardaki Türkçe eğitiminin kuvvet- lendirilmesi için önlemler almak, yabancı dillerin etkisini azaltmak için de tutulması gereken yoldur (Brendemoen, 2006, s. 38). Ölçünlü dil eğitiminin kalitesini yükselterek dille ilgili konularda bilinç uyandırmak, dil planlama- sı çalışmalarının bir parçası olarak düşünülebilir. Dilde farklılık arz eden her türlü yeniliğe karşı çıkan muhafazakâr tutum, dilin en temel özelliklerinden olan değişime direnç anlamına geldiğinden gerçekçi değildir. Ancak dille ilgili değişimin farkında olmak ve değişimin yönünü bir ölçüde belirlemek, dili kullanan toplumsal grupların ve bireyle- rin elindedir. Gündelik hayatta bireyler özellikle yazı dilinde kullanacakla- rı sözcüğün kökünü ayırt etme, sözcük seçimlerini buna göre belirleme gibi tercihlerde bulunabilir. Dil bilimciler arasında yeni kullanımların iletişimde işlev gördüğü sü- rece ölçünlü dili tehdit etmediği kabul görse de dildeki yenilikleri eleştirel bir bakışla gözlemlemeyi sürdürmek gerekir. Örneğin, benzer sosyoekono- mik arka plandan gelen gençler arasında işlevsel olacak bir kullanım, farklı kuşaklar arasında iletişim işlevini tamamen bozabilir. Bu açıdan uzlaşmayı sağlayan ölçünlü dilin farklı dil varyantları içindeki yeri önemlidir. Ana dili bilinci Türkçeyi bilimsel olarak görmeyi ve dilin güçlü yönleri- nin farkında olmayı içerir. Aynı zamanda dille ilgili konularda meraklı ve uyanık olmayı, teknolojik ve toplumsal gelişmelerin dile etkileri üzerine araştırmayı ve düşünmeyi gerektirir.

Popüler Dil Tartışmaları ve Türkçe 301 Okuma Parçası Dil Bilincinin Önemi1 “Türkçenin Yabancı Dillerin Etkisinde Kalmasıyla Ortaya Çıkan Sorunlar” çerçevesinde “Dil Bilincinin Önemi” konusunu ele alırken, genellikle betim- leyici yönteme yakın durmaya çalıştığımı belirtmeliyim. Yöntem konusu Türkçe sorunlarının incelenme biçimini ilgilendirdiği kadar, içeriğini de ilgilendiriyor. Uygulamadaki Türkçe sorunlarından bir bölümünün, Türkçe dilbilgisi alanında hâlâ egemen olan kuralcı anlayıştan kaynaklandığını söylemek herhalde fazla yanlış olmaz. Türkçe sorunları çerçevesinde epey söz üretiliyor. Ne var ki söz üreten- ler arasında, “dil bilinci” kavramından “dilin doğru kullanılması”nı anlayan- lar çoğunlukta. Herkes bol bol dil yanlışı buluyor ama kimin hangi ölçütü kullandığı pek açık değil. Birine göre yanlış olan, diğerine göre doğru. Bi- limsel ölçütler bilinip yaygınlaşsa, yanlış sıfat enflasyonundan da biraz ol- sun kurtulabileceğiz. [. . . .] Dil bilincini kural bilgisiyle karıştırmayıp bilimsel bir bakış açısı olarak tanımladığımız ölçüde dille ilgili tüm tavırlarımızın temelinde bu bilincin yer alması gerekir. Günümüz dilbiliminin, giderek göstergebilimin temel ka- bullerini gözden kaçırmayan bir perspektifinden söz ediyorum. Bu perspek- tifte, insanın anlatım (ifade) gereksinimleri ile bir dizge olarak dilin kendi gereksinimlerini bir arada göz önüne almak durumundayız. Dil devrimi, Türkçeyi kendi köklerine ve üretkenliğine kavuşturdu. Bu- gün ise bu kez İngilizcenin etkisiyle yeni imla ve söyleyiş sorunlarıyla karşı karşıyayız, yine yapısal sorunlar ortaya çıkıyor. Dile yeni anlatım olanakları katabilen ve yapısal bir zarar vermeyen ye- nilikleri bir yana bırakalım. Onlarla savaşmak, yabancı düşmanlığına vara- bileceği gibi, dile zararlı da olabilir. Dilin yenilenmeye gerek duyduğu, bu- nun bir bölümünün ister istemez dışarıdan karşılanacağı unutulmamalı. Yeni sözlere bakışımızda ölçüt şu olmalı: Gelen söz, sözcük ya da yapı, dilin 1 N. Alpay’ın Dilimiz, Dillerimiz kitabından ss. 159-163’ten özetlenerek alıntılanmıştır.

302 Dr. Gül ULUĞTEKİN üretkenliğine ve anlatım olanaklarına zarar veriyor mu? Vermiyorsa, özenti de kokmuyorsa, neden karşı çıkalım? Karşı çıkılacak, bilincinde olunacak yeterince etki var. Türkçenin kendi- ne özgü anlamsal vurgulama olanaklarının bir bölümü, kötü çevirilerin et- kisiyle unutulma, aşınma sürecine girmiş durumda. [. . . .] [K]üreselleşme denen süreç nedeniyle İngilizceden kaçmamızın olanağı yok. Ancak böyledir diye İngilizcenin etkisiyle ortaya çıkan sorunlardan, bu etkinin işgal biçimini almasından kaçınmanın yolu yok mudur? İngilizceyi ya da başka bir dili öğrenirken aynı zamanda Türkçeyi yetkinleştiremez mi- yiz? Evet, yetkinleştirebiliriz. İki ya da daha fazla dili bir arada bilmek ve kul- lanmak, bireyler için de toplumlar için de olanaklı. Türkçe, yabancı diller karşısında neden bocalıyor peki? Ben, İngilizce et- kisinin, Türkçeden kaçış duygusuyla birleştiğini düşünüyorum. [. . . .] Türkçenin üretkenliğini korumak istiyorsak İngilizceden gelen sözlerin/ sözcüklerin yerine Türkçesini yerleştirmeliyiz. Ancak kısalık, söyleyiş kolaylığı, başka sözcüklerle karışmama gibi özel- likler gözetilmezse İngilizceden gelenin ağır basacağından kuşkumuz olma- sın. Biz “e-posta yollamak”, “elmek yollamak” gibi beş ya da altı hecelik sözle- ri yerleştirmeye çalışırken üçer hecelik “meyl atmak” ve “meylleşmek” fiilleri atı alıp Üsküdar’ı geçiyor. Biz okumuşlar “izlenme oranı” türünden karşılık- lar önerirken bakıyoruz “reyting” sözcüğü, o ünlü “-ing” ekiyle birlikte Türk- çeye girmiş bile. Bu durumda dilcilere de olsa olsa fiilî durumu kayda geçir- mek (imla kılavuzuna almak) kalıyor. Yinelemekte yarar var, dil bilincinin yetersiz kaldığı baskıcı ortamlarda belirleyici etmen, kültürel çekicilik (cazibe) ve söyleyiş kolaylığı, başka bir deyişle Türkçeden kaçış oluyor. Ana dilinin korunması gibi bir kaygının öne çıkabilmesi için demokratik bir sevgi ortamı, daha geniş bir ufuk ve bilim- sel bir dil bilinci gerekli.

Popüler Dil Tartışmaları ve Türkçe 303 Önerilen Kaynaklar “Geometri (Kitap)” https://tr.wikipedia.org/wiki/Geometri_(kitap) “Açık ve Kapalı E”. https://www.youtube.com/watch?v=lMjPj1_XsKs Crystal, D. “The Effect of New Technologies on English”. (9 Kasım 2013 tarihli Belgrad söyleşisinden) https://www.youtube.com/watch?v=qVqcoB798Is “Doğru Zannettiklerimiz”. https://www.youtube.com/watch?v=tiHdX2ThVmM Ong, W. Sözlü ve Yazılı Kültür. Metis Yayınları: İstanbul, 2003. “Yazarız Ama Söylemeyiz”. https://www.youtube.com/watch?v=9huk3OSijpM Kaynakça Alpay, N. (2014) Dilimiz, dillerimiz. İstanbul: Metis Yayınları. Alpay, N. (2018). Dil meseleleri. İstanbul: Metis Yayınları. Balçık, M. (2006). Televizyon dünyası ve dil tartışmaları. Menz, A. ve Schroeder, C. (Ed.), Türkiye’de dil tartışmaları içinde (ss. 85-118). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Belge, M. (2006). 1980’ler sonrası Türkçe. Menz, A. ve Schroeder, C. (Ed.), Türkiye’de dil tartışmala- rı içinde (ss. 11-23). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Brendemoen, B. (2006). Popüler tartışmada hatalar ve normlar. Menz, A. ve Schroeder, C. (Ed.), Türkiye’de dil tartışmaları içinde (ss. 25-39). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Çotuksöken, Y. (2008). Uygulamalı Türk dili.: İstanbul: Papatya Bilim. Demir, N. ve Yılmaz. E. (2003). Türk dili el kitabı. Ankara: Grafiker Yayıncılık. Duman, D. (2013). Medyada “doğru” Türkçe tartışmaları üzerine: betimleyici-kuralcı yaklaşımlar ve ötesi. Bilig, 151-174. https://dergipark.org.tr/tr/pub/bilig/issue/25367/267749. Gökdayı, H. (2008). Dil kullanımını değerlendirmede doğru ve yanlış. Erdem, 91-109. Koçyiğit, S. (2013). Sözün bestesi diksiyon. İstanbul: Mitos-Boyut Yayınları. Küçük, S. (2007). Dil kirliliğinin Türkçemize yansımaları. Türk Dili, (Eylül), 504-514. Menz, A. (2006). Kılavuzlarda ve kullanımda Türkçe imla”. Menz, A. ve Schroeder, C. (Ed.), Türkiye’de dil tartışmaları içinde (ss. 41-71). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Yaman, H. ve Erdoğan, Y. (2007). İnternet kullanımının Türkçeye etkileri: nitel bir araştırma. Journal of Language and Linguistic Studies, 3(2), 237-249. Sıra Sizde Cevap Anahtarı Şair ve yazarların dilin doğru kullanımını bilip de kullanmama hakkına sahip oldukları söylenebilir. Elbette her edebiyatçı kendi yazımından sorum- ludur ve bir sanat eserinde noktalama yanlışı aranmaz. Ancak kişiye özgü yazım, sanat eserlerine aittir ve üslubun bir parçası olarak işlev taşır. Edebiy- at dışı metinlerde ise okumayı ve anlamayı zorlaştırdığından kabul edilemez (Menz, 2006, s. 70). Ayrıca yaratıcı dil davranışını, kuralları ihlal eden bozuk

304 Dr. Gül ULUĞTEKİN kullanımlarla karıştırmamak gerek. Edebî eserlerdeki biçimsel ve anlam- sal sapmalar, söz varlığını ve ifade biçimlerini zenginleştiren ve sanatçılara tanınan bir ayrıcalık olarak değerlendirilir (Gökdayı, 2008, s. 95). Edebî dilin söz varlığı ve söz dizimi açısından standart dilden sapması ve bu durumun edebî yaratıcılık bağlamında değerlendirilmesi söz konusudur. Yaratıcı dil, yerleşik kuralların dışına çıkar ancak söz konusu olan yazmayı bilmemekten kaynaklanan bozuk bir Türkçe değildir (Alpay, 2018, s. 245). Dili bozma gereğini duyan yazarın bunu haklı çıkaracak gerekçeleri vardır (Alpay, 2018, s. 245).


Like this book? You can publish your book online for free in a few minutes!
Create your own flipbook